Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, A Haber-Atv-A Para-A News-A2-A Haber Radyo ortak yayınıyla ekrana getirilen “Gündem Özel” programına konuk oldu.
Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nden gerçekleştirilen ortak yayında, Cem Öğretir, Nihan Günay ve Salih Nayman’ın sorularını cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya Ulusal Mutabakat Hükûmet Bakanlık Konseyi Başkanı Fayez Al Sarraj ile bugün gerçekleştirdiği görüşmenin içeriğinin sorulması üzerine Sarraj ve Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar ile üçlü bir görüşme gerçekleştirdiklerini söyledi.
Görüşmede, Libya’daki mevcut gelişmeleri değerlendirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sarraj oranın meşru bir Başbakanı ama onun karşısındaki Hafter denilen zat kesinlikle böyle meşru bir başkan veya başbakan filan değil, sadece illegal bir yapısı, görüntüsü olan bir kişi. Ve uluslararası zaten üzerinde mutabakatın olduğu bir isim de değil. Uluslararası bu noktada karşılığı olan kişi Sarraj’ın kendisidir” dedi.
“DOĞU AKDENİZ’DEKİ PLANLARI BOŞA ÇIKARTTIK”
Libya ile kısa bir süre önce deniz yetki alanı sınırlandırması, güvenlik ve askerî iş birliği içeren mutabakat muhtıraları imzaladıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, deniz yetki alanlarıyla ilgili imzalanan mutabakat muhtırasının Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylandığını ve Birleşmiş Milletler’e de tescil edilmesi için bildirimde bulunduklarını kaydetti.
Bu anlaşmalarla Akdeniz’de hem Libya’nın hem de Türkiye’nin hakkının korunmuş olacağının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Türkiye aleyhine tek taraflı adımlar atılmasına izin vermeyeceğimizi açıkça ortaya koyduk. Ve bunu son NATO Zirvesinde de Miçotakis’le heyetiyle şahsım ve heyetim olmak üzere yaptığımız görüşmede kendilerine de söyledik, onlar hâlâ belli beklentiler içerisinde. Dedik ki, burada biz her şeyi uluslararası hukuka dayalı olarak yapıyoruz ve bundan sonra da uluslararası hukuka göre buradaki attığımız adımları atmaya devam edeceğiz. Doğu Akdeniz’i uluslararası hukuku ve Türkiye’nin haklarını hiçe sayarak paylaşıma gidenler attığımız adımdan tabi ki rahatsızlık duyuyorlar. Dayatılmaya çalışılan planlar var burada. Haklı bir adımla biz bunun ne yaptık, boşa çıkarttık. Ve daha da ileri gideceğim, burada Sevr’in aslında ters düz edilmesi var, böyle bir adım atılmış durumda.”
“LİBYA’YA HER TÜRLÜ DESTEĞİ VERMEYE HAZIRIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya’nın asker talebinde bulunması hâlinde de Libya’ya her türlü desteği vermeye hazır olunduğunu, uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli adımları atacaklarını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin iki sondaj ve iki sismik araştırma gemisiyle Akdeniz’de faaliyetlerini yürüttüğünü, üçüncü bir sondaj gemisinin da alınacağını ve Karadeniz’de yapılması gereken çalışmalar olduğunu ifade etti.
Türkiye’nin Libya ile olan anlaşmasından Yunanistan’ın rahatsız olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz onlar rahatsız olsun diye bir çalışma yapmıyoruz. Sadece bu sularda Libya ve Türkiye’nin hakları var, bu hakkın korunması gerekir diyoruz. Fakat şu talihsizliğe bakın ki, maalesef ülkemizin içinden ve dışından birileri bu konuda çok rahatsız oluyor ve bu rahatsızlık sebebiyle de işte bu ileride çok farklı bazı sıkıntılara neden olabilir gibi laflar ediyorlar. Ya siz kimden yanasınız ya? Siz Türkiye’den, Türk milletinden yana mısınız, yoksa değil misiniz? Bunu çıkın açıkça söyleyin. Öyle de olsa, böyle de olsa biz şu anda buralarda bu çalışmalarımızı milletimizin ve ülkemizin ali menfaatleri için sürdüreceğiz. Son yaptığımız Libya anlaşması bu konuda hukuken de ülkemizin elini güçlendirmiş ve bu bölgede Türkiye’siz bir çözümün olmadığını da tüm dünyaya göstermiştir” değerlendirmesinde bulundu.
ABD Senatosunun 1915 Ermeni olaylarını “soykırım” olarak tanıyan karar tasarısını kabul ettiğinin hatırlatılması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD iç siyasetindeki kamplaşmanın Türkiye aleyhine sonuçlar doğurduğunu, bazı çevrelerin ABD Başkanı Donald Trump’ı zayıflatmak amacıyla Türkiye ile ilgili gelişmeleri kendi çıkarları için suiistimal ettiklerini söyledi.
“ABD’Yİ MÜTTEFİKLİK VE ORTAKLIK İLİŞKİLERİMİZE YAKIŞIR ŞEKİLDE HAREKET ETMEYE DAVET EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu eylemler müttefiklik ilişkilerimizin ruhuyla bağdaşmadığı gibi, Amerika Birleşik Devletleri yönetimiyle 17 Ekim tarihinde Suriye konusunda varılan mutabakata da aykırıdır. ABD Kongresi’nin ilişkilerimizin özüyle ilgili olmayan meseleleri iç siyaset malzemesi yapmaya son vermeye, müttefiklik ve ortaklık ilişkilerimize yakışır şekilde hareket etmeye davet ediyoruz. Yönetimden beklentimiz ise ilişkilerimize daha fazla zarar verebilecek adımların önlenmesi için gerekli tedbirlerin bir an önce alınmasıdır” dedi.
Türkiye’nin arşivlerini açtığını ve tarihçilerin, hukukçuların incelemesine sunduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuya ilişkin kararın siyasilerin vereceği bir karar olmadığını vurguladı.
ABD Senatosu’nun aldığı kararın siyasi olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu kararlarınızın hukuka uygun hiçbir yanı yok. Hukuka uygun olmayan yanı olmadığına göre, bunları bizim zaten kabul etmemiz de mümkün değil. Ve şu anda kendileri de zaten bize söylüyorlar aslıda, diyorlar ki, bu alınan kararın kıymeti harbiyesi yok, bizzat kendileri söylüyor, isimlerini vermeme gerek yok” diye konuştu.
“ABD’NİN İLİŞKİLERİMİZDE TAMİRİ MÜMKÜN OLMAYAN ADIMLAR ATMAMASI ÖNEMLİ”
“Sizin kabul etmeniz, bizim de sizin karşınızda çok daha farklı bazı Parlamento kararlarıyla çıkmamızı getirir” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Kızılderililerin tarihi Amerika’nın yüzkarasıdır. Buna benzer Afrika’da yaşanan birçok şeyler var. Şimdi 60 kadar ülke buna benzer karalar almışlar. Şimdi Ruanda’da Fransızların yaptığı katliamları bir kenara koymak mümkün mü? Cezayir’de Fransızların yaptığı katliamları bir kenara koymak mümkün mü? Senegal’de adadan köle ticareti yaparak ta Amerika’ya kadar hücrelerde günlerce beklettikten sonra köle ticareti yaptılar bunlar, aynı insanlar. Biz de ne yapacağız? Bütün bunların hepsini dünya kamuoyuna açıklayacağız, çünkü bunların elimizde belgeleri var, arşivlerde belgeleri var. Bunlarla beraber biz savunmada değil taarruzda olacağız ve Batının o tarihi ırkçılık ve sömürgecilik tarihi olduğunu ortaya koyacağız. Bunca katliam ve soykırım ortada duruyorken, bizim gibi övünülesi bir tarihî olan millete bunlar ses çıkaramazlar.”
ABD Senatosu’ndan çıkan karara karşı Kürecik ve İncirlik üslerinin kapatılıp kapatılmayacağı sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeri geldiği zaman otururuz bütün heyetlerimizle beraber, kapatılması gerekiyorsa İncirlik’i de kapatırız, kapatılması gerekiyorsa Kürecik’i de kapatırız. Bütün mesele, eğer karşımıza bizim yaptırımlar gibi tedbirlerin hayata geçirilmesi durumunda biz de bunlara mütekabiliyet çerçevesinde gereken cevabı veririz. ABD’nin ilişkilerimizde tamiri mümkün olmayan adımlar atmaması her iki taraf için de çok önemlidir” cevabını verdi. Türkiye’nin bir kabile devleti olmadığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, mütekabiliyet esasına dayalı olarak adımlar atılacağını söyledi.
“SURİYE’DE DERDİMİZ PETROL DEĞİL, HUZUR”
Soru üzerine Barış Pınarı Harekâtı’na ilişkin bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD ve Rusya’nın varılan mutabakatlara rağmen bölgeden terör örgütü YPG, PYD’yi çıkartamadıklarını, bunun üzerine Türkiye’nin gerekenleri yaptığını bildirdi.
