Ankara’da Gençlik İçin Hemen Şimdi Programı’na katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz, 21 yıldır Türkiye’yi, gençlerimizle birlikte gençlerimizin geleceği için hazırlıyoruz. Unutmayınız, Cumhuriyetimizin ilk asrını, eksiği ve fazlasıyla geride bırakırken, Türkiye Yüzyılı’nın sahipleri sizlersiniz. Türkiye Yüzyılı’nı biz başlatıyoruz, onu yükseltecek ve hedeflerine ulaştıracak olan sizlersiniz” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Genel Merkez Gençlik Kolları Başkanlığınca ATO Congresium’da düzenlenen Gençlik İçin Hemen Şimdi Programı’nda katılımcılara hitap etti.
Konuşmasına salondakileri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Faruk Nafiz Çamlıbel’in “Gençlik” şiirinden, “Anlattı erenler bir bahar değil, aşıkın ömründe bin bahar varmış. Hicranla ağaran bu saçlar değil, sevgisiz kalan kalp ihtiyarlarmış” dörtlüğünü okudu.
Kalbinin gençlerin sevgisiyle, coşkusuyla ve muhabbetiyle hep genç kaldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bana sizler gibi dava ve yol arkadaşları veren Rabb’ime hamd ediyorum. Her günüme, 40 yıl önceki gençliğimin heyecanıyla başlama gücü veren Rabb’ime hamd ediyorum. Biz, 21 yıldır Türkiye’yi, gençlerimizle birlikte, gençlerimizin geleceği için hazırlıyoruz. Bugün de artık sizin zamanınızın misafiri olduğumuzun bilinciyle, bu hazırlıkları taçlandırmak için tüm tecrübemizi ve gücümüzü seferber ediyoruz. Unutmayınız, Cumhuriyet’imizin ilk asrını, eksiği ve fazlasıyla geride bırakırken, Türkiye Yüzyılı’nın sahipleri sizlersiniz” ifadesini kullandı.
Salondaki “Kızılelma, Togg, TCG Anadolu, bayağı havalı ülke olduk”, “Hadi gülüm yandan yandan biz korkmayız ondan bundan”, “Yenmiş seni. Çıkmışsın yenmiş, yenmiş de yenmiş”, “EYT’lileri emekli ettik, seni de edeceğiz bay bay Kemal”, “Çekemiyorlar bizi, kıskanıyorlar bizi. Deliriyorlar sevdikçe seni”, “Pazarlık gizli yapılır ama gizli kalmaz” ve “Anca yargılarlar bizi anlamaz onlar çünkü hokkabazlar bizimle anlaşamazlar” pankartlarını okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “13 Mayıs gecesine kadar durmak yok” dedi.
Türkiye Yüzyılı’nı kendilerinin başlattığını, onu yükseltecek ve hedeflerine ulaştıracak olanın da gençler olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bin yıldır bu vatan topraklarında elden ele geçerek bize kadar gelen bağımsızlık ve kalkınma bayrağının yeni emanetçileri sizlersiniz. Biz bu bayrağı imanıyla, azmiyle, fedakârlığıyla, kanıyla, sabrıyla bu toprakları bizlere vatan yapan büyüklerimizden aldık. Şimdi de onu, tıpkı ecdadı Sultan Alparslan gibi, tıpkı ecdadı Osman Gazi gibi, tıpkı ecdadı Sultan Fatih gibi, tıpkı Gazi Mustafa Kemal gibi inşallah gençlerimiz sahiplenecek ve en zirveye çıkartacak. Bu öyle büyük bir dava ki temelinden tepesine neresinde yer alırsanız alın, isminizi tarihe altın harflerle yazdıracaksınız. Canımızdan öte tuttuğumuz ülkemizi, ‘Zaman bendedir ve mekân bana emanettir’ şuurundaki bu gençliğe emanet edeceğimiz için gönlümüz müsterih. Şimdi burada öyle bir ses verin ki Ankara’dan dalga dalga 81 vilayetimize, oradan tüm dünyaya yayılsın.”
“İŞTE ÜLKEMİN, MİLLETİMİN VE HAYALLERİMİN GENÇLİĞİ”
Salondakilere, “14 Mayıs’ta ülkemizin 21 yıllık kazanımlarına sahip çıkıyor muyuz? 14 Mayıs’ta Türkiye Yüzyılı’nın inşası için ‘Bismillah’ diyor muyuz? 14 Mayıs’ta Türkiye Yüzyılı için ‘Hemen şimdi’ diyor muyuz? 14 Mayıs’ta ‘Doğru adımlarla yola devam’ diyerek geleceğimize sahip çıkıyor muyuz? 14 Mayıs’ta sizlerin üzerinden yapılan sinsi hesapları bir kez daha bozuyor muyuz? 14 Mayıs’ta sandıkları patlatıyor muyuz?” diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, salondan gelen “Evet” cevabı üzerine “Maşallah. İşte ülkemin, milletimin ve hayallerimin gençliği” ifadesini kullandı.
Gençlerin gücü ve enerjisi kendilerinde olduğu müddetçe üstesinden gelemeyecekleri mücadele bulunmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Ülkenin geleceğini sizlere teslim ederken gözümüz arkada kalmayacak. Rabb’im hepinizden razı olsun. Sizler AK Parti döneminde doğmuş, AK Parti döneminde büyümüş, adeta hayatı AK Parti ile tanımış bir nesilsiniz. Haklı olarak eski Türkiye’yi görmediğiniz, yaşamadığınız için bazı mukayeseleri yapmakta zorlanıyorsunuz. Bugün ülkemizde üretimden istihdama her alanda ölçek öylesine büyümüştür ki Türkiye’yi 21 yılda nereden nereye getirdiğimizi anlatırken verdiğimiz rakamlar, verdiğimiz örnekler yetersiz kalabiliyor.”
Salonda, 1994 doğumlu bulunup bulunmadığını soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisinin 1994’te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğunu hatırlatarak, bulunacakları tespitlerin CHP’li gençlere anlatılması gerektiğini söyledi.
Belediye başkanlığına geldiği zaman İstanbul’da çöp, çukur, çamur bulunduğunu, kentin suyu olmadığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti: “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Ümraniye Belediye Başkanı CHP’liydi. Ümraniye çöplüğü patladı, 39 vatandaşımız öldü. Ardından biz İstanbul’u da Ümraniye’yi de 1994’te aldık. O çöplüğün olduğu yeri spor tesisleri ile donattık. İnanıyorum ki İstanbul’daki gençler İstanbul’un bu hâlini bilmiyor. Öyleyse ne yapacağız? Onlara bunu anlatmamız lazım, susuz İstanbul’u suya biz kavuşturduk. 120 kilometre uzaklıktan, Istranca Dağları’ndan İstanbul’a suyu getirdik, çöpü, çukurları kaldırdık. Doğal gaz yok gibiydi, İstanbul’a gazı biz kavuşturduk. Bay bay Kemal kızma. Karadeniz doğal gazını da getirdik mi? Getirdik. Vatandaşa bedava Karadeniz doğal gazını veriyor muyuz? Şimdi ona başlıyoruz inşallah. Şimdi ne diyorlar? Hayal. Siz neye hayal demediniz ki? Tilki yetişemediğine koruk dermiş. Bu tilkilerden nedir çektiğimiz?”
“GENÇLERİMİZ BAŞTA OLMAK ÜZERE TÜM İNSANLARIMIZIN EV HAYALİNİN UFKUNU DEĞİŞTİRDİK”
Seçimlerde AK Parti’den milletvekili adayı olan gençlerden ayağa kalkmalarını isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, salondakilere “Gençler, bu gördüğünüz ekip hep 30 yaşın altında. Bunların içinde liste başı olanlar, ilk 5’te olanlar var. CHP ne diyordu? ‘Parlamentoyu çoluk çocuğa mı teslim edeceksiniz?’ Bay bay Kemal sen tarih bilmiyorsun, bizim ecdadımız 19 yaşında bir çağ kapattı, bir çağı açtı. Biz de bu gençlerle beraber geliyoruz ve bir devri karanlık çağ olarak kapattık, aydınlık çağ bizle beraber geçti ve yola devam ediyoruz” dedi.
