Diplomat -Dünya

DÜNYA

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: “Türkiye nasıl enerji kaynaklarını çeşitlendiriyorsa savunma sanayi kaynaklarını da çeşitlendirmek durumundadır”

Avatar

Published

on

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’na ilişkin yaptığı açıklamada, “Türkiye nasıl enerji kaynaklarını çeşitlendiriyorsa savunma sanayi kaynaklarını da çeşitlendirmek durumundadır. Yaşadığımız coğrafya itibarıyla Türkiye’nin büyüyen, genç, dinamik nüfusu ve coğrafyası dikkate alındığında, farklı kaynaklardan savunma sanayi ihtiyaçlarını karşılamasından da daha doğal bir şey olamaz” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’na ilişkin düzenlediği basın toplantısında, gündemdeki gelişmelere ve toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulundu ve basın mensuplarının sorularını cevapladı.

“TÜRKİYE OLMADAN SURİYE’DE VE BÖLGEDE OYUN KURULAMAZ”

Kamuoyu ile canlı olarak paylaşılan toplantıda, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın şunları söyledi:  “Bugün Sayın Cumhurbaşkanımızın başkanlığında gerçekleştirilen Kabine Toplantısı’nın ardından sizinle birlikteyim. Bugün Sayın Cumhurbaşkanımız takdim konuşmalarında özellikle 13 Kasım’da gerçekleştirdikleri Washington ziyaretiyle ilgili bir değerlendirmede bulundular. Daha sonra Meclis’te devam eden bütçe görüşmeleri kısaca ele alındı. Tabii Suriye, güvenlik, terörle mücadele, güvenli bölgenin kurulması, mültecilerin yerlerine geri gönderilmesi, İdlib’deki gelişmeler, yaklaşmakta olan NATO Zirvesi ve diğer konular da bugün Kabine Toplantısı’nın gündemindeydi. Güvenlikle ilgili her zaman olduğu gibi İçişleri, Dışişleri, Millî İstihbarat Teşkilatı ve Millî Savunma Bakanlığımızın sunumları oldu. Ayrıca, bugün Ticaret Bakanlığımızın ve Tarım Orman Bakanlığımızın da birer sunumu oldu. Bu geniş ve yoğun gündemli Kabine Toplantısı’yla ilgili de sizlerle birkaç konuyu da paylaşmak isterim.

Öncelikle Sayın Cumhurbaşkanımızın 13 Kasım’da gerçekleştirdiği ziyaretin bizim açımızdan başarıyla neticelendiğini ifade etmek isteriz, çünkü bu vesileyle Cumhurbaşkanımızın Türkiye’nin tezlerini açık, net bir şekilde ortaya koymuştur. Ve oradan çıkan tablo, Türkiye olmadan Suriye’de ve bölgede oyun kurmanın mümkün olmadığı, olmayacağı gerçeğidir.

“KARŞILIKLI ÇIKARLARIN KORUNMASI DIŞ POLİTİKADAKİ İLİŞKİLERİMİZİN TEMEL PRENSİBİDİR”

Özellikle Sayın Cumhurbaşkanımızın Sayın Trump ile yaptığı görüşmede ikili konular etraflı bir şekilde ele alınmıştır, S-400 konusundan F-35’lere, Patriot’lar meselesinden savunma sanayiinde iş birliğine, kongredeki siyasi gündemden 100 milyar dolarlık ticaret hacmine kadar geniş yelpazede bu konular etraflı bir şekilde ve açık ve samimi bir biçimde bu görüşmelerde ele alınmıştır.

Siz de takip ettiniz, özellikle Sayın Cumhurbaşkanımızın 5 senatörle yaptığı görüşmede de Türkiye’nin tezleri, pozisyonu, endişeleri, güvenlik kaygılar açık ve net bir şekilde ifade edilmiştir. Dolayısıyla ziyaret öncesinde işte radikal bir kopuş olacak, kriz olacak beklentilerini boşa çıkartan bir tablonun ortaya çıktığını söyleyebiliriz.

Tabii bizim hem Amerika Birleşik Devletleri ile hem diğer ülkelerle ilişkilerimizin de temel prensipleri bellidir, egemenlik hakları çerçevesinde eşit aktör ilişkisini esas alan bir ilişki söz konusudur. Burada karşılıklı çıkarların korunması ve karşılıklı saygıyı esas bir ilişki modalitesi bizim sadece Amerika Birleşik Devletleri ile değil, dünyanın diğer ülkeleriyle de dış politikadaki ilişkilerimizin temel prensibini oluşturmaktadır.

“BARIŞ PINARI HAREKÂTI YAKIN TARİHİN EN ÖNEMLİ HADİSELERİNDEN BİRİDİR”

Bu hususun da altını özellikle çizmek istiyorum, çünkü zaman zaman bununla ilgili birtakım spekülasyonlar yapılıyor, Türkiye’nin özellikle Barış Pınarı Harekâtı’yla elde ettiği başarıyı gölgelemeye dönük birtakım dezenformasyon faaliyetlerinin, çarpıtma çabalarının hâlâ devam ettiğini de maalesef üzüntüyle izliyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi imkân ve kabiliyetleriyle gerçekleştirdiği bu harekât bizim yakın tarihimizin en önemli hadiselerinden bir tanesidir. İleride inşallah bugünler yazıldığı zaman, tarihçiler bu harekât sayesinde ve bundan önce yapılan Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtları’yla Suriye’nin kuzeyinde ve sınırımızın güneyinde kurulmak istenen terör koridoruna ve terör devletine çok ciddi bir darbe vurulduğunu mutlaka yazacaklardır. Dolayısıyla burada bu harekâtın başarısını ve sonrasında elde ettiğimiz stratejik mevzileri gölgeleyecek spekülasyonlardan uzak durulması gerekiyor. Amerika ziyareti de Sayın Cumhurbaşkanımızın bu tespitleri ve kazanımları teyit eden bir netice doğurmuş ve tablo da bu şekilde ilerlemeye devam etmektedir; bunun altını özellikle çizmek istiyorum.

“TÜRKİYE NATO’NUN TEMEL PRENSİPLERİNE BAĞLIDIR”

Uluslararası arenada bu çerçevede bildiğiniz gibi 3-4 Aralık’ta Londra’da bir NATO Zirvesi gerçekleşecek ve Cumhurbaşkanımız da bu zirveye katılacaklar. Burada özellikle NATO’yla ilgili birçok tartışmaların yapıldığını, NATO’nun beyin ölümünün gerçekleştiği, ittifakın çatırdamaya başladığı, müttefiklerin birbirleriyle uyum içinde hareket etmediği, külfet paylaşımının yapılmadığı şeklinde birtakım tespitlerin, değerlendirmelerin, şikâyetlerin, hatta suçlamaların olduğu bir ortamda Sayın Cumhurbaşkanımız da NATO Zirvesine ciddi bir hazırlık yaparak gidecek ve burada NATO’nun misyonu, vizyonu, 21. yüzyıldaki konumunu, bundan sonraki faaliyetleri, tehdit algısı ile ilgili önemli mesajlar verecekler. Bu hazırlığın da başladığını özellikle ifade etmek istiyorum, çünkü Türkiye NATO’nun güçlü, önemli bir müttefiki olarak ittifakın temel prensiplerine bağlıdır. Fakat bizim bunun ötesinde NATO’nun 21. yüzyıldaki konumu, pozisyonu, öncelikleri konularında da bir zihni berraklık içerisinde olmamız gerekiyor. Yakın dönemde özellikle bu konuda bir karışıklığın olduğunu, karmaşıklığın olduğunu hepimiz görüyoruz, yapılan açıklamalar da bu karışık tabloyu daha da karmaşık hâle getiriyor. Bu zirvenin NATO’nun geleceğine ilişkin daha belirgin, daha berrak, daha aydınlık bir tablonun ortaya çıkmasına vesile olacağını biz ümit ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız da bu çerçevede hazırlıklarını yürütmekte.

Bildiğiniz gibi NATO Zirvesi marjında da Türkiye artı üç Avrupa ülkesiyle bir dörtlü zirve yapılacak, yani Fransa, Almanya ve İngiltere liderleri Sayın Cumhurbaşkanımızla bir dörtlü zirve gerçekleştirecekler. Bunun bildiğiniz gibi ilk ön hazırlık toplantısını evvelsi hafta biz İstanbul’da yapmıştık benim ev sahipliğimde, şimdi o zirvede de hem bu ülkelerle ikili ilişkilerimizi hem Türkiye’nin genel olarak Avrupa coğrafyasıyla olan ilişkisini hem Suriye, terörle mücadele, Irak, İran ve diğer konuları, Libya da dahil olmak üzere ele almayı planlıyoruz. Avrupalı mevkidaşlarımızın önerisi, bu zirvenin sadece bir defalığına mahsus olarak değil, daha düzenli bir şekilde yapılması yönünde bir önerileri var. Bunu tabii liderler de kendi aralarında görüşerek bir karara bağlayacaklar, ama prensipte böyle bir platformun etkin bir şekilde kullanılmasının biz de iyi olacağı kanaatindeyiz.

“TERÖR UNSURLARININ YAPTIĞI TACİZ ATIŞLARININ KABUL EDİLEBİLİR HİÇBİR TARAFI YOKTUR”

Tabii Barış Pınarı Harekâtı’na atıf yaptım, burada özellikle askerî birliklerimizin ve bizim desteğimizle, kontrolümüzle ilerleyen Suriye Millî Ordusu unsurlarının bölgede, Tel Abyad, Rasulayn ve diğer bölgelerde güvenlik ve istikrarlaştırma çalışmalarına devam ettiğini, insani yardımları da muhtaçlara ilettiğini ifade etmek istiyorum. Dolayısıyla orada süreç devam ediyor.

Tabii sahada birçok zorluklar var, zaman zaman siz de görüyorsunuz, tahriklerin olduğunu, tacizlerin olduğunu hep birlikte görüyoruz. Burada tabii biz hem 17 Ekim anlaşmasının muhatabı olan Amerika Birleşik Devletleri’ne hem de 22 Ekim Soçi Anlaşması’nın muhatabı olan Rusya Federasyonu’na bu anlaşmaların gereğini yerine getirmeleri çağrımızı yeniliyoruz, yineliyoruz, çünkü burada barış ve istikrarın sağlanması herkesin faydasına olacaktır. Terör unsurlarının yaptığı intihar saldırılarının, taciz atışlarının, özellikle sivillere yönelik baskılarının kabul edilebilir hiçbir tarafı yoktur. Bunları durdurmak Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri tarafının tasarrufundadır, mesuliyetindedir, bu konuyu da özellikle hatırlatmak istiyorum.

Özellikle insani yardımlar konusunda bildiğiniz gibi ilgili kurumlarımız şu anda Suriye’nin farklı yerlerine, sadece doğusuna değil, batı bölgelerine, İdlib de dâhil olmak üzere, Cerablus, Azez bölgesi, Afrin bölgesi de dâhil olmak üzere insani yardımlarını ulaştırıyorlar. Dolayısıyla harekât başlamadan önce ve hareket esnasında dile getirilen oradaki azınlıkların, Kürtlerin, dini azınlıkların, Hıristiyanların hedef alınacağı şeklindeki kehanetlerin hiç birisinin doğru olmadığı açık ve net bir şekilde ortaya çıkmıştır. Daha önce de zaten bizim hem Zeytin Dalı Harekâtı’nda hem Fırat Kalkanı Harekâtı’nda geçmişte yaptıklarımız son derece açık ve nettir. Özellikle insani yardımlar ve insani konularda askerlerimizin ne kadar hassas olduğu görülmüştür, hamdolsun Barış Pınarı Harekâtı’nda da aynı tablo açık ve ne bir şekilde iftihar duyacağımız bir şekilde ortaya çıkmıştır.

“İDLİB’DEKİ DURUM HASSASİYETİNİ KORUYOR”

Tabii bu çerçevede İdlib’deki durum hassasiyetini koruyor, bunu da Suriye bağlamında ifade etmek isterim. Rus makamlarıyla bu konuda görüşmelerimiz devam ediyor. Tabii burada gene Rus makamlarının üzerine ciddi bir mesuliyet, sorumluluk düştüğünü ifade etmek isterim, çünkü orada İdlib gerginliği azaltma bölgesi çerçevesinde yaptığımız anlaşma hâlâ bakidir ve mevcut statükonun korunması, İdlib’de yeni bir insani krizin yaşanmasının önlenmesi açısından büyük önem arz etmektedir. Bizim orada 12 tane askerî gözlem noktamız var, bunların güvenliği açısından da bu 12 askerî gözlem noktasının koruduğu sivillerin yaşam haklarının muhafaza edilmesi açısından da rejimin tahriklerinin ve tacizlerinin mutlaka engellenmesi gerekiyor. Bu konuda Rusya tarafına da bir sorumluluk düştüğünü özellikle ifade etmek istiyorum, aksi hâlde orada yeni bir kaos, yeni bir göç dalgası, yeni bir insani kriz, yeni bir insani dram anlamına gelecektir. Umarız bu konuda da Rus mevkidaşlarımız gerekli çalışmaları vakit kaybetmeden hızlı bir şeklide yaparlar.

Ama şunun altını özellikle çizmek istiyorum; Biz İdlib gerginliği azaltma bölgesi mutabakatına bağlıyız, bunun gereklerini yerine getiriyoruz. Oradaki askerî gözlem noktalarımızla ilgili de herhangi bir değişiklik söz konusu değildir.

