Cumhurbaşkanı Erdoğan, 30 Ağustos Büyük Zafer’in 100. Yılı Özel Programı’nda yaptığı konuşmada, “Büyük Taarruz, makûs talihimizi yenerek, kendimize yeni bir gelecek inşa ettiğimiz, gerçekten tarihî ve önemli bir dönüm noktasıdır. Millî mücadeleyi, vatan topraklarını pis ayaklarıyla kirleten düşmanla birlikte, onların iplerini elinde tutan yedi düvele karşı da yürüttük” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen “30 Ağustos Büyük Zafer’in 100. Yılı Özel Programı”na eşi Emine Erdoğan ile birlikte katıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda yaptığı konuşmada, geçen hafta Ahlat ve Malazgirt’te Anadolu’yu ebedi vatan yapan zaferin 951. yıl dönümünün coşkusunu yaşadıklarını hatırlattı.
Kütahya ve Afyonkarahisar’da dün 26 Ağustos’ta başlayan Büyük Taarruz’un iki önemli cephesindeki zaferlerin gururunu milletle paylaştıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün ise Yunan ordusunun imhası ve kesin bir zaferle sonuçlanan Büyük Taarruz’un son aşaması olan Başkomutan Meydan Muharebesi’nin yıl dönümü olan 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutluyoruz” diye konuştu.
Anıtkabir ziyaretinin ardından Devlet Mezarlığı’nda, Millî Mücadele kahramanlarının aile efradıyla buluştuklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kahramanları tazimle andıkları bu buluşmada Anadolu’yu vatan yapan şehitler ve gazilerin tamamını da dualarından eksik etmediklerini söyledi.
“TARİHİNE YETERİ KADAR SAHİP ÇIKAMAYAN BİR MİLLETİZ”
Bu yıl ilk defa 30 Ağustos Zafer Bayramı tebrikatında ve 30 Ağustos konserinde Millî Mücadele kahramanlarının aile efradının da yer aldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Biz maalesef tarihine yeteri kadar sahip çıkamayan bir milletiz. Hâlbuki ordumuzun nüvesini teşkil eden Kara Kuvvetleri’nin kuruluşunun 2 bin 231’inci yıl dönümünü geride bırakan, dünyanın dört bir yanında devlet geleneğinin temellerine ilişkin her gün yeni bulgular elde edilen bir milletiz. Hepsini bir kenara bıraktık. Anadolu’daki varlığımızın kökenlerine ve devletlerimizin gücüne bile hakkıyla nüfuz edemediğimiz dönemler geçirdik. Aynı sathi yaklaşımın Millî Mücadele’miz konusunda da yaşandığını itiraf etmeliyiz. Anadolu’daki son devletimizin ilk asrını geride bırakmaya hazırlandığımız şu dönemde artık tarihimizi daha iyi öğrenmemizin, ecdadımızı daha iyi anlamamızın önünde hiçbir mani kalmadığına inanıyorum. Millî Mücadele kahramanlarımızın aile fertleriyle buluşmamızı hem onlar için bir hak teslimi hem de tarihimize ve ecdadımıza daha iyi sahip çıkmamıza vesile olacak bir adım olarak değerlendiriyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir kez daha tüm şehit ve gazileri rahmetle yâd ettiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: “30 Ağustos zaferi, Osmanlı’nın son döneminden beri, uzunca süredir savunmada kalan Türk ordusunun ilk büyük taarruzu neticesinde elde edilmiş bir başarıdır. Daha önce Sarıkamış’ta ve Kanal Harekatı’nda yapılan taarruzların istediğimiz sonuçlara ulaşmadığını biliyoruz. Diğer muharebelerimiz de hep savunmaya dayalıydı. Büyük Taarruz, makûs talihimizi yenerek kendimize yeni bir gelecek inşa ettiğimiz, gerçekten tarihi ve önemli bir dönüm noktasıdır. Millî Mücadele’yi, vatan topraklarını pis ayaklarıyla kirleten düşmanla birlikte onların iplerini elinde tutan yedi düvele karşı da yürüttük. Anadolu topraklarında tutunmanın pahalıya patlayacağını görenler, hep yaptığı gibi vekâlet savaşı yoluna gitmişlerdir. Tıpkı bugün olduğu gibi o dönemde de Yunanlıların sırtını sıvazlayan birileri, Afyon’daki cephe hattında kurulan tahkimatı ‘Türkler bunları 5-6 ayda aşamaz.’ ifadesiyle tanımlamışlardır. Hâlbuki 26 Ağustos sabahı ordumuz, sadece iki gün içinde bu tahkimatın tamamını yerle bir ve düşmanın çoğunu da imha etmiştir. Bizim komutanlarımız savaşı, bizzat cephenin içinde idare ederken, Yunan ordusu 330 kilometre ötedeki İzmir’den emir almaya çalışıyordu. Çünkü onlar işgalci olmanın rahatlığı içindeyken, biz vatanımızı savunmanın inancı, haklılığı ve azmiyle mücadele ediyorduk.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bin yıl sonra tekrar Anadolu’ya hâkim olma rüyası görenlerden canlarını kurtarabilenlerin sadece 2 hafta sonra kendilerini İzmir’den ayrılan gemilere zor attıklarını anımsatarak, “Tarihe Başkomutan Meydan Muharebesi diye geçen 30 Ağustos Zaferi, Osmanlı’nın Sırplara karşı kazandığı Sırpsındığı zaferine benzetildiği için Rumsındığı diye de adlandırılmıştır. Sırpsındığı ile Osmanlı Balkanlar’daki varlığını yıkılışına kadar kalıcı hâle getirmişti. Biz de Rumsındığı ile Anadolu’daki varlığımızı inşallah ebediyen kalıcı hâle getirecek destansı bir zafer kazandık” diye konuştu.
