Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde gerçekleştirilen televizyon kanalları ortak canlı yayınında, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevaplandırdı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TRT, A Haber, NTV, CNN Türk, 24 Tv, Ülke Tv, Tvnet, Haber Türk, TV100, Haber Global, TGRT Haber, Bengi Türk ve Akit Tv ortak canlı yayınında gazetecilerin sorularını cevapladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, âdeta final diyebilecekleri ortak televizyon yayının kendisi için de güzellik olduğunu kaydetti.
Bugün yoğun programlarının olduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi sizlerle birlikte bu pazar gününe gidişte son televizyon programını yapıyoruz. ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonumuzun ilk işaret fişeğini bildiğiniz gibi Cumhuriyet’imizin 99. kuruluş yıl dönümünde atmıştık. Pazar günü seçimde elde edeceğimiz sonuçla Cumhuriyet’imizin ikinci asrı olan ‘Türkiye Yüzyılı’ resmen başlayacaktır. Milletimiz sandıkta Cumhur İttifakı’na ve AK Parti’ye yeni bir adeta zafer armağan edecektir. AK Parti, 14 Mayıs’tan sonra da kendisiyle yarışmaya devam edecek. 85 milyonun tamamı için daha özgür, huzurlu ve daha müreffeh Türkiye inşası için çalışmayı sürdüreceğiz. Bu konuda hazırlıklarımız mevcut. Türkiye Yüzyılı’nı tüm vatandaşlarımızla el ele gönül gönüle inşa edeceğiz. Zira vatandaşımızın yanımızda olmadığı, arkamızda olmadığı böyle bir süreci devam ettirmek mümkün değil” diye konuştu.
“Pazar günü, milletim, ülkesini ne terör örgütlerinin eline, ne de tefecilerin insafına bırakmayacağını tüm dünyaya gösterecektir” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Seçim günü genciyle, yaşlısıyla, kadını ve erkeğiyle 85 milyonun her bir ferdi kazanacak. O gün gönül coğrafyamızda bizim için, Türkiye için dua edenler kazanacak. Dünyanın dört bir yanındaki mazlum ve mağdurlar kazanacak” diye konuştu.
Bugün Balkanlar’dan gelen birçok dostunun olduğuna değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bunlar yeni değil. Yıllardır 20 senedir, 30 senedir tanıştığımız dostlarımız. Ya benim Balkan ziyaretlerinde ya da onların bizi ziyaretlerinde tanıştığımız dostlarımız, kardeşlerimiz. Ve bugün onlarla cumada beraber olduk. Daha sonra onlar akşam tüm Rumeli sakinleriyle bir araya geldiler. Ardından 4 bin civarında gençle bir araya geldik. Gençlerle heyecan dolu, coşku dolu bir akşamı geçirdik. Ve onlarla olan birlikteliğimizde aynı zamanda ödüller vardı. Bilimde, sanatta, kültürde, sporda depremle ilgili olan süreçle alakalı. Ve o toplantıda hakikaten benim herhalde hayat hikâyemde ayrı bir yer alacak. Yöneticilerini ayrı ayrı tebrik ediyorum. Başarılı sporcularımıza ayrı ayrı tebrik ediyorum. Ve bundan sonraki süreci de bu anlamda çok değerli buluyorum.”
“YARIŞ KEŞKE DÖRTTE DÖRT DEVAM ETMİŞ OLSAYDI”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce’nin cumhurbaşkanlığı adaylığından çekilmesine yönelik soru üzerine, “Her şeyden önce tabii bu yarışa birlikte çıktığımız Muharrem Bey’in buradan ayrılışına doğrusu üzüldüm. Maalesef kaset kumpaslarıyla makama gelen bay bay Kemal’in karşısına rakip olunca böyle bir komplo ile karşılaştı. Terör örgütleri ile kol kola yürüyen ortaklık kuran Kılıçdaroğlu, özellikle tabii karşısına çıkınca böyle bir saldırı ile karşılaştı. Terör örgütlerini içselleştirmiş bir kişiden söz ediyoruz. Böylelerinden her türlü saldırı beklenmeli” diye konuştu.
“Bugün Muharrem Bey’i (İnce) aradım. Kendisine bu süreçle ilgili böyle bir şey nasıl saldırı oldu filan diye bunları bir kendisiyle konuşayım istedim” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tabii anladığım kadarıyla ortada Kılıçdaroğlu’nun şu anda kol kola olduğu, el ele olduğu. Bu Muharrem Bey’den sadır olan bir şeydir diye söylemiyorum. Ama bu bir FETÖ taktiğidir. Yani bunlar bunu her an yapabilir. Geçmişte de bunlar yapıldı. Tabii Kılıçdaroğlu bu makama malum bir kaset komplosuyla geldi. Ve bunu da olmayacağını açıklayarak geldi. Ama olmayacağını açıklayan ertesi gün kalktı, bu defa da aday olduğunu açıkladı. Şimdi enteresan olan tabii Muharrem Bey’in bu kararının arkasında tabii birçok, şüphesiz ki gerçekten yani namuslu, haysiyetli insanların kabullenemeyeceği bazı saldırıların olduğunu bugünkü görüşmemizden anlıyorum. Böyle bir durum söz konusu” ifadelerini kullandı.
İnsanın haysiyeti ve namusunun çok önemli olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Yani bu tür iftiralarla karşı karşıya kalınırsa tevessül edeceği yollardan bir tanesi en son da olsa böyle bir yoldur. Ve gelinen nokta da budur. Avukatlarına vesaire bu konuyla ilgili böyle bir görevi verdiğini de kendileri zaten ifade ettiler. Ve biz de özellikle yani devlet olarak yapılabilecek neyse bu konuda her türlü yardıma hazır olduğumuzu da söyledik. Çünkü böyle bir yarışta yalnız bırakmak da asla doğru olmaz. Ve devlet olarak yapmamız gereken gerek Adalet Bakanlığı noktasından gerek İçişleri Bakanlığı noktasında bunların yapılabileceği zaten bizim bulunduğumuz makamın da görevidir. Ve bu süreçte tabii böylece başlamış olacaktır. Tabii yarış keşke dörtte dört devam etmiş olsaydı. Ama şu anda bir eksiğiyle gidiyor ama tabii oy pusulasında değişen bir şey yok yani. Oy pusulasında yine bütün bu dört oy da orada yerini alıyor. Temennim odur ki sonucu hayır olsun.”
“SINIRLARIMIZ DIŞINDA DA İNLERİNDEN ÇIKAMAZ HÂLDELER”
Seçim sürecinde terörist elebaşılarının Millet İttifakı’na ve adayı olan Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik destek ifadelerini nasıl yorumladığı sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sorunun çok çok önemli olduğunu, belki de bu kampanyanın nirengi noktası denilebileceğini söyledi.
Türkiye’nin 40 yıllık terörle mücadele tarihinin en büyük kazanımlarının elde edildiği safhada olunduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cudi’de biz varız. Gabar’da biz varız. Tendürek’te biz varız. Bestler Deresi’nde biz varız. Şu anda bay bay Kemal’in el ele, omuz omuza olduğu mahfiller ile şu anda biz adeta savaş hâlindeyiz” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölücü örgütü sınırların içinde âdeta bitme noktasına getirdiklerini dile getirerek, “Sınırlarımız dışında da inlerinden çıkamaz hâldeler. Kafasını çıkartanın tepesini eziyoruz. Ama şu anda bay bay Kemal’in, CHP’nin ve yanındakilerin el ele, omuz omuza oldukları kimler? Bunlar. Onlar da umutlarını kendilerine özerklik sözü veren Kılıçdaroğlu’na bağladılar, Suriye’den çekilerek alan açma taahhüdünde bulunan bay bay Kemal’e bağlamış durumdalar” ifadelerini kullandı.
“MİLLETİM KONUŞMASI GEREKTİĞİ ZAMAN SUSANLARI GÖRÜYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, cezaevlerini boşaltmaktan, teröristleri yeniden kamuya doldurmaya kadar nice vaatlerin şu anda havada uçuştuğunu ifade ederek, şöyle konuştu: “Dikkat ederseniz bu pazarlıkları tarafların hiçbiri de reddetmiyor. Sadece kelime oyunlarıyla milletimizi oyalamaya çalışıyor. Zaten HDP’nin temsilcileri açık açık bunları meydanlarda da söylüyorlar. Bu seçimin sonunda ya terör örgütü tamamen bitecek ya da yeniden milletimizin canına, malına, namusuna göz dikecek güce kavuşacak. İşin en acı tarafı da kendilerini milliyetçi, milli görüşçü, ulusalcı, demokrat olarak tanımlayan masa ortaklarının bu pazarlığa göz yummasıdır. Parlamento’da bu işi boşuna konuşmadılar. Dikkat ederseniz partiye gelip görüşmediler. Hatta sadece göz yummakla kalmıyor, meşrulaştırmak için kırk dereden su getiriyorlar. ‘Rabbim kimseyi Kılıçdaroğlu’nun peşine düşüp de bir ömür boyu savunduğu değerlere sırtını dönenlerin durumuna düşürmesin.’ diyorum.”
Masada tamamen suç ortaklığına dayalı bir iş birliği oluştuğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu yüzden kimse kimseye hatasını, yanlışını söyleyemiyor. Milletim konuşması gerektiği zaman susanları görüyor, bize karşı efelenenlerin teröristlere karşı nasıl da biçare kaldığını görüyor. Terör örgütleriyle kol kola yürüyerek şehitlerimizin ruhunu incitenlere, vatandaşım pazar günü cevabını verecektir. Kandil’den talimat alanlara pazar günü benim milletim cevabını en güzel şekilde verecektir” dedi.
Batı basınının Türkiye’deki seçimlere olan ilgisi hatırlatılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu noktada siz özellikle Batı’nın sadece basınının değil, Amerika Birleşik Devletleri’nin, Avrupa Birliği’nin rakibinizden yana bir pozisyon aldığını düşünüyor musunuz?” şeklinde yöneltilen soruya, “Hatırlarsanız daha kampanyanın öncesinde Biden’ın açıklamaları vardı. İsim vererek konuşuyorum. Bu neydi? Erdoğan’ın saf dışı edilmesiydi. Biden benimle özel muhabbeti de güya olan birisi. Ama bu açıklamayı ne yazık ki yani, dil sürçmesi diyemeyeceğim, acımasızca yaptı. Bu açıklamasından sonra defalarca da biz bir araya geldik. Görüşmelerimiz oldu. Kendisine sorunca o maalesef böyle çark etmeye çalıştı” cevabını verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu defa CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun çıkıp Rusya’ya saldırdığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şimdi Rusya’dan da sözcü Peskov, ‘Bunu ispatlaması gerekir.’ dedi. ‘Bunu ispatlayamazsa bunun altından kalkamaz.’ dedi. Şu anda eğer ben siyasetçiysem, 40 yıllık bir geçmişim varsa burada tabii bir şeyi çok açık ortaya koymamız lazım bay bay Kemal. Bak sen bu siyaseti hâlâ öğrenemedin. Sen çırak bile olamadın. Türkiye’nin yönetimine talip olan kalkıp ‘Ben Batı’yı dost edineyim.’ Çünkü ne diyor? ‘Rusya’ya yaptırım uygulayacağım.’ diyor. ‘Batı’nın uyguladığı yaptırım neyse onu Rusya’ya da uygulayacağım.’ diyor. Yahu senden devlet adamı olmaz. Senden yönetici olmaz. Sen kimsin de Rusya’ya yaptırım uygulayacaksın? Adama demezler mi ya? Sen Rusya’ya yaptırım uyguladığın zaman, Avrupa’daki birçok ülke buyur ‘Rusya’ya yaptırım uygulayacağım.’ diye ortaya çıktı. Sonra hepsi geri vitese taktı. Niye? Çünkü böyle devlet adamlığı olmaz.”
