Diplomat -Dünya

DÜNYA

Cumhurbaşkanı Erdoğan, A Haber, ATV, A Para, A News ortak yayınına katıldı

Avatar

Published

on

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, A Haber, ATV, A Para, A News kanallarında ortak canlı yayınında ekrana getirilen “Gündem Özel” programına konuk oldu.

Kur korumalı Türk lirası (TL) vadeli mevduat hesabının açıklanmasının ardından TL’nin yaklaşık yüzde 50 değer kazandığının hatırlatılması ve “Böyle bir gelişmeyi öngörüyor muydunuz?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu gelişmenin vatandaşların Türk lirasına güvendiğini gösterdiğini, Trabzonlu bir vatandaşın bu konuda, “Ya kaybettim ama Türk lirası değer kazansın yeter bana” dediğini, bunun güzel bir gösterge olduğunu söyledi.

“AMACIMIZ, YATIRIMCI, SANAYİCİ, TASARRUF SAHİBİ VATANDAŞLARIMIZ İÇİN KUR OYNAKLIĞINI AZALTMAK, TÜRK LİRASINI DEĞERLİ HÂLE GETİRMEK”

Türk lirasının gücünü, ekonomik altyapıdan, üretim kapasitesinden ve finansal sektörün sağlamlığından aldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Türkiye’de şu anda ana muhalefet ve yavruları, Türk lirasını bir kenara koyup daha çok dolara, avroya, buralara endekslenmek istiyorlar. Bunun üzerinden hatta asgari ücrete varıncaya kadar doları baz alarak bunun değerlendirilmesinin gerektiğini filan söylüyorlar. Bu tabii aslında çok çok ciddi bir yanlış. Hele hele yani Merkez Bankasında başkanlık yapmış bir insanın kalkıp o da yani dövize ‘Buradan taviz vermeyin, Türk lirası yine kayba gidecektir’ filan demesi çok daha çirkin, hiç de yakışmıyor. Tabii daha sonra geri vitese taktı, geri adım atmaya kalktı ama bunu artık bu millet yutmaz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son dönemlerde yurt içi ve yurt dışında, kurlarda, 2008’de de benzeri olan ve tasarruf sahiplerinin güvenini bozmaya yönelik rasyonel olmayan hareketlenmelerin meydana geldiğine işaret ederek, “Tabii açıkladığımız Türk lirası varlıkları güçlendirici paketle biz bu algıyı bozmuş olduk. Vatandaşımız da teveccüh göstererek hızlı bir şekilde Türk lirasına geçişin, o sabah bütün olduğu gibi kapılara dizilmeleri ve buralarda özellikle Türk lirasını oraya getirip, oradan dövizleri bozarak Türk lirasını almaları, bunlar da tabii vatandaşımızın kendi millî ve yerli olarak parasına olan güveninin en güzel göstergesiydi. Programın açıklanmasından beri Türk lirası mevduatlar bugün saat 15.00 itibarıyla 23,8 milyar liranın üzerinde arttı ve ivmelenerek artmaya da devam ediyor” değerlendirmesinde bulundu.

Bugün ekonomi yazarları ve akademisyenleriyle Dolmabahçe’de bir toplantı yaptığını anımsatarak bu konuları toplantıda ele aldıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Amacımız, yatırımcı, sanayici, tasarruf sahibi vatandaşlarımız için kur oynaklığını azaltmak, Türk lirasını değerli hâle getirmek, yine Türk lirasının değerine itibar katmaktır. Çünkü kur düzeyi, serbest piyasa işleyişi içerisinde olması gereken seviyeye kendisi zaten gelecektir. Benim her zaman bir ifadem var, ‘Para yatağında akar’, buna dikkat etmemiz lazım. Ve bu yatağını da şimdi buluyor, buldu, daha iyi olacak, acele etmiyoruz. Bir ara biliyorsunuz 10’un da altına düştü, şu anda 11 civarında zannediyorum. Bu istikrarlı şekilde gerek Maliye, Hazine gerekse Merkez Bankamızın dayanışmasıyla ve bizlerin de katkılarıyla, bütün istişare kurullarımızla bunu yerli yerine oturtacağız. Şöyle sabırla yola devam etmekte fayda var.”

“UYGULANAN EKONOMİK PROGRAM DÖVİZ KURUNUN İSTİKRARA KAVUŞMASINI SAĞLAYACAK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefet partilerinin, kur korumalı TL vadeli mevduat hesabı sisteminin sürdürülebilirliğiyle ilgili endişelerinin ve “Bu sistem Hazine’ye çok büyük yük getirecek” yönündeki eleştirilerinin sorulması üzerine, şunları söyledi: “Bu ana muhalefetin, yavrularının, bunların bugüne kadar gerçekçi bir yaklaşımları hiç oldu mu? Olmadı, bundan sonra da olmaz. Bunu bir defa böyle bilecek, böyle inanacaksınız. Birçok bu ara yalanlar, dolanlar filan falan aldı başını gidiyor. İşte Bay Kemal, her alanda olduğu gibi ekonomi alanında da yalanlarına, halkımızı aldatmaya devam ediyor. Çünkü ekonomiden hiç anlamaz. Ülkemizde tasarruf kompozisyonunun makroekonomik politikalarla uyumlu olması için Türk lirası finansal enstrümanların özendirilmesi önem arz ediyor. Geliştirilen bu araçla hem kısa vadede vatandaşımızın kur oynaklığından kaynaklı mağduriyetini gideriyor. Dikkat edin bu çok önemli. Yani vatandaş şu anda iki garantiye sahip. Bir, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, iki Hazine. Yani vatandaşın kaybı olmayacak. Özellikle de buradaki mağduriyet ortadan kalkmak suretiyle üç, altı, dokuz belirlenen tarihlerde neyse döviz kuru ve burada bunun üzerinden parasını bozduracağı zaman karşılığını aynen alacak. Dolayısıyla yani biz burada Türk lirası mevduat vadesinin de uzatılmasına katkı sağlıyoruz. Vatandaş da burada ‘Benim burada mağduriyetim yok, zaten devletim benim arkamda’ Türk lirası enstrümanlara olan talebi artırarak, finansal piyasaların daha etkin işlemesini de sağlamış oluyoruz.”

Sisteme ilişkin ‘Vadeden önce para çekilebilir mi?” şeklinde soru geldiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Evet çekilebilir, bir manisi yok. Daha önceden de belirlendiği şekliyle hesap, vadesiz hesaba dönüşecek. Sen de alman gereken paranı rahatlıkla alacaksın. Ama bir şeye güveneceksin, benim artık kaybım olmayacak” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tasarruf kompozisyonunun Türk lirası lehinde gerçekleşeceğini belirterek, “Uygulanan ekonomik program, piyasalarda özellikle bu güveni artıracak. Döviz kurunun istikrara kavuşmasını sağlayacak. Özellikle kur stabil hâle gelmiş olacak. Yani kurun stabilizasyonu burada önem arz ediyor. Bu adımın uzun vadede bütçeye yük olmak yerine olumlu katkı sağlamasını da öngörüyoruz ve bu attığımız adımla bu da sağlanmış olacak” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomik ve finansal istikrarın sağlanması, toplumsal refahın artırılması, kamusal hizmetlerin etkin bir şekilde sunulmasının hükûmetlerin görevi olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti: “Biz de bu amaçla tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kamusal, finansal, mali birçok aracı nasıl dünyada kullanılıyorsa biz de kullanıyoruz ve kullanacağız. Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarına kur koruması sağlanması da dönemin şartları gözetilerek oluşturulmuş önemli bir araç. Diyoruz ya, bunu stabil hâle getirmiş olacağız. Bu araç özellikle vatandaşı rahatlatacak. ‘Ben bu araca giderken bir defa kaybım olmayacak’ diyecek. Bu araç sayesinde de kurdaki oynaklığın kontrol altına alınmasına katkı sağlanıyor ve sonuçları itibarıyla toplumun tüm kesimleriyle finansal ve ekonomik sisteme fayda sağlamış oluyoruz. İlaveten bu uygulamadan isteyen her vatandaşımız faydalanacak, belli bir kesim diye bir şey yok. İstikrarın sağlanması adına yeni geliştirilen bu aracın Anayasa’ya aykırılık teşkil etmesi söz konusu değil. Aksine, yürütmenin fonksiyonlarının doğal bir gereğidir. Biz bunu böylece gerçekleştirmiş oluyoruz. Daha önce, geçmişte de uygulanmış olan bu adımı, şimdi biz yeniden uygulamak suretiyle çok kısa bir zamanda nasıl bu işi stabil hâle getirdiysek, bundan sonraki süreçte de bu stabil olarak inşallah yürümüş olacak ve bizim paramız kurdaki bu oynaklıklara esir olmayacak. Stabil bir kur olayı gerçekleşmiş olacak.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kur korumalı TL mevduat hesabı, dolarizasyondan Türkiye’yi kurtarmak için önemli adımlardan oldu. 23,8 milyar dediniz. Acaba ne kadarlık bir beklentiniz var rakam konusunda bundan sonraki dönemde?” sorusu üzerine, bunun matematik bir olay olmadığını söyledi.

Kurdaki stabilizasyonun inşallah çok kısa bir sürede gerçekleşeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Burada bir şeyi şimdiden söyleyeyim. Merkez Bankamız aceleci hareket etmeyecek. Kademeli bir şekilde burada tekrar geldiği yere doğru inşallah dönecek ve Türk lirası da orada kendi asli gücünü, dere yatağında akar dedim ya, burada da TL yerini tam manasıyla bulacak. Bu bir hafta mı sürer, 10 gün mü sürer ama biz buradaki adımlarımızı gerek Hazine gerek Merkez Bankası olarak bununla atıyoruz ki herhangi bir oynaklığa neden olmadan neticeyi alalım” diye konuştu.

“FİYAT ARTIŞLARIYLA İNSANIMIZIN HUZURUNU KAÇIRANLARA MÜSAADE ETMEYECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, doların düşmesinin ardından bazı marketlerdeki gıda fiyatlarının tüketicinin arzu ettiği seviyeye düşmediği belirtilerek bu konuyla ilgili neler yapılacağı şeklindeki soru üzerine, her şeyden önce gerek Hazine ve Maliye gerek Ticaret, hatta Tarım Bakanı’na bu yöndeki talimatları verdiğini söyledi.

Kontrolleri sıklaştıracaklarını ve asla bunlara taviz vermeyeceklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Çünkü vatandaşımızı bu şekilde spekülatif hareketlerle ezmeye kimsenin hakkı yok. Bunun için de denetimler sık yapılacak ve denetimlerin sıklaştırılmasıyla birlikte de biz diyoruz ki, vicdan sahibi olan bütün bu marketler, süper marketler, zincir marketler hepsi de nasıl çıkarken hızla fiyatları çıkartıp etiketleri ona göre değiştirdiyseler, inerken de şimdi aynı hızla bu etiketleri indirmeleri lazım. Aksi takdirde atılması gereken adımlar, mevzuat, yasal neyse bu adımları atacağız. Çünkü burada garip gureba, fakir fukara bunlara ezilmeyecek. Buna da fırsat vermeyeceğiz. Şu anda başta Hazine ve Maliye, Ticaret bakanlıklarımız bu konuda adımlarını zaten atmış durumdalar. Eğer fiyat indirimleri hızla yapılmazsa gerek Hazine ve Maliye Bakanlığımız gerekse Ticaret Bakanlığımız ellerindeki tüm imkânlarla bunların üzerine gidecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Fiyat artışlarıyla insanımızın huzurunu kaçıranlara müsaade etmeyeceğiz. İnsanımızı nasıl yüksek faiz ve hormonlu kur artışından kurtardıysak fahiş fiyat artışları karşısında da yine yalnız bırakmayacağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, serbest piyasayı bozucu, arz ve talep dengesiyle açıklanamayacak olan fiyat artışlarını devlet olarak yakından takip ettiklerini dile getirerek, bu noktada Ticaret Bakanlığının 81 ilde denetimlerini sıkı bir şekilde gerçekleştirdiğini anlattı.

Tedarik zincirinin tüm halkasını incelediklerini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sebze meyve hallerinden marketlere kadar tüm bu döngüde incelemeler yaptıklarını, özellikle sebze meyve fiyatlarına yönelik dokuz büyük şehirde, 10 toptancı halinde Ticaret Bakanlığınca denetimler gerçekleştirildiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, benzer şekilde zincir marketlerde de denetimler yapıldığını belirterek Rekabet Kurumunun bazı somut tespitler üzerine kestiği cezalar olduğunu, tüm bu denetimlerinin fahiş fiyat artışlarını tespit etmek ve gereken tedbirleri almak amacıyla gerçekleştirildiğini vurguladı.

“FIRSATÇILARA GÖZ AÇTIRMAYACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz haksız fiyat artışlarına kesinlikle müsaade etmeyeceğiz, fırsatçılara göz açtırmayacağız. Devlet olarak bu noktada kesin kararlıyız” dedi. Bu kapsamda Ticaret Bakanlığınca perakende satış noktaları başta olmak üzere tedarik zincirinin tüm aşamalarına yönelik bugüne kadar 100 bine yakın ürünün denetlendiğini açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu denetim sonuçlarının da salgın döneminde teşkil edilen Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulunca incelendiğini kaydetti.

Yapılan inceleme sonucunda fahiş fiyat uyguladığı ve stokçuluk yaptığı tespit edilen firmalara da mevzuatın öngördüğü en ağır idari para cezalarının verildiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu noktada kimsenin gözünün yaşına da bakamayacaklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, denetimlerde, etikette usulsüzlük yapılarak tüketicilerin mağdur edildiğini de belirlediklerini anlatarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunlarla ilgili de gereken işlemleri yaptık. Buradan üretici, tedarikçi ve perakendecilerimize sesleniyorum: Fahiş fiyat ve stokçuluk gibi yollara lütfen tenezzül etmeyin. Bunların sonuçları ağır olacaktır. Keza özellikle döviz kurlarındaki düşüşleri fiyatlara yansıtmayanlara gereken yaptırımları uygulayacağımızın da bilinmesini istiyorum. Kur çıkarken fiyatları anında yükseltip kur inerken fiyatları düşürmeyenler ağır yaptırımlarla karşılaşacaklar. Stokçuluğa da kesinlikle müsaade etmiyoruz, etmeyeceğiz. Stokçuluk yapanlara yönelik cezaların artırılması konusunda çalışmalar şu anda Mecliste tamamlanmak üzere. Bu düzenlemenin de geçmesiyle stokçuluğa da ağır cezalar vermek suretiyle bu alanda da tedbirlerimizi artırmış olacağız. Vatandaşlarımızı mağdur eden hiçbir faaliyete katiyen izin vermeyeceğiz.”

“VATANDAŞLARIMIZI KORUMAK İÇİN HER TÜRLÜ TEDBİRİ ALIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kur ve küresel emtia fiyatlarındaki artış bahanesiyle fahiş fiyat artışı yapmanın açıkça fırsatçılık olduğunu vurgulayarak, hep birlikte bunun üzerine gideceklerini, vatandaşın “Devletim benim yanımda, devletim benim cebimde gözü olanlara fırsat vermiyor” diyeceğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, otomobil piyasasındaki stokçuluk ve yerli otomobilin piyasaya çıkmasında bir sarkma olup olamayacağına ilişkin soru üzerine, otomobil pazarı konusundaki şikâyetlerden de haberdar olduklarını söyledi.

Ticaret Bakanlığının birçok ilde otomobil distribütörleri ve yetkili bayiler nezdinde başlayan denetimlerinin yoğun bir şekilde ve tüm yönleriyle devam ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunlara da gereken cezalar veriliyor. Geçtiğimiz günlerde Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu tarafından stokçuluk yaptığı değerlendirilen bir otomobil bayisine en üst sınırdan ceza verildi. Stokçuluğa verilecek cezaları artırmaya yönelik düzenleme de TBMM Genel Kurulu aşamasına geldi. Buradan da bunu zaten süratle geçirip adımımızı atacağız. Vatandaşlarımızı korumak için her türlü tedbiri alıyoruz, almaya da devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bazı odalar, borsalar, derneklerin bildiri yayınladıkları hatırlatılarak, bildiriyi ve zamanlamasını nasıl bulduğu yönündeki soru üzerine, “Özellikle ülkesinin ve milletinin hayrına olan her şeye düşman olanlar yine iş başında, diyorum. Biz ekonomik bağımsızlık mücadelemizi bunlara rağmen sürdürüyoruz. Bu süreçte yerli ve millî kurumlarımızın, sivil toplum kuruluşlarımızın ve halkımızın desteğiyle de harekete devam ediyoruz” diye konuştu.

İstihdamı, yatırımları, özellikle ihracatı önceleyen politikalarla adım attıklarını ve sivil toplum kuruluşlarından da buna uygun aksiyona geçmelerini beklediklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları dile getirdi: “Burada bir şeyi özellikle vurgulamak istiyorum. Bahsettiğimiz sivil toplum kuruluşuyla bunlar Haziran’da görüşme yapmışlar. Haziran’dan sonraki olay ise tam bu olayın patlak verdiği gün kalkıyor Bay Kemal bir mesaj atıyor ve bunu da tabii bu kurumun ikinci adamı ziyaretime geldiğinde söylediler. Dediler, ‘Böyle böyle oldu. Bu konuda Bay Kemal bu mesajı atıyor’ Attıysa siz de bu işin bizim bilgimiz dışında olduğunu söylemeniz lazım. Söyleyin ki millet kimin kim olduğunu öğrenmiş olsun. Tabii bizim üzüntümüz başka. Bakıyorsunuz Türkiye’nin en önemli kuruluşu Odalar ve Borsalar Birliği kalkıyor, garip garip açıklama yapıyor. Bakıyorsunuz oraya bağlı, onun altındaki kuruluşlar buna benzer açıklamalar yapıyor. Bizim dayanışma hâlinde olmamızın gerektiği en hassas dönemde bu tür açıklamalar yapılırken kimse şunu diyemez. ‘Aşağıdan baskılar geliyor da onun için ben bu açıklamayı yaptım’ diyemez. Eğer baskı diyorsanız, en büyük baskıyı gören her zaman kimdir? Hükûmettir. Bu fotoğraflar günün fotoğrafları değil, geçmişin fotoğrafları sürekli gündemde tutuluyor. Velev ki günün fotoğrafı olsun ama gereğini yapmanız lazım, söylemeniz lazım. Böyle bir gün siyaset yapma günü değildir. Eğer burada parana değer biçiyorsan, gerçekten yerliysen, milliysen gereğini yapacaksın. Demek ki sen ne yerlisin ne millîsin.”

“ÇOK KISA ZAMANDA ENFLASYONUN DA NASIL AŞAĞIYA İNDİĞİNİ HEP BERABER İZLEYECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye özgü yeni bir ekonomi modeli inşa ettiklerini, ülkenin ekonomik bağımsızlığı için çalıştıklarını belirterek şunları söyledi: “Küresel ekonomik sömürü düzenin kalbinde ne var, faiz var. Faiz düzeni zulüm düzenidir. Faiz zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapar, biz de bu düzene savaş açtık. 19 yıldır bunlarla savaş hâlindeyim. Hiçbir zaman da bu can bu tende olduğu sürece faizcilere hiçbir zaman yürüyün diyemem, onların ne yanında ne arkasında yer alamam. Çünkü bizim inandığımız bu noktada değerler silsilesi içerisinde faizin yeri yok. Biz faizle ayağa kalkan değil, inşallah hep söylüyorum, faiz sebeptir, enflasyon neticedir. Bunun uygulamasını gördük. Nerede? Başbakanlığım döneminde faiz 4,7 ve 6’ya kadar düşmüştü. Enflasyon da 6,7’ye kadar inmişti. Yani doğru orantılı olarak o da iniyor, o da iniyor. Ne oldu? Gezi olayları patlak verdi. Gezi olayları patlak verdiği zaman bunun arkasında hangi emperyal güçler vardı? Malum o emperyal güçler, Türkiye’nin ayağa kalkmasını istemeyen emperyal güçlerdi. Bunun için de işte Gezi olayları patlak verdi. Bay Kemal yine oralarda dönüp dolaşıp duruyordu. Orada bir sıçrama oldu, maalesef faiz yükseldi, aynı şekilde enflasyon da yükseldi. Şimdi maalesef yalandan sürekli olarak nemalanan Bay Kemal çıktı, dedi ki ‘Böyle böyle gelin sıfıra indirin faizi. Biz CHP Grubu olarak her türlü desteğe hazırız’ Şimdi geçenlerde bir açıklama yaptı ‘Faizi yükseltin’ diyor. Bunlar hep takip ediyorsunuz. Dikkat edin bugün faiz artırın diyenlere, Gezi provokatörünü serbest bırakın diyenler, aynı mahfiller. Hiç değişen bir şey yok. Bunlar Sorosçu. Bunların bütün derdi, bu ülkeyi faizden para kazanmak suretiyle zengin olanlarla fakiri daha fakir yapanlar aynı safta. Biz buna fırsat inşallah vermeyeceğiz. Şu anda yine indiriyoruz. İnşallah Merkez Bankasının bu attığı adımlarla beraber çok kısa zamanda enflasyonun da nasıl aşağıya indiğini hep beraber izleyeceğiz, göreceğiz. Hiç bundan endişem yok. Çünkü bütün meselem faizden sömürü, bunun karşısında durmak. Çünkü sömürülen o benim fakir, garip gureba vatandaşım. Ona fırsat vermeyeceğiz.”

Merkez Bankasına ilişkin yorumların maksatlı, manipülatif olduğunun birkaç saat içinde ortaya çıktığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu çerçevede söz konusu beyan ve iddiaların kanunlara aykırı olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merkez Bankasının itibarını kırabilecek asılsız haberlerin yayılamayacağını aktararak, “Piyasa bozucu eylemler ve piyasa dolandırıcılığı hiç mi hiç yapamazsınız. Finansal piyasalarda manipülasyon da suçtur. Yani hiç burada af yok. Elbette bunları yapanlar hakkında kanuni yollara başvurulacaktır. BDDK, şu anda bunlarla ilgili adımlarını atmıştır. O söylediğiniz Merkez Bankasında geçmişte başkanlık yapmış olan zat, o da şu anda bu suçu işlemiştir. Hele de Merkez Bankasında başkanlık yapacaksın, kalkacaksın bu tür yol göstericiliğe soyunacaksın. Bunları da aynı şekilde hesaba çekecekler. Gayri millîlik budur. Kamu görevinde bulunmuş biri, kamu aleyhinde açıklama yapamaz. Kamu ahlakı buna müsaade etmez. Demek ki burada bir sorun var. Bu sorunu ortadan yine hep beraber kaldıracağız. Onlar da bunun bedelini ödeyecekler. Şu anda milletvekilliği nedeniyle yırtar ama en azından tazminat noktasında bunun bedelini öder” diye konuştu.

