Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Milletimizi yüksek enflasyon ve hayat pahalılığından koruyacak adımları birer birer atıyoruz. Asgari ücretten memur ve emekli maaşlarına kadar çalışanların gelirlerinde yaptığımız artışlar bu adımlardan biridir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.
Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:
“Aziz milletim, değerli basın mensupları; sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum.
Sözlerimin hemen başında Kabinemize yeni, daha doğrusu yeniden katılan Adalet Bakanımız Bekir Bozdağ’a tekrar hoş geldiniz diyorum.
Ülkemize ve siyasete yaptığı nice hizmetler yanında, 15 Temmuz gecesi Meclis’e bombalar yağarken darbecilere yiğitçe meydan okuyuşuyla hatırladığımız Bekir Bozdağ’a Adalet Bakanlığı görevinde başarılar diliyorum.
Bakanlık vazifesinden affını isteyen Abdulhamit Gül kardeşimize bugüne kadar hakkı ve hakkaniyeti gözeterek gösterdiği samimi gayretler, sükûnetle yürüttüğü hizmetler için aynı şekilde teşekkür ediyorum. Kendisiyle inşallah farklı platformlarda farklı vesilelerle çalışmaya, birlikte yol yürümeye devam edeceğiz.
“HER GÖREV GİBİ KABİNEDEKİ DEĞİŞİMLER DE BİR BAYRAK YARIŞIDIR”
Bilindiği gibi Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nde Kabine üyeleri diğer üst düzey yönetici kadroları gibi doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından belirleniyor. Değişen şartlara ve ihtiyaçlara göre Kabinede revizyona gitmemiz gayet tabiidir, aksi yönde bir tutum hayatın olağan akışına aykırı olurdu. Her görev gibi Kabinedeki değişimler de bir bayrak yarışıdır. Bayrağı teslim alan arkadaşımız yeni bir enerjiyle, yeni bir heyecanla, yeni bir vizyonla hedeflerimize doğru ilerlemeyi sürdürmektedir. Bu çerçevede yeni yönetim sisteminin ilk Kabinesini kurduğumuz 2018 Temmuz ayından bugüne kadar 6 bakanımız değişti, bir bakanlığımızın ikiye ayrılması sebebiyle 7 arkadaşımız da Kabineye girdi. Bundan sonra da elbette gerektiğinde yeni değişiklikler yapabiliriz. Bizim için asıl olan, ülkemizi 2023 hedeflerine ulaştırmak, gençlerimize 2053 vizyonlarını hayata geçirebilecekleri büyük ve güçlü Türkiye’yi emanet etmektir.
Milletimizin bize ülkeyi yönetme sorumluluğu verdiği 2002 Kasım’ından bugüne kadar beraber çalıştığımız, hayata geçirdiğimiz eser ve hizmetlerde katkısı olan herkese buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. Hepimiz faniyiz, insanlar gelir geçer, önemli olan şu gök kubbede hoş bir seda bırakmaktır. Hangi görevde, hangi unvanda, hangi sorumluluk mevkiinde bulunursak bulunalım, bunu başarabilmişsek ne mutlu bize.
Tabi bir de ülkenin gelişmesi, kalkınması, büyümesi için tuğla üstüne tuğla koymadıkları hâlde ekmeğini yedikleri, suyunu içtikleri, havasını soludukları vatanlarına layık olamayanlar da var. Ne diyor Ziya Paşa: “Bulundum ben dahi darüşşifa-yı Babıâli’de / Felâtunu beğenmez anda çok divâneler gördüm.”
Bunları da milletimizin o engin ferasetine havale ediyoruz. İnşallah Türkiye’yi dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına sokarak, yeşil kalkınma devrimini gerçekleştirerek, ülkemizi bölgesinin ve dünyanın lider devleti yaparak bu kutlu mücadeleyi nihai hedefine ulaştıracağız.
Ülkemizin iki asırlık demokrasi ve kalkınma mücadelesinin son 20 yılında bize bu imkânı veren, bu zaferleri yaşatan, insanımızın başının dik durmasını sağlayan Rabbime binlerce hamdolsun.
Aziz milletim; Türkiye son yılların en bereketli ve elbette onunla birlikte zahmetli kışını geçiriyor. Kuraklık tehdidi altında geçen birkaç yılın ardından son haftalarda yağan karla hamdolsun en azından bu yıl için rahat bir nefes aldık. Kar yağışının bastırdığı ilk günlerde şehirlerarası yollarda ve şehir içlerindeki ulaşımda çeşitli sıkıntılar yaşandı. Karayolları ekiplerimiz şehirlerarası yolları, belediyeler kendi sorumluluk alanlarındaki yolları açık tutmak için harekete geçti. Ancak bu mücadelenin yeteri kadar etkin yürütülemediği yerlerde vatandaşlarımızdan mağduriyet yaşayanlar da oldu. Her şeye rağmen genel olarak verimli bir kış mevsimi geçirdiğimizi söyleyebiliriz. Kar yağışıyla birlikte toprağın doymasını, barajların dolmasını olumlu bir gelişme olarak görüyoruz. İnşallah ülkemiz Şubat, Mart, Nisan aylarında da yeteri kadar yağış alır ve bereketli bir yılı hep birlikte yaşarız.
Bu vesileyle 2022 yılında 25,8 milyar planladığımız tarımsal destekleme bütçesini 3,2 milyar liralık ilaveyle 29 milyar liraya çıkardığımızın müjdesini de çiftçilerimizle paylaşmak istiyorum. Özellikle hububat üreticilerimizin girdi desteklerini geçen yıla oranla yüzde 127 oranında artırdık.
Kış döneminde öne çıkan hususlardan biri de elektrik ve doğal gaz konularıdır. İran’la aramızdaki doğal gaz hattının karşı taraftaki bölümünde yaşanan bir arıza sebebiyle doğal gaz arzında azalma ortaya çıkmıştı. Bunun üzerine her seviyede girişimde bulunarak arızanın giderilmesi çalışmalarını havalarının ısındığı önümüzdeki aylara bırakılması konusunda İran’la mutabık kaldık. Böylece İran hattından doğal gaz akışını yeniden başlattık. Ayrıca, Azerbaycan hattından aldığımız doğal gaz miktarını da artırdık. İlaveten çeşitli kaynaklardan temin ettiğimiz LNG alımlarını hızlandırdık. Tuz Gölü ve Silivri’deki yeraltı doğal gaz depolama tesislerini de devreye soktuk. Sanayi kuruluşlarına uygulanan kısmi enerji kesintisini önemli ölçüde azalttık, yakında tümüyle kaldırıyoruz.
Bir başka önemli konu da, elektrik faturalarında yaşanan artışlardır. Salgın döneminde dünyada kömür fiyatları 5 kat, doğal gaz fiyatları 10 kat artarken, biz ülkemizde bunu vatandaşlarımıza yansıtmamak için yoğun gayret gösterdik. Uzunca bir süre doğal gazda yüzde 75, elektrik faturalarında yüzde 50 sübvansiyon uyguladık. Yılbaşı itibariyle enerji piyasalarında sürdürülebilirliği sağlamak için tarifelerde zorunlu düzenlemeye gitmek durumunda kaldık.
Vatandaşlarımızın elektrik faturalarının iki kat, hatta üç kat arttığı yönündeki şikâyetleri üzerine ilgili kurumlarımıza elektrik tarifelerinin yeniden düzenlenmesi talimatını verdik. Bu çerçevede en düşük tarifede günlük 5 kilovat olarak hesaplanan tüketim tutarını 7 kilovata, dolayısıyla aylık tüketimi de 150 kilovattan 210 kilovata çıkartıyoruz. Şubat ayından sarf edilecek elektriğin faturası vatandaşlarımız lehine yapılacak bu yeni düzenlemeye uygun şekilde gelecektir.
Tabi bu dönemde dikkatle takip ettiğimiz hususlardan biri de koronavirüs salgınındaki gelişmelerdir. Omicron varyantıyla birlikte artık gücü azalan salgını inşallah yakında gündemimizden tamamen çıkartmayı ümit ediyoruz.
Türkiye salgının ilk günlerinde tedbirleri en önce alan ülkelerden biriydi. Şimdi de kısıtlamaları ilk kaldıran ülkeler arasındayız. Avrupa ülkeleri henüz yeni bu aşamaya geçiyor. Bu konuda en önemli gücümüzden biri aşılama çalışmalarındaki başarımızdır. Buradan bilhassa 65 yaş üzeri vatandaşlarımıza kendi aşımız ve kendi gücümüz olan TURKOVAC başta olmak üzere aşılarını yaptırmaları veya tamamlamaları hususunu tekrar hatırlatmak istiyorum.