Bir asır önce kendi halklarını ve ülkelerini felakete sürükleyen Yunanistanlı siyasetçilerin maalesef bugün de aynı yanlışta ısrar ettiklerini gördüklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Hep söylediğimiz gibi Yunanistan, bizim ne siyasi ne ekonomik ne de askerî olarak dengimiz ve muhatabımız değildir. Tıpkı bir asır önce olduğu gibi bugün de Yunanistan’ı kullanarak, ülkemizin vaktini ve enerjisini boşa harcatmaya çalışanların asıl niyetlerini biliyoruz. Son günlerde yaşanan gelişmeler, bu gerçeği inkârı mümkün olmayan bir açıklıkta herkesin önüne sermiştir. Bilindiği gibi Ege’de uluslararası hava sahasında NATO görevi icra eden F-16 uçaklarımıza, Yunanistan’ın Girit Adası’na konuşlandırdığı Rus menşeli S-300 Hava Füze Sistemleri tarafından radar kilidi atılmıştır. Bir ülke uçağına radar kilidi atılması düşmanca bir davranıştır. Hele bu uçak NATO görevi icra ediyorsa bu düşmanlık doğrudan tüm üyeleriyle NATO’ya yapılmış demektir. Yunanistan hava sahamızı ihlal ve uçaklarımızı tacizle başlayan hasmane tavırlarını S-300 radar kilidi atma seviyesine çıkartarak, aslında bize değil, NATO’ya ve müttefiklere meydan okumuştur, o kabiliyeti ve gücü varsa.”
“BİZ F-35’LERLE S-400’LERİ ASLA AYNI SİSTEMDE KULLANMAYACAKTIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO’nun en büyük gücü ABD’nin, Türkiye’nin tamamen kendi güvenlik ihtiyaçları için olduğunu defaatle ifade ettiği S-400 sistemleri almasını, güya kendi uçaklarına tehdit olarak gördüğünü belirterek, şunları aktardı: “Bu adımımız peşinatını ödediğimiz F-35 uçaklarının verilmemesinden her alanda savunma sanayi ürünlerine ve hatta daha ötesine geçen ambargolara maruz bırakılmaya varan fiili eylemlerle karşılanmıştı. Şimdi aynı Amerika’nın Yunanistan’ın bir NATO hava gücüne karşı S-300 sistemlerini harekete geçirilmesine nasıl cevap vereceğini merakla bekliyoruz. Üstelik Amerika, bize vermediği F-35’leri Yunanistan’a ikram ederek Rus hava savunma sistemlerinin güya gözü gibi sakındığı bu uçaklarla aynı çuvala girmesinin yolunu kendi eliyle açmıştır. Biz tedarikçi ülkeye sözümüz gereği F-35’lerle S-400’leri asla aynı sistemde kullanmayacaktık, kullanmazdık. Ama hiçbir hukuki, ahlaki, insani sınır tanımayan Yunanistan’ın bu pervasızlığı yapacağından kimsenin şüphesi olmasın.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Amerika’nın Hindistan’ın S-400 tedarikini yaptırım dışı bıraktığını hatırlatarak, şöyle devam etti: “Demek ki mesele Rus hava savunma sistemleri ile Amerikan askerî ürünlerinin birlikte kullanılması değil, bizatihi ve mahsusan Türkiye’dir. Bize F-35 vermiyorlar, aldığımız alternatif savunma sistemlerine tepki gösteriyorlarmış, saçma sapan konulara kadar varan ambargolar uyguluyorlarmış. Açıkçası, hiçbiri umurumuzda değil. Biz, bizden esirgenen her ürünü er veya geç üretme kabiliyetine, kapasitesine, kararlılığına sahip bir ülkeyiz, Türkiye’yiz. Kendi vizyonumuz ve hedeflerimiz doğrultusunda ihtiyaç duyduğumuz her teknoloji geliştirme, her eseri inşa etme, her hizmeti sunma imkanını yakalamış bir ülkeyiz. Talep ettiğimiz uçakların verilmesinin herhangi bir konuda destek sağlanmasının bizim için tek anlamı, ülkemize karşı gösterilen dostluğun işareti olmasıdır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin geçen 20 yılda kurdukları altyapının üzerinde her alanda olduğu gibi savunma sanayinde de kendi göbeğini kendi kesecek seviyeye geldiğini belirtti.
Bundan sonrasının sadece planlama, önceliklendirme, geliştirme, üretme ve zaman meselesi olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “İşte bu inanç ve kararlılıkla, cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yılı olan 2023’ü cumhuriyetimizin ikinci asrını Türkiye yüzyılı hâline getirecek yeni bir atılımın başlangıcı hâline inşallah dönüştüreceğiz. Ülkemizin 20 yıl önceki seviyesiyle bugünkünü mukayese eden vicdan sahibi herkes aradaki asırlık farkı görecek ve kabullenecektir. Bundan 11 yıl önce 2023 hedeflerimizi ilan ettiğimizde kendi akıllarınca bizimle dalga geçenler, şimdi sahip olduğumuz üretim ve ihracat gücü karşısında öncelik edinme peşinde koşmaktadır. Elbette bununla kalmıyoruz. Hatta hâlâ hazırda sahip olduğumuz altyapıyı sadece bir başlangıç kabul ederek hazırlıklarına başladığımız 2053 vizyonumuzla ülkemizi dünya liginin en üstüne çıkarmayı hedefliyoruz. Cumhuriyetimizin 100. yılına yakışan budur.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 26 Ağustos’ta Malazgirt’te, Alparslan’ın Anadolu kapılarını açtığı topraklarda otağlarda olduklarını belirterek, “Oradan, Fatih ve cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal ile büyüyen bir Türkiye. Türkiye, kendine yakışanı yaptı, yapıyor ve yapacaktır, bunu herkes bilsin Yunanistan’ın adalara üsler tesis etmesi, kurması Türkiye için hiçbir zaman anlam teşkil etmez. Burada düşünmesi gereken Yunanistan’a bunca desteği verenler, kendileri bundan sonra ne yaparlar, onu bilemem” diye konuştu.