Bu arada bildiğiniz gibi bu atıf yaptığım harekâtların, yani özellikle son olarak Barış Pınarı Harekâtı’nın yanı sıra eşzamanlı olarak Irak sahasında Pençe Harekâtı’nın 3. başladı devam etmekte, aynı şekilde sınırlarımızın içerisinde de Kıran Harekâtları devam etmekte. Yani Türkiye’nin askerî kabiliyetleri açısından baktığınızda, şu geçtiğimiz üç, dört aylık süre içerisinde aynı anda Irak sahasında, Suriye sahasında ve Türkiye Cumhuriyeti topraklarında birbiriyle koordineli, ama farklı üç büyük operasyonun, harekâtın yapılmakta olduğunu hatırlamakta fayda var. Zaman zaman Türkiye Cumhuriyeti’nin Silahlı Kuvvetleri’nin askerî imkân ve kabiliyetleriyle ilgili spekülasyonların yapıldığını, terörle mücadelede etkin netice alınmadığını söyleyenler oluyor, ama bu tabloya baktığınız zaman PKK terör örgütüne karşı, onun Suriye’deki uzantılarına karşı, DEAŞ terör örgütüne karşı, onun farklı yerlerdeki uzantılarına karşı hamdolsun çok ciddi neticelerin alındığını artık görmekteyiz.

“TÜRKİYE’NİN DEAŞ’LA MÜCADELEDEKİ KARNESİ SON DERECE AÇIK”

Bu konuda Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ilgili kurumlarımız, İçişleri Bakanlığımız, Millî Savunma Bakanlığımız, Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığımız, polisimiz, jandarmamız, askerimiz tam bir uyum içerisinde bir çalışma yürütüyorlar, bunun neticelerini de hamdolsun sahada görüyoruz.

Tabii bütün bu süreç yaşanırken DEAŞ’la mücadelede hiçbir aksaklık olmaması için biz elimizden geleni, gene yaptığımız anlaşmalar çerçevesinde sorumluluklarımızı yerine getiriyoruz. Türkiye’nin DEAŞ’la mücadeledeki karnesi son derece net, açık, onu tekrar etmek istemiyorum. Ama özellikle Resulayn, Tel Abyad bölgesinde Amerikalılarla yaptığımız 17 Ekim anlaşmasından sonra DEAŞ’lıların serbest bırakılması sürecini hatırlayacak olursak, YPG’nin planının ne olduğu çok açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Aslında YPG, DEAŞ’ın geri gelmesini istiyor, DEAŞ’ın sonlanmasını, sona ermesini istemiyor, çünkü bunu kendini meşrulaştıracağı bir araç olarak kullanmak istiyor, kendisini, terör örgütü kimliğini gizleyip bunu Batı dünyasına satabilmek için de DEAŞ tehdidinin devam etmesi gerektiğini gayet iyi biliyor. Dolayısıyla DEAŞ tehdidi geri geliyor, DEAŞ canlanıyor gibi söylemler gündeme geldiğinde bunların kimler tarafından nerede, sahada ve bunun Batıdaki yansımalarının ne şekilde koordine edildiğine de dikkatle yakından bakmak gerekiyor. Terör örgütünü son tahlilde DEAŞ’la mücadele gibi bir önceliği yok. Onların önceliği, kendi işgal ettikleri Suriye topraklarında ve diğer bölgelerde devletimsi bir yapı ya da otonom bir yapı kurmaya çalışmak. Ama biz Suriye’nin toprak bütünlüğü çerçevesinde ve devam eden siyasi süreç bağlamında da buna müsaade etmeyeceğimizi ifade ettik.

“SEÇİMLERİN YAPILMASI SURİYE’DEKİ SİYASİ SÜRECİN İLERLETİLMESİ AÇISINDAN HAYATİ ÖNEME SAHİP”

Özellikle Suriye bağlamında da bildiğiniz gibi Anayasa Komitesi çalışmalarına başladı, ilk toplantısını Ekim ayının sonunda yapmıştı, ikinci toplantısını da Kasım ayının sonunda yapacak ve buradan çıkacak neticeler tabii ki siyasi sürecin ilerletilmesi açısından da büyük önem arz ediyor. Bundan sonra, yani anayasanın tadil edilmesi ya da yeni bir anayasanın yazılması konusunda usul ve esaslar da anlaşıldıktan sonra Suriye’de bir seçim yapılması süreci gündeme gelecek. Ve BM 2254 numaralı karar çerçevesinde de bildiğiniz gibi Anayasa Komisyonu çalışmalarını tamamlaması ve ardından seçimlerin yapılması Suriye’deki siyasi sürecin ilerletilmesi açısından hayati öneme sahip.

Bizim yaklaşımımız, uluslararası toplumla birlikte Suriye içinde ve dışında bulunan bütün Suriyelilerin bu seçimlerde oy kullanmasının sağlanması, seçimlerin de uluslararası gözlemciler nezdinde yapılmasıdır. Burada tabii ki BM ve diğer ülkelerin kolaylaştırıcı bir rol oynaması da büyük önem arz ediyor ki böylece hem Esed rejiminin geleceğiyle ilgili hem de Suriye halkının iradesinin sandığa yansıması noktasında önemli bir aşamaya da ulaşma imkânımız olsun istiyoruz.

“HAKLI VE MEŞRU DAVASINDA FİLİSTİN HALKININ YANINDAYIZ”

Burada iki konuyu daha sizinle paylaşmak istiyorum: Birincisi, Amerika Birleşik Devletleri’nin İsrail’in Batı Şeria’daki yerleşimci diye ifade edilen yerlerin uluslararası hukuka aykırı olmadığı şeklindeki açıklaması. Bu son derece talihsiz, uluslararası hukuku yok sayan, Filistinlilerin hakkını, hukukunu ayaklar altına alan bu açıklamayı reddettiğimizi ve kınadığımızı ifade etmek istiyorum.

Burada bir kelime oyunu oynandığını da özellikle sizlerin ve kamuoyunun dikkatine getirmek istiyorum. İngilizce de ‘settlement’ diye ifade edilen, Türkçeye de yerleşimci diye tercüme ettiğimiz bu yerler yerleşimci filan değildir, bildiğiniz düpedüz işgalcilerdir. İşgal altındaki Filistin topraklarında Filistinlilerin zeytin bağlarını, evlerini, tarihî mekânlarını, bahçelerini işgal eden kişilerin kurduğu yerlerdir buralar. Dolayısıyla yerleşimciler uluslararası hukuka aykırı değildir ifadesi, işgal uluslararası hukuka aykırı değildir demekle eş anlamlıdır. Bunun adı işgaldir, bu işgali meşrulaştırma çabasıdır.

Biz nasıl Filistin topraklarının tamamının işgaline karşıysak bu konuda alınmış onlarca BM kararı, Güvenlik Konseyi kararı bulunmaktadır. Aynı şekilde Batı Şeria’da, Kudüs’te, Gazze’de veya başka bir yerde Filistin topraklarının işgal edilmesini hiçbir şekilde kabul etmediğimizi ve Filistin halkı özgürleşene kadar, iki devletli çözüm hayata geçirilene kadar da Filistin halkının haklı ve meşru davasında onların yanında olacağımızı ifade etmek istiyorum.

Özellikle bu Kudüs’le ilgili Amerika Birleşik Devletleri yönetiminin aldığı kararın, Büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşımasının artından yaşanan gerilimleri hep birlikte gördük. Ondan sonra gelen önemli bir hukuk ihlali Golan Tepeleri’yle ilgiliydi, bir başka ülkenin topraklarını âdeta İsraili’nmiş gibi takdim eden yaklaşımın da ne kadar büyük sorunlar yarattığını gördük. Şimdi üçüncü olarak bu konunun bu şekilde gündeme getirilmesinin, barış ve istikrara, özellikle Orta Doğu barışına hiçbir katkı sağlamayacağını tekraren ifade etmek istiyoruz. Bu kararı kınadığımızı, ret ettiğimizi de tekrar vurgulu bir şekilde ifade etmek istiyorum.

“100 BİNİ AŞKIN AHISKA TÜRKÜ ASIRLARDIR YAŞADIĞI TOPRAKLARDAN UZAKLAŞMAK ZORUNDA KALDI”

Bir diğer önemli konu da arkadaşlar, Ahıska Türklerinin sürgünün 75. yılını bu yıl idrak ediyoruz. 14 Kasım 1944 tarihinde bildiğiniz gibi Ahıska Türkleri yaşadıkları bölgelerden, Ahıska bölgesinden büyük bir sürgüne maruz kaldılar. Burada 100 bini aşkın Ahıska Türkü asırlardır yaşadığı topraklardan uzaklaşmak ve sürgün acılarını yaşamak zorunda kaldılar ve o dönemde Sovyetler Birliği’nin uzak coğrafyalarına dağıtıldılar. Sürgünün gayri insani sonuçları nesiller boyunca Ahıska Türkü kardeşlerimiz tarafından da yaşanmaya devam etti. Bugün tabii dünyanın dokuz farklı ülkesinde 500 binden fazla Ahıska Türkü dağınık bir şekilde yaşıyor. Bizim yaklaşık neredeyse 20 yıldır alan devam ettirdiğimiz bir çalışma var biliyorsunuz Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak Ahıska Türklerinin tekrar kendi tarihî yurtlarına geri dönmesiyle ilgili. Kısmi başarı elde ettiğimiz, ama maalesef sorunun büyük bir şekilde ortada durduğu alanlardan birisi. Bu konuda maalesef özellikle AGİT bünyesinde yürütülen çalışmalar kısmi bir katkı sağladı. Fakat biz özellikle bu sürgünün 75. yıl dönümünde Ahıska Türkü kardeşlerimizin bulundukları yerlerde güven, barış, huzur ve refah içinde yaşamaları için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Ahıska Türklerini tanıyanlar bilirler, onlar vatanperver, çalışkan insanlardır ve bulundukları her yeri abat etmiş insanlardır. İster Kazakistan’da, ister Kırgızistan’da, Gürcistan’da, Türkiye’de, Amerika Birleşik Devletleri’nde nerede olurlarsa olsunlar gittikleri yerlerde hakikaten hep olumlu etkiler bırakmış, kolektif bir şekilde iyinin, doğrunun, güzelin yanında olmuş insanlar. Sürgünün 75. Yıl dönümünde Cumhurbaşkanımızı adına da ben onların hüzünlerini, acılarını paylaştığımızı tekrar ifade etmek istiyorum.

İnşallah bir aksilik olmazsa da 10 Aralık günü burada, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde bizim Kongre Merkezinde bu sürgünün 75. yıl dönümüyle ilgili de bir program tertip ediyoruz. Orada da Ahıska Türklerini, yaşadıkları acıları hep birlikte anma imkânımız olacak.

Son olarak da evvelsi gün hayatını kaybeden Yıldız Kenter’e ben de buradan rahmet diliyorum, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Hakikaten Türk tiyatrosunun, genel manada Türk sanat ve kültür hayatının çok önemli isimlerinden birisiydi, yıllarca canlandırdığı karakterler, yetiştirdiği talebeler ve oluşturduğu sanat, kültür ortamıyla ülkemizi çok ciddi katkılar vermiş Yıldız Kenter Hanımefendiyle bu vesileyle rahmetle andığımı ifade etmek istiyorum.”

Soru: “İki ülke arasında bir mekanizma oluşturduğu ve ilgili bakanların bu mekanizma içerisinde yer aldığı, S-400, F-35, Patriot gibi konuların ve diğer ekonomi alanındaki konuların da bu mekanizmada gündeme geleceği söylendi. Bu mekanizmanın çalışma takvimi belli oldu mu, ilk toplantıyı ne zaman yapacak, nerede olacak toplantı?”

“S-400 KONUSUNDA GERİ ADIM ATMA SÖZ KONUSU DEĞİL”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: “Bununla ilgili bir görevlendirme oldu biliyorsunuz. O’Brien arasında bir çalışma yapılması yönünde başkanlar bizi talimatlandırdılar. Biz kendi tarafımızda bu çalışmayı başlattık, ilgili bakanlıklar, yani Millî Savunma Bakanlığı, Savunma Sanayi Başkanlığı, Dışişleri Bakanlığımız, İstihbarat Teşkilatımız ve Cumhurbaşkanlığı olarak bu çalışmayı başlattık, bir noktaya gelince bunu tabii ki Amerikalı muhataplarımızla paylaşacağız.

Tabii ilk önemli buluşmamız 3-4 Aralık’ta Londra’da yapılacak olan NATO Zirvesi, orada bir araya gelmeyi planlıyoruz, yani ben de mevkidaşımla bir araya geleceğim, bakanlarımız da kendi mevkidaşlarıyla, işte belki heyetler olarak da bir araya geleceğiz. O trafiğin içerisinde tabii bu biraz daha netleşecek, ama orada bir görüşme yapacağımızı ifade edebilirim. Biz tekliflerimizi önereceğiz, onların tekliflerini alacağız, dolayısıyla bir sürecin başladığını söyleyebilirim.

Tabii temel çerçeve olarak şunun altını tekrar çizmek istiyorum arkadaşlar: S-400 konusunda bir geri adım atmak söz konusu değil, bu imzası atılmış, tamamlanmış bir anlaşmadır. Bunun dışında teklifler, Amerikan tarafından veya başka yerlerden gelecek maksimalist tekliflerin egemenlik haklarımızı ihlal eden bir mahiyet arz etmesi kabul edilmez tabii ki. Ama bunun ikili ilişkilerde Türkiye’yle Amerika arasında bir sorun hâline gelmesini önlemek için de biz bazı çalışmalar yapacağız, birtakım teklifler götüreceğiz. Bize göre sorun aşılamayacak bir sorun değildir, S-400 meselesi iddia edildiği gibi F-35 programına varoluşsal tehdit oluşturan bir mesele değildir, bunu teknik olarak çözmek mümkündür, siyasi olarak da çözmek mümkündür, yeter ki bununla ilgili bir irade olsun.

“SAVUNMA SANAYİ ALANINDA YERLİLİK PAYINI SON YILLARDA ÇOK CİDDİ BİR ŞEKİLDE ARTIRDIK”

İkinci önemli husus da Türkiye nasıl enerji kaynaklarını çeşitlendiriyorsa savunma sanayi kaynaklarını da çeşitlendirmek durumundadır. Yaşadığımız coğrafya itibarıyla Türkiye’nin büyüyen, genç, dinamik nüfusu ve coğrafyası dikkate alındığında, farklı kaynaklardan savunma sanayi ihtiyaçlarını karşılamasından da daha doğal bir şey olamaz. Biz hamdolsun savunma sanayi alanında yerlilik payını da son yıllarda çok ciddi bir şekilde artırdık, yüzde 60-70-80’lere doğru getirdik. Bu tabii çok ciddi bir kazanım, bundan sonra da bu devam edecek.