Devlet yönetmede Japonların bir atasözü olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Âdeta iplikle bağlı tutacaksın. Gün olur, lazım olur. Koparmayacaksın bağları. Ben Amerika’yla da dostum, Rusya’yla da dostum, Batı’da bize kindar olanlarla da dosttuk. Örneğin Fransa’da Macron. Sağı solu belli olmayan birisi. Bir gün bakıyorsun böyle dost havalarında gözüküyor, oturuyorsun, konuşuyorsun. Hadi diyorsun ‘Bak bir daha bu yanlışlar yapılmasın. Eğer bu yanlışlar yapılırsa ben senle kolay kolay bir daha görüşmem.’ Ama bakıyorsun ‘hayır’ diyor. ‘Yok öyle bir şey.’ Ama gidiyor sağda solda. Başlıyor gene aleyhimizde konuşmaya. Ama şu anda da buyur Le Pen, Macron’u solladı geçti” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, devlet adamlığının böyle olmayacağını, devletin de böyle yönetilemeyeceğini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yani sen herkesle münasebetlerini iyi tutacaksın. Koparmayacaksın bağları. Gün ola ihtiyaç olur. Onun sana ihtiyacı olabilir. Senin ona ihtiyacın olabilir. Şu anda Biden beni evimde ziyaret edecek kadar dostluğumuz olan bir insan olduğu hâlde, aynı şekilde biz Amerika’da onlarla eşim olsun, ben olayım bu tür münasebetlerimiz olduğu hâlde ama bu açıklamayı yapması beni mesela rencide etmiştir. Ama öbür tarafta ben Amerika Rusya’ya olumlu bakmıyor diye hiçbir zaman Sayın Putin’le münasebetlerimi kesmedim.”
Rusya’yla münasebetlerinin güçlü olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha da artacağı istikametinde meyiller bulunduğunu aktardı.
Turizm gelirinin en ciddi potansiyelinin Rusya’dan geldiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Almanya’yı bile geçti. Böyle bir durum var. Ben kalkıp da böyle iş birliğimizin olduğu ülkeyi nasıl dışlarım? Böyle bir şey olabilir mi? Ne diyor? ‘Batı’nın istediği yaptırımları yapacağız.’ diyor. Bay Kemal yanlış yoldasın. Böyle bir şeyi zaten bu fırsatı dahi bulamayacaksın. O ayrı bir şey de. Ama bu ifadeyi kullanmak bile, Peskov ‘Bunu ispat etmen gerekir.’ diyor. ‘Böyle bir şey söz konusu değil. Rusya’dan Türkiye’ye karşı böyle bir ifade kullanılmamıştır. Böyle bir yaklaşım yoktur. Dolayısıyla bunu ispat etmen gerekir’. Hadi bakalım ver cevabını şimdi. Böyle bir duruma düşmek istemeyiz” değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Batılıların borç verdikleri, emir verdikleri, hizaya çektikleri bir Türkiye istediğini belirterek, “Muhalefet üzerinden Türkiye’yi dizayn etme planlarını hatırlayın. Seçim yaklaştıkça ‘Erdoğan gitsin, bay bay Kemal gelsin.’ mesajını her mecradan ilan ettiler. Tabii Kılıçdaroğlu’nun kimin adayı olduğu buradan bakınca ortaya çıkıyor. Seçim özellikle milletin iradesiyle yapılacağına göre de pazar akşamı her şeyi çok açık net göreceğiz” şeklinde konuştu.
“DEMOKRASİNİN GEREĞİ NEYSE BİZ YİNE AYNEN BUNU YAPARIZ”
“Özellikle bazı kesimlerden ‘AK Parti iktidarı seçimi kaybederse hükûmeti bırakmazlar, devretmezler.’ açıklamaları geldi. Bu açıklamaları nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, değerlendirmeye bile gereksiz bulduğu cevabını verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun çok saçma bir soru olduğunu, bu tür bir sorunun ancak olsa olsa terör örgütlerine sorulacağını dile getirdi.
Türkiye’de demokratik yolla, halkın teveccühüyle iktidara geldiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları dile getirdi: “Nasıl halkımızın teveccühüyle iktidara geldiysek, yani milletimiz ola ki böyle bir farklı karar verecek olursa demokrasinin gereği neyse biz yine aynen bunu yaparız. Başka yapılacak bir şey yoktur. İstanbul’da büyükşehir belediye başkanlığını, bakın meclisi değil, belediye başkanlığını CHP aldığı zaman bizim belediye başkanımız, ‘Hayır, biz buradan çıkmıyoruz.’ dedi mi? Ne yaptılar? Belediye başkanlığını kazananlara kalktılar makamı verdiler. Mecliste açık ara İstanbul Büyükşehir’de önde olduğumuz hâlde hiç böyle bir tereddüde yer bırakmadılar. Ankara’da da büyükşehir belediye başkanlığını kazanınca bizim arkadaşlar ‘Hayır vermeyiz.’ dediler mi? Orada da meclis kahir ekseriyette bizde olduğu hâlde başkanlığı verdiler. Bu tür anlayış, bu tür yapı CHP’ye aittir. Onlar ‘İstemezük.’ derler. ‘Vermeyiz.’ derler. İşte şimdi sanatçıları adeta şimdiden sokağa döküldü. Huy bu. Ama bizde böyle bir şey söz konusu olamaz. Kaldı ki ben milletime inanıyorum ve sandıktan çıkan sonuca saygısı olmayanın millete de saygısı yoktur. Ülkenin meşru yönetimine ve meclisine görev süresi boyunca saygı duymak, demokrasiye saygısı olan bireyin zaten vazifesidir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, hiçbir zaman millî iradenin üstünlüğünden taviz vermediklerini, Cumhur İttifakı’nın bu ülkede demokrasinin teminatı olduğunu ifade ederek, “Demokrasiyi özümsemiş partilerin birlikteliğiyle kurulan Cumhur İttifakı, sandıktan çıkan her sonucu meşru kabul edecektir. Karşımızdakilerden de aynı taahhüdü bu açıklıkta bekliyoruz” diye konuştu.
Ancak CHP tarafının her seçim öncesinde ve sonrasında demokrasiye zarar verecek söylentiler yaymayı maharet saydığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi tutturdular, sandık güvenliği aşağı, sandık güvenliği yukarı… Sandık demokrasinin namusudur. Koy adamlarını oraya. Eksik bırakma. Hepsi, bizim elemanlarımız orada nasıl güvenceyse, senin elemanların da güvence olsun” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin pazar günü inşallah şahsına tekrar cumhurbaşkanlığı görevini tevdi edeceğine inandığını kaydederek, “Yurt içinde, yurt dışında. Aynı şekilde yasama tarafında da AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın önde olacağı bir irade ortaya koyacağına inanıyorum. Gerisi koalisyon masasının kendi meselesidir. O da bizi ilgilendirmez” değerlendirmesinde bulundu.
Programda, AK Parti iktidarları boyunca yapılan yatırımların yer aldığı video gösterildi.
“21 YILDA GENÇLERİMİZİN BİRÇOK HAYALİNİ GERÇEKLEŞTİRDİK”
Bu seçimlerde yaklaşık 6 milyon gencin ilk oyunu kullanacağı belirtilerek, “Peki siz yaptıklarınızla, vaatlerinizle ikna edebildiğinizi düşünüyor musunuz gençleri? Şeklinde yöneltilen soruya Cumhurbaşkanı Erdoğan, her şeyden önce gençlerin çok heyecanlı olduğunu, bunu Külliyede gençlerle yaptıkları toplantıda çok açık ve net gördüğünü söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun ilk görüşme olmadığını, her ay toplantı yaptıklarını, bu defa katılımı biraz yüksek tuttuklarını ve 300 kadar gencin Külliyedeki toplantıya katıldığını belirtti.
Gençlerin birbirinden farklı olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Uluslararası ilişkiler, siyaset bilimi, tarih alanlarına ve siyasete yönelik sorular yönelttiler. Biz de bu sorulara cevaplarımızı verdik. Bu cevaplarla birlikte toplantı sonrasında aramızda ciddi bir sinerjinin doğduğuna kani oldum. Bunlar sadece Ankara’nın belli üniversiteleri değil, Türkiye genelinde birçok üniversiteden buraya gelen gençlerdi. Bu da beni ayrıca mutlu etti. Sevindim” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu akşam 4 bin kadar gencin katıldığı bir toplantı yapıldığını kaydederek, gençlerin daha çok İstanbul’un üniversite gençliğinden olduğunu, programın soru-cevaptan öte kendi konuşması ve ödül törenini kapsadığını anlattı.
Ödül töreninde bilim, sanat, spor, kültür alanında deprem bölgesinden gelenlere ödül verdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu 4 bin gencin heyecanı beni ciddi manada etkiledi. Konuşmamın her paragrafında oradaki genç kitlenin nasıl ayaklandığını, nasıl heyecanlandığını gördüm. Külliyede ise karşılıklı soru cevap oldu. Bu karşılıklı soru-cevapta da yaklaşık 30’u aşkın genç orada sorular yönelttiler. İnşallah o gençleri verdiğim cevaplarla tatmin etmiş olurum. Toplantının sonrasında yoğun bir resim talebinde bulunulması da bu heyecanı, bu aşkı gösterdi. Gençlik siyasete de mütemayil, bu havayı aldım. Temennim o ki 21 yılda gençlerimizin birçok hayalini gerçekleştirdik. Harcı biz kaldırdık. Biz geldiğimizde burs 45 liraydı. Şimdi taban tavan baktığınız zaman 850 liradan asgari ücrete kadar verdiğimiz burslar var. Krediyi zaten saymıyorum. Burs önemli çünkü bursun ödenmesi söz konusu değil ama kredide devlette veya herhangi bir SSK’lı iş yerinde göreve başladıktan sonra ödeme var, faizi yok, hiçbir şeyi yok. Bunu sağlayan biziz. Bu kapıları açan biziz. Tabii böyle bir durum karşısında özellikle de 6 milyonu aşkın bir genç seçmen bu seçimde hakikaten etkili olacaktır diye düşünüyorum. Bu konuda da gençlikle aramızdaki muhabbet bayağı ileri derecede.”
“LGBT’Yİ SAVUNAN HİÇ KİMSEYE VE HİÇBİR KURUMA ASLA MÜSAMAHA GÖSTERMEYECEĞİZ”
AK Parti’nin ülkede 85 milyon insanın tamamının hakkını, hukukunu, beklentilerini hayata geçirmiş bir parti olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, hiç kimsenin farklılığına karşı özel husumet beslemelerinin mümkün olmadığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin temelini oluşturan aile yapısını koruma, evlatların geleceğine sahip çıkma sorumlulukları olduğunun altını çizerek, “LGBT türü akımların, bireylerin kendi dünyalarında yaşadığı sapkınlıklar olmaktan çıkıp, toplumsal dayatmaya dönüşmesi, millî varlığımızı tehdit eder. Bu tür sapkın akımların meşrulaştırılmasına izin veremeyiz. Bu yöndeki gayretleri tasvip de edemeyiz. AK Parti olarak, ülkemizde LGBT’nin savunulmasına, yaygınlaştırılmasına karşı mücadelemizi sonuna kadar yürüteceğiz. LGBT’yi savunan hiç kimseye ve hiçbir kuruma asla müsamaha göstermeyeceğiz” diye konuştu.
“GÜÇLÜ AİLELERE SAHİP DEĞİLSENİZ, GÜÇLÜ BİR MİLLET OLUŞTURAMAZSINIZ”
Konuyla ilgili tavırlarının bu kadar net olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Aileyi korumaya yönelik olarak anayasa değişikliğine dair bir teklif verdik. Meclis’in çalışma takvimi içerisinde bunu gerçekleştiremedik. Seçim sonrasında yine adımlarımızı atacağız. Birilerinin bu sapkın akımların oyuncağı hâline dönüşmesini üzüntüyle takip ediyoruz. Allah kimseyi böyle bir duruma düşürmesin. İnşallah, 14 Mayıs’tan sonra ülkemizde bu konuda da önemli gelişmelerin yaşandığına şahitlik edeceğiz. Allah rahmet eylesin Oğuzhan Bey, İstanbul Sözleşmesi’ni bir kenara koyma adımını attığımızda, bana bizzat arayarak teşekkür etmişti. Şimdi ‘Bunu tekrar getireceğiz.’ diyenler, aslında kendi içlerinde bir çatışmanın içindeler. Kaldı ki şu an Saadet Partisi’nin başındaki LGBT’ye karşı bir tavır ortaya koyuyor mu? Koymuyor. Açıkça söylüyorum, LGBT, AK Parti’ye, MHP’ye, Cumhur İttifakı’na sızamaz. CHP’ye sızar mı? Tam içinde. İYİ Parti, tam içinde. HDP, tam içinde. Savunuyorlar, bu konuda ciddi tutuculukları var.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, aile kurumunu tehdit eden ne varsa bütün sapkın akımlara karşı tavırlarını sürdüreceklerini dile getirerek, “Çelişkili ittifaklara karşı gücümüzü tam manasıyla koyacağız. Güçlü milletler, güçlü ailelerden oluşur. Güçlü ailelere sahip değilseniz, güçlü bir millet oluşturamazsınız. O yüzden seçim öncesi attığımız bu adımın devamını sağlayacağız” dedi.