“AMACI DIŞINDA KULLANILAN KREDİLERE İLİŞKİN İLGİLİ KURUMLARIMIZ GEREKLİ DENETİMLERİ YAPIYOR”

Proje bazlı kredi temin edip, krediyi farklı şeklide kullanan sözde iş adamlarının üzerine gitmenin görevleri olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Özellikle salgın döneminde olağanüstü şartlardan dolayı ilave kontrol olmaksızın işletmelerimize birçok destek paketi ile finansmana erişim imkânı sağladık. Hatta bu amaçla kefalet kullandırımı için SGK ve vergi borcu olmama şartını da bu dönemde geçici olarak iptal ettik. Ancak hazine destekli kredi garanti sistemi kapsamında açıkladığımız destek paketlerinde kullandırılan kredinin nakit olarak tahsis edilen kısmının faaliyet alanı dışında kıymetli maden ve döviz alımında kullanılmayacağına ilişkin kural da koyduk. Bu kurala uyulmadığının ve kefaletin verilme amacı dışında kullanıldığının tespit edilmesi hâlinde işletmenin henüz kullanmadığı kredi kısmını iptal ediyoruz. Sistem kapsamındaki destek paketlerinden artık faydalanmasına da izin vermiyoruz. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de küresel ekonomik yavaşlamanın, salgının olumsuz etkilerini gidermek üzere çeşitli teşvik ve tedbirleri de uygulamaya aldık. Bu süreçte üretim ve istihdamın devam etmesi için hem bireylerin hem de şirketlerin krediye ulaşım imkânlarını kolaylaştırdık. Ancak bu desteklerden yararlanan bazılarının elde ettikleri fonlarla kısa vadeli spekülatif kar amaçlı faaliyetlerde bulunduklarını, bazılarının da farklı harcamalarda kullandıklarını biliyoruz. Bu noktada kredilerin yeni programları destekleyici mahiyette verilmesini sağlayamaya yönelik adımlar da atılıyor. Ayrıca amacı dışında kullanılan kredilere ilişkin ilgili kurumlarımız gerekli denetimleri yapıyor. Bunda da kararlı bir şekilde yolumuza devam edeceğiz. Bunlar da bir anlamda fırsatçılıktır. Bu fırsatçılara da zemin hazırlamayacağız.”

“PİYASALARDA SAĞLIKSIZ FİYAT OLUŞUMUNDA TCMB DOĞRUDAN MÜDAHALELERDE BULUNUYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2020’de pandemi nedeniyle küresel ekonominin yüzde 3,1 oranında bir daralma yaşadığını hatırlatarak, “Bu dönemde G-20 ülkeleri arasında Türkiye, Çin ile büyüyen iki ülkeden biri oldu. Diğer 18 ülke çok berbat durumdaydı. Fakat Türkiye’de öyle bir ana muhalefet ve yavruları var ki, bunlar Türkiye’nin G-20’den dışlandığını söyleyecek kadar ileri gittiler. Emtia fiyatlarındaki yükseliş ve salgının yarattığı arz-talep dengesizlikleri, enflasyonun küresel anlamda ciddi bir şekilde yükselmesine neden oldu. Şu anda önde gelen birçok ülke tarihinde gördüğü en büyük enflasyonu yaşıyor. Örneğin ABD’de enflasyon, kasım ayında yüzde 6,8 ile son 39 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Avro bölgesi enflasyonu da yüzde 4,9 ile son 25 yılın en yüksek düzeyine çıktı. IMF enflasyonun 2022 yılının ikinci yarısından itibaren gerilemesini bekliyor. Bununla birlikte enflasyon konusunda yukarı yönlü riskler varlığını koruyor. Enflasyon ile mücadelede beklentileri yönlendirme ve enflasyondaki ataleti kırma önemli rol oynuyor. Bu çerçevede TCMB etkin bir şeklide iletişim kanallarını kullanıyor. Ayıraca piyasalarda sağlıksız fiyat oluşumunda TCMB doğrudan müdahalelerde bulunuyor. Tabii bu arada bir, iki, üç, dört, beş müdahale yapıldı. Hemen muhalefet saldırdı. Olabilir. Merkez Bankasının bu yetkisi var mı yasal olarak? Var. Bu yetkisini de gerekli gördüğü hâllerde yapar. Bunu da yapmıştır. Lafa geldiği zaman ‘Merkez Bankası bağımsız değil’ diyorsun. Bu bağımsızlığını sana sorarak mı yapacak Bay Kemal? MB’yi ziyaret etmek istedin, Merkez Bankası kalkıp bana mı sordu? Sana, ‘buyur gel’ dedi. Gittin ve size gerekli olan bilgileri verdiler, çıktın dışarıda Merkez Bankasının arkasından konuşmaya başladın. Bu bir defa olacak bir iş değil. Yakışıksız iş yapıyorsun. Gidiyorsun, alıyorsun bilgiyi, ondan sonra çıkıp bilgiyi aleyhte satıyorsun. Bu sıradan bir kurum değil” diye konuştu.

“TÜRKİYE KÜRESEL ÜRETİM ÜSSÜ VE TEDARİK MERKEZİ OLMA POTANSİYELİNE FAZLASIYLA SAHİP BİR ÜLKE”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun daha sonra TÜİK’e de gitmek istediğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “TÜİK gayet güzel bir cevap verdi. ‘Siz imtihanı kaybettiniz’ dedi. Nerede? Merkez Bankasında. Çünkü bu kurumların kendine ait bir gizliliği var. Aynı şekilde TÜİK’in de bir gizliliği var. ‘Ben sizinle görüşme yapmayacağım. İstiyorsanız yazılı olarak sorularınızı gönderin, yazılı olarak cevabını veririz’ dedi. Bu neyi gösteriyor? Bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak, savunma sanayiinde, Savunma Bakanımdan istenen bir bilgi olduğu zaman hatta Dışişleri Bakanıma da ‘Gidin bilgilendirme yapın’ dedim. Gidip bilgilendirmeler yapmışlardır ama bütün bu iyi niyetler hep boşa çıkmıştır. Ancak biz mutlulukla görüyoruz ki açıkladığımız önlem paketi piyasalar tarafından olumlu karşılandı ve Türk lirası değer kazandı. Döviz kurlarındaki iyileşmenin en kısa zamanda mal ve hizmet fiyatlarına da yansımasını bekliyorum. Bu noktada hiç tereddüdüm yok. Kur geçişkenliğini azaltmak için mevcut üretim yapısının neden olduğu dış finansman bağımlılığının azaltılması modelin öncelikleri arasındadır. Bu da olacak. Bu kapsamda güçlü ihracat artışı ve iyileşen cari denge enflasyonun görünümüne olumlu yansıyacaktır. İhracatta ciddi bir artış var, sürekli artıyor. Bu noktada cari artış mutluluk sebebimiz. Türkiye küresel üretim üssü ve tedarik merkezi olma potansiyeline fazlasıyla sahip bir ülke. Türkiye’ye özgü üretime dayalı ihracat öncelikli modelle makro finansal tedbirler ve teşvik politikası yatırımıyla, üretimi, istihdamı ve katma değerli ihracatı artırmayı ve bu potansiyeli gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Orta ve uzun vadede bu modelin başarı sağlayabilmesi açısından makroekonomik istikrar büyük önem taşıyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu çerçevede önümüzdeki dönemde serbest piyasa ekonomisi ve finansal serbestliğe tam bağlılıktan kesinlikle vazgeçilmeyeceğini vurgulayarak, “Ekonomi politikaları daha şeffaf ve öngörülebilir olacak. Dengeli ve sürdürülebilir bir maliye politikası uygulanacak. Piyasalardaki oynaklığın azaltılmasına yönelik gereken makro ihtiyati tedbirler alınacak. Piyasa beklentileri iyileştirilerek, reel sektörün önünü daha iyi görmesi sağlanacak. Başta kamu bankaları olmak üzere reel sektöre her türlü proje bazlı desteği veremeye hazırız. Ancak proje bazlı ve bu konuda sapma olmayacak. Ayrıca katma değerli üretimin artması, ithalata olan bağımlılığın azaltılması, beşeri sermayenin güçlendirilmesi kapsamında politikalarımıza devam edeceğiz. Böylece verimlilik ve ihracat odaklı bir büyüme sürecinin tesis edilmesini sağlayacağız. Finansal istikrar, makroekonomik istikrarın önemli bir bileşenidir. Ayrıca gıda fiyatlarını dengelemeye yönelik orta vadeli çalışmalarımıza da devam ediyoruz. Tarımsal üretime yönelik olarak riskleri önceden tahmin edip yönetebilmek için erken uyarı sistemini hayata geçirdik. Gıda bankacılığının geliştirilmesine yönelik adımları atıyoruz. Tarım konusunda bugüne kadar görülmüşün çok daha fevkinde sözleşmeli tarım mekanizmasının yaygınlaştırılmasına yönelik adımlar da atılıyor. Hedef artık tarımda, hayvancılıkta görülmemiş bir adım atmak. Artık tarım ve hayvancılık olayının ne denli önemli olduğunu halkımız görecek. Çiftçimiz de bunun mutluluğunu yaşayacak. Zaten onlara verdiğimiz kredi ve hibelerle kendilerine belli bir mutluluğu da getiriyoruz. Bundan sonra da getirmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE SON DÖNEMDEKİ GÜÇLÜ EKONOMİK PERFORMANSIYLA DİĞER BİRÇOK ÜLKENİN TAKDİRİNİ TOPLAYAN BİR ÜLKE OLARAK ÖNE ÇIKIYOR”

Programda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugüne kadar yaptığı açılışlardan bazı kesitlerin gösterildiği video da yer aldı.

“Gelişmekte olan ülkeler için de Türkiye’nin bu yeni ekonomi modeli aslında bir model olabilir mi?” şeklindeki soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ne demek. Türkiye ekonomi modeli diyoruz, boşuna demiyoruz. Bize has, ülkemiz koşullarına uygun bir model. Başkanlık sisteminde ben ne demiştim ‘Amerika falan değil, Türkiye’ demiştim. Niye biz kendimize güvenmiyoruz? Niye biz kendimize inanmıyoruz? Bu millet, şair diyor ya ‘Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz / Gelmişiz dünyaya milliyet nedir öğretmişiz’ Biz böyle bir milletiz. Niye böyle küçülüyoruz?” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ben basit bir şey söyleyeceğim. Mesela bakın şimdi, bak bu yeni yaptığımız köprülerden bir tanesi, herhalde Nissibi Köprüsü, Şanlıurfa-Adıyaman’ı birbirine bağlıyor. Şimdi şuralardan artık geçen tırlara bakacaksınız. Osmangazi Köprüsü’nden geçen tırlara bakacaksınız. Şimdi nasip olursa bir, iki ay içerisinde Çanakkale, 18 Mart’ı açıyoruz. Buyurun, şu ihtişama bak. Şimdi tabii böyle değil. Şimdi o tabliyelerin son vidalarını ben gittim sıktık ve şimdi son kulelerin birleştirme kaynakları yapıldı ve bir, iki ay içerisinde de oranın açılışını yapacağız. Dünyada bu kulelerin yüksekliğiyle bir numara. Bu adımı tabii böyle atarken burada Kore-Türk iş birliği ile yapıldı. Ekranları başında bizi izleyen milletime sesleniyorum; Allah aşkına şu bütün köprülerden, Kuzey Marmara Otoyolu’ndan, Marmaray’dan öbür tarafta Avrasya Tüneli’nden bütün buralardan geçen otomobillere bakın, tırlara bakın, şöyle bir izleyin. Bu kadar tır buralardan gelip geçtiğine göre bunlar bir şeyler taşıyorlar. Böyle bir şey eğer garip gureba, fakir fukara bir ülke olsa bunlar olur mu? Ama bak şimdi bunlar var. Yoğun bir şekilde tırlar gidiyor geliyor. Hamdolsun, ülkemiz son dönemdeki güçlü ekonomik performansıyla diğer birçok ülkenin takdirini toplayan, örnek olarak algılanan bir ülke olarak öne çıkıyor.”

“ÜRETİM, İHRACAT VE İSTİHDAMI ARTIRACAĞIZ”

Yatırımcılar açısından öngörülebilirliğin sağlanması için finansal piyasalarda güven ve istikrarın tesisinin özellikle bu modelin temel önceliklerinden biri olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Biliyorsunuz lojistik dediğimiz zaman geçmeyelim. Bir ülkenin lojistiği o ülkenin diğer ülkelerle olan yarışmasında onun önceliğidir. Eğer lojistikte bir ülke öne çıkmışsa onu tutana aşk olsun. Şu anda bizim lojistik muhteşem ve her geçen gün daha da ileriye gidiyor. Serbest piyasa ekonomisinin kurallarından taviz vermeden büyümede, enflasyonda, faizde ve döviz kurunda makroekonomik gerçeklerle uyumlu, istikrarlı bir ortamın tesisini sağlıyoruz, sağlayacağız. Bunu yaparken yüksek katma değerli üretimi teşvik ederek, üretim, ihracat ve istihdamı da artıracağız. İhracatı önceliklendirmek, cari açık sorununu kalıcı olarak çözmek, özellikle gelişmekte olan ülkelerin ortak sorunu olan orta gelir tuzağını aşmak en önemli önceliklerimizdendir. Ayrıca şu pandemi döneminde ülkemiz açısından ortaya çıkan yeni fırsatları da değerlendirerek küresel değer zincirinde üst sıralara çıkmayı hedefliyoruz. Bu çerçevede cari açığımızın azalmasına katkıda bulunacak ileri teknoloji ve toplam faktör verimliliği yüksek sektörlere uzun vadeli kredi ve kefalet imkânı gibi araçlarla uygun şartlarda finansman da sağlayacağız. Orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin üretim ve ihracattaki payını artırmak için teşvik ve desteklerimizi daha da güçlendireceğiz. İhracatçılarımıza doğrudan Merkez Bankası tarafından ileri vadeli kur verilmesi suretiyle ihracatçılarımızın döviz kurundaki belirsizliğe karşı korunmasını da sağlayacağız. Bütün bunlarla kimin yanında olduğumuzu ortaya koyuyoruz. Amacımız, cari açığı yüksek üretim ve ihracat artışıyla düşürmektir hatta cari fazlaya geçmektir. Böylelikle daha sürdürülebilir bir büyüme patikasını yakalamak ve toplumsal refahımızı artırmayı hedefliyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun Şanlıurfa ziyaretindeki konuşmalarını anımsatarak şöyle devam etti: “Bay Kemal bu işlerden anlamıyor. Bakın bu ara Şanlıurfa’ya gitti. Şanlıurfa’da istediği kalabalığı karşısında göremeyince orada ileri geri savruldu. Diyor ki ‘Buranın belediyesini bize verin, biz size, Şanlıurfa’nın çiftçisine elektriği bedava vereceğiz’ Bay Kemal, bir defa elektriğin üretimi kime ait? Belediyelere mi ait? Bak ben İstanbul gibi şehrin belediye başkanlığını yaptım. Ya sen bir defa elektriği kimin ürettiğini bile bilmiyorsun. Elektrik, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının bir üretimidir ve sen zaten gelemezsin de böyle bir imkânı yakalasan dahi elektriği bedava verme hakkına sahip değilsin. Birine bedava, diğerine parayla mı vereceksin? Ondan sonra Adana’ya gittin, Adana’da bu sefer herkes dedi ki ‘Burada belediye size ait, hadi bize elektriği bedava verin’ Çiftçiler şimdi bağırıyor tabii. Hadi ver, elini, kolunu bağlayan yok. Madem böyle bir imkânın var Adana Belediyesi sizde. Hadi ücretsiz olarak, Adana, çiftçisi bol olan bir şehrimiz, ver. Sesi solu çıkmıyor. Ya yalan söyleme, hep zaten ata ata geldiniz buraya kadar.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan sonra bu atmalar da tutmayacak. Şimdi Aydın’a gideceksin. Orada neyi vadedeceksin? Oranın da çiftçisi var. Hadi onlara da söyle. Antalya, Hatay oralara da söyle. Bugüne kadar hep böyle yalanla, dolanla geldin. Ankara Belediyesi de sizde, hadi burada da bedava verebiliyorsan bedava ver. Şimdi İstanbul, Ankara’da suyu bedava vermekten bahsediyorlardı seçim öncesi. Tabii meclisleri alamadıkları için meclislerde hadi gene diyorlar kıl payı bir şey verelim de yani suyu daha ucuza verme imkânları olsun. Tabii onu da veremiyor. Hayatı yalan, akşam yalan, sabah yalan. Olmaz böyle. Siyaset yalanı bu kadar kaldırmaz. İşte şimdi kalkıyor daha gelmeden ‘Cumhurbaşkanı olarak tavsiyem şudur’ filan, bugün de onu söylemeye başladı. Daha siz cumhurbaşkanınızı belirleyemediniz. Hadi kimdir zillet ittifakının cumhurbaşkanı, şunu bir açıklayın da bilelim. Bunu da bilmiyorsun. Adı sanı belli olmayan bir cumhurbaşkanına tavsiyede bulunuyor. Böyle de bir durum herhalde artık sizde köşelerden bunları yazarsınız” diye ekledi.

“İŞSİZLİKTE TEK HANELİ RAKAMLARA İNECEĞİZ”

“İşsizliğin nereye kadar düşebileceğini hedefliyorsunuz?” şeklindeki soruya karşılık da Cumhurbaşkanı Erdoğan, hedefin mevcut rakamı daha aşağılara çekmek olduğunu belirterek, “Ama burada tabii daha aşağılara çekmek diyebilirsin ama oran olarak şu kadardır veya şuraya kadar diye bir rakam vermek o tabii inandırıcı olmaz. Çünkü ben Bay Kemal değilim. Ona kalırsa o sıfırlar. Bizde böyle bir şey yok, biz tam aksine mümkün olduğunca işsizliği daha da aşağılara indireceğiz. Tabii bunları da mevsimsel işsizlikten arındırarak indireceğiz. Şimdi mesela bu mevsimde, mevsimseli konuşursak yine yalancı oluruz. Çünkü bu mevsimde özellikle hizmet sektöründe malum sıkıntı var. Ama hizmet sektörü devreye girdiği andan itibaren ki otellerimiz de fena gitmiyor, o zaman ne olacaktır işsizlikte de düşüş daha da inşallah başlayacaktır. Tek haneli rakamlara işsizlikte ineceğiz, hedef odur. Onun için de tabii turizm sektörü büyük önem arz ediyor” diye konuştu.

Bütün sıkıntılara rağmen turizmde de ciddi bir sıçrama yapıldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Yani son bana verilen rakamlar 24-25 milyon gibiydi ve tabii parasal olarak yanılmıyorsam 26 milyar filan gibi de oradan bir gelirimiz turizmden oldu. Ama biz turizmde de tabii 35 milyonu biliyorsunuz yakalamıştık turist olarak. Bu konuda bu yıl bizi bu sektörde Rusya yalnız bırakmadı. Rusya gerekli destekleri bize verdi. Aynı durum tabii Avrupa’dan da olmuş olsaydı belki 30’un üzerine de çıkabilirdik son dönemlerde İngiltere açtı kapıları, oradan da gelmeye başladı ama turizm olayı tabii bizim için ciddi manada hakikaten bir âdeta bacasız sektör. İstanbul iyi bir sıçrama yaptı turizmde. Antalya çok çok iyiydi ve inanıyorum ki 2022’de çok daha iyi bir konuma burada da geleceğiz ve işsizlikte de hedefleri yavaş yavaş inşallah yakalayacağız.”

“2023 ÜLKEMİZ İÇİN ÇOK HAYIRLI OLACAK”

CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun TBMM Genel Kurulundaki el hareketi ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in partisinin grup toplantısında kullandığı kelimelerin sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şöyle bir gerçek var ki bu tabii siyasi ahlaktan uzak bir yapı ve siyasi ahlaktan uzak bir yapının temsilcileri de ortada, Bay Kemal, Meral Hanım ve onun yanındakiler. HDP’yi zaten söylemeye gerek yok. Onlar siyasi terörist. Bütün bunlar açık, net ortada. Bu millet bunları daha fazla kaldıramaz. Kaldıramayacağına göre de inşallah 2023 seçimlerinde gereken dersi vermek suretiyle bunları geldikleri yere göndereceklerdir. Milletin kendilerine teveccüh göstermediğini görünce bunların sinirleri bozuluyor, öfkeden çılgına dönüyorlar. Millete karşı kibirleri o kadar büyük ki bunlar siyasette etik, ahlak ve seviye bırakmadılar maalesef. Arkadaşlarıma hep söylüyorum. ‘Aman bunlara, bunların terbiyesizliklerine uyumayın, siz yaptığımız hizmetleri anlatın, milletin derdini dinleyin, çözümler üretin’ Tek kelimeyle, en net ifadeyle edepsizlik olarak değerlendiriyorum. Yani bir genel başkana bu el hareketi yakışır mı?” ifadelerini kullandı.

Milletin Meclisinin kutlu bir çatı olduğunu, orada edeple davranılması gerektiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ben Bay Kemal’in bu ruh hâlini de sağlıklı bulmuyorum. İfadeleri, davranışları sertleşmekten öte şirazesini, dengesini kaybetti. Ne demiş ‘Elime değil, sözlerime baksınlar’ Hadi senin sözlerine baktık, ya şehit yakınına küfür eden kendini bilmezi ne yapacağız? O da senin ortağın. Bu edepsizliklerin, saygısızlıkların affedilir, görmezden gelinir bir yanı yok. Şehit yakınına küfür eden hadsizin de takipçisi olacağız, hesabını soracağız, bu kendini bilmeze milletvekilliğinin sonlandırılması dâhil en ağır bedeli de ödeteceğiz. Millete hareket çekenin, şehit yakınına sövenin ve bunları görmezden gelerek siyaset yapanın Gazi Mecliste yeri olamaz. Bunların milletin hayrına bir işleri olmaz. Tabii bunlar hep eski alışkanlıklardan bir türlü vazgeçmek istemiyorlar. Bunun için de 2023 inşallah ülkemiz için çok çok hayırlı olacak ve bunlardan en azından kurtulacak. Zaten Kocaeli’deki davaları devam ediyor. Devletin arazilerine çökmeleri, oralarda yaptıkları, kendilerine ait maalesef korsancılık, bunlar yenilir yutulur şeyler değil. Millet bunun hesabını soracaktır.”

“AŞIMIZ ŞİMDİYE KADAR YAPILAN ÇALIŞMALARDA KORUYUCU ETKİSİNİ İSPAT ETTİ”

“Yerli aşı konusunda vatandaşlara çağrınız ne olur? Dünyadan bize yerli aşı ile ilgili talep var mı?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, uzun süreden beri Türkiye’de aşı üretimi için zihinsel çalışmaları yürüttüklerini, bu bilgi birikimini uygulamaya sokma adına salgının hızlandırıcı faktör olduğunu söyledi.