Gençlere rakamları başka bir açıdan yorumlayarak Türkiye’nin 21 yılını anlatmak istediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Eskiden bu ülkede insanların ilk hayali, başını sokacak bir ev bulmaktı. Bu hayalin ölçüsü, kelimenin tam anlamıyla dört duvar, bir damdan oluşan barınak seviyesiydi. Büyükşehirlerimizin çevresini saran gecekondular, işte bu ihtiyacın bir neticesi olarak ortaya çıktı. Biz, gençlerimiz başta olmak üzere tüm insanlarımızın ev hayalinin ufkunu değiştirdik. Geçtiğimiz 21 yılda ülkemizde 10,5 milyon yeni konut inşa edilmesini sağlayarak, vatandaşlarımızı güvenli, modern, yüksek standartlı yuvalara kavuşturduk. Bu konutların 1,2 milyonunu TOKİ vasıtasıyla inşa ettik. Yine bu konutların 3,3 milyonunu kentsel dönüşüm projeleriyle hayata geçirdik. Kalan kısmı da gelişen, büyüyen, refah seviyesi yükselen Türkiye’nin tabii bir sonucu olarak özel sektör eliyle ülkemize kazandırıldı. Bugün de ev sahibi olmak isteyen gençlerimizi bu hayallerine kavuşturacak olan yine biziz. Üstelik sadece insanlarımızı ev sahibi yapmakla kalmadık, şehirlerimizi altyapısı ve üstyapısıyla modern bir görünüme kavuşturduk.”
“ESKİ TÜRKİYE’DE OTOMOBİL SAHİBİ OLMAK, ÇOK SINIRLI KESİME MAHSUS BİR AYRICALIKTI”
Vatandaşların doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine ışıl ışıl şehirleriyle dünyadaki hiçbir ülkeden geri kalmayacak bir ülkeye sahip olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başlattığımız İlk Evim, İlk Arsam kampanyalarıyla, bedelinin yarısını karşıladığımız kentsel dönüşüm projeleriyle ülkemizde kendi evine sahip olma hayaline kavuşmamış kimseyi bırakmayacağız” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Eski Türkiye’de, bu ülkede otomobil sahibi olmak, çok sınırlı kesime mahsus bir ayrıcalıktı. Ülkemizin yarım asır öncesinde geçen filmleri, müzikalleri hatırlayın. Oralarda, zenginliğin ölçüsü, bugün artık aksi düşünülemeyecek hâle gelen standartlarda bir ev ve herhangi bir otomobil sahibi olmaktı. Biz, geçtiğimiz 21 yılda ülkemizi 14,5 milyon otomobil ve hafif ticari araçla donattık. Erbakan Hoca, Devrim otomobilini yapmıştı, biz de şimdi devrin otomobilini yaptık. Bay bay Kemal, ‘Fabrikası nerede?’ dedi. Yorulur musun, çık Gemlik’e gel, fabrikayı gör. ‘Bunu nereye, nasıl satacaksınız?’ dedi. Şimdiden ciddi manada siparişler başladı. Siparişleri yetiştirmekte artık fabrika zorlanıyor. Tıpkı ev sahibi olma gibi otomobil edinmeyi de ayrıcalık olmaktan çıkarıp ortalama gelir sahibi herkesin ulaşabileceği bir imkân hâline dönüştürdük. Üstelik Togg gibi yerli ve millî otomobil markamızla, bu gururu daha da öteye taşıyoruz. Bu ülkenin gençleri için ev sahibi olma gibi otomobil sahibi olmayı da standart hayat biçiminin parçası hâline getirmeyi sürdüreceğiz. Yine eski Türkiye’de dilediğiniz eğitim seviyelerine kadar gidebilmek, pek az gencimize nasip olan bir imkândı. Üniversite sınavına giren her 10 evladımızdan ancak birinin yükseköğrenim görebildiği bir sisteme sahiptik. Biz, ülkemizin her alanı gibi eğitimde de altyapıyı, talebin tamamına cevap verecek düzeye getirdik. Anaokulundan liseye her seviyede 360 bin yeni derslik yaptık, 750 bin yeni öğretmen atadık, 131 yeni üniversiteyle yükseköğretim kurumu sayımızı 76’dan 208’e çıkardık. Öyle ki liseden mezun olan öğrencilerimizin tamamını yerleştirebileceğimiz kadar yükseköğrenim kapasitesine ulaştık. Böylece ülkemizdeki üniversite öğrencisi sayısı 1,6 milyondan 7 milyona yükseldi.”
Artık öğrencilerin rekabetinin, herhangi bir üniversiteye girebilmek değil, istedikleri üniversitenin istedikleri bölümüne girebilmek üzerine kurulu olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, eski Türkiye’de iş bulmanın, istihdama katılmanın kolay olmadığını söyledi.
Geçen 20 yılda iş gücü arzı 22 milyondan 35 milyon kişiye çıktığı hâlde, istihdamı 11,5 milyon kişi artırarak, tarihin en yüksek çalışan sayısına ulaşıldığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sanayi bölgelerinin, turizm tesislerinin, ticari kuruluşların, tarım ve hayvancılık merkezlerinin gece-gündüz çalışıp, üretip, kazandığını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel krizlerin hiçbirinin Türkiye’nin kalkınma atılımını yavaşlatamadığını, tam tersine krizleri fırsata çevirerek, büyümeyi hızlandırdıklarını vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Bazıları, bizim sık sık savunma sanayi ürünlerimizi gündeme getirmemizden rahatsız oluyor. Hâlbuki bizim gururla saydığımız her savunma sanayi projemiz, aynı zamanda gerisindeki tasarım, yazılım, üretim gücüyle, gençlerimizin geleceklerini inşa eden birer teknoloji lokomotifidir. Biz, teknolojiye yaptığımız yatırımla gençlerimizi geleceğin mesleklerine hazırlıyoruz. Yapılan konutlara, yollara, barajlara beton ve demir yığını gözüyle bakanların çapsızlığı, bu alanda da kendini belli ediyor. Kendilerinin hayranlık duyduğu ülkelerin nasıl geliştiğini, kalkındığını, zenginleştiğini bilmeyenler, her yatırıma takoz olmaya, her esere düşmanlık etmeye, her hizmeti değersiz hâle getirmeye çalışıyor. Bunların derdi gençlerimize ufuk açmak değil, tam tersine gençlerimizin ufkunu kapatarak kendi kifayetsizliklerinin, içinde debelendikleri kin ve nefret bataklığının üzerini örtmektir. Göreve geldiğimizde kişi başına millî gelir 3 bin 600 dolardı. Şimdi 10 bin 650 doların üzerine çıktıysa, bu, nereden nereye geldiğimizi göstermesi bakımından çok önemli. Ve satın alma paritesine göre dünyada Türkiye 11’inci sıraya yükseldi. Ne diyorlar? İkide bir ‘Türkiye’nin ekonomik durumu çok kötü.’ İşte rakamlarla konuşuyorum. Biz, bunlardan 3 bin 600 dolardan bir Türkiye teslim aldık, şimdi ise 10 bin 650 dolar. Bunlar kendi kendine olmadı. Yaptığımız yatırımlar, altyapıda, üstyapıda bunların hepsi dünya ile yarışta olan bir Türkiye’nin hikâyesidir.”