Katılımcıların 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, orduların başkomutanı Türkiye Cumhuriyeti’nin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm Millî Mücadele kahramanlarını rahmetle yâd etti.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, YURT DIŞINDA GÖREVLİ MEHMETÇİK İLE GÖRÜŞTÜ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından, sırasıyla Azerbaycan Görev Grup Komutanlığı, Libya Görev Grubu Komutanlığı, Katar Türk Birleşik Müşterek Komutanlığı, Somali Türk Görev Kuvvet Komutanlığı ve Bosna Hersek Türk Temsil Heyeti Başkanlığına video konferans yöntemiyle bağlanarak, görevli Mehmetçik ile görüştü.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan Görev Grup Komutanı Korgeneral Bahtiyar Ersay’a hitaben, “Karabağ’da verdiğiniz mücadeleyi biliyorum. Bu mücadelenin şu ana kadar nasıl bir güvenle yürütüldüğünü gördük. Bundan sonraki süreçte de özellikle Azeri kardeşlerimizle beraber bu dayanışmayı, bu mücadeleyi göstereceğinize inanıyorum” dedi.
Bosna Hersek Türk Temsil Heyeti Başkanı Kurmay Albay Mustafa Büyükköroğlu ile görüşmesinin ardından ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Malum bulunduğunuz yer rastgele bir yer değil. Orası Evlad-ı Fatihan. Aliya İzzetbegoviç’i ölümünden bir gün önce hastanede ziyaret ettiğimde bize o toprakların Türkiye’ye emanet olduğunu söyledi. Daha sonra oğlu ile konuştuğumuzda, ‘Babamın şuur o ana kadar adeta kapalıydı, sizinle konuşmaya başladıktan sonra şuuru açıldı’ dedi. Aliya, Evlad-ı Fatihan olan bu toprakların Türkiye ile çok ciddi manada bir koordinesinin olması gerektiğini söyledi. Allah rahmet eylesin. Sizler şimdi orada çok farklı bir görevi icra ediyorsunuz. Şahsınızda tüm diğer subay kardeşlerimize ve erata aynı şekilde Allah’tan güç, kuvvet temenni ediyorum. Siz Bosna Hersek’in bir güvencesi olarak orada görev ifa ediyorsunuz. Türkiye oralardaki insanlar için adeta bir yediemindir. Sınırlarımız ve sınırlarımız ötesinde görev yapan kahramanlarımızın her birine şükranlarımı sunuyorum.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kanada Büyükelçisi Marcel Lebleu’yu Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etti. Kabulde Büyükelçi Lebleu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a güven mektubunu sundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşik Krallık Büyükelçisi Jennifer Elizabeth Anderson’u Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etti. Kabulde Büyükelçi Anderson, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a güven mektubunu sundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Büyükelçisi Reşad Aslanov’u Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etti. Kabulde Büyükelçi Aslanov, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a güven mektubunu sundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsveç Büyükelçisi Ulrika Funered’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etti. Kabulde Büyükelçi Funered, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a güven mektubunu sundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Tayland Büyükelçisi Chaturont Chaiyakam’ı Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etti. Kabulde Büyükelçi Chaiyakam, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a güven mektubunu sundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Kategorik olarak kimseye düşmanlık beslemiyoruz, tam tersine içinde bulunduğumuz zor coğrafyada bağımsız, istikrarlı ve müreffeh bir devlet olarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Bunun önünün kesilmesine asla fırsat vermeyeceğiz. Ülkemizin güçlenmesinden, bölgesinde barış ve istikrarın tesisi için çaba sarf etmesinden rahatsız olanlar bizi yolumuzdan geri döndüremezler” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.
Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Kabinemizin 71. toplantısını az önce tamamlamış bulunuyoruz. Toplantımızda adalet, ekonomi, şehircilik ve sokaklarımızın daha emniyetli hâle getirilmesi başta olmak üzere birçok önemli konuyu istişare ettik. Vatandaşlarımızın refah, huzur ve güvenliğini artıracak kararlar aldık. Bunlara geçmeden evvel, son toplantımızdan bu yana milletimize hizmet mücadelemizde neler yaptığımızı şöyle kısaca hatırlatmak istiyorum.
Biz tarihine sırt çeviren değil, mazisi olmayanın istikbali olmaz düsturuyla hareket eden bir kadroyuz. Bu topraklarda kurduğumuz son devletimiz olan Türkiye Cumhuriyeti’ni bir kopuş olarak değil, maziden atiye uzanan binlerce yıllık yolculuğumuzun en nadide halkası olarak görüyoruz. Milletimizin, medeniyetimizin yüzyıllara sâri köklü tarihini 100-150 sene öncesiyle başlatan inkârcı yaklaşımları kabul etmiyoruz. Selçuklu’yu, Osmanlı’yı yok sayıp eski Türk tarihinden tek hamlede Cumhuriyete atlayan tarih okumalarını da kesinlikle iyi niyetli bulmuyoruz. Bunlar Türkiye’yi ve Türk milletini asli kimliğine yabancılaştırmaya çalışan, ruhsuz, köksüz ve hatta İslamsız bir millet hayali gören son derece tehlikeli, son derece art niyetli toplumsal mühendislik projeleridir. Tek parti döneminde bu tarz projeler uygulanmak istenmiştir. Ama milletimizi ruh kökünden koparmayı amaçlayan bu projelerin hiçbiri muvaffak olamamıştır. Bundan sonra da milletimiz asli kimliğine, zaferlerle dolu görkemli tarihine bir bütün olarak sahip çıkmaya devam edecektir. Biz de inşallah ecdadın ayak izlerini takip etmeyi sürdüreceğiz.
