Diplomat -Dünya

DÜNYA

Cumhurbaşkanı Erdoğan, New York’ta Küresel Sıfır Atık İyi Niyet Beyanı’na ilk imzayı attı

Avatar

Published

on

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, New York’ta gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler (BM) 78. Genel Kurulu kapsamında, eşi Emine Erdoğan’ın önderlik ettiği Küresel Sıfır Atık İyi Niyet Beyanı’na ilk imzayı attı.

Emine Erdoğan öncülüğünde Türkevi’nde “Küresel Sıfır Atık Hareketine Doğru” etkinliği kapsamında imza töreni düzenlendi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Küresel Sıfır Atık Hareketine bireysel katılımı sağlamak amacıyla internet sitesi üzerinden imzaya açılan “Küresel Sıfır Atık İyi Niyet Beyanı”nı imzalayan ilk kişi olarak sıfır atık gönüllüsü oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan “https://zerowastecommitment.com” isimli internet sitesi üzerinden bugün ilk defa küresel imzaya açılan iyi niyet beyanını çevrim içi imzaladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile hazırlanan panoya da imza attı.

“GELECEK KUŞAKLARA KARŞI GÖREVLERİMİZİ HAKKIYLA YERİNE GETİRMENİN PEŞİNDEYİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende yaptığı açıklamada, insanlığın geleceği adına önemli bir imza attıklarını belirterek “Sıfır Atık İyi Niyet Beyanı’nı imzalayarak, daha temiz, yeşil ve yaşanabilir bir dünya için tavrımızı ortaya koyduk” dedi.

Eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde 2017’de başlayan Sıfır Atık Hareketi’nin küresel bir marka hâline geldiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yanı sıra 105 ülkenin eş sunuculuğuyla 30 Mart’ın Uluslararası Sıfır Atık Günü ilan edildiğini ve bundan memnuniyet duyduklarını dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “İklim değişikliği ve çevre kirliliği krizleriyle mücadelemizi çok boyutlu bir şekilde devam ettireceğiz. Türkiye olarak gelecek kuşaklara karşı görevlerimizi hakkıyla yerine getirmenin peşindeyiz. 2053 yılında hedefimiz, net sıfır emisyona ulaşmaktır. Diğer hedeflerimiz gibi inşallah bunu da başaracağız. Buradan, küresel ısınmada tarihî sorumluluğu fazla olan ülkeler başta olmak üzere herkesi harekete geçmeye çağıyorum. Küresel Sıfır Atık İyi Niyet Beyanımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum. Sürecin buralara gelmesinde emeği geçenleri canı gönülden tebrik ediyorum.”

Emine Erdoğan ise imza töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye’de 2017’de başlatılan projenin bugün küresel bir harekete dönüştüğünü vurguladı.

Emine Erdoğan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinin, Sıfır Atık Hareketi’nin başarıya ulaşmasında ve bugünleri görmesinde en önemli faktör olduğunu, Türkiye’nin yeşil devriminin lideri olarak, Sıfır Atık Hareketi’ne gereken desteği her zaman verdiğini kaydetti.

Emine Erdoğan, şunları kaydetti: “Geçen sene BM Genel Sekreteri (Antonio) Guterres ile imzalanan Sıfır Atık İyi Niyet Beyanı’nı küresel imzaya açtığımız bugün, Sayın Cumhurbaşkanımız ilk imzayı atarak yine en güçlü desteğini bizlere gösterdi. Kendisine, tüm Sıfır Atık ve çevre gönüllüleri adına teşekkürlerimi sunuyorum. Hareketin, ‘ortak evimiz dünya’ için hayırlara vesile olmasını diliyorum.”

İYİ NİYET BEYANI

Küresel Sıfır Atık İyi Niyet Beyanı’nda şu ifadeler yer alıyor: “Biz Paris Anlaşması ve 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi hedeflerine ulaşmak için, sınırlı kaynakların verimli kullanımını teşvik etmek, önlemek, azaltmak, geri dönüşüm ve yeniden kullanım gibi yollarla atık oluşumunu azaltmak ve ortadan kaldırmak gerektiğini bilerek, sürdürülebilir atık yönetimi, kaynak verimliliği ve iklim değişikliği arasındaki güçlü ilişkiyi kabul ederek, sürdürülebilir atık yönetimi uygulamalarını hayata geçirmeyi görev ediniyoruz.

Sıfır atık yaklaşımını dünya çapında teşvik etmeyi ve daha geniş düzeyde tanınması ve uygulanması için en iyi uygulamaları paylaşmayı taahhüt ediyoruz.

Ayrıca, sorumlu bir atık üretimi ve tüketimini teşvik etmek amacıyla sıfır atığı destekleyen girişimleri, kampanyaları, programları, projeleri ve faaliyetleri desteklemeyi taahhüt ediyoruz.

En iyi uygulamaları ve Türkiye’nin Sıfır Atık Projesi gibi projelerden alınan dersleri paylaşmayı ve atık yönetimi konusunda benzer politikaların geliştirilmesini teşvik etmeyi vadediyoruz.

BM üye devletlerini, BM Sistemi kuruluşlarını ve sivil toplum, özel sektör, medya mensuplarını ve yerel yönetimleri, döngüsel ekonomiye küresel geçişi hızlandırmaya ve atıkların iklim değişikliği üzerindeki olumsuz etkisini azaltmaya yardımcı olacak stratejileri, yaklaşımları ve programları uyumlu hâle getirmeye çağırıyoruz.”

Bugün web sitesi üzerinden imzaya açılan Küresel Sıfır Atık İyi Niyet Beyanı, bu önemli çalışmanın küresel düzeyde bireysel destekçi sağlaması adına büyük önem taşıyor.

DİPLOMAT

“İsrail yönetimi, Gazze’de tüm insanlığın yüzünü kızartacak canilikte zulüm ve katliamlara imza atıyor”

Dünya İnsan Hakları Günü İnsanlığın Yüzü Programı -İstanbul Türkiye

Avatar

Published

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dünya İnsan Hakları Günü İnsanlığın Yüzü Programı’nda yaptığı konuşmada, “Batılı ülkelerin sınırsız desteğini alan İsrail yönetimi, Gazze’de tüm insanlığın yüzünü kızartacak canilikte zulümlere ve katliamlara imza atıyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Dünya İnsan Hakları Günü İnsanlığın Yüzü Programı’na katılarak bir konuşma gerçekleştirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabulünün 75’inci yıl dönümü dolayısıyla katılımcılarla beraber olmaktan büyük memnuniyet duyduğunu söyledi.

“İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ, ULUSLARARASI TOPLUMA SORUMLULUKLARINI HATIRLATMAYI SÜRDÜRÜYOR”

Dünya İnsan Hakları Günü’nün başta mazlum ve mağdurlar olmak üzere tüm insanlık için hayırlara vesile olması temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti İnsan Hakları Başkanlığı’nı bu anlamlı günü layıkıyla idrak etmek amacıyla düzenlediği program için kutlayarak, etkinliğe katkı veren tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 75 sene evvel büyük umutlarla kabul edildiğini ifade ederek, “Aradan üç çeyrek asır geçmesine rağmen bu metin insanlığın kazanımları açısından kritik bir belge olma vasfını hâlâ koruyor. Daha adil, daha özgür, daha insan odaklı bir dünya idealiyle kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 75 yıldır uluslararası topluma sorumluluklarını hatırlatmayı sürdürüyor” diye konuştu.

Beyannamenin bu yönüyle küresel barışın ve istikrarın tesisine rehberlik ettiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her ne kadar insan hakları ihlallerini sona erdirememiş olsa da beyannameyi insanlığın onurlu yaşam mücadelesinin köşe taşlarından biri olarak görüyoruz. Beyannamenin, insan haklarının korunması ve geliştirilmesi konusunda küresel ölçekte bir hassasiyetin oluşmasına ciddi katkılar sağladığına inanıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, buna rağmen 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’nü dünyanın pek çok yerinde insan hakları ayaklar altına alınırken karşıladıklarının da bir gerçek olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti: “Batı toplumlarını zehirli bir sarmaşık gibi saran İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı, insan haklarına yönelik tehditlerin en başında yer alıyor. Yabancı düşmanı, ırkçı, ayrımcı ve faşizan uygulamalardan en fazla mağdur olan kesim hiç şüphesiz göçmenlerin çoğunluğunu oluşturan Müslümanlardır. Terörist ve terör kavramları İslam’a saldırmanın, Müslümanları tahkir etmenin, masumları katletmenin bir kılıfı hâline dönüştürüldü.”

Dört buçuk sene önce Yeni Zelanda’nın Christchurch şehrinde Cuma namazı için toplanan 51 kişinin şehit edildiği saldırının İslam düşmanlığının nerelere varabileceğini gösterdiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Müslümanlara ve göçmenlere yönelik saldırılar bununla sınırlı kalmadı. Kanada’dan Amerika Birleşik Devletleri’ne, Avrupa’dan Asya ülkelerine kadar dünyanın pek çok yerinde artarak devam etti. Çok daha enteresan, ‘Nefes alamıyorum. Nefes alamıyorum’ diyerek can veren George Floyd’un dramını asla unutamayız. Benzer olaylarla daha sonra da karşılaştık. Az önce ekranda izledik. Aylan bebek. Aylan bebeğin nasıl dalgalarla kıyıya vurduğunu izledik. Aylan bebeğin ölümü Batı’yı insafa getirmedi. Aylan bebek bir astsubay çavuşumuzun kucağında, görüldüğü gibi ebediyete yürüdü.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’de Filistin kefiyesiyle gezen üç gencin sokak ortasında silahlı saldırıya uğradığını hatırlattı. Batılı ülkelerin Christchurch saldırısından hiçbir ders çıkarmadığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, hatta fikir özgürlüğü bahanesiyle İslam ve Müslüman karşıtı eylemleri meşrulaştırdıklarını, tasvip ve teşvik ettiklerini, ne güvenlik boyutuyla, ne hukuki ve siyasi olarak bu eylemlerin önüne geçecek hiçbir tedbir almadıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, istatistiklerin buzdağının sadece görünen kısmı olsa da bu acı gerçeği teyit ettiğini vurgulayarak, yılbaşından beri çoğunluğu Türkiye büyükelçilikleri olmak üzere, İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkelerin Avrupa’da bulunan temsilciliklerinin önünde Kur’an-ı Kerim’in yakıldığı 500’e yakın saldırı gerçekleştirildiğini aktardı.

“BATIDA MUKİM MÜSLÜMANLARIN YAŞAMA HAKKI GİDEREK KISITLANIYOR”

Bu eylemlerin hemen hepsinin hükûmetlerin izin vermesiyle, polis koruması altında düzenlendiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk kez dün Danimarka’da, başta Kur’an-ı Kerim olmak üzere, kutsal kitaplara yönelik saldırılar sebebiyle bir cezai müeyyidenin getirildiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Müslümanlara ait ibadethaneleri, iş yerlerini, sivil toplum örgütlerini, dernekleri hedef alan nefret suçlarının sayısının günden güne arttığına işaret ederek şöyle konuştu: “Batıda mukim Müslümanların ibadet, çalışma, okuma ve inancına göre yaşama hakkı giderek kısıtlanıyor. Meselenin trajikomik yanı tüm bunların demokrasi ve insan haklarının beşiği olarak pazarlanan ülkelerde yaşanmasıdır. Söz ile eylem arasındaki farkın bu kadar açıldığı bir dönem herhalde olmamıştır. Lafa gelince mangalda kül bırakmayanlar, iş icraata gelince çifte standardın, ilkesizliğin ve ikiyüzlülüğün adeta kitabını yazmaktadırlar. Anlaşılan bu ülkeler, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde kayıtlı hakların sadece makbul insanlar için geçerli olduğunu düşünüyor. Yine bunların nazarında Batılı ve beyaz olmayanların bu haklardan tam olarak yararlanma, hatta hiçbir şekilde yararlanma imkânı bulunmuyor. Bunu açık açık söylemeseler de kültürel ırkçılığa, yabancı karşıtlığına ve İslam düşmanlığına göz yumarak Batı’nın çarpık zihin dünyasını ortaya koyuyorlar.”