Bu konudaki bilgi birikimini araştırma laboratuvarlarından çıkarıp fabrikada üretim hattına soktuklarını, hedefi de kovid aşısı şeklinde daraltınca, Türkiye’nin hızlı bir şekilde kovid aşısı üretebilen dokuz ülkeden biri olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “TURKOVAC aşımız, laboratuvar çalışmalarında oldukça iyi sonuçlar almıştı. Ancak insanlar üzerinde yaygın bir şekilde kullanılacak ilacın, aşının, tıbbi malzemenin, sağlıkla ilgili tüm ürünlerin sıkı üretim ve kullanıma sokulma şartları var. Biz bu şartların hepsini yerine getirdik. Aşımızın hem etkinliğini hem de güvenilirliğini test ettik, emin olduktan sonra insanlığın kullanımına sunduk. Sadece vatandaşlarımız için demiyorum, aşımız tüm insanların kullanımı için üretiliyor. Şimdiye kadar ülkemizde iki ithal aşı mevcuttu. Bu iki aşının da güvenilirliği ve etkisi konusunda hiçbir endişe veya şüpheye gerek yok. Ancak yine de ithal ürün olması nedeniyle yerli aşımızı bekleyen bir grup vatandaşımızın olduğunu biliyor, görüyoruz. Bu vatandaşlarımız her ne kadar yersiz de olsa, bu endişelerinden sıyrılıp, gönül rahatlığı ile aşılarını olmalıdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aşımız şimdiye kadar yapılan çalışmalarda koruyucu etkisini ispat etti. Bundan sonra daha fazla insanda bu etkisini perçinleyeceğine eminiz. TURKOVAC aşımız öncelikle vatandaşlarımızın kullanımına sunulacak, daha sonra aşılarımızı başta aşı temin etmekte zorlanan ülkelere göndereceğiz. Talepler gelmeye başladı. Geçen hafta Afrika ülkeleriyle yaptığımız toplantıda ülkelerin liderlerinden bu konuda yoğun talep aldık. Bu taleplerin hepsini karşılamak istiyoruz. Biz biliyoruz ki dünyanın kahir ekseriyeti aşılanmadıkça bu salgının süresi uzamaktadır” açıklamasında bulundu.

Gelişmiş ülkelerin ellerini bu konuda sıkı tuttuğunu, bundan asıl zarar görenlerin hassas ekonomiler ve vatandaşları olduğunun farkında değillermiş gibi davrandıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz bu ülkelerin çoğundan madden zengin olmayabiliriz ama manen zengin Türk milleti, aşıya aç bu insanların talebine duyarsız kalmadı, kalmayacaktır” şeklinde konuştu.

TURKOVAC’ın, salgın döneminde yapılan çalışmaları âdeta taçlandıran bir gelişme olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak 50 yıl sonra hücreden başlayarak tamamen yerli ve millî imkânlarla geliştirilen aşımızın her safhasında kendi bilim insanlarımız, araştırmacılarımız yer aldı. Bu konuda kullanım onayının alınmasıyla birlikte, Sinovac ve Biontech’in ardından yerli aşımız TURKOVAC’ı da vatandaşlarımıza sunacağız hatta insanlığın hizmetine, onların da şifa bulması için değerlendireceğiz. Bu arada dünyanın en büyük kapasiteli aşı araştırma, geliştirme ve üretim merkezi olarak Hıfzıssıhha Projesi’ni de Ankara’da hayata geçiriyoruz. Yakında ihalesini yapacağız. Esenboğa Havalimanına yakın bir bölgede, 50 bin metrekare kapalı alana sahip Hıfzıssıhha Projesi’nin ihale süreci önümüzdeki hafta tamamlanacak” dedi.

“KADIN VE ERKEK ARASINDA ORTAK BİR DENGE GÖZETECEK USUL GELİŞTİRECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Süresiz nafaka konusunun Meclis Genel Kuruluna önümüzdeki yıl gelmesi beklenebilir mi?” sorusu üzerine, şu cevabı verdi: “Temennimiz odur ki bu yıl içinde bu problemi çözelim ama bu konudaki gerek Adalet Bakanlığımız gerek Aile Bakanlığımız bir çalışma yürütüyor. Kadınların mevcut haklarından geriye gidiş anlamına gelebilecek bir çalışma asla söz konusu değildir. Böyle bir anlayışa sahip değiliz ancak tüm tarafları koruyacak, çocuğu da gözetecek, kadın ve erkek arasında ortak bir denge gözetecek usul geliştireceğiz. Vatandaşımızın ihtiyaç ve beklentilerinin farkındayız. Herkesin içine sinecek bir sonuca varıncaya kadar çalışmalarımızı sürdüreceğiz. İlgili bakanlıklarımız titiz bir istişare ve fikir teatisini yürütüyor. Önümüzdeki yıl içinde nafakayı da içine alacak şekilde, boşanma hukukuna bağlı konuları, yeni mağduriyetlere yol açmayacak şekilde tümüyle ele alacağız. Süreci bu şekilde işletmeyi planlıyoruz.”

“KURDUĞUMUZ ALTYAPILARLA UZAYDAKİ VARLIĞIMIZ GÜÇLENECEK”

Türkiye’nin sekizinci uydusu Türksat 5B’nin uzaya gönderilmesinin ardından, Tesla ve SpaceX’in kurucusu Elon Musk ile yaptığı görüşmede yeni projelerin gündeme gelip gelmediğinin sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, uydu ve uzay teknolojilerinin spesifik ve nitelikli uzmanlık ile altyapı gerektiren teknolojiler olduğunu ifade etti.

Türkiye’de uydu ve uzay ekosisteminin nitelikli insan kaynağı ve altyapısı kurulmasına ilişkin son yıllarda önemli adımlar attıklarını, Türksat’ın bu adımların lokomotifi olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2008 yılında devreye alınan üçüncü nesil Türksat 3A uydusu projesinden itibaren dördüncü ve beşinci nesil uydu projelerinde nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesine yönelik eğitim ve teknoloji transferi programlarının uygulandığını aktardı.

Bu programlarda yetişen teknik uzman kadroların Türkiye’nin uydu ve uzay ekosisteminin oluşmasında, yeni insan kaynağının yetiştirilmesinde ve Türksat 6A gibi tamamen yerli imkanlarla yapımı devam etmekte olan uydu projelerinde büyük rol oynadıklarını ve hâlen de oynamaya devam ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, uydu sistemlerinin üretim, entegrasyon ve test altyapılarına ilişkin de önemli yatırımların yapıldığını, Savunma Sanayi Başkanlığı ve Türksat iş birliğiyle inşa edilen, 2015 yılında hizmete alınan Uzay Sistemleri Entegrasyon ve Test Merkezinde hem Türksat 6A hem de IMC uydularının test ve üretim süreçlerinin yetişmiş insan kaynağı tarafından yürütüldüğünü söyledi.

19 Aralık’ta uzaya gönderilen Türksat 5B uydusu ile geçmişte atılan adımların meyvesini aldıklarını, Tesla ve SpaceX’in kurucusu Musk ile bu görüşmeleri yaptıklarında mutluluğunu paylaştığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türksat’ın 5B bünyesinde iki adet haberleşme ekipmanının, Türksat ve ASELSAN mühendislerinin iş birliğiyle tasarlandığını, üretildiğini ve uzay şartlarında test edildiğini, ilk defa ticari bir uyduda yüzde yüz yerli bir donanımın kullanılmış olduğunu aktardı.

Türkiye’nin uzaydaki hakları denince 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ı rahmetle yâd etmek gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, o dönemde ortaya konan vizyon ile uzayda 31, 42 ve 50 derece doğu yörüngelerinde frekans hakları elde etmenin ilk adımlarının atıldığını, bugün bu yörüngelerin Türksat’ın üçüncü, dördüncü ve beşinci nesil uyduları ile etkin bir biçimde korunduğunu ifade etti.

Yüzde yüz yerli sistem mühendisliği ve yerli imkânlarla üretimi devam eden Türksat 6A uydusunun da 2023’te SpaceX şirketine ait Falcon 9 roketiyle uzaya gönderileceğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son yıllarda gerçekleştirdiğimiz atılımlarla, yetiştirdiğimiz nitelikli insan kaynağıyla ve kurduğumuz altyapılarla uzaydaki varlığımız güçlenecek. Bu alandaki dışa bağımlılık azalacak ve hatta bu konuda ihracat yapabilecek konuma da geleceğiz” dedi.

AFRİKA İLE İLİŞKİLER

“Afrika ile ilişkiler konusunda Türkiye’yi nasıl bir gelecek bekliyor” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, göreve geldiklerinde Türkiye’nin 12 Afrika ülkesinde büyükelçiliği bulunurken, şu anda 49 Afrika ülkesinde büyükelçiliği bulunduğunu söyledi.

Bu Afrika ülkelerinin Türkiye ile şu anda ciddi bir rekabet içinde olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Onların da yine Türkiye’de şu anda 39 büyükelçiliği var. Bunları aynı şekilde devam ettiriyoruz. Tabii hedefimiz daha ileri gitmek. Sayıları daha da çoğaltmak ve Türkiye olarak Afrika’da hemen hemen bütün ülkelere büyükelçilik açmak suretiyle Afrika’nın her yerinde olmak istiyoruz. Yer altı, yer üstü bütün zenginliklerinde de yine Afrika ile kazan-kazan esasına dayalı olarak yürüyelim istiyoruz. Çünkü emperyal güçler yıllarca Afrika’yı sömürdüler. Ama Türkiye kazan-kazan esasına dayalı olarak, ‘Siz de kazanın, biz de kazanalım, beraber kazanalım’ demek suretiyle oralardayız ve doğrusu Afrika ülkelerinin de bize bu noktada güveni var. ‘Beraber yapalım’ diyorlar. Bu noktaya gelmiş vaziyetteler” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni yıla dair dilek ve temennilerinin sorulması üzerine, “2022, Allah’ın izniyle 2021’den daha iyi olacak. 2022’de çok daha güçlü olacağız ve çok farklı sıçramaları 2022’de inşallah yaşayacağız” dedi.

Yılbaşını nasıl geçireceğinin sorulmasına karşılık Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Torunlardan ayrı kalmak kolay bir iş değil. Onların verdiği enerji hiçbir şey ile mukayese edilmez. Onlar ayrı bir enerji depoluyorlar bize. Onun için gerek eşimle gerek çocuklarla işin istişaresini yapıp, onlar neyi arzu ediyorlarsa ben de ona uyarım” cevabını verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın Gaziantep’te açılış törenleri yapacaklarını, Gazianteplilerle bir araya geleceklerini, açılış törenleriyle birlikte onların mutluluklarını paylaşacaklarını belirterek, “Milletimiz umutlarını kaybetmesin ve bize, AK Parti kadrolarına güvenmeye devam etsinler. Bu yıl ülkemiz için her biri ayrı değer olan ismi kaybetmenin üzüntüsünü yaşadık, bütün hepsine Allah’tan rahmet diliyorum. Büyük şair, fikir ve dava adamı Sezai Karakoç’u, ülkemizin felsefe, bilim hayatına büyük katkılar yapmış bilim insanı Prof. Dr. Teoman Duralı hocamızı, sevgili dünürüm müteşebbis Özdemir Bayraktar ağabeyi, siyasetimizin duayenlerinden Oğuzhan Asiltürk ağabeyi, son olarak da dün kaybettiğimiz musikimizin duayenlerinden Prof. Dr. Alaeddin Yavaşca beyefendiyi hayırla yâd ediyorum” diyerek sözlerini tamamladı.

ADALET

“Türkiye’ye çağ atlattığımız alanların başında ulaştırma yatırımları bulunuyor”

Avatar

Published

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çerkezköy-Kapıkule Hızlı Tren Hattı Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada “Türkiye’ye 24 yılda çağ atlattığımız alanların başında ulaştırma yatırımlarımız bulunuyor. İktidarlarımız döneminde ulaştırma yatırımlarımızın bugünkü değeri 355 milyar dolara yükseldi. Bunun içerisinde demir yollarımızın payı yaklaşık 80 milyar dolardır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çerkezköy-Kapıkule Hızlı Tren Hattı Açılış Töreni’ne katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, katılımcılar vasıtasıyla, Kırklareli’nde yaşayan bütün vatandaşları yürekten selamladığını söyledi.

Kırklareli’nin güzel insanlarına kendisini hasretle bağırlarına bastıkları için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Allah’tan muhabbeti ve dayanışmayı daim eylemesi temennisinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çok önemli bir yatırımın açılışını yapmak üzere katılımcılarla beraber olduklarını ifade ederek “Ulaştırma alanında stratejik bir projeyi daha ülkemize kazandırmanın gururunu yaşıyoruz. Öncelikle heyecanımızı bugün burada bizlerle paylaşan Avrupa Birliği Genişlemeden Sorumlu Komiseri Sayın Marta Kos’a teşekkür ediyorum. Sayın Kos’u bu vesileyle ülkemizde misafir etmekten büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Açılışını gerçekleştirdiğimiz Halkalı-Kapıkule Hızlı Tren Hattı Çerkezköy-Kapıkule kesiminin şehrimize, Trakya bölgemize, Türkiye’ye hayırlı olmasını temenni ediyorum” diye konuştu.

“229 KİLOMETRELİK UZUNLUĞUYLA ÜLKEMİZE VİZYON KATACAK ULAŞTIRMA PROJELERİMİZDEN”

Bu önemli yatırımın milletin hizmetine sunulmasında emeği geçen Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı başta olmak üzere tüm kurumları, yüklenici firmaları, işçisinden mühendisine her bir emek sahibini tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Biliyorsunuz, Halkalı-Kapıkule Hızlı Tren Hattı toplam 229 kilometrelik uzunluğuyla ülkemize vizyon katacak ulaştırma projelerimizden biridir. Projemiz üç etaptan oluşmaktadır. 153 kilometre uzunluğa sahip Çerkezköy-Kapıkule kesimi projemizin en uzun etabıdır. Saatte 200 kilometre tasarım ve işletme hızına sahip olacak hattımız, çift hatlı, elektrikli, sinyalli olarak inşa edilmiştir. Hat üzerinde 31 köprü, 2 bin 520 metre uzunluğunda 8 aç-kapa tünel, 2 viyadük, 114 alt ve üst geçit ile 175 menfez vardır. Böylece Tekirdağ’ı Kırklareli’ne ve Edirne’yi hızlı tren ağına dahil ederek, hızlı tren ağımızı Çerkezköy’den Kapıkule’ye kadar ulaştırmış oluyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, projenin hizmete girmesiyle etkilerini çok geniş bir alanda görecekleri yeni bir dönem başlayacağını dile getirerek “En başta Halkalı-Kapıkule arasındaki yolcu seyahat süresi 4 saatten 1 saat 30 dakikaya düşecek. Yük taşıma süresi ise 8 saat 30 dakikadan 3 saat 30 dakikaya inecek. Demir yolu hattının kapasitesi de yaklaşık 4 katına çıkacak. Yıllık yolcu kapasitesinin 600 binden 3 milyona, yıllık yük kapasitesinin ise 1,5 milyon tondan 9,5 milyon tona yükselmesini bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

“PROJEMİZ TRAKYA VE TÜRKİYE EKONOMİSİNE ÇOK CİDDİ KATKILARDA BULUNACAK”

Bunun ulaşımın hızlanması, lojistiğin güçlenmesi ve seyahat süresinin azalması anlamına geldiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, neticede üretimin, ihracatın ve istihdamın artacağını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ticaret ve turizm inşallah daha da hareketlenecek. Projemiz sadece gönülleri ve şehirleri birleştirmekle kalmayacak. Aynı zamanda Trakya ve Türkiye ekonomisine çok ciddi katkılarda bulunacak” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Avrupa’ya açılan kapısı olan Kapıkule’deki demir yolu kapasitesini artırdıklarını, gar sahasında yol sayısını 23’ten 42’ye, toplam hat uzunluğunu ise 15 bin 675 metreden 51 bin metreye çıkardıklarını belirtti.

Proje kapsamında Babaeski, Lüleburgaz ve Büyükkarıştıran’da yeni istasyon binaları inşa ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kapıkule ve Edirne gar binalarını yeniden yapıyoruz. Çerkezköy’de yük istasyonu personel binası ve lokomotif bakım atölyesi de projenin kapsamında yer alıyor. Böylece sadece ana hattı değil, hattın bütün unsurlarını modern ve güçlü bir yapıya kavuşturuyoruz. Hayırlı, uğurlu olsun diyorum” diye konuştu.

Halkalı-Kapıkule Demir Yolu Hattı’nın öneminin yalnızca Trakya bölgesiyle sınırlandırılamayacağına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu hat Bakü, Tiflis, Kars ve Marmaray üzerinden Avrupa’ya uzanan Orta Koridor’un Avrupa bağlantısını da güçlendiriyor. Halkalı-Kapıkule projesi 6 bin 314 kilometrelik Kalkınma Koridoru’nun Türkiye’den geçecek 2 bin 94 kilometrelik bölümünün kritik parçalarındandır. Faw Limanı’ndan başlayıp ülkemiz üzerinden Avrupa’ya uzanacak Kalkınma Yolu’nun batı ucundaki Avrupa bağlantısını oluşturacaktır. Bu tablo bize aslında şunu gösteriyor, ulaştırma yatırımlarımız artık yol, köprü ve demir yolu yatırımı olmaktan çıkmış, küresel ticaret yollarının en stratejik halkalarına dönüşmüştür. Halkalı-Kapıkule hattı, İstanbul, Kocaeli, Tekirdağ ve Trakya’daki organize sanayi bölgeleri başta olmak üzere sanayi merkezlerimizin ve limanlarımızın Avrupa pazarlarına erişimini kolaylaştıracaktır. Dolayısıyla bu hat inşallah Anadolu’nun üretimini Avrupa pazarlarına bağlayan bir damar, Türkiye’nin ihracat hedeflerine ulaşmasını hızlandıran bir lojistik omurga olacaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trakya bölgesiyle birlikte Türkiye ekonomisine büyük katkılar yapacağına inandığı bu önemli projenin hayırlara vesile olmasını dileyerek, “Kırklareli’mize ve tüm bölgemize böylesi stratejik bir yatırımı kazandırmaktan büyük bahtiyarlık duyduğumu özellikle ifade etmek istiyorum. Rabb’im bizi sizlere ve Türk milletine hizmet yolundan ayırmasın diyorum” diye konuştu.

“ÜLKEMİZİ HIZLI TRENİN KONFORUYLA TANIŞTIRAN YİNE BİZ OLDUK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye 24 yılda kelimenin tam anlamıyla çağ atlattıkları alanların başında ulaştırma yatırımlarının bulunduğuna işaret ederek, şöyle konuştu: “İktidarlarımız döneminde ulaştırma yatırımlarımızın bugünkü değeri 355 milyar dolara yükseldi. Bunun içerisinde demir yollarımızın payı yaklaşık 80 milyar dolardır. Toplam demir yolu ağımızı 13 bin 919 kilometreye ulaştırdık. Elektrikli hat uzunluğumuzu 2 bin 122 kilometreden 7 bin 274 kilometreye çıkardık. Yüzde 243’lük bir artış sağladık. Sinyalli hat uzunluğumuz 2 bin 505 kilometreden 8 bin 419 kilometreye yükseldi. Buradaki artışımız yüzde 236 oldu. Ülkemizi hızlı trenin konforuyla tanıştıran yine biz olduk.”

Sıfırdan başlayarak ülkeye 2 bin 251 kilometre uzunluğunda hızlı tren hattı kazandırdıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün hızlı tren hizmetlerinden nüfusumuzun yüzde 51’i yararlanıyor. Çerkezköy-Kapıkule hattının tamamlanmasıyla hızlı tren hatlarımızın uzunluğu 2 bin 604 kilometreye çıkacak. Doğrudan hızlı tren bağlantısı bulunan il sayımız ise 14 olacak. 2028 yılı sonunda ise bunu 27 şehre çıkarmayı istiyoruz. Türkiye’nin dört bir yanında demir yolu yatırımlarımıza devam ediyoruz. Hâlihazırda toplam 4 bin 858 kilometrelik demir yolu hattının yapımı sürüyor. 2053 için hedefimiz demir yolu hat uzunluğumuzu 28 bin 590 kilometreye yükseltmektir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşların da çok net gördüğüne inandığı derin bir farka bir kez daha vurgu yapmak istediğini belirterek, gündemlerinin ne olduğunun, neyle meşgul olduklarının, ne için çalıştıklarının, hedeflerinin ve hayallerinin katılımcılar tarafından yakından takip edildiğini söyledi.

Kendi gündemlerinde vatandaşa hizmet etmek ve ülkeye eser kazandırmak olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geçen hafta Şanlıurfa’daydık. Urfa’da 2 bin yatak kapasiteli şehir hastenemizi hizmete açtık. TEKNOFEST Güneydoğu’da Türkiye’nin umudu olan gençlerimizin birbirinden gurur verici projelerine şahitlik ettik. Öncesinde İstanbul Havalimanı 4. pist ve ilave yatırımların açılışını gerçekleştirdik. Daha öncesinde Samsun’da 17 milyar liralık bir yatırım olan 1458 yataklı Samsun Şehir Hastanemizi hizmete aldık” diye konuştu.

“TÜRKİYE’Yİ YENİ YÜZYILA HAZIRLAMAK İÇİN GECE GÜNDÜZ KOŞTURUYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün ise Kırklareli’nde olduklarını, durmadan, dinlenmeden 7 gün 24 saat aşkla çalıştıklarını vurgulayarak, “Biz icraat üretiyoruz, icraat. Hizmet üretiyoruz, hizmet, laf değil. Taş üstüne taş koyuyoruz. Biz Türkiye’yi yeni yüzyıla hazırlamak için gece gündüz koşturuyoruz. Peki, sürekli bizi eleştirenler, sürekli bize sataşanlar ne yapıyor? 24 yıldır ne yapıyorlarsa bugün de aynısını yapıyorlar” ifadelerini kullandı.