Bu anlayışla biliyorsunuz son yıllarda Ahlat’ta ve Malazgirt’te Okçular Vakfımızın öncülüğünde çok anlamlı etkinlikler düzenliyoruz. Bu sene de kabine olarak Milliyetçi Hareket Partisi’nin saygıdeğer Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ve diğer siyasi parti liderlerimizin katılımıyla Ahlat ve Malazgirt’te muhteşem bir buluşmaya imza attık. Muş ve Bitlis başta olmak üzere farklı illerimizden gelen kardeşlerimizle Malazgirt Zaferimizin 955. yıl dönümünü bir kez daha gururla kutladık. Sultan Alparslan ve Kahraman Ordusu ile birlikte İla-yı Kelimetullah davası uğrunda can veren tüm şehitlerimizi şükranla yâd ettik. Malazgirt’ten verdiğimiz mesajların muhataplarına ulaştığını sonrasında çıkan seslerden gördük. Şunu bir defa açık ve net söylemek isterim: Bizim vakur, soğukkanlı tavrımız kimseyi farklı hayallere sürüklemesin. Kılıç şakırtıları altında can alıp can vererek kendimize yurt eylediğimiz bu topraklarda kimseye ameliyat yaptırmayız. Aynı şekilde bölgemizde ülkemizi çevrelemeye dönük hasmane adımları tribünden seyretmeyiz. Türkiye hiçbir ülkenin, hiçbir toplumun, hiçbir inanç ve kültürün karşısında değildir. Olması da zaten düşünülemez. Fakat Türkiye her hukuksuzluğun, her haksızlığın, her zorbalığın, kimden gelirse gelsin her haydutluğun karşısındadır, olmaya da devam edecektir.
“TÜRKİYE’YE DOST OLAN KAZANACAK, HUSUMET BESLEYEN İSE KAYBEDECEKTİR”
Tekrar söylüyorum, kategorik olarak kimseye düşmanlık beslemiyoruz. Tam tersine içinde bulunduğumuz zor coğrafyada bağımsız, istikrarlı ve müreffeh bir devlet olarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Bunun önünün kesilmesine asla fırsat vermeyeceğiz. Ülkemizin güçlenmesinden, bölgesinde barış ve istikrarın tesisi için çaba sarf etmesinden rahatsız olanlar bizi yolumuzdan geri döndüremezler. Hiç şüpheniz olmasın, tarihin akışını değiştirmeye kimsenin gücü yetmez. Türkiye dostlarıyla el sıkışacak, akrabalarıyla kucaklaşacak, kardeşleriyle yeniden kenetlenecektir. Türkiye’ye dost olan kazanacak, husumet besleyen ise kaybedecektir. İttifak ve ittihat siyasetimiz doğrultusunda gönül coğrafyamızın tamamında birlik ve dirliğin kök salması için çalışmakta kararlıyız. Bunda da en küçük bir tereddüt göstermeyeceğiz.
28 Ağustos’ta Mevlid-i Nebi Haftası münasebetiyle Diyanet İşleri Başkanlığımızın İstanbul’da tertiplediği programa iştirak ettik. Siret ve suretiyle, veladet ve nübüvvetiyle kurtuluşa susayan, gönüllere ferahlık veren Hâtemü’l-Enbiya Efendimizin güzel ahlakını Kur’an ve sünnet ışığında bir kez daha tefekkür ettik. Bu vesileyle Peygamber Efendimizin aleyhissalatü vesselam yeryüzüne teşriflerinin 1501. sene-i devriyesinin milletimiz, ülkemiz, İslam coğrafyası ve tüm insanlık için hayırlara kapı aralamasını Rabbimden niyaz ediyorum.
Bu yıl 30 Ağustos Zafer Bayramımızı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden gelen bir kaza haberinin gölgesinde kutladık. Girne’den Taşucu’na giden bir yolcu gemisinin alabora olması sebebiyle yaşanan elim kazada 239 kardeşimiz kurtulurken maalesef 14 kardeşimiz vefat etti. 14 kardeşimiz ise hâlen kayıp durumda. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile iş birliği içerisinde hâlihazırda dokuz gemi ve 11 hava aracıyla arama çalışmalarına destek veriyoruz. Kaza sonrasında Kuzey Kıbrıs makamları tarafından soruşturma açılmış, geminin kaptanı dâhil sekiz mürettebat gözaltına alınmıştır. Yargı süreci resmî kurumlarımızca yakından takip edilmektedir.
Aynı şekilde 2 Eylül’de Silivri açıklarında insan kaynaklı hatalar nedeniyle meydana geldiği anlaşılan çarpışma sonucu batan kuru yük gemisindeki 10 mürettebatla ilgili arama-kurtarma çalışmalarımız da devam ediyor. Bugün bir kez daha kazazedelerimize geçmiş olsun diyor, hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum.