“BİZ YAPMAK, BUNLAR YIKMAK İÇİN VAR”
Yaşanan onca badireye, saldırıya, tuzağa ve engellemeye rağmen Türkiye’nin bu noktaya geldiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şayet Gezi olaylarından 15 Temmuz’una maruz kaldığımız kalleş saldırılarla bize ödetilen ekonomik bedeller olmasaydı, bugün çok daha üst sıralarda yerimizi alacaktık” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti: “Şimdi bay bay Kemal’in masası kaç kişiden oluşuyor? Önce 6’ydı, sonra 7 oldu, sonra 9 oldu. Ama bunun bir de görünmeyen ortakları var. Bunu da unutmayın. Peki, bu ortaklar kimlerden oluşuyor? Bu ortaklar ne yazık ki Kandil’in parlamentodaki uzantılarından da oluşuyor. Bu ülke bir terör devleti değildir, olmayacaktır. Ve bay bay Kemal, orada bunlar ne sözü veriyor? Diyarbakır’da benim Kürt kardeşlerimi sokağa dökerek öldüren, öldürten Selo’ya cezaevinden çıkma sözü veriyor. Yetmedi, aynı şekilde evlat katili, yavru katili Apo’yu da çıkarma sözü veriyor. Her kürsüye çıkan hanımefendi de öyle. Ne diyorlar? ‘Biz, geliyoruz, cezaevlerinin kapısını kıracağız, hepsini dışarıya salacağız.’ Bu ülke hukuk devleti değil mi? Hukuk devletinde ne zamandan beri cezaevi kapıları böyle kırılıyor? Öyleyse ana kademe, gençler, kadın kolları yükümüz ağır. Bu ülke, bu hainlere bırakılamaz. Gençler, biz yapmak için varız, bunlar yıkmak için var. Öyleyse çok çalışmamız lazım.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün Gemlik’te Togg ile miting alanına gittiğini, halkın kendilerini adeta karanfillerle engellediğini belirterek, “Meydana öyle gittik. 65 bin kişinin olduğu bir tören yaptık. Ne yaptık? Enerji üretim tesisinin temellerini attık. Oradan Manisa’ya geçtik. Manisa’da da Demokrasi Meydanı’nda yine 65 bin kişinin katıldığı bir miting yaptık. Demek ki şu anda bütün vatandaşlar gümbür gümbür sandığa gidiyor. İnşallah Türkiye Yüzyılı ile birlikte hak ettiğimiz yerlere de tırmanacağız” diye konuştu.
Seçim öncesi birilerinin yine benzer hazırlıklar içinde olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başaramayacaksınız. İstiklalimize, istikbalimize el uzatamayacağınız gibi ülkemizi hedeflerinden uzaklaştıramayacaksınız. Ekonomimizi rayından çıkartamayacaksınız. Milletimizin arasına etnik ve mezhebi fitne sokamayacaksınız” dedi.
“BİZİM TEK DİNİMİZ VAR, İSLAM VE MÜSLÜMANLIK”
“Bay bay Kemal ne diyor? ‘Ben Aleviyim’ diyor. Saygı duyarım, hayırlı olsun. Biz, senin Alevi olmandan rahatsız değiliz ki. Bayram değil, seyran değil, bunu söylemenin anlamı ne?” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Biz şunu biliriz, bizim Alevilik, Şiilik diye bir dinimiz yok. Bizim tek dinimiz var, İslam ve Müslümanlık. Biz, bunu anlatacağız. Biz Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkes’iyle, Gürcü’süyle, Abhazya’sıyla bir olacağız, beraber olacağız ama ülkemizi böldürtmeyeceğiz. Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. Mesele bu. İyi ki Alevi olduğunu söyledin. Bizim öyle bir derdimiz yok. Gençlerimizle bir ve beraber olduğumuz müddetçe, bu vatanın tek bir karış toprağına, bu milletin tek bir kazanımına el süremeyeceksiniz. Çünkü bu gençlik dünyayı bilen, ecdadını tanıyan, vatanına ve milletine kalpten bağlı, medeniyet ve tarih şuuru sahibi bir gençliktir. Ben, bu gençliğimizle iftihar ediyorum. Sizi gönlüme, bağrıma basıyorum. Bu gençlik, ne küresel emperyalistlerin oyununa gelecek, ne sapkın akımların ülkesini istila etmesine izin verecek, ne geleceğinin karartılmasına rıza gösterecek bir gençliktir. Bay bay Kemal, buradan LGBT’ci çıkmaz. HDP’de var mı? Var. İYİ Parti’de var mı? Var. Aleyhte konuştuklarını hiç duydunuz mu? Bir de orada masanın etrafında ufak yavrucuklar var, onlardan böyle bir şey duydunuz mu? Hiçbir şey konuşabiliyorlar mı? Hayır, konuşamazlar. Sıkıysa konuşsunlar. Ne hâle düştüler. Ama bu gençlik Türkiye’nin gençliğidir, Türk milletinin gençliğidir. Allah’ın izniyle bu gençlik, 14 Mayıs’ta Türkiye Yüzyılı muştusunu, sadece 9’lu koalisyona değil, 7 düvele ilan edecek gençliktir. Sizlerin gözlerine baktıkça, kendi gençliğimi, kendi heyecanımı, kendi hayallerimi görüyorum. Bana bu güzel duyguları doyasıya yaşattığınız için her birinize şükranlarımı sunuyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendileri için her seçim sürecinin, millete hem hesap, hem söz verme vesilesi olduğunu belirterek, “Hesap veriyoruz, çünkü 21 yıldır bu ülkeyi yönetiyoruz. Söz veriyoruz, çünkü ülkemiz için hayata geçirecek daha çok hayalimiz, vizyonumuz var” dedi.
AK Parti’nin bugüne kadar Türkiye’ye kazandırdığı eser ve hizmetlerin videosunun gösterildiği programda Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlere, özetin özetinin özeti mahiyetinde bir hatırlatma yaptık. Sadece eğitimden, spordan gençlerimiz için yaptığımız işlerin tamamını saymaya kalksak, değil saatler, günler bile yetmez” ifadelerini kullandı.
“SEÇİLME YAŞINI 30’DAN ÖNCE 25’E, SONRA 18’E BİZ İNDİRDİK”
Bundan sonra yapılacakları da en az geçmişte yaptıkları kadar önemli gördüklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Ziya Paşa’nın bir beyiti var, nedir o? ‘Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri.’ Biz, eserlerimizle konuşuyoruz. Her seçim döneminde asla yerine getirmeyecekleri bir vaat bohçası açar, asla tutmayacakları sözler söylerler. ‘Yok suyu bedava vereceğiz, yok otobüslerin fiyatlarını şöyle indireceğiz.’ derler. Bunları hiç yaşadınız mı? Biz, İstanbul’da yaşamadık. Ankara’dakiler, gençler yaşadınız mı? Yaşayamazsınız. Bunların hayatında yalandan başka bir sermaye yok. Bizim ilkemiz, söylediğimiz her şeyi yapmak, yapamayacağımız hiçbir şeyi de söylememektir. Ağızdan çıkan her sözün gerisinde bir vizyon, bir hedef olmalıdır. Gençlere sempatik görünmek için, gerçekte kendileri olmayan kılıklara bürünenlerin böyle bir dertlerinin bulunmadığı çok açık. Biz gençlerimizle irtibatımızı, öyle mutfakta video çekerek, otobüs kapısında raks ederek sağlamıyoruz. Gençlerimizle muhabbetimizi, öncelikle onlara her alanda en güzel hizmetleri vererek, aynı zamanda her fırsatta onlarla ruberu, yüz yüze bir araya gelerek yapıyoruz. İşte bugün de burada, aynı hassasiyetle, aynı anlayışla bir aradayız. Bizim gençlerimize güvenimizin en güzel örneği, seçilme yaşını 30’dan önce 25’e, sonra 18’e biz indirdik. Bu CHP’nin gençlere güveni yok. Ne diyorlardı? ‘Çoluk çocuğa mı bırakacaksınız.’ Biz, gençlerimize inandığımız için bu yasal değişikliği yaptık. Siz niye yapmadınız? Şimdi diyor ‘Ben, gençlere güveniyorum.’ Sen, mutfakta eğer çorba pişirebiliyorsan pişir. Yok.”