Terör örgütünün Deyrizor’daki petrolü ABD ile hareket ederek Suriye rejimine sattığını, Kamışlı’da petrolün Rusya ile Suriye rejiminin kontrolünde bulunduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak biz derdimiz petrol filan değil. Derdimiz burada yaşayan insanların biz huzurunu nasıl sağlayacağız?” ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Suriye’den kaynaklanan terörle mücadeledeki kararlılığın tam olduğunu belirterek, “İnşallah bu Barış Pınarı noktasında kararlılıkla mücadelemizi sürdürürüz. Ve çok uzun bir süre olmasa dahi burada eninde, sonunda bir neticeye varırız” şeklinde konuştu.
Batılı muhataplarına terör örgütü YPG-PYD’nin Kürt olarak ifade edilmesinin Kürtlere yapılan saygısızlık olduğunu defaten söylediğini ancak onların buna ikna olmadıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Biz gerek vatandaşlarımız olan Kürt kardeşlerimizi, gerekse Suriye’nin kuzeyinde olan Kürt kardeşlerimizi terörist olarak kabul etmiyoruz ki. Onların içerisinden terörist çıkabilir, onların içinden terörist çıktığı gibi, daha farklı etnik unsurların içerisinden de teröristler çıkıyor, dini gruplar içerisinden de teröristler çıkıyor bunları da görmemiz lazım. Ama bunlar ne dense yatıyorlar, kalkıyorlar PYD, YPG diyemiyor bunu söylüyor. En sonunda bunu da kamufle etmek için ne yaptılar? SDG dediler, yani Suriye Demokratik Güçleri adını da böyle demokratik güçleri olarak kamufle ettiler. Bugüne kadar neredeydi SDG var mıydı SDG diye bir şey? Yok. Ama son zamanlarda bir kamuflaj SDG bunu uydurdular. Bütün işleri maalesef alavere dalavere yaptıkları iş bu. Biz de tabi bunlar karşısında diyoruz ki, bakın PKK’nın bunlar yan kuruluşlarıdır. Belge mi? Buyurun size belge, hepsini gösteriyoruz. Çünkü bu YPG, PYD bunlar PKK’nın yan kuruluşlarıdır. Abdi Şahin denilen kişi adeta bölücü başının biliyorsunuz. Yani manevi oğlu diyebilirsin, beslemesi diyebilirsin ne dersen de böyle bir konumda. Ee bununla Amerika’nın en üst kademesi görüşme yapıyor, aynı şekilde Rusya görüşme yapıyor. Şimdi böyle olduğu zaman bir netice alınamaz ki. Kaldı ki, bu biri de kırmızı bültenle aranıyor. Böyle olduğuna göre biz eğer ortaksak, bir dayanışma içinde olacaksak, NATO’da berabersek, terörizme karşı bir mücadele vereceksek ki bu NATO toplantısında bunların hepsini konuştum. O zaman siz nasıl oluyor da bu tür terörist başlarıyla bir terör sevici konumuna düşüyorsunuz? Bunları bir düzeltmemiz lazım. İnanın hiç umurlarında değil.”
“PKK’YA AĞIR DARBELER İNDİRDİK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir soru üzerine terör örgütü PKK’ya yönelik olarak Kandil’e sürekli harekâtlar yapıldığını dile getirerek, son dönemde PKK’ya ağır darbeler indirdiklerini, eylem yapamaz hâle getirilen terör örgütünün eleman devşirme ve Türkiye’ye sızma noktasında artık tıkanma aşamasında olduğunu söyledi.
Terör örgütü PKK’nın elebaşlarının, örgüt için kaçırılan genç kızları taciz ettiğini, örgütün ahlaki olarak da tükendiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu terör örgütü ve terör örgütünün şu anda dışarıdaki sevicileri bu tabloları değerlendirmeye almıyor. Parlamentoda bunların temsilcileri yok mu? Var. Peki, Parlamentodaki temsilcileri bu tablolar karşısında ya bunlar ne yapıyor dediklerini hiç duyduk mu? Hayır, duymadık. Ve hâlâ utanmadan sıkılmadan bunları savunmaya kalkıyorlar. Neyi savunuyorsunuz ya?” şeklinde konuştu.
Yapılan operasyonlarla Kuzey Irak’ta da hareket edemez hâle gelen terör örgütünün Sincar, Mahmur ve Kerkük’te faaliyetlerini yoğunlaştırdığını, Sincar’ın ikinci Kandil olma yolunda ilerlediğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz PKK ile mücadelenin DEAŞ ile olduğu gibi kararlı ve ortak şekilde yapılması gerektiği görüşündeyiz. Bugün terör örgütleri arasında ayrım yapanlar, gelecekteki felaketlerin de tohumlarını ekmektedirler. Bu nedenle Irak Hükûmeti’ne çağrıda bulunuyorum gerek Merkezî, gerek Kuzey Irak; komşuluk hukukumuzun gereği olarak kendi topraklarından bize yönelik saldırılarda bulunan terör örgütlerini tasfiye etmelerini beklediğimizi söyledim” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mahmur’un Birleşmiş Milletler koordinesinde bir önemi bulunduğuna işaret ederek, “Kendilerine bizim ulusal güvenliğimizi, sizin de egemenliğinizi tehdit eden bu terör örgütüne karşı gerekli önlemleri almanız gerekir dedik. Kendilerine bu konuda askerî ve güvenlik iş birliği anlaşması imzalamayı önerdim. Arkadaşlarım taslağımızı kendilerine ilettiler. Şimdi Irak tarafının yanıtını bekliyoruz. Ve bu arada Silahlı Kuvvetlerimiz ve İstihbarat Teşkilatımız bir köşede terör odaklarına karşı tabii ki sessizce bekleyecek değildir. Biz Sincar’da olsun, diğer yerlerde olsun, isterse Mahmur olsun, bu teröristleri nerede tespit edersek tepelerine bineceğiz ve PKK tamamen tasfiye edilene kadar bu mücadelemizi de sürdüreceğiz” dedi.
ABD ve Batılı ülkelerin FETÖ ile mücadelede Türkiye ile olan ilişkilerinin sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ mensuplarına başta ABD olmak üzere Almanya, Fransa, Belçika barınma imkânı verdiğini, Yunanistan’ın da iltica hakkı vermeye başladığını ifade etti.
Bu ülkelere “Eğer siz bu adamları bize teslim ederseniz karşılığını görürsünüz, ama etmezseniz bundan sonra bunun karşılığını da bulamazsınız” dediklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın Almanya Başbakanı Angela Merkel ile bir telefon görüşmesi yapacağını, bu konuları tekrar dile getireceğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yarınki görüşmenin zannediyorum önemli ağırlık noktasını Libya’yla ilgili şu anda Berlin Zirvesi oluşturacak diye düşünüyorum, ama ben tabii bu konuyu da gündeme getireceğim” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2023, 2053 ve 2071 hedeflerine doğru asgari sapma oranlarıyla ilerlemeyi amaçladıklarını belirterek, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yapılan hizmetleri, Avrasya Tüneli, Marmaray, Yavuz Sultan Selim Köprüsü gibi eserleri, Birleşmiş Milletler’de Filistin için yaptığı konuşmayı görmeden eleştiride bulunduğunu anlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Acaba Filistin’le ilgili Kılıçdaroğlu’nun söylediği bir laf var mı? Yok. Ne diyordu? Suriye’den buraya gelenleri biz ne yapacağız dedi? Tekrar Suriye’ye geri göndereceğiz diyen adam bu değil mi? Bu adam. Sen hiçbir zaman bir defa mülteciler noktasında bu tür gerçekten topraklarından ötelenen, itilen, kakılan bu insanlar noktasında kapıları açmadın, tam aksine kapıların kapatılmasından yana oldun” değerlendirmesinde bulundu.
Muhalefet partisinin iktidara istikamet vermesi gerektiğini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ana muhalefet partisi CHP’nin ise şahsına ve ailesine hakaret etmekten başka bir faaliyeti bulunmadığını kaydetti. “Külliye’ye giden CHP’li meselesi”nin hatırlatılması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hiçbir CHP’li kalkıp da Külliye’ye gelmiş değil. Sadece Sayın İnce, partimizin Genel Merkezine cumhurbaşkanı adayı olduğu zaman oraya geldi. Benim yanımda arkadaşlarım, onun yanında da yine arkadaşları vardı bir nezaket ziyaretinde bulundu görüşmemiz odur ve nezaket çerçevesinde bu görüşmemizi yaptık, o da yine saraya gelmiş değil onların diliyle konuşuyorum, Külliye’ye gelmiş değil” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesine bir CHP milletvekili gelirse bunu gizlemek gibi bir derdinin de olmayacağını ifade etti.