Şu gerçeği bugün tekrar vurgulamak istiyorum: Bu sene 104. yıl dönümünü idrak ettiğimiz büyük zafer, zorluklar karşısında milletimizin mücadele azmini gösteren önemli bir referanstır. 30 Ağustos’ta milletimiz istiklal ve istikbalinden asla taviz vermeyeceğini, namusunu kimseye çiğnetmeyeceğini tüm dünyaya göstermiştir. 26 Ağustos 1071’de Sultan Alparslan ve ordusunun açtığı Anadolu kapısı 30 Ağustos 1922’de müstevlilerin yüzüne ilanihaye kapanmıştır. İnşallah ebediyen de kapalı kalacaktır.
“TÜRKİYE, BÜYÜK İKTİSADİ VE BEŞERİ POTANSİYELİYLE YILDIZI GİDEREK PARLAYAN BİR ÜLKEDİR”
Türkiye tarihi ve kültürel birikimiyle, büyük iktisadi ve beşeri potansiyeliyle dünyada yıldızı giderek parlayan bir ülkedir. Millet olarak üç kıtaya yayılmış büyük bir imparatorluğun mirasçılarıyız. Çok geniş bir coğrafyayla tarihi bağlarımız, akrabalık ilişkilerimiz var. Günümüzün dünyasında toplumlararası yakınlaşmanın, ticari ve kültürel bağları güçlendirmenin ne kadar önemli olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu anlayışla dış politikada Türkiye’yi ve Türkiye’nin çıkarlarını merkeze alan bir yaklaşımla tüm ülkelerle iş birliğimizi ilerletmenin gayretindeyiz. Diyalog ortağı olduğumuz Şangay İşbirliği Teşkilatı, son yıllarda ilişkilerimizin yoğunlaştığı bölgesel kuruluşların başında gelmektedir. Teşkilat, 4 milyarı bulan nüfusu ve 35 trilyon dolara varan ekonomisiyle çok güçlü bir potansiyeli bünyesinde barındırıyor. Bizim de sadece teşkilat üyesi ülkelerle ticaret hacmimiz yıllık 150 milyar dolara yaklaşıyor. Bu rakamı daha dengeli bir yapıda artırmak istiyoruz. Teşkilatın 1 Eylül tarihinde Bişkek’te icra edilen Liderler Zirvesine iştirak ederek bu irademizi teyit etmiş olduk. Bizim açımızdan verimli geçen zirvede enerji güvenliği ve bağlantısallık başta olmak üzere Türkiye’nin teşkilat için taşıdığı önemi vurguladık. Tehdit ve sınamaların etkisinde yeniden şekillenen uluslararası sistemde teşkilatın çok kutupluluğa yaptığı katkıları detaylıca değerlendirdik. Zirve kapsamında ayrıca aralarında Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin’in de bulunduğu birçok devlet ve hükümet başkanıyla görüşmelerimiz oldu. Birleşmiş Milletler’in tamamlayıcısı olarak gördüğümüz Şangay İşbirliği Teşkilatı ile münasebetlerimizi geliştirmeye devam edeceğiz.
Geride bıraktığımız hafta ekonomimize dair önemli veriler açıklandı. İhracatta yakaladığımız ivmenin devam etmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Ağustos ayı mal ihracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,1 artışla 23,5 milyar dolar yükseldi. Bu rakamla Ağustos ayı ihracatında rekor kırdık. İhracatımız 2026 yılının ilk 8 ayında yüzde 4 artışla 185 milyar dolara çıktı. Yıllıklandırılmış ihracatımız ise yüzde 4,2 artışla 280,3 milyar dolara ulaştı. Sene sonu hedefimiz olan 282 milyar dolara sadece 1,7 milyar dolarlık fark kalmış oldu. Ağustos ayı ihracat rakamlarının hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bu başarıda emeği geçen ihracatçılarımızı gönülde tebrik ediyorum. Enflasyon tarafında İran merkezli küresel krizin etkilerini tüm dünya gibi biz de hissediyoruz. Amerika dâhil dünyanın birçok ülkesinde petrol fiyatları tarihî seviyeleri görmüş durumda. Bilhassa dizel fiyatlarında daha önce görülmedik artışlar yaşanıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki düğüm çözülmedikçe petrol fiyatlarındaki artışların herkesi zorlamaya devam edeceği anlaşılıyor.
“TÜRKİYE EKONOMİSİNİ KALKINMA VE BÜYÜME ROTASINDA TUTMAYI SÜRDÜRÜYORUZ”
Burada şunu bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum: İsrail’in tertip ve tahrikleriyle başlayan savaşın faturasını sadece İran halkı, sadece kardeş Körfez ülkeleri değil, ilgili ilgisiz herkes ödemektedir. Tüm bölgemize rahat bir nefes aldıran İslamabad mutabakatını akim bırakan da yine İsrail’in yalanları ve sabotajlarıdır. En küçük bir barış ihtimalini bile kendisine tehdit gören bu radikal zihniyet değişmedikçe bölgemizdeki kriz fırtınası dinmeyecektir. Bu gerçekler ışığında hedeflerimizde bazı ayarlamalar yapıyor olsak da Türkiye ekonomisini kalkınma ve büyüme rotasında tutmayı sürdürüyoruz. Dün açıkladığımız orta vadeli program bunun en son örneğidir. Programla gelecek 3 yıla ait yol haritamızı kamuoyumuzla paylaştık. Orta vadeli programla, tarım ve sanayi sektörleriyle turizm başta olmak üzere hizmetler sektörümüzün güçlendirilmesi, yüksek teknoloji ve katma değere dayalı üretimin arttırılması, ihracat kapasitemizin geliştirilmesi ve ekonomimizin rekabet gücünün daha ileri seviyelere taşınması yönündeki politikalarımızı ortaya koyduk. Jeopolitik risk ve belirsizliklerden kaynaklanan sıkıntılara rağmen yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı önceleyen politikalarımızda hiçbir değişiklik söz konusu değildir.