“HAYATIMIZ BOYUNCA KÜRT KARDEŞLERİMİZİ PKK’DAN AYRI TUTTUK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kürtleri terör örgütleriyle aynileştirme gayretinin küresel bir tezgah olduğunun altını çizerek, “PKK sadece tıpkı diğer eli kanlı örgütler gibi sadece bir terör örgütüdür. Buradan Kürt kardeşlerimi tenzih ederim. Burada ister istemez Selo’ya gelmem lazım. Selo niçin içeride? Diyarbakır’da 51 Kürt kardeşimin ölümüne sebep olan, onları sokağa döken Selo değil mi? Onları sokağa döktükten sonra bu 51 kardeşimiz öldü. Bunun hesabı sorulmayacak mı? Bir hukuk devletinde bu Kürt kardeşlerimizin hakkını, hukukunu aramak da bizim görevimiz. O yavru Yasin Börü’yü öldüren bu alçaklar değil mi? Kimse bunların hesabını sormuyor” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, öldürülen Kürtlerin hukukunu korumanın ve aramanın kendi görevleri olduğuna işaret ederek, “Şu anda partimde bunca Kürt kardeşimiz var. Bakanlık yapan kardeşlerimiz var. Şanlıurfa’dan Bekir Bey, aynı zamanda Adalet Bakanım Kürt’tür. Yozgatlı diye onu Kürt değil sanıyorlar. Şu anda Şanlıurfa’da liste başına Bekir Bey’i koydum. Oturuşuyla, kalkışıyla, geçmişiyle, yetişmişliğiyle Bekir Bey, bu noktada İnşallah Şanlıurfa’ya yakışacak bir aday olmuştur. Hayatımız boyunca Kürt kardeşlerimizi PKK’dan ayrı tuttuk, tutuyoruz. AK Parti, Türkiye’de en çok Kürt kardeşlerimizin oyunu alan partidir. Bölgede, Kürtçe konuşulmasının önünü biz açtık. Kürtçe bilboardların asılması bizim yaptığımız atılımlarla oldu” dedi.
“ÜLKEMİZDE KÜRT KARDEŞLERİMİZLE İLGİLİ BİR SORUN YOKTUR”
“Ülkemizde Kürt kardeşlerimizle ilgili bir sorun yoktur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sorun, terör örgütünün Kürt kardeşlerimizin iradesini gasbetme sorunudur, özellikle onun siyasi uzantısının bunu istismar etme sorunudur. Kürt kardeşlerimizin yavrularını Kandil’e kaçıranların hesabını kim verecek? Biz yaratılanı Yaradan’dan ötürü sevdik, asla böyle bir ayrıma, bölücülüğe fırsat vermedik, vermeyeceğiz. Kimlik siyasetini biz değil, terör örgütü ve onun uzantısı olan parti yapıyor” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nn HDP ile ortaklığının HÜDA PAR’ın kendileriyle birlikte olmasıyla kıyas dahi edilemeyeceğini vurgulayarak, “HDP, terör örgütü PKK ile ilişkisini reddetmek şöyle dursun, tam tersi her gün selam göndererek aradaki bağını sürekli teyit ediyor. HÜDA PAR’ın ise kendisine atfedilen terör örgütüne ilişkisine dair herhangi bir emare olmadığı gibi kendilerinin de bu konuda çok açık reddi var. Kabul etmiyorlar böyle bir şeyi. Aslında bu konuyu uzun uzun tartışmaya gerek yok. İnternetten açın, HDP mitingine bakın, bir de HÜDA PAR mitingine bakın. Birinde tek bir Türk bayrağı bile göremeyeceksiniz. Atılan sloganların tamamı da terör örgütü desteklemeye yönelik sloganlardır. Diğerinde ise sadece Türk bayrağı ve kendi parti bayrağını göreceksiniz. Atılan sloganlar da millî birlik ve beraberliğimize yöneliktir. Mesele bu kadar basittir” değerlendirmesinde bulundu.
AK Parti’nin, ülkesine ve milletine bağlı herkes ile ittifak yapabileceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkesine ve milletine düşmanlık eden, bölücülük peşinde koşan herkese de kapımız kapalıdır” dedi.
“DEPREM BÖLGESİNDEKİ VATANDAŞLARIMIZIN İHTİYAÇLARINI KARŞILAMAYA, ŞEHİRLERİMİZİ AYAĞA KALDIRMAYA DEVAM EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Deprem bölgesindeki konutların depremzedelere bir yıldan önce teslim edilebilmeleri mümkün olacak mı?” sorusuna, “Seçim sürecinde olsak da deprem bizim öncelikli gündemimiz olmaya devam ediyor. Deprem bölgesindeki vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını karşılamaya, şehirlerimizi ayağa kaldırmaya devam ediyoruz. 142 bin konut ve köy evinin inşa sürecini başlattık, 59 bininin de temelini attık. Deprem bölgesinde 650 bin yeni konut yapacağız. Köy evlerinde zaten teslimatlar başladı. ‘Bunun 319 binini de 1 yıl içinde inşallah tamamlayacağız.’ dedik. En geç ekim ayı ile birlikte yüzlerce, binlerce konutun teslimine de başlamayı planlıyoruz. Nasıl inşaatlar gün gün başladıysa, teslimler de gün gün gerçekleşecek. En geç ekim ayıyla birlikte yüzlerce, belki de binlerce konut teslimini yapacağız. TOKİ’nin birikimi ve ülkemiz inşaat sektörünün gücü bunu sağlamaya yeterlidir. Sadece konut değil, sosyal ve ticari alanları, hastaneleriyle şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırıyoruz” cevabını verdi.
Defne Devlet Hastanesi’ni bu çalışmalara örnek gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tabii Defne, çelik konstrüksiyon ile yapılan bir hastane. Buna inanmadılar, İYİ Parti’nin sözde bir temsilcisi… Şu anda Defne’yi görüyorsunuz. Süratle, çelik konstrüksiyonla bu yapılmış ve şu anda da bütün iç donanımlara süratle devam ediliyor. Defne Hastanesi’nin temeli atılalı 48 gün oldu. Hedefimiz 60 günde tamamlamaktı, hamdolsun planlandığı gibi de ilerliyor. Büyük oranda tamamlandı ve artık kapıların üzerine ‘Defne Devlet Hastanesi’ yazacak kadar ileri gitti. İçerideki tomografiler vs. onlar yerleştirilmeye başlandı” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, depremin ülke ekonomisine maliyetine ilişkin, “Depremin 100 milyar doları aşan bir maliyeti var. Hiçbir şeyden taviz vermeden bu afetin altından bizim kadar hızlı kalkacak başka bir ülke yok. Bay bay Kemal, Adana’da gidip sahra hastanesi adı altında, orada hâle ait olan bir yeri ‘açtım’ diyor ve ‘burası hastane’ diyor. Aldatmayın milleti ya, bıktık artık sizin bu yalanlarınızdan. Eğer ‘hastane’ diyorsan işte buyur, çelik konstrüksiyondan Defne Hastanesi’ni yaptık, çok kısa bir sürede hizmete başlayacak. Biz buyuz. Yaparsa, AK Parti ve Cumhur İttifakı yapar. Söz verdiğimiz ayrıca 650 bin konutu da teslim etmeden, vatandaşlarımızın yaralarını sarmadan durup dinlenmeyeceğiz, yolumuza devam edeceğiz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kazandığınız takdirde dış politikadan ekonomiye ve iç siyasete kadar şimdiye kadar yürüttüğünüz politikalarda değişikliğe gitmeyi düşünüyor musunuz? Özellikle ekonomide yeni adımlar atacak mısınız?” sorusuna karşılık, Türkiye Ekonomi Modeli’ni yatırım, ihracat, cari fazla yoluyla büyüme üzerine kurduklarını ve bugüne kadar bunu adım adım uyguladıklarını hatırlattı.
Türkiye’nin bu sayede yıllardır maruz kalınan ekonomik saldırılara, finans sistemine yönelik operasyonlara başarıyla direndiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’de ve Avrupa’da banka iflaslarının birbiri ardına geldiğini ancak Türkiye’de kamu başta olmak üzere bankaların güçlü şekilde ayakta kaldığını ifade etti.
Karadeniz’de keşfedilen ve enerji sistemine dahil edilen doğal gazın ülke ekonomisine ayrı bir güç kattığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gabar’daki petrolü de giderek artan bir şekilde sisteme dahil ettiklerini dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gabar’daki petrolün kıvamının ve kalitesinin üst düzey olduğunu vurguladı.
“SAĞLIKTAN ULAŞIMA, TURİZMDEN ÇEVREYE HER ALANDA TARİHÎ BAŞARILAR ELDE EDİYORUZ”
Nükleer güç santralinin birinci ünitesinin hizmete açıldığının ve üretim aşamasına yaklaşıldığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Hidroelektrik santraline, bunun yanında güneş enerjisi santrallerine gelince, tüm enerji kaynaklarımızı harekete geçirdik. Savunma sanayiimiz ülkemizin en önemli kazanç kapılarından biri hâline gelmeye başladı. İstihdamda, ihracatta kırdığımız rekorlar ortada. Yıllardır ciddi kaynaklar ayırarak inşa ettiğimiz dev eserlerimiz ülke ekonomimize artık katkılar sağlıyor. Sağlıktan ulaşıma, turizmden çevreye her alanda tarihî başarılar elde ediyoruz. Yatırımlarımızın ülkemize katkılarından örnekler verecek olursak, bakın şu anda İstanbul Havalimanı 80 milyar dolar, İstanbul-İzmir Otoyolu 29 milyar dolar, Osmangazi Köprüsü 10 milyar dolar, öbür taraftan Avrasya Tüneli 7 milyar, Yavuz Sultan Selim Köprüsü 5 milyar dolar. Daha şimdiden bunlar ülkemize bu katkıyı sağladılar. Bizim akıldan, izandan yoksun muhalefetimiz biliyorsunuz tüm bunlara karşı çıkmıştı. Ekonomiye katkısı bu kadar çok olan yatırımları geçmişte istemeyenlerin bugünkü tek vaadi de ülkeyi tefecilere borçlandırmak. Neymiş, Londra’daki tefecilerden 300 milyar dolar alacakmış. Dünyada ülkesini borçlandırmayı seçim vaadi yapan ve bunu tefecilerden elde etmeye gayret eden bir başka örnek kolay kolay göremezsiniz. Biz bunların hiçbirine bakmıyoruz. İnsanlarımızın yaşadığı sıkıntıların farkındayız ve tüm gücümüzü inşallah bunların çözümüne harcıyoruz. Seçim sonrası bunların yargıya yansıyanı olacaktır, bütün bunlarla birlikte bizim direkt müdahale edeceğimiz yönleri olacaktır. Bu adımları atarak takvimi çalıştıracağız ve Türkiye Yüzyılı için doğru adımlar nelerdir, seçim beyannamesinin içinde bunlar da yerini almış vaziyette.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fiyat istikrarı, hayatı pahalılığı ve enflasyonla ilgili çalışmalar ne düzeyde?” sorusuna, şu cevabı verdi: “Bu millete bir operasyon çektiler. Bu operasyonu çekenlerin başında CHP var. Patates, soğan, domates, bunlarla ilgili birçok oynadıkları oyunlar var. Ben arkadaşlarımı bu ara tekrar piyasaya gönderdim, ‘Dolaşın bakın, nedir ne değildir?’ diye. Soğan, patates 7,5 liraya düştü, market fiyatı bu. Buraya kadar inmiş vaziyette. Bu bir şeyi gösteriyor. Demek ki arz talep dengesinde, o spekülatif oyunlar giderildikçe durum daha da netleşecek. Sayın Putin’le geçen yaptığım görüşmede, sağ olsun benden yoğun bir miktarda domates istedi. Tabii onun bu domates talebi bizim ister istemez domates üreticisini sevindirdiği gibi fiyatları da ne yaptı, aşağı çekti. Batı’nın yaptırımlarını Rusya’ya uygulayacağını söyleyen bay bay Kemal’in inanın aklı bunları almıyor. Yani uluslararası camiada nereye yöneleceğiz, ne yapacağız? Ne yaparsak bunun ülkeme yansıması olumlu olur, bunun hesabını yapmıyor. Biz çiftçimiz için böyle çalışıyoruz. Yani Rusya benden ne kadar fazla domates alırsa ne yapacaktır? Bu benim çiftçimi sevindirecektir. Aynı zamanda da ülke içindeki fiyatları aşağı çekecektir. Biz bunu sadece domateste değil, diğer ürünlerimizde de aynı şekilde yapıyoruz, yapmalıyız. Bu sanayii ürünlerinde de aynı şekilde olabilecek şeylerdir.”