“SEÇİM 2023 HAZİRAN’INDA YAPILACAK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, erken seçim iddialarıyla ilgili “Bizim seçimimiz 2023 Haziran’dır, yani buradan bizim bir sapmamız söz konusu değildir. Şimdi bu tür bazı yalan yanlış tarih açıklayanlar kendilerini buğday ambarında sananlardır. Varsın onlar kendilerini buğday ambarından sansınlar ama biz bu ülkede açıklanan tarihlerde seçim yapmasını birilerine öğreteceğiz, bunu öğrenecekler. Ve şu anda biz bütün hazırlıklarımızı 2023 Haziran’ına yapıyoruz. Ve bütün kongrelerimiz vesaire buna yönelik şu anda yürüyor” değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehir hastaneleri projelerinin birer birer hayata geçtiğini, faaliyetteki şehir hastanelerinden vatandaşların çok memnun olduğunu, yapımı devam eden şehir hastanelerinin de hızlı şekilde tamamlanacağını açıklayarak, “Yapılacak olan hastanelerle beraber Türkiye çok daha farklı bir yere gidiyor. Amerika bu işi başaramadı, Avrupa başaramadı ve biz bugün birçok ilaçları ücretsiz verir noktaya geldik” bilgisini paylaştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kafaları birbirine yapışık kardeşlerin ameliyatı için talimat verdiklerini, İngiltere’de bu tarz ameliyatlara giren Hintli Müslüman doktorla irtibat kurulduğunu, ailenin çok mutlu olduğunu ve daha önce İngiltere’de yapılan bir ameliyata da maddi destek veren armatör bir kişinin desteğiyle tıbbi operasyonun ilk etabının yapıldığını anlatarak, ayrıca SMA hastalarının ilaçlarının ücretsiz hâle getirildiğini, devlet olarak ilaçlar konusunda her şeyi yapmaya gayret ettiklerini kaydetti.
“KANAL İSTANBUL’U YAPACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kanal İstanbul kurulup faaliyete geçtiğinde Boğazlar kapatılacak mı efendim? Kanal İstanbul Montrö’yü aşma projesi midir?” sorusunu da şöyle cevaplandı: “Bu projeyi başlattığımız zaman, tabi attığımız adımda dünyadaki bütün kanalları incelettik, Süveyş’ti, Cebelitarık’tı vesaire, hepsinin incelemelerini yaptırdık. Şimdi Boğaz bizim için bir defa hukuki haklarımızı bile rahat kullanamadığımız yerdir. Bir hattır. Ve Boğaz’da çevre noktasında her an her türlü bir sıkıntı yaşayabilir miyiz? Selimiye’nin önünde biliyorsunuz o Independenta olayını yaşadık ve yedi ay, sekiz ay o orada ne yaptı? Tankerdi, yandı. Ve aynı şeyi zaman zaman yalılarımıza çarpan biliyorsunuz büyük tankerler, gemiler oluyor. Şimdi bir defa bizim Boğaz’ı bundan kurtarmamız lazım. İki; öyle bir kanal yapalım ki, bu kanal bizi bir defa birçok sıkıntılardan kurtardığı gibi, İstanbul’umuza yeni bir güzellik katsın, farklı bir güzellik katsın, çevreci bir kanal olsun, çevreci bir kanal olmanın ötesinde de burası bizim kontrolümüz altında olan bir kanal olsun. Yani bizi bağlayıcı herhangi bir şey burada söz konusu olmasın. İşte şu güzellik İstanbul’umuza ayrı bir zenginliği katacaktır ve bunun için de bu adımı attık. Ve şu anda bu tabi birilerini ciddi manada rahatsız ediyor. Niye rahatsız ediyor? Çünkü bunların zaten bu ülkede bir dikili ağaçları bile yok. Böyle güzellikler olduğu zaman da dayanamıyorlar buna ve dayanamazlar. Dayansalar da, dayanmasalar da biz inşallah burayı yapacağız. Eğer yap-işlet-devret’le müşteri bulduk bulduk, aksi takdirde biz burayı millî bütçemizle yapacağız. Şu anda hazırlıklar son safhada, hemen ihaleyi yapıp adımı atacağız. Görüşmeler var farklı ülkelerle, onları da yapıyoruz, ona göre de adımı atacağız.”
Kadın cinayetlerinin ve şiddet olaylarının önüne geçebilmek için hukuki bir çalışma olup olmadığı sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, yargı reformu kapsamında hazırlanan ilk yargı paketinin kanunlaştığını, bunu takip edecek mevzuat değişikliklerinin gündeme geleceğini, nerede eksik varsa onun üzerine gidileceğini söyledi.
Kadın haklarının güçlendirilmesi konusunda 17 yılda çok önemli mevzuat düzenlemeleri yaptıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sorunların sadece mevzuat değişikliğiyle çözülmesi de mümkün değil, yani bu da bir vaka. Kurumlarımızın ortak faaliyetlerle yürütecekleri çalışmalar da bulunmaktadır. Bu konuda Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın koordinasyonunda önemli çalışmalar şu anda yapılmaktadır. Aile Bakanlığımız, Adalet, İçişleri, Millî Eğitim ve Sağlık Bakanlıklarını da bir araya getirerek 2020 ve 2021 yıllarında yürütülecek çalışmaları acil faaliyet planı adı altında belirlemiştir” değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadına şiddet olaylarında önemli olanın olayın hiç vuku bulmadan önlenmesi olduğunun altını çizerek, “Kadına yönelik şiddetle mücadelede önleyici politikalar üzerinde hassasiyetle durulması gerekiyor. Kadınların, eşlerin, annelerin, kızların zalimliğe maruz kalmadan birtakım önlemlerin alınması gerekir. Onların şiddete maruz kalmadıkları bir ortam sağlamak şart. Bu konuda bütün toplumun 7’den 70’e eğitilmesi ve bilinçlenmesi gerekiyor. Medyanın bu şiddet olaylarını ele alış tarzından örgün eğitime varıncaya kadar birçok alanda insanımızın da tabi bilinçlendirilmesi gerekiyor. Bütün kurumlarımızın hep birlikte risk unsurunu tespit edip ortak çabayla hareket etmesi gerekiyor” sözlerine yer verdi.
Kadına yönelik şiddet olayının ardından zanlının adli kontrolle serbest bırakılmasını eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Böyle bir şeye ben mesela tahammül edemiyorum, olmaz bir şey, bunun bedelini ödemesi lazım. Girsin cezasını çeksin, çünkü o adli kontrolle serbest bırakıldığı zaman o kadıncağıza tekrar aynı şeyi yapmayacağının garantisi var mı?” ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kadınlara yapılan şiddetin her türlüsünü bir defa şiddetle kınıyorum. Bu feryadın dinmesi için de ne gerekiyorsa ben Cumhurbaşkanı olarak elimden geleni sonuna kadar yapacağım ve arkadaşlarımla da bunların hep müzakerelerini yapıyoruz ve arkadaşlar buradan asla taviz veremeyiz diyorlar” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, soru üzerine basketbolcu Shane Larkin’i Millî Takım’da görmek istediğini, vatandaşlık konusunda gerekeni yapmaya hazır olduklarını söyledi.
UEFA’nın Türkiye Millî Futbol Takımı’nın asker selamına karşı verdiği kınama cezasını beklemediğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ben Macron’un kendisine dedim ki; bak dedim, Griezmann sana benzer bir selam yaptı, size ceza yok. Bizimkiler şu anda UEFA’da, bu iştir dedim filan, gülmeye başladı. Yani siyaseti her yere maalesef tabii bulaştırıyorlar. Şurada bizim bu gençlerimizin bu sevdasından daha doğal ne olabilir? Hem tribünleri selamlıyorlar, hem de tribünlerin şahsında kimi selamlıyor? Askerimizi selamlıyor. Yeri geldi, ben de selamladım, nasıl selamlamayayım? Bu Mehmetçiğimizi selamlamayacağız da nereyi selamlayacağız?” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Futbol Şampiyonasında Türk Millî Takımı’nın Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de oynayacağı maçlara gitme durumunun olabileceğini belirterek, İtalya-Türkiye maçının da Roma’da oynanacak olmasını enteresan bulduğunu dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsviçre’nin Cenevre kentinde mültecilerle ilgili geniş bir toplantıya katılacağını ardından da Malezya’ya geçeceğini belirterek, orada da Türkiye, Malezya, Endonezya, Pakistan ve Katar’ın liderlerinin katılacağı bir beşli zirve gerçekleştirileceği açıkladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kanada Başbakanı Mark Carney, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin, anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetini tarihî dönemdeki ziyareti vesilesiyle Türkiye’de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade ederek, kendisine “hoş geldiniz” dedi.
İki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile bugünkü görüşmelerinde ikili ilişkileri etraflıca değerlendirdiklerini, bölgesel ve küresel meselelere değinme imkânı bulduklarını söyledi.