Burada biz tabii ki Transatlantik İttifakı’nın ve NATO İttifakı’nın önemli bir üyesi olarak öncelikle müttefiklerimizle bu savunma sanayi iş birliklerini, anlaşmalarını yapmayı hep tercih ettik, hâlâ da tercihimiz bu yöndedir. Ama Türkiye’nin yüzüne kapılar kapatıldığında Türkiye’nin alternatifsiz olmadığını da herkesin bilmesi gerekir. Özellikle bu her şeyin iç içe geçtiği küreselleşme çağında ihtiyaçların da çok çeşitlendiği, farklılaştığı bir dönemde Türkiye’nin de farklı alternatifler üretmesi gayet doğaldır. Biz buna sıfır toplamlı bir oyun olarak bakmıyoruz, NATO İttifakı içinde olmamız bizim Rusya’yla, Çin’le iyi ilişkiler içinde olmamıza mani değildir. Aynı şekilde bizim Rusya’yla iyi ilişkiler geliştirmemiz Amerika Birleşik Devletleri’yle ilişkilerimize bir alternatif değildir. Avrupa’yla ilişkilerimiz Orta Doğu’yla ve Afrika’yla olan ilişkilerimize bir alternatif değildir. Dış politikaya biz 360 derece perspektifinden bakıyoruz, denge politikasını önemsiyoruz, ama bütün bunları yaparken egemenlik hakları çerçevesinde ulusal çıkarlarımızı öncelediğimizi de özellikle ifade etmek isterim.”

Soru: “S-400’lerle ilgili Türkiye’nin geri adım atması mümkün değildir dediniz. Bu çerçevede sistemin aktive edilmesiyle ilgili bir planlama var mı? Bir de, hafta sonu Rusya tarafından Türkiye’nin yeni S-400 sistemleri almayı değerlendirdiği şeklinde bir açıklama yapıldı. Böyle bir hazırlık var mı?”

“S-400’LER NATO HAVA SAVUNMA SİSTEMİNE ENTEGRE EDİLMEYECEK”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: “Bizim imzaladığımız bir anlaşma var biliyorsunuz 2017’nin Nisan ayında, o anlaşma çerçevesinde süreç devam ediyor arkadaşlar, yeni bir anlaşma söz konusu değil şu aşamada. Bu bataryaların gelmesi, eğitim programı, bunların yerleştirilmesi, konumlarının belirlenmesi, yazılım, bu tabii teknik olarak uzun bir süreç, önümüzdeki dönemde de bu süreç devam edecek. Dolayısıyla bu parçalar belki işte önümüzdeki haftalarda, aylarda devam edecek, belki siz de bunları takip edeceksiniz. Bununla ilgili dediğim gibi teknik detaylar, yazılımlar vesaireler de çalışılmaya devam ediyor.

Bu vesileyle şunun altını ben tekrar çizmek istiyorum: S-400’ler NATO güvenlik sistemine ya da hava savunma sistemine entegre edilmeyecek arkadaşlar, biz bunu en baştan da ifade ettik, kendi başına müstakil bir savunma sistemi olarak kalacak. Dolayısıyla mevcut NATO savunma sistemine, bizde ya da bölgemizde bulunan NATO hava sistemlerine bir tehdit oluşturması söz konusu değildir. Biz zaten aldığımız herhangi bir sisteminin bir başka güvenlik sistemine tehdit oluşturmasını asla olumlu karşılamayız. Daha da önemlisi, adı üstünde bu bir sistemi arkadaşlar, yani bu bize yönelik tehditleri bertaraf edecek bir sistem. Bununla biz gidip bir başka ülkeye saldırmayacağız, adı üstünde füze savunma sistemidir bu. Türkiye’nin tehdit öncelikleri söz konusu olduğunda da biz bunu müttefiklerimiz de dâhil olmak üzere herkesle birlikte kurup geliştirmeyi hedeflediğimizi bir kez daha ifade etmek isterim.”

Soru: “Gümüşhane’deki Dipsiz Göl, böyle anılan bir doğa harikası vardı, ama son günlerde farklı anılıyor artık. Burada define araması için izin veriliyor, sonrasında arama yapılıyor, göl boşaltılıyor ve şu anda çorak bir görüntü var karşımızda. Bu define araması için izin isteyenler kim, izni verenler kim?

Hem İstanbul’da, hem de Antalya’da meydana gelen üç olayda, 11 vatandaşımız yaşamını yitirdi, arkalarında mektup bıraktılar, ölüm yolunu seçtiler, bunu siyanürle gerçekleştirdiler. Siyanüre ulaşmak çok kolay. Bununla ilgili bir yol haritası, bir plan var mıdır en azından ulaşımı engellemek için?”

“DİPSİZ GÖL’DE YAŞANAN HADİSE İLE İLGİLİ SORUŞTURMA BAŞLATILDI”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: “Dipsiz Göl’de yaşanan hadisenin çok üzücü olduğunu ifade etmeliyim. Bununla ilgili hem Kültür Bakanlığımız, hem Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız derhal harekete geçtiler, bildiğiniz gibi soruşturma başlatıldı, ilgililer görevden alındılar. Çevre ve Şehircilik Bakanımız da buranın doğal SİT alanı olarak ilan edileceğini, bununla ilgili çalışmanın başladığını da ilan etti. Dolayısıyla bu konuda çok hızlı bir şekilde adım attığımız söyleyebilirim. Tabii bu izni kimler istedi, kimler verdi, bunlar adli ve idari soruşturma çerçevesinde daha net bir şekilde ortaya çıkacak.

Burada tabii kamu olarak bize düzen görevler var, bu konuda adımların atıldığını ifade ettim. Ama aynı zamanda bu alanda bir toplumsal bilincin de yerleşmesi, yayılması gerektiğini de özellikle ifade etmek istiyorum. Bizim özellikle bu tür tarihî ve doğal değerlerimizi ortadan kaldırmaya dönük hareketleri toleransla karşılamamız söz konusu değil. Daha geçen hafta bildiğiniz gibi 11 Kasım’da milyonlarca ağacın ekilmesi ve ülkemizin yeşil oranının daha da artması için ülke çapında büyük bir kampanya yaptık Sayın Cumhurbaşkanımızın iştirakleriyle ve bu yöndeki hassasiyetimiz son derece açık ve nettir. Aslında oluşturulmaya çalışılan algının tersine, Türkiye’de yeşil oranı da her yıl artmaktadır, ama bunların korunması önemli, bunların yaşatılması önemli, vatandaşımızın da bu konuda bir bilinç içinde olması son derece önemli.

Dolayısıyla Dipsiz Göl’le ilgili bu idari ve adli soruşturma devam ediyor, dediğim gibi görevlerinden aldılar ilgili kişiler. Burası doğal SİT alanı ilan edilecek. Bunun korunması için de birtakım çalışmalar hemen başladı biliyorsunuz, zeminle ilgili çalışmalar, su veriliyor, yani tekrar eski doğal hâline kavuşması için de burada Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın, Tarım ve Orman Bakanlığımızın müşterek bir çalışması söz konusu. En kısa sürede inşallah buranın eski doğal hâline, güzelliğine kavuşması için elimizden geleni yapacağımız ifade etmek isterim.

“BU BİR TOPLU İNTİHAR DEĞİL, CİNAYETTİR”

Bu siyanür kullanılarak meydana gelen ölüm hadiseleriyle ilgili olarak da öncelikle şunun altını açık ve net bir şekilde çizmek istiyorum: Bu bir toplu intihar değil, cinayettir. Öldürme öldürülme şekli ne olursa olsun, siyanür kullanılsın, silah kullanılsın, başka bir şey kullanılsın bunun adı toplu intihar değil bildiğiniz toplu cinayettir. Bunu yapan kişi son tahlilde bir cinayet işlemiştir, bunun altını da özellikle çizmek istiyorum. Tabii bu tür hadiselerin yaşanmaması için de biz Aile Bakanlığımızdan İçişleri Bakanlığımıza kadar bütün birimlerimizi harekete geçirmiş durumdayız.

Siyanür meselesine gelince, dediğiniz gibi erişimi son derece kolay bir kimyasal, tabii iyi amaçlarla da kullanılabilen, ama kötü amaçlarla da kullanılabilecek bir kimyasal. Bununla ilgili İçişleri Bakanımızın da yaptığı sunumda bu konu gündeme geldi bugün Kabine Toplantısı’nda, bir düzenleme yapılacak bununla ilgili, erişimin, satışın kontrol altına alınması, ayrıca bir takip sisteminin kurulması, yani siyanürü aldıktan sonra bunun nerede kullanıldığı, ne şekilde işlem gördüğüyle ilgili de bir takip sisteminin kurulmasına dönük de bir çalışma yapılacak. Bununla ilgili yönetmelikle ilgili bazı düzenlemelerin yapılması gerekiyor, eğer kanunu düzenleme gerekirse bu tabii ki Mecliste de gündeme gelecek. Burada biliyorsunuz kullanımı kontrole tabii kimyasal maddeler hakkında yönetmelik var, siyanürün buraya dâhil edilmesiyle ilgili bir çalışma ivedilikle başlatıldı. Umarız bu tür hadiseler bundan sonra tekrar yaşanmaz.

Ama burada bir noktanın da altını özellikle çizmek istiyorum, bu bahsettiğiniz üç hadise tabii ardı ardına 11 vatandaşımız hayatını kaybedince, tabii işte siyanür kelimesi en çok kullanılan, işte Google’da araştırılan, arama motorlarında en çok araştırılan kelimelerden birisi hâline geldi. Bu konuda kamuoyunun, medyamızın da sorumluluk içinde hareket etmesi büyük önem arz ediyor arkadaşlar. İletişim Başkanlığımız bu konuda bildiğiniz gibi bir genel çerçeve çizdi, bazı konuları kamuoyuyla da paylaştı. Buralara dikkat edilmesi gerçekten önem arz ediyor, çünkü bu böyle birbirini çoğaltan, birbirini tetikleyen bir tartışmaya döndüğünde, herkes bunu sıradan normal bir şeymiş gibi konuşmaya başladığında ortadaki cinayetin, ölümün, vahametin sıradanlaşması, duyarsızlaşması gibi bir tablo ortaya çıkıyor. Buna karşı hepimizin teyakkuz hâlinde olması lazım, buna müsaade edilmemesi lazım. Dediğim gibi ortada bir ölüm var, kayıp var, cinayet var, intihar var, ne derseniz deyin ortada büyük bir acı var, bunu sıradanlaştıracak, bunu kamuoyu nezdinde duyarsız hâle getirecek yayınlardan, yorumlardan mutlaka kaçınmak gerekiyor.”

DİPLOMAT

Arnavutluk Başbakanı Rama Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Arnavutluk Başbakanı Rama | Ankara

Avatar

Published

on

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Arnavutluk Cumhuriyeti Başbakanı Edi Rama’yı Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Arnavutluk Başbakanı Rama’nın tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Arnavutluk Başbakanı Rama’nın tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.

Türkiye ve Arnavutluk bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Arnavutluk Başbakanı Rama, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.

Okumaya Devam edin

DİPLOMAT

“Adalet sistemimizin mevzuat altyapısını geliştirmek için başlattığımız reformları kesintisiz devam ettiriyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Adli Yargı Hâkim ve Cumhuriyet Savcıları ile İdari Yargı Hâkimleri Kura Töreni’nde

Avatar

Published

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Adli Yargı Hâkim ve Cumhuriyet Savcıları ile İdari Yargı Hâkimleri Kura Töreni’nde

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Adli Yargı Hâkim ve Cumhuriyet Savcıları ile İdari Yargı Hâkimleri Kura Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Yargımızın da hâlâ çözüm bekleyen sorunları, sıkıntıları vardır. Bunların bir kısmı anayasa ve yasalarımızda yapılması gereken değişikliklerle ilgilidir. Sıkıntıların bir kısmı da kurumsal işleyişlerden, kurumlar arası anlayış farklılıklarından ve eski alışkanlıklardan kaynaklanmaktadır. Bu çerçevede, adalet sistemimizin mevzuat altyapısını geliştirmek için başlattığımız reformları kesintisiz devam ettiriyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen Adli Yargı Hâkim ve Cumhuriyet Savcıları ile İdari Yargı Hâkimleri Kura Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Kura töreninde görev yerleri belli olacak 148 hâkim ve Cumhuriyet Savcısını tebrik ederek, başarılar dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Artık sayıları 24 binin üzerine çıkan hâkim ve savcılarımız, ülkemizin dört bir yanında, milletimiz adına adaleti tesis etmenin mücadelesini veriyor” şeklinde konuştu

“BİZİM MEDENİYETİMİZDE, DEVLET YÖNETİMİNDE ADALETİN ÖNEMİNE BİLHASSA VURGU YAPILIR”

“Adalet, içinde yaşadığımız evrenin ruhudur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Şayet bu ruhu kaybedersek, diğer hiçbir şeyin anlamı kalmaz. Nitekim insanlık tarihine baktığımızda, adalet temelinde yükselen toplumların güvenlik ve refah içinde yaşadığını, adaletin kaybolduğu toplumların da kısa sürede yıkılıp gittiğini görürüz. Bunun için bizim medeniyetimizde, devlet yönetiminde adaletin önemine bilhassa vurgu yapılır. Zaten medeniyet dediğimiz olgu da, ancak adaletin bulunduğu yerde ortaya çıkabilir ve gelişebilir.”

Yasama ve yürütme gibi, yargının da hâlâ çözüm bekleyen sorunları olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunların bir kısmı anayasa ve yasalarımızda yapılması gereken değişikliklerle ilgilidir. Sıkıntıların bir kısmı da kurumsal işleyişlerden, kurumlar arası anlayış farklılıklarından ve eski alışkanlıklardan kaynaklanmaktadır. Bu çerçevede, adalet sistemimizin mevzuat altyapısını geliştirmek için başlattığımız reformları kesintisiz devam ettiriyoruz” dedi.