“BİZİM ÇALIŞMAKTAN VE ÜRETMEKTEN BAŞKA ÇAREMİZ YOK”
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Muğla ve Antalya’daki orman yangınları sürecinde yaptığı görüşmeyi anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Mesela öyle anlar oldu ki malum bu Manavgat, Muğla, Antalya yangılarında ben Sayın Putin’i aradığım zaman hiç tereddüt etmeden anında yangın söndürme uçaklarını Türkiye’ye gönderdi. Bu uçaklar öyle rastgele, sıradan uçaklar değil. Hemen bakıyorsunuz geliyor denize iniyor, denizden suyu depoluyor ve hemen yangın mahalline inerek orada söndürme işlemlerini yapıyor. Bizim bu dostluğumuz olmazsa, aramızdaki bu münasebetler olmazsa siz bu neticeyi alabilir misiniz? Arkadaşlar çok açık söylüyorum, dev projeler yapmak da fahiş fiyat artışlarını önlemek de ekonomi programımızın içinde ve biz bunları birbirinden ayrı görmüyoruz, göremeyiz, görmemiz yanlışlıktır. Eğer fiyat istikrarı istiyorsanız bunu çözecek yol da buradan geçer. Ne diyor? ‘Hastane, yol, köprü inşa etmeyelim, bunlar karın doyurur mu?’ Ya bunlar olmazsa sen diğer alanlardaki adımlarını nasıl atacaksın? Tam tersine bizim her alanda sürekli üretmemiz lazım. Bir ülkenin zenginliği üretimle olur. Bizim çalışmaktan ve üretmekten başka çaremiz yok. Ben muhalefete tekrar sesleniyorum. Üretim, üretim, üretim, hangi alanda olursa olsun. Çünkü bunlar hep birbirinin destekleyicisidir. Biri olmazsa öbürü olmaz. Hepsinin ayrı bir getirisi vardır ve bu getiriden ayrı çalışmak birbirini imha eder ama bunların kafası buna basmaz.”
Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu’nun “Türk Yolu” projesinde Azerbaycan’ın yer almamasına ilişkin soruya karşılık Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Olaya bence oradan bakmamak gerekir. Bir defa İpek Yolu hattı olayı yeni bir olay değil. İnanın bu adam cahil. Bu adamın ne zaman, nerede hangi adımların atıldığından haberi yok. Bizim özellikle Çin’de yapılan bu uluslararası toplantıya, bizzat ben de katıldım o zaman… Ve bu millet tek parti CHP’sinin 1945 yılında Boraltan Köprüsü’nde yaşattığı utançla uzun yıllar yaşadı. Boraltan Köprüsü’nde yüzlerce Azerbaycanlı kardeşimizi Stalin Rusya’sına teslim ederek katline seyirci kalan CHP’nin bize yaşattığı utancı, biz Karabağ Savaşı’nda silip attık. Ve o utancı bize yaşatan o zamanın CHP’sidir. Bay bay Kemal şimdi yine bu millete bir utanç yaşatmaya söz vermiş olacak ki Azerbaycanlı kardeşlerimizi görmezden geliyor. Sözüm ona milliyetçi geçinen masa ortağı hanımefendi de tüm bunlara sessiz kalıyor” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan ve Türkiye arasında tesis ettikleri kardeşliği kimsenin bozamayacağını ifade ederek, sözlerine şöyle sürdürdü: “Bay bay Kemal’in elindeki haritanın ne olduğunu bilmiyorum ama biz Kars-Tiflis-Bakü demir yoluyla Azerbaycan üzerinden İpek Demir Yolu’nu zaten inşa ettik. Zavallı, senin bunlardan haberin yok. İki yıldır bu hat üzerinde Çin’e biz yük trenleri gönderiyoruz, gidip geliyorlar ama haberi yok. Zengezur Koridoru devreye girdiğinde İpek Demir Yolu’nun da içinde yer aldığı orta koridora yeni bir soluk borusu daha açılacak haberin olsun. Bunu da bil Kılıçdaroğlu. Bunun için Nahçıvan’ı Azerbaycan’a, dolayısıyla Türkiye’yi Azerbaycan’a bağlayacak Zengezur Koridoru’na büyük önem veriyoruz. Bay bay Kemal’in aklı bu işlere ermez. Çünkü o dış politika nedir bilmez, kardeşlik hukuku nedir bilmez, bölgenin dengeleri nedir hiç bilmez. Millî güvenlik nedir bilmez, terör örgütleriyle yol yürür. İşte Karabağ Savaşı’nda onun yanındaki çok önemsediği bir büyükelçinin ne denli bir densizlik yaptığını hatırlayın. Bunlar siyaset nedir bilmez. Bizim yıllar önce hayata geçirdiğimiz işleri ‘proje’ diye anlatmaya kalkarlar. Aklına geleni, eline tutuşturulanı okuyarak bu ülkenin yönetimine talip olunmaz. Kardeşim Aliyev, çok güzel ifade etti, Azerbaycan’ı bölgede dışlamak isteyenlerin hevesleri kursaklarında kalacaktır. Azerbaycan’la kardeşliğimize halel getirecek hiçbir projeye benim milletim izin vermez. Benim milletim bay bay Kemal’e de bu fırsatı tanımaz.”
Cumhurbaşkanlığı seçimi için getirilen 50+1 şartından geri dönülmesinin söz konusu olup olmayacağına dair soruya Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Böyle bir yapılanmaya veya böyle bir düzenlemeye katılacak olan siyasi partiler olursa bunun olmaması söz konusu değil, olabilir. Doğrusu ben de olmasından yanayım. Tabii buradaki 50+1, oran itibarıyla 50+1 oranı değil biliyorsunuz. Yüzde 50+1 oy, bu demek. Bu seçimden sonra böyle bir adım atılabilir. Ve eğer bu adım karşılık bulursa, çünkü anayasa değişikliği gerektiriyor, olmaması için hiçbir neden yok. Ben şahsen böyle bir adımın atılması hâlinde buna taraftarım. Ve temennim odur ki seçim sonrasında atılacak bu adımla bir netice alırsak, o zaman seçim süreçleri çok daha rahat olacaktır, çok daha kolay olacaktır” cevabını verdi.
“TÜM ENERJİMİZİ ÖNCELİKLİ OLARAK DEPREM BÖLGESİNDEKİ İNŞA VE İHYA ÇALIŞMALARINA VERECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “14 Mayıs’ta seçimi kazandığınız takdirde ilk icraatınız ne olacak?” sorusunu ise şöyle cevapladı: “Şöyle ifade edeyim, bizim biliyorsunuz bu seçimlerden sonra ilk icraat kardeş, dost ülkelere ziyaretlerdir. Ve 21 yıldır aralıksız eser ve hizmet üreten ve yatırım yapan bir parti olarak 14 Mayıs’tan sonra da eser, hizmet üretmeye, yatırımlarımızı süratle devam ettirmeye gayret edeceğiz. Tabii tüm enerjimizi öncelikli olarak deprem bölgesindeki inşa ve ihya çalışmalarına vereceğiz. Buraları ziyaret ve bu ziyaretlerle beraber de uluslararası diplomaside bizim gitmemiz gereken ülkeler var. Azerbaycan gibi, Kuzey Kıbrıs gibi, bunun yanında Körfez ülkelerinden ziyaret edeceğimiz ülkeler var. Bunlarla bu işleri devam ettireceğiz. Tabii ülke genelinde de topyekûn bu kentsel dönüşümümüzü çok daha güçlü bir şekilde devam ettireceğiz. İnşallah seçimden sonra ekonomiden savunma sanayiine, enerjiden teknolojiye her alanda Türkiye Yüzyılı atılımlarımızla az önce gösterdiğim bu seçim beyannamemizdeki kronolojik yapıyı çalıştırmaya devam edeceğiz. Vatandaşlarımıza sözümüz var. Sözümüzü yerine getirene kadar da durmak yok, yola devam edeceğiz.”
Gazetecilerin sorularını cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini, “Ben de özellikle tüm arkadaşlarıma böyle bir akşamda bizlere misafir oldular, şahsım, milletim adına çok teşekkür ediyorum. Pazar günü inşallah seçimlerimizin hayırlısıyla tamamına ermesi, fazla uzamadan da milletin iradesinin tecellisini görmek, milletin yönetimde asıl söz sahibi olduğunu görmek ve 14 Mayıs bir kere daha inşallah demokrasi bayramı olacaktır. Bu bayramı yine hep birlikte kutlamayı Allah bizlere nasip etsin diyorum. Sizlere de tekrar çok teşekkür ediyorum” diyerek sonlandırdı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Irak Başbakanı ez-Zeydi’nin tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Irak Başbakanı ez-Zeydi’nin tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türk ve Irak bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Irak Başbakanı ez-Zeydi daha sonra baş başa görüşmeye geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2. İletişim Şûrası’nda yaptığı konuşmada, “Dezenformasyonun her çeşidiyle mücadeleyi ülkemiz, demokrasimiz ve toplumsal barışımız açısından bir millî güvenlik meselesi olarak görüyoruz. Çünkü günümüzde dezenformasyon; yanlış bilgi yaymanın ötesine geçmiş, toplumların birlik ve güven duygusunu zayıflatan, demokrasileri tehdit eden asimetrik bir unsura dönüşmüştür” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından ATO Congressium’da “Türkiye Yüzyılı: İletişimin Yüzyılı” temasıyla düzenlenen 2. İletişim Şûrası’nın açılış programına katıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasına, İsrail tarafından Gazze’de şehit edilenler başta olmak üzere, idealistçe ve fedakârca yürüttükleri çalışmalar sırasında hayatını kaybeden medya mensuplarını rahmetle yad ederek başladı.
Bu önemli toplantının ülke, millet ve iletişim dünyası için hayırlara vesile olması temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve ekibini anlamlı program vesilesiyle tebrik etti.
“ŞÛRA’NIN ÖNEMLİ BİR BOŞLUĞU DOLDURACAĞINA YÜREKTEN İNANIYORUM”
İki gün sürecek Şûra’ya bilgileriyle, tecrübeleriyle, görüş ve önerileriyle katkı sunacak kurum ve kuruluşlara, üniversitelerin yönetici ve hocalarına teşekkürlerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “İletişim Şûra’mızın ilki, bundan 23 yıl önce 2003 senesinde yapılmış, internetin yaygınlaşmasına paralel olarak medyanın yeniden yapılandığı bir dönemde verimli tartışmalara zemin oluşturmuştur. Esasında uzun süredir sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirecek, değişen şartlar karşısında iletişim ekosistemine yeni bir ufuk çizecek kapsamlı bir toplantıya ihtiyaç duyuluyordu. Bu anlayışla geçen sene Şûra’nın hazırlık çalışmalarını başlattık. 1,5 yıllık süre zarfında gerek çalıştaylarla gerekse diğer etkinliklerle yoğun bir mesai takvimi dahilinde çalışmaları tekemmül ettirdik. Kamu kurumlarımız, üniversitelerimiz, medya ve sivil toplum kuruluşlarımız, özel sektörümüz, kısacası, iletişim camiasının aktörlerinin tamamı, bu süreçte aktif roller üstlendi. Her biri alanında uzman 425 kıymetli isim, 16 ayrı çalışma grubunda büyük bir özveriyle çalışarak, güncel meselelere yeni ve etkili çözüm önerileri getirdi.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kamu diplomasisinden yapay zekaya, dezenformasyonla mücadeleden afet ve kriz iletişimine, haber üretimi, iletişim hukuku ve dijital platformlar gibi iletişim alanındaki alt başlıkların tamamının ele alındığı oturumları son derece kıymetli bulduğunu vurguladı.
Özgün ve yenilikçi fikirleriyle Şûra’nın içeriğini zenginleştiren gençlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şûra’nın gerek zengin katılımcı profili gerekse güçlü muhtevası itibarıyla, eksikliğini çokça hissettiğimiz bir alanda önemli bir boşluğu dolduracağına yürekten inanıyorum. Ortak aklın ürünü olan buradaki tespitler, raporlar, tebliğler ve yarın yayımlanacak sonuç bildirgesi, öyle ümit ediyorum ki Türkiye’nin gelecek vizyonunu şekillendirecek, ülkemizin ulusal ve uluslararası iletişim kapasitesini inşallah daha da güçlendirecektir” diye konuştu.