“GENÇ GİRİŞİMCİLERİMİZİN YANINDA YER ALACAĞIZ”
Siyasi katılımdan girişimciliğe ve bürokratik atamalara kadar gençleri desteklediklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletvekili listelerinde gençlere en çok yer veren, dolayısıyla onların yetkinliğine ve katkısına en çok güvenen parti biziz. Nefesimizi, birileri gibi hesapsız kitapsız söylenmiş, içi boş vaatlere değil, hemen hayata geçireceğimiz somut projelere harcıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu amaçla, seçim beyannamelerinde gençlerle ilgili hepsi iyi çalışılmış, projelendirilmiş, en kısa sürede uygulanacak projelere yer verdiklerinin altını çizerek, şunları ifade etti: “Ne diyor? ‘Londra’ya gidiyorum, 300 milyar dolar Türkiye’ye getireceğim’ diyor. Gençler inandınız mı? Adama sormazlar mı, sen hangi sıfatla gidiyorsun da oradan sana 300 milyar doları verecekler? İnanın, 5 tane keçiyi teslim edin, kaybedip gelir. İşte, SSK’nın başındayken, aman ya Rabbi. Savaş Ay hayatta olsa da o videoyu bir daha yayınlasa. Neler çektirdi neler. Ülkemizin kendi kaynaklarını en güzel şekilde kullanarak, biz bütçe oluşturduk. Karadeniz gazı, 500 milyar dolar ile 1 trilyon dolar arasında hesap edilen rezerv değeriyle, ülkemizin son dönemdeki en büyük kazanımlarından biri olacak bay bay Kemal. Biz, bu gazın gelirlerinin bir kısmını, Aile ve Gençlik Bankası kuracağız ve bu bankadaki rezerve aktaracağız. Bu kaynakla, aile kurumumuzu güçlendirmeye ve gençlerimizi eğitimden evliliğe hayatın her aşamasında desteklemeye yönelik çalışmaları finanse edeceğiz. Esasen, eğitim bursundan girişimcilik hibesi ve kredisine kadar pek çok alanda gençlerimize zaten ciddi destekler veriyoruz. Harç vardı, bu harçları kim kaldırdı? Biz kaldırdık. Burs, nereden nereye… 45 liracık. Bütün bu kaynaklarla beraber Türkiye Yüzyılı’nı kuruyoruz ve doğal gazımızın geliriyle de Türkiye artık ele avuç açmayacak, çok daha farklı bir noktaya geleceğiz. Mesela, faizsiz kredi desteği sağlayarak, kendi işini kuran genç girişimcilerimizin yanında yer alacağız. Gençlerimizin dünya ile etkileşimini artıracak, yüksek lisans ve doktora programları için yurt dışına gönderilen öğrenci sayısını yükselteceğiz.”
Konuşmasının sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin genç milletvekili adaylarını sahneye davet etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, AK Parti Genel Merkez Gençlik Kolları Başkanı Eyyüp Kadir İnan tarafından Osman Yüksel Serdengeçti’nin Ayasofya şiirinin yer aldığı tablo hediye edildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasından önce salondakilere AK Parti’nin yeni seçim şarkısını dinletti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kanada Başbakanı Mark Carney, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin, anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetini tarihî dönemdeki ziyareti vesilesiyle Türkiye’de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade ederek, kendisine “hoş geldiniz” dedi.
İki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile bugünkü görüşmelerinde ikili ilişkileri etraflıca değerlendirdiklerini, bölgesel ve küresel meselelere değinme imkânı bulduklarını söyledi.
“TİCARET HACMİMİZİ İLK OLARAK 5 MİLYARA, AKABİNDE 10 MİLYAR DOLARA ÇIKARMAYI TEMENNİ EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu yönde atacağımız somut adımları içeren bir eylem planını da bugün kabul ettik. Öncelikle ticaret ve yatırımların artırılmasını teminen Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerine yılsonundan önce başlanmasını kararlaştırdık. Bu sürece paralel olarak ekonomi alanındaki ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almak üzere Ortak Ekonomik ve Ticari Komite dâhil mevcut mekanizmaları daha etkin şekilde kullanacağız. Bu komitenin müteakip toplantısına 2027 yılında bu defa özel sektörlerimizin de katılımıyla ev sahipliği yapacağız. Atacağımız bu adımlarla hâlen yaklaşık 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi ilk olarak 5 milyara, akabinde de 10 milyar dolara çıkarmayı temenni ediyoruz.”
Güncellenen Hava Ulaştırma Anlaşması ile iki ülke arasındaki doğrudan uçuşları yaklaşık iki katına çıkaracaklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün ayrıca üçüncü ülkelerde ortak yatırım fırsatlarını da değerlendirdik. Afrika’dan Latin Amerika’ya, Orta Asya’dan Uzak Doğu’ya kadar geniş bir coğrafyada önemli işbirliği fırsatlarının bulunduğuna inanıyoruz. Yarın Türk Eximbank ile Kanada İhracatı Geliştirme Kurumu arasında imzalanacak mutabakat zaptının üçüncü ülkelerde ortak projelere vesile olmasını temenni ediyoruz” diye konuştu.
Kanada ile savunma sanayii ve nükleer enerji alanlarında yakın temas hâlinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayii iş birliğinin önemine vakıf iki müttefik olduklarını kaydetti.
Bunu son olarak Ankara’da yapılan NATO Zirvesi sırasında da gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, biraz önce de “Savunma Sektörü Ortaklıkları Mutabakat Zaptı”nın imzalandığını anımsattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, müttefiklerin savunma sanayilerine finansman sağlamak amacıyla Kanada öncülüğünde kurulmakta olan Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankasının iki ülke arasındaki savunma sanayii iş birliğini desteklemesini beklediklerini kaydetti.
Enerji alanında, madencilikten LNG’ye, kritik minerallerden nükleer enerjiye kadar geniş bir işbirliği alanının mevcut olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülkenin Enerji Bakanlıkları arasında kabul edilen “Enerji Alanında İşbirliğine Dair Ortak Bildiri”nin de nükleer dahil bu alandaki ciddi potansiyele işaret ettiğini söyledi.
Kanada Başbakanı Carney ile Gazze, Ukrayna ve Körfez dâhil birçok bölgesel gelişmeyi de değerlendirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek Ukrayna’da, gerek Körfez’de olsun diplomatik yöntemlerin kalıcı barışa giden yolu açmasını temenni ediyoruz. Bu noktada ortak görüşte olduğumuzu teyit ettik. Gazze’de ise Kanada’nın diğer bazı müttefiklerle birlikte istilacı yerleşimlere yönelik yaptırım adımlarını, İsrail hükûmetinin ihlallerinin caydırılması noktasında isabetli bir adım olarak görüyoruz. Bölgemizde barış ve istikrarın tesisi noktasında bu yöndeki tutumlarını sürdürmelerini temenni ediyoruz” diye konuştu.
“İLİŞKİLERİMİZİN GELECEĞİNE YÖNELİK TARİHÎ BİR ADIM ATTIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Başbakan Carney ile ilişkilerimizin geleceğine yönelik tarihî bir adım attık. Çok geniş yelpazeye yayılan iş birliği potansiyelimizi gerçek anlamda hayata geçirmek için önemli bir süreci başlattık. İlişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine çıkarmamız kâğıt üzerinde kalacak sembolik bir adım olmayacaktır. Bu konuda Sayın Carney’nin ekonomi alanındaki engin tecrübesi ve siyaset sahnesinde sergilediği sağduyulu ve dirayetli duruşla önemli rol oynayacağına inanıyorum.”
Kanada Başbakanı Carney’ye, konuşmasının ardından, anlamlı ve dolu dolu ifadeleri için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gerçekten uzun yıllara sâri bir Türkiye-Kanada kopukluğunu bugün gidermiş olduk. Şimdi yeni bir dönemi Türkiye ve Kanada arasında başlatıyoruz. İnşallah iş adamlarımızı bir araya getireceğiz ve ben de Kanada’ya yapacağım ilk iş adamlarıyla birlikte ziyaretimde, orada iş adamlarımızı bir araya getirerek adımlarımızı atacağız.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Kanada Başbakanı Mark Carney’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Kanada Başbakanı Carney’in tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türkiye ve Kanada bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Muhtarlar Günü Buluşması” programında yaptığı konuşmada, “Hani diyorum ya ‘etrafımız ateş çemberi’ diye. İçinde bulunduğumuz durum tam olarak böyle. Biz işte böyle bir kaos ve kriz ortamında Türkiye’nin kılına zarar gelmemesi için gecemizi gündüzümüze katıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 19 Ekim Muhtarlar Günü dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen “Muhtarlar Günü Buluşması” programına katılarak bir konuşma yaptı.
Tüm muhtarların 19 Ekim Muhtarlar Günü’nü kutlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarları Türkiye ve Türk milleti için ortaya koydukları gayretlerden dolayı tebrik etti.