Daha önce hayata geçirdikleri çalışmaların bir üst safhasını oluşturan yargı reformu strateji belgesini 2019 yılında kamuoyuyla paylaştıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu belgede yer alan yol haritamızı adım adım takip ediyoruz. Geçtiğimiz günlerde Gazi Meclisimizin takdirine sunulan 8. yargı paketi, bu strateji belgesinin adımlarından biridir” ifadelerini kullandı.

Okumaya Devam edin

DİPLOMAT

Emine Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı’nın eşi Mihriban Aliyeva ile görüştü

Avatar

Published

on

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Türkiye’de bulunan Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in eşi Mihriban Aliyeva ile bir araya geldi.

Emine Erdoğan, 7 Şubat’taki cumhurbaşkanı seçiminin ardından ilk resmî ziyareti için Türkiye’ye gelen Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in eşi Aliyeva ile Devlet Konukevi’nde baş başa görüşme gerçekleştirdi.

Seçimi yeniden kazanmaları dolayısıyla Aliyeva’yı tebrik eden Emine Erdoğan, Aliyeva ile Sıfır Atık Vakfı ve Haydar Aliyev Vakfı arasında nasıl iş birliği yapılabileceği konularını ele aldı.

Emine Erdoğan, Azerbaycan’ın ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP29) dolayısıyla da Aliyeva’ya başarı dileğinde bulundu.

Görüşmenin ardından Emine Erdoğan sosyal medyadan yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi: “Azerbaycan Cumhurbaşkanı’nın değerli eşi, dostum Mihriban Aliyeva ile bir araya geldik. Mihriban Aliyeva Hanımefendi’ye Karabağ Zaferi’yle birlikte 30 yılın ardından seçimin tüm Azerbaycan topraklarında yüksek bir katılımla gerçekleştirilmiş olmasından duyduğumuz memnuniyeti ifade ettim. Bu sene Azerbaycan’ın ev sahipliğini üstlendiği COP29’a dair birlikte yürütebileceğimiz çalışmalar hakkında da fikir alışverişinde bulunduk. Yeniden Cumhurbaşkanlığı görevine seçilen Sayın İlham Aliyev’i ve kıymetli eşi Mihriban Aliyeva’yı yürekten kutluyor, başarılı bir görev süreci diliyorum. Seçim zaferinin dost Azerbaycan halkına hayırlar getirmesini temenni ediyorum.”

Okumaya Devam edin

DÜNYA

“Karabağ’da işgalin sona ermesiyle bölgemizde kalıcı barış için tarihî bir fırsat penceresi açıldı”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ortak basın toplantısı

Avatar

Published

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Karabağ’da işgalin sona ermesiyle birlikte bölgemizde kalıcı barış için tarihî bir fırsat penceresi açıldı. Bu fırsat penceresinin kapanmaması çok önemlidir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Cumhurbaşkanlığı Külliyesindeki baş başa ve heyetler arası görüşmeler ile anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’i halkının yüksek teveccühü ile beşinci defa Azerbaycan Cumhurbaşkanı seçilmesi dolayısıyla tebrik etti.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in cumhurbaşkanı seçilmesinin hemen ardından ilk resmî yurt dışı ziyaretini Türkiye’ye yapmasından büyük bir bahtiyarlık duyduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “7 Şubat’ta gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimleri, ilk defa Azerbaycan’ın egemen topraklarının tümünde düzenlenmiş olması nedeniyle tarihî öneme sahiptir. Seçim sonuçlarının, Türkiye-Azerbaycan münasebetleri ve kardeş Azerbaycan halkı için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Azerbaycan seçim sürecinde maalesef bazı haksız uygulamalara maruz kaldı. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinde Azerbaycan heyetinin bu sene düzenlenecek toplantılara katılımının engellenmesi yönünde alınan karar karşısında tepkimizi güçlü şekilde gösterdik. Bu meclisin çatışma değil, parlamenter demokrasiyi güçlendirecek bir diyalog platformu olması gerektiğini vurgulamaya devam edeceğiz. Alınan karar geçersiz kılınana kadar Azerbaycan’a desteğimizi ve bu doğrultudaki girişimlerimizi sürdüreceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ile gerçekleştirdiği görüşmelerde ikili ilişkilerin tüm yönlerini gözden geçirdiklerini, bölgesel ve uluslararası konuları değerlendirdiklerini dile getirdi.

“TOPLAM TİCARET HACMİMİZ GEÇTİĞİMİZ SENE İLK DEFA 7,5 MİLYAR DOLAR SEVİYESİNİ YAKALADI”

Azerbaycan ile iş birliğinin “Umummilli Lider” merhum Haydar Aliyev’in işaret ettiği “tek millet, iki devlet” temelinden ilerlediğini gördüklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Toplam ticaret hacmimiz geçtiğimiz sene ilk defa 7,5 milyar dolar seviyesini yakaladı. 15 milyar dolarlık hedefimize ulaşmak için gayretlerimizi arttırma kararlılığındayız. Kritik meydan okumaların yaşandığı bir dönemde ülkelerimizin ulaştırma ve enerji alanlarındaki potansiyelini geliştirmemiz gerektiği aşikârdır. Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı esasen bunun en somut örnekleri arasında yer alıyor. Bu hattan en yüksek verimi alabilmemiz için yenileme çalışmalarının ivedilikle tamamlanması lazım. Eylül ayında Türk Kapısı Nahçıvan’ı ziyaretim sırasında Kars-Nahçıvan Demiryolu Projesi’ne ilişkin niyet protokolünü bu anlayışla imzaladık. TANAP’ın kapasitesinin arttırılması ve Hazar doğal gazının Türkiye’ye ve Avrupa’ya aktarılması bu kulvardaki önceliklerimiz arasındadır. Nahçıvan ziyaretim sırasında temelini attığımız Iğdır-Nahçıvan Doğalgaz Boru Hattı Projesi ile enerji iş birliğimize yeni bir boyut kazandırdığımızı da hatırlatmak isterim.”

“AZERBAYCAN İLE ERMENİSTAN ARASINDA KALICI BARIŞ ANLAŞMASININ İMZALANMASININ BÖLGEDE İSTİKRAR İÇİN YENİ BİR UMUT KAYNAĞI OLACAĞI ŞÜPHESİZDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmeler sırasında Güney Kafkasya’nın barış ve istikrarına dair atılan adımları da ele aldıklarını dile getirdi.

“Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barış anlaşmasının imzalanmasının bölge ve dünyada barış, huzur ve istikrar için yeni bir umut kaynağı olacağı şüphesizdir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu süreçte Azerbaycan’la birlikte omuz omuza hareket ediyoruz. Karabağ’da işgalin sona ermesiyle birlikte bölgemizde kalıcı barış için tarihi bir fırsat penceresi açıldı. Bu fırsat penceresinin kapanmaması çok önemlidir. Ermenistan’ın uzun vadeli düşünerek stratejik bir perspektifle bu süreci değerlendirmesi gerektiğine inanıyorum. Üçüncü tarafları da süreci zehirlemek yerine yapıcı katkıda bulunmaya davet ediyoruz. Bu vesileyle geçtiğimiz günlerde iki ülke sınırında meydana gelen eylemlerin tekrar yaşanmamasını ümit ettiğimizi de belirtmek istiyorum. Yaralanan Azerbaycan ordusu mensubu kardeşimize acil şifalar diliyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmelerde, İsrail’in Gazze’de bütün insanlık değerlerini ve uluslararası hukuku ayaklar altına alan katliamlarını ve bölgeyi ilgilendiren diğer ihtilafları da değerlendirdiklerini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Aile meclisimiz Türk Devletleri Teşkilatı’ndaki birliğimizin daha da kurumsallaşması ve güçlenmesi için çalışmaya devam ediyoruz. Teşkilatımızın olağanüstü zirvesinin Türk dünyasının kültür başkentlerinden Şuşa’da temmuz ayında düzenlenecek olmasından özellikle memnuniyet duyduğumu belirtmek istiyorum. Önümüzdeki süreçte can Azerbaycan ile kardeşlik hukukumuz ve Şuşa Beyannamesi’nde ortaya koyduğumuz ruhla yol yürümeyi sürdüreceğiz. Aziz kardeşimin şahsında tüm Azerbaycan halkına 6 Şubat depremlerinde milletimizle sergiledikleri dayanışma için teşekkür ediyorum. Diğer yardımlarının yanı sıra Azerbaycan Kahramanmaraş’ta 320 dönümlük arazide bin konut ve 799 iş yeri inşa etmektedir. Önceki hafta Kahramanmaraş’a yaptığımız ziyarete Azerbaycan Bulvarı’nda yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldık.”

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’e ziyareti için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rabbim muhabbetimizi, kardeşliğimizi daim eylesin” ifadesini kullandı.

AZERBAYCAN CUMHURBAŞKANI ALİYEV: “TÜRKİYE VE AZERBAYCAN BİRLİĞİ AVRASYA İÇİN ÖNEMLİ ETKENDİR”

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev de konuşmasında, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra ilk ziyaretini kardeş ülkeye, Türkiye’ye yaptığını ve bunun bir gelenek olduğunu söyleyerek, “Türkiye ve Azerbaycan birliği sadece bölge için değil Avrasya için önemli etkendir” diye konuştu.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, her zaman Türkiye’nin gelişme sürecini takip ettiğini belirterek, bundan memnuniyet duyduğunu vurguladı.

“Türkiye bugün dünya çapında söz sahibidir” ifadesini kullanan Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, Türkiye’nin pek çok konuda sadece bölgeyle değil dünya ile de bağlantılı olduğuna işaret etti.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, Türkiye’nin bölgede barışın, istikrarın ve iş birliğinin garantörü olduğunu vurgulayarak İkinci Karabağ Savaşı sırasında, Türkiye’nin her zaman Azerbaycan’ın yanında olduğunu hatırlattı.

“Barışçıl yollarla çözemediğimiz tarihî meselemizi biz savaş meydanında çözdük” diyen Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, Azerbaycan halkının Türkiye’nin desteğini unutmayacağını belirtti.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, “Türk dünyasının birleşmesi, ortak kültürlere sahip halkların bir arada olması, her bir Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) üyesinin gücüne güç katacak” dedi.

TDT Gayriresmî Zirve Toplantısı’nın temmuz ayında düzenleneceğini hatırlatan Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, “Şuşa’da yapılacak zirvede KKTC Cumhurbaşkanı da benim davetimle yer alacaktır. Bu, Türk halklarının birliğine ivme kazandıracaktır” ifadelerini kullandı.

İKİ ÜLKE ARASINDA İMZALANAN ANLAŞMALAR

Ortak basın toplantısı öncesinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in başkanlığında, iki ülke arasında anlaşmalara imza atıldı.

Türkiye Cumhuriyeti Yükseköğretim Kurulu İle Azerbaycan Cumhuriyeti Bilim Ve Eğitim Bakanlığı Arasında Türkiye-Azerbaycan Üniversitesinin Kurulmasına Dair Mutabakat Zaptı, Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar ile Azerbaycan Bilim ve Eğitim Bakanı Emin Emrullayev tarafından imzalandı.

Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti İle Azerbaycan Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Veterinerlik Alanında İşbirliği Anlaşmasını, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov imzaladı.

Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti İle Azerbaycan Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığı ile Vergiden Kaçınmaya Engel Olma Anlaşmasına Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Azerbaycan Ekonomi Bakanı Mikail Cabbarov imza attı.

Okumaya Devam edin

DİPLOMAT

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.

Avatar

Published

on

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.

Türkiye ve Azerbaycan bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.

Okumaya Devam edin

DÜNYA

Özün Buluştuğu Yer Doruklara Uzanan Umutlar Adil ERDEM

Özün Buluştuğu Yer Doruklara Uzanan Umutlar

Avatar

Published

on

İnsanın güzelliği yüzdedir, yüzün güzelliği gözde. Ağzın güzelliği dildedir, dilin güzelliği sözde. İnsan sözünden ve sohbetinden belli olur. Sözün de bittiği zamanlar ve mekanlar vardır. Kal yani söz,hale dönüşür,
Dün “Tecrübedir ve Bugün Dünün öğrencisidir. Eğer dünden doğru ders almışsak, Bugün yeni bir bilgi ve tecrübe edinmiş oluruz .Dünü Silemezsin. Yarını Yazabilirsin …Bugün İse Fırsattır. Kullan.
Sözün Buluştuğu yerde Kariyer Adımları ile Adil Erdem’ i anlat Bana ..
Şöyle ki; Ben bir şey bilmem demek, yeni fikirlere, yeni bilgilere açık olmak, değişen zamanda öğrenilecek daha çok şeyin olduğunu kabullenmek, zamanın şartlarına göre yeni gelişmeler ve gelişen olaylar karşısında bildiklerinin eksik kalacağından, güncellenmesiyle yeni bilgilere açık olabileceğini kabullenmek, herkesten ve her şeyden yeni bir şeyler öğrenmeye ihtiyacı olduğunu hissetmektir. İşte tamda burada Adil ERDEM’ i anlatmak doğru bir zaman olmalı .

Global etkisi yüksek KIRPI International Trading Ltd Şti nin sahibi iş insanımız olan Adil ERDEM , iş dünyasında başarıyı globalde yakalamış bir isim. Ülkemiz başta olmak üzere , yurt dışında markalaşma çalışmalarını yakalayan işteki başarısını ürettiği bilgi ve erdemleri ile mücadeleye taşıyor.
1971 yılında Ankara’da doğumlu olan Adil Erdem ,ilk ve orta öğrenimini Ankara’da tamamladı ve sonrasında Egenin İncisi İzmir’ de Lise’yi bitirdi.
1773’ten bugüne değin ; bilgide derinleşme, keşfederek yeniliklere ilham verme ve insanlığı ileri taşıma başarısını temsil eden İTÜ İstanbul Teknik Üniversitesi Uzay Mühendisliği bölümünü 1988 yılında İlk gurup Uzay Mühendis’ leriden birisi olarak buradan mezun oldu.