“TARİHİMİZİN EN BÜYÜK ÜRETİM VE İHRACAT ATAĞINI GERÇEKLEŞTİRDİK”
Hâlihazırda istatistiki olarak vaka sayısında önemli artış olmasına rağmen hastanelerimizde ve yoğun bakımlarda alarm seviyesine geçmemizi gerektiren bir tabloyla karşı karşıya değiliz. Türkiye salgın dönemini sağlık hizmetlerinin aksaksız olarak yürütülmesi, günlük hayatın ve ekonominin işleyişinin en az kesintiyle sürdürülmesi, istihdamın korunarak, hatta artırılarak sosyal kırılmaya meydan verilmemesi, büyümenin sürdürülerek telafisi zor kayıpların önlenmesi, ülke genelinde huzurun ve güvenliğin eksiksiz sağlanması ve tüm diğer bakımlardan en başarılı şekilde yönetmiş ülkelerin başında geliyor. Gelişmiş diye tabir edilen ülkelerin çoğu bu zorlu süreçte sınıfta kalmıştır. Biz güçlü altyapımız ve vaktinde aldığımız tedbirler sayesinde bu duruma düşmedik. Herkesin içine kapandığı, şalter indirdiği, günü kurtarma derdine düştüğü bir dönemde biz tarihimizin en büyük üretim ve ihracat atağını gerçekleştirdik.
Son 10 yıldır pek çok yerde başarıyla uygulanan sosyal kaos, siyasi istikrarsızlık, ekonomik çöküntü, toplumun bölünmesi, ülkenin parçalanması senaryolarını yırtıp attığımız gibi, salgının da üstesinden geldik. Millî birlik ve beraberliğimizi korumada, terörle mücadelede, sınırlarımıza yönelik tehditleri bertaraf etmede, bölgesel ve küresel meselelerde, ön alıcı olmada gösterdiğimiz başarıyı salgın sürecinde bir üst aşamaya çıkardık.
Değişen küresel yönetim ve ekonomi sisteminde Türkiye artık etkilenen, takip eden, dâhil edilen değil belirleyici ülkeler arasına girmiştir. İki asırlık demokrasi ve kalkınma mücadelemizde en üst lige çıkabilecek konuma geldiğimizi dost-düşman herkese gösterdik. Artık geleceğe daha bir güvenle, daha bir umutla, daha bir azimle, daha bir kararlılıkla bakıyoruz.
KREDİ GARANTİ FONU KEFALETİYLE KULLANDIRILACAK ÜÇ YENİ DESTEK PAKETİ
Bugün müjdesini vereceğimiz bir başka konu da, Kredi Garanti Fonu kefaletiyle kullandırılacak üç yeni destek paketidir. Bunlardan ilki olan, işletme harcamalarında kartlı ödeme desteğini KOBİ ve KOBİ dışı tüm firmaların finansmana erişimini sağlamak için hazırladık. Yatırım destek paketi, kalkınma planındaki öncelikli sektörlerden başlayarak katma değeri yüksek ürünlerin üretimine yönelik çalışan firmalarımızı kapsamaktadır. İhracat destek paketi ise, döviz kazandırıcı faaliyet yürüten ve ihracat potansiyeli taşıyan KOBİ’lerimize hitap etmektedir. Bu üç paketle firmalarımıza 60 milyar liralık bir kefalet limiti açıyoruz.
Amacımız; tedarik zincirinde sürekliliği sağlayacak, yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazlayı destekleyecek bir ekonomik destek iklimi oluşturmaktır. Bu kapsamda alınacak kredilerin amacına uygun kullanılmasını temin etmek için bankalarımızın ve firmalarımızın gereken hassasiyeti göstereceklerine inanıyoruz. Hazine ve Maliye Bakanlığımız fatura ve sözleşme belgelerinin takibi başta olmak üzere bu amacı sağlamaya yönelik gereken tedbirleri alacaktır. Yeni kredi paketimizin ülkemize, sektörlerimize, firmalarımıza hayırlı olmasını diliyorum.
Aziz milletim; diğer yandan engellilerimize yönelik bu yılın ilk memur yerleştirme atamasını da 8 Şubat’ta yapacağız. Bu atamayla her eğitim kademesinden toplamda 2 bin 927 engelli vatandaşımızın kamuya yerleşimini sağlayacağız.
Ayrıca, dezavantajlı ailelerin anaokuluna ve ana sınıfına devam eden çocuklarına yönelik yıllık 500 milyon liralık yeni bir destek paketini de hayata geçiriyoruz. Bu destek paketinin dezavantajlı ailelerimizin sayıları bir milyonu bulan çocuklarına hayırlı olmasını diliyorum.
Sadece salgınla değil deprem, sel, yangın gibi tabii afetlerle mücadelede de dünyada örnek bir ülkeyiz; son dönemde Elazığ ve Malatya ile İzmir depremlerinde, Karadeniz Bölgemizdeki sel felaketlerinde, Akdeniz ve Ege’deki yangınlarda bunu tekrar tekrar ispatladık. Tüm bu felaketlerde hem arama-kurtarma, hem yeniden inşa faaliyetlerindeki hızlı, kuşatıcı, sonuç alıcı pratik afet yönetimlerimizle insanlarımızın mağduriyetlerini kısa sürede giderdik. Avrupa’daki bazı şehirlerde yaşanan sel felaketlerinde ortaya çıkan altyapı ve üstyapı kayıpları yıllardır hâlâ telafi edilememişken, biz birkaç haftada arama-kurtarma, birkaç ayda yıkıntıların kaldırılması, bir yılda da yeni konut ve iş yerlerinin inşası çalışmalarını tamamlayabilen bir yönetim sergiliyoruz.
Cumartesi günü Giresun’un Dereli ilçesine yaptığımız ziyarette, Ağustos 2020’de yaşanan sel felaketinin ardından inşasına başladığımız konutların ve iş yerlerinin resmî açılış törenine katıldık. Hayatını kaybeden 15 vatandaşımızı bir kez daha andığımız bu törende, Dereli’deki 213 konut ve 82 işyeriyle Doğankent’te 156 konut ve 70 iş yerinin resmî açılışını ve teslim törenini gerçekleştirdik.
Tabi bunun yanında felaketin yaşandığı ilçelerimizde yollardan altyapıya, çevre düzenlemesinden kamu binalarına kadar pek çok yatırımı da hayata geçirdik. Köylerimizdeki ahırlı evler başta olmak üzere hâlen inşası süren yatırımları da yakında tamamlıyoruz.
“BİZ ASLA ÜLKESİNDEN BİHABER, MİLLETİNDEN KOPUK SALON SİYASETÇİLERİNDEN OLMADIK, OLMAYACAĞIZ”
Giresun ve Trabzon’da katıldığımız toplu açılış törenleriyle her iki şehrimizi kazandırdığımız pek çok eser ve hizmetin sevincini vatandaşlarımızla birlikte yaşadık. Eser ve hizmet siyasetimizin meyvelerini toplamak olarak kabul ettiğimiz bu açılış törenleri, aynı zamanda şehirlerimizin nereden nereye geldiğini görebilmemize de seviye oluyor. Her başlıkta bizden önceki dönemlerde yapılanların 5 katı, 10 katı eseri milletimizin hizmetine verdiğimizi müşahede etmekten gurur duyuyoruz.
Hava şartlarının ve programımızın el verdiği ölçüde hafta sonlarını şehirlerimizde vatandaşlarımızla kucaklaşarak, hasret giderek geçirmek kararındayız. Böylece hem milletimizin muhabbetini ve coşkunu bizzat yaşıyor, hem de dertlerini ve taleplerini yerinde tespit edebiliyoruz. Biz asla ülkesinden bihaber, milletinden kopuk salon siyasetçilerinden olmadık, olmayacağız. İnşallah bu hafta sonu Cumartesi günü de Zonguldak’ta olacağız. Zonguldak’taki inşallah tüm oradaki tünellerin, kavşak düzenlemelerinin açılışlarını yapacak ve Zonguldaklı hemşehrilerimizle bir arada olacağız. Kadınıyla ve erkeğiyle, genciyle, yaşlısıyla her kesimden insanımızla aramıza kimseyi sokmadık, sokmayacağız. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sadece milletimizin ne istediğine, ne beklediğine, ne talep ettiğine bakarak yönümüzü belirledik, bundan sonra da aynı şekilde istikamet tayin edip yola devam edeceğiz.
Diğer yandan, havaların ısınmasını beklemeden orman yangınlarıyla mücadeledeki altyapımızı güçlendirecek adımları atıyoruz. Bu çerçevede yerli ve millî insansız hava aracı sayımızı sekize, yangın söndürme uçaklarımızın sayısını 20’ye, helikopter sayımızı da 55’e çıkartıyoruz. Hava araçlarımızın her seferdeki su atma kapasitesini geçtiğimiz yıl 85 tondan 184 tona çıkarmıştık, filomuza ekleyeceğimiz yeni hava araçlarıyla bu kapasiteyi 278 tona yükseltiyoruz.