Aynı şekilde enflasyonla mücadeledeki kararlı duruşumuz sürecektir. Milletimizin refahını artıracak, ekonomimizin yapısal sorunlarına kalıcı çözümler üretecek adımları atmaya devam edeceğiz. Ekonomik güvenlikten iş ve yatırım ortamına, imalat sanayinden fiyat istikrarına, kamu maliyesinden, ticaret, istihdam ve beşeri sermayeye, Türkiye ekonomisini her alanda daha güçlü, daha rekabetçi ve daha dayanıklı bir yapıya kavuşturmak için ne gerekiyorsa yapacağız. Önümüzdeki 3 senenin makroekonomik rotasını belirleyen orta vadeli programın hazırlanmasına katkı sunan herkesi tebrik ediyor. Programın ülkemiz, milletimiz ve ekonomimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Bugünkü kabine toplantımızda 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da düzenleyeceğimiz COP-31 Zirvesi’yle sosyal konut projemizi ele aldık. Dünyanın en büyük iklim diplomasisi platformlarından biri olan COP-31’e başarıyla ev sahipliği yapmak için yürüttüğümüz hazırlıklar devam ediyor. Organizasyonu toplam 1,1 milyon metrekare büyüklüğe sahip Antalya Expo alanında gerçekleştireceğiz. Bu alanı yeniliyor, altyapıdan ulaşıma, güvenlikten konaklamaya kadar her türlü hazırlığı yapıyoruz. Bu kapsamda Antalya’mızda trafiği de çok rahatlatacak bir adımı attık ve TOKİ’mizle 38 kilometrelik yol çalışmasını tamamladık. Tüm bunlar elbette sadece COP-31 için yapılmadı. Misafirlerimiz gidecek, zirve bitecek ama bu yollar, bu yatırımlar işte Ankara’da olduğu gibi milletimize kalacak. Milletimiz tarafından uzun yıllar kullanacak. Expo alanı yenilenmiş hâliyle Antalya’nın yeni cazibe noktası olacak. Dolayısıyla turizmcimiz, esnafımız, vatandaşımız, Antalya’mız, yani tüm ülkemiz kazanacak. 190’dan fazla ülkenin katılacağı, 100 bini aşkın ziyaretçinin beklendiği İklim Zirvesini tıpkı NATO Zirvesi gibi inşallah ülkemize yakışır şekilde icra edeceğiz.
Bugün mütalaa ettiğimiz bir diğer konu kiralık konut projemizdir. Ev sahibi Türkiye diyerek yeni bir sosyal konut kampanyası başlatmış ve 81 ilde 500 bin sosyal konut inşa etmek için kuralarımızı çekmiştik. İnşallah 2027 Mart itibariyle anahtarlarımızı teslim etmeye başlayacağız. Tabii bu proje kapsamında bir de kiralık konut projemizi açıklamıştık. İstanbul’da yapacağımız 100 bin sosyal konuta ek olarak 15 bin kiralık konutu da vatandaşlarımızla buluşturacağız. Kiralık konutlarımızla ilgili başvuruları 14 Eylül’de almaya başlıyoruz. İnşallah Ekim ayında ilk 1000 kiralık konutumuzun kurasını çekeceğiz. Evleri piyasa rayiçlerinin altında kira bedelleriyle vatandaşlarımızın kullanımına sunacağız.
Yarısı bizden kampanyasıyla İstanbul’daki riskli yapıların dönüşümünü hızlandırıyoruz. Bugüne kadar 108.881 bağımsız bölümün dönüşümünü tamamladık. Yani 500 bine yakın vatandaşımızı sağlam konutlarına kavuşturduk. 435 bin 683 bağımsız bölümünde yapım süreçlerini başlattık. Yılsonuna kadar bu sayıyı 500 binin üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Böylece sadece bu kampanyayla İstanbul’daki 2 milyon vatandaşımızı güvenli ve afetlere dirençli yuvalarına kavuşturmuş olacağız.
Burada İstanbullulara bir müjde daha vermek istiyorum. Bu yılsonu bitmesi planlanan yarısı bizden projemizin süresini 31 Aralık 2027 tarihine kadar uzatıyoruz. Gelecek yıl da kentsel dönüşümden yararlanmak isteyen vatandaşlarımız yarısı bizden kampanyamızdan faydalanabilecekler. Hayırlı uğurlu olsun diyorum.
Sözlerime son vermeden önce dün akşam oynanan final müsabakasında İtalya’yı 3-2 mağlup ederek üst üste ikinci defa Avrupa şampiyonu olan Filen-in Sultanları’nı canı gönülden tebrik ediyorum.
Yine bu vesileyle uyum haftası kapsamında bugün ders başı yapan okul öncesi ilkokul ve ortaokul birinci sınıf öğrencilerimizin tek tek gözlerinden öpüyor, her bir yavrumuza Rabbimden üstün başarılar niyaz ediyorum. Aynı şekilde 14 Eylül’de başlayacak 2026-2027 eğitim öğretim yılının evlatlarımız, ailelerimiz, hocalarımız ve maarif teşkilatımız için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Geçtiğimiz aylarda yaşanan müessif hadiselerin tekrarlanmaması için aldığımız güvenlik tedbirlerini okullarımızda kararlılıkla uygulayacağımızı da altını çizerek ifade etmek istiyorum.”