Dikkat edildiğinde onların gündemlerinde hiçbir somut proje olmadığını, yalanın ise onlarda bol olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerinin bile inanmadığı popülist vaatler dışında milletin derdine derman olacak hiçbir önerilerinin olmadığını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Varsa yoksa yalan, dolan, spekülasyon. Siyasi parti değil, sanki iftira üretme merkezi. Sanki dedikodu kazanı bunlar. Sadece dezenformasyon üretmenin peşindeler. Sadece çamur atmanın, sadece iftira atmanın, kendi pisliklerini bize de bulaştırmanın peşindeler. FETÖ’cü alçaklardan öğrendikleri taktiklerle ellerine ne tutuşturulsa önüne arkasına bakmadan, doğruluğunu yanlışlığını araştırmadan bize saldırıyorlar. Münferit örnekler üzerinden değerlerimize saldırıyorlar. Kimse kusura bakmasın. Boğazlarına kadar yolsuzluğa, ahlaksızlığa batmış durumdalar. Bir de çıkıp utanmadan bize laf söylüyorlar.”

“SİZ ÖNCE SOYUP SOĞANA ÇEVİRDİĞİNİZ BELEDİYELERİN HESABINI VERECEKSİNİZ”

Bunun adının siyaset, muhalefet etmek ve kamu adına hesap sormak olmadığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir defa başkalarına laf söylemeden önce para kulelerinin hesabını vereceksin. Elimizde 32 saatlik kumpasın kaydı var. ‘Ben izledim’ dediğiniz baklava kutularının hesabını vereceksiniz. Siz önce arpalığa çevirdiğiniz eş, dost, akraba çiftliğine çevirdiğiniz, soyup soğana çevirdiğiniz belediyelerin hesabını vereceksiniz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kimsenin kendilerine siyasi etik dersi vermeye kalkmasına müsaade etmeyeceklerini belirterek, “Biz bu ilkesiz siyasete, bu rezil siyasete prim vermeyiz. Kim milletin hakkına, hukukuna ve emanetine el uzatırsa karşısında bizi bulur, yargısıyla, emniyetiyle, maliyesiyle, devletin tüm kurumlarını bulur. Hukukun, meşruiyetin sınırlarını aşanlar aynı zamanda ahlakın sınırlarını da aşarlar. Bizim bunlarla işimiz olmaz ve olamaz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yargının suç işleyenin, suçu sabit olanların yakasına yapıştığını vurgulayarak, “Bu konudaki kararlılığımızı, bu konudaki hassasiyetimizi 24 sene boyunca defalarca milletimize gösterdik. Fakat şunu da bilsinler ki ne ekran tetikçilerinin ne de siyasetçi kılıklı müfterilerin haysiyet cellatlığı yapmasına, yargısız infaz yapmasına asla izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

“AKIL VE BASİRETLE BU HASSAS SÜRECİ YÖNETECEĞİZ”

Kirli yöntemler, iftira ve itibarsızlaştırma kampanyalarıyla kadrolarına karşı bir operasyon yürütülmesine eyvallah demeyeceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle tamamladı: “Siyasetin de medyanın da limanı ahlaktır, dürüstlüktür. Biz ilk gün nerede duruyorsak bugün de aynı yerde sapasağlam duruyoruz. Haksızlığın, hukuksuzluğun, tamahkarlığın üzerine istismarcılara rağmen ciddiyetle gidiyoruz ve gideceğiz. Ama bunu yaparken adaletten, ahlaktan, vicdandan, özellikle hakkaniyet çizgisinden bir milim sapmayacağız. Ne oyuna geleceğiz ne tuzağa düşeceğiz ne de birilerinin yalan rüzgarına kendimizi kaptıracağız. Sağduyulu ve serinkanlı bir şekilde akıl ve basiretle inşallah bu hassas süreci yöneteceğiz. Milletim müsterih olsun. Bize güvensin. Ama aynı zamanda uyanık ve dikkatli olsun. Milletim sicili bozuk siyasi fırsatçıların nemalanma tuzağına düşmesin. Biz gerekeni yapıyoruz. Tıpkı bir cerrah titizliğiyle meseleye vaziyet ediyoruz.”

Halkalı-Kapıkule hızlı tren hattı Çerkezköy-Kapıkule kesiminin millete hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, emeği geçenleri tebrik etti.

Programda, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ve Avrupa Birliği’nin (AB) Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos da bir konuşma yaptı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tablo hediye etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindeki heyet, duanın ardından açılış kurdelesini kesti.

Açılış töreninin ardından makinist koltuğuna geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan, hızlı tren hattındaki ilk seferi gerçekleştirerek Babaeski’den Lüleburgaz’a yolculuk yaptı.

GENÇ GAZETECİLER İSTANBUL

Okumaya Devam edin

DİPLOMAT

“Terörsüz Türkiye hedefimizle aramıza kimse giremeyecek”

Avatar

Published

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa Şehir Hastanesi Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Tüm bölgemizde terörün yerini huzurun, istikrarsızlığın yerini refahın, çatışmanın yerini barışın aldığı o günlere hep beraber kavuşacağız. Buna kimse engel olamayacak. Terörsüz Türkiye hedefimizle aramıza kimse giremeyecek” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanlıurfa Şehir Hastanesi Açılış Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Konuşmasına alandakileri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık iki yıllık aranın ardından şanıyla, ihtişamıyla, medeniyet mirasıyla adının hakkını veren Şanlıurfa’da olmanın bahtiyarlığı içinde olduğunu belirtti.

Açılış öncesi TEKNOFEST gençliğiyle beraber farklı bir heyecan yaşadıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi de Şanlıurfalı kardeşlerimle beraberiz. Şanlıurfa, o dillere destan, samimi misafirperverliğini bugün bizden yine esirgemedi. Şanlıurfa bugün bizi yine muhabbetle kucakladı. Ahde vefasını gösterdi. Her zaman olduğu gibi özlemle bizi bağrına bastı. Aşkınıza, sevdanıza, hayır dualarınıza şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa’yı ve Şanlıurfalıları özlediklerini belirterek, şöyle devam etti: “Bugün gördüm ki Şanlıurfa halkı da bizleri özlemiş. Merhum şair Halide Nusret Hanım, Şanlıurfa’ya olan hasretini anlattığı şu şiirinde aslında bizim de duygularımıza tercüman olmuş. ‘Hayalin parça parça gönlümde çağlar her an. Kale, Aynizeliha, Dergah, Halilürrahman. Her köşende bir başka güzellik, elvan elvan. Her köşen ayrı cennet, can Urfa, vatan Urfa. Sen ey mübarek toprak, erenler yatağısın. Duymayana sözüm yok, duyanlar durağısın. Koç yiğitler, yeleli aslanlar otağısın. Urfa, kahraman Urfa, can Urfa, vatan Urfa.’ Rabb’im Şanlıurfa’yı her zaman aziz eylesin. Aramızdaki dayanışmayı da daim eylesin.”

“URFA’YA EN GÜZEL ŞEKİLDE SAHİP ÇIKMAYA ÇALIŞIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa’nın istiklaline ve istikbaline el uzatıldığında nasıl ayağa kalkacağını tüm cihana gösterdiğini söyleyerek, “Bu kent, ‘Şanlı’ unvanını, verdiği mücadeleyle bizzat kazanmış bir şehirdir. Biz de tarihimizde ve gönlümüzde müstesna bir yeri olan Urfa’ya en güzel şekilde sahip çıkmaya çalışıyoruz” dedi.

Şanlıurfalılardan aldıkları destekle, hayır dualarıyla yükledikleri emaneti namus ve şeref bildiklerini ve o emaneti yere düşürmediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa’ya olan şükran borçlarını yeni eserler inşa ederek ödemenin gayretinde olduklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Çünkü biz gücümüzü birilerinin sürekli şikâyet mektupları yazdığı Batı’dan değil sadece ve sadece milletimizden, sizlerden alıyoruz. Biz bu makamlarda sizlere hizmetkâr olmak için varız. Siz varsanız biz de varız. Sizin desteğiniz ve duanız bizimle olduğu müddetçe biz de bunun hakkını vermeye inşallah, devam edeceğiz. Sizler bizim yanımızda dağ gibi durdukça, inşallah biz de ‘durmak yok hizmete devam’ demeyi sürdüreceğiz. İşte bugün Şanlıurfa’ya gelirken yine elimiz dolu dolu geldik. Sağlıkta, ‘hayalim’ dediğim ve ülkemize kazandırmaktan her zaman onur duyduğum şehir hastaneleri projemizlen Urfa’mızı da tanıştırıyoruz. Şu muhteşem eseri görüyorsunuz. Biz yaptık mı böyle yaparız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şanlıurfa’ya layık olduğu eseri bu şekilde inşa ederiz. İşte sağlıkta bir üst lige çıkacak Şanlıurfa Şehir Hastanemizi bugün sizlerin hizmetine veriyoruz. Şehir hastanemiz 500 bin metrekareyi bulan kapalı alanıyla 545’i yoğun bakım olmak üzere 2 bin yatak kapasitesi ile 451 poliklinik odası, 6 ameliyathanesi, 3 bin 620 araçlık otoparkı ve diğer müştemilatıyla gerçekten Urfa’mızın şanına yakışır bir eser oldu. Toplam 39 milyar liralık bu muhteşem yatırımın şehrimizin sağlık hizmetleri standardını zirveye çıkaracağına inanıyorum. Tabii böyle bir hastane yapınca ulaşım sorununu da çözmek gerekiyor. Hastanemize kolay ulaşım için inşa ettiğimiz 1,7 kilometre uzunluğundaki bağlantı yolu ile 191 metre uzunluğundaki köprüyü de hizmete açıyoruz” diye ekledi.

“ŞİMDİYE KADAR ŞANLIURFA’YA SAĞLIKTA 61 MİLYAR LİRALIK YATIRIM YAPTIK”

Şehir hastanesinin Şanlıurfa’ya kazandırılmasında emeği geçen tüm kurum, kuruluş ve şirketleri tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu eserin inşasında alın teri olan mühendis, tekniker ve işçileri de özellikle kutladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa Şehir Hastanesinin, Şanlıurfa’daki en son sağlık yatırımı olduğunu anımsatarak, “Şimdiye kadar Şanlıurfa’ya sağlıkta 61 milyar liralık yatırım yaptık. Şehir hastanemiz dâhil 3 bin 970 yataklı 19 hastanenin içinde olduğu 129 sağlık tesisi inşa ettik. Toplam 8,5 milyar liralık yatırımımız devam ediyor. 100 yataklı Harran Devlet Hastanesi’nin, 100 yataklı Siverek Kadın Doğum Çocuk Hastanesi’nin, Viranşehir Devlet Hastanesi 200 yataklı ek binamızın aralarında olduğu 16 sağlık tesisinin yapımı sürüyor. Ayrıca ihale, proje ve arsa aşamasında olan 17 sağlık tesisimiz var. İnşallah onları da tamamlayıp Urfa halkının istifadesine sunacağız” diye konuştu.

Bugün şehir hastanesi ve bağlantı yollarına ilave olarak 2,5 kilometre uzunluğundaki Azerbaycan Bulvarı Farklı Seviyeli Kavşağını da hizmete açacaklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Karaköprü ilçemizdeki TOKİ konutları sebebiyle artan trafiği rahatlatacak olan 1,3 milyar lira değerindeki bu kavşağın da hayırlı olmasını diliyorum. Kavşağın inşasında emeği geçen bakanlığımızı ve yüklenici firmalarımızı tebrik ediyorum” dedi.

Göreve geldiklerinden bu yana Şanlıurfa’ya 1 trilyon 530 milyar liralık yatırım yaptıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Laf ola beri gele yok, iş yaptık iş” dedi.

“ŞANLIURFA-GAZİANTEP İLE ŞANLIURFA-MARDİN HIZLI TREN HATTININ PROJELERİ TAMAMLANDI”

Sadece ulaştırma alanındaki yatırımların toplamının 91 milyar liranın üstünde olduğunu, bölünmüş yol mesafesini 28 kilometreden 630 kilometreye çıkardıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nissibi Köprüsü, Şanlıurfa-Birecik Otoyolu, Şanlıurfa-Diyarbakır yolu, Şanlıurfa-Viranşehir yolu gibi birçok projeyi tamamladıklarını ve Şanlıurfalıların hizmetine sunduklarını bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kalkınma Yolu Projesi kapsamında Şanlıurfa-Ovaköy arasına 320 kilometre uzunluğunda yeni bir otoyol inşa edeceklerini dile getirerek, “Şanlıurfa-Gaziantep hızlı tren hattı ile Şanlıurfa-Mardin hızlı tren hattının projeleri tamamlandı. Yatırım programımıza aldık. İnşallah en kısa sürede ihalesine çıkmayı planlıyoruz” ifadesini kullandı.

Nice eser ve projeyi Şanlıurfalıların emrine verdiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa’yı sadece sağlık ve ulaştırmada değil tarımda, turizmde, eğitim ve diğer alanlarda da çok farklı bir noktaya taşıdıklarını söyledi.

“TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİMİZDE MESAFE ALDIKÇA ŞEHİRLERİMİZ KALKINIYOR”

Güvenliğin bir dönem ciddi sorun olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hamdolsun, onu da çözdük. Terörsüz Türkiye sürecimizde mesafe aldıkça şehirlerimiz kalkınıyor, yaylalarımız, ovalarımız, dağlarımız şenleniyor, her telefon çaldığında artık annelerin yürekleri ağızlarına gelmiyor. Allah’a hamdolsun. İki senedir evlerde ağıtlar yükselmiyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece Şanlıurfa ve etrafında değil, sınırların dışında da gerçekten çok farklı bir rüzgâr esmeye başladığını ifade ederek konuşmasını şöyle sürdürdü: “Komşumuz Suriye’de, elinde 1 milyon insanın kanı olan zalim rejim devrildi, yerine Türkiye’nin çok yakın dostu bir yönetim geldi. Şimdi entegrasyon süreciyle oradaki terör sorunu çözülüyor. Irak’ta aynı şekilde yıllardır güvensizliğin olduğu yerlerde güvenlik ortamı tekrar tesis ediliyor. Türkler, Kürtler, Araplar olarak bundan tam 838 sene önce Kudüs-ü Şerif’i Haçlılardan kurtaran şarkın sevgili sultanı Selahaddin Eyyubi’nin ordusunda olduğu gibi kenetleniyoruz, omuz omuza veriyoruz. Kardeşlik sancağı altında hepimiz tek saf, tek yürek, tek bilek oluyoruz. İnşallah çok daha güzel günleri hep beraber göreceğiz.”

“BUGÜN YOLA ÇIKTIĞIMIZ İLK GÜNKÜ KADAR KARARLI VE AZİMLİYİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm bölgemizde terörün yerini huzurun, istikrarsızlığın yerini refahın, çatışmanın yerini barışın aldığı o günlere hep beraber kavuşacağız. Buna kimse engel olamayacak. Terörsüz Türkiye hedefimizle aramıza kimse giremeyecek. Irak’tan Suriye’ye, İran’dan Lübnan’a coğrafyamızda huzurun, barışın, ekonomik kalkınmanın egemen olmasını kimse durduramayacak. Bugün yola çıktığımız ilk günkü kadar kararlı ve azimliyiz. Ülkemizi ve bölgemizi layık olduğu o müreffeh yarınlara inşallah sizlerle birlikte ulaştıracağız” diye ekledi.

Bir ay sonra iktidara gelişlerinin 24. yıl dönümünü idrak edeceklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “24 yıl sonra hep siz bize sahip çıktınız. Biz de sizler için gece gündüz demeden koşturduk. İşte burada olduğu gibi sizlerin karşısına hep eserlerimizle, icraatlarımızla çıktık. Bakın, her zaman yaptıklarımızla, yapacaklarımızla konuşuyoruz” şeklinde konuştu.

“Peki, diğerleri hangi dille, hangi üslupla konuşuyor?” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ellerine mikrofonu aldıkları zaman nelerden bahsediyorlar? Türkiye için bugüne kadar ne yaptılar, bu ülkeye ne kazandırdılar? Türkiye’yi yurt dışına şikâyet etmekten başka ne yaptılar? Şehir hastanelerimizi engellemeye çalışmaktan başka ne yaptılar? Ankara’da oturup ürettiğimiz her eserin karşısında durmaktan başka ne yaptılar? Şimdi ben Urfalı vatandaşlarımdan şunu özellikle rica ediyorum. Benim Şanlıurfalı kardeşim elini vicdanına koysun ve cevap versin. Eğer iktidarda 24 yıldır biz değil de bugün bize ahlaksızca saldıranlar olsaydı bütün bu hizmetler yapılır mıydı? Şayet iktidarda biz olmasaydık, Cumhur İttifakı olmasaydı bu eserler inşa edilir miydi? Allah aşkına Şanlıurfa Şehir Hastanesi yapılır mıydı? Urfa’yı Türkiye’ye ve Orta Doğu’ya bağlayan yollar yapılır mıydı? TEKNOFEST Güneydoğu’da sergilenen ürünler yapılır mıydı? Türkiye’nin en önemli gücü olan savunma sanayi hamleleri yapılır mıydı?”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Kardeşlerim, hepimiz çok iyi biliyoruz ki bunların hiçbiri olmazdı, yapılmazdı. Hatta Türkiye, bunların beceriksizliği, bunların vizyonsuzluğu yüzünden eskisinden bile kötü durumda olurdu. Aylardır sizler de takip ediyorsunuz. Nice pislikleri ortaya döküldü, nice yolsuzlukları, hırsızlıkları, arsızlıkları ortaya saçıldı. Milletin emaneti olan belediyeleri nasıl arpalığa çevirdikleri deşifre oldu. Ne yaptılar? Utanmadan her türlü ahlaksızlığı savundular. Şehir şehir, meydan meydan gezip rüşveti, irtikâbı, iltiması savundular. ‘Sütte leke olur ama bizim arkadaşlarımızda leke olmaz’ deyip baklava kutularında rüşvet alan soyguncuları aklamaya çalıştılar.”

“MİLLETİN MALINA EL UZATANLARIN YAPTIKLARI YANLARINA ASLA KÂR KALMAYACAK”

Eylül ayında fon piyasasının belli bir alanında bir sorun ortaya çıktığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Biz ne yaptık? Kurullarımızı topladık. Hemen yol haritamızı belirledik. Burada birinci önceliğimiz, Türkiye ekonomisine zarar gelmesin. İkinci önceliğimiz, her kim haksız kazanç elde etmişse, bunun hesabını adalete versin. Devlet Denetleme Kurulumuzla, Adalet Bakanlığımızla, Hazine ve Maliye Bakanlığımızla ve diğer kurumlarımızla her türlü adımı atıyoruz. Fon Koordinasyon Kurulumuz aynı şekilde süreci yönetiyor. Kimsenin hakkını kimseye yedirmeden, adalet ve hakkaniyet zemininde sorunun süratle çözülmesi için çalışıyoruz. Vatandaşlarımız gönüllerini ferah tutsun. Türkiye ekonomisi, bu sorunun üstesinden gelecek kapasitededir. Türk sermaye piyasaları yoluna çok daha güçlenerek devam edecektir. Kendi pisliklerini örtmek adına Türkiye’nin iktisadi güvenliğine sabotaj düzenleyenlerin hevesleri kursaklarında kalacaktır. Milletimiz bize güvensin, bize inansın. İster belediyelerde, ister sermaye piyasalarında olsun, milletin malına el uzatanların yaptıkları yanlarına asla kâr kalmayacak. Biz buna müsaade etmeyeceğiz. Haksızlığa, hukuksuzluğa, tamahkârlığa asla göz yummayacağız. Gereken neyse yapıyoruz, yapacağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra şehirdeki programı kapsamında AK Parti Şanlıurfa İl Başkanlığı Açılış Töreni’ne katıldı.

GENÇ GAZETECİLER ŞANLIURFA

Okumaya Devam edin

DİPLOMAT

“Türkiye Yüzyılı, TEKNOFEST kuşağının mührünü taşıyacaktır”

Avatar

Published

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “TEKNOFEST Güneydoğu” ziyaretinde yaptığı konuşmada, “Türkiye Yüzyılı, TEKNOFEST kuşağının izini, mührünü, damgasını taşıyacaktır. Buradaki gençler, bu milletin yüz akıdır, bu ülkenin göz bebeğidir. Müreffeh ve muteber Türkiye’nin en güçlü nişanesidir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanlıurfa GAP Havalimanı’nda düzenlenen, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile T3 Vakfı yürütücülüğündeki Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali (TEKNOFEST) Güneydoğu’da bir konuşma yaptı.

Konuşmasına alandakileri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Perşembe günü Manisa Soma’da meydana gelen göçükte hayatını kaybeden beş madenci kardeşimize Yüce Allah’tan gani gani rahmet niyaz ediyorum. Madencilerimizin acılı ailelerine, çalışma arkadaşlarına sabır, yaralı olarak kurtarılan ve tedavileri devam eden iki madencimize acil şifalar diliyorum” ifadelerini kullandı.

Göçükle ilgili Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının idari soruşturma, Soma Cumhuriyet Başsavcılığının da adli tahkikat başlattığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aralarında madeni işleten şirketin yetkililerinin de olduğu dokuz kişi gözaltına alınmıştır. Soruşturma çok yönlü bir şekilde devam etmektedir. İhmali veya suçu olan kim varsa hesabını mutlaka verecektir. Biz de bunun takipçisi olacağız” diye konuştu.

“TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ EMİN ELLERDEDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, akılla emeği, zekâ ile bilgiyi, fikirle projeyi buluşturan bir TEKNOFEST’te gençlerle yine beraber olduklarını söyleyerek, şöyle devam etti: “Türkiye’nin teknolojide ulaştığı seviyeyi, TEKNOFEST kuşağının ürettiği nitelikli eserleri bugün bir kez daha gururla seyrediyoruz. Ürünlerini sergileyen, kurduğu hayalleri TEKNOFEST Güneydoğu’da gerçeğe dönüştüren tüm gençlerimizi ayrı ayrı tebrik ediyorum. GAP Havalimanı’mızdaki bu muazzam atmosfer, buradaki gençlerimizin azmi, heyecanı, kararlılığı, bizlere çok net bir şekilde gösteriyor. Türkiye’nin geleceği hamdolsun, emin ellerdedir. Ülkemin önü de ufku da bahtı da sonuna kadar açıktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye Yüzyılı, TEKNOFEST kuşağının izini, mührünü, damgasını taşıyacaktır. Buradaki gençler, bu milletin yüz akıdır, bu ülkenin göz bebeğidir. Müreffeh ve muteber Türkiye’nin en güçlü nişanesidir. Her birinize iftar ediyorum. Böylesine bilgili, ahlaklı, cesur ve öz güvenli bir gençlikle yol yürüttüğü için Cenabıallah’a sonsuz hamdediyorum. Gözlerinizdeki şu ışık hiç sönmesin, kalplerinizdeki şu coşku hiç ama hiç dinmesin Rabb’im sizleri nazarlardan muhafaza eylesin” diye ekledi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Türkiye Teknoloji Takımı ve bu görkemli şölene katkı sunan tüm paydaşları yürekten kutlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sevgili gençler, başından sonuna kadar sizlerin imzasını taşıyan, dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST’in coşkusunu bu kez Şanlıurfa’mızda yaşıyoruz​​​​​​​. Rabb’imize hamdolsun” dedi.