Yapay zekâ uygulamalarını daha etkin şekilde kullanarak yangın riski ve seyrini yakından takip edecek bir sistemi de kuruyoruz. Eğitim verdiğimiz 100 bin vatandaşımızla orman yangınlarına müdahalede önemli bir gönüllü gücü oluşturuyoruz. Filomuza katılan yeni araçların ve uygulamaların ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.
Aziz milletim; tıpkı kar yağışının rahmetiyle zahmetinin birlikte tezahür etmesi gibi, Türkiye’nin girdiği kalkınma ve büyüme sürecinde elbette sıkıntılarla da karşılaşıyoruz. Yaşadığımız sancılarımızın bir kısmı yaşadığımız büyük dönüşümün, değişimin, hedef büyütme, seviye yükseltme iradesinin neticeleridir. Bunun yanında, ülkemizin önüne kurulan tuzakları aşarken ayağımıza takılan çelmelerin üzerinden atlarken, maruz kaldığımız saldırıları savuştururken yaşadığımız sıkıntılar da var. Türkiye, hem tarihî, hem coğrafi böyle bir süreci asla rahat bırakılmayacak, kendi hâline terk edilmeyecek, hele hele kimi toplumlar gibi desteklenmeyecek iddiaya, vizyona, müktesebata sahip bir ülkedir. Bize düşen, buna rağmen hedeflerimize doğru yürümeye devam etmek, buna rağmen mücadeleyi sürdürmek, buna rağmen başarmaktır. Şayet biz geçmişte nicelerinin yaptığı gibi ülkemizin ayağına takılan prangalara, sırtına yüklenen kamburlara, başına sarılan dertlere rıza gösterip sadece günü kurtarma peşinde koşsaydık belki bu kadar hücuma maruz kalmazdık. Ama bu durumda da milletimizin karşısına anlı ak, başı dik, kalbi mutmain şekilde çıkarak 2023 hedeflerimizden, 2053 vizyonumuzdan söz edemezdik.
“HAMDOLSUN BU OYUNLARIN HEPSİNİ DE BOZDUK”
Türkiye bugün, eğitimden sağlığa, güvenlikten adalete, ulaştırmadan enerjiye, tarımdan şehirciliğe, her alanda dünya ile yarışacak altyapıya sahipse, bunu dayatmalara boyun eğmeye değil ısrarla kendi yolumuzda yürümeye borçluyuz. Türkiye bugün, 81 vilayeti ve 84 milyon vatandaşıyla sanayiden savunmaya, istihdamdan sosyal güvenlik ve desteklere kadar her alanda kendine güveniyorsa, bunu birilerinin ihsanına değil kendi emeğimize ve gayretimize borçluyuz. Türkiye bugün, bölgesinde ve dünyada yaşanan her krizde, her gelişmede siyasi, diplomatik, askerî, istihbari olarak gözlerin döndüğü, tavrının beklendiği bir ülkeyse, bunu sırtını sözde müttefik fiiliyatta köstek güçlere yaslamaya değil kendi imkânlarına, kendi yüreğine kendi bileğine borçludur.
Bugüne gelirken nelerle karşılaşmadık, neler yaşamadık ki. Milletimizi siyasi ve sosyal kaos çıkarma denemeleriyle birbirine düşürmek istediler. Ülkemizi diplomatik hançerler ve nice gizli açık oyunlarla tökezletmeye çalıştılar. Devletimize PKK’dan FETÖ ve DEAŞ’a kadar ne kadar terör örgütü varsa hepsini de üzerimize salarak diz çöktürmeye kalktılar. Ekonomimizi kur-faiz-enflasyon şer üçgenine hapis ederek bizi aşımızla, işimizle, evlatlarımızın geleceğiyle tehdit ettiler; hamdolsun bu oyunların hepsini de bozduk.
Son 3 yıldır ekonomide yaşadığımız dalgalanmalarla Türkiye gemisini belki biraz sarstılar, ama asıl amaçlarına ulaşamadılar. Serbest piyasa kurallarıyla, küresel ekonomi düzenlemeleriyle, ahlakla, vicdanla ilgisi olmayan her saldırıyı gereken tedbirleri alarak, savunma mekanizmalarını kurarak, sızıntıları engelleyerek bertaraf ettik. Geçtiğimiz yılın son aylarında yaşanan kur dalgalanmasının önüne de bu şekilde geçtik.
Bu arada ortaya çıkan yüksek enflasyondan ve hayat pahalılığından milletimizi koruyacak adımları da birer birer atıyoruz. Asgari ücretten memur ve emekli maaşlarına kadar çalışanların gelirlerinde yaptığımız artışlar bu adımlardan biridir. Enflasyondaki belli bir döneme mahsus arızi yükselişin kamburunu maalesef bir müddet sırtımızda taşımak mecburiyetinde kalacağız. İnşallah her yeni ayın bir öncekinden daha iyi olduğunu göreceğimiz bir döneme girdik. Tabi bu süreçte vatandaşlarımızın dile getireceği her şikâyete, her derde, her talebe kulağımız da, gönlümüz de sonuna kadar açık olacak.
“HAYAT PAHALILIĞINI YENME VAADİMİZİ DE YERİNE GETİRECEĞİZ”
Devletimizin tüm imkânlarını insanlarımızın emrine verdik, vermeyi sürdüreceğiz. Hep söylediğimiz gibi, 20 yıldır bu ülkenin ve bu milletin asırlık meselelerini nasıl biz çözdüysek, bugünkü sıkıntıların üstesinden de yine biz geleceğiz. Türkiye’yi yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla büyüterek vatandaşlarımızı müreffeh, ülkemizi mamur, devletimizi güçlü hâle getirme sözümüzü tutmak boynumuzun borcudur. Milletimize verdiğimiz her sözü tuttuğumuz gibi, büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa ederek diğer hedeflerimizle birlikte enflasyonu indirme, hayat pahalılığını yenme vaadimizi de yerine getireceğiz. Yeter ki bir olalım, iri olalım, diri olalım, kardeş olalım, hep birlikte Türkiye olalım; her şeyin anahtarı işte bu ahittir. Bu, diğer her türlü ayrımın, her türlü rekabetin, her türlü önceliğin üzerinde bir meseledir. Kendimizin ve evlatlarımızın geleceği için bu hususa diğer her şeyden fazla hassasiyet göstermemiz, sahip çıkmamız şarttır. Birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi sıkı tuttuğumuzda, Allah’ın izniyle ne terör örgütleri, ne ekonomik tetikçiler, ne siyasi muhterisler bu ülkeye de, bu millete de zarar veremez. Bölünürsek, birbirimize düşersek, istiklalimizin ve istikbalimizin sembollerine canımız pahasına sahip çıkmazsak, işte o zaman hâlimiz haraptır.
Son dönemde kimileri siyasi ve sosyal hassasiyetleri kaşıyarak, kimileri ekonomik sıkıntıların sebeplerini ve sonuçlarını çarpıtarak, kimileri millî ve manevi değerlerimize saldırarak Türkiye’nin bu büyük gücüne saldırıyor. Bugüne kadar başaramadılar, inşallah bundan sonra da başaramayacaklar.
Bu duygularla bir kez daha hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum, kalın sağlıcakla.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kanada Başbakanı Mark Carney, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin, anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetini tarihî dönemdeki ziyareti vesilesiyle Türkiye’de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade ederek, kendisine “hoş geldiniz” dedi.
İki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile bugünkü görüşmelerinde ikili ilişkileri etraflıca değerlendirdiklerini, bölgesel ve küresel meselelere değinme imkânı bulduklarını söyledi.
“TİCARET HACMİMİZİ İLK OLARAK 5 MİLYARA, AKABİNDE 10 MİLYAR DOLARA ÇIKARMAYI TEMENNİ EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu yönde atacağımız somut adımları içeren bir eylem planını da bugün kabul ettik. Öncelikle ticaret ve yatırımların artırılmasını teminen Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerine yılsonundan önce başlanmasını kararlaştırdık. Bu sürece paralel olarak ekonomi alanındaki ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almak üzere Ortak Ekonomik ve Ticari Komite dâhil mevcut mekanizmaları daha etkin şekilde kullanacağız. Bu komitenin müteakip toplantısına 2027 yılında bu defa özel sektörlerimizin de katılımıyla ev sahipliği yapacağız. Atacağımız bu adımlarla hâlen yaklaşık 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi ilk olarak 5 milyara, akabinde de 10 milyar dolara çıkarmayı temenni ediyoruz.”
Güncellenen Hava Ulaştırma Anlaşması ile iki ülke arasındaki doğrudan uçuşları yaklaşık iki katına çıkaracaklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün ayrıca üçüncü ülkelerde ortak yatırım fırsatlarını da değerlendirdik. Afrika’dan Latin Amerika’ya, Orta Asya’dan Uzak Doğu’ya kadar geniş bir coğrafyada önemli işbirliği fırsatlarının bulunduğuna inanıyoruz. Yarın Türk Eximbank ile Kanada İhracatı Geliştirme Kurumu arasında imzalanacak mutabakat zaptının üçüncü ülkelerde ortak projelere vesile olmasını temenni ediyoruz” diye konuştu.