“İLETİŞİMİN TEMEL AMACI, DOĞRU VE GÜVENİLİR BİLGİYİ MUHATABINA EN KISA YOLDAN ULAŞTIRMAKTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, iletişim bilimleri derslerinde atfedildiği üzere, aracın, mesajın kendisi olduğunu belirtti. Bilgiye erişimin hiç olmadığı kadar hızlandığı, kolaylaştığı, yaygınlaştığı dinamik bir dönemin içinde olduklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Uydu ve haberleşme teknolojilerinde neredeyse her gün, yeni bir gelişme, yeni bir ilerleme kaydediliyor. Dünyanın bir ucunda meydana gelen herhangi bir hadise, dakikalar, hatta saniyeler içerisinde milyarlarca insana ulaşıyor. Yeni medya araçları ve dijital platformlar, bilginin üretim ve dolaşım hızını çok önemli ölçüde artırmış durumda. Eskiden saatlerimizi, günlerimizi, haftalarımızı alan işler, artık yalnızca dakikalar içerisinde, tek bir tuş veya komutla halledilebiliyor. Özellikle yapay zekâ modellerinin devreye girmesiyle, eğitimden medyaya, ulaşımdan ticarete, sağlıktan tarıma, her alanda bu teknolojilerin sağladığı avantajlardan azami surette istifade ediyoruz. Fakat, az önce ifade ettiğim araç ve mesaj bahsi, tam da burada giderek büyüyen bir tehlikeyi ortaya çıkarıyor. Merkezinde bilgi ve enformasyonun yer aldığı bu teknolojiler aynı zamanda bizim düşünme ve olayları ele alma biçimlerimizi de etkiliyor. Bilhassa sosyal medya mecraları, hangi konunun üzerinde ne kadar duracağımızı, meseleye nereden ve nasıl yaklaşacağımızı, çoğu zaman hangi tepkilerin verileceğini ciddi oranda belirlemektedir. Hatta bunlar sadece bugünü değil, geçmişi de tahrif etmekte, muhayyel bir tarih, cansız, ruhsuz, derinliksiz bir kimlik inşa etmektedir. Dolayısıyla bu yeni vasat bireysel plandan toplumsal ölçeğe, psikolojik ve sosyolojik tesirleriyle hem değerlerimizi hem de kültürümüzü tahrip etme riski taşımaktadır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün olgu ve algı arasındaki makas giderek açılırken, kitlelerin “algoritma faşizmi” denilen bir cendereye sıkıştırılmaya çalışıldığını söyledi.
Bu süreçte en fazla zarar gören kavramın ise hiç şüphesiz hakikat olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, iletişimin temel amacının, doğru ve güvenilir bilgiyi muhatabına en kısa yoldan ve en kısa sürede ulaştırmak olduğunun altını çizdi.
Dezenformasyon ve manipülasyonun mebzul miktarda yer aldığı yeni iletişim ortamının, bilgiyi güç olmaktan çıkarıp ona yeni bir elbise giydirerek güçsüzlüğün kaynağı hâline getirdiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu acı gerçekle özellikle Kovid-19 salgını, orman yangını ve 6 Şubat depremlerinde çok yakından yüzleştiklerini dile getirdi.
“MİLLETİMİZİN İYİ NİYETİ AÇIKÇA İSTİSMAR EDİLDİ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, o süreçte hem içeriden hem de dışarıdan çok yoğun iletişim saldırısıyla muhatap olduklarını belirterek, şöyle konuştu: “Yalan haberlerden provokasyonlara, karalama kampanyalarından beşinci kol faaliyetleri ve algı oyunlarına uzanan geniş bir alanda son derece sinsi operasyonlarla karşılaştık. Milletimizin iyi niyeti açıkça istismar edildi. Resmî kurumlarımız iftiralarla töhmet altında bırakıldı. Halkımızı paniğe sürüklemeye dönük tezviratlar üretildi. Haftalar boyunca canları pahasına sahada görev yapan personellerimizin emeği, mücadelesi, fedakarlıkları yok sayıldı. Sırf hükûmeti yıpratmak adına, siyasi iradeye zarar vermek adına her türlü ahlaksızlık sergilenerek devlet ile millet karşı karşıya getirilmeye çalışıldı. Yine bu süreçte sosyal medya fenomeni, sanatçısı, oyuncusu, gazetecisi, siyasetçisi ile çok farklı kesimlerin yıpratma savaşına müdahil olduğunu, adeta aynı merkezden düğmeye basılmışçasına topa girdiğini gördük.”
“DEPREMİ KULLANARAK SİYASİ VE EKONOMİK FIRSATÇILIK YAPANLAR BUGÜN ADALETE HESAP VERİYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, devlet olarak bir taraftan tüm imkânlarla afetzedelerin yardımına koşarken diğer taraftan da bu çevrelerce köpürtülen dezenformasyonla mücadele etmek zorunda kaldıklarını vurguladı.
“Son haftalarda ortaya dökülen bilgi ve belgeler, 53 binden fazla canımızı toprağa verdiğimiz 6 Şubat depremleri sürecinde neler yaşandığını, hangi oyunların çevrildiğini, devlete ve millete hangi operasyonların çekildiğini, deprem bölgesine ayak basmamış terbiye yoksunu tiplerin nasıl hariçten gazel okuduklarını hepimize çok net biçimde gösteriyor” değerlendirmesinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Kimlerin kimlerle hangi çarpık ilişkiler içinde olduğu tek tek ortaya çıkıyor. Aynı zamanda bunların hesabı yargımız tarafından soruluyor. Depremi kullanarak siyasi ve ekonomik fırsatçılık yapanlar bugün adalete hesap veriyor. Bir defa şunun bilinmesini isterim. Sui misalin emsal olmaması için hukuk zemininde ne gerekiyorsa mutlaka yapacağız. Bundan son derece kararlıyız. Ucu nereye varırsa varsın. Bundan böyle bu ülkede gerilimden, kutuplaşmadan, korku ve kaygı yaymaktan medet umanların, ellerindeki imkânları devlete karşı bir silah olarak kullanmalarına fırsat vermeyeceğiz. Şurası da çok önemlidir: Dezenformasyonun her çeşidiyle mücadeleyi, ülkemiz, demokrasimiz ve toplumsal barışımız açısından bir millî güvenlik meselesi olarak görüyoruz. Çünkü günümüzde dezenformasyon yanlış bilgi yaymanın ötesine geçmiş, biz dahil toplumların birlik ve güven duygusunu zayıflatan, demokrasileri tehdit eden asimetrik bir unsura dönüşmüştür. Dezenformasyonla mücadelemizi bu anlayışla, meselenin taşıdığı hayati önem doğrultusunda kararlılıkla sürdüreceğiz.”
“DİJİTAL EGEMENLİĞİ TEMİN VE TAHKİM ETMEK BİRİNCİ ÖNCELİK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu gerçeğin inanıyorum ki hepimiz gayet farkındayız. Askerî anlamda ne kadar güçlü ne kadar caydırıcı olursanız olun, aile ve toplum yapınız ne kadar köklü, kurumlarınız ne kadar sağlam, doğal kaynaklarınız ne kadar zengin olursa olsun, ekonominiz ne denli dirençli, tarım ve sanayiniz ne ölçüde gelişmiş olursa olsun eğer hakikati tam anlamıyla ve tüm yönleriyle muhafaza edemiyorsanız, müreffeh ve huzurlu bir geleceği inşa edemezsiniz” dedi.
Yalanın hızla yayıldığı, mazlumların sesinin yeterince duyulmadığı bir dünyada hakikat mücadelesinin öneminin daha da arttığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu nedenle dijital egemenliği temin ve tahkim etmenin birinci öncelikleri olduğunu söyledi.
Güçlü ve güvenli bir iletişim altyapısının ise dijital egemenliğin en kritik enstrümanlarından biri olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “İletişim vizyonumuzu tüm unsurlarıyla hayata geçirmemiz bu yönüyle önemlidir. İletişimi yalnızca teknoloji parantezinde ele almak içinde bulunduğumuz bu çağda mümkün değildir. Kamu diplomasisinden ekonomik büyümeye, kriz ve afet yönetiminden verdiğimiz mesajların dünya kamuoyuna doğru bir şekilde aktarılmasına kadar iletişim çok geniş bir alanı kapsıyor. Bunun için iletişimin bütün imkân ve araçlarını en etkili surette kullanmak gerek geleneksel medyada gerekse dijital alanda güçlü bir varlık göstermek mecburiyetindeyiz.”
“KENDİ İLETİŞİM MODELİMİZİ BİÇİMLENDİRMEYE DEVAM EDİYORUZ”
İletişimde başarıyı sadece görünürlükle sınırlamanın doğru olmadığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, asıl başarının görünür olurken insan onurundan, özellikle mahremiyetten, hakikatten ödün vermemek olduğunu dile getirdi.
“Mahremiyetin aşındığı çağımızda hakikati, mahremiyeti ve toplumsal güveni koruyan bir dijital iletişim ekosistemi inşa etmek temel hedefimizdir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsanı ve insani değerleri yok saymayan, hak ve hakikati esas alan, teknolojiyi doğru kullanan, medeniyet değerlerimizden beslenen bir anlayışla kendi iletişim modelimizi biçimlendirmeye devam ediyoruz. Hâlihazırda sadece kendi uydularımız üzerinden 5 milyar insana ulaşma imkânına sahibiz” diye konuştu.
Kimlik ve kültürü yansıtan, tarihî ve millî değerleri ekranlara taşıyan film, dizi ve belgesellerin dünyanın dört bir yanında büyük bir beğeniyle izlendiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Artık uluslararası kamuoyu Türkiye’yi yalnızca başkalarının kaleme aldığı metinlerden veya tamamen karalama amaçlı çekilmiş sinema filmlerinden değil, kendi kültürümüzü ve gerçekliğimizi yansıtan filmlerden, dizilerden, belgesellerden, dijital platformlardan ve kültürel faaliyetlerden tanıyor. Bu, ülkemizin yumuşak gücünü artıran, milletimizin birikimini ve değerlerini dünyaya taşıyan, bizi anlatan son derece kıymetli bir kazanımdır” değerlendirmesinde bulundu.
“TÜRKİYE YÜZYILI’NI İNŞA EDERKEN GELECEĞE YÖN VEREN GÜÇLÜ BİR VİZYONU DA HAYATA GEÇİRİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kazanımı daha da büyütmekte kararlı olduklarının altını çizerek, “Burada şunu da ifade etmek durumundayım. Türkiye Yüzyılı’nı inşa ederken aynı zamanda medeniyet değerlerimizden beslenen bir hikâyeyi, köklü bir hafızayı, geleceğe yön veren güçlü bir vizyonu da hayata geçiriyoruz. Sizlerin katkılarıyla bu vizyonu daha da ileriye taşıyacağımıza, büyüyen ve güçlenen Türkiye’nin hikayesini çok daha güçlü şekilde duyuracağımıza yürekten inanıyorum” diye konuştu.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının, stratejik iletişimden halkla ilişkilere, radyo ve televizyondan sinemaya, dezenformasyonla mücadeleden sosyal medya ve yapay zekaya, yerel medyadan kamu diplomasisine kadar iletişim sektörünün tüm paydaşlarını bir araya getirdiği şûrayı, bu hedefe giden yolda atılmış çok anlamlı bir adım olarak gördüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu düşüncelerle 2. İletişim Şûrası’nın bir kez daha ülkemiz, milletimiz ve sektörün tüm paydaşları için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Programda emeği geçenler başta olmak üzere fikir, tespit, tenkit ve değerlendirmeleriyle şûraya katkı sunan ve sunacak olan tüm kardeşlerime, tüm katılımcılara, uzmanlarımıza tekrar teşekkür ediyorum. Şûra neticesinde son şeklini alacak belgelerin, iletişim vizyonumuza yeni bir boyut kazandırmasını temenni ediyorum. Hepinizi bir kez daha sevgiyle saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun. Kalın sağlıcakla.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, konuşmasının ardından İletişim Başkanı Burhanettin Duran, ressam Kenan Işık’ın Ayasofya tablosunu hediye etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz Anma Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Bundan bir asır önce işgalcilere direnen ve mağlup eden Gazi Meclis, 15 Temmuz ihanetinde bu defa emperyalizmin maşalarına geçit vermemiştir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) düzenlenen 15 Temmuz Anma Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM’ye gelişinde, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından törenle karşılandı. Tören kıtasını selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra 15 Temmuz Anma Töreni’nin yapılacağı TBMM Tören Salonu’na geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende yaptığı konuşmada 15 Temmuz destanının 10’uncu seneidevriyesinde Gazi Meclis’in çatısı altında bulunmanın bahtiyarlığı içerisinde olduğunu söyledi.