Muhtarlarla ilk toplantılarını 27 Ocak 2015’te yine aynı salonda yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “O gün 17 ilimizden gelen 409 muhtarımızı burada ağırlamıştık. Ardından düzenli olarak ülkemizin dört bir yanından muhtarlarımızı milletin evinde konuk etmenin sevincini yaşadık. Şimdiye kadar kimi zaman burada, kimi zaman Sergi Salonu’muzda Türkiye’nin bütün vilayetlerinden 40 bini aşkın muhtarımızla bir araya geldik. Gün oldu Türkiye’nin meselelerini istişare ettik. Gün oldu bölgesel ve küresel meseleleri birlikle değerlendirdik. Gün oldu en sıkıntılı zamanlarda kafa kafaya verdik yeni bir yol açtık. Gün oldu milletçe hepimizi sevindiren başarıları birlikte kutladık. Gün oldu dertleştik. Gün oldu birbirimize destek olduk, umut verdik. Ama 12 yıl boyunca demokrasinin uç beyi olan muhtarlar ile şahikası olan Cumhurbaşkanlığı arasındaki o bağı her zaman canlı tuttuk, diri tuttuk. Cumhurbaşkanlığı Külliyesini sadece devletin merkezi değil, milletin evi hâline de getireceğimizin sözünü vermiştik. Şükürler olsun ki millete verdiğimiz diğer sözlerimiz gibi bu sözümüze de sadık kaldık. İşte bugün bir kere daha siz muhtar kardeşlerimizle kucaklaşıyor, ahdimizi ve kavlimizi yeniliyoruz. Rabb’im muhabbetimizi, sevgimizi, dayanışmamızı artırsın.”
“TÜM TÜRKİYE İÇİN, 86 MİLYONUN HER BİR FERDİ İÇİN AŞKLA ÇALIŞACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı olarak kendisinin de muhtarlar gibi milletin iradesi ve teveccühüyle bulunduğu makama geldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu tüm kalbimle ifade etmek isterim ki sizlerle beraber yol yürümekten, sizlerle kardeşlik yapmaktan daha önemli herhangi bir şey olamaz ve Cenabıallah’a bundan dolayı da her zaman hamdediyorum. Rabb’im ömür verdikçe sizlerle yoldaşlık etmeye devam edeceğim. ‘Aşkınan koşan yorulmaz’ diyerek tüm Türkiye için, 86 milyonun her bir ferdi için, yönünü ülkemize çevirmiş tüm mazlumlar ve masumlar için aşkla koşacağız, aşkla çalışacağız” ifadelerini kullandı.
“Ezelden aşığız biz bu millete, Hakk’tan gelir, Hakk’a gider bu sevda. Maya olur Devlet-i Ebed-Müddet’e, Her can, her gönülde tutar bir sevda…” dizelerini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu bitmez sevda Türkiye sevdasıdır. Millete ve memlekete hizmet sevdasıdır. Bu sevda Türkiye Cumhuriyeti’nin istiklal, hürriyet, kalkınma ve adalet mücadelesinin bizatihi kendisidir. İnşallah bu sevda son nefesimizde kalbimizde burcu burcu tütecek, elden ele, gönülden gönüle kutlu bir emanet gibi taşınacaktır. Rabb’im hepimize bu sevdayı layıkıyla taşımayı, bizden sonrakilere de en güzel şekilde devretmeyi nasip etsin. Büyük ve güçlü Türkiye sevdasına gönül veren siz kardeşlerime bir kez daha şükranlarımı sunuyor, bu anlamlı günde bu güzel buluşmaya vesile olan İçişleri Bakanlığımızı içtenlikle tebrik ediyorum.”
“MUHTARLIK MÜESSESESİNİN TÜRK SİYASETİNDE HAK ETTİĞİ SAYGIYI GÖRMESİNDEN MEMNUNİYET DUYUYORUM”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarlar ile aralarındaki sarsılmaz bağı anlayamayanların her icraatlarında yaptıkları gibi muhtarlar buluşmalarına da kara çaldığını dile getirerek, şunları kaydetti: “Öyle küçümseyici ifadeler kullandılar ki içlerinde yıllardır biriktirdikleri millî irade hazımsızlığını tüm çirkinliğiyle bir anda ortaya boca ettiler. ‘Muhtar bile olamaz’ diyerek güya bizi aşağıladıklarını zannedenler, benim muhtar kardeşlerime Cumhurbaşkanlığından başlayarak devletin tüm kapılarının açılmasını bir türlü kabullenemediler. Milletin teveccühüne rağmen bizi Başbakanlığa ve Cumhurbaşkanlığına layık görmeyenler, aslında sizi de buralara layık göremediler. Rahatsızlıklarının sebebi bizim burada hasbihal etmemiz asla değildi, rahatsızlıklarının sebebi sizin buraya, kendi evinize gelir gibi gelmenizdir. Rahatsızlıklarının sebebi, tıpkı 90 sene önce Ankara’ya alınmayan Aşık Veysel gibi muhtarlarımızın onlara göre yeterince elit olmamasıydı. Yıllar geçse de birilerinin Anadolu insanına tepeden bakma alışkanlıkları değişmedi. Türkiye’nin değiştiğini, Türkiye’nin eski Türkiye olmadığını kabullenmeye bir türlü yanaşmadılar. Peki, sonuçta ne oldu? İçlerine pek sinmese de kuzu kuzu kabullenmek zorunda kaldılar. Vatandaşın doğrudan oyuyla seçilen, benim demokrasi piramidinin tabanı olarak tarif ettiğim muhtar kardeşlerime saygı duymayı öğrendiler.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin zirvesinin kapıları muhtarlara açıldıkça şehir merkezlerinden köylere kadar bu atmosferin tüm Türkiye sathına yayıldığını belirtti.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ile birlikte kamu kurumlarının ve belediyelerin kapılarının da muhtarlara ardına kadar açılmaya başladığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu işin sadece yerel düzeyde kalmadığını, Türk siyasetinde buluşmaların dönüştürücü etkisinin olduğunu ve tabiri caizse siyasette “bir muhtar açılımı” yaşandığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Daha önce ‘muhtar’ deyince hafife alanlar, kimi zaman mecburiyetten kimi zaman mahcubiyetten dolayı bizi taklit etmeye, takip etmeye başladılar. Ne kadar samimi olduklarını elbette ölçemeyiz. Ama yine de düne kadar muhtar görünce yollarını değiştirenlerin, şimdilik seçim dönemleriyle sınırlı olsa bile Muhtarlar Buluşması düzenlemesini Türkiye’de millî iradenin güç kazanması, muhalefetin toplumla barışması noktasında kıymetli bir adım olarak görüyoruz. Temennimiz bunun seçimden seçime yapılan taktik bir hamleden ziyade kalıcı bir zihniyet değişimine dönüşmesidir. Şurası da bir gerçek ki taklit her zaman aslını büyütür. İster zoraki ister gönüllü olsun. Onlar bizi taklit ettikçe Allah’ın izniyle biz büyümeye, güçlenmeye devam ederiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarım asra yaklaşan siyasi hayatı boyunca demokrasinin evvelemirde, yerelde başladığına inandığını belirterek, muhtarlık müessesesinin Türk siyasetinde hak ettiği saygıyı görmesinden memnuniyet duyduğunu söyledi.
Bu başarıda naçizane emeğinin olmasından ayrıca memnuniyet duyduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Muhtarlar Buluşması’nın sadece tek parti bakiyesi, tepeden inmeci, baskıcı, kibirli zihniyetin geriletilmesinde değil, muhtarların özlük hakları ve çalışma şartlarının iyileştirilmesinde de çok ciddi katkıları olduğunu ifade etti.
Muhtarların vatandaşlara daha iyi hizmet sunabilmesi, görevini daha iyi yerine getirebilmesi için hiçbir fedakârlıktan kaçınmadıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sorun ve önerileri bizzat muhtarlardan dinlediklerini, notları aldıklarını ve gerekli adımları hızlıca attıklarını anlattı.