“TİCARET HACMİMİZİ İLK OLARAK 5 MİLYARA, AKABİNDE 10 MİLYAR DOLARA ÇIKARMAYI TEMENNİ EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu yönde atacağımız somut adımları içeren bir eylem planını da bugün kabul ettik. Öncelikle ticaret ve yatırımların artırılmasını teminen Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerine yılsonundan önce başlanmasını kararlaştırdık. Bu sürece paralel olarak ekonomi alanındaki ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almak üzere Ortak Ekonomik ve Ticari Komite dâhil mevcut mekanizmaları daha etkin şekilde kullanacağız. Bu komitenin müteakip toplantısına 2027 yılında bu defa özel sektörlerimizin de katılımıyla ev sahipliği yapacağız. Atacağımız bu adımlarla hâlen yaklaşık 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi ilk olarak 5 milyara, akabinde de 10 milyar dolara çıkarmayı temenni ediyoruz.”
Güncellenen Hava Ulaştırma Anlaşması ile iki ülke arasındaki doğrudan uçuşları yaklaşık iki katına çıkaracaklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün ayrıca üçüncü ülkelerde ortak yatırım fırsatlarını da değerlendirdik. Afrika’dan Latin Amerika’ya, Orta Asya’dan Uzak Doğu’ya kadar geniş bir coğrafyada önemli işbirliği fırsatlarının bulunduğuna inanıyoruz. Yarın Türk Eximbank ile Kanada İhracatı Geliştirme Kurumu arasında imzalanacak mutabakat zaptının üçüncü ülkelerde ortak projelere vesile olmasını temenni ediyoruz” diye konuştu.
Kanada ile savunma sanayii ve nükleer enerji alanlarında yakın temas hâlinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayii iş birliğinin önemine vakıf iki müttefik olduklarını kaydetti.
Bunu son olarak Ankara’da yapılan NATO Zirvesi sırasında da gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, biraz önce de “Savunma Sektörü Ortaklıkları Mutabakat Zaptı”nın imzalandığını anımsattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, müttefiklerin savunma sanayilerine finansman sağlamak amacıyla Kanada öncülüğünde kurulmakta olan Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankasının iki ülke arasındaki savunma sanayii iş birliğini desteklemesini beklediklerini kaydetti.
Enerji alanında, madencilikten LNG’ye, kritik minerallerden nükleer enerjiye kadar geniş bir işbirliği alanının mevcut olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülkenin Enerji Bakanlıkları arasında kabul edilen “Enerji Alanında İşbirliğine Dair Ortak Bildiri”nin de nükleer dahil bu alandaki ciddi potansiyele işaret ettiğini söyledi.
Kanada Başbakanı Carney ile Gazze, Ukrayna ve Körfez dâhil birçok bölgesel gelişmeyi de değerlendirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek Ukrayna’da, gerek Körfez’de olsun diplomatik yöntemlerin kalıcı barışa giden yolu açmasını temenni ediyoruz. Bu noktada ortak görüşte olduğumuzu teyit ettik. Gazze’de ise Kanada’nın diğer bazı müttefiklerle birlikte istilacı yerleşimlere yönelik yaptırım adımlarını, İsrail hükûmetinin ihlallerinin caydırılması noktasında isabetli bir adım olarak görüyoruz. Bölgemizde barış ve istikrarın tesisi noktasında bu yöndeki tutumlarını sürdürmelerini temenni ediyoruz” diye konuştu.
“İLİŞKİLERİMİZİN GELECEĞİNE YÖNELİK TARİHÎ BİR ADIM ATTIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Başbakan Carney ile ilişkilerimizin geleceğine yönelik tarihî bir adım attık. Çok geniş yelpazeye yayılan iş birliği potansiyelimizi gerçek anlamda hayata geçirmek için önemli bir süreci başlattık. İlişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine çıkarmamız kâğıt üzerinde kalacak sembolik bir adım olmayacaktır. Bu konuda Sayın Carney’nin ekonomi alanındaki engin tecrübesi ve siyaset sahnesinde sergilediği sağduyulu ve dirayetli duruşla önemli rol oynayacağına inanıyorum.”
Kanada Başbakanı Carney’ye, konuşmasının ardından, anlamlı ve dolu dolu ifadeleri için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gerçekten uzun yıllara sâri bir Türkiye-Kanada kopukluğunu bugün gidermiş olduk. Şimdi yeni bir dönemi Türkiye ve Kanada arasında başlatıyoruz. İnşallah iş adamlarımızı bir araya getireceğiz ve ben de Kanada’ya yapacağım ilk iş adamlarıyla birlikte ziyaretimde, orada iş adamlarımızı bir araya getirerek adımlarımızı atacağız.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Kanada Başbakanı Mark Carney’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Kanada Başbakanı Carney’in tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türkiye ve Kanada bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Muhtarlar Günü Buluşması” programında yaptığı konuşmada, “Hani diyorum ya ‘etrafımız ateş çemberi’ diye. İçinde bulunduğumuz durum tam olarak böyle. Biz işte böyle bir kaos ve kriz ortamında Türkiye’nin kılına zarar gelmemesi için gecemizi gündüzümüze katıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 19 Ekim Muhtarlar Günü dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen “Muhtarlar Günü Buluşması” programına katılarak bir konuşma yaptı.
Tüm muhtarların 19 Ekim Muhtarlar Günü’nü kutlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarları Türkiye ve Türk milleti için ortaya koydukları gayretlerden dolayı tebrik etti.
Muhtarlarla ilk toplantılarını 27 Ocak 2015’te yine aynı salonda yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “O gün 17 ilimizden gelen 409 muhtarımızı burada ağırlamıştık. Ardından düzenli olarak ülkemizin dört bir yanından muhtarlarımızı milletin evinde konuk etmenin sevincini yaşadık. Şimdiye kadar kimi zaman burada, kimi zaman Sergi Salonu’muzda Türkiye’nin bütün vilayetlerinden 40 bini aşkın muhtarımızla bir araya geldik. Gün oldu Türkiye’nin meselelerini istişare ettik. Gün oldu bölgesel ve küresel meseleleri birlikle değerlendirdik. Gün oldu en sıkıntılı zamanlarda kafa kafaya verdik yeni bir yol açtık. Gün oldu milletçe hepimizi sevindiren başarıları birlikte kutladık. Gün oldu dertleştik. Gün oldu birbirimize destek olduk, umut verdik. Ama 12 yıl boyunca demokrasinin uç beyi olan muhtarlar ile şahikası olan Cumhurbaşkanlığı arasındaki o bağı her zaman canlı tuttuk, diri tuttuk. Cumhurbaşkanlığı Külliyesini sadece devletin merkezi değil, milletin evi hâline de getireceğimizin sözünü vermiştik. Şükürler olsun ki millete verdiğimiz diğer sözlerimiz gibi bu sözümüze de sadık kaldık. İşte bugün bir kere daha siz muhtar kardeşlerimizle kucaklaşıyor, ahdimizi ve kavlimizi yeniliyoruz. Rabb’im muhabbetimizi, sevgimizi, dayanışmamızı artırsın.”
“TÜM TÜRKİYE İÇİN, 86 MİLYONUN HER BİR FERDİ İÇİN AŞKLA ÇALIŞACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı olarak kendisinin de muhtarlar gibi milletin iradesi ve teveccühüyle bulunduğu makama geldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu tüm kalbimle ifade etmek isterim ki sizlerle beraber yol yürümekten, sizlerle kardeşlik yapmaktan daha önemli herhangi bir şey olamaz ve Cenabıallah’a bundan dolayı da her zaman hamdediyorum. Rabb’im ömür verdikçe sizlerle yoldaşlık etmeye devam edeceğim. ‘Aşkınan koşan yorulmaz’ diyerek tüm Türkiye için, 86 milyonun her bir ferdi için, yönünü ülkemize çevirmiş tüm mazlumlar ve masumlar için aşkla koşacağız, aşkla çalışacağız” ifadelerini kullandı.
“Ezelden aşığız biz bu millete, Hakk’tan gelir, Hakk’a gider bu sevda. Maya olur Devlet-i Ebed-Müddet’e, Her can, her gönülde tutar bir sevda…” dizelerini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu bitmez sevda Türkiye sevdasıdır. Millete ve memlekete hizmet sevdasıdır. Bu sevda Türkiye Cumhuriyeti’nin istiklal, hürriyet, kalkınma ve adalet mücadelesinin bizatihi kendisidir. İnşallah bu sevda son nefesimizde kalbimizde burcu burcu tütecek, elden ele, gönülden gönüle kutlu bir emanet gibi taşınacaktır. Rabb’im hepimize bu sevdayı layıkıyla taşımayı, bizden sonrakilere de en güzel şekilde devretmeyi nasip etsin. Büyük ve güçlü Türkiye sevdasına gönül veren siz kardeşlerime bir kez daha şükranlarımı sunuyor, bu anlamlı günde bu güzel buluşmaya vesile olan İçişleri Bakanlığımızı içtenlikle tebrik ediyorum.”