“10 YIL ÖNCE OLDUĞU GİBİ BUGÜN DE BİRİZ, BERABERİZ, HEP BİRLİKTE TEK YÜREK VE TEK BİLEĞİZ”
“Milletin kutsal emanetini taşıyan siyasetçiler olarak 10 yıl önce olduğu gibi bugün de biriz, beraberiz, hep birlikte tek yürek ve tek bileğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün 10’uncu yılında vatanı, bayrağı, ezanı ve milli iradeyi müdafaa ederken şehadet şerbeti içen 253 kahramanı rahmet ve minnetle yâd ettiğini, darbecilerin ölüm kusan silahlarına göğüslerini siper eden gazilere Cenabıallah’tan sağlık, afiyet ve hayırlı ömürler diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz destanını iftiharla selamladıkları bu önemli yıl dönümünde kahraman şehitlerin aziz ruhlarını hatm-i şeriflerle, dualarla, Kur’an-ı Kerim tilavetleriyle şad eyleyen tüm vatandaşlara teşekkür ederek, “Rabbim cümle şühedanın mekânını inşallah cennet eylesin. Yine burada o karanlık gece boyunca istiklal ve istikbaline sahip çıkan, okunan selaları manevi bir zırh gibi kuşanıp şanlı bir direnişe imza atan, esarete boyun eğmeyeceğini, zulme rıza göstermeyeceğini dünyaya ilan eden her bir vatandaşıma, her bir kardeşime şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.
Milletin istiklali, devletin bekası, demokrasinin geleceği uğruna baş verse dahi baş eğmeyen yiğitleri daima şükranla anacaklarını, destanlaşan mücadelelerini her zaman gururla hatırlayacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Aynı kalpten duygularla, milletin temsilcileri sıfatıyla, darbecilerin saldırıları karşısında milletin emanetini yere düşürmediğiniz için her birinizi ayrı ayrı tebrik ediyor, ülkem ve milletim adına minnettarlığımı ifade ediyorum. Şurası bir gerçek ki o gece milletimiz iradesine sahip çıkmak için meydanlarda, sokaklarda, köprülerde nasıl bir mücadele vermişse, milletin temsilcileri de işte burada parlamento çatısı altında, tepelerine yağan bombalara rağmen darbeye cesaretle direnmişlerdir. Farklı siyasi partilerden milletvekillerimiz Gazi Meclis’in şanına yakışır bir birliktelik sergileyerek demokrasiye ve millet iradesine suikast düzenleyen teröristlere karşı dik durmuşlardır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan bir asır önce işgalcilere direnen ve mağlup eden Gazi Meclis 15 Temmuz ihanetinde bu defa emperyalizmin maşalarına geçit vermemiştir. ‘Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir’ düsturuna bir kez daha sahip çıkarak millî irade düşmanlarını püskürten Gazi Meclisimizle ve onun vatanperver üyeleri ile iftihar ediyoruz. Meclisimizin necip mensuplarının bundan sonra da inşallah aynı azim ve kararlılıkla millî irade ve millî egemenliğe yönelik tehditlere karşı tam bir dayanışma içinde hareket edeceğine yürekten inanıyorum” diye ekledi.
“Üzerinden 10 sene geçse de 15 Temmuz gecesi hevesleri kursaklarında kalanlar görüyoruz ki sinsi emellerine ulaşmak için hâlen fırsat kolluyor” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz ihanetine taşeronluk yapanların, ellerine geçirdikleri her fırsatı bu millete ve memlekete düşmanlık etmek için kullandıklarını söyledi.
“GARDIMIZI BİR AN OLSUN DÜŞÜRMEYECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çil yavrusu gibi dağıldıkları ve haram parayla sefa sürdükleri ülkelerde Türkiye’yi karalayarak, Türkiye aleyhine lobi yürüterek medya ve sosyal medya üzerinden yeni fitne kazanları kaynatmanın hesabını yapıyorlar. Her türlü kılığa girerek, her türlü yalanı söyleyerek, Türk milletiyle hesabı olan herkesin paçasına yapışarak, 15 Temmuz’da milletten yedikleri sillenin rövanşını almak için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar. Bilhassa dijital platformlarda koordineli bir şekilde dolaşıma soktukları içeriklerle algı oluşturma faaliyetlerini günden güne yoğunlaştırıyorlar. Ruhlarıyla birlikte şahsiyetlerini de 1 dolara satan FETÖ’cü teröristler yeminli Türkiye düşmanlarına hizmetkâr olmayı sürdürüyorlar. Pensilvanya’daki terörist başının, bu millete yaptığı ihanete layık şekilde, 10 bin kilometre ötede ölmesi ve gizli saklı bir çukura gömülmesi elbette örgütün motivasyonunu kırmış, örgüt içi tartışmalara yol açmıştır. Özellikle örgüte müzahir tabanda sorgulamalar son dönemde artmıştır ama FETÖ kaynaklı tehdit karantinaya alınmış, bütün bunlarla birlikte tehlike hâlen devam etmektedir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Yalanı su gibi içen, bukalemun gibi sürekli renk değiştiren böylesine sinsi bir mücadele rehavete gelmez, tavsamayı hiçbir surette kaldırmaz. Şunu bir kez daha altını çizerek ifade etmek durumundayım, demokrasinin imkânlarını kullanıp kurumların içine sızarak güç devşiren fırsatını bulduğu ilk anda da kendi insanına silah doğrultan bir zihniyetle karşı karşıya olduğumuzu hiçbir zaman unutmamalıyız. Çünkü unutursak Allah muhafaza eski sıkıntıları tekrar yaşarız. Unutursak şehitlerimize olan görevlerimizi yerine getirmemiş oluruz. Unutursak 86 milyonun emanetine hakkıyla sahip çıkmamış oluruz. O yüzden unutmayacağız, dikkatli olacağız, tetikte olacağız, müteyakkız olacağız, örgütle mücadelede gardımızı bir an olsun düşürmeyeceğiz.”
“Burada şu gerçeği de hatırlatmakta fayda görüyorum, zalime merhamet etmek mazluma zulmetmek demektir. Biz ne bugün ne yarın böyle bir gaflete inşallah düşmeyeceğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “15 Temmuz iç vesayet odaklarının dışarıdaki mahfillerle iş birliği içinde gerçekleştirdikleri Sevr’i tekrar diriltmeyi, Türkiye’yi bir sömürge ülkesi hâline dönüştürmeyi amaçlayan güncellenmiş bir emperyalist projedir. Orada sadece bir darbe teşebbüsü değil aynı zamanda topyekûn bir işgal girişimi vardır. Aziz milletimizin göğsünü siper etmesi neticesinde bu kirli plan bozulmuş emperyalist proje buruşturulup çöpe atılmıştır. Türkiye bağımsızlığına bir kez daha sahip çıkmıştır. Darbenin püskürtülmesiyle Türkiye enerjisini içeriden tüketen yüklerinden kurtulma noktasında kritik bir eşiği geride bırakmıştır. Demokrasi nöbetleriyle başlayan, Yenikapı ruhuyla ete kemiğe bürünen Cumhur İttifakı’yla bir üst merhaleye geçen dayanışma iklimi başta terörle mücadele olmak üzere ülkemizi tüm cephelerde daha da güçlendirmiştir.”
15 Temmuz sonrasında aldıkları çok katmanlı tedbirlerle FETÖ’nün devlet ve toplum hayatından tasfiye sürecini hızlandırdıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Suriye’nin toprak bütünlüğüyle doğrudan ülkemizin güvenliğini hedef alan oluşumlara yönelik etkili sınır ötesi harekâtlar gerçekleştirdik. Fırat Kalkanı Harekâtı’yla DAEŞ’lı canilere, Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Bahar Kalkanı Harekâtlarıyla da bölücü örgüt unsurlarına ağır darbeler indirdik. Suriye devrimine giden yolun taşları, çok net söylüyorum, 15 Temmuz’un boşa çıkartılmasıyla ve FETÖ’nün güvenlik birimlerimizden temizlenmesiyle döşenmiştir. Sadece Suriye’de değil Libya’dan Karabağ’a kadar nerede Türkiye’nin desteğine ihtiyaç varsa tüm imkânlarımızla orada olduk. Dışarıda bu adımları atarken içeride ihanetin devlet ve toplum hayatında açtığı yaralarını sardık. Ayrıca millî iradenin üstünlüğünü tescilleyecek, demokrasimizin önünü açacak, yönetimde istikrarı garanti edecek reformları hayata geçirdik.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu süreçte Türkiye’nin en büyük kazanımı yönetimde çift başlılığı ortadan kaldıran Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi olmuştur. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemiyle on yıllar boyunca anti demokratik müdahalelere zemin hazırlayan yönetimde istikrar sorunu kalıcı biçimde çözülmüştür. Türkiye’nin son 10 yılda savunma sanayiinden ekonomiye, güvenlikten dış politikaya elde ettiği tüm başarıların arkasında FETÖ’nün tasfiyesi vardır. Tasfiye hızlandıkça, örgüt çözüldükçe casusluk şebekesini bir arada tutan bağlar zayıfladıkça inşallah Türkiye’nin yürüyüşü daha da süratlenecektir. Kardeşlerim şundan kimsenin şüphesi olmasın, FETÖ’cülerin engellemeye çalıştığı Türkiye Yüzyılı’nın inşası başlamıştır. Bunun önünü Allah’ın izniyle hiçbir karanlık güç kesemeyecektir. Merhum Üstad’ın dediği gibi, ‘Yarın elbet bizim, elbet bizimdir. Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir.’ Evvelallah istikbal de bizimdir. İstikbal Türkiye’nin ve Türk milletinindir. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin.”
15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nün Türkiye’ye, millete ve demokrasi için hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlere Allah’tan rahmet, şehit yakınlarına başsağlığı, gazilere sağlık ve afiyet niyaz etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, vefat eden eski Katar Emiri Hamad bin Halife Al Sani için taziye ziyaretinde bulunmak üzere gittiği Katar’ın başkenti Doha’da, Katar Emiri Temim bin Hamed Al Sani’ye başsağlığı dileklerini iletti.
Doha Lusail Sarayı’ndaki görüşmede Katar Emiri Temim’e taziye dileklerini sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de eşlik etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eski Katar Emiri Şeyh Hamed bin Halife Al Sani’nin vefatı dolayısıyla taziye ziyareti için gittiği Katar’ın başkenti Doha’ya ulaştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hamad Uluslararası Havalimanı’nda Katar Başbakan Yardımcısı ve Savunma İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Şeyh Suud bin Abdurrahman bin Hasan Al Sani tarafından karşılandı.
Ziyarette Cumhurbaşkanı Erdoğan’a eşi Emine Erdoğan da eşlik ediyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Zirvesi Uluslararası Basın Toplantısı’nda yaptığı açıklamada, “Avrupa Atlantik güvenliğinin sınandığı bir dönemde ev sahipliği yaptığımız bu tarihî zirve, ortak geleceğimize yön verecek nitelikte icra edilmiştir. İttifak içinde Avrupalı müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstleneceği, adil bir külfet paylaşımı suretiyle askerî kapasitelerimizin tahkim edileceği, daha güçlü bir NATO’nun temellerini Ankara’da atmış bulunuyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen 36. NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi’nin ardından Uluslararası Basın Toplantısı’nda basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhurbaşkanlığı Külliyemize, milletin evine hoş geldiniz. NATO Ankara Devlet ve Hükûmet Başkanları 36. Zirvesi vesilesiyle sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum” ifadesini kullandı.
“NATO ANKARA ZİRVESİ’NDE MÜTTEFİKLERİN DAYANIŞMA RUHU AÇIK BİÇİMDE TEZAHÜR ETTİ”
Türkiye’de 22 yıl aradan sonra ikinci, başkent Ankara’da ise ilk defa tertipledikleri 36. NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi’ni başarıyla tamamladıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Avrupa-Atlantik güvenliğinin sınandığı bir dönemde, ev sahipliği yaptığımız bu tarihî zirve, ortak geleceğimize yön verecek nitelikte icra edilmiştir. İttifak içinde Avrupalı müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstleneceği, adil bir külfet paylaşımı suretiyle askerî kapasitelerimizin tahkim edileceği daha güçlü bir NATO’nun temellerini Ankara’da atmış buluyoruz. Öncelikle bir hususu burada ifade etmek isterim. Türkiye olarak soğuk savaş sonrası dönemin barış hasılasından Avrupalı dostlarımız kadar istifade edemedik. Birçok kriz ve çatışma bizim çevremizde yaşandı. Terör başta olmak üzere etrafımızdaki tehditlere karşı mücadele ettik. Yalnız bırakıldığımız, haksızlığa uğradığımız dönemler oldu. Dolayısıyla çoğu zaman kendi göbeğimizi kendimiz kesmek zorunda kaldık. Ama bugün savunma harcamaları, askerî yetenekler ve buna zemin oluşturan savunma sanayimiz bakımından birçok müttefike kıyasla hayli ilerdeyiz. Zirvemizde geçtiğimiz yıl Lahey’de verilen taahhütlerin hayata geçirilmesi üzerinde durduk. Genel Sekreter Sayın Rutte de müttefiklerin sağladığı ilerlemeyi rakamlarla ortaya koydu. İttifak’a yönelik çok boyutlu ve tedricen artırılacak katkılarımızı da bu vesileyle somutlaştırdık. NATO Ankara Zirvesi’nde müttefiklerin dayanışma ruhu çok açık biçimde tezahür etti.”