Kanada ile savunma sanayii ve nükleer enerji alanlarında yakın temas hâlinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayii iş birliğinin önemine vakıf iki müttefik olduklarını kaydetti.
Bunu son olarak Ankara’da yapılan NATO Zirvesi sırasında da gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, biraz önce de “Savunma Sektörü Ortaklıkları Mutabakat Zaptı”nın imzalandığını anımsattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, müttefiklerin savunma sanayilerine finansman sağlamak amacıyla Kanada öncülüğünde kurulmakta olan Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankasının iki ülke arasındaki savunma sanayii iş birliğini desteklemesini beklediklerini kaydetti.
Enerji alanında, madencilikten LNG’ye, kritik minerallerden nükleer enerjiye kadar geniş bir işbirliği alanının mevcut olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülkenin Enerji Bakanlıkları arasında kabul edilen “Enerji Alanında İşbirliğine Dair Ortak Bildiri”nin de nükleer dahil bu alandaki ciddi potansiyele işaret ettiğini söyledi.
Kanada Başbakanı Carney ile Gazze, Ukrayna ve Körfez dâhil birçok bölgesel gelişmeyi de değerlendirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek Ukrayna’da, gerek Körfez’de olsun diplomatik yöntemlerin kalıcı barışa giden yolu açmasını temenni ediyoruz. Bu noktada ortak görüşte olduğumuzu teyit ettik. Gazze’de ise Kanada’nın diğer bazı müttefiklerle birlikte istilacı yerleşimlere yönelik yaptırım adımlarını, İsrail hükûmetinin ihlallerinin caydırılması noktasında isabetli bir adım olarak görüyoruz. Bölgemizde barış ve istikrarın tesisi noktasında bu yöndeki tutumlarını sürdürmelerini temenni ediyoruz” diye konuştu.
“İLİŞKİLERİMİZİN GELECEĞİNE YÖNELİK TARİHÎ BİR ADIM ATTIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Başbakan Carney ile ilişkilerimizin geleceğine yönelik tarihî bir adım attık. Çok geniş yelpazeye yayılan iş birliği potansiyelimizi gerçek anlamda hayata geçirmek için önemli bir süreci başlattık. İlişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine çıkarmamız kâğıt üzerinde kalacak sembolik bir adım olmayacaktır. Bu konuda Sayın Carney’nin ekonomi alanındaki engin tecrübesi ve siyaset sahnesinde sergilediği sağduyulu ve dirayetli duruşla önemli rol oynayacağına inanıyorum.”
Kanada Başbakanı Carney’ye, konuşmasının ardından, anlamlı ve dolu dolu ifadeleri için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gerçekten uzun yıllara sâri bir Türkiye-Kanada kopukluğunu bugün gidermiş olduk. Şimdi yeni bir dönemi Türkiye ve Kanada arasında başlatıyoruz. İnşallah iş adamlarımızı bir araya getireceğiz ve ben de Kanada’ya yapacağım ilk iş adamlarıyla birlikte ziyaretimde, orada iş adamlarımızı bir araya getirerek adımlarımızı atacağız.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Kanada Başbakanı Mark Carney’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Kanada Başbakanı Carney’in tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türkiye ve Kanada bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Muhtarlar Günü Buluşması” programında yaptığı konuşmada, “Hani diyorum ya ‘etrafımız ateş çemberi’ diye. İçinde bulunduğumuz durum tam olarak böyle. Biz işte böyle bir kaos ve kriz ortamında Türkiye’nin kılına zarar gelmemesi için gecemizi gündüzümüze katıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 19 Ekim Muhtarlar Günü dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen “Muhtarlar Günü Buluşması” programına katılarak bir konuşma yaptı.
Tüm muhtarların 19 Ekim Muhtarlar Günü’nü kutlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarları Türkiye ve Türk milleti için ortaya koydukları gayretlerden dolayı tebrik etti.
Muhtarlarla ilk toplantılarını 27 Ocak 2015’te yine aynı salonda yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “O gün 17 ilimizden gelen 409 muhtarımızı burada ağırlamıştık. Ardından düzenli olarak ülkemizin dört bir yanından muhtarlarımızı milletin evinde konuk etmenin sevincini yaşadık. Şimdiye kadar kimi zaman burada, kimi zaman Sergi Salonu’muzda Türkiye’nin bütün vilayetlerinden 40 bini aşkın muhtarımızla bir araya geldik. Gün oldu Türkiye’nin meselelerini istişare ettik. Gün oldu bölgesel ve küresel meseleleri birlikle değerlendirdik. Gün oldu en sıkıntılı zamanlarda kafa kafaya verdik yeni bir yol açtık. Gün oldu milletçe hepimizi sevindiren başarıları birlikte kutladık. Gün oldu dertleştik. Gün oldu birbirimize destek olduk, umut verdik. Ama 12 yıl boyunca demokrasinin uç beyi olan muhtarlar ile şahikası olan Cumhurbaşkanlığı arasındaki o bağı her zaman canlı tuttuk, diri tuttuk. Cumhurbaşkanlığı Külliyesini sadece devletin merkezi değil, milletin evi hâline de getireceğimizin sözünü vermiştik. Şükürler olsun ki millete verdiğimiz diğer sözlerimiz gibi bu sözümüze de sadık kaldık. İşte bugün bir kere daha siz muhtar kardeşlerimizle kucaklaşıyor, ahdimizi ve kavlimizi yeniliyoruz. Rabb’im muhabbetimizi, sevgimizi, dayanışmamızı artırsın.”
“TÜM TÜRKİYE İÇİN, 86 MİLYONUN HER BİR FERDİ İÇİN AŞKLA ÇALIŞACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı olarak kendisinin de muhtarlar gibi milletin iradesi ve teveccühüyle bulunduğu makama geldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu tüm kalbimle ifade etmek isterim ki sizlerle beraber yol yürümekten, sizlerle kardeşlik yapmaktan daha önemli herhangi bir şey olamaz ve Cenabıallah’a bundan dolayı da her zaman hamdediyorum. Rabb’im ömür verdikçe sizlerle yoldaşlık etmeye devam edeceğim. ‘Aşkınan koşan yorulmaz’ diyerek tüm Türkiye için, 86 milyonun her bir ferdi için, yönünü ülkemize çevirmiş tüm mazlumlar ve masumlar için aşkla koşacağız, aşkla çalışacağız” ifadelerini kullandı.
“Ezelden aşığız biz bu millete, Hakk’tan gelir, Hakk’a gider bu sevda. Maya olur Devlet-i Ebed-Müddet’e, Her can, her gönülde tutar bir sevda…” dizelerini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu bitmez sevda Türkiye sevdasıdır. Millete ve memlekete hizmet sevdasıdır. Bu sevda Türkiye Cumhuriyeti’nin istiklal, hürriyet, kalkınma ve adalet mücadelesinin bizatihi kendisidir. İnşallah bu sevda son nefesimizde kalbimizde burcu burcu tütecek, elden ele, gönülden gönüle kutlu bir emanet gibi taşınacaktır. Rabb’im hepimize bu sevdayı layıkıyla taşımayı, bizden sonrakilere de en güzel şekilde devretmeyi nasip etsin. Büyük ve güçlü Türkiye sevdasına gönül veren siz kardeşlerime bir kez daha şükranlarımı sunuyor, bu anlamlı günde bu güzel buluşmaya vesile olan İçişleri Bakanlığımızı içtenlikle tebrik ediyorum.”