“19 EKİM’İ MUHTARLAR GÜNÜ İLAN EDEREK 2016 YILINDAN İTİBAREN ÜLKE GENELİNDE KUTLAMAYA BAŞLADIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunların neler olduğunu muhtarların zaten çok iyi bildiğini belirterek, muhtarlar için yapılan çalışmalara ilişkin şunları kaydetti: “Yayımladığımız genelgeyle büyükşehir belediyelerinde muhtarlar işleri daire başkanlığının, diğer belediyelerde ise muhtarlar müdürlüğünün kurulmasını sağladık. Valiliklerimizde bir vali yardımcımızı, büyükşehir belediyelerinde genel sekreter yardımcısını, diğer yerel yönetim birimlerimizde ise bir başkan yardımcısını muhtarlarımızla yakından ilgilenmek üzere görevlendirdik. Muhtarlarımızın taleplerini elektronik ortamda iletebilmeleri için Muhtar Bilgi Sistemi, MUBİS’i hayata geçirdik. 19 Ekim’i Muhtarlar Günü ilan ederek 2016 yılından itibaren ülke genelinde kutlamaya başladık.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Maaş ve ödemeler konusu ise üzerinde titizlikle durduğumuz iki önemli başlıktı. 2002’de muhtarlarımıza yapılan ödeme yalnızca unutmayın 97 liraydı. 2026 yılı itibarıyla bu rakamı tam 28 bin liranın üzerine çıkardık. Muhtarlarımızın SGK primlerini ise 2017’den bu yana devlet olarak biz karşılıyoruz. Daha önce ticarethane tarifesi üzerinden belirlenen enerji giderlerini mesken statüsüne alarak muhtarlarımızın enerji giderlerini azalttık. Tüm muhtarlarımızın Vilayetler Hizmet Birliği Otel ve Sosyal Tesislerinden bakanlık mensuplarına uygulanan tarifeler üzerinden yararlanmalarını sağladık. 2022 yılında yayınladığımız Cumhurbaşkanı kararı ile Türkiye Muhtarlar Konfederasyonunu kamu yararına çalışan dernekler arasına aldık. Köy ve mahalle muhtarlarımızın bulundukları illerdeki müze ve ören yerlerine ücretsiz girebilmelerinin önünü açtık” diye ekledi.
“BUNDAN SONRA DA SİZLERİN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Yeni hizmet binalarının inşasına da hız verdiklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “30 büyükşehrimizde yöreye özgü 100 hizmet binasının yapımını 2023 yılında tamamladık. 2024 ve 2025’te ise il özel idaresi kapsamında bulunan 51 lokasyonda, 130 muhtar hizmet binasının yapım ve onarımını gerçekleştirdik” bilgisini paylaştı.
Muhtarlara yönelik ilk sosyal dinlenme tesisi projesi olan Ankara Muhtar Evi’ni 4 yıl önceki Muhtarlar Günü’nde hizmete açtıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu projenin devamı niteliğindeki İstanbul Çapa Muhtar Evi’ni de tamamlayarak muhtarların istifadesine sunduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadın muhtarların görev yaptığı yerlerdeki tüm hizmet binalarının güvenlik kamerası ihtiyaçlarını da talepler doğrultusunda karşıladıklarını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, mekânsal adrese dayalı kayıt sistemiyle, afet yönetim ve karar destek sistemlerinde muhtarların kullanımına yönelik düzenlemeler yaptıklarını belirterek, “Silah ruhsatlarından turizme, kültürden enerjiye kadar hemen her başlıkta sizin daha iyi koşullarda vatandaşa hizmet etmeniz için tüm imkânlarımızı seferber ettik. İnşallah bundan sonra da sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.
“ÜLKEMİZİ ÇEVREMİZDEKİ ÇATIŞMALARDAN UZAK TUTTUK”
Türkiye’nin bölgesinde şiddeti giderek artan bir kriz fırtınası yaşandığına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hemen kuzeyimizdeki Rusya-Ukrayna Savaşı birkaç ay sonra 5. yılını dolduracak. İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları imzalanan anlaşmalara rağmen hız kesmeden devam ediyor. Komşumuz İran’daki gerilim tam olarak bitmeden bu sefer Yemen’de yeni bir çatışmanın fitili yakıldı. Husilerin dostumuz ve kardeşimiz Suudi Arabistan’ı hedef alan saldırıları bölgemizdeki tansiyonun iyice tırmanmasına sebep oldu. Riyad’daki havalimanına düzenledikleri saldırıda aralarında umrecilerin de olduğu çok sayıda Müslüman kardeşimiz vefat etti, yüzlerce kardeşimiz yaralandı.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Lübnan’a bakıyoruz maalesef orada da durum hiç iç açıcı değil. Suriye’den güzel haberler geliyor lakin siyonist İsrail orayı da karıştırmak için elinden geleni yapıyor. Hani diyorum ya ‘etrafımız ateş çemberi’ diye. İçinde bulunduğumuz durum tam olarak böyle. Biz işte böyle bir kaos ve kriz ortamında Türkiye’nin kılına zarar gelmemesi için gecemizi gündüzümüze katıyoruz. Hamdolsun şimdiye kadar bunda da başarılı olduk. Ülkemizi çevremizdeki çatışmalardan uzak tuttuk, tahriklere kapılmadık. Tuzaklara düşmedik, provokasyonlara gelmedik. Akıllı, sabırlı, sağduyulu bir şekilde tüm bu zor süreçleri başarıyla yönettik.”
“ARAMIZA NİFAK DUVARLARI ÖRMEYE ÇALIŞANLARA KARŞI HER ZAMAN TEYAKKUZ HÂLİNDE OLACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, büyük milletlerin imtihanlarının da büyük olduğunu dile getirdi.
“Türk milleti olarak bizim de tarih boyunca mücadelemiz, zaferlerimiz gibi imtihanlarımız da gerçekten çok büyük oldu” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bugün de büyük bir mücadelenin tam göbeğindeyiz. Bu mücadelede bölgemizi lime lime etmek isteyenlerin tekerine çomak soktukça bizi asla boş bırakmayacaklar. Tıpkı kahraman ecdadımız gibi zalimlerin değil, hangi inançtan olursa olsun mazlumların yanında cesaretle durduğumuz müddetçe bizimle uğraşmaya devam edecekler. Kimi zaman FETÖ gibi sureti haktan görünen içerideki ajanlarıyla kimi zaman dışarıdaki lobileriyle kimi zaman ekonomik tetikçileriyle kimi zaman uluslararası basındaki maşalarıyla kimi zaman da sosyal medyadaki aparatlarıyla bizim üzerimize gelecekler, dikkatimizi dağıtmaya çalışacaklar, yolumuzdan alıkoymaya çalışacaklar. Pençelerimizi sökmeye, iddialarımızdan vazgeçirmeye çalışacaklar. Allah’ın izniyle onlara bu fırsatı vermeyeceğiz.”
Dünyayı sömürerek, bölgeyi kan deryasına çevirerek kendilerine refah düzeni kurmak isteyenlere boyun eğmeyeceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, karanlık, kirli oyunlara ve bütün bunlara karşı çok ama çok dikkatli olacaklarını söyledi.
Müslümanları birbirine düşürmeye çalışanlara karşı uyanık olacaklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Milletimizin umudunu kırmaya, moralini bozmaya, aramıza nifak duvarları örmeye çalışanlara karşı her zaman teyakkuz hâlinde olacağız. Sizlere güveniyorum. Rabb’im basiret ve ferasetimizi artırsın diyorum. Bu düşüncelerle 19 Ekim Muhtarlar Günü’nüzün tekrar hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Buraya geldiğiniz için, milletin evini şereflendirdiğiniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Vazife yaptığınız köy ve mahallelerinizdeki vatandaşlarımızın her birine selamlarımı iletmenizi sizlerden özellikle rica ediyorum. Her birinize işlerinizde kolaylıklar diliyorum.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye ziyarette bulunan Kamboçya Başbakanı Hun Manet ile Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde görüştü.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, davetine icabetle Türkiye’yi ziyaret eden Kamboçya Başbakanı Manet’i Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde resmî törenle karşıladı. Birbirlerine heyetlerini tanıtan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kamboçya Başbakanı Manet, daha sonra baş başa ve heyetler arası görüşmeye geçti.
Görüşmede, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da hazır bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TİM 13. İnovasyon Haftası Programı’nda yaptığı konuşmada, “Türkiye olarak teknoloji yarışında geri kalmak istemiyoruz. Millî teknoloji hamlemizle dünyada sayılı ülkenin sahip olduğu muazzam bir araştırma geliştirme ve inovasyon altyapısı inşa ettik” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından Ticaret Bakanlığının desteğiyle Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu TİM 13. İnovasyon Haftası Programı’na katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, Türkiye’nin dört bir yanından programa katılan iş dünyasının temsilcilerini, ihracatçıları, girişimcileri ve gençleri selamladı.
Programa katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye İnovasyon Haftası etkinliklerinin ülke, millet ve iş dünyası için hayırlara vesile olmasını diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ticaret Bakanlığına, TİM’e ve programın düzenlenmesinde emeği bulunanlara teşekkür ederek, dün başlayan İnovasyon Haftası’nın “İnsanlığın Yeni Evresi” temasıyla düzenlenmesini son derece anlamlı bulduğunu ifade etti.