“Zirveye tüm müttefikler lider düzeyinde iştirak etti. Bunu Türkiye’ye duyulan güvenin ve diplomasimizin saygınlığının yeni bir ispatı olarak görüyoruz” değerlendirmesinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biliyorsunuz Başkan Trump da zirveye katılımında ülkemizin ev sahipliğinin belirleyici olduğunu vurgulamıştı. Şahsi dostluğumuzun altını çizmesi ayrıca anlamlıydı. Bizim için kıymetliydi. Hassasiyetinden ötürü, değerli dostuma bir kez daha teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
“NATO’NUN HAREKÂT VE MİSYONLARI İLE ORTAK FONLARINA EN FAZLA KATKI VEREN ÜLKELER ARASINDAYIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin 1952’den beri İttifak’ın üyesi olduğunu anımsatarak, şunları söyledi: “Ama biz sadece Kara Kuvvetlerinin tarihi 2 bin 235 yılı geçen, tarihi şanlı zaferlerle ilmek ilmek dokunmuş büyük bir milletiz. NATO’ya üye olmakla, İttifak’a yalnızca üç kıtanın kalbinde yer alan jeostratejik konumumuzu değil, aynı zamanda 2 bin yıldır cenk meydanlarında olgunlaşan işte bu savaş sanatımızı da kazandırdık. Göz bebeğimiz olan Türk Silahlı Kuvvetleri, millî güvenliğimize yönelik her türlü tehdidi kaynağında bertaraf edecek kuvvet ve kudrete sahiptir.”
“Hâlihazırda NATO’nun ikinci büyük kara ordusunu sevk ve idare ediyoruz. On yıllardır NATO’nun güneydoğu kanadının güvenliği önemli ölçüde ülkemize emanet edilmiştir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bu emanete hakkıyla sahip çıktığını vurguladı.
Türkiye’nin, İttifak bünyesindeki görevlerini her zaman layıkıyla yerine getiren, bu uğurda elini taşın altına koyan, gerektiğinde bedel ödeyen bir müttefik olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “NATO’nun harekât ve misyonları ile ortak fonlarına en fazla katkı veren ülkeler arasındayız” dedi.
İttifak’ın kolektif savunmayı tekrar merkeze alan bu yeni döneminde, adil külfet paylaşımı konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmeye hazır olduklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Hava Kuvvetlerine ait F-16’ların ağustos ayından itibaren NATO Hava Polisliği misyonu kapsamında, Estonya’da konuşlanacağını söyledi.
Türkiye’nin, 2025 Ekim ayında üstlendiği NATO Kosova Gücü (KFOR) komutasını 2026 Eylül sonuna kadar sürdüreceğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “2028-2029 yıllarında İttifak Mukabele Kuvvetine komuta edeceğiz. Daha burada sayamayacağımız nice misyona ciddi katkılar sunuyoruz. Zirve vesilesiyle Türkiye ile Birleşik Krallık arasında imzalanan Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Belgesi, bu bakımdan mühimdir. Harcanan rakamlar, savunmaya ayrılan kaynaklar elbette önemlidir. Fakat gerçek caydırıcılığı, üç boyutlu derinlik yani, üstün teknoloji, yeterli ölçek ve sürdürülebilir üretim oluşturur. Yeni dönemde bu kabiliyetler hem caydırıcılığın hem de dayanıklılığın sacayakları olacaktır. Ülkemizin savunma sanayisi alanında son 23 yılda gerçekleştirdiği büyük atılım herkesin malumudur.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak, kendi savaş uçağını, kendi tankını, kendi gemilerini üreten, kendi hava savunma sistemlerini geliştiren ender müttefiklerden biriyiz. İnsansız hava araçlarında, deniz araçlarında, savaş gemilerinde dünyada üst sıralarda yer alıyoruz. Bir yandan ordumuzu yerli kabiliyetlerle teçhiz ederken diğer yandan da ihraç ettiğimiz savunma sanayii ürünleriyle müttefiklerimize destek oluyoruz. Bu sabahki konuşmamda da ifade ettim. Avrupa Birliği’nin savunma alanındaki girişimleri, NATO’yu tamamlayıcı olmalı ve gereksiz tekrarlara yol açmamalıdır. Bu önemli hususu her fırsatta, her zeminde müttefiklerimizin ve Avrupa Birliği’nin liderliğinin dikkatine getiriyorum” diye ekledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şurası bir hakikat ki, Türkiye gibi Avrupa Birliği üyesi olmayan müttefikler, Birliğin savunma alanındaki teşebbüslerine tam olarak dâhil edilmediğinde, bu girişimlerin etkileri çok sınırlı olacaktır. Müttefikler arasında savunma sanayii ürünlerinin ticaretine yönelik bazı engellemeler, her ne kadar azalmış olsa da hâlen devam ediyor. Bunların amasız ve fakatsız biçimde bir an önce kaldırılması gerekiyor. Bu hususa Zirve Bildirisi’nde de özel olarak vurgu yapılmasını sağladık. Şunun altını bir kez daha çizmek durumundayım, NATO birbirine bağımlı ülkelerin değil birbirine güç katan müttefiklerin ittifakı olmalıdır” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve kapsamında ev sahipliği yaptıkları Savunma Sanayii Forumu vesilesiyle NATO’nun savunma sektörü ile daha sıkı iş birlikleri geliştirmesine dair Ankara Stratejisi’nin müttefiklerce kabul edildiğini hatırlattı.
Terörizmin NATO’ya yönelik iki ana tehditten biri olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Son dönemdeki tüm zirvelerimizde bu hususta atılabilecek adımları ele aldık. Ankara Zirve’mizde de terörle mücadelede müttefiklerin samimi bir dayanışma içinde olmalarının önemini bir kere daha vurguladık. Görüşmelerimizde Ukrayna’da 5’inci yılına giren savaşın etkilerini de ele aldık. Artık bir yıpratmaya yönelik bu muharebede savaş, her ay on binlerce zayiat verilen bir kıyım makinesine dönüşmüştür. Türkiye olarak savaşın başından beri çözüm için diyalog ve diplomasiyi işaret ettik. Bu ilkeli duruşumuzu hem Sayın Putin hem Sayın Zelenskiy hem de bu sabah belirttiğim üzere müttefiklerimiz çok iyi biliyor. Bugün bir kez daha şu çağrıyı yapmak istiyorum: Adil bir barışın kaybedeni olmaz. Tarafları, Türkiye’de yeniden bir araya getirmeye hazır olduğumuzu tekrar ifade ediyorum.”
“GAZZE’DE İŞGAL VE ZULÜM HIZ KESMEDEN SÜRÜYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün ayrıca Orta Doğu’da yaşanan güncel gelişmeleri de değerlendirdiklerini söyledi.
Her aşamasına destek verdikleri İslamabad Mutabakatı’nı büyük bir memnuniyetle karşıladıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Müzakere sürecinin zorluklarının elbette farkındayız. Burada önemli olan çözüm iradesinin mutlaka korunmasıdır. Gelgitler yaşansa dahi neticede aklıselimin galip geleceğine inanıyorum. Dünyanın beklentisi de barışa fırsat tanınmasıdır. Şu gerçeği burada dikkatinize getirmekte fayda görüyorum, bir tarafta barış umutları yeşermekteyken öte tarafta 2 Mart’tan bu yana 5 bine yakın insanın hayatını kaybettiği Lübnan’a yönelik saldırılar hâlen durmuyor. İnsanlar göçe zorlanıyor, şehirler yıkılıyor, Lübnan toprakları adım adım gasbediliyor. Aynı şekilde çoğu çocuk ve kadın 73 bin masumun katledildiği Gazze’de işgal ve zulüm hız kesmeden sürüyor. Kendi güvenliğini, bölgenin istikrarsızlık içinde olmasında görenler, en küçük bir barış ışıltısını bile söndürmeye çalışıyor. Bu savaş bağımlısı zihniyete prim verilmemesi gerektiğinin altını bir kez daha çiziyorum. Bölgemizin şu anda ne yeni bir gerilime ne yeni bir çatışmaya tahammülü var. Tam tersine, insanlık olarak hava gibi, su gibi hepimiz, barışa, huzura, istikrara ihtiyaç duyuyoruz.”
ABD Başkanı Donald Trump başta olmak üzere liderlerle ikili ve bölgesel meselelere ilişkin görüş alışverişinde bulunduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve marjında Bulgaristan, Kanada, Finlandiya, Fransa, İtalya, Almanya, Birleşik Krallık liderleriyle de görüşmeler gerçekleştirdiklerini hatırlattı.
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın da Ankara’da olduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu akşam Avrupa Birliği liderliğiyle çalışma yemeğinde bir araya geleceğiz. Yarın da Karadağ, Slovakya ve Arnavutluk liderlerini ağırlayacağız. Malumunuz önümüzdeki yıl Türkiye’nin NATO üyeliğinin 75’inci yıl dönümü. Bu anlamlı yıl dönümünün arifesinde Ankara’da NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapmaktan duyduğum memnuniyeti bir kez daha vurgulamak istiyorum. Zirveye hazırlık bağlamında yakın iş birliği içinde olduğumuz NATO Genel Sekreteri Sayın Rutte ve ekibiyle zirvemizin başarıyla icra edilmesi için günlerdir büyük bir özveriyle çalışan görevlilerimizi tebrik ediyorum. Türkiye’nin büyüklüğünü, Türk milletinin misafirperverliğini dünyaya bir kez daha gösteren tüm Ankaralı kardeşlerime en kalbi şükranlarımı sunuyorum.”
Türkiye’nin 2026 yılı bitmeden iki büyük zirveye daha ev sahipliği yapacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “29-30 Ekim tarihlerinde Türk Devletleri Teşkilatımızın 13. Liderler Zirvesi’ni yine burada, başkentimiz Ankara’da gerçekleştireceğiz. Hemen ardından 9-20 Kasım tarihlerinde COP 31 İklim Zirvesi’ni Antalya’da tertipleyeceğiz” dedi.
Ankara Zirvesi’nin hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın dört bir yanından Ankara’ya gelen basın mensuplarına teşekkür etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı.
Bir basın mensubunun, “İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in Türkiye’ye F-35 satılmasını istemedikleri” yönündeki açıklamalarını hatırlatarak, “Bu açıklamalar F-35 sürecini sıkıntıya sokar mı?” sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu cevabı verdi: “Her iki açıklamanın da benim dünyamda yeri yok. Zira Netanyahu’nun hangi sularda yüzdüğü belli. Miçotakis’in böyle bir yanlışa düşmemesi gerekirdi. Zira biz, Sayın Miçotakis’in Yunanistan için almış olduğu savunma araçlarına, ‘niçin bunları aldın?’ veya ‘niçin bunları alıyorsun?’ diye bugüne kadar bir düşünce sarf ettik mi? Hayır. Hâlbuki bizim kapı komşumuz. Bu tür şeyleri söyleme imkânımız da olabilirdi. Ama gerek yok. Alabilir de satabilir de. Türkiye ise şu anda bunları zaten üretiyor. Üretmenin yanında da tabii ki alma hakkına da sahiptir. Bizler de bunun görüşmelerini dünyanın değişik ülkeleriyle yapıyoruz. Adımlarımızı da buna göre atıyoruz.”
“ÇELİK KUBBE’DE TÜRKİYE HER GEÇEN GÜN MESAFE ALIYOR”
Başka bir basın mensubunun, ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye’nin F-35 tedariki konusunda yaptığı farklı açıklamalara dikkati çekerek, “F-35’lerle ilgili size ne söyledi?, Türkiye’nin F-35 alabilmesi için S-400’leri ne yapacak? Rusya’ya geri mi verecek? Başka bir ülkeye mi konuşlandıracak?” sorularına Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizi izlemeye devam edin” karşılığını verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çelik Kubbe Projesi’nin NATO’nun hava savunma kapasitesini nasıl etkileyeceği yönündeki bir soruyu, şöyle cevaplandırdı: “Çelik Kubbe Projesi aynı zamanda NATO’nun bulunduğumuz bölgelerdeki en güçlü bilek güreşidir. Bütün adımlarımızı attık ve Çelik Kubbe’de de şu anda Türkiye her geçen gün mesafe alıyor. Nitekim bunların da zaman zaman sergilenmesini de yaptık, yapıyoruz ve yapacağız. Birilerinin elinde farklı kubbeler varsa, bizde de Çelik Kubbe var.”