Batı’nın tüm medeniyetini üzerine bina ettiği beş değerin dördünün, onlarla ilgisi olmayan çalıntı unsurlar olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları dile getirdi: “Nitekim inancı Kudüs, Nasıra, felsefesi Ege ve Batı Anadolu, hukuku Akdeniz ve Roma, bilimi Endülüs ve Doğu dünyası kökenli olan Batı’nın sadece barbarlık vasfı gerçek anlamda kendisine ait. Son dönemde Batı’nın barbarlık vasfının örneklerini, doğrudan yaptığı ve dolaylı olarak destek verdiği hadiseler vesilesiyle giderek daha sık görmeye başladık. İnsanlığa karşı işlenen suçların eninde sonunda maşeri vicdanda yargılanmak, faillerinin de tarih önünde hesap vermek gibi bir özelliği vardır. Giderek şiddetlenen barbarlık örneklerini ve arşa yükselen masum çığlıklarını, bir dönüm noktasına yaklaştığımızın işaretleri olarak görüyoruz. Bugün Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin göz göre göre çiğnendiği yer, Gazze ve işgal edilmiş Filistin topraklarıdır.”

“GAZZE’DEKİ VAHŞET KARŞISINDA ULUSLARARASI KURULUŞLAR HİÇBİR SOMUT ADIM ATMIYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze halkının 7 Ekim’den beri hayatı başta olmak üzere her türlü hakkının işgalci İsrail güçleri tarafından pervasızca yok edildiğini anlattı.

İsrail’in hedef gözetmeksizin yaptığı saldırılar sonucunda 18 bini aşkın Gazzelinin şehit olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Ramallah’ta yerleşimci denen teröristlerin ve İsrail güvenlik güçlerinin saldırılarında 300’e yakın Filistinli şehadete yürüdü. İsrail’in alçakça katlettiği her üç Filistinliden ikisi kadın veya çocuktur. Anne ve babalarının beyaz kefenlerine sarılarak gözyaşı döktüğü masum sabiler, İsrail’in vahşetinin sembolleri olarak hafızalarımıza kazınmıştır. Batılı ülkelerin sınırsız desteğini alan İsrail yönetimi, Gazze’de tüm insanlığın yüzünü kızartacak canilikte zulümlere ve katliamlara imza atıyor. Savaşta bile dokunulmaması gereken ibadethanelerden okullara, hastanelerden mülteci kamplarına, evlerden çarşı pazarlara kadar tüm sivil yerleşim yerleri İsrail tarafından alçakça bombalanıyor. Gazze’deki binaların üçte ikisi ya tamamen yıkılmış ya ağır hasar almış ya da kullanılamaz hâle gelmiştir.”

“GAZZE’DE İNSANLIĞA DAİR TÜM DEĞERLER KATLEDİLMEKTEDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in, Gazze halkının suyunu, gıdasını, elektriğini ve iletişimini keserek milyonlarca insanı açlığa ve ölüme mahkûm ettiğini vurgulayarak, “Bugün Gazze’de sadece çocuklar, kadınlar, yaşlılar, gazeteciler değil aynı zamanda insanlığa dair tüm değerler de katledilmektedir. Maalesef bu vahşet karşısında uluslararası kuruluşlar ve insan hakları örgütleri ihlallerin önüne geçecek hiçbir somut adım atmıyor” ifadelerini kullandı.

“Dünya beşten büyüktür” sözünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “İşte dün ne oldu? Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde beş daimi üye ve geçici üyeler… Fakat sadece Amerika’nın ret oyuyla maalesef malum ateşkes reddedildi. Tek başına. Böyle adalet olur mu? Böyle adil bir dünya olur mu? Ama biz ne diyoruz, aslında adil bir dünya mümkün. Ama Amerika’yla değil. Çünkü Amerika, İsrail’in yanında parasıyla, bütün silah mühimmatıyla yer alıyor. Ey Amerika! Bunun hesabını nasıl vereceksin? İnsanlık Amerika’ya, ‘Birleşmiş Milletler Evrensel Beyannamesi’ne destek veren ülkedir’ demeyecek bundan sonra. Başta biz diyemeyiz, çünkü İsrail’in yanında yer alan, Aylan bebeklerin karşısında yer alanlara diyoruz ki, biz de sizin karşınızdayız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’deki Gezi olaylarında ve Ukrayna’nın işgalinde olay yerlerinde kamp kurup saatlerce canlı yayın yapan BBC’den CNN’ine anlı şanlı basın organlarının en büyük icraatlarının, failleri gizleyip zulmü gözlerden kaçırmaktan ibaret olduğunu söyledi. Anadolu Ajansı ve TRT’nin bölgede yaptığı haberciliğe işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İşte biliyorsunuz. TRT ve bizim Anadolu Ajansı’nın, bir şehidimiz var. Kamerayı ne yaptılar? Paramparça ettiler. Hani ne oldu? Siz basın özgürlüğünden yanaydınız. Basın, yayına hep savunucuydunuz. Nasıl oldu? Bunların her şeyi yalandır. 70’i aşkın basın mensubu Gazze’de ne yazık ki ebediyete yürüdü” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden bir umutları ve beklentilerinin kalmadığını vurgulayarak, şunları söyledi: “Görevi küresel barışı ve istikrarı korumak olan Güvenlik Konseyi 7 Ekim’den bu yana İsrail’i koruma ve kollama konseyine dönüştü. Ne ‘çatışmalar bir an önce dursun’ diyen 121 ülkenin iradesi ne Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin çabaları ne de geçici üyelerin samimi gayretleri, Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelerini harekete geçirmeye yetmedi.”

Dün gece yapılan oylamada, Amerika’nın vetosu nedeniyle yine ateşkes kararı çıkmadığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Aralarında daimi üyelerin de olduğu 13 ülkenin tasarıya ‘evet’ oyu vermesine rağmen maalesef sonuç değişmedi. Dünyanın beşten büyük olduğu gerçeği bir kez daha görülmüş oldu. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, reforme edilmesi olmazsa olmaz, şarttır şart. Bu Birleşmiş Milletler’le, bu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’yle insanlığın bir yere varması mümkün değil. Bunu sadece burada konuşmuyoruz, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda da aynen bu ifadeleri kullanan bir lider olarak söylüyorum.”

“FİLİSTİN TOPRAKLARINDA YAŞANAN BARBARLIĞIN HESABI HUKUK ÖNÜNDE MUTLAKA SORULMALIDIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’deki zulümlerle birlikte Birleşmiş Milletler’in bu aciz ve işlevsiz yapısının da tüm dünyada sorgulanacağına inandıklarını belirterek, “Bakın çok açık söylüyorum. Gazze’den sonra hiçbir şey eski tas eski hamam devam edemez. Gençler, işgal edilmiş Filistin topraklarında yaşanan zulmün, hoyratlığın, barbarlığın hesabı insanlık vicdanıyla birlikte hukuk önünde de mutlaka sorulmalıdır. Gazze kasapları, uluslararası mahkemelerde insanlığa karşı suç teşkil eden eylemlerinin hesabını vermelidir. Allah’ın izniyle eninde sonunda vereceklerdir” değerlendirmesinde bulundu.

Bu meselenin takipçisi olacaklarını, bunu da Gazzeli masumlarla birlikte tüm insanlık adına yapacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları dile getirdi: “Bir daha benzer dramlar yaşanmasın diye anne babalar çocuklarının parçalarını toplamasın diye. Zulüm zalimin yanına kâr kalmasın diye. Dünyanın dört bir yanındaki masumlar geleceklerine güvenle bakabilsin diye mücadelemizi cesaretle sürdüreceğiz. Gazzeli çocuklar için, gözyaşlarıyla ciğerparelerine sarılan o Gazzeli anneler, babalar için sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Rabbim Gazzeli kardeşlerimize sabır versin. Tahammül versin, dayanma ve direnme gücü versin diyorum.”

“KİM OLURSA OLSUN ZALİMİN HASMI, MAZLUMUN DA HAMİSİYİZ”

Tüm imkânlarla Filistin’in yanında olurken gönül coğrafyalarındaki diğer kardeşlerini de ihmal etmediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Arakan’dan Türkistan’a ve Kırım’a kadar nerede hakkı çiğnenen, hukuku ayaklar altına alınan, zulme ve baskıya maruz kalan bir kardeşimiz varsa ona sahip çıkmak bizim görevimizdir” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendi nazarlarında Gazzelilerle Doğu Türkistan Türkleri, Kıbrıs Türkleri ve Irak Türkmenleri arasında hiçbir ayrım ve farkın olmadığını vurguladı.

“Çünkü biz, tüm bu coğrafyalarda yaşanan bu hadiselere merhum Akif’in mısralarında dile getirdiği yüksek vicdan penceresinden bakıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstiklal Marşı’nın şairi Mehmet Akif Ersoy’un “Zulmü Alkışlayamam” şiirindeki şu dizeleri okudu: “Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim / Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim / Adam aldırmada geç git, diyemem aldırırım / Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım / Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz de kim olursa olsun zalimin hasmıyız, mazlumun da hamisiyiz” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail yönetiminin terör eylemlerine göz yuman ya da destek verenlerin yarın insan içine çıkacak yüz bulamayacağını vurgulayarak, “Ama biz başımız dik, alnımız ak bir şekilde hakkı savunmaya devam edeceğiz. Bu uğurda yalnız da kalsak, bedel de ödesek yolumuzdan dönmeyeceğiz” ifadesini kullandı.

İnsan hak ve hürriyetleri açısından böylesi trajik bir dönemde Türkiye’nin insanı ve insani değerleri önceleyen bir anlayışla hamlelerine devam ettiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Son 21 yılda hayata geçirdiğimiz sessiz devrimlerle vatandaşlarımızın Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde kayıtlı hak ve özgürlüklerini kullanmalarını kısıtlayan pek çok engeli ortadan kaldırdık. Cebinde ay yıldızlı kimlik taşıyan herkesin hayatın tüm alanlarında bu ülkenin birinci sınıf vatandaşı olarak muamele görebilmesini temin ettik. Ülkemizde hiç kimsenin kökeni, inancı, ibadeti, meşrebi, dili, kıyafeti, sakalı, başörtüsü, hülasaten dini ve kültürel tercihleri sebebiyle ötekileştirildiği bir iklimi asla kabul etmedik, aksini savunduk. Eğitim hayalleri üniversite kapılarında yıkılan kızlarımıza yönelik ayrımcılığa biz son verdik. Kılık kıyafetinden dolayı iş hayatından, devletten, bürokrasiden hatta ve hatta siyasetten dışlanan kadınlarımıza haklarını yine biz teslim ettik. Ülkemiz kadınları seçilme hakkını, yani parlamentoda hiçbir kısıtlama olmadan görev yapma imkânını tam manasıyla bizim dönemimizde kullanabilmiştir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kamu Denetçiliği ve İnsan Hakları Eşitlik Kurumu gibi yeni yapılarla hak arama yollarını genişlettiklerini ifade ederek, “Devlet-vatandaş ilişkisinde köklü bir paradigma değişikliği gerçekleştirdik. Hiçbir farklılığa bakmaksızın tüm vatandaşlarımıza eşit davranan, bunları zenginlik olarak gören bir anlayışın yerleşmesini biz sağladık. Tek parti faşizminin ve darbelerin milletimizin gönül dünyasına açtığı yaraları hamdolsun yine biz sardık” değerlendirmesinde bulundu.

Adaletin ve güvenlik hizmetlerinin kalitesini artırarak adil yargılanma hakkı için çok sayıda çalışma yaptıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu amaçla yargı reformu yasa paketleri, insan hakları eylem planları, yargı reformu stratejik belgelerini hazırlayıp hayata geçirdiklerini, “işkenceye sıfır tolerans” politikasını uygulayarak bu suça ilişkin cezaları arttırıp zaman aşımını kaldırdıklarını vurguladı.