Yapay zekâ, robotik, biyoteknoloji, veri sistemleri ve otonom teknolojiler başta olmak üzere hayatın her alanında köklü değişimler yaşanırken, iş dünyasının bu yeni döneme ne kadar hazır olduğunun tespitinin şüphesiz çok önemli olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu durumun yerinde bir hassasiyetin ifadesi olduğunu söyledi.
“TEKNO-OLİGARKLAR SADECE BELLİ ÜLKELERİ DEĞİL, TÜM DÜNYAYI HEDEF ALMAKTADIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, teknoloji hızlı bir şekilde ilerlerken insan faktörünün dikkate alınmadığını ve umursanmadığını belirterek, “İnsanı ve insani değerleri taşlayan bu teknolojinin ne kadar faydalı olacağı kuşkusuz şüphelidir. Son dönemde insan ile teknoloji arasındaki ilişkileri sorgulayanların sayısının giderek arttığını müşahede ediyoruz. Sadece entelektüel çevrelerde değil, iş dünyasında, akademide, toplumun genelinde soru işaretleri artmakta, güvenin yerini tedirginlik almaktadır. İnsanlık tarihine baktığımızda değişime direnenler, değişimden korkanlar, değişimle birlikte ellerindeki imkânları kaybetmekten endişe duyanlar olmuştur. Bundan sonra da olacak fakat her seferinde insanla teknoloji arasında bir orta yol bulunmuş, karşı çıkılan teknoloji zamanla insan hayatının vazgeçilmezi hâline gelmiştir” diye konuştu.
Tarihte olduğu gibi bugün de benzer endişelerin yapay zekâ başta olmak üzere birçok yenilik için dile getirildiğini gördüklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Kuşkusuz bunların önemli bir kısmı son derece haklı, yerinde endişelerdir. Geçen hafta dikkat çektiğim tekno-oligarklar sadece belli ülkeleri değil, tüm dünyayı hedef almaktadır. Nisan ayında savunma, istihbarat ve güvenlik alanlarında faaliyet gösteren bir veri analiz şirketinin yayınladığı 22 maddelik bildiri, insanlık olarak bizi bekleyen tehlikeyi gözler önüne sermiştir. 100 milyarlarca dolarlık devasa bütçelere hükmeden, dünyayı istedikleri şekilde oynayabilecekleri bir yap-boz tahtası olarak gören bu zihniyetin, insana, hayata ve topluma bakış açısını böylece anlamış olduk. Kimilerinin ‘teknokrasi’, kimilerinin ‘teknofaşizm’ adını verdiği bu yeni tehdidin boyutlarını henüz tam olarak ölçemiyoruz. Keza insan unsurunun neredeyse sıfırlandığı, karanlık fabrikalar gerçeğinin istihdam hayatımızda yol açacağı sorunları da kestiremiyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün bunların şimdiden konuşulmasını, iş hayatı dâhil farklı yönleriyle ele alınmasını çok kıymetli bulduğunu dile getirerek, Türkiye İnovasyon Haftası’nda bu önemli tema altında yürütülecek ufuk açıcı tartışmalara görüşleriyle, düşünceleriyle, birikimleriyle, önerileriyle katkı verenlere teşekkür etti.
“24 YIL ÖNCE SAYILARI BİR ELİN PARMAKLARINI DAHİ GEÇMEYEN TEKNOPARKLARIMIZIN SAYISI BUGÜN 115’E ULAŞTI”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak teknoloji yarışında geri kalmak istemediklerini belirterek, “Millî teknoloji hamlemizle dünyada sayılı ülkenin sahip olduğu muazzam bir araştırma geliştirme ve inovasyon altyapısı inşa ettik. 24 yıl önce sayıları bir elin parmaklarını dahi geçmeyen teknoparklarımızın sayısı bugün 115’e ulaştı. 2002’de 1,2 milyar dolar olan Türkiye’nin araştırma geliştirme harcamalarını 20 milyar dolara çıkardık” diye konuştu.
Özgün bir fikri olan, dünyayı daha iyiye dönüştürme idealine sahip her bir insanın hayallerine giden yolu ardına kadar açmaya çalıştıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Girişimcilerimizin ihtiyaç duyduğu finansmanı temin etmek üzere girişim sermayesi ve eş finansman mekanizmalarını devreye aldık. Her yıl düzenlediğimiz TEKNOFEST’lerde binlerce yenilikçi fikir somut projeye dönüşüyor. 2019 yılına kadar unicornu olmayan bir ülkeyken bugün 8 unicornumuz var. 2030’a dek ülkemizden 100 bin teknoloji girişiminin doğmasını, bunların toplam değerlemesini ise 100 milyar dolara ulaşmasını hedefliyoruz. Atatürk Havalimanı terminal binalarını Terminal İstanbul markasıyla dünyanın en büyük teknoloji ve girişimcilik merkezi hâline getiriyoruz. İlk aşamasını devreye aldığımız Terminal İstanbul’u tüm fonksiyonlarıyla 2027’de kullanıma açacağız” ifadelerini kullandı.
Nisan ayında Türkiye’yi küresel yatırımlar ve teknoloji girişimleri için merkez ülke hâline getirecek adımları kamuoyuyla paylaştıklarını, destek enstrümanlarını güncellediklerini, müteşebbislerin ihtiyaçlarına çözüm üreten yeni programları hizmete verdiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Merkez Bankamızın 750 milyar lira tahsis ettiği yatırım taahhütlü avans kredisi programımız bunların en başında yer alıyor. Yüksek teknoloji destek programı HIT 30’la da Türkiye’nin ileri teknoloji üretim gücünü yükseltmek üzere önemli bir adım attık. KOBİ’lerimizin finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla 250 milyarlık imalat sanayi kredi finansman programını devreye aldık” dedi.
“VERİ MERKEZLERİMİZİN TOPLAM KURULU GÜCÜNÜ 2030 YILINA KADAR EN AZ 1 GİGAVATA ULAŞTIRACAĞIZ”
Yakın dönemde 2026-2030 Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planıyla gelecek vizyonunu paylaştıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Buna göre, veri merkezlerimizin toplam kurulu gücünü 2030 yılına kadar en az 1 gigavata ulaştıracağız. Veri merkezi, bulut bilişim ve yapay zekâ altyapılarında özel sektörün öncülüğünde en az 10 milyar dolarlık kaynağı harekete geçireceğiz. Bilge dil modelimizle Türkçe yapay zekâ çözümlerinin geliştirilmesini ve farklı sektörlerde yaygınlaşmasını sağlayacağız. Kıymetli dostlar, burada şunun da altını çizmek durumundayım. Teknolojiye yaptığımız yatırımların ekonomimiz ve dijital egemenliğimiz için ne anlama geldiğini özellikle savunma sanayi alanında görüyoruz. Bakınız, savunma ve havacılık sektörümüzün 2002 yılında yerlilik oranı sadece yüzde 20, ihracatı ise 248 milyon dolar seviyesindeydi. Güvenlik kredilerimizin kullandığı birçok temel malzemeyi ithal etmek zorunda kalıyorduk. Ürünü ithal etmekle iş bitmiyor. Tedarikçiler bunları nerede, kime karşı ve nasıl kullanacağımıza da karışıyordu.”
Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan terörle mücadeleye kadar başkalarına muhtaç olmanın sıkıntısını çok çektiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Attığımız kararlı adımlarla ülkemize ve milletimize yakışmayan bu hazin tabloya hamdolsun son verdik. Bugün savunma sanayisinde 4 bin 500’ü aşkın firma, bin 400’ün üzerinde proje, 100 bine yaklaşan doğrudan istihdam ve 100 milyar doların üzerinde proje büyüklüğü ile bambaşka bir seviyeye ulaştık. Geçen yıl 180 farklı ülke ve bölgeye 10 milyar doların üzerinde savunma ve havacılık ürünü ihraç ettik” diye konuştu.