“İSTEDİK Kİ GENÇLERİMİZ KÖKLERİNİ UNUTMASIN”

TEKNOFEST için Şanlıurfa’yı neden tercih ettiklerini de söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Selçuk Bey, ‘Bu programı nerede yapalım’ dediğinde ben de kendisine dedim ki, ‘Buraya Şanlıurfa yakışır’ Gerçekten de Şanlıurfa’da bu programın bu kadar coşkulu, bu kadar katılımı yüksek şekilde oluşması, şu anda ben de uçakta izlediğimde, bu güzelliği gördüm ve iftihar ettim” ifadelerini kullandı.

TEKNOFEST’in Şanlıurfa’ya yakıştığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Unutmayın, burası her şeyden önce peygamberler şehridir. Burası binlerce yıllık bilim, kültür ve medeniyet birikimine sahiptir. Tarihin sıfır noktası olan Göbeklitepe, bu şehrin sınırları içindedir. Tıpta, matematikte, astronomide, geometride, fizik ve felsefede binlerce âlim en seçkin eserlerini bu şehirde vermiştir. El Battani’den Sinan bin Sabit’e, Harranlı İbni Vasıf’tan Yunus el Harrani’ye onlarca, yüzlerce bilim insanı burada yaptıkları çalışmalarla insanlığa çok kıymetli eserler hediye etmiştir. İşte bu yüzden mazinin birikimini bugünün gençleri ve geleceğin teknolojileriyle buluşturmak için TEKNOFEST’i Şanlıurfa’da düzenledik. Damada dedim ki, Şanlıurfa’ya bu yakışır. Şanlıurfa’yla inşallah şöyle bir semaya doğru huruç ederiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstedik ki gençlerimiz köklerini unutmasın, ecdadın eserlerinden güç ve ilham alsın. Türkiye’nin istikbalini bu şuurla inşa etsin. İstedik ki dünyanın farklı ülkelerinden TEKNOFEST’e katılan gençler, Türkiye’nin bu değerlerini, bu derinliğini daha yakından görsün, tanısın. Biliyorsunuz bu etkinliğe 2018’de 4 bin 333 takım başvuruyla başlamıştık. Başvuru sayısı her sene daha da yükseldi, maşallah bu yıl TEKNOFEST Güneydoğu’ya ilgi itibarıyla gerçekten çok yoğun. Teknoloji yarışmalarına 81 ilimizden ve dünyanın 97 ülkesinden 730 bini aşkın takım, 1 milyon 600 binin üzerinde yarışmacı başvurdu. Bugüne kadar ziyaretçi sayımız ne oldu? 1 milyona yaklaştı, elhamdülillah bu ne güzellik, bu ne büyük coşku” diye ekledi.

“HER BİRİNİN ARKASINDA BÜYÜK EMEK OLAN BURADAKİ TEKNOLOJİLERİN TAMAMIYLA KIVANÇ DUYUYORUZ”

Bu sene TEKNOFEST’e yeni kategoriler ilave ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 5G, yapay zekâ, elektronik harp, birinci şahıs görüşlü dron izleme, ileri otonom sistemler, robotik uygulamalar, savaşan İHA’lar, hava yolu optimizasyonu ve bağımlılıkla mücadele gibi alanlarda 11 yeni yarışma kategorisi eklendiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni deneyim, sergi, uçuş ve etkinlik alanlarının ise organizasyona ayrı bir zenginlik kazandırdığını ifade ederek, “Finale çıkanlar başta olmak üzere bu yarışmalara katılan tüm takımlarımızı, yarışmacılarımızın tamamını gönülden tebrik ediyorum. Rabbim bu başarılarınızı inşallah daim eylesin” dedi.

Gençlerin etkinlikle ilgili ne düşündüğünü bilmek istediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Burada sergilenen yerli ve millî savunma ürünlerini gördünüz değil mi? KIZILELMA’yı, KAAN’ı, GÖKBEY’i, ATAK’ı, HÜRJET’i, ANKA’yı, BAYRAKTAR TB2’yi ve son teknolojiye sahip diğer hava platformlarını beğendiniz değil mi? ZAHA, Pars, Gezgin, Boran, Fırtına, Korkut, Gökberk, Kalkan, Hisar, Ejderha ve diğer kara araçlarımız sizden tam not aldı değil mi? Albatros insansız deniz aracımız, TÜRKSAT 6A uydumuz, HİSTEP roketimiz, yerel tespit sistemimiz, gösteri uçuşlarımız, bunlar sizi heyecanlandırdı, gururlandırdı değil mi? Evet. Bizler de tıpkı sizin gibi düşünüyoruz. Heyecanlıyız, coşkuluyuz. Her birinin arkasında büyük emek olan buradaki teknolojilerin tamamıyla kıvanç duyuyoruz. Savunma sanayimizde kendi mühendislerimizin, yazılımcılarımızın, teknisyenlerimizin hayata geçirdiği bu platformlarla iftihar ediyoruz.”

“TÜRKİYE’NİN İSTİKBALİNİ SİZLER OMUZLAYACAKSINIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bakın, bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak hayatı boyunca gençlerle yol yürümüş, gençlerin daima arkasında durmuş bir siyasetçi olarak şunu tüm kalbimle ifade etmek isterim. Burada izlediğiniz, beğendiğiniz, hayran kaldığınız, görünce gururlandığınız tüm bu teknolojileri ileride inşallah, sizler üreteceksiniz. Bu ürünleri tasarlayan, geliştiren, test eden ağabeylerinizle, ablalarınızla ileride inşallah beraber çalışacaksınız. Onların Vecihi Hürkuş, Nuri Killigil, Nuri Demirağ ve Özdemir Bayraktar gibi bu davaya ömrünü vermiş kahramanlardan devraldığı emaneti sizler yaşatacak, daha ileri noktalara sizler taşıyacaksınız. Türkiye’nin istikbalini sizler omuzlayacaksınız. Şehit ve gazilerimizin yücelttiği mücadele sancağını sizler başarıyla dalgalandıracaksınız. Şunu hiçbir zaman unutmayın, bu millet asırlardır sizi bekliyor, bu ümmet yüzyıllardır sizden işaret bekliyor. Mazlum ve mağdurlar çağlardır sizi dört gözle bekliyor” diye konuştu.

Bir hususu unutmamalarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizi durdurmak, sizi yavaşlatmak, sizin ümitlerinizi kırmak isteyenler de var. Asırlardır tetikte bekliyor, yüzyıllardır pusuda bekliyor. Bekledikleri fırsatı onlara vermeyeceksiniz. Sizi yolunuzdan döndürmek isteyenlere aman vermeyeceksiniz. İlkelerinizden, değerlerinizden, kimliğinizden, unutmayın, Kızılelma mefkûrenizden en küçük bir taviz vermeyeceksiniz” dedi.

Merhum Erdem Bayazıt’ın şiirinden, “Zaman akar, yer direnir, gökyüzü kanat gerer, siz ölümsüz çiçeği taşırsınız göğsünüzde, karanlığın ormanında iman güneşidir gözünüz, soluğunuz umutsuz ceylanların gözü yaşına sünger, şimdi siz taşıyorsunuz müjdenin kurşun yükünü, çatlayacak yalanın çelik kabuğu, sizin bahçenizde büyüyecek aşkın ve inancın güneş yüzlü çocuğu” mısralarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Sizler yani müjdenin kurşun yükünü taşıyanlar, savaş suçlularını, insanlık düşmanlarını, soykırımcıları sizler durduracaksınız. Geliştirdiğiniz ürünlerle, hayata geçirdiğiniz projelerle, şahsiyetinizle, cesaretinizle, bilginizle, şefkat ve merhametinizle Filistin’den Lübnan’a, Yemen’den Libya’ya gönül coğrafyamızda kanayan yaraları sizler saracaksınız. Yalanın çelik kabuğunu, doğrunun, vicdanın, hakkın ve hakikatin ışığıyla sizler kıracaksınız.”

“SAVUNMA SANAYİNDEKİ BAŞARILARIMIZI SÜRDÜRÜYORUZ”

Gençlere inanıp güvendiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak savunma sanayindeki başarılarımızı sürdürüyoruz. Bu alanda tam bir devrime imza atıyoruz. 4 bin 500’den fazla firmamız, 100 binin üzerinde insanımız, Savunma Sanayii Başkanlığımızın koordinasyonunda başarı çıtasını her gün daha yükseğe taşıyor. Havada, karada, denizde ve uzayda devreye aldığımız projeler, geliştirdiğimiz ürünlerle destan yazmaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Yerli ve millî imkânlarla üretilen savunma ürün, yazılım, platform ve ekipmanları ordunun ve güvenlik birimlerinin envanterine dâhil ettiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Etkinlik ve caydırıcılığımızı artırırken, talep etmeleri durumunda dost ve müttefiklerimizin de savunma ihtiyaçlarını karşılıyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Kader birliği yaptığımız dostlarımız ne kadar güçlü olursa Türkiye’nin de o derece kuvvetli ve kudretli olacağına inanıyoruz. Bakın biz, yokluğun, başkalarına muhtaç olmanın acısını bilen bir milletiz. Bir dönem, savunma sanayinde yüzde 80 dışa bağımlı olan bir ülkeydik. Savunma ihracatında şu anda dünyanın en büyük 11’inci ülkesiyiz. Sadece bu yılın ağustos ayında 511,4 milyon dolar değerinde savunma ve havacılık ürünü ihraç ettik. Ocak-Ağustos dönemi ihracatımızı, geçtiğimiz senenin aynı dönemine kıyasla yüzde 16,2 oranında artırdık ve 6,3 milyar dolara ulaştık. Bu rakam, biz göreve geldiğimizde yıllık sadece 248 milyon dolardı. Türkiye, ürünlerini burada gördüğünüz firmalarımızın gayretleri, bizlerin de destekleriyle işte bugünlere geldi. Çalıştık, çabaladık, zorluklar karşısında pes etmedik ve bunları başardık. İnşallah daha iyi yerlere geleceğiz. İnşallah bu başarıları, yeni rekorlarla, rekabet gücü ve katma değeri yüksek yeni platformlarla daha da güçlendireceğiz.”

TEKNOFEST Güneydoğu’nun hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödül sahipleri ve finalistler başta olmak üzere tüm takımları ve yarışmacıları tebrik etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm misafirlere ve katılımcılara şükranlarını sundu, organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür etti.

GENÇ GAZETECİLER ŞANLIURFA

Okumaya Devam edin

DİPLOMAT

“Terörsüz Türkiye çabaları Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir”

Avatar

Published

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışında yaptığı konuşmada, “Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda, Terörsüz Türkiye çabaları, Türkiye’nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir” dedi.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) 28. Dönem 5. Yasama Yılı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Genel Kurul’da yaptığı konuşma ile başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti:

“Türkiye’de salt iktidar karşıtlığı üzerine kurulu ‘cephe siyasetinin’ raf ömrü dolmuştur. Siyaseti; hizmette, eserde, icraatta yarış olmaktan çıkarıp, muhatabın düşmanlaştırıldığı bir ‘yıpratma savaşına’ dönüştürmek vahim bir hatadır. Küresel ve bölgesel gelişmeler, yeni bir siyaset tarzını mecbur kılmaktadır.

“ÇATIŞMA VE KUTUPLAŞTIRMANIN YERİNİ UZLAŞMA VE HOŞGÖRÜ ALMALIDIR”

Gelinen aşamada önümüzde iki seçenek bulunuyor: Ya, kutuplaşmayı ve kutuplaştırmayı merkeze alan eski siyaset tarzıyla yola devam edeceğiz… Ya da asgari müştereklerde buluşmayı, ‘mutabakat içinde rekabeti’ esas alan yeni siyaseti Türkiye’ye hâkim kılacağız.

Eğer Türkiye, yeniden büyük ve güçlü Türkiye olacaksa… Eğer Türkiye, önüne açılan tarihî fırsatları değerlendirecekse… Bu paradigma değişimini, hep beraber, vakit kaybetmeksizin gerçekleştirmek durumundayız.

Bunu söylerken, elbette her siyasi partinin, her meselede aynı düşünmesini, aynı yerde hizalanmasını kastetmiyoruz. Farklı siyasi partiler, ne kadar aykırı olursa olsun farklı fikirler, Türkiye’nin ve Türk demokrasisinin zenginliğidir. Ancak, her siyasi partinin önceliği Türkiye olmalıdır, olmak zorundadır. Her siyasi parti, Türkiye’nin kendi iç dinamiklerinden, kendi tabanından güç ve ilham alarak, ‘Türkiye merkezli siyaset’ icra etmelidir.

Çatışma ve kutuplaştırmanın yerini uzlaşma ve hoşgörü almalıdır. Türkiye’nin millî menfaatlerinde, milletimizin her bir ferdini ilgilendiren konularda, siyaset tam bir mutabakat zemininde buluşabilmelidir.

“TERÖRÜN TÜRKİYE’NİN ENERJİSİNİ HEBA ETTİĞİ, TÜRKİYE’NİN KAYNAKLARINI TÜKETTİĞİ AÇIKTIR”

Biz, buna ‘iç cephenin tahkim edilmesi’ diyoruz. Biz, buna ‘Büyük Türkiye Mutabakatı’ diyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin, aynı zamanda bu toplumsal mutabakatı, işte bu millî mutabakatı inşa etmeye dönük olduğunu özellikle vurgulamak isterim.

Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda, Terörsüz Türkiye çabaları, Türkiye’nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir. Terörün ya da terör örgütlerinin, Türkiye’yi bölmesi, parçalaması hiçbir zaman mümkün değildir; fakat terörün ve terör örgütlerinin Türkiye’nin enerjisini heba ettiği, Türkiye’yi oyaladığı, Türkiye’nin kaynaklarını tükettiği açıktır.

Son 42 yıldır terörle mücadeleye odaklanan Türkiye, hem gencecik evlatlarını toprağa vermiş hem de trilyonlarca dolarlık maddi kaynaklarından olmuştur. Terör üzerinden içeride yaşanan tartışmalar, Türkiye’nin ekonomisini, huzurunu, güvenliğini tehdit etmiş, dış politikada elini zayıflatmıştır.

Ama bugün terör bitme noktasına gelmiş, terör saldırıları sona ermiş, terör örgütü de kendisini feshetme, silahlarını bırakma kararını açıklamıştır. Çerçeve Yasa’nın çıkarılması konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisinde 467 kabul oyuyla sergilenen tarihî mutabakat aziz milletimizi, Türkiye’nin dostlarını sevindirirken; hiç şüpheniz olmasın ki, Türkiye’nin hasımlarını da üzmüş; onları hayal kırıklığına uğratmıştır.

“ÖZGÜRLÜKÇÜ VE SİVİL BİR ANAYASA YAPMA ŞARTLARI OLGUNLAŞACAKTIR”

Bu vesileyle, ilk günden itibaren ortaya koyduğu dirayetli, kararlı ve cesur duruşla Terörsüz Türkiye sürecine büyük destek veren Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye bir kez daha partim, ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Sürecin kazasız, belasız bugünlere gelmesinde çok kıymetli katkıları olan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Grubuna aynı şekilde teşekkürlerimi iletiyorum.

Gerek Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda gerekse Çerçeve Yasa’nın kabulünde yapıcı tutum sergileyen siyasi parti gruplarına da teşekkür ediyor, desteklerinin bundan sonra da devam etmesini bekliyorum. Çerçeve Yasa’da da vazedildiği gibi, bir izleme süreci vardır. Gerekli adımlar atıldığında, ilgili kurumlarımız da gerekeni yapacaktır. İşte burada, tam da biraz önce ifade ettiğim millî mutabakat daha bir anlam kazanacaktır.

Terörsüz, çatışmasız, kavgasız bir ortamda, sorunlarımızı karşılıklı saygı ile tartışıp çözüm üretmek, çok daha kolay ve mümkün hâle gelecektir. Siyasetin demokratik kapasitesi inşallah daha da güçlenecektir. Türkiye’nin yeni, demokratik, katılımcı, özgürlükçü ve sivil bir Anayasa yapma şartları, inanıyorum ki, daha da olgunlaşacaktır.”

GENÇ GAZETECİLER ANKARA

Okumaya Devam edin

DİPLOMAT

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM Yasama Yılı Açılış Toplantısı’na katıldı

Avatar

Published

on

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) 28. Dönem 5. Yasama Yılı Açılış Toplantısı’na katıldı.

TBMM’ye gelişinde, TBMM Başkanvekili Celal Adan tarafından törenle karşılanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tören kıtasını selamladıktan sonra Genel Kurul Salonu’na geçti.

GENÇ GAZETECİLER ANKARA

Okumaya Devam edin

DİPLOMAT

“Siyaseti kişisel ikbalimiz için değil, 86 milyonun huzur ve refahı için yapıyoruz”

Avatar

Published

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Bizler hepimiz, aziz milletimizin hizmetkârlarıyız. Siyaseti kendimiz için, kendi kişisel ikbalimiz için değil, 86 milyonun huzuru, refahı, müreffeh ve muzaffer geleceği için yapıyoruz. Uğruna ömrümüzü adadığımız bu zorlu mücadeleyi, yönünü ve yüzünü umutla ülkemize çevirmiş mazlumlar ve mağdurlar için veriyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı.

“Vatanımızın dört bir köşesinde AK Parti’nin millete hizmet sancağını gururla taşıyan tüm yol ve dava arkadaşlarımı içtenlikle selamlıyor, her birini muhabbetle kucaklıyorum” diye konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin 11 milyon 710 bine ulaşan üyesiyle sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en büyük, en güçlü siyasi hareketlerinden biri olduğunu belirterek, “Cenabı Allah’a ne kadar hamd etsem azdır. Çalışkanlığıyla, samimiyetiyle, ülkesine ve milletine hizmet sevdasıyla dünyada eşi benzeri olmayan muazzam bir teşkilatla yol yürüyoruz” dedi.

Gece gündüz demeden fedakârca çalışan her bir teşkilat mensubunu tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hizmetlerinden, gayretlerinden ve elbette samimiyetlerinden dolayı kendilerine Cenabı Allah öyle bir heyecan, öyle bir coşku vermiş ki… ‘Yol yürümekle aşınmaz.’ diyoruz ve sizler de evvelallah dağ, taş demeden yürüyerek bu yola devam ediyorsunuz. Sizlere canı gönülden teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

“Genişletilmiş İl Başkanları toplantısının 182’ncisinde sizlerle beraber olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantının hayırlar getirmesini diledi.

“BİZ, HEM GEÇMİŞİN HEM BUGÜNÜN HEM DE YARINLARIN YÜKÜNÜ TAŞIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Değerli fikirleriniz, tenkit ve tespitlerinizle toplantımıza yapacağınız katkılar için her birinize şimdiden teşekkür ediyorum. Mevla, muhabbetimizi, dayanışmamızı daim eylesin diyorum. Değerli yol arkadaşlarım, bugün sizlerle bazı meseleleri açık yüreklilikle konuşmak arzusundayım. Kalbimle kavlim arasına sütre çekmeden, sizlerle samimi bir muhasebe yapmak, dertleşmek, hasbihal etmek istiyorum. Daha doğrusu başta şahsım olmak üzere bu partinin kurucu değerlerini, temel ilke ve prensiplerini hepinize, hepimize tekrar hatırlatmak istiyorum. AK Parti’mizle ilgili olarak her zaman altını çizerek vurguladığım bir husus var. Biz, bu hareketi bizden öncekilerden devraldık. Unutmayın, bir emanet taşıyoruz. Vakti, saati geldiğinde bu mukaddes emaneti bizden sonrakilere inşallah şanla, şerefle, vazifemizi layıkıyla yapmanın huzuruyla teslim edeceğiz. Bu hareketin geçmişi asırlara saridir. İnşallah dünya var oldukça da bu hareket var olacaktır. Bakın, biz omuzlarımızda sadece bugünün, bu anın yükünü taşımıyoruz. Biz, hem geçmişin hem bugünün hem de yarınların yükünü taşıyoruz. Her zaman söylüyorum: Bu hareketin kendisiyle kaim olduğuna inanan varsa büyük bir yanılgı içindedir. ‘Ben olmazsam bu hareket olmaz.’ diyen, böyle düşünen varsa çok büyük bir gaflet içindedir. Yaptığı hatanın sadece kendisiyle sınırlı kaldığına sadece kendi şahsını bağladığına inanan varsa aynı şekilde büyük bir yanlışın içindedir.”

“AK PARTİ’NİN MİSYONU ÇEYREK ASIR BOYUNCA ZERRE KADAR DEĞİŞMEMİŞTİR”

Bu yola kimsesizlerin kimsesi olmak için çıktıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz, bu partiyi şehrin kenar mahallelerinde onuruyla hayata tutunmaya çalışan, helalinden kazanıp, helalinden harcayan eski sistemin dişlileri arasında ezilen bu gariplerin, o yoksulların hakkını, hukukunu, namusunu savunmak için onların başlarını daima dik tutmak için kurduk. Biz, burada fakir fukaranın, garip gurebanın hakkını korumak için varız. Bu amaçla siyaset yapıyoruz” diye konuştu.

Emrihak vaki olana kadar bunun mücadelesini vereceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin 14 Ağustos 2001’de yoksulların, mağdurların, mazlumların, yolda kalmışların, itilmişlerin, ötelenmişlerin, unutulmuşların partisi olarak yola revan olduğunu söyledi.

“AK Parti’nin misyonu çeyrek asır boyunca zerre kadar değişmemiştir, inşallah hiçbir zaman da değişmeyecektir” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Biz evvelallah buna müsaade etmeyeceğiz. Millete, ümmete ve insanlığa hizmet davamızla aramıza kimse giremez, giremedi, bundan sonra da giremeyecek. Şunu herkesin çok ama çok iyi bilmesini isterim: Dün neysek bugün oyuz. Kurulurken neysek bugün de aynısıyız. 25 sene önce gayemiz neyse bugün de aynıdır, yarın da gayemiz aynı kalacaktır. Kardeşlerim unutmayın, biz seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatanların, bir gönül daha kazanmak için kapı kapı dolaşanların, yağmurda, karda, yazın kavurucu sıcağında yollara düşenlerin, bu hareketin başarısı için ailesinden, çocuklarından, işinden, gücünden fedakârlık yapanların, her seçimde sandıkları bayram yerine çeviren 10 milyonların partisiyiz.”

“BİZ HER DEM YENİDEN DOĞARIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin bu milletin kurduğu, büyüttüğü, gözü gibi bakarak bugünlere getirdiği, en kritik zamanlarında desteğini, duasını esirgemediği, gerektiğinde canı pahasına sahip çıktığı bir siyasi hareket olduğunu söyledi.