“TÜRK DEMOKRASİSİ DÜNYADA ÖRNEK GÖSTERİLEN SEVİYEYE HÜKÛMETLERİMİZ DÖNEMİNDE ULAŞMIŞTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, farklı din, mezhep ve inanç gruplarına ait cemaat vakıflarının mülk edinmelerini kolaylaştırdıklarını hatırlatarak, resmî dil olan Türkçe dışındaki dil ve lehçelerin öğreniminin önünü açtıklarını bildirdi.

Bu dillerde siyasi propaganda, radyo ve televizyon yayını yapılmasına imkân tanıdıklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kürtçe yasak mıydı? Yasaktı. Önünü biz açtık. Her türlü siyasi propagandayı Kürtçe olarak da benim Kürt vatandaşlarım, Kürt kardeşlerim yapabiliyor mu? Yapıyor. Önünü biz açtık” diye konuştu.

Nefret suçunun ilk kez kendi dönemlerinde ceza mevzuatına girdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Alevi ve Bektaşiler ile Romanların haklarına yönelik birçok önemli düzenleme yaptıklarını, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın bu çabaların en güzel meyvelerinden biri olduğunu söyledi.

“VATANDAŞLARIMIZIN BİZAR OLDUĞU NE VARSA HEPSİNİN ÇÖZÜMÜNÜ BULMAK ASLİ VAZİFEMİZDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, insanların ihtiyaçları ve talepleri doğrultusunda inanç hürriyeti konusunda ilave adımlar atmayı sürdüreceklerini ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Şunu büyük bir memnuniyetle söylemek isterim. Türk demokrasisi dünyada örnek gösterilen seviyeye yine bizim hükûmetlerimiz döneminde ulaşmıştır. Tek parti döneminde cumhur ile Cumhuriyet arasında örülen duvarları yıkmanın yanı sıra cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından seçilmesini temin ederek millî iradeye vurulan zincirleri parçaladık, attık. Tamamını burada saymaya kalksak saatler sürecek nice reformu, nice atılımı, tarihe geçen büyük bir demokratik dönüşüm hamlesini son 21 yılda başarıyla ülkemize kazandırdık. 85 milyonun tamamı zaten günlük hayatında bunları görüyor, yaşıyor. Geçmişle kıyaslandığında ülkemizin nereden nereye geldiğini çok iyi biliyor.”

Terör örgütlerine karşı farklı cephelerde yürüttükleri mücadelenin de Türkiye’nin insana, insan hayatının korunmasına, temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasına verdiği önemin bir göstergesi olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Beynini yıkadıkları gencecik çocukları ölüme gönderen, zorla kaçırdıkları kadınları, kız çocuklarını istismar eden, daha kundaktaki bebekleri vahşice katleden, masumların kanı ve canı üzerinden ikbal devşiren bu insanlık düşmanlarının kökünü kurutmakta kararlıyız. Yaklaşık 40 yıldır kan döken, vatandaşlarımıza kan kusturan bu alçakları tarihin çöp sepetine atmadan mücadeleyi elden bırakmayacağız” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, önemli bir hususa değinmek istediğini dile getirerek, “Son 21 yılda yaptıklarımızın tamamını çok kıymetli bulmakla beraber hak ve hürriyetler meselesinde durağan bir yaklaşım sergilemiyoruz. Hayatın değişen dinamikleri içinde biz de kendimizi sürekli yeniliyoruz, sürekli geliştiriyoruz. Vatandaşlarımızın bizar olduğu ne varsa hepsinin de çözümünü bulmak ve uygulamak bizim asli vazifemizdir” değerlendirmesini yaptı.

SAHİPSİZ HAYVANLAR SORUNU

Başıboş sokak köpeklerinin zarar verdiği insanların haklarını korumanın da görevleri olduğu bilinciyle hareket ettiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başıboş sokak hayvanlarıyla ilgili artan şikâyetlerin farkındayız. Önceki gün Ankara’da yaşanan ve bir evladımızın ağır yaralandığı elim hadise hepimizin yüreğini dağlamıştır. Bu sorunu inşallah inancımıza, kültürümüze ve şefkat medeniyetimizin bize vazettiği ilkeler çerçevesinde mutlaka çözüme kavuşturacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, insan hak ve hukukunun söz konusu olduğu hiçbir alanı boş bırakmadıklarını, görmezden gelmediklerini ve ihmal etmediklerini belirterek, bazı süreçlerin vakit alabildiğini ama nihayetinde her meseleyi hâl yoluna koyduklarını bildirdi.

Vatandaşlardan, hükûmete güvenmelerini, inanmalarını ve destek olmaya devam etmelerini isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “31 Mart’ı unutmuyoruz değil mi? 31 Mart’a hazırlanıyoruz değil mi? 31 Mart için inşallah ‘Yeniden İstanbul’ diyoruz ve yola devam ediyoruz. ‘Yeniden Ankara’ diyoruz, yola devam ediyoruz. ‘Durmak yok, yola devam’ diyoruz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, katılımcıların 10 Aralık İnsan Hakları Günü’nü tebrik ederek, bu önemli günün tüm insanlığa barış, huzur ve adalet getirmesini diledi.

Okumaya Devam edin

DİPLOMAT

“Gazze’deki gazeteci ölümlerine ses çıkarmayanların, yarın başka bir konuda söz söyleme hakları olamaz”

TRT World Forum -İstanbul

Avatar

Published

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TRT World Forum’da yaptığı konuşmada, “Küresel medya kartelleri, Gazze’deki vahşeti gözlerden kaçırmaya, Hamas bahanesiyle gazeteci katliamını meşrulaştırmaya çalışmaktadır. Basın özgürlüğü ve medya ahlakının ötesinde insan onurunu yerle yeksan eden bu vicdansızlığı, biz reddediyoruz. Bugün Gazze’deki gazeteci ölümlerine ses çıkarmayanların, yarın başka bir konuda söz söyleme hakları olamaz” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Birlikte Gelişmek: Sorumluluklar, Eylemler ve Çözümler” temasıyla İstanbul’da gerçekleştirilen TRT World Forum 2023’ün açılışına katılarak, bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, bu yıl yedincisi düzenlenen foruma katılmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi.

Türkiye’nin kamu yayıncısı olan TRT’nin düzenlediği forumun farklı coğrafyalardan alanında yetkin isimleri buluşturan platform olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aralık ayında düzenlenen forum aynı zamanda geride bırakılan senenin muhasebesini yapmak için de önemli bir imkân sunuyor. Forum oturumlarında birbirinden seçkin isimlerle gerçekleştirilecek toplantıların 2023 yılının kapsamlı, adil ve objektif bir değerlendirilmesinin yapılmasına vesile olacağına inanıyorum. Kıymetli fikirleriyle forumun içeriğini zenginleştiren tüm misafirlerimize şimdiden teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’de devam eden katliam başta olmak üzere küresel ölçekte son derece sancılı bir dönemden geçildiğini vurgulayarak, şöyle devam etti: “Rusya-Ukrayna arasındaki savaş gündemde geri plana düşmüş olsa da hâlen tüm yakıcılığıyla devam ediyor. Savaşın ilk aylarında ülkemizin çabalarıyla ortaya konan barış planının değeri gün geçtikçe daha iyi anlaşılıyor. O dönem, ateşi büyümeden söndürmek yerine körükleyenlerin, bölgemizle birlikte tüm dünyaya nasıl büyük bir kötülük yaptıkları artık net bir şekilde görülüyor. Küresel barışı ve güvenliği sağlamakla mükellef uluslararası kuruluşların sorun çözme kabiliyetlerinin olmadığını bugün daha iyi anlıyoruz.”

“GÜDÜMLÜ BASIN, DEMOKRASİ İÇİN AÇIK BİR TEHDİT OLUŞTURUR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, adil bir barışın kaybedeninin olmayacağı gerçeğinin tartışmasız şekilde karşılarında durduğunu belirterek, şöyle konuştu: “Temennimiz, bizim âdeta kendimizi paralayarak ısrarla dile getirdiğimiz bu hakikatin tüm taraflarca bir an önce idrak edilmesidir. Türkiye, daha fazla kan akmaması, daha fazla yıkım yaşanmaması, daha fazla gözyaşı dökülmemesi için elini taşın altına koymaya hazırdır. Gerçekten de barışa, özellikle adil bir barışa her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz günler yaşıyoruz. Kalıcı barışı tesiste kaybedilen her günün, her anın bedelini ateşe benzin döken Batılılar değil maalesef masumlar ödemektedir. Buna artık bir dur demenin zamanı çoktan gelmiştir. Komşularımızı içine düştükleri bu kaybet kaybet denkleminden çıkarmayı komşuluk hukukumuzun bir gereği olarak görüyoruz. Sizlerin de gayretleriyle bölgemiz bir süredir hasret kaldığı barış ve istikrar iklimine inşallah yeniden kavuşacaktır.”

Basının, bilhassa da kalemini ve ekranını küresel güçlere kiralamayan özgür basının, demokrasiler için yeri doldurulamaz bir ihtiyaç olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İyi işleyen ve sağlıklı bir demokrasi için yasama, yürütme, yargı erklerine ilaveten dördüncü kuvvet olarak basının sayılması boşuna değildir. Güdümlü basın ise halkın haber alma hakkı yanında demokrasi içinde açık bir tehdit oluşturur. Ülke olarak 70 yılı aşan çok partili demokrasi mücadelemizde bu hakikati tüm boyutlarıyla pek çok kez tecrübe ettik” diye konuştu.

“BUGÜNLERE MANŞETLERLE ÇARPIŞA ÇARPIŞA GELDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir dönem demokrasiye sahip çıkmak yerine vesayetçilerin yanında hizalanan, darbeye alkış tutan, millî iradeye müdahale çağrısında bulunan bir medya yapısıyla karşı karşıya kaldıklarını söyledi.

Manşetlerini vesayetçilerin attığı güdümlü medya düzeninin, bilhassa 2002 öncesinde Türkiye’nin acı bir gerçeği olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Elbette bu zor dönemlerde her türlü tehdide rağmen millî iradenin yanında duran cesur basın yayın kuruluşları ve medya mensupları da vardır. Sayıları kısıtlı olmakla birlikte halka karşı sorumluluğunu yerine getiren bu gazeteciler, isimlerini demokrasi tarihimize altın harflerle yazdırmışlardır” diye konuştu.

Kendilerinin de bu cesur kalemleri daima şükranla yâd ettiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türk demokrasisi ne zaman riske girse hemen vesayetçilerin tetikçiliğine soyunan postallı medya mensuplarını da asla unutmayacağız” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kalemini, köşesini, ekranını güç odaklarının emrine verenlerin saldırılarına, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminden itibaren kendilerinin de defalarca maruz kaldığını anımsatarak, “‘Muhtar bile olamaz’ manşetinden ‘411 el kaosa kalktı’ provokasyonuna kadar, nice medya operasyonunun hedefi hâline getirildik. Ama bunların hiçbirine boyun eğmedik. Yıldırma girişimleri karşısında asla geri adım atmadık. Her zaman söylediğim gibi bugünlere manşetlerle çarpışa çarpışa geldik” şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE, 21 YIL ÖNCESİNE NAZARAN ÇOK DAHA İLERİ BİR NOKTADADIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerektiğinde ağır bedeller ödemeyi göze alarak Türkiye’de tüm kurum ve kurallarıyla hakiki demokrasiyi tesis ettiklerini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Objektif kriterlere göre değerlendirme yapıldığında herkesin kabul ettiği gerçek şudur: Türkiye, ekonomisiyle, demokrasisiyle, basınıyla gerçekleştirdiği sessiz devrimleriyle 21 yıl öncesine nazaran çok daha ileri bir noktadadır” değerlendirmesini yaptı.

Bugün medyanın, 2002’den daha zengin, daha çeşitli, toplumun farklı kesimlerinin daha fazla temsil edildiği çoğulcu bir yapıya sahip olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Teröre bulaşmadığı, şiddeti övmediği ve başkasına hakaret etmediği müddetçe isteyen, istediğini yazabilmektedir. Muhalif veya muvafık fark etmeksizin medya mensuplarımızın fikirlerini serbestçe ifade etmelerinde hiçbir mani bulunmuyor” diye konuştu.