Koç Holding Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yapacağı ve 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’in “Küresel İş Ortağı” oldu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum ile Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç ve Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu COP31 gündemiyle bir araya geldi. Görüşmede, Koç Holding’in COP31 “Küresel İş Ortağı” unvanıyla yürüteceği çalışmalar ile sürdürülebilirlik, teknoloji ve inovasyon ekseninde konferansa sunacağı katkılar değerlendirildi.
Murat Kurum: “COP31’de; ortak akılla, güçlü iş birlikleriyle ve somut adımlarla taahhütleri eyleme dönüştürecek adımları atacağız.”
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, görüşmeye ilişkin değerlendirmesinde “Antalya’da ev sahipliği yapacağımız COP31’de kamudan özel sektöre, finans dünyasından sivil topluma kadar tüm paydaşlarımızla güçlerimizi birleştirerek Türkiye’nin iklim eylemindeki kararlılığını dünyaya göstereceğiz. Bu kapsamda ülkemizin en köklü kuruluşlarından ve bu yıl 100. yaşını kutlayan Koç Topluluğu, Koç Holding şemsiyesi altında, COP31’in ‘Küresel İş Ortağı’ oldu. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç ile görüşerek bu süreçte birlikte neler yapabileceğimizi ele aldık. COP31’de özel sektörün katkısını ve iş birliklerimizi önemsediğimizi; Koç Holding’in de bu sürece katkı sunacak olmasından duyduğumuz memnuniyeti aktardık. COP31’de; ortak akılla, güçlü iş birlikleriyle ve somut adımlarla taahhütleri eyleme dönüştürecek adımları atacağız. Hayırlı olsun” dedi.
Ali Y. Koç: “Ülkemizin iklim hedeflerini hayata geçirme kararlılığını ve yeşil dönüşümdeki rekabet gücünü dünyaya göstermek açısından tarihi bir fırsat”
Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmasından memnuniyet duyduklarını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Koç Topluluğu olarak 100 yıldır ülkemizin geleceğine duyduğumuz güvenle yatırım yapıyor, üretiyor, ekonomik ve toplumsal kalkınmaya katkı sağlıyoruz. İlk yüzyılımızda müşterilerimizden hissedarlarımıza, bayilerimizden iş ortaklarımıza kadar tüm paydaşlarımızla birlikte büyüdük, geliştik. Topluluğumuzun 2050 karbon nötr hedefi doğrultusunda sürdürülebilirlik yolculuğumuzda da iş ortaklarımızı gerekli dönüşüm için teşvik edecek, daima olduğu gibi omuz omuza ilerleyeceğiz. İkinci yüzyılımıza adım attığımız bu anlamlı dönemde, dünyanın en önemli iklim platformlarından COP31’in ‘Küresel İş Ortağı’ olarak ülkemizin temsiline güçlü şekilde katkı sunmaktan gurur ve memnuniyet duyuyoruz. Ülkemizin COP31’e ev sahipliği yapmasını, iklim hedeflerini hayata geçirme kararlılığını ve yeşil dönüşümdeki rekabet gücünü dünyaya göstermek açısından tarihi bir fırsat olarak değerlendiriyoruz.”
İklim değişikliğiyle mücadelenin çok boyutlu bir dönüşüm olduğuna dikkat çeken Ali Y. Koç, “İş dünyamızın iklim taahhütlerini somut ve ticari olarak uygulanabilir çözümlere dönüştürme gücüne sahip olduğuna inanıyoruz. İklim krizi; ciddi bir iş riski oluşturuyor, sanayinin rekabet gücünü ve geleceğini etkiliyor. Bu kapsamda da teknoloji ve inovasyon kapasitemizi güçlü bir şekilde kullanarak iklim değişikliğiyle mücadele etmeyi stratejik öncelik olarak ele alıyoruz. 60’tan fazla ülkede faaliyet gösteren, 155’ten fazla ülkeye ihracat yapan ve gelirlerinin %95’inden fazlasını enerji, otomotiv, dayanıklı tüketim ve finans gibi dönüşümün merkezinde yer alan sektörlerden elde eden bir Topluluk olarak, ülkemizin iklim hedeflerine ulaşmasında önemli bir etki gücümüz bulunuyor” ifadelerini kullandı.
Temiz enerji, elektrifikasyon, enerji ve kaynak verimliliği, iklim teknolojileri, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir finansman alanlarında yatırımlarını uzun yıllardır kesintisiz olarak sürdürdüklerini kaydeden Ali Y. Koç, “COP31’in bu çalışmalarımızı paylaşmanın yanı sıra ülkemizden ve dünyadan paydaşlarla yeni iş birlikleri geliştirebileceğimiz son derece değerli bir platform olacağına inanıyoruz” dedi.
Koç Holding ve bağlı şirketleri, küresel iklim gündemi kapsamındaki en önemli buluşma sayılan COP31’in master ortakları arasında yer alacak. Küresel iklim taahhütlerinin gerçekleşmesine katkı sağlayacak somut uygulamaların öne çıktığı bir dönemde Koç Holding, 2050 karbon nötr hedefi doğrultusunda Topluluk şirketleriyle birlikte iklim çözümlerini somut iş sonuçlarına dönüştürme deneyimini ulusal ve uluslararası paydaşlarla paylaşma fırsatı bulacak. Sektörel deneyimi, küresel pazarlara erişimi ve geniş ekosistemiyle Koç Holding; teknoloji, finans, stratejik ortaklıklar ve insan kaynağı konusundaki iyi uygulamalarıyla dönüşümü hızlandırma konusunda güçlü bir etki gücüne sahip.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kırgızistan’ın başkenti Bişkek şehrinde düzenlenen, Şanghay İşbirliği Örgütü Devlet Başkanları Zirvesi’de yaptığı konuşmada, “Bugünkü buluşmamızda çok kutuplu uluslararası sisteme katkıları ele alacak olmamızı kıymetli buluyorum. Yaklaşık 3,5 milyar insanı ve 35 trilyon dolarlık yurt içi hasılayı temsil eden Şanghay İşbirliği Teşkilatı son 25 yılda çok kutuplu düzenin vazgeçilmez unsurlarından biri hâline gelmiştir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kırgızistan’ın başkenti Bişkek şehrinde düzenlenen, Şanghay İşbirliği Örgütü Devlet Başkanları Zirvesi’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Nepal’de yaşanan doğal felakette vatandaşlarını kaybeden ülkelere taziyelerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov başta olmak üzere Zirve’nin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.