“MUHTARLIK MÜESSESESİNİN TÜRK SİYASETİNDE HAK ETTİĞİ SAYGIYI GÖRMESİNDEN MEMNUNİYET DUYUYORUM”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarlar ile aralarındaki sarsılmaz bağı anlayamayanların her icraatlarında yaptıkları gibi muhtarlar buluşmalarına da kara çaldığını dile getirerek, şunları kaydetti: “Öyle küçümseyici ifadeler kullandılar ki içlerinde yıllardır biriktirdikleri millî irade hazımsızlığını tüm çirkinliğiyle bir anda ortaya boca ettiler. ‘Muhtar bile olamaz’ diyerek güya bizi aşağıladıklarını zannedenler, benim muhtar kardeşlerime Cumhurbaşkanlığından başlayarak devletin tüm kapılarının açılmasını bir türlü kabullenemediler. Milletin teveccühüne rağmen bizi Başbakanlığa ve Cumhurbaşkanlığına layık görmeyenler, aslında sizi de buralara layık göremediler. Rahatsızlıklarının sebebi bizim burada hasbihal etmemiz asla değildi, rahatsızlıklarının sebebi sizin buraya, kendi evinize gelir gibi gelmenizdir. Rahatsızlıklarının sebebi, tıpkı 90 sene önce Ankara’ya alınmayan Aşık Veysel gibi muhtarlarımızın onlara göre yeterince elit olmamasıydı. Yıllar geçse de birilerinin Anadolu insanına tepeden bakma alışkanlıkları değişmedi. Türkiye’nin değiştiğini, Türkiye’nin eski Türkiye olmadığını kabullenmeye bir türlü yanaşmadılar. Peki, sonuçta ne oldu? İçlerine pek sinmese de kuzu kuzu kabullenmek zorunda kaldılar. Vatandaşın doğrudan oyuyla seçilen, benim demokrasi piramidinin tabanı olarak tarif ettiğim muhtar kardeşlerime saygı duymayı öğrendiler.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin zirvesinin kapıları muhtarlara açıldıkça şehir merkezlerinden köylere kadar bu atmosferin tüm Türkiye sathına yayıldığını belirtti.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ile birlikte kamu kurumlarının ve belediyelerin kapılarının da muhtarlara ardına kadar açılmaya başladığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu işin sadece yerel düzeyde kalmadığını, Türk siyasetinde buluşmaların dönüştürücü etkisinin olduğunu ve tabiri caizse siyasette “bir muhtar açılımı” yaşandığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Daha önce ‘muhtar’ deyince hafife alanlar, kimi zaman mecburiyetten kimi zaman mahcubiyetten dolayı bizi taklit etmeye, takip etmeye başladılar. Ne kadar samimi olduklarını elbette ölçemeyiz. Ama yine de düne kadar muhtar görünce yollarını değiştirenlerin, şimdilik seçim dönemleriyle sınırlı olsa bile Muhtarlar Buluşması düzenlemesini Türkiye’de millî iradenin güç kazanması, muhalefetin toplumla barışması noktasında kıymetli bir adım olarak görüyoruz. Temennimiz bunun seçimden seçime yapılan taktik bir hamleden ziyade kalıcı bir zihniyet değişimine dönüşmesidir. Şurası da bir gerçek ki taklit her zaman aslını büyütür. İster zoraki ister gönüllü olsun. Onlar bizi taklit ettikçe Allah’ın izniyle biz büyümeye, güçlenmeye devam ederiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarım asra yaklaşan siyasi hayatı boyunca demokrasinin evvelemirde, yerelde başladığına inandığını belirterek, muhtarlık müessesesinin Türk siyasetinde hak ettiği saygıyı görmesinden memnuniyet duyduğunu söyledi.
Bu başarıda naçizane emeğinin olmasından ayrıca memnuniyet duyduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Muhtarlar Buluşması’nın sadece tek parti bakiyesi, tepeden inmeci, baskıcı, kibirli zihniyetin geriletilmesinde değil, muhtarların özlük hakları ve çalışma şartlarının iyileştirilmesinde de çok ciddi katkıları olduğunu ifade etti.
Muhtarların vatandaşlara daha iyi hizmet sunabilmesi, görevini daha iyi yerine getirebilmesi için hiçbir fedakârlıktan kaçınmadıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sorun ve önerileri bizzat muhtarlardan dinlediklerini, notları aldıklarını ve gerekli adımları hızlıca attıklarını anlattı.
“19 EKİM’İ MUHTARLAR GÜNÜ İLAN EDEREK 2016 YILINDAN İTİBAREN ÜLKE GENELİNDE KUTLAMAYA BAŞLADIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunların neler olduğunu muhtarların zaten çok iyi bildiğini belirterek, muhtarlar için yapılan çalışmalara ilişkin şunları kaydetti: “Yayımladığımız genelgeyle büyükşehir belediyelerinde muhtarlar işleri daire başkanlığının, diğer belediyelerde ise muhtarlar müdürlüğünün kurulmasını sağladık. Valiliklerimizde bir vali yardımcımızı, büyükşehir belediyelerinde genel sekreter yardımcısını, diğer yerel yönetim birimlerimizde ise bir başkan yardımcısını muhtarlarımızla yakından ilgilenmek üzere görevlendirdik. Muhtarlarımızın taleplerini elektronik ortamda iletebilmeleri için Muhtar Bilgi Sistemi, MUBİS’i hayata geçirdik. 19 Ekim’i Muhtarlar Günü ilan ederek 2016 yılından itibaren ülke genelinde kutlamaya başladık.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Maaş ve ödemeler konusu ise üzerinde titizlikle durduğumuz iki önemli başlıktı. 2002’de muhtarlarımıza yapılan ödeme yalnızca unutmayın 97 liraydı. 2026 yılı itibarıyla bu rakamı tam 28 bin liranın üzerine çıkardık. Muhtarlarımızın SGK primlerini ise 2017’den bu yana devlet olarak biz karşılıyoruz. Daha önce ticarethane tarifesi üzerinden belirlenen enerji giderlerini mesken statüsüne alarak muhtarlarımızın enerji giderlerini azalttık. Tüm muhtarlarımızın Vilayetler Hizmet Birliği Otel ve Sosyal Tesislerinden bakanlık mensuplarına uygulanan tarifeler üzerinden yararlanmalarını sağladık. 2022 yılında yayınladığımız Cumhurbaşkanı kararı ile Türkiye Muhtarlar Konfederasyonunu kamu yararına çalışan dernekler arasına aldık. Köy ve mahalle muhtarlarımızın bulundukları illerdeki müze ve ören yerlerine ücretsiz girebilmelerinin önünü açtık” diye ekledi.
“BUNDAN SONRA DA SİZLERİN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Yeni hizmet binalarının inşasına da hız verdiklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “30 büyükşehrimizde yöreye özgü 100 hizmet binasının yapımını 2023 yılında tamamladık. 2024 ve 2025’te ise il özel idaresi kapsamında bulunan 51 lokasyonda, 130 muhtar hizmet binasının yapım ve onarımını gerçekleştirdik” bilgisini paylaştı.
Muhtarlara yönelik ilk sosyal dinlenme tesisi projesi olan Ankara Muhtar Evi’ni 4 yıl önceki Muhtarlar Günü’nde hizmete açtıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu projenin devamı niteliğindeki İstanbul Çapa Muhtar Evi’ni de tamamlayarak muhtarların istifadesine sunduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadın muhtarların görev yaptığı yerlerdeki tüm hizmet binalarının güvenlik kamerası ihtiyaçlarını da talepler doğrultusunda karşıladıklarını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, mekânsal adrese dayalı kayıt sistemiyle, afet yönetim ve karar destek sistemlerinde muhtarların kullanımına yönelik düzenlemeler yaptıklarını belirterek, “Silah ruhsatlarından turizme, kültürden enerjiye kadar hemen her başlıkta sizin daha iyi koşullarda vatandaşa hizmet etmeniz için tüm imkânlarımızı seferber ettik. İnşallah bundan sonra da sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.
“ÜLKEMİZİ ÇEVREMİZDEKİ ÇATIŞMALARDAN UZAK TUTTUK”
Türkiye’nin bölgesinde şiddeti giderek artan bir kriz fırtınası yaşandığına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hemen kuzeyimizdeki Rusya-Ukrayna Savaşı birkaç ay sonra 5. yılını dolduracak. İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları imzalanan anlaşmalara rağmen hız kesmeden devam ediyor. Komşumuz İran’daki gerilim tam olarak bitmeden bu sefer Yemen’de yeni bir çatışmanın fitili yakıldı. Husilerin dostumuz ve kardeşimiz Suudi Arabistan’ı hedef alan saldırıları bölgemizdeki tansiyonun iyice tırmanmasına sebep oldu. Riyad’daki havalimanına düzenledikleri saldırıda aralarında umrecilerin de olduğu çok sayıda Müslüman kardeşimiz vefat etti, yüzlerce kardeşimiz yaralandı.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Lübnan’a bakıyoruz maalesef orada da durum hiç iç açıcı değil. Suriye’den güzel haberler geliyor lakin siyonist İsrail orayı da karıştırmak için elinden geleni yapıyor. Hani diyorum ya ‘etrafımız ateş çemberi’ diye. İçinde bulunduğumuz durum tam olarak böyle. Biz işte böyle bir kaos ve kriz ortamında Türkiye’nin kılına zarar gelmemesi için gecemizi gündüzümüze katıyoruz. Hamdolsun şimdiye kadar bunda da başarılı olduk. Ülkemizi çevremizdeki çatışmalardan uzak tuttuk, tahriklere kapılmadık. Tuzaklara düşmedik, provokasyonlara gelmedik. Akıllı, sabırlı, sağduyulu bir şekilde tüm bu zor süreçleri başarıyla yönettik.”