Okul ile birlikte çalışma hayatı başladı. Bilgisayar alanında yazılım ve donanım konularında çalışmalar yaptı. İş hayatı devam ederken İstanbul Ticaret Üniversitesi Dış Ticaret Enstitüsü’nü bitirdi. Akabinde İngiltere Grinsby’de deniz teknolojileri üzerine eğitim aldı. Çekya’da metroloji eğitimi aldı. Belçika’da kompozit ve polier malzemeler üzerine laboratuvar çalışmaları dahil eğitimler aldı.
Doruklara Uzanan Fikrin oluşumunda ,
Satıcı Denetimi ve Güç Sistemi Elektrik Hizmetleri. Petrokimya, Petrol ve Gaz ve çeşitli Endüstriyel bölümler gibi çeşitli sektörlerde faaliyet alanları ile Dünya Klasmanında Lider PETROZONE firması ile buluşması 1996 yılına rast geliyor. Akaryakıt istasyonlarının tasarım ve kurulumu konusunda edinim ve tecrübe kazandı.
Hemen sonrasında ,
Müşteri portföyü ile dünyanın ve ülkemizin önde gelen gaz / petrol terminalleri, oto gaz istasyonları, silindir dolum tesisleri ve endüstriyel uygulama merkezlerini içeren projeleri üreten 40’dan fazla ülkedeki müşterileri ve dünya çapındaki ofisleri ile EUROPUMP firmasında üretim müdür ve genel müdür yardımcısı olarak görev aldı.

2002 yılında kendi işini kurdu ve DESTEK Deniz Enerji Savunma Teknolojileri firması ile hem akaryakıt sektörüne hem de savunma sanayine hizmet vermeye başladı. Kendi namına çalıştığı dönemde, hem petrol firmalarına danışmanlıklar verdi hem de donanma başta olmak üzere savunma sanayi firmalarına proje üretti. Ülke içi ve ülke dışında depolama tesisleri ve deniz terminalleri projelerini gerçekleştirdi. Bu kapsamda, Filipinler, Bangladeş, Pakistan, Yemen, Gürcistan, Ukrayna’da tesis projeleri yaptı.

2006 yılından itibaren, Savunma Sanayi’nde donanma ARMERKOM (Araştırma Merkez Komutanlığı) ile deneysel askeri şamandıra sistemleri tasarladı ve üretti. Ulusal radar program kapsamında geliştirilen yapay hedef çalışmaları yaptı. Ulusal torpido (Akya Torpidosu) sistemi için malzeme çalışmaları yaptı. Aynı zamanda Tübitak SAGE ile torpido sualtı test platfodmu projesini gerçekleştirdi.

2002 yılından beri Tuzla ve Yalova tersanelerinde kullanılan kuru havuzların tonoz ve tutunma sistemlerini tasarladı ve raporladı. Batan Karaköy vapur terminalinin denizde tutunma hesaplarını yaptı. Petrol platformları için özel zincir ve tonoz sistemleri tasarladı. Irak Musul’da Valilik için betonarme yüzer köprü tasarımı yaptı.

2016 ile 2017 arasında iki yıl süre ile LPG dağıtım şirketi olan NORMGAZ A.Ş.’nin Genel Müdürlüğünü yaptı. LPG istasyonlarını geliştirdi. LPG ithalati yaptı. 77. Sıradaki firmayı 22. Sıraya yükseltti. Firmanın satılması sonrası görevinden ayrıldı. Kendi işlerine döndü.
2018 yılında KIRPI International Trading Ltd firmasını kurarak Sudan, Rusya Federsayonu, Gürcistan, Kazakistan, Yunanistan ve Güney Afrika Cumhuriyeti’nde ticari faaliyetlerde bulundu.
KIRPI International Trading Ltd Şti’ nin
Dış ekonomik ilişkilerimizin güçlendirilmesi için bağlantıda olduğumuz ülkelerle aramızda ticari ve sosyal köprüler kurmak bizler için önemli bir misyon anlayışı ile
Halen, Sudan, Azerbaycan, Gürcistan ve Çeçenistan’da muhtelif petrol şirketleri için projelerine devam etmektedir.
Global etkisi yüksek KIRPI International Trading Ltd Şti nin sahibi iş insanımız olan Adil ERDEM , iş dünyasında başarıyı globalde yakalamış bir isim. Ülkemiz başta olmak üzere , yurt dışında markalaşma çalışmalarını yakalayan işteki başarısını ürettiği bilgi ve erdemleri ile mücadeleye taşıyor.
Adil Erdem :
Avrasya’nın Türk ve Müslüman Coğrafyası siyasi iki başat aktörün birlikte varlığını sürdürebileceği siyasi ekosisteme sahip değildir. Bu durumun şeçilim/seleksiyon üretmesi doğaldır. Tarihi süreç içerisinde gerileyen Türk gücü bölgeyi Rus kontrolüne bırakmış bölge hanlıkları ve devletlerinin akıbetine uğramak istemeyen Türkiye Cumhuriyeti
seçimini Batı istikametinde yaparak ekosisteme uyum göstermiştir.

KIRPI International Trading Ltd olarak önceliğimiz ;

Petrol ve LPG ülkesi olan Azerbaycan, önemli transit fırsatlarına sahip bir yer olarak hem elektrik hem de hidrokarbon kaynaklarının ihracatından da yararlanmaktadır. Dünya çapında sanayi ve günlük yaşamda enerji talebi arttıkça Azerbaycan’ın transit ve çeşitli enerji kaynaklarına olan ihtiyaç da artmaktadır. Böylece dünyanın karşı karşıya olduğu enerji, gıda ve hammadde kıtlığı krizinin aşılmasında barış ve istikrarın ardından ilk sırayı enerji sektörü almaktadır. Bu durum Azerbaycan’ın enerji politikasını Asya ve Avrupa ülkeleri için alternatif kılmaktadır.

İşte tam da bu noktada Biz Ülkemiz adına Burada olmanın gururu yanında ;

“ İçinden insanlık adına bitmeyen Enerjinin, Ülkemiz insanına Türk Cumhuriyetleri’ ni anlatmaya çalışıyoruz ” diyor

Levent KANDEMİR

Okumaya Devam edin

DİPLOMAT

“Bizim her sözümüzün altında, asırlara bedel eser ve hizmetler yatıyor”

Cumhurbaşkanı Erdoğan Trabzon

Avatar

Published

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan Trabzon mitinginde yaptığı konuşmada, “Bizim her sözümüzün altında, kısa sürede hayata geçirdiğimiz asırlara bedel eser ve hizmetler yatıyor. Her fırsatta ülkemize kazandırdığımız kalkınma yatırımlarını hatırlatıyoruz ki Türkiye’nin ve şehirlerimizin nereden nereye geldiği unutulmasın” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Meydan Parkı’nda düzenlenen Trabzon mitingine katılarak bir konuşma yaptı.

Konuşmasına, “Gönlümüzü titretir kemençenin gaydası. Başımızdan eksilmez Trabzon’un sevdası. Sandalım kürek ister ekinim orak ister. Trabzon’u sevmeye kor gibi yürek ister” dizeleriyle başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Evet, o yürek kimde var? İşte o yürek bizde var. Trabzon’u bilip, görüp de sevmemek mümkün mü? Bu şehir ki tarih boyunca hakkın ve hakikatin sesi, nefesi olmuştur. Bıyığı terlememiş şehzadelerden dünya liderleri cihangirler çıkarmıştır” ifadelerini kullandı.

Trabzon’un sözünü yere düşürmeyen, dostunun başını önüne eğdirmeyen, yoldaşını yarı yolda bırakmayan insanların otağı olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kim ne der?” diye düşünmeden, hak bellediği yolda başı dik, alnı açık yürümesini bilen Trabzon ile kucaklaşmaktan memnuniyet duyduğunu belirtti.

“TRABZON, SİYASİ HAYATIMIZ BOYUNCA DAİMA YOLDAŞIMIZ OLDU”

Trabzonlulara Mayıs 2023’te yapılan Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerindeki ahde vefaları için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her iki seçimde de yaklaşık yüzde 65’erlik oy oranlarıyla bizlerin yanında yer alarak Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüze tarihî bir destek verdiniz. Ata toprağı Karadeniz’in lokomotif şehri Trabzon, siyasi hayatımız boyunca daima yoldaşımız oldu. Biz de buradan aldığımız güçle ülkemiz ve milletimiz için ter döktük, çabaladık, nice eserlere, nice hizmetlere imza attık” diye konuştu.

Siyaset yapma tarzını, Karadeniz’in mertliğinden, ataklığından, çalışkanlığından, özgünlüğünden, ilhamla şekillendirdiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bize göre siyaset, gölgede yürüme, sadece belirli değerlerin istismarıyla mevzi kapma, hak ettiğinden fazlasını almak için her türlü pazarlığa müsait olma yarışı değildir. Karadeniz’den ilhamla yüreğimize nakşettiğimiz siyaset, davamız için hayal kurma, ülkemiz ve milletimiz için vizyon geliştirme, bu uğurda gerektiğinde canı pahasına mücadele etme işidir. Biz, 40 yılı aşkın süredir işte böyle bir siyasi mücadelenin içindeyiz. Allah nasip etti, ülkemizin en büyük şehri İstanbul’da belediye başkanlığı yaptık. Allah nasip etti, parti kurduk, iktidara geldik. Başbakan ve cumhurbaşkanı olarak hükûmetimizin başında ülkemizin hizmetinde bulunduk. Allah nasip etti, yaptığımız işler ve sergilediğimiz duruşla tüm dünyada mazlumların ümidi, mağdurların hamisi olduk. Tüm bu süreç boyunca heyecanımızı, azmimizi, kararlılığımızı hatta yeri geldiğinde öfkemizi daima diri tuttuk. Birileri karamsarlığa sürüklense de biz daima umudun tarafında yer aldık. Birileri başını yere eğse de biz diklenmeden dik duruşumuzdan taviz vermedik. Hayalleri gerçeğe, programları icraata dönüştürmek için çalışırken ülkemiz adına elde ettiğimiz her kazanımla sevindik”

Bu yolda sıkıntılarla da karşılaştıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Vesayetin oyunlarıyla, terör örgütlerinin saldırılarıyla, darbe girişimleriyle, siyasi ve sosyal kaos çıkarma denemeleriyle ekonomik tuzaklarla boğuşurken yüreğimizin kanadığı anlar oldu ama asla şartlara teslim olmadık” ifadelerini kullandı.

“HEP YA YENİ BİR YOL BULMAYA YA YENİ BİR YOL AÇMAYA GAYRET ETTİK”

Yılgınlığa kapılmadan, geri adım atmayı düşünmeden daha çok çalıştıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hep daha ileriye doğru gittik. Hep ya yeni bir yol bulmaya ya yeni bir yol açmaya gayret ettik. Hamdolsun bugün geriye dönüp baktığımızda yüzümüzü kızartacak, başımızı yere yedirecek hiçbir işimizin ve sözümüzün olmadığını görüyoruz. Şayet bir eksiğimiz hatta bir yanlışımız varsa bunu kimsenin yüzümüze vurmasını beklemedik. Kendi öz eleştirimizi kendimiz yaptık. Gerektiğinde eksiklerimizi tamamlama ve hatalarımızı düzeltme erdemiyle milletimizin nezdinde hasbi ve harbi yerimize halel getirmedik” ifadelerini kullandı.

Yeni bir seçimin arifesinde Trabzonluların huzuruna gelip AK Parti ve Cumhur İttifakı için istedikleri desteğin gerisinde böyle bir hikâye olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, alandakilere şu sözlerle seslendi: “Trabzon, Malazgirt’ten beri ebedi vatanımız olan bu topraklardaki ortak hikâyemize sonuna kadar sahip çıkmaya var mıyız? Trabzon, dün ‘Durmak yok, yola devam’ diyerek 2023 hedeflerini nasıl birlikte hayata geçirdiysek bugün de Türkiye Yüzyılı hayalimizi beraberce gerçeğe dönüştürmeye var mıyız? Trabzon, Türkiye Yüzyılı şehirlerimizi inşa etme mücadelemizin önüne geçmeye, engellemeye, kalkanları, süpürüp atmaya var mıyız?” Alandakilerin, “Evet” cevabı üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Benim gönüldaşım, ahiretliğim Trabzon’a da zaten böylesi yakışır” dedi.

Her sözlerinin altında, kısa sürede hayata geçirdikleri asırlara bedel eser ve hizmetlerin olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin ve şehirlerin nereden nereye geldiğinin unutulmaması için her fırsatta ülkeye kazandırdıkları kalkınma yatırımlarını hatırlattıklarını söyledi.

TRABZON’A KAZANDIRILAN ESER VE HİZMETLER

Trabzon’a kazandırdıkları hizmetlere işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Trabzon’a son 21 yılda güncel rakamlarla 191 milyar lira tutarında kamu yatırımı yaptık. Eğitimde 3 bin 84 adet yeni derslik inşa ettik. Şehrimizin ikinci devlet üniversitesi olan Trabzon Üniversitesi’ni faaliyete geçirdik. Gençlik ve sporda, 9 bin 610 kişi kapasiteli yükseköğrenim yurt binaları açtık. 41 bin seyirci kapasiteli stadyumla birlikte 96 spor tesisini hizmete açtık” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal yardımlarda Trabzonlu ihtiyaç sahiplerine toplam 5 milyar lira ödenek aktardıklarını anımsattı.

Sağlıkta, kente 1543 yataklı 19 hastanenin de aralarında olduğu, 58 sağlık tesisi kazandırdıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapımı süren 900 yataklı Trabzon Şehir Hastanesi’nin de içinde olduğu 6 sağlık tesisini en kısa sürede tamamlayacaklarını kaydetti.

TOKİ aracılığıyla 8 bin 102 konutu tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettiklerini, 2 bin 12 konutun yapımını sürdürdüklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Kentsel dönüşümde, şehrimizde riskli yapı olarak belirlediğimiz 1467 bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdik. İktidara geldiğimizde ilimizde 6 adet atık su arıtma tesisi varken bugün 16 tesisle belediye nüfusunun yüzde 91’ine hizmet veriyoruz. Trabzon’daki 6 millet bahçesi projemizden Akçaabat, Vakfıkebir ve Avni Aker’in ilk etabını tamamladık. Uzungöl ve Çarşıbaşı’nın yapımı, Avni Aker’in ikinci etabının projelendirmesi sürüyor.”