Diyalog Ortaklığına kabul edilen Laos’u tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kırgızistan’a Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 2027-2028 Geçici Üyeliğine seçilmiş olmasından ötürü başarılar diledi.
Zirvede, çok kutuplu uluslararası sisteme katkıları ele alacak olmalarını kıymetli bulduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Yaklaşık 3,5 milyar insanı ve 35 trilyon dolarlık yurt içi hasılayı temsil eden Şanghay İşbirliği Teşkilatı son 25 yılda çok kutuplu düzenin vazgeçilmez unsurlarından biri haline gelmiştir. Asya Pasifik Bölgesi’yle Orta Doğu’yu aynı zeminde buluşturan teşkilatı, Birleşmiş Milletler’in destekleyicisi ve tamamlayıcısı olarak görüyoruz. Şanghay İşbirliği Teşkilatı her şeyden evvel bizim bölgesel sahiplenmeyi merkeze alan çok boyutlu dış politikamızla örtüşen bir yapıya sahiptir. Türkiye olarak etrafımızda yaşanan çatışmaların diyalog ve diplomasi yoluyla çözüme kavuşturulması için sorumluluk alıyor, bölgemizle birlikte tüm dünyada barış için, huzur ve istikrar için çalışmaya devam ediyoruz.”
“HER ALANDA İŞ BİRLİĞİMİZİ İLERLETMENİN GAYRETİ İÇİNDE OLACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütünün önemine değinerek, şu ifadeleri kullandı: “Teşkilatın sadece barış ve istikrarın temininde değil, halklarımızın refahı için çok önemli olan kesintisiz ve güvenli ulaştırma koridorlarının tesisiyle enerji arzı güvenliği gibi alanlarda da rol oynayabileceğini düşünüyoruz. Ülkemizin Teşkilat coğrafyasının Batı pazarlarına erişimi noktasında bilhassa enerji koridorlarının çeşitlendirilmesi ve jeopolitik risklerin yönetilmesinde kritik rolünün altını çizmek istiyorum. Hazar Geçişli Orta Koridor Girişimi’ni, Kuşak ve Yol Girişimi’yle de uyumlu hale getirilmesini istiyor, bu bağlamda Teşkilat bünyesindeki iş birliğine büyük önem veriyoruz. Yükselen bir yıldız olarak gördüğümüz Şanghay İşbirliği Teşkilatıyla her alanda iş birliğimizi ilerletmenin gayreti içinde olacağız.”
Adil düzen arayışlarının temel gayelerinden birinin de gelecek nesillere daha istikrarlı, müreffeh ve yaşanabilir bir dünya bırakmak olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “İklim değişikliği, düzensiz göç, terörizm, sınır aşan suçlar ve gıda güvenliği gibi meseleler artık birçok ülke için tehdit teşkil etmektedir. Türkiye olarak iklim değişikliğinin farklı coğrafyalar üzerindeki olumsuz etkileriyle mücadelede üzerimize düşeni yapmayı hedefliyoruz. Bu amaçla 11-12 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da COP31 Zirvesi’ne ev sahipliği yapacağız. Bu önemli zirvede siz değerli dostlarımızı da aramızda görmekten büyük bir memnuniyet duyacağımızı ifade etmek isterim. Sözlerime son verirken, Teşkilatımızın Şanghay ruhundan aldığı motivasyonla gerçek anlamda çok kutuplu bir dünya inşa edilmesinde önemli rol üstleneceğine inandığımı bir kez daha vurguluyorum. Kırgızistan’dan dönem başkanlığını devralacak olan Pakistan’a başarılar diliyor, toplantılarımızın bölgemiz ve ülkelerimizin ortak geleceği için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mekke Savunma İttifakı’na da değinerek, konuşmasını şöyle tamamladı: “Suudi Arabistan ve Pakistan’la hayata geçirdiğimiz Mekke Savunma İttifakı, bölgesel sahiplenme ve kolektif caydırıcılık temelinde bölge ve dünya barışına, istikrarına önemli katkılar sağlayacaktır. Barışı konuşurken İsrail’in saldırıları nedeniyle çoğu çocuk ve kadın 74 bin insanın hayatını kaybettiği Gazze’yi ve Lübnan’ı unutmamalıyız. Bu saldırgan politikanın bedelini tüm bölgemiz ödemektedir. Tekrar Kırgızistan’dan dönem başkanlığını devralacak olan Pakistan’a başarılar diliyor, toplantılarımızın bölgemiz ve ülkelerimizin ortak geleceği için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanghay İşbirliği Teşkilatı Zirvesi’ne katılmak üzere gittiği Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’e ulaştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Manas Uluslararası Havalimanı’nda, Kırgızistan Başbakanı Adılbek Kasımaliyev ve Türkiye’nin Bişkek Büyükelçisi Mekin Mustafa Kemal Ökem karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Kırgızistan ziyaretinde eşi Emine Erdoğan da eşlik ediyor.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.