“TÜRKİYE İÇİN İLERİ TEKNOLOJİYE YATIRIM YAPMAK TERCİHTEN ÖTE MECBURİYETTİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2026 yılının ocak-eylül döneminde ise ihracatı, önceki senenin aynı dönemine kıyasla yüzde 15,6 artırarak 6,9 milyar dolara taşıdıklarını paylaşarak şunları söyledi: “Bir diğer gurur verici rakam şudur, Türkiye’nin genel ihracatında kilogram başı değer 1,5 dolar civarındayken savunma sanayisinde hacimli ürünler dâhil kilogram başı ihracat oranımız 65 dolara yaklaşıyor. Hatta SİHA’larımızda kullandığımız kameraların kilogram başı değeri 20 bin dolar civarında. O kameraların içindeki dedektörlerin kilogram başı değeri ise 50 bin dolar. Bunlar bize aslında şunu anlatıyor, Türkiye için ileri teknolojiye yatırım yapmak tercihten öte mecburiyettir. Yüksek katma değerli üretime geçişi de hızlandırmak zorundayız. Elbette bu süreçte geleneksel olarak güçlü olduğumuz sektörleri ihmal etmeyecek, onları da desteklemeye devam edeceğiz.”
“TIPKI BİR CERRAH TİTİZLİĞİYLE OPERASYONU YÜRÜTÜYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son haftalarda fon piyasasının belli bir kısmında nükseden sorunla yüzleştiklerini söyledi.
“17 Eylül’den itibaren attığımız kararlı adımlarla sorunu kontrol altına aldık” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tam yetkiye sahip Fon Koordinasyon Kurulumuzu süratle oluşturduk. Tıpkı bir cerrah titizliğiyle operasyonu yürütüyoruz. Kararlı, dikkatli ve çok hassas adımlarla meseleyi hakkaniyete en uygun şekilde çözüyoruz” ifadelerini kullandı.
Bu konuda üç öncelikleri olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Birincisi, tasfiyesine karar verilen fonlardaki birikimlerin yatırım sahiplerine mümkün olan en kısa sürede ödenmesi. Geçen hafta olağan tasfiyede ödemeler başladı, sorunsuz devam ediyor. Olağanüstü tasfiyelerde ise TBMM’ye sunulan kanun teklifimizin yasalaşmasına müteakip ara ödemeler başlayacak. İkinci önceliğimiz, manipülasyon yaparak haksız kazanç elde edenlerle hukuk önünde hesaplaşmak. Bununla ilgili yargı süreçleri dikkate alınarak icra ediliyor, yeni bilgiler ve itiraflar ışığında soruşturmalar derinleştiriliyor. Kimse kusura bakmasın. Benim ihracatçı kardeşim bir konteyner daha fazla ürün satmak için ülke ülke dolaşırken, benim sanayici kardeşim etrafımızı saran ateş çemberine rağmen büyük bir özveriyle çalışırken, benim tüccar kardeşim, esnaf kardeşim helalinden kazanmak için âdeta kılı kırk yararken, piyasa düzenbazlıklarıyla 3 lirasını sadece 3-5 ayda 10’a, 20’ye, 30’a katlayana asla tolerans göstermeyecek, sağladığı fahiş kazancının bedelini ona mutlaka ödeteceğiz. Üçüncü önceliğimiz, bu sürecin sermaye piyasalarımıza zarar vermeden yönetilmesidir. İlk günden beri konuda da çok özenli davrandık. Fırsatçılar ile yatırımcılar arasına net bir çizgi çekerek sorumlu bir tutum içinde olduk.”
Aynı itinalı yaklaşımı muhalefette ve tetikçi basın organlarında göremediklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sırf kendilerine ekmek çıksın diye insanların itibarlarıyla oynadılar. Bize zarar vermek uğruna Türk ekonomisinin zora girmesi için utanmadan kriz tellallığı yaptılar. Bizi siyaseten köşeye sıkıştırma adına önünü arkasını düşünmeden sermaye piyasalarımıza ateş etmekten çekinmediler. Neticede aileleriyle birlikte milyonlarca insanımızı etkileyen bu hadisede gerçekten çok kötü bir sınav verdiler. Her zaman yaptıkları gibi yine sapla samanı birbirine karıştırarak böyle bir konuda dahi ülkenin hayrına olacak isabetli bir politika üretemediler” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Fon piyasasının belli bir bölümünde ortaya çıkan bu sorunu görmezden gelmek nasıl doğru bir yöntem değilse, bu sorunu siper alıp Türk sermaye piyasalarına ateş etmek, yatırımcıyı ürkütmek, korkutmak, hatta uzaklaştırmak da doğru bir yaklaşım değildir. Fon meselesi üzerinden topyekûn sermaye piyasalarımızın kriminalize edilmesini hoş karşılayamayız. Her şeyden önce böyle bir yaklaşım sadece sermaye piyasalarımızı değil, reel sektörümüzü de sıkıntıya düşürecektir. Zira sermaye piyasaları tasarruf sahipleri ile reel sektör arasında bir finans köprüsü kurarak çok hayati bir görev icra etmektedir. Üstelik bu köprü borç oluşturmadan, ortaklığa dayalı ve faizsiz bir şekilde kurulabildiği için ayrıca kıymetlidir. Bilhassa 2008 küresel finansal krizi sonrasında bankacılık sisteminin finansman temininde önceki dönemlere göre daha isteksiz oluşu sebebiyle sermaye piyasalarının reel sektörü desteklemedeki rolü daha kritik hâl almıştır.”
“MİLLETİMİZİN HAK VE HUKUKUNU, MİLLETİMİZİN SELAMETİNİ HER TÜRLÜ HESABIN ÜSTÜNDE TUTMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Sermaye piyasalarının stratejik değerinin görüldüğü alanların en başında teknoloji ve inovasyonun bulunduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Teknoloji yatırımları yüksek AR-GE maliyetleri ve uzun proje geliştirme süreleri sebebiyle diğer yatırım alanlarına göre daha farklı dinamiklere sahiptir. Dolayısıyla teknoloji ve inovasyonun finansmanı bankacılık sektöründen ziyade sermaye piyasalarına daha fazla hitap eden bir alandır. Sermaye piyasaları sunduğu esnek ve risk paylaşımına dayalı çözümlerle inovasyon ekosisteminin gelişimine büyük katkı sağlıyor. Sermaye piyasalarını, teknoloji ve inovasyonun fikir aşamasından ticarileşmeye kadar birçok safhadaki gelişimine imkân tanıyan bir finansal vasıta olarak nitelemek yanlış olmaz” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Teknoloji Hamlesi’nin en önemli finansal destekleyicilerinden birini girişim sermayesi yatırım fonlarının oluşturduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: “Hâl böyleken, toplam fon sayısının yalnızca yüzde 4,6’sında ortaya çıkan bir sorundan yola çıkarak tüm sermaye piyasası araçlarını terörize etmek -bakın açık konuşuyorum- Türkiye ekonomisinin altını oymak olur. Ülkemizin kalkınma yürüyüşüne sabotaj düzenlemek olur. Buna ister siyasetçi ister gazeteci hüviyeti olsun kimsenin hakkı yoktur. Biz de zaten böyle bir fırsatçılığa izin vermeyiz. Tekrar söylüyorum, tamahkârlara ve sahtekârlara karşı hep beraber kararlılıkla mücadele edelim ama sermaye piyasalarımızı safralarından kurtarırken bünyedeki sağlam organları tahrip etmeyelim. Daha önemlisi, işte bu salondaki kardeşlerim gibi gece gündüz ülkesi için çalışan, üreten, ihraç eden, istihdam sağlayan reel sektörümüzün finansal nefes borularını tıkamayalım.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda herkesten, bilhassa da mesuliyet makamında olanlardan daha özverili üslup kullanmalarını beklediğini ifade ederek, “Onlar ne yaparsa yapsın, biz devlet ciddiyeti ve sorumluluk çerçevesinde hareket etmeyi sürdüreceğiz. Milletimizin hak ve hukukunu, milletimizin selametini her türlü hesabın üstünde tutmaya devam edeceğiz” dedi.
Bugüne kadar yatırımlarıyla, üretimleriyle, istihdamlarıyla, ihracatlarıyla, araştırma geliştirme faaliyetleriyle Türkiye Yüzyılı’nın inşasına destek verenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye İnovasyon Haftası’nın hayırlara vesile olmasını temenni etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, El Salvador Büyükelçisi Eduardo Alfonso G. Grande’yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etti. Kabulde Büyükelçi Grande, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a güven mektubunu sundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hollanda Büyükelçisi Alle Dorhout’u Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etti. Kabulde Büyükelçi Dorhout, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a güven mektubunu sundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mali Büyükelçisi Oumarou Maiga’yı Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etti. Kabulde Büyükelçi Maiga, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a güven mektubunu sundu.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.