“AVRUPA’NIN EN UZUN ÇİFT TÜP KARAYOLU TÜNELİ ZİGANA’YI HİZMETE AÇTIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ulaştırmada, 73 kilometreden devraldıkları bölünmüş yol uzunluğunu 267 kilometreye çıkardıklarına işaret ederek, “Trabzon-Gümüşhane arasında inşa ettiğimiz 14,5 kilometre uzunluğuyla Avrupa’nın en uzun çift tüp karayolu tüneli Zigana’yı hizmete açtık. Mevcut yolu 8 kilometre kısaltacak, seyahat süresini ağır tonajlı araçlarda 70 dakika, otomobillerde 10 dakika olmak üzere ortalama 20 dakika kısaltacak Zigana Tüneli’miz tekrar hayırlı olsun” ifadelerini kullandı.

Maliyet bedeli 28 milyar liraya yakın, bünyesindeki tüneller, köprüler ve kavşaklarıyla Trabzon’un çevresini değiştirecek Kanuni Bulvarı ve sahil bağlantı yollarının yapımında sona yaklaştıklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İşin yüzde 90’ı bitti, inşallah kalanını da bu yıl içinde tamamlıyoruz” dedi.

Trabzon’u Rize ve Giresun’a bağlayan Karadeniz sahil yolunun yanı sıra ilçeler arasındaki ulaşımı sağlayan çok sayıda yolu da inşa ettiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehrin muhtelif yerlerinde çalışmaları devam eden çok sayıda yol projesini etap etap hizmete alacaklarını söyledi.

Akçaabat, meydan bölgesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, otogar, havalimanı ve Yomra’yı birbirine bağlayacak raylı sistem hattını şehre kazandıracaklarını da anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yük ve yolcu taşımacılığının birlikte yapılabileceği 235 kilometre uzunluğundaki Erzincan-Trabzon Hızlı Demiryolu Hattı’yla ilgili etüt ve proje çalışmaları sürüyor. Havalimanımızın kapasitesini ve konforunu artıracak 20 milyar liralık yatırımları yakında sizlerin hizmetine sunuyoruz. Trabzon limanını onardık, yat limanını şehrimize kazandırdık” diye konuştu.

“TRABZON’DAKİ İŞVERENLERE TOPLAM 4 MİLYAR LİRA PRİM TEŞVİKİ VERDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trabzon’da bir baraj, 3 içme suyu tesisi, 121 taşkın koruma tesisi, bir gölet ve 49 hidroelektrik santral inşa ettiklerine dikkati çekerek, son 21 yılda Trabzon ve ilçelerindeki dere ıslah çalışmalarıyla, 242 yerleşim yeri ve 10 bin dekar araziyi taşkın zararlarından koruduklarını aktardı.

Trabzonlu çiftçilere toplam 34 milyar lira tarımsal hibe ve yatırım desteği verdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Sanayide, şehrimizde bir yeni Organize Sanayi Bölgesi, bir endüstri bölgesi, bir Teknopark ve iki araştırma geliştirme merkezi kurduk. İstihdamı desteklemek için Trabzon’daki işverenlere toplam 4 milyar lira tutarında prim teşviki verdik. Enerjide, Trabzon ve 11 ilçemize doğalgaz arzı sağladık. Çarşıbaşı ve Tonya’yı da inşallah bu yıl içerisinde doğal gaza kavuşturuyoruz. Görüyorsunuz, ne kadar özetlersek özetleyelim eserlerimiz saymakla bitmiyor.”

Şehre kazandırdıkları eser ve hizmetlere ilişkin videoyu izleten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı belediyeciliğiyle hem ülkeye hem de şehirlere çok daha fazla eser ve hizmeti kazandıracaklarının altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Karadeniz, AK Parti’yi kurduğumuz ilk günden beri hep olduğu gibi, 31 Mart’ta da sandığa yansıttığı bükülmez çelik misali iradesiyle ülkesine ve şehirlerine sahip çıktığını inşallah gösterecektir. Biz de Samsun’dan başladık, Ordu, Giresun ve bugün de Trabzon… Tüm Karadeniz’i ziyaret ederek sizlerden aldığımız güçle Türkiye’nin 81 vilayetini kucaklama hedefiyle yolumuza devam ediyoruz” şeklinde konuştu.

“KLASİK BELEDİYECİLİĞİN ÇOK ÖTESİNDE BİR STANDART VADEDİYORUZ”

Türkiye’ye son 21 yılda yaptıkları yatırımlar sayesinde merkezi yönetimin temel hizmet alanlarıyla şehirlerde de eser ve hizmet standartlarının çok yükseldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Klasik belediyecilik hizmetleri artık ayırt edici bir vasıf olmaktan çıktı. Gerçi hâlâ bunu bile beceremeyen muhalefet belediyeleri mevcut ama artık onları yok hükmünde kabul ediyoruz. Bundan sonra milletimizin belediye başkanlarından beklediği, şehrini dünyanın en büyük 10 ülkesi arasına girecek Türkiye fotoğrafında nereye yerleştireceğidir. İşte biz Türkiye Yüzyılı şehirleriyle sizlere ileri teknoloji altyapısından, insanımızın hayat kalitesini yükseltecek hizmetlere kadar, klasik belediyeciliğin çok ötesinde bir standart vadediyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının ardından AK Parti Trabzon ilçe belediye başkan adayları sahneye tek tek çağrılarak vatandaşlara tanıtıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, belediye başkan adaylarıyla vatandaşları selamladı.

Okumaya Devam edin

DÜNYA

“Türkiye’nin 21 yılda yazdığı başarı hikâyesinin kahramanı, 85 milyonun her bir ferdidir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rize

Avatar

Published

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan Rize mitinginde yaptığı konuşmada, “Türkiye’nin son 21 yılda yazdığı başarı hikâyesinin kahramanı, Rize ile birlikte 81 vilayetimizin tamamıdır, 85 milyonun her bir ferdidir” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen Rize mitingine katılarak bir konuşma yaptı.

Konuşmasına Rizelileri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ana yurdu, baba ocağı Rize’de olmaktan büyük memnuniyet duyduğunu belirtti.

Karşısında Karadeniz misali kabına sığmayan, bendini yıkmaya hazır bir Rize gördüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dereler dize gelir, dökülür bize gelir. Gönlümün bahçesinde birinci Rize gelir. Derelerin derdini balıktan sor balıktan. Rize’ye tutulmayan ne anlar sevdalıktan” dizelerini okudu.

“TÜRKİYE’Yİ NE EKONOMİK NE SİYASİ NE DİPLOMATİK OLARAK ESİR ALMALARINA MÜSAADE ETMEDİK”

Birilerinin Rize ile birlikte 81 şehrin tamamına olan sevdalarını anlayamadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bizim ezelden ebede uzanan kardeşliğimizi bir türlü idrak edemiyorlar. Tam 22 yıldır Rizeli kardeşlerimizle birlikte yol yürüdük, omuz omuza mücadele ettik. Vesayetçilerden terör örgütlerine, emperyalist güçlerden Türkiye ile ilgili hesabı olan tüm şer odaklarının karşısında birlikte durduk. Cumhuriyet mitingleriyle milletin iradesini gasbetmek istediler. Gezi hadisesiyle sokaklarımızı terörize etmeye kalktılar. 17-25 Aralık girişimiyle hükûmetimizi alaşağı etmeye çalıştılar. Çukur olaylarıyla ülkemizin bir parçasını bizden koparmayı denediler.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz kanlı darbe teşebbüsüyle doğrudan istiklalimize kastettiler. Teröristlere binlerce tır dolusu silah sağlayarak hemen güneyimizde bir teröristan kurmaya çalıştılar. Ekonomimizi mahvetme, bu tür tehditlerle Türkiye’ye diz çöktürmeye çalıştılar. Bunların hepsini biz, sizlerle beraber boşa çıkardık. Türkiye’yi ne ekonomik ne siyasi ne diplomatik ne de sosyal olarak esir almalarına müsaade etmedik. Sizinle beraber” diye ekledi.

“TÜRKİYE İÇİN SAMİMİYETLE ÇALIŞTIK”

Türkiye’nin son 21 yılda yazdığı başarı hikâyesinin kahramanı Rize ile birlikte 81 vilayetin tamamı, 85 milyonun her bir ferdi olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Siz bu kardeşinize sahip çıktınız, bize destek oldunuz. Biz de sizin için Türkiye için samimiyetle çalıştık. Siz bize güvendiniz, inandınız, teveccüh gösterdiniz. Biz de size olan minnet borcumuzu hep daha fazla hizmet ve eser üreterek, hamdolsun, yerine getirdik. Durmadık, usanmadık, Allah ömür, milletimiz de destek verdikçe yolumuza bu çizgide devam edeceğiz” ifadesini kullandı.

Rize’nin güçlü duruşunu 31 Mart seçimlerinde yine çok net biçimde ortaya koyacağına inandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ata yurdum, ana ocağım Rize’den 31 Mart’ta yine rekor bekliyorum” dedi.

Rize 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı yanındaki kentsel dönüşüm alanını göstererek, vatandaşlara nasıl bulduklarını soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Güzel mi, Rize merkez değişmiş mi, hâlâ değişiyor mu? Yaparsa AK Parti yapar. Daha neler yapacağız neler” dedi.

“85 MİLYON OLARAK HEPİMİZ BİRİZ, BERABERİZ, KARDEŞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “85 milyon olarak hepimiz biriz, beraberiz, kardeşiz. Bakınız, bizi yıllarca köken üzerinden, meşrep ve hayat tarzı üzerinden bölmek istediler. Her kesimden insanımızın arasında nifak duvarları ördüler. Geçmişte gerçekten çok zor ve karanlık günler yaşadık. Gençlerimizi, evlatlarımızı, ideolojik kör dövüşüne kurban verdik. Bu kavgalardan en büyük zararı millet ve devlet olarak biz gördük. Ekonomimiz kan kaybetti, toplumsal huzurumuz bozuldu. Kardeş kardeşe, komşu komşuya düşman edildi. Demokrasimiz yıllarca vesayetin gölgesinden çıkamadı. Kendi iç meselelerimizle uğraşmaktan dünyadaki değişimi, dönüşümü, yenilikleri, teknoloji ve sanayi hamlelerini yakalayamadık.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Her alanda şampiyonlar liginde oynaması gereken ülkemizi yıllarca ikinci lige mahkûm ettiler. Bu fasit daireyi kırmaya çalışan, devlet ve siyaset adamlarını ise ya şehit ettiler ya linç ettiler ya da elini kolunu bağladılar. Merhum Menderes, ülkeye ve millete hizmetin bedelini canıyla ödedi. Rahmetli Özal’ı hiçbir zaman rahat bırakmadılar. Merhum Türkeş ve Erbakan’a yönelik itibar suikastlarının ardı ve arkası hiç kesilmedi. Türkiye ne zaman belini doğrultmaya, yeniden ayağa kalkmaya, kendini toparlamaya çalışsa birileri hemen devreye girerek buna fırsat vermedi. Ülkemizi içine düştüğü bu cendereden kurtaran hamdolsun biz olduk. Teröristler bizimle baş edemedi. Bunları Gabar’a gömdük, bunları Cudi’ye gömdük, bütün o mağaralara gömmek suretiyle nefeslerini kestik. Şimdi de sınır ötesinde aynen devam ediyoruz.”

“YAKIN BİR TARİHTE İKİNCİ ASTRONOTUMUZU DA UZAYA GÖNDERECEĞİZ”

Siyasete kazandırdıkları istikrar ve güven iklimi sayesinde Türkiye’yi her alanda üç, beş, on kat büyüttüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, ihracatı 36 milyar dolardan 256 milyar dolara, turist sayısını 13 milyondan 57 milyona çıkardıklarını belirtti.

Millî geliri 238 milyar dolardan bir trilyon dolar seviyesine getirdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, istihdamı 19 milyon kişiden, 32 milyon kişiye taşıdıklarını söyledi.

Türkiye’nin savunma sanayinde yüzde 80 dışa bağımlılığını yüzde 20’lere indirdiklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün insansız hava araçlarında dünyanın ilk üç ülkesinden biriyiz. Kızıl Elma ve ANKA-3 ile artık bu alanda farklı bir lige yükseliyoruz. TCG Anadolu’nun ardından geçen ay en büyük ikinci gemimiz olan TCG Derya’yı da donanmamıza teslim ettik. Kendimiz yaptık, dışarıdan değil” diye konuştu.

İlk insanlı uzay misyonunun geçen hafta başarıyla tamamlandığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah, yakın bir tarihte ikinci astronotumuzu da uzaya göndereceğiz. Artık Ahmetler, Mehmetler, Ayşeler, Fatmalar uzaya gidecekler” ifadelerini kullandı.

Azmedince yapılacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, azmedip, gayret edip çalıştıklarını ve başardıklarını aktardı.

“HAYAT PAHALILIĞI VE ENFLASYON BAŞTA OLMAK ÜZERE ŞU AN CANIMIZI ACITAN SIKINTILARIN MUHAKKAK ÜSTESİNDEN GELECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, her alanda büyük bir atılım ve çok büyük bir gelişme içinde olunduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bundan 10, 15, 20 sene önce tohumlarını attığımız projelerin hamdolsun bugün meyvelerini topluyoruz. İnşallah çok daha fazlasını başaracağız. Hayat pahalılığı ve enflasyon başta olmak üzere şu an canımızı acıtan sıkıntıların muhakkak üstesinden geleceğiz. Son 21 yılda pek çok başarıya imza atmış bir hükûmet olarak, bugünkü sorunları da çözecek olan yine biziz. Rabb’im yolumuzu, bahtımızı açık etsin, diyorum.”