“İSRAİL SALDIRILARINDA HAYATINI KAYBEDEN GAZETECİ SAYISI 70’TEN FAZLA”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eksiklerin de olduğunu, dünyadaki her ülkede olduğu gibi Türkiye’nin de çözmesi gereken meselelerinin bulunduğunu belirterek şöyle devam etti: “Gazze’de 70’i aşkın medya mensubu öldü. Nerede dünya, dünyanın o meşhur basın yayın organları nerede? Niye sesleri çıkmıyor? Niçin öldürülen bu basın mensuplarına yönelik manşetlerini atmıyorlar? Amerika’nın o meşhur gazeteleri nerede? İngiltere’nin o meşhur gazeteleri, dergileri nerede? Fransa’nın o meşhur gazeteleri nerede? Almanya’nın o meşhur gazeteleri nerede? Hiçbirinin sesi çıkmıyor. İnşallah önümüzdeki dönemde atacağımız adımlarla bu zorlukların hep birlikte üstesinden geleceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’de 7 Ekim’den bu yana devam eden katliamların kendilerine sadece özgür değil aynı zamanda adaleti ve vicdanlı basının da önemini hatırlattığına işaret ederek şöyle konuştu: “Çoğu kadın ve çocuk 18 bine yakın masumun katledilmesinin kâğıt kesiği kadar yer bulamadığı bir medya karartmasıyla karşı karşıyayız. İsrail Gazze’de sadece kadın ve çocukları değil çok zor şartlar altında görevini yapmaya çalışan basın mensuplarını öldürmüş ve öldürmeye devam ediyor. İsrail saldırılarında hayatını kaybeden gazeteci sayısı 70’ten fazladır. Daha vahimi, uluslararası basın kuruluşlarının bu tabloyu kabullenmesidir. Düşünebiliyor musunuz? Her gün bir gazeteci katlediliyor. Ancak yıllardır bize basın özgürlüğünden dem vuran kurumların hiçbirinin gıkı dahi çıkmıyor. Küresel medya kartelleri, Gazze’deki vahşeti gözlerden kaçırmaya, Hamas bahanesiyle gazeteci katliamını meşrulaştırmaya çalışmaktadır. Basın özgürlüğü ve medya ahlakının ötesinde insan onurunu yerle yeksan eden bu vicdansızlığı biz reddediyoruz.”

Bugün Gazze’deki gazeteci ölümlerine ses çıkarmayanların, yarın başka bir konuda söz söyleme haklarının olamayacağının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Asıl olan bugün konuşmak. Bugün yazmak. Gerçekleri bugün anlatmaktır. Asıl olan mazlum ve mağdurların feryatlarını bugün duyurabilmektir. Türk basın yayın organları işte bunu yapmanın, işte bunu başarabilmenin gayretindedir. Her türlü riski göze alarak Gazze’den dünyaya hayati bir iletişim koridoru açan TRT’mizi, Anadolu Ajansımızı ve diğer basın kuruluşlarımızı canıgönülden tebrik ediyorum. İsrail’in yalanlarla örülü propaganda makinesine karşı yürütülen dezenformasyonla mücadele çalışmalarını takdirle karşılıyorum.”

“İSRAİL GÜÇLERİ HAKİKATLERİN ORTAYA ÇIKMASINA ENGEL OLAMAMIŞTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırısında hayatını kaybeden AA kameramanı Muntasır es-Savvaf’ı hatırlatarak, şunları kaydetti: “Şu anda bizim Anadolu Ajansından şehidimiz var. İşte şurada görüldüğü gibi (tahrip edilen kamerayı göstererek) yaralı, gazi kameramız var. Nerede? Gazze’de. Merkezimizin çalışmalarıyla 130’un üzerinde İsrail yalanını ifşa etmesi bu çabaların ne kadar kıymetli olduğunu göstermiştir. İsrail güçleri basın mensuplarımızın hakikate ayarlı kameralarını kırmış olsa da hakikatlerin ortaya çıkmasına engel olamamıştır. Bir kameramız gider, bin kameramız gelir. Bütün mesele Gazze’nin yalanlarını, iftiralarını aydınlığa çıkarmak ve tüm insanlığa başta Türkiye olmak üzere bunları duyurmaktır. Tüm barbarlığına rağmen Gazzelilerin direniş azmini kıramayan İsrail, medyadaki propaganda savaşını da kaybetmektedir. Olağanüstü bir gayret ve fedakârlık sergileyerek Gazze’deki insani dramı dünyaya duyuran medya mensuplarına şükranlarımı sunuyorum. İsrail saldırılarında hayatını kaybeden gazetecileri rahmetle yâd ediyorum.”

“LAHEY ADALET DİVANI’NDA YARGILANACAKLAR”

Katılımcılarla bir tespitlerini paylaşmak istediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Vicdanları kanatan bu sessizliğin gerisinde ne var biliyor musunuz? Suçluluk duygusu var. İsrail’in başı Netanyahu olmak üzere, ona destek verenler de dâhil, bunlar suçludur, bunlar terörün yardakçısı olarak teröristtir ve bunlar Lahey Adalet Divanı’nda kesinlikle yargılanacaklardır. Biz bu işin takipçisiyiz. Milosevic nasıl yargılandıysa, nasıl mahkûm olduysa inanıyorum ki Netanyahu ve onun yardakçıları da aynı şekilde yargılanacaktır ve sonunda mahkûm olacaklardır” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kimi Batılı ülkelerin, İsrail’in işlediği suçları çok iyi bilmelerine rağmen bir mahcubiyet duygusuyla hareket ettiklerine dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Holokost mağduriyetini bir mazeret olarak kullanan mevcut İsrail yönetimi, maalesef dünyayı bununla susturmaya çalışıyor. Bizim her fırsatta insanlık dışı bulduğumuzu söylediğimiz antisemitizm, siyasi çıkar hesabıyla Netanyahu ve ortakları tarafından körüklenmektedir. Oysa ne Holokost dramı ne antisemitizm ithamı, İsrail’in işlediği suçlara sessiz kalmanın bahanesi olabilir. Gazze’nin, genel olarak Filistin halkının geleceği, borçluluk psikolojisi içine girenlerin İsrail’e verebileceği bir tazminat değildir. Böyle kirli, kanlı ve ahlaksız bir senaryoyu meşrulaştırmak için medyanın hoyratça kullanılmasını kesinlikle kabul etmiyoruz.”

“HAKKI VE HAKİKATİ HAYKIRMAKTAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, buradan, pervasızca işlenen insanlık suçlarına ortak edilmeye çalışılan medya kuruluşlarına seslendiğini belirterek, şöyle konuştu: “Akılla, izanla, vicdanla, mantıkla, basın ahlakıyla hiçbir bağı olmayan bu aklama çabasından, kandan beslenen bu retorikten, bu zalim iddiadan, bu ahlaksız dayatmadan kurtulun. Hristiyan, Müslüman, Yahudi fark etmez, hep birlikte kimsenin kendini dışında tutamayacağı bir sorumluluk altındayız. Dünyanın neresinde olursa olsun, medya mensupları başta olmak üzere tüm vicdanlı insanlar cesur olmak, dik durmak, hakkı ve hakikati açık yüreklilikle konuşmak zorundadır. Bu katliam bugün Gazze’de yaşanıyor olabilir, şayet bu akıl ve vicdan dışı mezalimin önüne geçemezsek artık dünyanın hiçbir yerinde hiç kimse kendini güvende hissedemez. Çünkü bir kere pandoranın kutusu açıldı. Zulmün çirkin ve vahşi yüzü her an her yerde karşımıza çıkabilir. Gazze’yle ilgili çarpık bakış açısının asıl tehlikesi, dünyanın geleceği ile ilgili umutları işte böyle bir gayya kuyusuna atmasıdır. Hiç kimsenin, insanlığı böyle bir çıkmaza sürüklemeye hakkı yoktur.”

Amerika ve Avrupa ülkelerindeki yönetimlerin, Filistin halkının ve bilhassa Gazze’deki mazlumların ahına kulak tıkayarak aslında en büyük kötülüğü kendilerine yaptıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Batı, üzerine titrediği güvenlik ve refah düzenini kökten sarsacak bir sınamadan geçtiğinin hâlâ farkında değil. Türkiye olarak biz yaklaşan tehlikeyi görüyoruz ve ‘Dost acı söyler’ prensibince açık açık ifade ediyoruz. Birileri rahatsız olsa da hakkı ve hakikati haykırmaktan vazgeçmeyeceğiz. Ama bu anlayışla hem ikaz görevimizi hem de mazlumların yanında yer alma vazifemizi yerine getirmenin gayreti içindeyiz” değerlendirmesinde bulundu.

Gazze için yürüttükleri yoğun diplomasi trafiğini de insani yardımları da sürdüreceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı şekilde bu gayretlerinin bir parçası olarak gördükleri Filistin’in ve Gazze’nin vicdani sesi olan iletişim koridorunu devam ettireceklerini aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılış programında birlikte oldukları TRT World Forum’u, “Daha adil bir dünya” hayallerinin hayata geçmesine katkı yapacak bir etkinlik olarak gördüğünü söyledi.

“BM GÜVENLİK KONSEYİ, GAZZE MESELESİNDE ACZİYET SERGİLEDİ”

Dünyaya söyleyecek sözü olan herkesi, bu tür imkânları kullanarak insanlığın ortak geleceği için inisiyatif almaya davet ettiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu görüşleri paylaştı: “Yaşadığımız her hadise, yıllardır dile getirdiğimiz ‘Dünya beşten büyüktür’ itirazımızın ne kadar isabetli olduğuna işaret ediyor. En önemli küresel iş birliği ve güvenlik mekanizması olan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin, Gazze meselesinde sergilediği acziyet, eminim bizim gibi sizlerin de yüreğini sızlatmıştır. Genel Sekreter Sayın Guterres’in, insanlığın ortak vicdanına tercüman olan çabaları da maalesef konsey üyeleri tarafından sabote edilmektedir. Sayın Guterres’in, Birleşmiş Milletler şartının 99’uncu maddesi kapsamında gönderdiği mektubu takdirle karşılıyor, bu hamlesi dolayısıyla kendisini tebrik ediyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mevcut mekanizmaların dünyanın ve insanlığın ihtiyacı olan çözümleri üretememesinin bedelini masumların ödemesine daha fazla seyirci kalamayız. Hemen harekete geçmemiz şarttır. Aksi takdirde dünyayı yaşanmaz hâle getirecek bir kaosun pençesine düşmemiz kaçınılmazdır” sözlerini sarf etti.

TRT’yi, böylesine hayati bir meseleyi gündeme taşıdığı için kutlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası ölçekte güvenilir bir haber kaynağı hâline gelen TRT’nin, “kısık sesleri duyurma” ve “olayları çok boyutlu aktarma” görevini hakkıyla ifa ettiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkenin millî yayın kuruluşu TRT’nin, 19 televizyon ve 17 radyo kanalı, 41 yabancı dil ve lehçede yayın yapan Türkiye’nin sesi radyolarıyla geleneksel yayıncılıkta çok önemli bir tecrübeye sahip olduğunu belirterek, şimdi bu geniş birikimin dijital yayıncılık alanına da aktarıldığını anlattı.

Geçen mayıs ayında Türkiye’nin uluslararası dijital platformu “Tabii”yi hayata geçiren TRT’nin, uzun geçmişe sahip yayıncılık yolculuğuna yeni bir halka daha eklediğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu platformun, sapkın akımların ve örtük gayelerin hüküm sürdüğü mecralardan rahatsız olan herkese güçlü bir alternatif sunacağını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TRT World ve TRT Arabi uluslararası haber kanallarının yanı sıra TRT Almanca, TRT Rusça, TRT Fransızca, TRT Balkan ve TRT Afrika dijital haber platformlarının da başarıyla faaliyetlerini yürüttüğünü dile getirdi.