“MUHTARLIK MÜESSESESİNİN TÜRK SİYASETİNDE HAK ETTİĞİ SAYGIYI GÖRMESİNDEN MEMNUNİYET DUYUYORUM”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarlar ile aralarındaki sarsılmaz bağı anlayamayanların her icraatlarında yaptıkları gibi muhtarlar buluşmalarına da kara çaldığını dile getirerek, şunları kaydetti: “Öyle küçümseyici ifadeler kullandılar ki içlerinde yıllardır biriktirdikleri millî irade hazımsızlığını tüm çirkinliğiyle bir anda ortaya boca ettiler. ‘Muhtar bile olamaz’ diyerek güya bizi aşağıladıklarını zannedenler, benim muhtar kardeşlerime Cumhurbaşkanlığından başlayarak devletin tüm kapılarının açılmasını bir türlü kabullenemediler. Milletin teveccühüne rağmen bizi Başbakanlığa ve Cumhurbaşkanlığına layık görmeyenler, aslında sizi de buralara layık göremediler. Rahatsızlıklarının sebebi bizim burada hasbihal etmemiz asla değildi, rahatsızlıklarının sebebi sizin buraya, kendi evinize gelir gibi gelmenizdir. Rahatsızlıklarının sebebi, tıpkı 90 sene önce Ankara’ya alınmayan Aşık Veysel gibi muhtarlarımızın onlara göre yeterince elit olmamasıydı. Yıllar geçse de birilerinin Anadolu insanına tepeden bakma alışkanlıkları değişmedi. Türkiye’nin değiştiğini, Türkiye’nin eski Türkiye olmadığını kabullenmeye bir türlü yanaşmadılar. Peki, sonuçta ne oldu? İçlerine pek sinmese de kuzu kuzu kabullenmek zorunda kaldılar. Vatandaşın doğrudan oyuyla seçilen, benim demokrasi piramidinin tabanı olarak tarif ettiğim muhtar kardeşlerime saygı duymayı öğrendiler.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin zirvesinin kapıları muhtarlara açıldıkça şehir merkezlerinden köylere kadar bu atmosferin tüm Türkiye sathına yayıldığını belirtti.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ile birlikte kamu kurumlarının ve belediyelerin kapılarının da muhtarlara ardına kadar açılmaya başladığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu işin sadece yerel düzeyde kalmadığını, Türk siyasetinde buluşmaların dönüştürücü etkisinin olduğunu ve tabiri caizse siyasette “bir muhtar açılımı” yaşandığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Daha önce ‘muhtar’ deyince hafife alanlar, kimi zaman mecburiyetten kimi zaman mahcubiyetten dolayı bizi taklit etmeye, takip etmeye başladılar. Ne kadar samimi olduklarını elbette ölçemeyiz. Ama yine de düne kadar muhtar görünce yollarını değiştirenlerin, şimdilik seçim dönemleriyle sınırlı olsa bile Muhtarlar Buluşması düzenlemesini Türkiye’de millî iradenin güç kazanması, muhalefetin toplumla barışması noktasında kıymetli bir adım olarak görüyoruz. Temennimiz bunun seçimden seçime yapılan taktik bir hamleden ziyade kalıcı bir zihniyet değişimine dönüşmesidir. Şurası da bir gerçek ki taklit her zaman aslını büyütür. İster zoraki ister gönüllü olsun. Onlar bizi taklit ettikçe Allah’ın izniyle biz büyümeye, güçlenmeye devam ederiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarım asra yaklaşan siyasi hayatı boyunca demokrasinin evvelemirde, yerelde başladığına inandığını belirterek, muhtarlık müessesesinin Türk siyasetinde hak ettiği saygıyı görmesinden memnuniyet duyduğunu söyledi.
Bu başarıda naçizane emeğinin olmasından ayrıca memnuniyet duyduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Muhtarlar Buluşması’nın sadece tek parti bakiyesi, tepeden inmeci, baskıcı, kibirli zihniyetin geriletilmesinde değil, muhtarların özlük hakları ve çalışma şartlarının iyileştirilmesinde de çok ciddi katkıları olduğunu ifade etti.
Muhtarların vatandaşlara daha iyi hizmet sunabilmesi, görevini daha iyi yerine getirebilmesi için hiçbir fedakârlıktan kaçınmadıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sorun ve önerileri bizzat muhtarlardan dinlediklerini, notları aldıklarını ve gerekli adımları hızlıca attıklarını anlattı.
“19 EKİM’İ MUHTARLAR GÜNÜ İLAN EDEREK 2016 YILINDAN İTİBAREN ÜLKE GENELİNDE KUTLAMAYA BAŞLADIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunların neler olduğunu muhtarların zaten çok iyi bildiğini belirterek, muhtarlar için yapılan çalışmalara ilişkin şunları kaydetti: “Yayımladığımız genelgeyle büyükşehir belediyelerinde muhtarlar işleri daire başkanlığının, diğer belediyelerde ise muhtarlar müdürlüğünün kurulmasını sağladık. Valiliklerimizde bir vali yardımcımızı, büyükşehir belediyelerinde genel sekreter yardımcısını, diğer yerel yönetim birimlerimizde ise bir başkan yardımcısını muhtarlarımızla yakından ilgilenmek üzere görevlendirdik. Muhtarlarımızın taleplerini elektronik ortamda iletebilmeleri için Muhtar Bilgi Sistemi, MUBİS’i hayata geçirdik. 19 Ekim’i Muhtarlar Günü ilan ederek 2016 yılından itibaren ülke genelinde kutlamaya başladık.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Maaş ve ödemeler konusu ise üzerinde titizlikle durduğumuz iki önemli başlıktı. 2002’de muhtarlarımıza yapılan ödeme yalnızca unutmayın 97 liraydı. 2026 yılı itibarıyla bu rakamı tam 28 bin liranın üzerine çıkardık. Muhtarlarımızın SGK primlerini ise 2017’den bu yana devlet olarak biz karşılıyoruz. Daha önce ticarethane tarifesi üzerinden belirlenen enerji giderlerini mesken statüsüne alarak muhtarlarımızın enerji giderlerini azalttık. Tüm muhtarlarımızın Vilayetler Hizmet Birliği Otel ve Sosyal Tesislerinden bakanlık mensuplarına uygulanan tarifeler üzerinden yararlanmalarını sağladık. 2022 yılında yayınladığımız Cumhurbaşkanı kararı ile Türkiye Muhtarlar Konfederasyonunu kamu yararına çalışan dernekler arasına aldık. Köy ve mahalle muhtarlarımızın bulundukları illerdeki müze ve ören yerlerine ücretsiz girebilmelerinin önünü açtık” diye ekledi.
“BUNDAN SONRA DA SİZLERİN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Yeni hizmet binalarının inşasına da hız verdiklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “30 büyükşehrimizde yöreye özgü 100 hizmet binasının yapımını 2023 yılında tamamladık. 2024 ve 2025’te ise il özel idaresi kapsamında bulunan 51 lokasyonda, 130 muhtar hizmet binasının yapım ve onarımını gerçekleştirdik” bilgisini paylaştı.
Muhtarlara yönelik ilk sosyal dinlenme tesisi projesi olan Ankara Muhtar Evi’ni 4 yıl önceki Muhtarlar Günü’nde hizmete açtıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu projenin devamı niteliğindeki İstanbul Çapa Muhtar Evi’ni de tamamlayarak muhtarların istifadesine sunduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadın muhtarların görev yaptığı yerlerdeki tüm hizmet binalarının güvenlik kamerası ihtiyaçlarını da talepler doğrultusunda karşıladıklarını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, mekânsal adrese dayalı kayıt sistemiyle, afet yönetim ve karar destek sistemlerinde muhtarların kullanımına yönelik düzenlemeler yaptıklarını belirterek, “Silah ruhsatlarından turizme, kültürden enerjiye kadar hemen her başlıkta sizin daha iyi koşullarda vatandaşa hizmet etmeniz için tüm imkânlarımızı seferber ettik. İnşallah bundan sonra da sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.
“ÜLKEMİZİ ÇEVREMİZDEKİ ÇATIŞMALARDAN UZAK TUTTUK”
Türkiye’nin bölgesinde şiddeti giderek artan bir kriz fırtınası yaşandığına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hemen kuzeyimizdeki Rusya-Ukrayna Savaşı birkaç ay sonra 5. yılını dolduracak. İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları imzalanan anlaşmalara rağmen hız kesmeden devam ediyor. Komşumuz İran’daki gerilim tam olarak bitmeden bu sefer Yemen’de yeni bir çatışmanın fitili yakıldı. Husilerin dostumuz ve kardeşimiz Suudi Arabistan’ı hedef alan saldırıları bölgemizdeki tansiyonun iyice tırmanmasına sebep oldu. Riyad’daki havalimanına düzenledikleri saldırıda aralarında umrecilerin de olduğu çok sayıda Müslüman kardeşimiz vefat etti, yüzlerce kardeşimiz yaralandı.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Lübnan’a bakıyoruz maalesef orada da durum hiç iç açıcı değil. Suriye’den güzel haberler geliyor lakin siyonist İsrail orayı da karıştırmak için elinden geleni yapıyor. Hani diyorum ya ‘etrafımız ateş çemberi’ diye. İçinde bulunduğumuz durum tam olarak böyle. Biz işte böyle bir kaos ve kriz ortamında Türkiye’nin kılına zarar gelmemesi için gecemizi gündüzümüze katıyoruz. Hamdolsun şimdiye kadar bunda da başarılı olduk. Ülkemizi çevremizdeki çatışmalardan uzak tuttuk, tahriklere kapılmadık. Tuzaklara düşmedik, provokasyonlara gelmedik. Akıllı, sabırlı, sağduyulu bir şekilde tüm bu zor süreçleri başarıyla yönettik.”