Elbette böyle büyük bir hareketin, böyle kalabalık bir hareketin içinde çok farklı kimlikler, farklı karakterler, farklı niyetlerle hareket edenlerin olabileceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, farklı ajanda taşıyanların, farklı gündemi olanların çıkabileceğini vurguladı.

25 yılda bunun her türlü örneğini gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Kimilerinin başı döndü, kimileri kibir tuzağına düştü. Kimileri kendi şahsi davasını, milletin ve ümmetin davasının önüne koydu. Kimileri yolunu şaşırdı. Kimileri nefsinin esiri oldu. Kimilerini şeytan aldattı. Kimileri bu kutlu hareketi, bu aziz hareketi, bu tertemiz hareketi kirletmek için özellikle aramıza sızdı, sızdırıldı. Bunların her birini kenara koyduk. Hesabını sorduk, yolumuza kararlılıkla devam ettik. Kardeşlerim, AK Parti’yi AK Parti yapan işte bu vasfıdır. Unutmayın, biz yenilenerek yürürüz. Biz tazelenerek ilerleriz. Biz her dem yeniden doğarız. Biz yanlış yapanla, nefsine yenik düşenle vedalaşır, yolumuza güçlenerek devam ederiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin ardından salondaki partililer tarafından uzun süre ayakta alkışlandı.

“DEVLETİN, MİLLETİN MALINA EL UZATANLA BİZİM İŞİMİZ OLMAZ”

“Evet, işte bizim farkımız budur. Bizim alametifarikamız budur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kardeşlerim, 25 yıla dönüp baktığımızda göreceğiniz şey de sadece budur. AK Parti adı gibi ak bir partidir. İsmi ile müsemma bir partidir. Kimse bu partinin aklığına halel getiremez, o aklığa leke süremez. Kardeşlerim, unutmayın adının ‘Yeni’ olması eskimekten başka bir şey kazandıramaz bunlara. Bu konuda hiç kimseye tolerans göstermeyiz. Partimize katkıda bulunmuş, bu harekete emek vermiş, omuz vermiş hiç kimseye, haksızlık, vefasızlık etmeyiz. Fakat devletin malına, milletin malına el uzatanla da bizim işimiz olmaz, olamaz. Yeri geldikçe defalarca söyledim. Yorulan, yüksünen varsa buyursun kenara çekilsin, dinlensin. Aşkını, şevkini, mücadele azmini yitiren varsa buyursun soluklansın. Kenara gelmiyorsa, o zaman millete hizmet davasının hakkını versin. Tekrar söylüyorum, bizler hepimiz aziz milletimizin, unutmayın, hizmetkarlarıyız. Siyaseti kendimiz için, kendi kişisel ikbalimiz için değil, 86 milyonun huzuru, refahı, müreffeh ve muzaffer geleceği için yapıyoruz. Uğruna ömrümüzü adadığımız bu zorlu mücadeleyi, yönünü ve yüzünü umutla ülkemize çevirmiş mazlumlar ve mağdurlar için veriyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son nefeslerine kadar, güçleri yettiğince bu niyetle çalışacaklarını, koşacaklarını ve ter dökeceklerini vurguladı.

“TÜRKİYE BU MESELEDEN TEMİZLENEREK ÇIKACAK”

Milletin çizdiği rotadan asla sapmayacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Burada şunu da ifade etmekte fayda görüyorum. Aziz milletimiz müsterih olsun. Devletimiz, hükûmetimiz gündemine hakimdir. İlk günden itibaren mesele yakın takibimizdedir. Bütün kurumlarımızla, kurullarımızla gerekeni yapıyoruz. Dün kabinemizde, bugün geniş katılımlı toplantımızda önemli kararlar aldık. Atılacak adımları netleştirdik. Yol haritamızı belirledik. Tasfiyesine karar verilen fonlara ilişkin süreci koordine etmek için Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında tam yetkili bir kurul oluşturduk. Ayrıca Devlet Denetleme Kurulumuzu görevlendirdim. İnşallah bu süreci süratle neticelendireceğiz. İnanıyorum ki, Türkiye bu meseleden temizlenerek çıkacak. Ekonomimiz bu meseleden daha da güçlenerek çıkacak. Sermaye piyasalarımız çok daha sağlıklı bir yapıya kavuşacak. Eksikler giderilecek. Sistem daha verimli, daha etkin çalışacak.”

“İSTANBUL’U SOYANLARA SAHİP ÇIKTILAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti ailesinin büyük bir aile olduğunu vurgulayarak, “Şimdi bakıyorum, sağda solda olumsuz birkaç örnekten yola çıkarak büyük AK Parti ailesine dil uzatmaya cüret eden hadsizler var. Hatta daha da ileri gidip en hassas olduğumuz değerlere dil uzatmaya kalkışan edepsizler var. Bunlara eyvallah etmeyeceğiz. Yanlış yapan en baştan kendisine yanlış yapmıştır. Birkaç nahoş örnek üzerinden kimse büyük AK Parti ailesini, hele hele bizim ortak değerlerimizi kötüleme çabası içine girmesin” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, başkalarına benzemediklerini vurgulayarak, şunları kaydetti: “Affınıza sığınarak söylüyorum, baklava kutularında rüşvet alanlara sahip çıktılar. Belediyeleri arpalığa çevirenlere sahip çıktılar. Yolsuzluğu, arsızlığı, iltiması, irtikabı, her türlü kirli pespaye ilişkisi ortaya saçılanlara bunlar sahip çıktılar. İstanbul’u soyanlara sahip çıktılar. Hırsıza, yolsuza, dolandırıcıya, şantajcıya sahip çıktılar. Daha bizim burada söylemeye edebimizin el vermediği türlü kepazelikleri, türlü rezillikleri yapanlara yüzleri kızarmadan sahip çıktılar. Şimdi çıkmış kendi kapkara sicillerine bakmadan bir de bize ahlak dersi, siyasi etik dersi vermeye kalkıyorlar. Onlara diyorum ki ‘hadi oradan’. Siz bu milleti kendiniz gibi balık hafızalı mı sandınız. Siz önce bir aynaya bakın, arının, içinizdeki çürükleri bir ayıklayın. Şayet etrafınızda hâlâ birileri kalırsa sonra çıkıp bize akıl vermeye cüret edin.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunlara kulak asmayacaklarını, her zaman olduğu gibi yine işlerine bakacaklarını, milletin sorunlarına, sıkıntılarına çözüm üretmeye odaklanacaklarını belirtti.

Seçim gününe kadar işlerinin millet olacağının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gücümüz millet olacak. Sahada çalışacağız. Vatandaşımızla ruberu iletişim hâlinde olacağız” ifadelerini kullandı.

“DAVAMIZA ZARAR VERECEK HİÇBİR TEŞEBBÜSE BUGÜNE KADAR GÖZ YUMMADIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, fırsatçılara, selden kütük kapmaya çalışan istismarcılara meydanı asla bırakmayacaklarını, dedikodunun, söylentinin, iftiranın, bühtanın hakikati perdelemesine izin vermeyeceklerini belirterek, “Fitne odaklarına karşı uyanık olacak, teyakkuz hâlinde olacak birlik ve beraberliğimizin zedelenmesine müsaade etmeyeceğiz. AK Parti’nin ilgili mekanizmaları tıkır tıkır işliyor. Hiç kimsenin endişesi olmasın, varsa bir sorun çözer, işimize bakarız. 25 yılda biz tüm Türkiye’ye şunu gösterdik. Nerede bir sorun, sıkıntı varsa Ankara onu mutlaka çözer. Bizim olan güveni bugüne kadar boşa çıkarmadık. İnşallah bundan sonra da bu itimadı sarsmayacağımızdan herkes emin olsun” diye konuştu.

Bunun gereklerini harfiyen yaptıklarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, en son “Türkiye Yüzyılı Buluşmaları” vesilesiyle milletle bir kez daha kucaklaştıklarını, hemhal olduklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bakanlardan genel başkan yardımcılarına, milletvekillerinden kurul üyelerine, il, ilçe ve mahalle teşkilatlarına kadar tüm kadrolarıyla şehir şehir, ilçe ilçe sahada olduklarını belirterek, esnafla, çiftçiyle, işçiyle, gençlerle, hanım kardeşlerle ve emeklilerle bir araya geldiklerini anımsattı.

Buluşmaların en kapsamlılarından birini İstanbul’da gerçekleştirdiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Türkiye Yüzyılı buluşmalarımız bir kez daha göstermiştir ki AK Parti’nin en büyük gücü toplumun bütün kesimleriyle arasında kurduğu işte bu doğrudan ve sarsılmaz bağdır. Bu bağı zayıflatmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir. Tekrar altını çizerek söylüyorum, davamıza zarar verecek, ülkemizin dört bir yanında AK Parti’ye aşkla hizmet eden kardeşlerimizin gayretine halel getirecek, onların tertemiz duygularına leke düşürecek hiçbir teşebbüse bugüne kadar göz yummadık, bundan sonra da göz yummayız. Rabbim bizi milletimizin yolunda, Türkiye’ye hizmet yolundan ayırmasın diyorum. Biraz önce aramıza katılan belediye başkanlarımıza, AK Parti ailesine hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum. Sizlere çalışmalarınızda başarılar diliyorum.”

GENÇ GAZETECİLER ANKARA

Okumaya Devam edin

ADALET

“Her kim milletin hakkına, hukukuna, malına, mülküne el uzatırsa karşısında bizi bulur, devleti bulur”

Avatar

Published

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “İster piyasa manipülasyonuyla, ister borsa oyunlarıyla, ister belediyelerde yaşandığı gibi apaçık yolsuzluk yaparak olsun, her kim milletin hakkına, hukukuna, malına, mülküne el uzatırsa karşısında bizi bulur, devleti bulur. Kimse bizi başkalarıyla karıştırmasın” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.

Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Kabinemizin 72. toplantısını az önce tamamladık.  Toplantımızda ilk olarak güvenli okul ikliminin inşası ve güçlendirilmesine yönelik hususları istişare ettik. Biliyorsunuz geçen sene yaşadığımız üzücü hadiseler sebebiyle okullarımızın güvenliğini artıracak ek önlemleri uygulamaya koymuştuk. Bugün hem bunları tekrar gözden geçirdik, hem de alınabilecek ilave tedbirleri görüştük.

Bu vesileyle geçen hafta Manisa-Turgutlu’da meydana gelen menfur olaydan etkilenen çocuklarımıza tekrar geçmiş olsun diyor, tedavileri devam eden üç evladımıza Rabbimden acil şifalar niyaz ediyorum.

Yine bugün öğle saatlerinde Osmaniye’de yeğeni tarafından katledilen öğretmenimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum.

“81 İLİMİZİN GELECEĞİNİ ESERLERLE, YATIRIMLARLA, PROJELERLE AYDINLATMAYA DEVAM EDİYORUZ”

Değerli arkadaşlar; son toplantımızdan bu yana yine yoğun bir mesaiyle ülkemize ve aziz milletimize aşkla hizmet etmeyi sürdürdük. İçeride toplu açılış törenleri, dışarıda uluslararası toplantılarla Türkiye’yi dünyada hak ettiği yere getirmenin mücadelesini verdik. Özellikle dış politika kulvarında dolu-dolu geçen bir gündemimiz oldu.

8 Eylül’de üst üste ikinci kez Avrupa Şampiyonu olarak milletimize büyük bir gurur yaşatan Filenin Sultanlarını Külliyemizde misafir ettik. 3 yıl önce Belçika’da ulaştığımız zaferi bu kez kendi evimizde hem de muhteşem bir geri dönüşle tekrarlayan A Millî Kadın Voleybol Takımımızı şahsım ve milletim adına bir kez daha gönülden tebrik ediyorum.

Aynı şekilde 2026 Avrupa Boks Şampiyonası’nda 70 kiloda altın madalya kazanan millî boksörümüz Busenaz Sürmeneli’yi kutluyor, başarılarının artarak devam etmesini diliyorum.

Elde ettikleri önemli başarılarla millî sporcularımız 86 milyonun göğsünü kabartırken, biz de 81 ilimizin geleceğini eserlerle, yatırımlarla, projelerle aydınlatmaya devam ediyoruz. Milletimizin bize yüklediği emanet her anımızı, her günümüzü Türkiye için seferber etmemizi zorunlu kılıyor. Biz de bu mukaddes emanetin hakkını en güzel şekilde vermenin gayretindeyiz.

11 Eylül’de hem inşası tamamlanan yatırımlarımızın açılışını yapmak, hem de yeni eserlerimizin temellerini atmak üzere baba ocağımız Rize’deydik. TOKİ konutlarımızdan millet bahçelerimize, yeni işyerlerinden okul ve öğrenci yurtlarına, kültür ve sanat merkezlerinden ve spor tesislerine tam 26 projemizi Rizeli vatandaşlarımızın hizmetine sunduk. Kısa süre içerisinde nihayete erecek 3 yeni yatırımın da temellerini attık. Toplam değeri 10 milyar lirayı aşan bu eser ve yatırımların Rize’mize ve ülkemize bir kez daha hayırlı olmasını temenni ediyorum.

“2 BİN 820 METRE UZUNLUĞUNDAKİ DÖRDÜNCÜ ANA PİSTLE HAVALİMANIMIZIN TOPLAM PİST SAYISI 6’YA ÇIKTI”

13 Eylül’de ise şehir hastanemizin kurdelesini kesmek üzere istiklal meşalemizin ilk yakıldığı şehir olan Samsun’umuzu ziyaret ettik. 234 bin metrekare alanda inşa ettiğimiz Samsun Şehir Hastanemiz, 1.458 yatak kapasitesi, 230 yoğun bakım yatağı, son teknolojiye sahip 40 ameliyathanesi, 320 poliklinikle şehrimize hizmet verecek. Toplam 17 milyar liralık bu muazzam yatırımın Samsun’umuz, bölgemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını diliyor, emeği geçenleri tebrik ediyorum.

18 Eylül’de İstanbul’a yeni bir eser daha kazandırmanın kıvancını yaşadık. Muhalefetin, “buraya uçak inmez” dediği İstanbul Havalimanımız açıldığı ilk günden bu yana biliyorsunuz rekora doymuyor. Kuş uçmaz, kervan geçmez, böyle bir yerde havalimanının ne işi var diyerek kara çaldıkları bu eser geçtiğimiz yıl 84,5 milyon yolcuya ev sahipliği yaptı. Nisan 2025’te üçlü bağımsız paralel pist operasyonunu hayata geçirmiştik. Böylece havalimanımız dünyada ikinci, Avrupa’da ise ilk kez aynı anda üç pistten bağımsız iniş-kalkış yapılabilen merkezler arasına girmişti. Bunu hizmete verdiğimiz dördüncü ana pistle daha da güçlendirmiş olduk. 890 milyon euro yatırım değerine sahip 2 bin 820 metre uzunluğundaki dördüncü ana pistle havalimanımızın toplam pist sayısı 6’ya çıktı. Bekleme sürelerini kısaltan, yakıt, zaman ve emisyon tasarrufu sağlayan, olumsuz hava şartlarında bile iniş-kalkış emniyetini üst seviyeye çıkartan yeni pistimizin de hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum.

Kıymetli basın mensupları; Gaziler Gününü idrak ettiğimiz 19 Eylül’de şehit yakınlarımız, gazilerimiz ve gazi yakınlarımızın kamu kurumlarına atamalarını gerçekleştirdik. Yeni görevlerine başlayan 571 kardeşimizle birlikte kamuda istihdam edilen şehit yakını, gazi ve gazi yakını sayısını 53 bin 179’a yükselttik. Bir defa hepimiz şunun çok net farkındayız: İstiklal ve istikbalimiz için serden geçen şehitlerimizin, birlik ve beraberliğimiz için bedel ödeyen gazilerimizin, nice acıya, zorluğa göğüs geren şehit yakınlarımızın hakkını hiçbir zaman tam olarak ödeyemeyiz. Bununla birlikte devlet olarak imkânlarımız nispetinde elimizden gelenin en iyisini yapmaya özellikle gayret ediyoruz. Şehitlerimizin emanetine gözümüz gibi bakmaya, hayata geçirdiğimiz düzenlemeler ve attığımız adımlarla şehit ailelerimiz, gazilerimiz ve gazi yakınlarımızın hayatını kolaylaştırmaya inşallah devam edeceğiz.

Buradan yeni atanan kardeşlerimize milletimize hizmet yolunda Cenab-ı Allah’tan başarılar temenni ediyor, şehitlerimizi rahmetle yâd ediyorum. Tahriklere kapılmayarak o vakarlarını, o metanetlerini, hepimize örnek olan o asil duruşlarını bozmayan tüm şehit ailelerimizden Allah razı olsun.

“GÜVEN VE REFAHIN HÂKİM OLDUĞU YENİ BİR DÜZENİN REÇETESİNİ BEŞ MADDE HÂLİNDE DÜNYA İLE PAYLAŞTIK”

Sevgili vatandaşlarım; 20 Eylül’de Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu’na katılmak üzere New York’a gittik. Bu sene “Güveni Yeniden İnşa Etmek, Dönüşümü Yönetmek” temasıyla düzenlenen görüşmelerin ikinci gününde 16. kez Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na hitap ettim. Konuşmamızda daha adil, temsil gücü yüksek, güven ve refahın hâkim olduğu yeni bir düzenin reçetesini beş madde hâlinde dünya ile paylaştık. Filistin, Rusya-Ukrayna ve İran başta olmak üzere çevremizde yaşanan savaş ve çatışmaların çözümüne ilişkin kanaatlerimizi dile getirdik. İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’da estirdiği devlet terörü yine gündemimizin en üst sırasındaydı. Filistin Devlet Başkanı Sayın Mahmut Abbas, maalesef bu sene de vize engeli sebebiyle Genel Kurul’a bizzat hitap edemedi. Kelimeleri buram-buram kan kokan savaş suçluları yalanlarını sıralamak için Birleşmiş Milletler kürsüsünde kendilerine yer bulurken, Sayın Abbas’ın orada olamaması insanlık adına utanç verici bir durumdur. Bu adaletsizliğin vicdanları kanattığını bir kez daha belirtmek istiyorum. Tabii biz o gün orada sadece milletimiz adına değil, aynı zamanda Filistinli mazlumlar, Lübnanlı masumlar adına da konuştuk. Bundan geri adım atmayacağız. İnsanlığa karşı suç işleyenler, 74 bin Gazzeli kardeşimizin kanını dökenler, Lübnan’dan Suriye’ye bölgemizde terör estirenler hukuk önünde hesap verene kadar duruşumuzu asla bozmayacak, hakkı haykırmaya, hakikatleri söylemeye cesaretle devam edeceğiz.

Burada şunun da bilinmesinde fayda görüyorum: Bugün geçmişe kıyasla daha güçlü bir Türkiye Cumhuriyeti var. Bugün geçmişe kıyasla istikbaline daha umutla bakan, etrafına güven aşılayan, dostlarının güven duyduğu bir Türkiye Cumhuriyeti var. En önemlisi de bugün içeride bin yıllık kardeşlik hukukunu tekrar tesis eden, dışarıda komşularıyla tekrar kucaklaşan bir Türkiye Cumhuriyeti var. Büyük düşünen, büyük adımlar atan, büyük hedefler belirleyip o hedeflere azimle ilerleyen bir devletiz. Allah’ın izniyle bu yolu sonuna kadar sabırla yürüyeceğiz.

Aziz milletim; bundan beş sene önce ülkemize kazandırdığımız Birleşmiş Milletler’in tam karşısındaki Türkevimiz yine diplomasinin kalbinin attığı bir merkez oldu. Birçok devlet ve hükûmet başkanını Türkevi binamızda misafir ettik. New York’ta bulunduğumuz süre zarfında toplam 17 devlet ve hükûmet başkanıyla ikili görüşmeler gerçekleştirdik. Sayın Trump’ın daveti üzerine Amerika ve Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin katıldığı toplantıya iştirak ederek bölgede barış ve istikrarın yeniden tesisine yönelik kanaatlerimizi paylaştım. Amerikan iş çevreleriyle bir araya gelerek ülkemizdeki yatırım fırsatlarını değerlendirdik. Türk-Amerikan Müslüman toplumunun yer aldığı programda farklı eyaletlerde yaşayan vatandaşlarımızın yanı sıra Amerika’daki dost ve kardeşlerimizle de hasret giderdik. Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu vesilesiyle gerçekleştirdiğimiz temas, görüşme ve toplantıların ülkemiz, milletimiz ve mazlum coğrafyalar için bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyorum.

26 Eylül’de 21. MÜSİAD Expo Uluslararası Ticaret Fuarı ve 29. Uluslararası İş Forumu’nun kapanış törenine iştirak ettik. Hem fuarın, hem de iş forumunun yeni ortaklıklara kapı aralamasını ümit ediyor, MÜSİAD’ımızı gayretlerinden ötürü tebrik ediyorum.

“TÜRKİYE’NİN FİNANSAL SİSTEMİ GÜÇLÜDÜR”

Değerli basın mensupları, kıymetli arkadaşlar; bugünkü kabine toplantımızda 17 Eylül’den beri gündemde olan fon konusunu etraflıca değerlendirme fırsatı bulduk. Adalet Bakanımız ile Hazine ve Maliye Bakanımız kapsamlı birer sunum yaptılar. Şimdiye kadar atılan adımlarla ilgili kabine üyelerimizi bilgilendirdiler. Malumunuz bu meseleye nasıl yaklaştığımızı New York dönüşü yaptığımız basın toplantısında kamuoyumuza ilan etmiştik. Ama şunu bugün bir kere daha açık açık ifade etmek isterim: İster piyasa manipülasyonuyla, ister borsa oyunlarıyla, ister belediyelerde yaşandığı gibi apaçık yolsuzluk yaparak olsun, her kim milletin hakkına, hukukuna, malına, mülküne el uzatırsa karşısında bizi bulur, devleti bulur. Kimse bizi başkalarıyla karıştırmasın. Kimse bizi milyarlarca liralık yolsuzlukları savunmak için meydan-meydan, şehir-şehir dolaşanlarla mukayese etmesin. Biz onlara benzemeyiz. Bizim kırmızı çizgimiz, aziz milletimizdir. Milletimiz söz konusu olduğunda da tavrımız bellidir. Biz ne hak yeriz, ne de vatandaşın hakkının yenilmesine göz yumarız. Hele hele başkaları gibi hak yiyenleri savunma yoluna asla gitmeyiz. Aramızdaki fark işte budur. Söz konusu insanımızın huzuru ise, söz konusu 86 milyonun ekonomik güvenliği, refahı, kalkınması ise bunda en küçük bir tereddüt göstermeyiz. Bu konudaki kararlılığımızı şüpheye mahal vermeyecek biçimde zaten ortaya koyduk. Sermaye piyasalarımızda yaşanan gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Ekonomi kurmaylarımız diğer sorumlu birimlerimizle koordinasyon içinde yoğun bir mesai ile çalışmaktadır. Biz de ilgili arkadaşlarımızla istişare hâlinde gerekli adımların atılmasını süratle temin ediyoruz.