Gelecek sene sekizincisi yapılacak TRT World Forum’un da bu kurumun önemli markalarından biri hâline dönüştüğünü ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu süreçte emeği geçenleri tebrik ederek, forumun hayırlara vesile olmasını diledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurt içinden ve dünyanın dört bir yanından gelip elini taşın altına koyma iradesini gösteren forum katılımcılarına teşekkür ederek sözlerini sonlandırdı.

Okumaya Devam edin

DİPLOMAT

Emine Erdoğan, afet ve insani yardım gönüllüleriyle buluştu

“GÖNÜLLÜ KAHRAMANLARIMIZIN ÇALIŞMALARI DÜNYAYI KUŞATACAK”

Avatar

Published

on

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Şule Yüksel Şenler Vakfı’nın, Sancaktepe Belediyesi Kültür Merkezi Recep Tayyip Erdoğan Kongre Salonu’nda düzenlediği “Türkiye’nin Gönüllüleri Buluşması”nda, afet ve insani yardım gönüllüleriyle bir araya geldi.

Emine Erdoğan, burada yaptığı konuşmada en büyük hazinelerinden birinin, vatan sevgisi ve insani değerlerle yoğrulmuş aziz Türk milleti olduğunu dile getirerek, “Kalbi haysiyete mekân olmuş milletimizin merhametle mayalanmış gönlü hiçbir dönemde, dünyanın hiçbir yerindeki ıstıraba seyirci kalmamıştır. Milletimiz için merhametin bir erdem olmanın ötesinde karakter özelliği olduğunu, yalnız mazlum ve mağdur coğrafyalar değil, bugün artık bütün dünya biliyor. Çünkü bizler, merhamet görmenin ve merhamet etmenin zayıflık değil, aksine en büyük kuvvet olduğuna inanıyoruz” diye konuştu.

“HER TÜRLÜ İNSANİ KRİZDE GÖSTERDİĞİMİZ HASSASİYET BİZE KATLANARAK DÖNÜYOR”

Emine Erdoğan, bu inançla Türkiye’nin millî gelirine oranla dünyanın en cömert ülkesi olmayı her koşulda sürdürmeye devam ettiğine vurgu yaparak, “Kurumlarımız ve milletimizle her türlü insani krizde gösterdiğimiz hassasiyetin bize katlanarak döndüğünü yakın zamanda da tecrübe ettik. Şubat ayında, 11 ilimizi kapsayan büyük bir deprem felaketi ile sarsıldık. Yıkıcı büyüklükteki felaketin etkilediği alan, dünyanın pek çok ülkesinden büyüktü. Bununla beraber, ülkemizde ve dünyada tecessüm eden büyük bir vefa ve gönüllülük çemberiyle kuşatıldık” ifadesini kullandı.

Devletin bütün kurumlarıyla sahaya inmesi, hükûmetin bütün enerjisini ve kadrolarını seferber etmesi ve gönüllülerin fedakârlığıyla bu büyük afetin yaralarının her geçen gün biraz daha sarıldığını dile getiren Emine Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu süreçte, yıllardır acılarına kayıtsız kalamadığımız bütün mazlumların duası ile milletimizin birlik ve beraberliği en büyük dayanağımız oldu. Hepimiz, yitirdiğimiz canların acısını kalbimizde taşırken, el ele gönül gönüle verdik. Sizler, ülkemizin dört bir yanından geldiniz, sivil toplum kuruluşlarımızın aracılığıyla olsun, bireysel girişimlerinizle olsun, afet bölgesindeki halkımızın yardımına koştunuz. İhtiyaç malzemelerini sınıflandırmaktan, yemek pişirip dağıtmaya, arama kurtarmadan taziyeye ve gönüldaşlığa kadar hepiniz elinizden geleni yaptınız. Kiminiz, işinden aşından artırdıklarınızı ve dualarınızı depremzedelere gönderdiniz. Kiminiz, haftalarca, aylarca bölgede kalıp, vaktinizi ve emeğinizi seferber ettiniz.”

Emine Erdoğan, etkinliğe katılan yardım derneklerinin çoğunun, devletle birlikte afet alanındaki faaliyetlerini sürdürdüğünü, son aile de kendi çatısına kavuşuncaya dek evine geri dönmeme kararında olduğunu bildiğini kaydetti.

Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından afetin izlerini silmek için sivil toplum örgütlerine başvuran gönüllülerin sayısının, bir anda birkaç katına çıkmasından milletçe iftihar ettiklerini belirten Emine Erdoğan, “En zor dönemimizde birbirine kenetlenmiş bir toplum olduğumuzu bir kez daha görmek, her evin bir hayır kurumuna, her vatandaşımızın gönül elçisine dönüştüğüne tanık olmak en büyük tesellimiz hâline geliyor. Sayenizde, merhametin bu topraklarda daha nice yıllar hüküm süreceğine olan umudumuz tazeleniyor. Şefkatin tanımı hâline gelmiş yüce gönüllü insanlarımıza ne kadar teşekkür etsek az geleceğini biliyoruz. Bu nedenledir ki halka hizmeti Hakk’a hizmet sayan medeniyet tasavvurumuz, yüreğinde merhamet hissedebilmenin kişiye en büyük ödül olduğunu söylüyor” değerlendirmesinde bulundu.

“MİLLETİMİZİN GÖNLÜNDE TAHT KURDUNUZ”

Emine Erdoğan, hiçbir ayrım gözetmeden, karşılık beklemeden, küresel insani değerler temelinde yürütülen gönüllülüğün kalplere şifa olduğunu aktararak, “Sizler de bugün burada olmayan on binlerce kahramanımızla birlikte, toplumumuzu birbirine kenetleyerek, milletimizin gönlünde taht kurdunuz. İsimleriniz, tarih boyu yardımseverliğiyle fedakârlığıyla temayüz etmiş gönül dostlarının isimlerinin yanına yazıldı” sözlerini sarf etti.

Konuşmasında, Şule Yüksel Şenler’i anan Emine Erdoğan, şunları dile getirdi: “Bu isimlerden birisi de hiç şüphesiz kendi ömründen, emeğinden ve gönlünden vakfederek, bize kandil misali hakikat yolunda öncülük eden Şule Yüksel Şenler Hanımefendi’dir. Kendisini millete ve maneviyata adamış büyük gönül ehli Şule abla, tıpkı o eski günlerde olduğu gibi bugün de binlerce hayırseveri, ismi etrafında topluyor. Böylesi bir etkinliğe, ismini ve miras bıraktığı gönüllü faaliyetleri yaşatmak amacıyla adı ile kurduğumuz vakfımızın ev sahipliği yapıyor olması, ayrıca kıymetli. Ben de naçizane, bu buluşma vesilesiyle şahsınızda merhamet pınarı olup yüreklerdeki ateşe su serpen gönüllülerimize en kalbi şükranlarımı sunmak istiyorum. Merhamet ve rikkatin egemen olduğu bir dünyayı inşa etmek için gönüllü faaliyetlerin, temel taşı niteliğinde olduğuna yürekten inanıyorum.”

“GAZZE’DE, BÜTÜN İNSANLIĞA KARŞI AFFEDİLMESİ MÜMKÜN OLMAYAN SUÇLAR İŞLENİYOR”

Emine Erdoğan, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına değinerek, konuşmasını şöyle sürdürdü: “İki aydır dünyanın gözü önünde vicdanlarımızı paramparça eden bir kıyım yaşanıyor. Gazze’de sadece Filistinlilere, sadece Müslümanlara değil, bütün insanlığa karşı affedilmesi mümkün olmayan suçlar işleniyor. İnsanı insan yapan tüm değerler, insana ve insanlığa olan inancımız bombalanıyor. Bu gözü dönmüş pervasızlığın sebebi, insanlığı umutsuzluğa düşürme isteğidir. Çünkü biliyorlar ki umut ve birbirimize duyduğumuz güven, insanlığın cevheridir. Bütün bu yaşananlara rağmen bizler de biliyoruz ki ne zulüm ne karanlık payidar olacaktır. Şule Yüksel Şenler, hayatı ve yaşadıkları ile bu durumun en güzel örneklerindendir.”

“GÖNÜLLÜ KAHRAMANLARIMIZIN ÇALIŞMALARI DÜNYAYI KUŞATACAK”

Şule Yüksel Şenler’in bir an bile düşünmeden, yorgunluğa aldırış etmeden, maddi ve manevi birçok zorluğa göğüs gererek, ülkesi ve inancı için kendisini vakfetmiş bir meşale olduğunu kaydeden Emine Erdoğan, “Gönüllü neferi olduğu yol ve gönüller için yandı, tutuştu. İnancını hiç yitirmemiş olsa da uğruna savaştığı, ömrünü feda ettiği ideallerinin bu kadar güçlü, bu kadar sağlam bir şekilde gerçekleşebileceğini tahmin etmiş miydi, bilemiyorum. Bu sebeple hem Şule ablamızın dirayetini hem Allahutaala’nın bu dirayetin meyvesini nasıl bahşettiğini, bizzat tecrübe etmiş bir kardeşiniz olarak, ömrünü bir davaya vakfetmenin bereketini biliyorum. Bu bereketin yüzü suyu hürmetine, Allah’ın kalkmaz zannedilen zulmet perdelerini bir çırpıda nasıl kaldırdığını, bitmez denilen zulüm düzenlerini nasıl yerle bir ettiğini biliyoruz” dedi.

Emine Erdoğan, yılmaz bir inançla insanlığın hayrı için çalışanların, emeklerinin karşılığının iki dünyada da verileceğine, zalimlerin zulümlerinin ise inananlar için muhakkak bir hayra dönüşeceğine inandığını vurgulayarak, “Gönüllü kahramanlarımızın, gelecek kuşaklara ilham olacak çalışmalarının dünyayı kuşatmasını temenni ediyorum” diye konuştu.

Programda, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Şule Yüksel Şenler Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Leyla Şahin Usta ve Sancaktepe Belediye Başkanı Şeyma Döğücü de katılımcılara hitap etti. Konuşmaların ardından Emine Erdoğan’a, depremzede Elif Kültekin’in, 6 Şubat depremlerinde yıkılan, Antakya’daki tarihî Kurşunlu Han’ı yaptığı el işi çalışması hediye edildi. Emine Erdoğan ise tüm kuruluşlar adına AFAD Başkanı Okay Memiş’e teşekkür belgesi takdim etti.

Programın sonunda “Türkiye’nin Gönüllüleri” aile fotoğrafı çekimi yapıldı.

Emine Erdoğan, etkinlik öncesinde İçişleri Bakanı Yerlikaya, Leyla Şahin Usta ve Şeyma Döğücü ile birlikte stantları gezerek çalışmalar hakkında bilgi aldı. Hatay’da 18, Adıyaman’da 4 depremzedenin kurtarılmasını sağlayan Daisy isimli köpek de program alanında yer aldı.

Okumaya Devam edin

DİPLOMAT

“Ege’yi barış ve iş birliği denizi hâline getirelim istiyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan Yunanistan Atina

Avatar

Published

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Miçotakis ile düzenlediği ortak basın toplantısında, “Ege’yi barış ve iş birliği denizi hâline getirelim istiyoruz. Türkiye ve Yunanistan olarak atacağımız ortak adımlarla dünyaya örnek olalım arzusundayız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye-Yunanistan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi’nin beşinci toplantısı kapsamında resmî ziyarette bulunduğu Atina’da, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ile baş başa ve heyetler arası görüşmenin ardından ortak basın toplantısı gerçekleştirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan’ı son olarak 2017’de ziyaret ettiğini, bu ziyaretin 65 yıl aradan sonra Türkiye’den Yunanistan’a devlet başkanı düzeyinde yapılan ilk ziyaret olduğunu hatırlattı.

Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi’nin beşinci toplantısı dolayısıyla tekrar Atina’da bulunmaktan büyük memnuniyet duyduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunan makamlarına teşekkür etti.