“ARAMIZA NİFAK DUVARLARI ÖRMEYE ÇALIŞANLARA KARŞI HER ZAMAN TEYAKKUZ HÂLİNDE OLACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, büyük milletlerin imtihanlarının da büyük olduğunu dile getirdi.
“Türk milleti olarak bizim de tarih boyunca mücadelemiz, zaferlerimiz gibi imtihanlarımız da gerçekten çok büyük oldu” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bugün de büyük bir mücadelenin tam göbeğindeyiz. Bu mücadelede bölgemizi lime lime etmek isteyenlerin tekerine çomak soktukça bizi asla boş bırakmayacaklar. Tıpkı kahraman ecdadımız gibi zalimlerin değil, hangi inançtan olursa olsun mazlumların yanında cesaretle durduğumuz müddetçe bizimle uğraşmaya devam edecekler. Kimi zaman FETÖ gibi sureti haktan görünen içerideki ajanlarıyla kimi zaman dışarıdaki lobileriyle kimi zaman ekonomik tetikçileriyle kimi zaman uluslararası basındaki maşalarıyla kimi zaman da sosyal medyadaki aparatlarıyla bizim üzerimize gelecekler, dikkatimizi dağıtmaya çalışacaklar, yolumuzdan alıkoymaya çalışacaklar. Pençelerimizi sökmeye, iddialarımızdan vazgeçirmeye çalışacaklar. Allah’ın izniyle onlara bu fırsatı vermeyeceğiz.”
Dünyayı sömürerek, bölgeyi kan deryasına çevirerek kendilerine refah düzeni kurmak isteyenlere boyun eğmeyeceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, karanlık, kirli oyunlara ve bütün bunlara karşı çok ama çok dikkatli olacaklarını söyledi.
Müslümanları birbirine düşürmeye çalışanlara karşı uyanık olacaklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Milletimizin umudunu kırmaya, moralini bozmaya, aramıza nifak duvarları örmeye çalışanlara karşı her zaman teyakkuz hâlinde olacağız. Sizlere güveniyorum. Rabb’im basiret ve ferasetimizi artırsın diyorum. Bu düşüncelerle 19 Ekim Muhtarlar Günü’nüzün tekrar hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Buraya geldiğiniz için, milletin evini şereflendirdiğiniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Vazife yaptığınız köy ve mahallelerinizdeki vatandaşlarımızın her birine selamlarımı iletmenizi sizlerden özellikle rica ediyorum. Her birinize işlerinizde kolaylıklar diliyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kamboçya Başbakanı Manet ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Özellikle son yıllarda hızla gelişen ilişkilere sahip olduğumuz Kamboçya’yı, Güneydoğu Asya bölgesinde önemli bir ortağımız olarak görüyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kamboçya Başbakanı Hun Manet, Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’ndeki baş başa ve heyetler arası görüşmelerin, iki ülke arasındaki anlaşma imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Kamboçya Başbakanı Manet’i ve heyetini İstanbul’da ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Özellikle son yıllarda hızla gelişen ilişkilere sahip olduğumuz Kamboçya’yı Güneydoğu Asya bölgesinde önemli bir ortağımız olarak görüyorum” diye konuştu.
Kamboçya Başbakanı Manet ile ikili ve heyetler arası görüşmelerinde iki ülke ilişkilerini etraflıca değerlendirdiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2018 yılında dönemin başbakanı olarak ülkemizi ziyaret eden Sayın Hun Sen ile ticaretimizi 1 milyar dolara çıkarmayı kararlaştırmıştık. Bu hedefe ulaşmak için çabalarımız hâlen devam ediyor. Bu sabah gerçekleştirilen Türkiye-Kamboçya İş Forumu’nun iş çevrelerimiz arasındaki temasların güçlenmesine vesile olmasını temenni ediyorum” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE BURSLARI PROGRAMIYLA KAMBOÇYALI ÖĞRENCİLERİN EĞİTİMİNE DESTEK OLUYORUZ”
Kamboçya Başbakanı Manet ile ticaret ve yatırımların yanı sıra savunma sanayii, enerji, eğitim ve kültür alanlarındaki iş birliklerini istişare ettiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kamboçya’nın savunma sanayii ürünlerine yönelik ilgisinden memnun olduklarını söyledi.
Bu alanda ciddi bir potansiyele sahip olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendileriyle iş birliğimizi inşallah geliştireceğiz. TİKA ve Yunus Emre Enstitüsünün Kamboçya’da gerçekleştirdiği projeler beşeri münasebetlerimizin ilerlemesine büyük katkılar sağlıyor. Türkiye Bursları programıyla Kamboçyalı öğrencilerin eğitimine destek oluyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kamboçya ile ikili iş birliklerinin, küresel barış, istikrar ve refahın tesisine de hizmet ettiğinin altını çizerek, şöyle devam etti: “Kamboçya’nın Gazze Barış Kuruluna kurucu üye olarak katılması son derece memnuniyet vericidir. Kendilerinin Filistin’de iki devletli çözüm temelindeki çalışmalara katkılarının süreceğine inanıyorum. Kamboçya’nın Tayland ile yaşadığı sınır ihtilafının uluslararası hukuk temelinde diyalog ve barışçıl yollarla çözülmesini temenni ediyoruz. Yaşanan çatışmalardan etkilenen sivil halka destek olmayı sürdürüyoruz. Kamboçya makamlarıyla iş birliği içerisinde bugüne kadar 3 bini aşkın kişiye yardım ulaştırdık. İnsani yardımlarımıza devam edeceğiz.”
İstişarelerinin ve aldıkları kararların hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kamboçya Başbakanı Manet’e ve heyetine Türkiye’yi ziyaretleri için bir kez daha teşekkür ederek, dost Kamboçya halkına en kalbi selamlarını gönderdiğini söyledi.
Türkiye’yi, etkileyici kalkınması, güçlenen millî kimliği ve stratejik özerkliği ile bölgesel ve küresel meselelerde giderek daha belirleyici hâle gelen rolü dolayısıyla takdir eden Kamboçya Başbakanı Manet, “Türkiye’nin Orta Doğu da dâhil olmak üzere barış ve istikrarın tesisine yönelik uluslararası çabalara proaktif ve yapıcı katılımı övgüye değerdir” diye konuştu.
Kamboçya’nın ve Türkiye’nin 60 yılı aşkın süredir dostane ilişkilerini ve verimli bir iş birliğini sürdürdüğünü anlatan Kamboçya Başbakanı Manet, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilişkilerin mevcut durumunu, ortak öncelikli konuları ve iş birliklerinin gelecekteki yönelimleri üzerine kapsamlı bir görüşme gerçekleştirdiklerini bildirdi.
Kamboçya Başbakanı Manet, şöyle devam etti: “Siyasi, savunma ve güvenlik alanlarındaki iş birliğimizi güçlendirmeye yönelik somut adımları attık. Nitekim bugün çerçeve askerî anlaşma imzaladık ve bu yönde son derece önemli bir adım atmış olduk. Aynı zamanda ikili ticaretin genişletilmesi, yatırımların kolaylaştırılması ve özel sektör ortaklıklarının güçlendirilmesi yönünde kayda değer bir potansiyel bulunduğunu da teyit ettik.”
Kamboçya Başbakanı Manet, şunları kaydetti: “Kalkınma iş birliği alanında altyapı geliştirme, kadının güçlendirilmesi ve Kamboçyalı Müslüman kadınlara yönelik kapasite geliştirme girişimleri de dâhil olmak üzere Kamboçya’nın sosyoekonomik ilerlemesini sağladığı çok değerli katkılarından dolayı Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansına (TİKA) en içten takdirlerimi sunuyorum. TİKA’nın insan kaynaklarımızın ve becerilerimizin geliştirmesine yönelik desteğini sürdürmesini temenni ediyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesinde Birleşmiş Milletler, ASEAN ile diğer bölgesel ve uluslararası platformlar aracılığıyla birlikte çalışmanın gerekliliğini vurguladıklarını aktaran Kamboçya Başbakanı Manet, Türkiye’yi ASEAN diyalog ortağı olması dolayısıyla tebrik ederek, ülkesinin bölgesel entegrasyona, bağlantısallığa ve ortak refaha katkı sağlayacak şekilde ASEAN ve Türkiye arasında somut iş birliğinin daha da güçlenmesini dört gözle beklediğini söyledi.