Burada şu gerçeği tekrar hatırlatmak istiyorum: Türkiye, bugün 2 trilyon dolara yaklaşan bir ekonomik büyüklüğe sahiptir. Türkiye’nin finansal sistemi güçlüdür. Yaşanan sorun, fon piyasasının sınırlı bir bölümünde meydana gelmiştir. Finansal sistemimize sirayet etmiş herhangi bir risk mevzu bahis değildir. Türk sermaye piyasası dayanıklıdır. Temelleri sağlamdır. Bu sınamanın üstesinden rahatça gelecek kapasiteye de hamdolsun ziyadesiyle sahiptir. Her kim aksini iddia ediyorsa, Türkiye borsasına, Türkiye ekonomisine, Türk halkına çok büyük bir haksızlık yapmış olur. Sırf siyasi mevzi kazanmak uğruna muhalefet figürleri dahil hiç kimsenin ekonomimize zarar vermeye, yatırımcıları tedirgin etmeye hakkı yoktur.

Şu noktanın da altını özellikle çiziyorum: Hiçbir sebep yabancı basın kuruluşlarına yazılar yazarak kendi ülkesini kötülemenin gerekçesi olamaz. Şikâyet mektuplarıyla Batılı ağababalarından yardım dilenen zihniyeti bugün bir kez daha milletimizin derin irfanına havale ediyorum. Böyle bir zihniyetten ülkeye de, millete de hiçbir fayda gelmez. Bizim son 25 senedir olduğu gibi, bugün de uğruna canımız feda dediğimiz Türkiye’nin itibarını artırmaktan, ferdi olmaktan her zaman iftihar ettiğimiz Türk milletini tüm dünyada layıkıyla temsil etmekten, 86 milyonun hak ve hukukunu korumaktan başka bir derdimiz yoktur ve olmayacaktır.

“PİYASA BOZUCU EYLEMLERE GİRİŞTİĞİ TESPİT EDİLENLER HUKUK ÖNÜNDE BUNUN HESABINI VERECEKTİR”

Sevgili vatandaşlarım; sermaye piyasalarının doğası gereği son derece dikkatli hareket ediyoruz. Kapatılan fonların tasfiye süreciyle ilgili çalışmalar titizlikle yürütülüyor. Gerek fonlar, gerek hisse senetleri üzerinden oynanan, çevirip haksız kazanç elde edenler hakkında gerekli soruşturmalar yapılıyor. Fonlar vasıtasıyla piyasa bozucu eylemlere giriştiği tespit edilenler hukuk önünde bunun hesabını verecektir.

Tabii burada bir diğer kritik husus, benzer bir sorunun tekrar yaşanmasının önüne geçilmesidir. Bununla ilgili çalışmaları da yapıyoruz. Sermaye piyasalarımızın işleyişini çok daha sağlıklı hâle getirecek idari ve hukuki düzenlemeleri inşallah süratle hayata geçireceğiz. Şundan herkes emin olsun, müsterih olsun: Devletimizin ilgili kurumları yoğun bir mesai içindedir. Yarın ekonomi kurmaylarımızla ve sorumlu kurumlarımızın yöneticileriyle bir araya geleceğim. Sermaye piyasası kurulları içinde, hukuk devleti sınırları dâhilinde, maşeri vicdanın rehberliğinde gereken her türlü adım atılacaktır.

Bu düşüncelerle Kabine Toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyor, ekranları başında bizleri izleyen aziz vatandaşlarımı bir kez daha saygıyla selamlıyorum.

Son olarak bu akşam UEFA Uluslar Ligi’nde İtalya’ya karşı mücadele edecek A Millî Futbol Takımımıza yürekten başarılar diliyorum.”

GENÇ GAZETECİLER ANKARA

Okumaya Devam edin

ADALET

“HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSMAYIZ”

Avatar

Published

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, “Uluslararası hukukun güçlüye farklı, zayıfa farklı uygulandığı mevcut anlayışı değiştirmek mecburiyetindeyiz, unutulmasın ki; yapanın yanına kâr kaldığı, dahası cezasızlığın sıradanlaştığı bir uluslararası sistem çürümeye mahkûmdur” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD’nin New York şehrinde Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu görüşmelerinde katılımcılara hitap etti.

Konuşmasına BM’nin 81’inci Genel Kurulu’nun başta mazlumlar olmak üzere, tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını dileyerek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul Başkanlığını tamamlayan Annalena Baerbock’a teşekkür etti, başkanlık görevini devralan Khalilur Rahman’a da başarılar diledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık 10 yıldır BM Genel Sekreterliği görevini yürüten Antonio Guterres’e de çabalarından dolayı teşekkür etti.

Bir üzüntüsünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti: “Üye ülkelerin kahir ekseriyetinin resmen tanıdığı Filistin Devleti’nin değerli Başkanı Sayın Mahmud Abbas, üst üste iki yıldır bu salonda yer alamıyor. Filistinli kardeşlerimize yönelik bu haksızlık, vicdanları yaralamaktadır. Bilinmesini isterim ki, Sayın Abbas bizzat burada bulunamasa da bizler, tıpkı geçen yıl olduğu gibi özgür ve egemen Filistin Devleti’nin sesi olacak, Filistin halkının mücadelesini bu kürsüden dünyaya duyurmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle, bugün bir kez daha Filistin Devleti’ni henüz tanımamış tüm ülkeleri bu kararlarını gözden geçirmeye davet ediyorum.

“GAZZE’DE ÇOĞU ÇOCUK VE KADIN 74 BİN KARDEŞİMİZ İSRAİL’İN DEVLET TERÖRÜNÜN KURBANI OLDU”

26 Haziran 1945’te Birleşmiş Milletler Antlaşması imzalanırken üye ülkeler büyük bir umutla şunları deklare etmişlerdi: ‘Biz Birleşmiş Milletler halkları, bir insan ömrü içinde iki kez insanlığa tarif olunmaz acılar getiren savaş felaketinden gelecek kuşakları korumaya, temel insan haklarına, insan kişiliğinin onur ve değerine, adaletin korunması ve antlaşmadan doğan yükümlülüklere saygı gösterilmesi için gerekli koşulları oluşturmaya, iyi komşuluk anlayışı içinde birbirimizle barışık yaşamaya, uluslararası barış ve güvenliği korumak için güçlerimizi birleştirmeye karar verdik’ demişlerdi. Anlaşmanın üzerinden 81 yılı aşkın bir süre geçti ama insanlık hâlen o günkü güçlü iradenin hayat bulacağı günleri hasretle bekliyor.”

Öyle çok uzağa gitmeye gerek olmadığını, sadece son bir yıldaki tabloya göz atmanın kâfi olacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bakınız geride bıraktığımız 12 ay, 60’ı aşkın çatışma ve savaşla, son 30 yılın en kanlı dönemlerinden biri olarak kayıtlara geçti” dedi.

Gazze’den Ukrayna ve Rusya’ya, Myanmar’dan Darfur’a, İran’dan Lübnan’a 250 bin insanın hayatını kaybettiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çok daha fazlası tarifsiz acılar yaşadı. Yüz binlercesi doğduğu, büyüdüğü toprakları terk etmek zorunda kaldı. Yalnızca Gazze’de son üç yılda çoğu çocuk ve kadın 74 bin kardeşimiz İsrail’in devlet terörünün kurbanı oldu. Gazze halkı hâlen yıkıntıların altında sevdiklerini arıyor, eşlerinin, çocuklarının, anne-babalarının naaşlarını çıkarıyor” diye konuştu.

İsrail’in saldırılarında ellerini ve ayaklarını kaybeden masum çocukların tahtadan yapılan protezlerle okullarına gitmeye, hayata tutunmaya çalıştığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’deki hastanelerde yakıt sıkıntısı nedeniyle jeneratörlerin yüzde 70’inden fazlasının hizmet veremediğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Evlatlarının ve torunlarının üzerine titreyen bir baba, bir dede olarak, bu kürsüde içim parçalanarak şunu ifade etmek zorundayım; Gazze, bugün sadece dünyanın en büyük çocuk kabristanı değildir. Aynı zamanda dünyada en yüksek çocuk ampute oranına sahip bölgedir. Gazze, çağımızın en insanlık dışı, en utanç verici temerküz kampıdır. Başkan (Donald) Trump’ın gayretleri ve bizim de dâhil olduğumuz ülkelerin katkılarıyla varılan ateşkes sonrasında bile katledilen Gazzelilerin sayısı 1500’ü aşmıştır. Filistin Direniş Hareketi, barış planının ikinci aşamasına geçişi kabul ettiği hâlde İsrail Hükûmeti, işgali durdurmaya yanaşmıyor. Batı Şeria’da ise yerleşimci terörünün en ağır dönemi yaşanıyor.”

“BARIŞ VE GÜVENLİĞİ KORUMAK İÇİN KURULAN BM, GÖREVİNİ İCRA EDEMEZ HÂLE GELMİŞ, GETİRİLMİŞTİR”

Kudüs’te, Müslüman ve Hristiyanların kutsal mekânlara erişiminin engellendiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hepimizin ortak girişimi olan UNRWA yok edilmek isteniyor. Bugün kalbimle kelamım arasına yine perde koymadan bazı gerçekleri burada açık açık ifade edeceğim. Kimse kusura bakmasın, kimse gücenmesin, alınmasın. Bu, Tayyip Erdoğan’ın şahsi meselesi değildir. Bu, insani bir meseledir, hepimiz için vicdani bir meseledir. Karşımızda öldürmeye doyamayan soykırımcı bir zihniyet var. Karşımızda son derece vahim bir tablo var. Yüreğinde insanlık olan, yüreğinde merhamet, şefkat olan, insaf ve vicdan sahibi hiç kimse bu tabloya gözlerini kapatamaz.

Hepimizi sarsması gereken bu manzaranın bize anlattığı şudur; bundan 81 yıl önce barış ve güvenliği korumak için kurulan Birleşmiş Milletler Teşkilatı, bu görevini icra edemez hâle gelmiş, daha doğrusu getirilmiştir. Teşkilat, kan kaybetmeye devam etmektedir. Filistin’de, Lübnan’da, Sudan’da ve diğer kriz bölgelerinde umutlarını Birleşmiş Milletlere bağlamış olanlar, derin bir hayal kırıklığı içindedir.”

Bir gün herkesin, insanlığın ortak vicdanına sığınmak zorunda kalacağına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün kendimizi güven içinde, refah içinde, esenlik içinde hissedebiliriz. Çatışma bölgelerinden, kriz bölgelerinden uzakta konfor içinde yaşayabiliriz. Fakat yarın ne olacağını, başımıza ne geleceğini hiçbirimiz bilemeyiz. Bunun için uluslararası sisteme duyulan güvenin yeniden tesisine odaklanan bu yılki Genel Kurul temasını fevkalade isabetli buluyorum” ifadelerini kullandı.

BM Genel Sekreteri’nin BM80 Girişimi dâhil bu yönde sarf ettiği samimi çabaları desteklediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu reform iradesinin müteakip Genel Sekreter döneminde de sürdürülmesini beklediklerini söyledi.

Birleşmiş Milletler’e olan güvenin gerçekten artırılmak istenmesi durumunda yapılması gerekenlerin belli olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Gazze’de çocuklar güven içinde olacak. Filistinli yavrular gökyüzüne bakınca savaş uçaklarını, İHA’ları, SİHA’ları değil; özgürce süzülen uçurtmaları görecek. Lübnan’da çocuklar gecenin bir vaktinde bomba sesleriyle uyanmayacak. Asyalı emekçilerin alın teri, vahşi kapitalistler tarafından sömürülmeyecek. Afrikalı kardeşlerimiz, geleceklerine en az müreffeh ülkelerin vatandaşları kadar güvenle bakacak, umutla bakacak. Birleşmiş Milletler’e güven ancak bu şekilde yeniden sağlanabilir. 190’dan fazla ülkenin iradesinin beş ülkenin keyfine bağlı olduğu bir yapı, kabul edelim ki ne adildir ne de güveni tam manasıyla tesis edebilir. Güvenlik Konseyi, ‘dünya beşten büyüktür’ ilkesine göre mutlaka reforme edilmelidir.”

“CEZASIZLIĞIN SIRADANLAŞTIĞI BİR ULUSLARARASI SİSTEM ÇÜRÜMEYE MAHKÛMDUR”

Bir yandan hızla gelişen teknolojiye ayak uydurmaları gerekirken, diğer yandan daha adil bir düzenin inşası gibi meşakkatli ancak ulvi bir sorumluluk taşıdıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu noktada bazı temel prensipleri sizlerle burada paylaşmak istiyorum: Evvela uluslararası hukukun güçlüye farklı, zayıfa farklı uygulandığı mevcut anlayışı değiştirmek mecburiyetindeyiz, unutulmasın ki; yapanın yanına kâr kaldığı, dahası cezasızlığın sıradanlaştığı bir uluslararası sistem çürümeye mahkûmdur. İkinci olarak, uluslararası iradenin krizlerin çözümünde tıkandığı her aşamada, yeni bir yol açmak için bölgesel sahiplenmeyi kullanmak durumundayız. Türkiye olarak, bu ilkeyle hareket ettiğimiz, Karadeniz Tahıl Koridoru gibi her konuda netice aldık; hem bölgesel hem küresel güvenliğe katkı sunduk. Üçüncü olarak, iş birliğini ve açık diplomasiyi devletlerarası münasebetlerin merkezine koyan bir anlayışı mutlaka yeniden tesis etmeliyiz. Güvensizlik üzerine bina edilen bir siyaset anlayışının kazananı olmadığını tarih bize acı tecrübelerle pek çok defa göstermiştir. Dördüncü olarak, dünya genelinde gittikçe derinleşen gelir adaletsizliklerine çözüm üreten yeni bir paradigmayı beraber inşa etmeliyiz. Biz, bunun yolunun ortak kalkınma, dayanışma ve bağlantısallıktan geçtiğine inanıyoruz. Birbirine yollarla, ticaretle, enerji hatları ve ortak üretimle bağlanan toplumlar, eninde sonunda huzur ve istikrarda da birleşecektir. Son olarak, insan merkezli teknoloji anlayışını hâkim kılarak, teknolojiye sahip olanlar ve olmayanlar arasında yeni duvarlar örülmesine izin vermemeliyiz. Bilinmelidir ki tekno kutuplaşma ve dijital hegemonya, ne Birleşmiş Milletler merkezli sistemin ne de onun asli unsuru olan devletlerin hayrınadır.”

“FİLİSTİN DEVLETİ’Nİ BOĞMA GİRİŞİMLERİ HÜSRANA UĞRAYACAKTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak bu ilkeleri sadece dile getirmekle kalmadıklarını, attıkları her adımda daha adil ve insani bir uluslararası sistemin arayışında olduklarını belirterek, şunları kaydetti: “Bölgesel sahiplenme anlayışıyla Pakistan ve Suudi Arabistan ile kurduğumuz Savunma İttifakı hem aramızdaki dayanışmayı perçinliyor hem de bölgemizdeki sorunlara bölge içerisinden çözümler üretmeyi amaçlıyor. Körfez’de fitili ateşlenen çatışma ve savaş ortamının sona erdirilmesi için ilgili aktörlerle yürüttüğümüz çabalarımız sürüyor. Buradaki çatışmaları civar bölgelere yaymak gibi tehlikeli bir girişimin kimseye faydası olmadığının altını önemle çiziyorum. Gazze’de ise bir yıl evvel Şarm El-Şeyh’te attığımız imzanın takipçisiyiz. Gazze’nin yeniden inşasına vakit kaybetmeden başlamamız gerekiyor. Bu konuda sizleri, İsrail üzerinde daha fazla baskı kurmaya çağırıyorum. Şunu artık herkes anlasın ve kabul etsin: Filistin Devleti’ni boğma girişimleri hüsrana uğrayacaktır. 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve toprak bütünlüğüne sahip Filistin Devleti’nin vücut bulacağı o güzel günleri inşallah göreceğiz.”

“KARDEŞ SURİYE HALKININ YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Suriye’nin 14 yıllık zulmün ardından 8 Aralık Devrimi ile yeni bir yola girdiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhurbaşkanı (Ahmed) Şara’nın liderliğinde Suriye’nin her türlü iç ve dış tahrike rağmen güvenli, huzurlu bir ülke olma hedefine doğru ilerlediğini görüyoruz. Bu yolculuklarında kardeş Suriye halkının yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.

Irak’la ilişkilere de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Bir diğer komşumuz Irak’ta, devlet otoritesinin güçlendirilmesi ve istikrarın tahkim edilmesi çabalarına desteğimiz tamdır. Kalkınma Yolu Projesi başta olmak üzere bölgemizin refahını artıracak stratejik ulaştırma ve enerji projelerinde Irak’la iş birliği içerisinde çalışıyoruz. Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ise Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğü sağlanarak sona ermesi samimi arzumuzdur. Karadeniz’de seyrüsefer emniyetinin yeniden tesisi, gıda güvenliğinin temini ve savaşın daha geniş bir coğrafyaya yayılmasının önlenmesi amacıyla taraflarla temaslarımızı sürdürüyoruz. Karadeniz’de ticari gemilere yönelik son saldırıların, kim tarafından yapılırsa yapılsın, kabul edilemez olduğunu bilhassa vurguluyorum.”

“KIBRIS TÜRK HALKININ EGEMEN EŞİTLİĞİ VE EŞİT ULUSLARARASI STATÜSÜ TESCİL EDİLMELİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisinin korunması gerektiğine inandıklarını dile getirerek, “Ege ve Doğu Akdeniz’de mevcut meselelerin iyi komşuluk ilişkileri temelinde ve uluslararası hukuka uygun biçimde çözülmesini arzu ediyoruz. Doğu Akdeniz Konferansı önerimiz, müşterek bir zemin oluşturulmasına katkı yapacaktır. Bu vesileyle Birleşmiş Milletler Genel Kurullarında yaptığım çağrıyı bugün bir kez daha tekrarlıyorum: Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü tescil edilmeli, maruz bırakıldığı gayriinsani izolasyon artık son bulmalıdır. Uluslararası toplumu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımaya ve bu devletle siyasi, diplomatik ve ekonomik ilişkiler tesis etmeye davet ediyorum” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin gelişen savunma sanayisiyle, şoklara karşı dirençli ekonomisiyle çatışmaların ortasında istikrar adası olmayı sürdürdüğünü vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemiz, Avrupa’nın ayrılmaz bir parçası olarak kıtanın refah ve güvenliğinin temininde önemli roller üstlenmektedir” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Temmuz ayında başarıyla ev sahipliği yaptığımız NATO Ankara Zirvesi, ortak güvenliğimize ilişkin kararlılığımızın somut bir nişanesi olmuştur. Türkiye’nin güvenlik mimarisinin dışında bırakıldığı bir Avrupa’nın daha güçlü, daha güvenli olması, açık söylüyorum, mümkün değildir. Avrupa Birliği ile geleceğimizi işte bu stratejik vizyonla şekillendiriyoruz. Aynı vizyonu AB’den de bekliyoruz. Balkanlar, bizim güçlü tarihi, kültürel ve beşeri bağlarımızın olduğu bir bölgedir. Balkan Barış Platformu’nda iş birliğimizi derinleştirecek ortak adımlar atıyoruz. Güney Kafkasya’ya bakışımız da son derece nettir: Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barışın tesisini temenni ediyoruz. Sayın (İlham) Aliyev ile Sayın (Nikol) Paşinyan’ın ortaya koydukları çözüm iradesini takdirle karşılıyor, destekliyoruz. Ermenistan ile yürüttüğümüz normalleşme sürecini de kararlılıkla ilerletiyoruz.”

“TÜM İHTİLAFLARIN, İLGİLİ BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ŞARTI VE KARARLARI ÇERÇEVESİNDE DİYALOGLA ELE ALINMASI ÖNEMLİDİR”

Türk Devletleri Teşkilatı’nın yıldan yıla güçlenen örnek bir bölgesel iş birliği modeli hâline geldiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, 30 Ekim’de Ankara’da yapılacak 13’üncü Liderler Zirvesi’nin Teşkilatın önünde yeni kapılar, yeni ufuklar açacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, aralık ayında Libya’da düzenleyecekleri 4’üncü Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi’nin 20 yılı aşkın süredir geliştirdikleri kurumsal ortaklıklarının sembolü olduğunu belirterek, şunları kaydetti: “Güney Asya’da Keşmir meselesi dâhil tüm ihtilafların, ilgili Birleşmiş Milletler Şartı ve kararları çerçevesinde diyalogla ele alınması önemlidir. Yapıcı hareket edildiği takdirde her türlü sorunun çözümü mümkündür. Aynı durum Afrika kıtasındaki gerilimler için de geçerlidir. Sudan’da ateşkes ve kalıcı barış çabalarına, Somali’de güvenlik, kalkınma ve kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi gayretlerine desteğimiz tamdır. Libya’da istikrar ve sükûnetin korunması önceliğimizdir. Gündemdeki uzlaşı sürecinin, Libyalıların liderliği ve sahipliğinde yürütülmesi zaruridir. Biz de Türkiye olarak bu sürecin başarısı için desteğimizi sürdürüyoruz. Öte yandan, Yeniden Asya Girişimi’mizle, Asya-Pasifik’teki ortaklarımızla ilişkilerimizi geliştirmeye devam ediyoruz. ASEAN ile ilişkilerimizin Diyalog Ortaklığı düzeyine yükselmesini, bu yaklaşımın somut bir neticesi olarak görüyoruz. Aynı şekilde Latin Amerika ve Karayip ülkeleriyle ilişkilerimizi karşılıklı saygı, ortaklık ve kazan-kazan anlayışıyla geliştiriyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, herkesin rızkını, yaşam kaynağını tabiattan aldığını ancak dünyanın çevre ve iklim noktasında ciddi tehditlerin eşiğinde bulunduğunu belirtti.

Hava, su ve toprağın yanında birçok canlının iklim değişikliğinden etkilendiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelişmekte olan ülkelerin ve Pasifik bölgesinin iklim krizini iliklerine kadar yaşarken, ihtiyaç duydukları finansmana erişimde ciddi zorluklarla karşılaştıklarına dikkati çekti.