“ARAMIZA NİFAK DUVARLARI ÖRMEYE ÇALIŞANLARA KARŞI HER ZAMAN TEYAKKUZ HÂLİNDE OLACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, büyük milletlerin imtihanlarının da büyük olduğunu dile getirdi.
“Türk milleti olarak bizim de tarih boyunca mücadelemiz, zaferlerimiz gibi imtihanlarımız da gerçekten çok büyük oldu” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bugün de büyük bir mücadelenin tam göbeğindeyiz. Bu mücadelede bölgemizi lime lime etmek isteyenlerin tekerine çomak soktukça bizi asla boş bırakmayacaklar. Tıpkı kahraman ecdadımız gibi zalimlerin değil, hangi inançtan olursa olsun mazlumların yanında cesaretle durduğumuz müddetçe bizimle uğraşmaya devam edecekler. Kimi zaman FETÖ gibi sureti haktan görünen içerideki ajanlarıyla kimi zaman dışarıdaki lobileriyle kimi zaman ekonomik tetikçileriyle kimi zaman uluslararası basındaki maşalarıyla kimi zaman da sosyal medyadaki aparatlarıyla bizim üzerimize gelecekler, dikkatimizi dağıtmaya çalışacaklar, yolumuzdan alıkoymaya çalışacaklar. Pençelerimizi sökmeye, iddialarımızdan vazgeçirmeye çalışacaklar. Allah’ın izniyle onlara bu fırsatı vermeyeceğiz.”
Dünyayı sömürerek, bölgeyi kan deryasına çevirerek kendilerine refah düzeni kurmak isteyenlere boyun eğmeyeceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, karanlık, kirli oyunlara ve bütün bunlara karşı çok ama çok dikkatli olacaklarını söyledi.
Müslümanları birbirine düşürmeye çalışanlara karşı uyanık olacaklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Milletimizin umudunu kırmaya, moralini bozmaya, aramıza nifak duvarları örmeye çalışanlara karşı her zaman teyakkuz hâlinde olacağız. Sizlere güveniyorum. Rabb’im basiret ve ferasetimizi artırsın diyorum. Bu düşüncelerle 19 Ekim Muhtarlar Günü’nüzün tekrar hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Buraya geldiğiniz için, milletin evini şereflendirdiğiniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Vazife yaptığınız köy ve mahallelerinizdeki vatandaşlarımızın her birine selamlarımı iletmenizi sizlerden özellikle rica ediyorum. Her birinize işlerinizde kolaylıklar diliyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kamboçya Başbakanı Manet ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Özellikle son yıllarda hızla gelişen ilişkilere sahip olduğumuz Kamboçya’yı, Güneydoğu Asya bölgesinde önemli bir ortağımız olarak görüyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kamboçya Başbakanı Hun Manet, Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’ndeki baş başa ve heyetler arası görüşmelerin, iki ülke arasındaki anlaşma imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Kamboçya Başbakanı Manet’i ve heyetini İstanbul’da ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Özellikle son yıllarda hızla gelişen ilişkilere sahip olduğumuz Kamboçya’yı Güneydoğu Asya bölgesinde önemli bir ortağımız olarak görüyorum” diye konuştu.
Kamboçya Başbakanı Manet ile ikili ve heyetler arası görüşmelerinde iki ülke ilişkilerini etraflıca değerlendirdiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2018 yılında dönemin başbakanı olarak ülkemizi ziyaret eden Sayın Hun Sen ile ticaretimizi 1 milyar dolara çıkarmayı kararlaştırmıştık. Bu hedefe ulaşmak için çabalarımız hâlen devam ediyor. Bu sabah gerçekleştirilen Türkiye-Kamboçya İş Forumu’nun iş çevrelerimiz arasındaki temasların güçlenmesine vesile olmasını temenni ediyorum” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE BURSLARI PROGRAMIYLA KAMBOÇYALI ÖĞRENCİLERİN EĞİTİMİNE DESTEK OLUYORUZ”
Kamboçya Başbakanı Manet ile ticaret ve yatırımların yanı sıra savunma sanayii, enerji, eğitim ve kültür alanlarındaki iş birliklerini istişare ettiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kamboçya’nın savunma sanayii ürünlerine yönelik ilgisinden memnun olduklarını söyledi.
Bu alanda ciddi bir potansiyele sahip olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendileriyle iş birliğimizi inşallah geliştireceğiz. TİKA ve Yunus Emre Enstitüsünün Kamboçya’da gerçekleştirdiği projeler beşeri münasebetlerimizin ilerlemesine büyük katkılar sağlıyor. Türkiye Bursları programıyla Kamboçyalı öğrencilerin eğitimine destek oluyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kamboçya ile ikili iş birliklerinin, küresel barış, istikrar ve refahın tesisine de hizmet ettiğinin altını çizerek, şöyle devam etti: “Kamboçya’nın Gazze Barış Kuruluna kurucu üye olarak katılması son derece memnuniyet vericidir. Kendilerinin Filistin’de iki devletli çözüm temelindeki çalışmalara katkılarının süreceğine inanıyorum. Kamboçya’nın Tayland ile yaşadığı sınır ihtilafının uluslararası hukuk temelinde diyalog ve barışçıl yollarla çözülmesini temenni ediyoruz. Yaşanan çatışmalardan etkilenen sivil halka destek olmayı sürdürüyoruz. Kamboçya makamlarıyla iş birliği içerisinde bugüne kadar 3 bini aşkın kişiye yardım ulaştırdık. İnsani yardımlarımıza devam edeceğiz.”
İstişarelerinin ve aldıkları kararların hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kamboçya Başbakanı Manet’e ve heyetine Türkiye’yi ziyaretleri için bir kez daha teşekkür ederek, dost Kamboçya halkına en kalbi selamlarını gönderdiğini söyledi.
Türkiye’yi, etkileyici kalkınması, güçlenen millî kimliği ve stratejik özerkliği ile bölgesel ve küresel meselelerde giderek daha belirleyici hâle gelen rolü dolayısıyla takdir eden Kamboçya Başbakanı Manet, “Türkiye’nin Orta Doğu da dâhil olmak üzere barış ve istikrarın tesisine yönelik uluslararası çabalara proaktif ve yapıcı katılımı övgüye değerdir” diye konuştu.
Kamboçya’nın ve Türkiye’nin 60 yılı aşkın süredir dostane ilişkilerini ve verimli bir iş birliğini sürdürdüğünü anlatan Kamboçya Başbakanı Manet, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilişkilerin mevcut durumunu, ortak öncelikli konuları ve iş birliklerinin gelecekteki yönelimleri üzerine kapsamlı bir görüşme gerçekleştirdiklerini bildirdi.
Kamboçya Başbakanı Manet, şöyle devam etti: “Siyasi, savunma ve güvenlik alanlarındaki iş birliğimizi güçlendirmeye yönelik somut adımları attık. Nitekim bugün çerçeve askerî anlaşma imzaladık ve bu yönde son derece önemli bir adım atmış olduk. Aynı zamanda ikili ticaretin genişletilmesi, yatırımların kolaylaştırılması ve özel sektör ortaklıklarının güçlendirilmesi yönünde kayda değer bir potansiyel bulunduğunu da teyit ettik.”
Kamboçya Başbakanı Manet, şunları kaydetti: “Kalkınma iş birliği alanında altyapı geliştirme, kadının güçlendirilmesi ve Kamboçyalı Müslüman kadınlara yönelik kapasite geliştirme girişimleri de dâhil olmak üzere Kamboçya’nın sosyoekonomik ilerlemesini sağladığı çok değerli katkılarından dolayı Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansına (TİKA) en içten takdirlerimi sunuyorum. TİKA’nın insan kaynaklarımızın ve becerilerimizin geliştirmesine yönelik desteğini sürdürmesini temenni ediyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesinde Birleşmiş Milletler, ASEAN ile diğer bölgesel ve uluslararası platformlar aracılığıyla birlikte çalışmanın gerekliliğini vurguladıklarını aktaran Kamboçya Başbakanı Manet, Türkiye’yi ASEAN diyalog ortağı olması dolayısıyla tebrik ederek, ülkesinin bölgesel entegrasyona, bağlantısallığa ve ortak refaha katkı sağlayacak şekilde ASEAN ve Türkiye arasında somut iş birliğinin daha da güçlenmesini dört gözle beklediğini söyledi.
Türkiye ile Kamboçya arasında “Askerî Çerçeve Anlaşması” imzalandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kamboçya Başbakanı Manet’in huzurunda imzalanan anlaşmaya, Türkiye adına Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kamboçya adına Millî Savunma Bakan Yardımcısı Prak Sovanna imza koydu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye ziyarette bulunan Kamboçya Başbakanı Hun Manet ile Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde görüştü.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, davetine icabetle Türkiye’yi ziyaret eden Kamboçya Başbakanı Manet’i Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde resmî törenle karşıladı. Birbirlerine heyetlerini tanıtan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kamboçya Başbakanı Manet, daha sonra baş başa ve heyetler arası görüşmeye geçti.