Türkiye ile Kamboçya arasında “Askerî Çerçeve Anlaşması” imzalandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kamboçya Başbakanı Manet’in huzurunda imzalanan anlaşmaya, Türkiye adına Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kamboçya adına Millî Savunma Bakan Yardımcısı Prak Sovanna imza koydu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye ziyarette bulunan Kamboçya Başbakanı Hun Manet ile Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde görüştü.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, davetine icabetle Türkiye’yi ziyaret eden Kamboçya Başbakanı Manet’i Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde resmî törenle karşıladı. Birbirlerine heyetlerini tanıtan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kamboçya Başbakanı Manet, daha sonra baş başa ve heyetler arası görüşmeye geçti.
Görüşmede, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da hazır bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TİM 13. İnovasyon Haftası Programı’nda yaptığı konuşmada, “Türkiye olarak teknoloji yarışında geri kalmak istemiyoruz. Millî teknoloji hamlemizle dünyada sayılı ülkenin sahip olduğu muazzam bir araştırma geliştirme ve inovasyon altyapısı inşa ettik” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından Ticaret Bakanlığının desteğiyle Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu TİM 13. İnovasyon Haftası Programı’na katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, Türkiye’nin dört bir yanından programa katılan iş dünyasının temsilcilerini, ihracatçıları, girişimcileri ve gençleri selamladı.
Programa katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye İnovasyon Haftası etkinliklerinin ülke, millet ve iş dünyası için hayırlara vesile olmasını diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ticaret Bakanlığına, TİM’e ve programın düzenlenmesinde emeği bulunanlara teşekkür ederek, dün başlayan İnovasyon Haftası’nın “İnsanlığın Yeni Evresi” temasıyla düzenlenmesini son derece anlamlı bulduğunu ifade etti.
Yapay zekâ, robotik, biyoteknoloji, veri sistemleri ve otonom teknolojiler başta olmak üzere hayatın her alanında köklü değişimler yaşanırken, iş dünyasının bu yeni döneme ne kadar hazır olduğunun tespitinin şüphesiz çok önemli olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu durumun yerinde bir hassasiyetin ifadesi olduğunu söyledi.
“TEKNO-OLİGARKLAR SADECE BELLİ ÜLKELERİ DEĞİL, TÜM DÜNYAYI HEDEF ALMAKTADIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, teknoloji hızlı bir şekilde ilerlerken insan faktörünün dikkate alınmadığını ve umursanmadığını belirterek, “İnsanı ve insani değerleri taşlayan bu teknolojinin ne kadar faydalı olacağı kuşkusuz şüphelidir. Son dönemde insan ile teknoloji arasındaki ilişkileri sorgulayanların sayısının giderek arttığını müşahede ediyoruz. Sadece entelektüel çevrelerde değil, iş dünyasında, akademide, toplumun genelinde soru işaretleri artmakta, güvenin yerini tedirginlik almaktadır. İnsanlık tarihine baktığımızda değişime direnenler, değişimden korkanlar, değişimle birlikte ellerindeki imkânları kaybetmekten endişe duyanlar olmuştur. Bundan sonra da olacak fakat her seferinde insanla teknoloji arasında bir orta yol bulunmuş, karşı çıkılan teknoloji zamanla insan hayatının vazgeçilmezi hâline gelmiştir” diye konuştu.
Tarihte olduğu gibi bugün de benzer endişelerin yapay zekâ başta olmak üzere birçok yenilik için dile getirildiğini gördüklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Kuşkusuz bunların önemli bir kısmı son derece haklı, yerinde endişelerdir. Geçen hafta dikkat çektiğim tekno-oligarklar sadece belli ülkeleri değil, tüm dünyayı hedef almaktadır. Nisan ayında savunma, istihbarat ve güvenlik alanlarında faaliyet gösteren bir veri analiz şirketinin yayınladığı 22 maddelik bildiri, insanlık olarak bizi bekleyen tehlikeyi gözler önüne sermiştir. 100 milyarlarca dolarlık devasa bütçelere hükmeden, dünyayı istedikleri şekilde oynayabilecekleri bir yap-boz tahtası olarak gören bu zihniyetin, insana, hayata ve topluma bakış açısını böylece anlamış olduk. Kimilerinin ‘teknokrasi’, kimilerinin ‘teknofaşizm’ adını verdiği bu yeni tehdidin boyutlarını henüz tam olarak ölçemiyoruz. Keza insan unsurunun neredeyse sıfırlandığı, karanlık fabrikalar gerçeğinin istihdam hayatımızda yol açacağı sorunları da kestiremiyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün bunların şimdiden konuşulmasını, iş hayatı dâhil farklı yönleriyle ele alınmasını çok kıymetli bulduğunu dile getirerek, Türkiye İnovasyon Haftası’nda bu önemli tema altında yürütülecek ufuk açıcı tartışmalara görüşleriyle, düşünceleriyle, birikimleriyle, önerileriyle katkı verenlere teşekkür etti.
“24 YIL ÖNCE SAYILARI BİR ELİN PARMAKLARINI DAHİ GEÇMEYEN TEKNOPARKLARIMIZIN SAYISI BUGÜN 115’E ULAŞTI”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak teknoloji yarışında geri kalmak istemediklerini belirterek, “Millî teknoloji hamlemizle dünyada sayılı ülkenin sahip olduğu muazzam bir araştırma geliştirme ve inovasyon altyapısı inşa ettik. 24 yıl önce sayıları bir elin parmaklarını dahi geçmeyen teknoparklarımızın sayısı bugün 115’e ulaştı. 2002’de 1,2 milyar dolar olan Türkiye’nin araştırma geliştirme harcamalarını 20 milyar dolara çıkardık” diye konuştu.
Özgün bir fikri olan, dünyayı daha iyiye dönüştürme idealine sahip her bir insanın hayallerine giden yolu ardına kadar açmaya çalıştıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Girişimcilerimizin ihtiyaç duyduğu finansmanı temin etmek üzere girişim sermayesi ve eş finansman mekanizmalarını devreye aldık. Her yıl düzenlediğimiz TEKNOFEST’lerde binlerce yenilikçi fikir somut projeye dönüşüyor. 2019 yılına kadar unicornu olmayan bir ülkeyken bugün 8 unicornumuz var. 2030’a dek ülkemizden 100 bin teknoloji girişiminin doğmasını, bunların toplam değerlemesini ise 100 milyar dolara ulaşmasını hedefliyoruz. Atatürk Havalimanı terminal binalarını Terminal İstanbul markasıyla dünyanın en büyük teknoloji ve girişimcilik merkezi hâline getiriyoruz. İlk aşamasını devreye aldığımız Terminal İstanbul’u tüm fonksiyonlarıyla 2027’de kullanıma açacağız” ifadelerini kullandı.
Nisan ayında Türkiye’yi küresel yatırımlar ve teknoloji girişimleri için merkez ülke hâline getirecek adımları kamuoyuyla paylaştıklarını, destek enstrümanlarını güncellediklerini, müteşebbislerin ihtiyaçlarına çözüm üreten yeni programları hizmete verdiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Merkez Bankamızın 750 milyar lira tahsis ettiği yatırım taahhütlü avans kredisi programımız bunların en başında yer alıyor. Yüksek teknoloji destek programı HIT 30’la da Türkiye’nin ileri teknoloji üretim gücünü yükseltmek üzere önemli bir adım attık. KOBİ’lerimizin finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla 250 milyarlık imalat sanayi kredi finansman programını devreye aldık” dedi.
“VERİ MERKEZLERİMİZİN TOPLAM KURULU GÜCÜNÜ 2030 YILINA KADAR EN AZ 1 GİGAVATA ULAŞTIRACAĞIZ”
Yakın dönemde 2026-2030 Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planıyla gelecek vizyonunu paylaştıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Buna göre, veri merkezlerimizin toplam kurulu gücünü 2030 yılına kadar en az 1 gigavata ulaştıracağız. Veri merkezi, bulut bilişim ve yapay zekâ altyapılarında özel sektörün öncülüğünde en az 10 milyar dolarlık kaynağı harekete geçireceğiz. Bilge dil modelimizle Türkçe yapay zekâ çözümlerinin geliştirilmesini ve farklı sektörlerde yaygınlaşmasını sağlayacağız. Kıymetli dostlar, burada şunun da altını çizmek durumundayım. Teknolojiye yaptığımız yatırımların ekonomimiz ve dijital egemenliğimiz için ne anlama geldiğini özellikle savunma sanayi alanında görüyoruz. Bakınız, savunma ve havacılık sektörümüzün 2002 yılında yerlilik oranı sadece yüzde 20, ihracatı ise 248 milyon dolar seviyesindeydi. Güvenlik kredilerimizin kullandığı birçok temel malzemeyi ithal etmek zorunda kalıyorduk. Ürünü ithal etmekle iş bitmiyor. Tedarikçiler bunları nerede, kime karşı ve nasıl kullanacağımıza da karışıyordu.”
Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan terörle mücadeleye kadar başkalarına muhtaç olmanın sıkıntısını çok çektiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Attığımız kararlı adımlarla ülkemize ve milletimize yakışmayan bu hazin tabloya hamdolsun son verdik. Bugün savunma sanayisinde 4 bin 500’ü aşkın firma, bin 400’ün üzerinde proje, 100 bine yaklaşan doğrudan istihdam ve 100 milyar doların üzerinde proje büyüklüğü ile bambaşka bir seviyeye ulaştık. Geçen yıl 180 farklı ülke ve bölgeye 10 milyar doların üzerinde savunma ve havacılık ürünü ihraç ettik” diye konuştu.