Azerbaycanlı bir basın mensubunun, “ABD Başkanı Trump ile yapılan görüşmede Güney Kafkasya’daki gelişmelerin gündeme gelip gelmediğini” sorması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “O gündemimize gelmedi ama her an telefonla yine Sayın Trump ile bu tür konuların görüşmesini yaparız” dedi.
Yunan bir basın mensubunun, “ABD Başkanı Trump ile yapılan görüşmede Ruhban Okulu meselesi gündeme geldi mi?” sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hayır, gündeme gelmedi” karşılığını verdi.
Aynı basın mensubunun, Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in “Türkiye ile deniz yetki alanları meselesini çözmemiz gerekiyor” açıklamasını anımsatıp, “Türk-Yunan ilişkilerinde yeni atılacak adım ne olabilir?” şeklindeki sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu cevabı verdi: “Miçotakis ile özellikle Ege Denizi sorunlarını çözme konusundaki düşünceyi ben de aynen paylaşıyorum. İnşallah birinci derecede Dışişleri Bakanlarımız daha sonra gerekirse biz de masaya otururuz ve bu konuyu görüşürüz ama şunu açık ve net söyleyeyim ki o suların sorununu çözmek birinci derecede liderlerin görevidir. Bu konuda aynı düşünceyi ben de paylaşıyorum.”
Başka bir basın mensubunun, “NATO ve Avrupa, ABD ve NATO arasındaki ihtilaflı alanlara” dikkati çekip, “bu konuda Türkiye’nin arabuluculuk rolü üstlenip üstlenmeyeceği” yönündeki sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Daha adil bir dünya mümkün. Ona çalışmamız gerekiyor. Onun için de hep birlikte düşünen, uygulayan ve bu konuda adımları atması gereken her siyasetçi bu sorunu çözmek için kararlı yürüyüşünü sürdürmeli. Ben ‘bu çözülemez’ demem. Tam aksine ‘çözeriz’ diyorum. Hep birlikte bu adımı inşallah atacağız. İşte bu adımı atması gerekenlerin içerisinde başta Sayın Trump olmak üzere tüm dünyadaki siyasetçilerin bu konuya yürek koyması lazım, el vermesi lazım. Derdi barış olanlar bu işe her türlü katkıyı vermeli” cevabını verdi.
“ÇOK VERİMLİ BİR TOPLANTI OLDU”
Bir basın mensubunun, “ABD Başkanı Trump ile nelerin görüşüldüğünü ve NATO Zirvesi’ne dair liderlerin geri dönüşlerinin neler olduğunu” sorması üzerine, Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Sayın Trump ile özellikle Başkanlık makamında yaptığımız basın toplantımız çok geniş çerçevede bir basın toplantısıydı. Gerek Sayın Trump gerekse şahsım bu sorular karşısında gerekli olan her türlü cevabı verdik. Ama çok çok verimli bir toplantı oldu. Sayın Trump da o basın toplantısından çıktığımızda çok mutlu çıktı.”
“Türkiye’nin İHA-SİHA teknolojilerindeki tecrübesini aktarmak üzerine NATO’ya akredite etmeyi planladığı İnsansız Sistemlere Karşı Koyma Mükemmeliyet Merkezi teklifi müttefikler tarafından nasıl karşılandı?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu anda mükemmeliyet merkezleriyle ilgili çalışmaların içinde olanların gerekli cevabı, gerekli zamanlarda verdiğini söyledi.
Türkiye’nin bu konuda da belli bir imkâna ve güce sahip olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek gücümüzü gerek imkânımızı gerekse bu mükemmeliyet merkezlerimizin çalışmasını ve bunların artışını da tüm dünyaya gösteriyoruz, göstereceğiz. Bunun için Baykar önemli bir adım ve bu süreç devam ediyor. Çok ciddi dünyadan siparişler alıyorlar, almaya devam ediyorlar. Demek ki insansız hava araçlarımız İHA’lar, SİHA’lar dünyada karşılık buldu” ifadelerini kullandı.
“Türk-Amerikan ilişkilerinde gelecek dönemde en öncelikli ortaklık alanının hangisi olmasının beklendiğine” yönelik soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayiinin önemli adımlardan bir tanesi olduğunu, bunun yanında ekonomik ilişkilerin de çok önemli olduğunu kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomik ilişkileri Amerika’yla geliştirmenin Türkiye’nin ciddi manada menfaatine olduğuna işaret ederek, “Bu konuyu aynen Amerika da kabul ediyor. Bu süreci bu şekilde devam ettireceğiz. Bu ikili görüşmelerimizde gerek Sayın Başkan gerekse bizler bu konularda mutabıkız. İşte en önemlisi az önce de gündeme geldi, F-35 konusu. F-35 konusunda da Sayın Trump, aslında Türkiye’ye yönelik olumlu bir yaklaşımın içerisinde. İnşallah, F-35’lerin Türkiye’ye teslimi gerçekleştiği anda da bütün dünya ‘Amerika verdiği sözü tuttu.’ diyecek” diye konuştu.
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNİ HÜKÛMETİMİZ BAŞARDI”
“Türkiye’nin demokrasi ve savunma sanayii konusunda geldiği noktanın” sorulduğu Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Terörsüz Türkiye sürecini hükûmetimiz başardı. Şu anda artık Güneydoğu’da, Doğu’da çobanlarımız yaylada rahatlıkla yaylak yapıyor, sürülerini otlatıyor. Bakıyorsunuz, yavrularına o sürüleri teslim edebiliyor. Böyle bir gündemi artık yakaladık. Aynı şekilde nehirlerde, ırmaklarda herkes yüzebiliyor. Bugünlere geldik. Bölgede toplantılarımızı, mitinglerimizi en geniş anlamda yapıyoruz, yapabiliyoruz. Demek ki süreci Terörsüz Türkiye olarak ciddi bir noktaya taşıdık. Bizler de örneğin partim, bütün ekibiyle bölgede mitinglerini yapıyor, mitinglerimizi yapıyoruz. Bu güzelliklere kavuşturan Allah’a hamdolsun diyorum.”
“YAPTIRIMLAR BÜYÜK ORANDA KALKMIŞ VAZİYETTE”
Bir gazetecinin, “ABD Başkanı Donald Trump ‘Yaptırımları kaldırdık.’ dedi ama somut bir takvim belli mi? Yaptırımların ne zamana kadar kaldırılmasını bekliyorsunuz? ABD’deki seçimden önce kalkar mı?” sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu cevabı verdi: “Şu anda Amerika’nın bize karşı yaptırımlar konusunda herhangi bir uygulaması yok. Büyük oranda, büyük ölçüde bunlar kalkmış vaziyette. Şu anda Milli Savunma Bakanım, Genelkurmay Başkanım, Dışişleri Bakanım ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı burada. Hepsi de bu yaptırımların Türkiye’ye uygulanmadığını bizzat yaşıyorlar, görüyorlar. Böyle bir sıkıntımız yok. Herhangi bir sıkıntı anında da Sayın Trump sağ olsun aradığımız zaman 24 saat içerisinde bize döner. 24 saat içerisinde de gerekli olan cevabı alırız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Karşılama töreninde hem yeniçeriler hem Mehter Takımı vardı. Batılı liderler nasıl karşıladı bu tabloyu?” sorusu üzerine, “Hepsi de övgüyle bahsettiler. Tokalaşırken, ‘Gerçekten muhteşemdi’ dediler. Hatta bazıları, ‘Biz yeniçerilerinizi tanırız’ dediler” ifadelerini kullandı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’la ateşkese ilişkin bugün yaptığı açıklamalar ve bu konudaki değerlendirmeleri sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Masa kolay değil. Türkiye’de de biliyorsunuz altılı masa kurdular. Daha kurmadan dağıldı. Bu masa, farklı bir masa. Ama biz elimizden gelen her türlü gayreti ortaya koyuyoruz. Bütün mesele masayı sağlama almak. Ama bizim masamız kolay kolay dağılmaz” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, KAAN’ın F110 motoru tedarikine ilişkin, “ABD, Türkiye’ye bu motorları satacak mı?” sorusuna, “Bu motorlarla ilgili konuyu ben Sayın Trump’la daha önce görüştüm. Kendileri olumlu bir yaklaşım sergilediler. İnşallah bir sıkıntı olmayacak” cevabını verdi.
Yunanistan’ın kara sularını genişletme planlamaları ve bu konuda yapılan açıklamalara ilişkin değerlendirmeleri sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu, ‘casus belli’ konusunu benim milletimin tamamına yakını bilmez. Ne olduğunu sorsan, bilmez. Dolayısıyla bunlarla bence hiç milletimizi oyalamaya da gerek yok. Bizler de bu konuyu zaten Yunanlı dostlarımıza diyoruz ki, bunlarla ne Yunan vatandaşını ne de bizim vatandaşımızı meşgul etmeyelim. Gelin oturalım, konuşalım, işi bitirelim. Bizim adımımız bu. Bu konu her zaman masaya geldiğinde kendilerine bunu söylüyoruz ve yolumuza da bu şekilde devam ediyoruz. Bu ‘casus belli’ de bu konulardan bir tanesi. Mavi Vatan konusu da bizim için çok çok önemli bir konu. Onu sadece denizlerde değil, yeri geldiği zaman da onu özellikle biz kendi içimizde ve kara sularımızda isim olarak da kullanmaya devam edeceğiz.”
“TÜRKİYE OLARAK ELİMİZDEN GELEN HER ŞEYİ YAPIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hürmüz Boğazı’na ilişkin de “Hürmüz Boğazı konusunda da Türkiye olarak elimizden gelen her şeyi yapıyoruz, yapacağız. Hürmüz Boğazı’nın da bir savaş gölüne dönüşmesini istemiyoruz. Bunu başarabilirsek ne mutlu bize” değerlendirmesinde bulundu.
“NATO Zirvesi’nde Gazze ve İsrail konusuna değinildi mi?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İçeride olmadığım sıralarda değinilmişse bilemiyorum. Ama Gazze konusunu ısrarla ben işledim, üzerinde durdum. Gazze’yi bir Orta Doğu felaketi olarak görüyoruz. İnşallah bunu da bir an önce sulh-u sükûna kavuşturmamız lazım” cevabını verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Ankara Zirvesi’ne ilişkin değerlendirmesinin istenmesine karşılık, organizasyonun çok başarılı olduğunu belirterek, görev alanları tebrik etti.
Türkiye’ye yönelik CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasına ilişkin “Başkan Trump tarafı bir takvim verdi mi? Türkiye’nin çok önemli kapasitesi ve önemli atılımları var savunma sanayiinde. Bu konuda somut olarak Türkiye’ye bir güvence verildi mi?” şeklindeki soruyu cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Takvim demeyeyim ama Sayın Trump’la bu konuda mutabık kaldık. Özellikle gerek savunma sanayii gerek ekonomi, bütün bunlarda müşterek çalışma, hatta Türkiye’nin savunma sanayiinde Amerika’ya yönelik adımlar atmasını da aramızda konuştuk. Ne olabilir savunma sanayiinde? Özellikle gemi inşa sanayi, bu konuları aramızda görüştük ve adımları da inşallah süratle atacağız. Bu fırkateynler olabilir, bu korvetler olabilir, bu denizaltılar olabilir, bütün bunları aramızda görüştük. Türkiye bunu yapar mı? Türkiye bunu tershanelerinde yapar, bunları yapmaya da muktedirdir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin AB üyeliği ve bu konunun Avrupa ülkelerinin liderleriyle görüşmelerde gündeme gelip gelmediğine dair soruya şöyle cevap verdi: “Tabii bize düşen görev liderlerle bu konuları görüşmek. Bugün yine Alman Şansölyesi ile de bu konuyu görüştük. Tabii şimdi de gerek von der Leyen ile gerek diğer liderlerle bunları gündeme getireceğiz, konuşacağız ve ‘Türkiye’ye 53 yıllık bir beklenti bir zulümdür, artık bu zulümden Türkiye’yi kurtarın’ diyeceğiz kendilerine. Temenni ederim ki artık kapıyı aralarlar. Çalışacağız, hayırlısı olsun.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi kapsamında Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Antonio Costa ve AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile çalışma yemeğinde bir araya geldi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin ev sahipliğinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi temasları kapsamında Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara bir araya geldi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi temasları kapsamında Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer ile görüştü.
Görüşmede Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Birleşik Krallık Başbakanı Starmer, Türkiye Cumhuriyeti ile Birleşik Krallık arasında Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Belgesi’ni imzaladı.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.