Görüşmede, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da hazır bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TİM 13. İnovasyon Haftası Programı’nda yaptığı konuşmada, “Türkiye olarak teknoloji yarışında geri kalmak istemiyoruz. Millî teknoloji hamlemizle dünyada sayılı ülkenin sahip olduğu muazzam bir araştırma geliştirme ve inovasyon altyapısı inşa ettik” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından Ticaret Bakanlığının desteğiyle Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu TİM 13. İnovasyon Haftası Programı’na katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, Türkiye’nin dört bir yanından programa katılan iş dünyasının temsilcilerini, ihracatçıları, girişimcileri ve gençleri selamladı.
Programa katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye İnovasyon Haftası etkinliklerinin ülke, millet ve iş dünyası için hayırlara vesile olmasını diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ticaret Bakanlığına, TİM’e ve programın düzenlenmesinde emeği bulunanlara teşekkür ederek, dün başlayan İnovasyon Haftası’nın “İnsanlığın Yeni Evresi” temasıyla düzenlenmesini son derece anlamlı bulduğunu ifade etti.
Yapay zekâ, robotik, biyoteknoloji, veri sistemleri ve otonom teknolojiler başta olmak üzere hayatın her alanında köklü değişimler yaşanırken, iş dünyasının bu yeni döneme ne kadar hazır olduğunun tespitinin şüphesiz çok önemli olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu durumun yerinde bir hassasiyetin ifadesi olduğunu söyledi.
“TEKNO-OLİGARKLAR SADECE BELLİ ÜLKELERİ DEĞİL, TÜM DÜNYAYI HEDEF ALMAKTADIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, teknoloji hızlı bir şekilde ilerlerken insan faktörünün dikkate alınmadığını ve umursanmadığını belirterek, “İnsanı ve insani değerleri taşlayan bu teknolojinin ne kadar faydalı olacağı kuşkusuz şüphelidir. Son dönemde insan ile teknoloji arasındaki ilişkileri sorgulayanların sayısının giderek arttığını müşahede ediyoruz. Sadece entelektüel çevrelerde değil, iş dünyasında, akademide, toplumun genelinde soru işaretleri artmakta, güvenin yerini tedirginlik almaktadır. İnsanlık tarihine baktığımızda değişime direnenler, değişimden korkanlar, değişimle birlikte ellerindeki imkânları kaybetmekten endişe duyanlar olmuştur. Bundan sonra da olacak fakat her seferinde insanla teknoloji arasında bir orta yol bulunmuş, karşı çıkılan teknoloji zamanla insan hayatının vazgeçilmezi hâline gelmiştir” diye konuştu.
Tarihte olduğu gibi bugün de benzer endişelerin yapay zekâ başta olmak üzere birçok yenilik için dile getirildiğini gördüklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Kuşkusuz bunların önemli bir kısmı son derece haklı, yerinde endişelerdir. Geçen hafta dikkat çektiğim tekno-oligarklar sadece belli ülkeleri değil, tüm dünyayı hedef almaktadır. Nisan ayında savunma, istihbarat ve güvenlik alanlarında faaliyet gösteren bir veri analiz şirketinin yayınladığı 22 maddelik bildiri, insanlık olarak bizi bekleyen tehlikeyi gözler önüne sermiştir. 100 milyarlarca dolarlık devasa bütçelere hükmeden, dünyayı istedikleri şekilde oynayabilecekleri bir yap-boz tahtası olarak gören bu zihniyetin, insana, hayata ve topluma bakış açısını böylece anlamış olduk. Kimilerinin ‘teknokrasi’, kimilerinin ‘teknofaşizm’ adını verdiği bu yeni tehdidin boyutlarını henüz tam olarak ölçemiyoruz. Keza insan unsurunun neredeyse sıfırlandığı, karanlık fabrikalar gerçeğinin istihdam hayatımızda yol açacağı sorunları da kestiremiyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün bunların şimdiden konuşulmasını, iş hayatı dâhil farklı yönleriyle ele alınmasını çok kıymetli bulduğunu dile getirerek, Türkiye İnovasyon Haftası’nda bu önemli tema altında yürütülecek ufuk açıcı tartışmalara görüşleriyle, düşünceleriyle, birikimleriyle, önerileriyle katkı verenlere teşekkür etti.
“24 YIL ÖNCE SAYILARI BİR ELİN PARMAKLARINI DAHİ GEÇMEYEN TEKNOPARKLARIMIZIN SAYISI BUGÜN 115’E ULAŞTI”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak teknoloji yarışında geri kalmak istemediklerini belirterek, “Millî teknoloji hamlemizle dünyada sayılı ülkenin sahip olduğu muazzam bir araştırma geliştirme ve inovasyon altyapısı inşa ettik. 24 yıl önce sayıları bir elin parmaklarını dahi geçmeyen teknoparklarımızın sayısı bugün 115’e ulaştı. 2002’de 1,2 milyar dolar olan Türkiye’nin araştırma geliştirme harcamalarını 20 milyar dolara çıkardık” diye konuştu.
Özgün bir fikri olan, dünyayı daha iyiye dönüştürme idealine sahip her bir insanın hayallerine giden yolu ardına kadar açmaya çalıştıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Girişimcilerimizin ihtiyaç duyduğu finansmanı temin etmek üzere girişim sermayesi ve eş finansman mekanizmalarını devreye aldık. Her yıl düzenlediğimiz TEKNOFEST’lerde binlerce yenilikçi fikir somut projeye dönüşüyor. 2019 yılına kadar unicornu olmayan bir ülkeyken bugün 8 unicornumuz var. 2030’a dek ülkemizden 100 bin teknoloji girişiminin doğmasını, bunların toplam değerlemesini ise 100 milyar dolara ulaşmasını hedefliyoruz. Atatürk Havalimanı terminal binalarını Terminal İstanbul markasıyla dünyanın en büyük teknoloji ve girişimcilik merkezi hâline getiriyoruz. İlk aşamasını devreye aldığımız Terminal İstanbul’u tüm fonksiyonlarıyla 2027’de kullanıma açacağız” ifadelerini kullandı.
Nisan ayında Türkiye’yi küresel yatırımlar ve teknoloji girişimleri için merkez ülke hâline getirecek adımları kamuoyuyla paylaştıklarını, destek enstrümanlarını güncellediklerini, müteşebbislerin ihtiyaçlarına çözüm üreten yeni programları hizmete verdiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Merkez Bankamızın 750 milyar lira tahsis ettiği yatırım taahhütlü avans kredisi programımız bunların en başında yer alıyor. Yüksek teknoloji destek programı HIT 30’la da Türkiye’nin ileri teknoloji üretim gücünü yükseltmek üzere önemli bir adım attık. KOBİ’lerimizin finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla 250 milyarlık imalat sanayi kredi finansman programını devreye aldık” dedi.
“VERİ MERKEZLERİMİZİN TOPLAM KURULU GÜCÜNÜ 2030 YILINA KADAR EN AZ 1 GİGAVATA ULAŞTIRACAĞIZ”
Yakın dönemde 2026-2030 Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planıyla gelecek vizyonunu paylaştıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Buna göre, veri merkezlerimizin toplam kurulu gücünü 2030 yılına kadar en az 1 gigavata ulaştıracağız. Veri merkezi, bulut bilişim ve yapay zekâ altyapılarında özel sektörün öncülüğünde en az 10 milyar dolarlık kaynağı harekete geçireceğiz. Bilge dil modelimizle Türkçe yapay zekâ çözümlerinin geliştirilmesini ve farklı sektörlerde yaygınlaşmasını sağlayacağız. Kıymetli dostlar, burada şunun da altını çizmek durumundayım. Teknolojiye yaptığımız yatırımların ekonomimiz ve dijital egemenliğimiz için ne anlama geldiğini özellikle savunma sanayi alanında görüyoruz. Bakınız, savunma ve havacılık sektörümüzün 2002 yılında yerlilik oranı sadece yüzde 20, ihracatı ise 248 milyon dolar seviyesindeydi. Güvenlik kredilerimizin kullandığı birçok temel malzemeyi ithal etmek zorunda kalıyorduk. Ürünü ithal etmekle iş bitmiyor. Tedarikçiler bunları nerede, kime karşı ve nasıl kullanacağımıza da karışıyordu.”
Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan terörle mücadeleye kadar başkalarına muhtaç olmanın sıkıntısını çok çektiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Attığımız kararlı adımlarla ülkemize ve milletimize yakışmayan bu hazin tabloya hamdolsun son verdik. Bugün savunma sanayisinde 4 bin 500’ü aşkın firma, bin 400’ün üzerinde proje, 100 bine yaklaşan doğrudan istihdam ve 100 milyar doların üzerinde proje büyüklüğü ile bambaşka bir seviyeye ulaştık. Geçen yıl 180 farklı ülke ve bölgeye 10 milyar doların üzerinde savunma ve havacılık ürünü ihraç ettik” diye konuştu.