Bu yıl kasım ayında Antalya’da COP31 Zirvesi’ne ev sahipliği yapacaklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Zirvede özellikle iklim adaletinin öne çıkarılmasını sağlayacağız. Avustralya ile geliştirdiğimiz ortaklıkla, COP31’i finansman taahhütlerinin yerine getirildiği, teknoloji transferinin hızlandırıldığı ve verilen sözlerin somut adımlara dönüştüğü bir ‘Uygulama COP’u, özellikle COP31’i bizler için tüm dünyada birleştiğimiz bir birliktelik hâline getirecektir. Bu fırsattan istifadeyle sizleri COP31 Liderler Zirvesi’ne davet ediyorum.

Eşim Emine Erdoğan’ın 2017’de ‘Dünya ortak evimizdir’ diyerek başlattığı Sıfır Atık Hareketi o günden bugüne küresel bir farkındalık seferberliğine dönüştü. Şurası bir gerçek ki iklim kriziyle mücadelenin kuşkusuz pek çok yolu vardır. Sıfır Atık Hareketi, tüm bu yolların birleştiği en sağlam köprüdür. Sizlerin de desteğiyle bu köprünün daha da güçleneceğine inanıyorum.”

“KÜRESEL GIDA GÜVENLİĞİNİN SAĞLANMASINA HER TÜRLÜ KATKIYI YAPMAYA HAZIRIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iklim değişikliği kadar büyük bir başka tehlikenin de tüketim hırsıyla israf kültürünün yaygınlaşması olduğunu söyledi.

Dünyada her yıl 5,8 trilyon tabak yemeğin çöpe gittiğine, 2 milyar tonun üzerinde gıdanın israf edildiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir tarafta tonlarca yemeğin çöpe atıldığı, diğer tarafta yüz milyonlarca insanın çöpten yemek topladığı bir dünyada adaletten bahsedilemez. Türkiye olarak gerek israfın önlenmesi çalışmalarına gerekse küresel gıda güvenliğinin sağlanmasına her türlü katkıyı yapmaya hazırız. Bu anlayışla Dr. Mehmet Mehdi Eker’i Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı Genel Direktörlüğüne aday gösterdik. Desteklerinizi esirgemeyeceğinize inanıyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünya hızla değişirken insanlığın da eş zamanlı olarak yeni sosyal tehditlerle yüzleşmeye başladığını belirterek, Batı’da veba gibi yayılan İslam düşmanlığının bunların en başında geldiğini söyledi.

“YABANCI KARŞITLIĞI, KÜLTÜREL IRKÇILIK VE ANTİSEMİTİZM KARARLILIKLA MÜCADELE EDİLMESİ GEREKEN ZEHİRLİ AKIMLAR”

Bilhassa Müslüman kadınlar ve kız çocuklarının son yıllarda ayrımcılığa daha fazla maruz kaldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kimi ülkelerin okullarda uygulamaya koyduğu başörtüsü yasaklarını, kadınların en temel haklarına yapılmış bir saldırı olarak görüyoruz” diye konuştu.

Artan yabancı karşıtlığı, kültürel ırkçılık ve antisemitizmin de kararlılıkla mücadele edilmesi gereken zehirli akımlar olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Küresel cinsiyetsizleştirme politikaları, aile kurumuyla birlikte masum çocukları da hedef alan bir kuşatmaya dönüşmüştür. Bu kuşatmayı, ancak kadın ve erkekten oluşan aileyi koruyarak kırabiliriz. Türkiye, lobilerin saldırılarına rağmen aile ve çocukların korunmasında inisiyatif almaya devam edecektir. Toplumsal barışı dinamitleyen bir diğer tehdit, sosyal medyada yaygınlaşan dezenformasyon faaliyetleridir. Hakikati savunmak, bugün daha önce hiç olmadığı kadar önemli hâle gelmiştir. Aynı tehlikeyle kontrolü giderek zorlaşan yapay zekâda da karşılaşıyoruz. Yapay zekâ için uluslararası ortak bir hukuki çerçeve oluşturulmasının vakti çoktan gelmiştir.”

Birleşmiş Milletler Uluslararası Yapay Zekâ Sözleşmesi’nin hazırlanması ve yürürlüğe konulması için yürütülen çalışmalara hız verilmesinin önemine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün burada açık yüreklilikle dile getirdiğim gerçekler elbette birilerini rahatsız edecek, konforlarını bozacak, yalanlarının maskesini indirecektir. Bunların, sesimizi kısmak için her türlü algı operasyonuna başvuracaklarını da çok iyi biliyorum” dedi.

“HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSMAYIZ”

Şair merhum Sezai Karakoç’un “Onlar sanıyorlar ki biz sussak mesele kalmayacak. Hâlbuki biz sussak, tarih susmayacak. Tarih sussa, hakikat susmayacak. Onlar sanıyorlar ki bizden kurtulsalar mesele kalmayacak. Hâlbuki bizden kurtulsalar, vicdan azabından kurtulamayacaklar. Vicdan azabından kurtulsalar, tarihin azabından kurtulamayacaklar. Tarihin azabından kurtulsalar, Allah’ın gazabından kurtulamayacaklar” şiirini seslendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Tayyip Erdoğan olarak vicdanıyla, tarihiyle, merhametiyle büyük bir milletin Cumhurbaşkanı olarak, Rabbim ömür verdikçe, bu kürsüden mazlumların, mağdurların, kimsesizlerin hakkını savunmaya, onların da sesi olmaya, onlar için de konuşmaya, mücadele vermeye inşallah devam edeceğim. Biz, gerekirse sıkıntı çekeriz, gerekirse bedel öderiz, ama haksızlık karşısında susmayız, zulme asla rıza göstermeyiz.

Dünyanın gidişatına baktığımızda önümüzde iki yol olduğu görülecektir, ya korkuyla, çatışmayla ve içe kapanmayla belirsizliği daha da büyüteceğiz ya da adaletle, dayanışmayla ve ortak iradeyle geleceği beraber inşa edeceğiz. Şüphesiz, karanlığa yumruk sallamak kolaydır. Zor olan, o karanlığı aydınlatacak bir mum yakabilmektir. Türkiye ikinci yolu seçmiştir ve bu yolda inşallah sabırla yürüyecektir. Rabbim yolumuzu açık etsin, yar ve yardımcımız olsun. Bu salonda ve dünyanın dört bir yanında bizleri dinleyen dostlarımızı bu ortak gelecek vizyonuna sahip çıkmaya davet ediyorum. Tekrar görüşmek dileğiyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.”

GENÇ GAZETECİLER : ABD

Okumaya Devam edin

DİPLOMAT

“Amerika ile enerji, sivil havacılık ve yüksek teknoloji alanlarında tesis ettiğimiz iş birliğini ileriye taşımaya hazırız”

Avatar

Published

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “100 Yıllık Dostluk: Türkiye-Amerika Birleşik Devletleri” etkinliğinde yaptığı konuşmada, “Amerika ile nükleer ve LNG dahil enerji, sivil havacılık ve yüksek teknoloji gibi alanlarda tesis ettiğimiz iş birliğini ileriye taşımaya hazırız. Ortaklığımızın geleneksel olarak en güçlü alanlarından biri olan savunma sanayinin gerek ikili gerek NATO bünyesinde geliştirilmesi zaruridir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki diplomatik ilişkilerin 100. yılı nedeniyle düzenlenen, “100 Yıllık Dostluk: Türkiye-Amerika Birleşik Devletleri” etkinliğine katıldı.

ABD ziyaretinde kendisine eşlik eden Eşi Emine Erdoğan’ın da katıldığı etkinlikte bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkeler arasında diplomatik ilişkilerin tesisinin 100. yılına güçlü bir başlangıç yaptıklarını söyledi.

Bu müstesna dönemin arifesinde düzenlenen bu etkinlik için Amerika-Türkiye İş Konseyi’ne ve Amerikan Ticaret Odası’na teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Değerli dostum, Başkan Trump’la samimi ve istisnai diyaloğumuzun katkısıyla münasebetlerimizin her alanında önemli ilerlemeler kaydettik, kaydediyoruz. Sayın Trump’la geçtiğimiz yıl Washington’daki görüşmemizin ardından kendisinin temmuz ayında Ankara’yı ziyareti köklü müttefiklik ilişkilerimizi en açık tabiriyle teyit etmiş, pekiştirmiştir. Yeni bir soluk kazandırmıştır” ifadesini kullandı.

“100 MİLYAR DOLAR TİCARET HEDEFİNİ SON DERECE GERÇEKÇİ VE ULAŞILABİLİR BULUYORUM”

Bu ziyaretler vasıtasıyla bir yandan ilişkilerin ikinci yüzyılına kapıyı aralarken, diğer yandan birçok konuda somut ilerlemeler sağlamak için var güçleriyle çalıştıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bölgemizde ve dünyada karşı karşıya bulunduğumuz çatışmalar, savaşlar ve krizler, Türkiye ile Amerika’nın yakın diyalog içinde olmasını gerektiriyor. Amerika’yla tesis ettiğimiz diyalog ve eşgüdüm sayesinde Orta Doğu başta olmak üzere Afrika’dan Asya’ya küresel etkilerine tanık olduğumuz birçok meselede ülkelerimiz için olumlu neticeler alıyoruz. Önümüzdeki dönemde de gayretlerimizi artırarak bunu sürdürmekte kararlıyız. Bu noktada şu hususun altını öncelikle çizmek istiyorum. Amerika Birleşik Devletleri ile stratejik münasebetlerimizi ekonomik ve ticari ilişkilerimizden asla ayrı düşünemeyiz, düşünmüyoruz. Tam tersine bugün ticaret alanındaki ilişkilerimiz, siyasi münasebetlerimizi destekleyen ve ilerleten unsurların başında geliyor. Dünyadaki ekonomik ve siyasi dalgalanmalara rağmen ticaret hacmimiz son 10 yıldır ikiye katlanmış durumda. 2025’te 38 milyar doları aşan ikili ticaretimiz bu yılın ilk sekiz ayında 28 milyar dolara ulaştı. Sene sonunda 40 milyar dolarla 2025’in rakamını geçeceğimiz anlaşılıyor. Başkan Trump’la birlikte belirlediğimiz 100 milyar dolar ticaret hedefini son derece gerçekçi ve ulaşılabilir buluyorum. Ancak çabalarımızı biraz daha artırmamız gerekiyor. Bunu özellikle şunun için söylüyorum. Türkiye dünyanın en stratejik coğrafyasının kalbinde yer alan bir ülkedir. Son dönemde etrafını saran krizlere ve çatışmalara rağmen istikrar adası kimliğini korumuş, hatta güçlendirmiştir.”

“TÜRKİYE’YE YATIRIM YAPAN HEP KAZANÇLI ÇIKMIŞTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye’den Irak’a, Kafkasya’dan Kuzey Afrika’ya kadar ciddi potansiyel barındıran birçok bölgeyle güçlü bağlara sahibiz. Bu bağlardan kazan-kazan anlayışıyla en etkili şekilde istifade ediyoruz” dedi.

Türkiye’nin ekonomiye dair hemen her başlıkta son 24 yılda ciddi başarılar elde ettiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Göreve geldiğimizde 236 milyar dolar seviyesinde millî geliri olan Türkiye, bugün 1,8 trilyon dolarlık büyüklüğe ulaştı. 3 bin 600 dolar olan kişi başına düşen gelirimiz 2026 sonu itibarıyla inşallah 20 bin doları aşacak” ifadesini kullandı.

Son 24 yılda ülkeye çektikleri doğrudan yabancı yatırım miktarının 300 milyar dolara yaklaştığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2023’te yaşanan deprem felaketinin şehirlerde açtığı yaraları kısa sürede sarmayı başardıkları anımsattı.

Sadece üç yıl gibi bir sürede enkazları kaldırdıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şehirlerimizi sıfırdan tekrar inşa ettik, deprem bölgesini dünyanın en büyük şantiyesine çevirerek 455 binden fazla konutu tamamlayıp, depremzedelerimize teslim ettik. Tüm bu rakamlar, tüm bu başarılar aslında bizlere şunu gösteriyor, Türkiye ekonomisi güçlü şoklara karşı dirençli bir ülkedir. Türkiye’ye yatırım yapan hep kazançlı çıkmıştır. Türkiye, kendisine güveneni hiçbir zaman yarı yolda bırakmamıştır. Şimdi bu güçlü zemin üzerinde yeni bir yatırım hamlesi başlatıyoruz.”

“AŞMAMIZ GEREKEN ENGELLER, ATMAMIZ GEREKEN ADIMLAR VAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, nisan ayında açıkladıkları yatırım programıyla dünyanın en rekabetçi teşvik paketlerinden birini hayata geçirdiklerini belirterek, şöyle konuştu: “Ülkemizde yatırım yapanlar için Kurumlar Vergisi’ni yüzde 25’ten, yüzde 12,5’e indirdik. İstanbul Finans Merkezi’yle belirlenen endüstri bölgelerinde transit ticaretten elde edilen kazançları Kurumlar Vergisi’nden muaf tuttuk. Bu imkânı ilk kez Türkiye geneline de taşıdık. Yatırımcılara diyoruz ki ‘gelin operasyonlarınızı Türkiye’den yönetin’. Elbette bu süreçte iş konseyi ve ticaret odasına görevler düşüyor. Sizlerden, Türkiye’nin sunduğu fırsatlardan faydalanmaları için Amerikalı yatırımcıları teşvike devam etmenizi bekliyoruz. Hamdi (Ulukaya) seni bekliyoruz. Bu teşviklerimizin sadece ticaretimize değil, ülkelerimiz arasındaki siyasi münasebetlere de büyük katkı yaptığını görüyorum. Ancak önümüzde daha yürümemiz gereken uzun bir yol var. Bu yolda aşmamız gereken engeller, atmamız gereken adımlar var.”

“TÜRKİYE, SAVUNMA SANAYİNDE DÜNYA ÖLÇEĞİNDE RAĞBET GÖREN BİR AKTÖR HÂLİNE GELMİŞTİR”

“Amerika ile nükleer ve LNG dahil enerji, sivil havacılık, yüksek teknoloji gibi alanlarda tesis ettiğimiz iş birliğini ileriye taşımaya hazırız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Ortaklığımızın geleneksel olarak en güçlü alanlarından biri olan savunma sanayiinin gerek ikili gerek NATO bünyesinde geliştirilmesi zaruridir. İki müttefik arasında zaten hiç olmaması gereken engelleri artık geride bırakarak yeni bir ivme yakalamak istiyoruz. Bu noktada şunu da belirtmek durumundayım. Türkiye yaptığı atılım ve hamlelerle savunma sanayinde artık yalnızca bölgesinde değil, dünya ölçeğinde rağbet gören bir aktör hâline gelmiştir. Bundan 20 yıl önce senede sadece 248 milyon dolar savunma ihracatı yapıyorken, bugün 10 milyar dolardan fazla ihracat yapar seviyeye geldik. Küresel savunma malzemeleri ihracatındaki payımız 5 yıl önceye kıyasla yüzde 120’nin üzerinde arttı. Artık firmalarımız sahip oldukları donanım ve inovasyonla Amerika’da yatırım yapar seviyeye ulaştı. Çok yakında savunma sanayi ihracatında dünyada ilk 10 ülke arasına gireceğimize inanıyorum. Amerika’yla iş birliğimizi ortak üretim imkânları dahil çok boyutlu şekilde derinleştirmemiz, ortak faydamıza olacaktır.”

“TÜRKİYE İLE AMERİKA ARASINDAKİ İLİŞKİLERİN DAHA DA GÜÇLENMESİNİ TEMENNİ EDİYORUM”

Türkiye-Amerika iş birliğini çok daha ileriye taşımaya yönelik çabalarında, programda bulunan kongreden, iş ve akademik çevrelerden, kültür-sanat dünyasından Amerikalı dostlarının katkılarını takdirle karşıladıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Amerika’da yaşayan vatandaşlarımızın bir yandan ülkemizde bağlarını korurken, diğer yandan Amerika’nın toplumsal dokusuna güçlü biçimde entegre olmalarından memnuniyet duyuyoruz. Türk-Amerikan toplumu bünyesinden siyaset, iş, bilim, kültür, sanat, spor ve diğer alanlarda temayüz etmiş vatandaşlarımızla iftihar ediyoruz. Sizlerden başarılarınıza yeni başarılar eklemenizi bekliyoruz. Türkiye ile Amerika arasındaki güçlü bağların ve müttefiklik hukukunun diplomatik ilişkilerimizin ikinci yüzyılında daha da güçlenmesini temenni ediyorum.”

Programda, ABD-Türkiye İş Konseyi Başkanı Hamdi Ulukaya tarafından günün anısına Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hediye takdim edildi.

GENÇ GAZETECİLER ABD

Okumaya Devam edin

REKLAMLAR
Aralık 2021
P S Ç P C C P
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  

Genç Diplomat

REKLAMLAR
ADALET1 gün önce

“Türkiye’ye çağ atlattığımız alanların başında ulaştırma yatırımları bulunuyor”

DİPLOMAT6 gün önce

“Terörsüz Türkiye hedefimizle aramıza kimse giremeyecek”

DİPLOMAT6 gün önce

“Türkiye Yüzyılı, TEKNOFEST kuşağının mührünü taşıyacaktır”

DİPLOMAT1 hafta önce

“Terörsüz Türkiye çabaları Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir”

DİPLOMAT1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM Yasama Yılı Açılış Toplantısı’na katıldı

DİPLOMAT1 hafta önce

“Siyaseti kişisel ikbalimiz için değil, 86 milyonun huzur ve refahı için yapıyoruz”

ADALET2 hafta önce

“Her kim milletin hakkına, hukukuna, malına, mülküne el uzatırsa karşısında bizi bulur, devleti bulur”

ADALET3 hafta önce

“HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSMAYIZ”

DİPLOMAT3 hafta önce

“Amerika ile enerji, sivil havacılık ve yüksek teknoloji alanlarında tesis ettiğimiz iş birliğini ileriye taşımaya hazırız”

DİPLOMAT3 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD’de

DİPLOMAT3 hafta önce

“Bölgesinde söz sahibi, dünyada ise muteber bir Türkiye’yi milletimizle beraber kuvveden fiile çıkardık”

DİPLOMAT4 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan Samsun Şehir Hastanesinin açılışında konuştu

DİPLOMAT4 hafta önce

“86 milyon olarak hep beraber müreffeh ve aydınlık istikbale yürümemize set çekilmesine izin vermeyiz”

DİPLOMAT4 hafta önce

“Sadece 86 milyona değil, gelecek nesillere karşı da sorumluyuz”

DİPLOMAT1 ay önce

Kanada Büyükelçisi Marcel Lebleu Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde

DİPLOMAT1 ay önce

Birleşik Krallık Büyükelçisi Jennifer Elizabeth Anderson Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde

DİPLOMAT1 ay önce

Azerbaycan Büyükelçisi Reşad Aslanov Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde

DİPLOMAT1 ay önce

İsveç Büyükelçisi Ulrika Funered Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde

DİPLOMAT1 ay önce

Tayland Büyükelçisi Chaturont Chaiyakam Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde

DİPLOMAT1 ay önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye’ye dost olan kazanacak husumet besleyen ise kaybedecektir.

DİPLOMAT1 ay önce

Koç Holding, COP31 İklim Değişikliği Zirvesi’nin ‘Küresel İş Ortağı’ Oldu

DİPLOMAT1 ay önce

“Şanghay İşbirliği Teşkilatı, çok kutuplu düzenin vazgeçilmez unsurlarından biridir”

DÜNYA1 ay önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü Devlet Başkanları Zirvesi’ne katıldı

DİPLOMAT1 ay önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kırgızistan’da

DİPLOMAT1 ay önce

“Biz tarihiyle, zaferleriyle, mücadelesiyle büyük bir milletiz”

DİPLOMAT1 ay önce

30 Ağustos Zafer Bayramı: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anıtkabir’de düzenlenen törene katıldı

DİPLOMAT1 ay önce

“Türkiye, her alanda yazdığı başarı hikâyeleriyle hedeflerine doğru emin adımlarla ilerlemektedir”

DİPLOMAT2 ay önce

“Bu coğrafyada güçlü, bir ve beraber olmaktan başka hiçbir seçeneğimiz yoktur”

DİPLOMAT2 ay önce

“Terörsüz Türkiye sürecimiz hedefine ulaştığında yeni bir dönemin kapıları açılacak”

DİPLOMAT2 ay önce

Hyundai Motor Türkiye, İlk Elektrikli Aracı IONIQ 3’ün Üretimine Başladı.

DİPLOMAT2 ay önce

“Ekonomide, sağlıkta, eğitimde, ulaştırmada Türkiye’ye tarihinin en büyük yatırımlarını kazandırdık”

DİPLOMAT2 ay önce

“Gazze’nin yeniden imarı ve güvenliğin temini için gerekli koşullar bir an önce sağlanmalıdır”

DİPLOMAT2 ay önce

Filistin Devlet Başkanı Abbas Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde

DİPLOMAT2 ay önce

“Avusturya ile ticaret hacmini 5 milyar dolara ulaştıracağız”

DİPLOMAT2 ay önce

Avusturya Şansölyesi Stocker Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde

DİPLOMAT4 hafta önce

“Sadece 86 milyona değil, gelecek nesillere karşı da sorumluyuz”

DİPLOMAT4 hafta önce

“86 milyon olarak hep beraber müreffeh ve aydınlık istikbale yürümemize set çekilmesine izin vermeyiz”

DİPLOMAT4 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan Samsun Şehir Hastanesinin açılışında konuştu

DİPLOMAT3 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD’de

DİPLOMAT3 hafta önce

“Bölgesinde söz sahibi, dünyada ise muteber bir Türkiye’yi milletimizle beraber kuvveden fiile çıkardık”

ADALET3 hafta önce

“HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSMAYIZ”

DİPLOMAT1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM Yasama Yılı Açılış Toplantısı’na katıldı

ADALET2 hafta önce

“Her kim milletin hakkına, hukukuna, malına, mülküne el uzatırsa karşısında bizi bulur, devleti bulur”

DİPLOMAT1 hafta önce

“Siyaseti kişisel ikbalimiz için değil, 86 milyonun huzur ve refahı için yapıyoruz”

DİPLOMAT3 hafta önce

“Amerika ile enerji, sivil havacılık ve yüksek teknoloji alanlarında tesis ettiğimiz iş birliğini ileriye taşımaya hazırız”

DİPLOMAT1 hafta önce

“Terörsüz Türkiye çabaları Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir”

DİPLOMAT6 gün önce

“Türkiye Yüzyılı, TEKNOFEST kuşağının mührünü taşıyacaktır”

DİPLOMAT6 gün önce

“Terörsüz Türkiye hedefimizle aramıza kimse giremeyecek”

ADALET1 gün önce

“Türkiye’ye çağ atlattığımız alanların başında ulaştırma yatırımları bulunuyor”

REKLAMLAR
REKLAMLAR

Genç Diplomat

seers cmp badge