“TÜRKİYE İÇİN İLERİ TEKNOLOJİYE YATIRIM YAPMAK TERCİHTEN ÖTE MECBURİYETTİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2026 yılının ocak-eylül döneminde ise ihracatı, önceki senenin aynı dönemine kıyasla yüzde 15,6 artırarak 6,9 milyar dolara taşıdıklarını paylaşarak şunları söyledi: “Bir diğer gurur verici rakam şudur, Türkiye’nin genel ihracatında kilogram başı değer 1,5 dolar civarındayken savunma sanayisinde hacimli ürünler dâhil kilogram başı ihracat oranımız 65 dolara yaklaşıyor. Hatta SİHA’larımızda kullandığımız kameraların kilogram başı değeri 20 bin dolar civarında. O kameraların içindeki dedektörlerin kilogram başı değeri ise 50 bin dolar. Bunlar bize aslında şunu anlatıyor, Türkiye için ileri teknolojiye yatırım yapmak tercihten öte mecburiyettir. Yüksek katma değerli üretime geçişi de hızlandırmak zorundayız. Elbette bu süreçte geleneksel olarak güçlü olduğumuz sektörleri ihmal etmeyecek, onları da desteklemeye devam edeceğiz.”
“TIPKI BİR CERRAH TİTİZLİĞİYLE OPERASYONU YÜRÜTÜYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son haftalarda fon piyasasının belli bir kısmında nükseden sorunla yüzleştiklerini söyledi.
“17 Eylül’den itibaren attığımız kararlı adımlarla sorunu kontrol altına aldık” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tam yetkiye sahip Fon Koordinasyon Kurulumuzu süratle oluşturduk. Tıpkı bir cerrah titizliğiyle operasyonu yürütüyoruz. Kararlı, dikkatli ve çok hassas adımlarla meseleyi hakkaniyete en uygun şekilde çözüyoruz” ifadelerini kullandı.
Bu konuda üç öncelikleri olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Birincisi, tasfiyesine karar verilen fonlardaki birikimlerin yatırım sahiplerine mümkün olan en kısa sürede ödenmesi. Geçen hafta olağan tasfiyede ödemeler başladı, sorunsuz devam ediyor. Olağanüstü tasfiyelerde ise TBMM’ye sunulan kanun teklifimizin yasalaşmasına müteakip ara ödemeler başlayacak. İkinci önceliğimiz, manipülasyon yaparak haksız kazanç elde edenlerle hukuk önünde hesaplaşmak. Bununla ilgili yargı süreçleri dikkate alınarak icra ediliyor, yeni bilgiler ve itiraflar ışığında soruşturmalar derinleştiriliyor. Kimse kusura bakmasın. Benim ihracatçı kardeşim bir konteyner daha fazla ürün satmak için ülke ülke dolaşırken, benim sanayici kardeşim etrafımızı saran ateş çemberine rağmen büyük bir özveriyle çalışırken, benim tüccar kardeşim, esnaf kardeşim helalinden kazanmak için âdeta kılı kırk yararken, piyasa düzenbazlıklarıyla 3 lirasını sadece 3-5 ayda 10’a, 20’ye, 30’a katlayana asla tolerans göstermeyecek, sağladığı fahiş kazancının bedelini ona mutlaka ödeteceğiz. Üçüncü önceliğimiz, bu sürecin sermaye piyasalarımıza zarar vermeden yönetilmesidir. İlk günden beri konuda da çok özenli davrandık. Fırsatçılar ile yatırımcılar arasına net bir çizgi çekerek sorumlu bir tutum içinde olduk.”
Aynı itinalı yaklaşımı muhalefette ve tetikçi basın organlarında göremediklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sırf kendilerine ekmek çıksın diye insanların itibarlarıyla oynadılar. Bize zarar vermek uğruna Türk ekonomisinin zora girmesi için utanmadan kriz tellallığı yaptılar. Bizi siyaseten köşeye sıkıştırma adına önünü arkasını düşünmeden sermaye piyasalarımıza ateş etmekten çekinmediler. Neticede aileleriyle birlikte milyonlarca insanımızı etkileyen bu hadisede gerçekten çok kötü bir sınav verdiler. Her zaman yaptıkları gibi yine sapla samanı birbirine karıştırarak böyle bir konuda dahi ülkenin hayrına olacak isabetli bir politika üretemediler” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Fon piyasasının belli bir bölümünde ortaya çıkan bu sorunu görmezden gelmek nasıl doğru bir yöntem değilse, bu sorunu siper alıp Türk sermaye piyasalarına ateş etmek, yatırımcıyı ürkütmek, korkutmak, hatta uzaklaştırmak da doğru bir yaklaşım değildir. Fon meselesi üzerinden topyekûn sermaye piyasalarımızın kriminalize edilmesini hoş karşılayamayız. Her şeyden önce böyle bir yaklaşım sadece sermaye piyasalarımızı değil, reel sektörümüzü de sıkıntıya düşürecektir. Zira sermaye piyasaları tasarruf sahipleri ile reel sektör arasında bir finans köprüsü kurarak çok hayati bir görev icra etmektedir. Üstelik bu köprü borç oluşturmadan, ortaklığa dayalı ve faizsiz bir şekilde kurulabildiği için ayrıca kıymetlidir. Bilhassa 2008 küresel finansal krizi sonrasında bankacılık sisteminin finansman temininde önceki dönemlere göre daha isteksiz oluşu sebebiyle sermaye piyasalarının reel sektörü desteklemedeki rolü daha kritik hâl almıştır.”
“MİLLETİMİZİN HAK VE HUKUKUNU, MİLLETİMİZİN SELAMETİNİ HER TÜRLÜ HESABIN ÜSTÜNDE TUTMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Sermaye piyasalarının stratejik değerinin görüldüğü alanların en başında teknoloji ve inovasyonun bulunduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Teknoloji yatırımları yüksek AR-GE maliyetleri ve uzun proje geliştirme süreleri sebebiyle diğer yatırım alanlarına göre daha farklı dinamiklere sahiptir. Dolayısıyla teknoloji ve inovasyonun finansmanı bankacılık sektöründen ziyade sermaye piyasalarına daha fazla hitap eden bir alandır. Sermaye piyasaları sunduğu esnek ve risk paylaşımına dayalı çözümlerle inovasyon ekosisteminin gelişimine büyük katkı sağlıyor. Sermaye piyasalarını, teknoloji ve inovasyonun fikir aşamasından ticarileşmeye kadar birçok safhadaki gelişimine imkân tanıyan bir finansal vasıta olarak nitelemek yanlış olmaz” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Teknoloji Hamlesi’nin en önemli finansal destekleyicilerinden birini girişim sermayesi yatırım fonlarının oluşturduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: “Hâl böyleken, toplam fon sayısının yalnızca yüzde 4,6’sında ortaya çıkan bir sorundan yola çıkarak tüm sermaye piyasası araçlarını terörize etmek -bakın açık konuşuyorum- Türkiye ekonomisinin altını oymak olur. Ülkemizin kalkınma yürüyüşüne sabotaj düzenlemek olur. Buna ister siyasetçi ister gazeteci hüviyeti olsun kimsenin hakkı yoktur. Biz de zaten böyle bir fırsatçılığa izin vermeyiz. Tekrar söylüyorum, tamahkârlara ve sahtekârlara karşı hep beraber kararlılıkla mücadele edelim ama sermaye piyasalarımızı safralarından kurtarırken bünyedeki sağlam organları tahrip etmeyelim. Daha önemlisi, işte bu salondaki kardeşlerim gibi gece gündüz ülkesi için çalışan, üreten, ihraç eden, istihdam sağlayan reel sektörümüzün finansal nefes borularını tıkamayalım.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda herkesten, bilhassa da mesuliyet makamında olanlardan daha özverili üslup kullanmalarını beklediğini ifade ederek, “Onlar ne yaparsa yapsın, biz devlet ciddiyeti ve sorumluluk çerçevesinde hareket etmeyi sürdüreceğiz. Milletimizin hak ve hukukunu, milletimizin selametini her türlü hesabın üstünde tutmaya devam edeceğiz” dedi.
Bugüne kadar yatırımlarıyla, üretimleriyle, istihdamlarıyla, ihracatlarıyla, araştırma geliştirme faaliyetleriyle Türkiye Yüzyılı’nın inşasına destek verenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye İnovasyon Haftası’nın hayırlara vesile olmasını temenni etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, El Salvador Büyükelçisi Eduardo Alfonso G. Grande’yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etti. Kabulde Büyükelçi Grande, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a güven mektubunu sundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hollanda Büyükelçisi Alle Dorhout’u Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etti. Kabulde Büyükelçi Dorhout, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a güven mektubunu sundu.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.