“TÜRKİYE İÇİN İLERİ TEKNOLOJİYE YATIRIM YAPMAK TERCİHTEN ÖTE MECBURİYETTİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2026 yılının ocak-eylül döneminde ise ihracatı, önceki senenin aynı dönemine kıyasla yüzde 15,6 artırarak 6,9 milyar dolara taşıdıklarını paylaşarak şunları söyledi: “Bir diğer gurur verici rakam şudur, Türkiye’nin genel ihracatında kilogram başı değer 1,5 dolar civarındayken savunma sanayisinde hacimli ürünler dâhil kilogram başı ihracat oranımız 65 dolara yaklaşıyor. Hatta SİHA’larımızda kullandığımız kameraların kilogram başı değeri 20 bin dolar civarında. O kameraların içindeki dedektörlerin kilogram başı değeri ise 50 bin dolar. Bunlar bize aslında şunu anlatıyor, Türkiye için ileri teknolojiye yatırım yapmak tercihten öte mecburiyettir. Yüksek katma değerli üretime geçişi de hızlandırmak zorundayız. Elbette bu süreçte geleneksel olarak güçlü olduğumuz sektörleri ihmal etmeyecek, onları da desteklemeye devam edeceğiz.”
“TIPKI BİR CERRAH TİTİZLİĞİYLE OPERASYONU YÜRÜTÜYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son haftalarda fon piyasasının belli bir kısmında nükseden sorunla yüzleştiklerini söyledi.
“17 Eylül’den itibaren attığımız kararlı adımlarla sorunu kontrol altına aldık” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tam yetkiye sahip Fon Koordinasyon Kurulumuzu süratle oluşturduk. Tıpkı bir cerrah titizliğiyle operasyonu yürütüyoruz. Kararlı, dikkatli ve çok hassas adımlarla meseleyi hakkaniyete en uygun şekilde çözüyoruz” ifadelerini kullandı.
Bu konuda üç öncelikleri olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Birincisi, tasfiyesine karar verilen fonlardaki birikimlerin yatırım sahiplerine mümkün olan en kısa sürede ödenmesi. Geçen hafta olağan tasfiyede ödemeler başladı, sorunsuz devam ediyor. Olağanüstü tasfiyelerde ise TBMM’ye sunulan kanun teklifimizin yasalaşmasına müteakip ara ödemeler başlayacak. İkinci önceliğimiz, manipülasyon yaparak haksız kazanç elde edenlerle hukuk önünde hesaplaşmak. Bununla ilgili yargı süreçleri dikkate alınarak icra ediliyor, yeni bilgiler ve itiraflar ışığında soruşturmalar derinleştiriliyor. Kimse kusura bakmasın. Benim ihracatçı kardeşim bir konteyner daha fazla ürün satmak için ülke ülke dolaşırken, benim sanayici kardeşim etrafımızı saran ateş çemberine rağmen büyük bir özveriyle çalışırken, benim tüccar kardeşim, esnaf kardeşim helalinden kazanmak için âdeta kılı kırk yararken, piyasa düzenbazlıklarıyla 3 lirasını sadece 3-5 ayda 10’a, 20’ye, 30’a katlayana asla tolerans göstermeyecek, sağladığı fahiş kazancının bedelini ona mutlaka ödeteceğiz. Üçüncü önceliğimiz, bu sürecin sermaye piyasalarımıza zarar vermeden yönetilmesidir. İlk günden beri konuda da çok özenli davrandık. Fırsatçılar ile yatırımcılar arasına net bir çizgi çekerek sorumlu bir tutum içinde olduk.”
Aynı itinalı yaklaşımı muhalefette ve tetikçi basın organlarında göremediklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sırf kendilerine ekmek çıksın diye insanların itibarlarıyla oynadılar. Bize zarar vermek uğruna Türk ekonomisinin zora girmesi için utanmadan kriz tellallığı yaptılar. Bizi siyaseten köşeye sıkıştırma adına önünü arkasını düşünmeden sermaye piyasalarımıza ateş etmekten çekinmediler. Neticede aileleriyle birlikte milyonlarca insanımızı etkileyen bu hadisede gerçekten çok kötü bir sınav verdiler. Her zaman yaptıkları gibi yine sapla samanı birbirine karıştırarak böyle bir konuda dahi ülkenin hayrına olacak isabetli bir politika üretemediler” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Fon piyasasının belli bir bölümünde ortaya çıkan bu sorunu görmezden gelmek nasıl doğru bir yöntem değilse, bu sorunu siper alıp Türk sermaye piyasalarına ateş etmek, yatırımcıyı ürkütmek, korkutmak, hatta uzaklaştırmak da doğru bir yaklaşım değildir. Fon meselesi üzerinden topyekûn sermaye piyasalarımızın kriminalize edilmesini hoş karşılayamayız. Her şeyden önce böyle bir yaklaşım sadece sermaye piyasalarımızı değil, reel sektörümüzü de sıkıntıya düşürecektir. Zira sermaye piyasaları tasarruf sahipleri ile reel sektör arasında bir finans köprüsü kurarak çok hayati bir görev icra etmektedir. Üstelik bu köprü borç oluşturmadan, ortaklığa dayalı ve faizsiz bir şekilde kurulabildiği için ayrıca kıymetlidir. Bilhassa 2008 küresel finansal krizi sonrasında bankacılık sisteminin finansman temininde önceki dönemlere göre daha isteksiz oluşu sebebiyle sermaye piyasalarının reel sektörü desteklemedeki rolü daha kritik hâl almıştır.”
“MİLLETİMİZİN HAK VE HUKUKUNU, MİLLETİMİZİN SELAMETİNİ HER TÜRLÜ HESABIN ÜSTÜNDE TUTMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Sermaye piyasalarının stratejik değerinin görüldüğü alanların en başında teknoloji ve inovasyonun bulunduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Teknoloji yatırımları yüksek AR-GE maliyetleri ve uzun proje geliştirme süreleri sebebiyle diğer yatırım alanlarına göre daha farklı dinamiklere sahiptir. Dolayısıyla teknoloji ve inovasyonun finansmanı bankacılık sektöründen ziyade sermaye piyasalarına daha fazla hitap eden bir alandır. Sermaye piyasaları sunduğu esnek ve risk paylaşımına dayalı çözümlerle inovasyon ekosisteminin gelişimine büyük katkı sağlıyor. Sermaye piyasalarını, teknoloji ve inovasyonun fikir aşamasından ticarileşmeye kadar birçok safhadaki gelişimine imkân tanıyan bir finansal vasıta olarak nitelemek yanlış olmaz” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Teknoloji Hamlesi’nin en önemli finansal destekleyicilerinden birini girişim sermayesi yatırım fonlarının oluşturduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: “Hâl böyleken, toplam fon sayısının yalnızca yüzde 4,6’sında ortaya çıkan bir sorundan yola çıkarak tüm sermaye piyasası araçlarını terörize etmek -bakın açık konuşuyorum- Türkiye ekonomisinin altını oymak olur. Ülkemizin kalkınma yürüyüşüne sabotaj düzenlemek olur. Buna ister siyasetçi ister gazeteci hüviyeti olsun kimsenin hakkı yoktur. Biz de zaten böyle bir fırsatçılığa izin vermeyiz. Tekrar söylüyorum, tamahkârlara ve sahtekârlara karşı hep beraber kararlılıkla mücadele edelim ama sermaye piyasalarımızı safralarından kurtarırken bünyedeki sağlam organları tahrip etmeyelim. Daha önemlisi, işte bu salondaki kardeşlerim gibi gece gündüz ülkesi için çalışan, üreten, ihraç eden, istihdam sağlayan reel sektörümüzün finansal nefes borularını tıkamayalım.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda herkesten, bilhassa da mesuliyet makamında olanlardan daha özverili üslup kullanmalarını beklediğini ifade ederek, “Onlar ne yaparsa yapsın, biz devlet ciddiyeti ve sorumluluk çerçevesinde hareket etmeyi sürdüreceğiz. Milletimizin hak ve hukukunu, milletimizin selametini her türlü hesabın üstünde tutmaya devam edeceğiz” dedi.
Bugüne kadar yatırımlarıyla, üretimleriyle, istihdamlarıyla, ihracatlarıyla, araştırma geliştirme faaliyetleriyle Türkiye Yüzyılı’nın inşasına destek verenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye İnovasyon Haftası’nın hayırlara vesile olmasını temenni etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, El Salvador Büyükelçisi Eduardo Alfonso G. Grande’yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etti. Kabulde Büyükelçi Grande, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a güven mektubunu sundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hollanda Büyükelçisi Alle Dorhout’u Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etti. Kabulde Büyükelçi Dorhout, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a güven mektubunu sundu.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.