Sayılmaya çalışıldığında günler sürecek nice başarıya, reforma, kalkınma ve teknoloji atılımına imza attıklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ancak ülkemizde muhalefet anlayışı öyle bir berbat ki ne yaparsan yap anlamazlar. Onu değiştirmeye muvaffak olamadık. İşte kendi içlerinde nasıl birbirlerine düştüklerini görüyorsunuz değil mi? Üzülerek de olsa şu gerçeği ifade etmek durumundayım, Türkiye’nin en büyük talihsizliği vizyonsuz, beceriksiz, tembel ve değişime ayak direyen, tutucu muhalefete sahip olmasıdır. Dünyada böyle bir muhalefet yok.”

Türkiye’de son 21 yılda pek çok şeyin değiştiğini, dönüştüğünü ve kendini yenilediğini ancak CHP’nin başını çektiği muhalefette hiçbir köklü değişim yaşanmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Pek istemeseler de genel başkanlık koltuğunda oturanları değiştirdiler. Bundan her seferinde standardı düşürdüler, çıtayı iyice aşağı çektiler” dedi.

CHP’de her gelenin mutlaka bir öncekini mumla arattığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gelen gideni aratıyor. Son genel başkan değişikliğinde de bu gelenek bozulmadı. ‘Değişim’ dediler, ‘yenilenme’ dediler, bir sürü cafcaflı kavram kullandılar ancak günün sonunda sabık genel başkanlarını bir iç darbeyle siyasetten tardedip, aynı tas aynı hamam yollarına devam ettiler. Bay Kemal, güya 13. Cumhurbaşkanı olacaktı, hatırlıyorsunuz değil mi? Bir anda kendini CHP’nin istenmeyen adamı olarak buldu” değerlendirmesinde bulundu.

Aynı vefasızlığı altılı masada beraber oldukları diğer ortaklarına da sergilediklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Altılı masadan şu anda parlamentoda kimse kaldı mı? Hepsi gitti, hepsi dağıldı. Ne oldu? Nerede bu altılı masa? Ben ne demiştim, ‘altılı masadan kimseyi bulamayacaksınız’ demiştim. Bak parlamentoda şimdi kimse yok. Dün yan yana yol yürüdükleri insanlara, bugün demediklerini bırakmıyorlar. Ankara’da bir ofis tutmuşlar. Her birinin Ankara’da birer ofisi var. Güle güle kullanın” diye konuştu.

“HER KESİMDEN VATANDAŞIMIZA ULAŞMAK, ONLARA KULAK VERMEK BOYNUMUZUN BORCUDUR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çıktıkları yolda aynen yürüdüklerini vurgulayarak burada asıl hayal kırıklığını CHP’lilerin yaşadığını söyledi.

CHP’lilerin partilerine ve siyaset kurumuna dair beklentilerini giderek kaybettiklerini gördüklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gazi’nin emaneti diyerek hâlen CHP’ye oy veren vatandaşlarımız, maalesef bir umutsuzluk sarmalına sürüklenmektedir. Her ne suretle olursa olsun siyaset kurumundan umut kesilmesi, demokrasimiz adına büyük bir tehdittir” dedi.

Türkiye’nin bu konuda çok acı tecrübeleri bulunduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Geçmişte özellikle de 1970’lerde siyaset müessesesinin umut olma, ülkenin sorunlarına çözüm üretme vasfını yitirdiği durumlarda başımıza neler geldiğini hepimiz gayet iyi hatırlıyoruz. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak hangi siyasi görüşe mensup olursa olsun, hiçbir vatandaşımızın kendini dışlanmış, ötelenmiş, yok sayılmış hissetmesine rıza gösteremeyiz. 85 milyonun tamamının mesuliyetini taşıyan bir kadro olarak, her kesimden vatandaşımıza ulaşmak, onlara da kulak vermek boynumuzun borcudur.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı tek tek anlatarak, bu kardeşlerimizin de oylarına talip olduğumuzu ifade edeceğiz. Buradan siyasi parti fark etmeksizin tüm vatandaşlarıma sesleniyorum, muhalefete bakıp da asla yeise kapılmayın. Asla alternatifsiz değilsiniz. Hele hele CHP’nin iş bilmez, beceriksiz, sadece kendi kariyerini düşünen idarecilerine mecbur ve mahkûm değilsiniz. Şayet siyasetten beklentiniz, hizmet ve eser görmekse hiç uzağa gitmenize gerek yok AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak işte biz buradayız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti ve Cumhur İttifakı’yla hizmet, eser, yatırım ve projede yarışabilecek hiçbir siyasi hareket olmadığını vurgulayarak şöyle konuştu: “Kendi iktidarları uğruna size dayatmalarda bulunanlara, sizin kaygılarınızı istismar edenlere, size ‘bizim istediğimiz adaya tıpış tıpış oy vereceksiniz’ diyenlere… Kim diyordu bunu biliyorsunuz değil mi? Belediye başkanı olarak ‘kimi görmek istersiniz’ sorusunu bile millete değil de yapay zekâya soranlara, sizin fikrinize, taleplerinize, hassasiyetlerinize saygı göstermeyenlere, kendi şahsi ikballeri için kapalı kapılar ardında bölücü örgütün uzantılarıyla demlenenlere… Anladınız değil mi bizim çayın demlenmesi değil, DEM diye bir parti var ya onlarla demlenenler var. Hâsılı size rağmen siyaset yapanlara bu seçimde esaslı bir ders vermeye hazır mıyız? Hür iradenizin hiç kimsenin tapulu mülkü olmadığını gelin, bu kibir abidelerine gösterin.”

“BİZİM TEK GAYEMİZ ÜLKEMİZE, MİLLETİMİZE VE ŞEHİRLERİMİZE HİZMET ETMEKTİR”

Tek gayelerinin ülkeye, millete, şehirlere, hizmet etmek olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu amaçla Rize’ye son 21 yılda toplam 150 milyar lira tutarında kamu yatırımının yapıldığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “31 Mart’ta tüm Türkiye’de biz çok farklı bir tablo bekliyoruz. Bu seçimlerin ülkemizde özellikle muhalefette gerçek manada bir değişim dalgasını ortaya çıkaracağına inanıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Rize’de eğitimde 2 bin 11 yeni derslik inşa edildiğini, kente üniversitenin kazandırıldığını, yaklaşık 6 bin kişi kapasiteli yükseköğrenim yurt binalarının açıldığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ikisi stadyum olan toplam 110 spor tesisinin yapıldığını anlattı.

Sağlıkta bin 63 yataklı 11’i hastane, toplam 30 sağlık tesisini şehre kazandırdıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Toplam 800 yataklı Rize Şehir Hastanemiz ve bin 200 yataklı Güneysu Devlet Hastanemizin yapımına devam ediyoruz. Size söz verdim mi, şehir hastanesi dedim mi… Şu anda sahilde şehir hastanesinin fore kazıklarının nasıl çakıldığını gördünüz mü? İşte oraya 800 yataklı şehir hastanemizi yapıyoruz. Laf ola beri gele yok, söyledik mi yaparız ve yapıyoruz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 12 sağlık tesisinin ihale, proje ve arsa tedarik aşamasının hâlen devam ettiğini belirterek, TOKİ eliyle Rize’de 3 bin 892 konutun tamamlanıp hak sahiplerine teslim edildiğini ifade etti.

Rize’de bin 315 konutun yapımının devam ettiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Riskli yapı olarak belirlediğimiz, bin 592 bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdik. Şimdi Rize’de beş millet bahçesi projemiz bulunuyor. Güneysu Millet Bahçemizi tamamladık, açılışa hazır hâle getirdik. İyidere Millet Bahçemizin yapımına devam ediyoruz. Rize, Çayeli ve Pazar Millet Bahçelerimizin de projelendirme çalışmaları devam ediyor. Ayder Yaylamızda 440 bin metrekare alanda, yenileme ve koruma projemizi sürdürüyoruz. Ayder’de toplam bin 917 araçlık yeraltı kapalı otoparkının yapımını tamamlamak üzereyiz. İcraat, icraat, laf değil, icraat… İnşallah yeni sezonda hizmete girecek.”

“RİZE’YE 21 MİLYAR LİRA TARIMSAL HİBE VE YATIRIM DESTEĞİ VERDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 76 odalı termal tesis kaba inşaatının bittiğini, 52 adet benzer konaklama biriminin ve Gelin Tülü Şelalesi Seyir Terası’nın yapımının da tamamlandığını bildirdi.

Ulaştırmada 175 kilometre bölünmüş yol yapıldığını, Ovit Tüneli’ni ve bağlantı yollarını açtıklarını, Karadeniz sahil yolunu yaptıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ayder, Güneysu-Büyükköy, Çamlıhemşin-Ayder, Rize-Ambarlı- Küçükçayır yollarını tamamlayarak hizmete açtık. Hurmalık tünelleri ve bağlantı yollarını, Salarha Tüneli’ni tamamlayıp hizmetinize sunduk” şeklinde konuştu.

Hurmalık Tünelleri ve bağlantı yollarını, Salarha Tüneli’ni tamamlayıp hizmete sunulduğunu kaydeden Cumhuraşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “İyidere-İkizdere ayrımı, Küçükçayır, Rize, Pehlivantaşı, Kalkandere, Rize İspir, İyidere ayrımı, İkizdere, İyidere Çayeli ayrımı, Güneysu yollarının yapımına devam ediyoruz. Rize-Artvin Havalimanımızın yapımını tamamladık, hizmete açtık. Havalimanımızın yolcu sayısını biliyor musunuz? Geçtiğimiz yıl 1 milyonu aştı, daha da artacak. İyidere Lojistik Limanımızın yapımı sürüyor. Rize’ye 4 içme suyu tesisi, 83 taşkın koruma tesisi ve 17 hidroelektrik santral inşa ettik. Rize’ye toplam 21 milyar lira tutarında tarımsal hibe ve yatırım desteği verdik. Şehrimize yeni bir Organize Sanayi Bölgesi ve Teknokent kurduk.”

Enerjide, Rize Güneysu, Ardeşen, Çayeli, Fındıklı, Pazar, Kalkandere, Derepazarı, İyidere, Kendirli, Salarha ve İkizdere’ye doğal gaz arzının sağlandığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sene de Muradiye’ye doğal gaz arzı sağlamanın planlandığını söyledi.

Okumaya Devam edin

DÜNYA

İyi ki Varsın Ayşegül Seçilir

İyi ki Varsın

Avatar

Published

on

“İyi ki Varsın” yazı dizimizde ,hem enerji hem siyasi hem de bürokrasi anlamında değerli bir iş insanına yer verdim. Türkiye coğrafyasında Orta Anadolu Kızılırmak havzasında, Yeşil ve Mavi Diyarı Obaköy- Yeşil Vadi , Tarihi Çeşginir Köprüsü ve Kanyonu, Atlı Safari ve Doğa Parkı Dinek Dağı , Tarihte Yolculuğa Çıkmak İçin Sulu Mağara, “Kralların Ressamı” Rahmi PEHLİVANLI gibi Dünya çapında ün kazanmış çok önemli bir ressamımızı bağrında yetiştiren endüstri, ağır silah ve çelik sanayisi, tarihi dokusu ile medeniyetler şehri şehitler diyarı ; KIRIKKALE

Ayşegül SEÇİLİR , 1992 yılında Kırıkkale’de 5 çocuklu bir ailenin sonuncu ferdi olarak dünyaya geldi. Ortaöğrenimimi Kırıkkale’de, lise öğrenimimi ise Ankara’da tamamladı. Sonrasında Anadolu Üniversitesi Sosyal Hizmetler Bölümü’nü ve yine Anadolu Üniversitesi İnsan Kaynakları Yönetimi bölümünü tamamladı. Ayrıca, Erzurum Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü eğitimimin son dönemine devam etmekle birlikte mutlu bir evliliği vardır.
İş Kadını denildiğinde akla ilk gelen genelde plazalar olur ya hani. Bu geniş bir mecradır; tarımda hiç bir karşılık almadan yıllarca çalışan kadınlardan, plaza da erkek ile aynı pozisyonda olmasına rağmen daha düşük maaş ile çalışan kadınları da içine alır. Her şeyden önce kadın olmanın zor olduğu bir toplumda yaşıyorken, iş hayatında kadın olmanın zorluklarının ne denli olabileceği apaçık ortadadır. Gerek psikolojik şiddet, gerek mesleki ayrımcılık kadınların yaşadığı zorluklardan bazılarıdır.

TÜİK Hane halkı araştırmalarına göre kadınların eğitim düzeyi yükseldikçe iş hayatına girişleri de yükselmektedir.

Ayşegül Seçilir ;
İş yaşamında kariyer basamaklarının ilkinde ,2016 yılında kendisinin kurmuş olduğu 1039 belge numarası ile İŞKUR ‘da kayıtlı, İltimas Özel İstihdam Hizmetleri İnsan Kaynakları ve Danışmanlık Ltd. Şti.’ ni kurma le başladı. Halen firma yetkilisi olarak görevini idame ettirmekle beraber; ayrıca 2019 yılında ,Kurmuş oldukları “Seçilir Havalandırma Mühendislik Ltd. Şti.” nde Finans Sorumlusu olarak iş yaşamına devam etmektedir.

İltimas Özel İstihdam Hizmetleri İnsan Kaynakları ve Danışmanlık Ltd. Şti. nin ana temasında , istihdam oranı en düşük seviyede kalan ev hizmetleri sektöründe, kadın personel yönlendirmesi ile kadınları istihdama dâhil eden şirketlerin öncüsü olmaktadır. Dünya Kırıkkaleli Dernekler Federasyonu Kadın Kolları Başkan Yardımcılığı görevi yanında ayrıca kurucusu olduğu, Ankara-Mamak Kırıkkaleliler Derneği’nde Kurucu Dernek Başkanı olarak devam etmekte. STK içerisinde aktif olarak uzun yıllardır görev yapmaktadır.

Ayşegül Seçilir ;
Kadınların iş hayatında başarılı olmalarının sırrı noktasında , kendilerine olan inancını güçlendirmek, potansiyellerini keşfetmek ve kendilerini geliştirmekten geçtiğini ifade ediyor ve ekliyor .Kendilerine güvenmeleri ve özgüvenlerini arttırmak, çevrelerindeki insanlardan destek almak, paylaşılan bilgiyi etkin bir şekilde değerlendirmek, başkalarından öğrenmek, kendilerini yenilemek ve yeni teknolojilere ayak uydurmak gibi faktörler de başarılı olmalarında yardımcı rol olmaktadır. Diyor.