“TİCARET HACMİMİZİN 10 MİLYAR DOLARA ÇIKARILMASINDA MUTABIK KALDIK”

Türkiye-Yunanistan münasebetlerinde mevcut olumlu ivmeyi daha da geliştirmek istediklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyimizin beşinci toplantısını yedi yılın ardından bugün gerçekleştiriyor olmamız, bu niyetimizin bir göstergesidir. Bir sonraki toplantı için bu kadar ara vermeyeceğimizi ve kuruluş bildirgesinde ifade olunduğu üzere yılda en az bir kez bu buluşmayı gerçekleştirmenin her iki ülke için de hayırlı olacağını düşünüyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan Cumhurbaşkanı Katerina Sakelaropulu ve Yunanistan Başbakanı Miçotakis ile faydalı görüşmeler yaptıklarını dile getirerek, şunları kaydetti: “Sayın Başbakanla ikili görüşmemizde iş birliğimizi geliştirmek maksadıyla atılabilecek adımları ele aldık. Üst düzey temasların devamı çerçevesinde aramızdaki diyalog kanallarının her seviyede açık tutulmasının önemini vurguladık. Başbakanlığım döneminde teşkil edilen Türkiye-Yunanistan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi mekanizmasının, ilişkilerimizin olumlu gündem temelinde ilerletilmesine katkı sağladığının altını çizdim. Dostane ilişkiler ve iyi komşuluk hakkında Atina Bildirgesi ile ilişkilerimizi geliştirme yönündeki irademizi en üst seviyede teyit etmiş olduk. 2021 yılında oluşturulan Ortak Eylem Planı çerçevesindeki çalışmaların somut neticelerini görmekten ayrıca memnuniyet duyuyoruz. Sayın Başbakan ile görüşmemizde şu an itibarıyla yaklaşık beş milyar dolar civarında olan ticaret hacmimizin 10 milyar dolara çıkarılmasında mutabık kaldık. İpsala-Kipi Sınır Kapısı’nda ikinci köprü inşası gibi ulaştırma projelerinin önemine işaret ettik.”

“AZINLIKLARIN HUZUR VE REFAHININ ARTMASI, İLİŞKİLERİMİZİ OLUMLU YÖNDE ETKİLEYECEKTİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan gerek turizm gerek kültürel alanda ilişkileri geliştirmek istediklerini vurgulayarak, “Sayın Başbakan ile görüşmelerimizde Ege ve Doğu Akdeniz’deki tutumlarımız hakkında görüş alışverişinde bulunduk ve dışişleri bakanlarımızın bu konudaki çalışmaları, kararlı bir şekilde ele almalarını istedik. Mevcut sorunlarımızı yapıcı diyalog, iyi komşuluk ve uluslararası hukuk çerçevesinde müşterek çabalarla çözüme kavuşturmak samimi temennimizdir” diye konuştu.

Yunanistan Başbakanı Miçotakis ile terörle mücadele alanındaki iş birliğinin nasıl geliştirilebileceğini de ele aldıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu minvalde beklentilerimizi bir kez daha dile getirdik. Özellikle Lavrion Kampı’nın kapatılmasını memnuniyetle karşıladık. Yunanistan’da teröristlere barınma imkânı sağlayan benzeri kampların oluşmaması için dikkatli olunması gerektiğinin altını çizdim. Yunanistan’daki Türk azınlığı ve ülkemizdeki Rum azınlığı, beşeri ve kültürel zenginliğimizin yapı taşlarıdır. Azınlıkların huzur ve refahının artması, ilişkilerimizi olumlu yönde etkileyecektir. Batı Trakya Türk azınlığının durumunda uluslararası hukukun gerektirdiği iyileştirmelerin yapılması yönündeki beklentilerimizi ifade ettik. Kıbrıs meselesinin, adadaki gerçekler temelinde, adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüme kavuşturulması, tüm bölgenin yararına olacaktır.”

“ULUSLARARASI TOPLUM, İŞLENMEKTE OLAN SAVAŞ SUÇLARI KARŞISINDA SESSİZ KALMAMALIDIR”

Yunanistan Başbakanı Miçotakis ile ikili ilişkilerin yanı sıra mevcut bölgesel ve küresel gelişmeler hakkında da fikir alışverişinde bulunduklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede, Gazze başta olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarında yaşanan dramı ele aldıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin en başından beri sivillerin hedef alınmasını hiçbir şekilde tasvip etmediğini dile getirdiğini hatırlatarak, şu görüşleri paylaştı: “Yaşananların, Gazze halkının toplu şekilde cezalandırılmasına dönüşmesi, çoğunluğu çocuk ve kadın 17 bin masum Filistinli sivilin katledilmesi, vicdanları yaralamaktadır. Uluslararası toplum, işlenmekte olan insanlık ve savaş suçları karşısında sessiz kalmamalıdır. Kalıcı ateşkesin bir an evvel tesisi, insani yardımların engelsiz akışının temini, hepimizin önceliği olmalıdır. Son gelişmelerle birlikte 1967 sınırlarında bağımsız, egemen, toprak bütünlüğü haiz Filistin devletinin tesisinin artık kaçınılmaz olduğunu bir kez daha gördük. Türkiye olarak adil bir barışın uygulanması noktasında garantör olarak sorumluluk almaya hazır olduğumuzu açıkladık. Gazze’de had safhadaki insani yardım ihtiyacı bağlamında ilk günden beri yardımlarımızı hızla sürdürüyoruz. Uluslararası toplumun da yardımların devamı noktasında gerekli hassasiyeti göstereceğine inanıyorum.”

“ARAMIZDA ÇÖZÜLEMEYECEK HİÇBİR SORUN YOK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Yunanistan’ın aynı denizi, aynı coğrafyayı, aynı iklimi, hatta birçok alanda aynı kültürü paylaşan iki komşu ülke olduğuna dikkati çekerek, şu değerlendirmede bulundu: “İki kardeş arasında dahi anlaşmazlıklar olabilirken, iki komşu arasında görüş ayrılıklarının yaşanması gayet doğaldır. Mesele bunları çözme iradesidir. Biz, Ege’yi bir barış ve iş birliği denizi hâline getirelim istiyoruz. Türkiye-Yunanistan olarak atacağımız ortak adımlarla tüm dünyaya örnek olalım arzusundayız. Açık söylüyorum, bizim aramızda çözülemeyecek kadar hiçbir sorun yok. Yeter ki hüsnüniyetle hareket edelim, büyük resme odaklanalım, denizi geçip derede boğulanlardan olmayalım. Değerli Kiryakos’un da bizimle aynı kanaati paylaştığını görmekten ayrıca büyük bir memnuniyet duyuyorum.”

Yunanistan Başbakanı Miçotakis’e nazik ev sahipliği için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Görüşmelerimizin ülkelerimiz ve halklarımız için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Önümüzdeki toplantı için Ankara’da kendilerini misafir etmekten büyük bir memnuniyet duyacağımızı da ifade etmek istiyorum” dedi.

YUNANİSTAN BAŞBAKANI MİÇOTAKİS: “SINIRDAŞ OLAN İKİ ÜLKE YAN YANA VE BERABER HAREKET ETMEK ZORUNDADIR”

Yunanistan Başbakanı Miçotakis de konuşmasında, bu yıl iki ülkede de doğal afetlerin yaşandığını, geniş kapsamda ise çatışmalar ve savaşların ülkeler için birçok sorun teşkil ettiğini belirtti.

Doğu Akdeniz’de güvenlik ve barışı tehdit eden durumların yaşandığını hatırlatan Yunanistan Başbakanı Miçotakis, “İki ülkenin çok iyi bir şekilde bir arada, çok sakin bir ortamda ilişkilerini devam ettirmesi çok önemli. Her bir tarafın yaşadığı sorumlara çözüm yaratabilmek çok önem arz ediyor” diye konuştu.

Yunanistan Başbakanı Miçotakis, hem Yunanistan’da hem de Türkiye’de bu ortak yaklaşıma katılmayan birçok kesimin mevcut olduğunu vurgulayarak, “Ancak, sınırdaş olan iki ülke yan yana ve beraber hareket etmek zorundadır. İkimiz de daha sakin sularda, güzel bir esintiyle ilerleyen geminin kaptanı olarak güzel bir gelecek yaratmak zorundayız” ifadelerini kullandı.

Yunanistan Başbakanı Miçotakis, “Yunanistan ve Türkiye barış içinde yaşamaya mecburlar. Anlaşmazlıklarını ortaya koyacak samimi şekilde görüşecek ve sürekli çözüm arayacaklar. Bu fikir ayrılıklarında yakınlaşma olmasa da gerginlik de oluşmamalı” dedi.

Son altı ayda Cumhurbaşkanı Erdoğan ile üçüncü kez bir araya geldiklerine dikkati çeken Yunanistan Başbakanı Miçotakis, bugünkü Türkiye-Yunanistan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi (YDİK) toplantısının da bu ortak çabaların bir devamı olduğunu dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bölgesel gelişmeleri ele aldıklarını aktaran Yunanistan Başbakanı Miçotakis, her türlü şiddet, radikalizm ve terörizmin kınanması gerektiğini ifade etti.

Yunanistan Başbakanı Miçotakis, Kıbrıs meselesinde de iki ülke arasında fikir ayrılığı olduğuna işaret ederek, Yunanistan için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları dışında bir çözüm olmadığını, taraflar arasında diyaloğun yeniden başlaması gerektiğini savundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Yunanistan Başbakanı Miçotakis, ortak basın toplantısının ardından çalışma yemeğinde bir araya geldi.

Okumaya Devam edin

DİPLOMAT

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan Cumhurbaşkanı Sakelaropulu ile bir araya geldi

Avatar

Published

on

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye-Yunanistan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi’nin beşinci toplantısı kapsamında resmî ziyarette bulunduğu Yunanistan’da, Cumhurbaşkanı Katerina Sakelaropulu tarafından resmî törenle karşılandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan Cumhurbaşkanı Sakelaropulu ile görüşmeye geçmeden önce yaptığı konuşmada, altı yıl aradan sonra Atina’da bulunmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi.

“HEDEFİMİZ, İKİ ÜLKE ARASINDAKİ TİCARET HACMİNİ 10 MİLYAR DOLARA ÇIKARMAK”

“5. Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey Toplantımızın Türkiye ve Yunanistan arasında yeni bir dönemin güçlenerek devamına vesile olacağına inanıyorum” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bugün geniş bir bakanlar heyetiyle buradayız. Bakanlarımız birbirleriyle, muhataplarıyla gayet anlamlı görüşmeler yapacaklar. Tabii hedef aramızdaki 5,5 milyar dolarlık ticaret hacmini 10 milyar dolara çıkarmak. Bu konuda hangi alanlarda ne gibi adımlar atabiliriz bunları görüşeceğiz. Aramızdaki ön hazırlıkları tüm bakan arkadaşlarımız yapmış vaziyetteler. Bunlarla birlikte imzaları atıp yola çok daha anlamlı, güvenli bir şekilde devam edeceğiz. Bardağın dolu tarafıyla konuşmak öyle zannediyorum ki gelecek için çok daha hayırlı olacaktır.”

Okumaya Devam edin

DİPLOMAT

Cumhurbaşkanı Erdoğan Yunanistan’da

Cumhurbaşkanı Erdoğan Yunanistan Atina

Avatar

Published

on

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye-Yunanistan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi’nin Beşinci Toplantısı vesilesiyle gittiği Yunanistan’ın başkenti Atina’ya ulaştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, Atina Elefterios Venizelos Uluslararası Havalimanı’nda, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Yerapetritis, Türkiye’nin Atina Büyükelçisi Çağatay Erciyes ve diğer ilgililer karşıladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu da Atina’ya ulaştı.

Okumaya Devam edin

DİPLOMAT

“Kentsel dönüşüm konusu Türkiye için tartışmasız bir beka meselesidir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı

Avatar

Published

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Kentsel dönüşüm konusu Türkiye için tartışmasız bir beka meselesidir. Hepsinden önemlisi bu konu siyaset üstü, siyasi partiler üstü bir konudur” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.

Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bölgemizin huzur ve esenliği için hükûmet olarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Son kabinemizden bu yana özellikle dış politikada gerçekten yoğun bir gündemi geride bıraktık.

Kuzey Afrika’daki en önemli ticari ortaklarımızdan Cezayir ziyaretimiz, enerji ve müteahhitlik sektörleri başta olmak üzere ekonomik ilişkilerimiz açısından oldukça başarılı geçti. Ziyaretimizi Cezayir’le aramızdaki konsey mekanizmasına stratejik boyut eklemek suretiyle adeta taçlandırdık. Cezayir, Filistin davasının önde gelen savunucuları arasında yer alıyor. Cumhurbaşkanı kardeşim Tebbun’la görüşmemizde iki kardeş ülke olarak Gazze’ye ve Filistin davasına güçlü desteğimizi teyit ettik.

Çevrimiçi olarak düzenlenen G-20 Liderler Zirvesinde küresel ekonomideki son gelişmeleri gözden geçirme imkânı bulduk.

Geçtiğimiz hafta yaptığımız grup toplantımızda hem ülkemizin güncel siyasetine dair konuları, hem de partimizin mahalli idareler seçimleriyle ilgili hazırlıklarını değerlendirdik. Yaklaşık beş yıldır tam anlamıyla bir Fetret Devri yaşanan muhalefetin yönetimindeki belediyeleri, inşallah merkezinde hizmet, eser ve yatırımın olduğu gerçek belediyecilikle yeniden buluşturacağız.

“TERÖRÜ KAYNAĞINDA YOK ETME STRATEJİMİZİ BAŞARIYLA UYGULUYORUZ”

Millî Güvenlik Kurulumuzun kasım ayı toplantısında terörle mücadeleden bölgemizdeki gelişmelere kadar pek çok konuyu ele aldık. Terörü kaynağında yok etme stratejimizi başarıyla uyguluyoruz. Suriye’nin kuzeyinde teröristlerden temizlediğimiz bölgelerde huzur ve güven iklimi hâkim. Tel Rıfat başta olmak üzere teröristlerin kümelendiği sınırımıza yakın alanları da inşallah eninde sonunda güvenli hâle getireceğiz.

Irak sahasında devam eden Pençe harekâtlarımızla bölücü terör örgütünü sınırlarımızdan uzaklaştırdık. Havadan ve karadan gerçekleştirdiğimiz nokta operasyonlarımızla teröristlerin üzerindeki baskıyı sürekli artırıyoruz. Sınırlarımız içinde bölücü örgütü bitme noktasına getirdik. Bundan 40 sene önce milletimizin başına musallat edilen terör belasından Türkiye’yi tamamen kurtarmakta kararlıyız.

Buradan bir kez daha terör örgütü eliyle ülkemizi sıkıştırmaya çalışanlara sesleniyorum, Türkiye’nin güneyinde, Suriye ve Irak’ın kuzeyinde bir terör yapılanmasına kesinlikle izin vermeyeceğiz. Operasyonlarımız neticesinde bitkisel hayata giren bölü terör örgütünü canlandırma, yeniden palazlandırma çabalarının farkındayız. Kimin ne yaptığını, kimin kiminle iş tuttuğunu çok iyi biliyoruz. Daha önce yaptığımız gibi, bir gece ansızın gelerek tüm bu senaryoları yırtıp atmaktan çekinmeyiz.

Bu vesileyle, sınırlarımız içinde ve dışında cansiperane bir şekilde görev yapan kahraman güvenlik güçlerimize Rabbimden muvaffakiyetler niyaz ediyorum. Şehitlerimizi rahmetle yâd ediyor, yarılarımıza acil şifalar diliyorum.

Türkiye’nin sınırlarında ve ötesinde yürüttüğü harekâtların stratejini hâlâ anlayamayanlara veya anladığı hâlde hazmedemeyenlere şu kelamıkibarı hatırlatmak isterim: ‘Kimi kuyu kazar her gelen içsin diye, kimi kuyu kazar her gelen düşsün diye’ Biz, ülkemiz, milletimiz ve tüm insanlık için her geçen içsin diye barış, huzur, dostluk, kardeşlik, güven, refah kuyuları kazıyor, herkesin hizmetine sunuyoruz. Kendi akıllarınca bize, ama aslında ülkemize ve milletimize kuyu kazanları da kendi kibirleriyle, hasetleriyle, husumetleriyle, kirli hesaplarıyla baş başa bırakıyoruz.

“İKLİM KRİZİ, KONTROLSÜZ BÜYÜMENİN, AŞIRI TÜKETİM HIRSININ BİR SONUCUDUR”

İklim değişikliğinin olumsuz etkilerine giderek daha fazla maruz kalıyoruz. Akdeniz çanağında yer alan Türkiye, aynı coğrafyayı paylaştığı diğer ülkelerle birlikte iklim krizinin can yakıcı sonuçlarını en çok hisseden, bundan en çok mağdur olan devletlerin başında gelmektedir. İklim krizi gerçeğiyle ne kadar erken yüzleşirsek, ülkemize yansımalarını da o derece hızlı kontrol altına alabiliriz.

İklim değişikliğinden bahsederken burada şu noktanın asla gözden kaçırılmaması gerekiyor: Bugün sekiz milyar insanın hayatını etkileyen bu krizin asıl müsebbipleri, gelişmiş, zengin, müreffeh Batılı ülkelerdir. İklim krizi, kontrolsüz büyümenin, aşırı tüketim hırsının bir sonucudur. Tabiatı bir emanet olarak değil de sömürülmesi gereken bir meta olarak gören zihniyet, son iki asırda dünyamıza çok büyük zarar vermiştir. Bu zihniyette köklü bir değişim olmadan iklim krizinin önüne geçemeyiz; Türkiye olarak her platformda bu gerçeği dile getiriyoruz.

Bir başka hakikat, iklim değişikliğiyle mücadelenin yeni adaletsizliklere, yeni sömürü düzenine yol açmamasıdır. Dünyayı en çok kirleten ülkelerin iklim değişikliğiyle mücadelede mali açıdan daha fazla yük almaları kaçınılmazdı. Biz, insanlığa ve gelecek nesillere karşı mesuliyetimizin bir gereği olarak iklim değişikliği meselesinde elimizi taşın altına koyuyoruz. Sera gazı emisyonunda tarihi sorumluluğumuz eser miktarda olmasına rağmen, insanlığın ortak geleceğine katkıda bulunmak adına kendi imkânlarımızla çok önemli adımlar atıyoruz. Bu çerçevede ilan ettiğimiz net sıfır emisyon hedefine 2023 yılında ulaşmayı öngörüyoruz.

Dubai’de düzenlenen Dünya İklim Eylemi Zirvesi’nde tüm bu konuları artısı ve eksisiyle çok net biçimde ifade ettik. Zirve’de ayrıca Gazze’de yaşanan insanlık dramını gündeme taşıdık.

“KOMŞULARIMIZDAN BAŞLAYARAK BÖLGE ÜLKELERİYLE İŞ BİRLİĞİMİZİ GÜÇLENDİRECEĞİZ”

Dün ve önceki gün gerçekleştirdiğimiz Doha ziyaretimiz ise, hem Katar’la ikili ilişkilerimiz, hem de Körfez İş Birliği Konseyi’yle münasebetlerimiz bakımından oldukça önemliydi.

2014 yılında kurduğumuz Türkiye-Katar Yüksek Stratejik Komitesi’nin 9. toplantısını başarıyla icra ettik. Komite toplantıları sırasında farklı alanlarda 12 belge imzaladık. Ziyaretimizin ikinci gününde Dönem Başkanı Katar’ın onur konuğu olarak Körfez İş Birliği Konseyi 44. Zirvesi’ne iştirak ettik. Konsey üyesi ülkelerle son 20 yılda 20 milyar dolardan fazla yükselişle 23 milyar dolara çıkarttığımız ticaret hacmimizi daha da artıracağız.

Yarın Yunanistan’a gidiyoruz, ardından 18 Aralık’ta Macaristan’a bir ziyaret gerçekleştireceğiz. Karşılıklı saygı ve ortak çıkarlar temelinde komşularımızdan başlayarak bölge ülkeleriyle iş birliğimizi güçlendireceğiz.

Ülkemizin uluslararası platformlar ile ikili ilişkilerinde siyasi, diplomatik ve ekonomik alanda kat ettiği her mesafe, bizi Türkiye Yüzyılı’na bir adım daha yaklaştırmaktadır. Bu anlayışla, hem içeride hem de küresel düzeyde belirlediğimiz hedeflerimize doğru yürüyüşümüzü kararlılıkla sürdürüyoruz. Hiçbir geçici sıkıntının, hiçbir sinsi çelmenin, hiçbir karanlık projenin bizi yolumuzdan alıkoymasına müsaade etmeyeceğiz. Hamdolsun, milletimiz bu hakikati görüyoruz.

İhtiyaç duyduğumuz her durumda bizim yanımızda yer alarak Türkiye Yüzyılı vizyonumuza omuz veren her bir vatandaşımıza şükranlarımı sunuyorum.

“ENFLASYONU KONTROL ALTINA ALIYORUZ”

Allah’ın izniyle insanımızı günlük hayatında sıkıntıya sokan meseleleri de birer birer çözüme kavuşturarak üstümüze serpilmeye çalışılan karamsarlık havasını darmadağın ediyoruz. En zoru geride kaldı, inşallah bundan sonra hep birlikte sürekli daha iyiye doğru gideceğiz. Enflasyonu yavaş yavaş kontrol altına alıyoruz. Hiçbir ekonomik mantıki ve ahlaki temeli olmayan fiyatlandırma davranışları, yerini rasyonel fiyatlamalara bırakmaya başladı. Salgın ve küresel krizlerle sarsılan makro finansal istikrarı güçlendirecek adımları kararlılıkla atıyoruz.

Üretim, istihdam, ihracat ve büyüme tarafındaki olumlu tablo yeni rekorlarla sürüyor. Yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 5,9 oranında büyüyerek OECD ülkeleri arasında en iyi performansı gösteren ülke olduk. Böylece 13 çeyrektir süren kesintisiz büyüme trendimizi 14’e çıkardık. 2023’ün ilk 9 aylık döneminde ekonomimiz yüzde 4,6’lık büyüme kaydetti. Kaliteli ve sürdürülebilir büyüme hedefimizden en küçük bir sapma yoktur. Yılın ilk 11 ayındaki ihracatımız 234 milyar doları buldu. Son verilere göre, istihdam 32 milyona ulaştı, işsizlik oranı ise yüzde 9,2’lere geriledi.

Çalışan emeklilerimizde serzenişlere sebep olan sıkıntıyı da gideriyoruz. Meclisimizin onayından sonra ilk düzenlemeden istifade edemeyen 4 milyon 689 bin emeklimizin hesabına bir defaya mahsus beş bin liralarını suretle yatıracağız.

Aile ve Gençlik Fonu’nun kuruluşuyla ilgili yasal süreç tamamlandı. Üniversiteli gençlerimize seçim öncesi verdiğimiz ücretsiz internet ve indirimli teknoloji desteği sözümüzü tuttuk.

İhtiyaç sahibi vatandaşlarımıza yönelik doğal gaz tüketim desteğini düzenli sosyal yardım programlarımıza dâhil ettik. Yıllık 900 ila 2500 lira arasında olan toplam 8 aylık ödeme miktarını 1500 ila 3500 liraya yükselttik. Sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarımıza her ay aktardığımız kaynak tutarı da 450 milyon liradan 850 milyon liraya çıktı.

Daha 10 ay evvel yaşadığımız ve ülkemiz ekonomisine 104 milyar dolar ilave yük getiren deprem felaketine rağmen hiçbir insanımızı, 85 milyonun hiçbir ferdini ihmal etmiyoruz.