“Kadınların farklı sektörlerde yer alması hem ekonomik hem de sosyal düzeyde önemli katkılara sahip olmuştur. Her şeyden önce, iş gücünün geniş bir yelpazede daha dengeli bir şekilde dağıtılması, ekonomik verimliliği ve büyümeyi artırır. Kadınların sektörlere entegrasyonu, farklı bakış açıları ve beceri setleri getirerek iş ortamının çeşitliliğini ve esnekliğini de artırır. Ayrıca, kadınlar ailelerine maddi destek sağlayabilir ve böylece ailelerin yaşam kalitesi ve sosyal refahını iyileştirir. İşte tam da bu kapsamda
Ayşegül Seçilir’ in Siyasi Yaşamı, 2015 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi -AK PARTİ ile başlıyor. Kadın temsiliyeti kavramı, siyasal hayatta kadınların liderlik rollerinde ve karar alma ve yetki elde etme süreçlerinde etkin bir şekilde temsil edilmesini ifade eder diyerek ekliyor; Kadınların siyasal temsiliyeti, toplumdaki çeşitliliği ve farklı düşünceleri toplumsal yaşama yansımasını sağlar. Ayrıca kadınların siyasi pozisyonlarda temsil edilmesi, karar alma süreçlerinde daha kapsayıcı ve adil politikaların oluşturulmasına katkı sağlayacaktır.

İşte tam da bu süreçte ; Teşkilat Üyeliği • Tanıtım Medya Komisyonu • Mahalle Başkanlığı • Kadın Kolları Yönetim Kurulu Üyesi • Kadın Kolları Başkan Yardımcılığı – Seçim İşleri Birim Bşk. görevlerini üstlenmiştir.
Sivil alanda kadın olmanın bir diğer boyutu, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak amacıyla kadınlar tarafından verilen mücadelelerle bugünlere gelen kadın hareketidir.
Türkiye’de kadına yönelik baskının gittikçe arttığı ve kadın hak ve özgürlüklerinin geriye saydığı dönemlerden geçtiğimizi ve daha çok kat edilmesi gereken mesafenin olduğunu ifade eden Seçilir’ in;
• Başkent Özel İstihdam Büroları Üyeliği • Dünya Kırıkkaleli Dernekler Federasyonu Başkan Yardımcılığı. • Mamak Kırıkkaleliler Derneği Kurucu Başkanlık Görevlerinin olmasında, Kadınların aktif iş yaşamına katılabilmesi, aktif siyasette yer alması, kadın girişimciliğinin artması için sivil toplum kuruluşlarında (STK) yer almaları büyük önem taşıyor demektedir.
Platformlarında bulunan kadın dernekleri, engelli dernekleri ve toplumun her kesimini ilgilendiren konularda yerel yönetimler ile birlikte çeşitli projelere imza atmış olup, 2024 vizyonumuzda da bunların sayılarını artırmak için çalışmalarına son hızla devam etmektedirler.

Ülkemizde ve dünyada barışın, birliğin, mutluluğun mümkün olduğu her kesimde, 21 yüzyıl vizyonunun ana temasının Barış ve Huzur olduğu dünyamızda kadın istihdamına yönelik uluslararası ilişkileri yöneten siyaseti, barış, birlik ve mutluluk için geliştirdiğim çözümlerimi uygulamaya geçirmekti.

Meraklı bir keşifçi ve siyasetçi olarak bu hususta çalışmalarımı halen devam ettirmekteyim” diyor. Kadının toplum hayatındaki yerini bilen ve kadını korumanın aileyi korumak olduğunu düşünen SEÇİLİR’ in toplumda ehemmiyet vererek üzerinde konuların başında ise “kadına şiddet” geliyor. Sivil Toplum Platformlarında konuya ilişkin dikkat çeken ve farkındalık oluşturan çalışmaları var. Fiziksel şiddetin can kayıplarına kadar ulaşan vakalar ile kadının haya tında büyük travmalara yol açtığını düşünerek bu konuda da ciddi savaş veriyor.
Gelenekselliği ve çağdaşlığı aynı hamurda yoğurarak çok sayıda girişimcilere Girişimcilik Örnekleri ile yön veren İş Kadını olması , başarılarının hemen hepsinde, azim ve dirayetinin sonucunda olduğunun idraki içerisinde, İnanıyoruz ki yeni ve daha büyük başarılar için hizmetlerine devam edecek,


Ülkesine olan sevdası, girişimci ruhu, yardımsever kişiliği, teknoloji alanında yaratıcılık özelliği ve bilge kişiliği ile toplumun sevgisini ve takdirini almış vasıfları üzerinde bulundurması, gelecekte de insanlık adına faydalı çoğu kapsamlı projelerin hayata kazandıracağını biliyor ve kendilerine,

“İyi ki Varsın Ayşegül Seçilir ” diyoruz.

Levent KANDEMİR

Okumaya Devam edin

REKLAMLAR
Kasım 2019
P S Ç P C C P
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
252627282930  

Genç Diplomat

REKLAMLAR
DİPLOMAT8 saat önce

Arnavutluk Başbakanı Rama Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde

DİPLOMAT14 saat önce

“Adalet sistemimizin mevzuat altyapısını geliştirmek için başlattığımız reformları kesintisiz devam ettiriyoruz”

DİPLOMAT1 gün önce

Emine Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı’nın eşi Mihriban Aliyeva ile görüştü

DÜNYA1 gün önce

“Karabağ’da işgalin sona ermesiyle bölgemizde kalıcı barış için tarihî bir fırsat penceresi açıldı”

DİPLOMAT1 gün önce

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde

DÜNYA3 gün önce

Özün Buluştuğu Yer Doruklara Uzanan Umutlar Adil ERDEM

DİPLOMAT3 gün önce

“Bizim her sözümüzün altında, asırlara bedel eser ve hizmetler yatıyor”

DÜNYA3 gün önce

“Türkiye’nin 21 yılda yazdığı başarı hikâyesinin kahramanı, 85 milyonun her bir ferdidir”

DÜNYA6 gün önce

İyi ki Varsın Ayşegül Seçilir

DİPLOMAT6 gün önce

“Bölgemizde barış ve istikrarın tesisi için Mısır ile temaslarımızı her seviyede artırma kararlılığındayız”

DİPLOMAT6 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mısır Cumhurbaşkanı es-Sisi ile görüştü

GÜNDEM6 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan Mısır’da

DİPLOMAT1 hafta önce

Emine Erdoğan, Dubai’de “Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri Forumu”na katıldı

DİPLOMAT1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya Başbakanı Dibeybe ile görüştü

DİPLOMAT1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BAE’de uluslararası yatırım şirketleri ve Emirlik ailelerine ait şirketlerin temsilcileriyle bir araya geldi

DİPLOMAT1 hafta önce

“Bölgemizde barışa giden yol, Filistin devletinin kurulmasından geçiyor”

GÜNDEM1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Al Nahyan ile görüştü

DÜNYA1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin ilk astronotu Gezeravcı’yı kabul etti

GÜNDEM1 hafta önce

“Türkiye’yi bir bütün olarak kalkındırmanın, büyütmenin, yüceltmenin çabasındayız”

DİPLOMAT1 hafta önce

“Enerjide tam bağımsızlığı yakalamak en önemli hedefimizdir”

DİPLOMAT1 hafta önce

“Antalya, her alanda Akdeniz’in parlayan yıldızı olmaya devam ediyor”

DİPLOMAT1 hafta önce

Emine Erdoğan, Yüzyılın Kadın İstihdamı İş-Pozitif Tanıtım Programı’na katıldı

DİPLOMAT2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim en öncelikli konumuz deprem bölgesidir”

DİPLOMAT2 hafta önce

“Türkiye, tarihinin en büyük imar seferberliğini nice olumsuzluklara rağmen yürütmektedir”

DİPLOMAT2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anayasa Mahkemesi Üyesi Akçil’in yemin törenine katıldı

DİPLOMAT2 hafta önce

“Hiçbir ayrım yapmadan deprem bölgesini yeniden hızla ayağa kaldırmaya çalıştık”

DİPLOMAT2 hafta önce

“Deprem bölgesindeki şehirlerimizi geleceğe hazırlayacak atılımların altyapısını kuruyoruz”

DİPLOMAT2 hafta önce

“Türkiye, asrın birlikteliğini sergileyerek asrın felaketinin yaralarını süratle sarıyor”

DİPLOMAT2 hafta önce

“Deprem şehirlerimizi, altyapısıyla, üstyapısıyla tamamen ayağa kaldırana kadar durmayacağız”

DİPLOMAT2 hafta önce

“Amacımız Hatay başta olmak üzere tüm depremzede şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırmaktır”

DİPLOMAT2 hafta önce

“Hatay ve diğer deprem şehirlerimizde, tüm hak sahiplerini evlerine veya iş yerlerine kavuşturacağız”

DİPLOMAT3 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nijer Başbakanı Lamine Zeine ile görüştü

DİPLOMAT3 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyanet Akademisi Başkanlığı Mezuniyet Merasimi’ne katıldı

DİPLOMAT3 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Umman Büyükelçisi Saif Rashid Saif Al-Jahwari’yi kabul etti.

DİPLOMAT3 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ekvator Ginesi Büyükelçisi Jose Esono Micha Akeng’i kabul etti.

GENÇ4 hafta önce

Dünden Bugüne Yarından Geleceğe Hülya Gözaçan

DİPLOMAT3 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Umman Büyükelçisi Saif Rashid Saif Al-Jahwari’yi kabul etti.

DİPLOMAT4 hafta önce

İran Cumhurbaşkanı Reisi Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde

DİPLOMAT4 hafta önce

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Portekiz Büyükelçisi Maria Virginia Mendes Da Silva Pina’yı  kabul etti.

DİPLOMAT4 hafta önce

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Singapur Büyükelçisi Li Peng Kok’u kabul etti.

DÜNYA4 hafta önce

Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar, Doğalgaz ve elektrikte fiyat artışı öngörmüyoruz

DİPLOMAT3 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ekvator Ginesi Büyükelçisi Jose Esono Micha Akeng’i kabul etti.

GÜNDEM4 hafta önce

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Tunus Büyükelçisi Ahmed Ben Sghaier’i kabul etti.

DİPLOMAT2 hafta önce

“Hatay ve diğer deprem şehirlerimizde, tüm hak sahiplerini evlerine veya iş yerlerine kavuşturacağız”

DÜNYA3 hafta önce

“Şehir hastaneleriyle, sağlık hizmetlerini dünya standartlarının üstünde bir seviyeye taşıdık”

DİPLOMAT3 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyanet Akademisi Başkanlığı Mezuniyet Merasimi’ne katıldı

DİPLOMAT2 hafta önce

“Türkiye, asrın birlikteliğini sergileyerek asrın felaketinin yaralarını süratle sarıyor”

DİPLOMAT4 hafta önce

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avusturya Büyükelçisi Gabriele Juen’i kabul etti.

DİPLOMAT2 hafta önce

“Amacımız Hatay başta olmak üzere tüm depremzede şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırmaktır”

DİPLOMAT2 hafta önce

“Deprem bölgesindeki şehirlerimizi geleceğe hazırlayacak atılımların altyapısını kuruyoruz”

DİPLOMAT3 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gine Bissau Büyükelçisi Braima Embalo’yu kabul etti.

DİPLOMAT2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anayasa Mahkemesi Üyesi Akçil’in yemin törenine katıldı

DİPLOMAT2 hafta önce

“Deprem şehirlerimizi, altyapısıyla, üstyapısıyla tamamen ayağa kaldırana kadar durmayacağız”

DİPLOMAT4 hafta önce

“Türkiye ve İran, kalkınma ve istikrar için aralarındaki iktisadi iş birliğini mutlaka ilerletmelidir”

DİPLOMAT3 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nijer Başbakanı Lamine Zeine ile görüştü

DİPLOMAT3 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ürdün Büyükelçisi Hazem Issam Al-Khatib Al-Tamimi’yi kabul etti.

DİPLOMAT4 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk Türk astronot Gezeravcı ile canlı bağlantıyla görüştü

DİPLOMAT2 hafta önce

“Hiçbir ayrım yapmadan deprem bölgesini yeniden hızla ayağa kaldırmaya çalıştık”

DİPLOMAT1 hafta önce

Emine Erdoğan, Yüzyılın Kadın İstihdamı İş-Pozitif Tanıtım Programı’na katıldı

DİPLOMAT1 hafta önce

“Enerjide tam bağımsızlığı yakalamak en önemli hedefimizdir”

DÜNYA6 gün önce

İyi ki Varsın Ayşegül Seçilir

DİPLOMAT3 hafta önce

“İstanbul’da tamamlanan raylı sistem ağlarının uzunluğu 338,5 kilometreye çıktı”

DİPLOMAT4 hafta önce

“İran’la ilişkilerimizi karşılıklı güven ve müşterek menfaatler temelinde derinleştirmeye önem veriyoruz”

DİPLOMAT2 hafta önce

“Türkiye, tarihinin en büyük imar seferberliğini nice olumsuzluklara rağmen yürütmektedir”

GÜNDEM1 hafta önce

“Türkiye’yi bir bütün olarak kalkındırmanın, büyütmenin, yüceltmenin çabasındayız”

DÜNYA1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin ilk astronotu Gezeravcı’yı kabul etti

DİPLOMAT2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim en öncelikli konumuz deprem bölgesidir”

DİPLOMAT1 hafta önce

Emine Erdoğan, Dubai’de “Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri Forumu”na katıldı

GÜNDEM1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Al Nahyan ile görüştü

DÜNYA3 gün önce

Özün Buluştuğu Yer Doruklara Uzanan Umutlar Adil ERDEM

REKLAMLAR
REKLAMLAR

Genç Diplomat

seers cmp badge