“YILBAŞINDA ÇALIŞANLARIMIZIN ÜCRETLERİNDE BİR ARTIŞ YAPILACAK”

Yılbaşında çalışanlarımızın ücretlerinde hem genel ekonomik dengeyi sarsmayacak, hem de onların kayıplarını telafi edecek bir artış yapılacak. Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplantılarına 11 Aralık’ta başlanıyor. İşçilerimizin onayını alacak, işverenlerimizi de yormayacak ve istihdama zarar vermeyecek bir asgari ücret seviyesi hedefiyle bu süreç yönetilecek.

Önümüzdeki yılı dengeleri yeniden sağlamlaştırma, bir sonraki yıldan itibaren olan dönemi ise atılım süreci olarak görüyoruz. Büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası yolunda bıkmadan, usanmadan, durmadan mücadele etmeyi, yürümeyi, adım-adım hedeflerimize ulaşmayı sürdüreceğiz. Yeter ki 85 milyon olarak birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize, huzurumuza, mücadele azmimize sıkı sahip çıkalım, aramızda fitne fesat sokulmasına izin vermeyelim, gerisi sadece sabır ve vakit işidir. İnşallah 2028’i siyasi, ekonomik, beşeri ve askerî bakımdan bölgesinin ve dünyanın sayılı güçleri arasına girmiş bir ülke olarak karşılayacağız.

“GAZZE HALKINA UYGULANAN ZULME KARŞI ÇIKMAK İÇİN SADECE İNSAN OLMAK YETERLİDİR”

Türkiye, dünyanın neresinde bir mazlum ve mağdur var ise, inancına, rengine, kimliğine bakmadan onun yanında olmayı ilke edinmiş bir devlettir. Bu bizim medeniyetimizden, tarihimizden, kültürümüzden, ecdadımızdan tevarüs ettiğimiz bir haslettir. Gerektiğinde bedel ödeme pahasına şahit olduğumuz kötülükleri yapabiliyorsak, elimizle düzeltmenin, mümkün değilse dilimizle anlatmanın, ona da mani varsa kalbimizle buz etmenin gayreti içinde olduk. Bu da imanın en zayıf derecesidir. Sadece son 70 yılımıza baktığımızda dahi bu yaklaşımın pek çok örneğini görebiliyoruz. Kore’ye bu hissiyatla gidip kan döktük, can verdik. Kıbrıs’taki soydaşlarımızı kurtarmak için bu hassasiyetle Barış Harekâtı gerçekleştirdik. Irak’ta, Suriye’de, Ukrayna’da ve daha pek çok yerde başı dara düşen insanlara kapımızı bu anlayışla açtık. İslam dünyasından, Türk coğrafyalarından, Afrika’dan, Güney Asya’dan sayısız insana bu vizyonla sahip çıktık. Karabağ’ın işgaline, Türkistan’daki zulme, Keşmir ve Arakan’daki haksızlıklara bu düşünceyle rıza göstermedik. Balkanlar’dan Kuzey Afrika’ya gönül coğrafyamızın her köşesine hep bu şekilde baktık. Bugün aynı onurlu duruşu Gazze’ye yönelik barbarlık karşısında Filistin halkının yanında yer alarak sergiliyoruz.

Tevfik Fikret’in, ‘Zulmün topu var, güllesi var, kal’ası varsa, hakkın da görülmez kolu, dönmez yüzü vardır’ dizelerinde ifade ettiği gibi, bizim safımız yalnızca bükülmez kolu, dönmez yüzüyle hakkın yanı olabilir. Üstelik Gazze’de öldürülen binlerce çocuğun, kadının, yaşlının, masumun yanında yer almak için öyle çok derin, felsefi gerekçeler aramaya gerek de yoktur. Tolstoy’un ‘Bir insan acı duyuyorsa canlıdır, başkasının acısını duyuyorsa insandır’ sözünde işaret ettiği gibi, Gazze halkına uygulanan zulme karşı çıkmak için sadece insan olmak yeterlidir. İsrail, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Filistin coğrafyasında uyguladığı her zulmün hesabını elbette verecektir, bundan kaçış yok. Netanyahu nereye kaçar bilemiyorum. Mülteci kamplarında uyguladığı katliamlar ve Gazze’de 7 Ekim’den bu yana işlediği savaş suçları, bu ülkeyi yönetenlerin yakın gelecekteki yargılanmalarında ayrı bir yere sahip olacaktır.

“İSRAİLLİ YÖNETİCİLER ER YA DA GEÇ İNSANLIK MAHKEMESİNDE YARGILANACAK”

Türkiye, kendisi gibi düşünen devletler ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte bu meseleyi her platformda gündeme getirecek, takip edecek ve somut sonuçlara ulaşmasını sağlamak için sonuna kadar çalışacaktır. Evet, İsrailli yöneticiler er ya da geç insanlık mahkemesinde yargılanacak, hak ettikleri cezaları çekecek, tarihin çöplüğündeki yerlerini alacaklardır. Daha önemlisi, Netanyahu yönetimine bu cüreti veren, işlediği insanlık suçlarının üzerini örten Batılı ülkeler de aynı akıbeti paylaşacaklardır. Şayet Amerika ve Avrupa ülkeleri İsrail’e sınırsız siyasi, askerî ve ekonomik destek vermemiş olsa, bu terör devletinin yöneticiler böylesine pervasız ve acımasız hareket edemezdi. Esasen Batının tarihi bu bakımdan oldukça karanlıktır, oldukça çirkindir, oldukça vahşi, gaddarlık örnekleriyle doludur. Biz bunların niyetini Bosna’dan, Makedonya’dan, Yunanistan ve Bulgaristan’dan, Çanakkale’den, Ermenistan’dan, Filistin’den, Irak’tan, Suriye’den, oralardaki vahşetlerinden ve sinsi oyunlarından biliriz. Dünyayı asırlardır Batı değerleri safsatasıyla oyalayanlar, sadece kendi güvenlik ve refahları dışında hiçbir değerleri olmadığını defalarca ispatlamışlardır. Esasen Batının ‘değerlerim’ diye sunduğu inanç, felsefe, hukuk ve bilim unsurlarının tamamı başka coğrafyalara ve toplumlara aittir. Batının inancı, Kudüs Nasıra, bu felsefe, Ege ve Batı Anadolu, hukuki itibariyle Akdeniz ve Roman, bilimi Endülüs ve doğu dünyası kökenlidir. Sadece barbarlık, gerçek anlamda Batıya ait bir vasıftır. Haçlı Seferlerinde 4 milyon, sömürgelerinde 50 milyon, birinci ve ikinci dünya savaşlarında 70 milyon insanı katleden Batı, hep bu vasfını sergiliyordu.

Gazze’deki vahşete ortak olan Batı, çalıp çırptığı tüm değerleri bir kenara bırakıp yine sadece mayasındaki barbarlık dürtüsüyle hareket etmektedir. İsrail’e en küçük bir söz söyletmeyip Gazze’de yapılanları dile getirenlerin üzerine hoyratça giden Batı yönetimleri, bireysel düzlemde insan olma, kurumsal düzlemde devlet olma özelliklerini kaybetmişlerdir. Aynı şekilde, Birleşmiş Milletler ve onun en önemli organı olan Güvenlik Konseyi gibi kurumlar da bu zulüm karşısında sergiledikleri acizlikle insanlığın ortak çatısı olma hürriyetlerinden iyice uzaklaşmışlardır. Genel Sekreter Sayın Guterres’in samimi çabaları, Güvenlik Konseyi’nin kimi daimi üyeleri tarafından engellenmiştir. Biz yıllardır ‘dünya beşten büyüktür’ diye haykırırken işte bu gerçeklere işaret, bu haksızlıklara isyan ediyorduk. Buradan açıkça söylüyorum; Batının etekleri altına saklanan İsrail yönetimi, zulmünü ne kadar tırmandırırsa sonuçta ödeyeceği bedeller de o kadar ağır olacaktır. Masum çocukları, kadınları, yaşlıları, silahsız ve çaresiz insanları dünyanın en modern savaş araçlarıyla öldürmek, sadece İsrail yöneticileri gibi korkaklara mahsus bir zavallılıktır. Gazze’deki bir avuç sivil karşısında yüreği de, bacağı da titreyen İsrail’in gerçek bir orduyla, gerçek bir güçle karşı karşıya geldiğinde paramparça olacağı muhakkaktır. İsrail yönetiminin böyle bir acı akıbete gerek kalmadan bir an önce aklını başına toplamasını ümit ediyoruz. Bölgeye huzur gelmesinin tek yolunun 1967 sınırlarında Doğu Kudüs’ün Başkenti olduğu coğrafi bütünlüğe sahip, bağımsız, egemen bir Filistin devletinin kuruluşundan geçtiğini bir kez daha hatırlatıyoruz.

“GÜVENLİ ŞEHİRLER İÇİN TEK ÇARE KENTSEL DÖNÜŞÜMDÜR”

Geçtiğimiz günlerde Marmara Bölgesinde yaşanan 5,1 büyüklüğündeki nispeten hafif sarsıntı, bizlere deprem ülkesi olduğumuz gerçeğini bir kez daha hatırlattı. Bilindiği gibi Türkiye, Alpler’den Himalaya’lara uzanan kuşak içerisinde en fazla deprem riski taşıyan beşinci ülkedir. Topraklarımızın yüzde 66’sı, nüfusumuzun yüzde 71’i deprem açısından riskli alanlarda yer alıyor. Ülkemizde son bir asırda altı ve üzeri büyüklükte 231 deprem meydana geldi. Bu afetlerde 130 binden fazla canımızı toprağa verdik. Son olarak 6 Şubat depremlerinde 50 binden fazla insanımız yıkıntıların altında kalarak hayatını kaybetti. Rabbim, deprem şehitlerimize rahmet eylesin. Onları cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin diyorum.

Bu coğrafyada yaşamak demek, deprem gerçeğiyle yüzleşmek, karşımızdaki tehlikeyi kabullenmek ve ona göre hareket etmek demektir. Önümüzdeki tablonun bize gösterdiği tek çözüm yolu, depreme dayanıklı binalar yapmaktır, yani kentsel dönüşüm dediğimiz bu adımı atmak ve bu adımı attık. Maalesef ülkemiz uzunca bir süre bu toprakların hakkını vermek yerine, hakkına giren bir anlayışla yönetildiği için diğer pek çok husus gibi deprem tehlikesi de göz ardı edilmiştir. Büyük yıkıma yol açan 1999 felaketi, bu meselenin yeniden ve güçlü bir şekilde gündeme gelmesine, standartların yeniden belirlenmesine vesile oldu. Biz de bu süreci daha ileriye taşıyarak 2012 yılında tarihimizde ilk defa kentsel dönüşüm yasasını çıkarttık. Yapı Denetim Kanunu başta olmak üzere konuyla ilgili mevzuatı güncelledik, geliştirdik. Kentsel dönüşüm yasasının çıktığı tarihten bugüne kadar hayata geçen projelerde Türkiye genelinde 480 milyar liralık yatırımla 2 milyon 200 bin bağımsız bölümün dönüşümünü tamamladık. Hâlihazırda ülke genelinde yaklaşık 400 bin bağımsız bölümün dönüşüm süreci devam ediyor. Türkiye’de yaklaşık 31 milyon konut ve 5 milyon ticari alandan oluşan 36 milyon bağımsız bölüm var. Bunların 6 milyonu deprem riski altındadır. Üstelik bunların yaklaşık yarısının da acilen dönüşmesi gerekiyor. Dolayısıyla, güvenli şehirler için tek çare kentsel dönüşümdür. Kentsel dönüşümün ne kadar önemli olduğunun en son ve somut örneği 6 Şubat depremleridir. Bu hakikati görmezden gelmek, ertelemek, siyasi çıkarlar için istismarına yeltenmek çok açık ve net söylüyorum, ülkemize ihanet etmek demektir. Kentsel dönüşüm konusu Türkiye için tartışmasız bir beka meselesidir. Hepsinden önemlisi bu konu siyaset üstü, siyasi partiler üstü bir konudur.^

“TOKİ VASITASIYLA 1,3 MİLYON KONUTU HAK SAHİPLERİNE TESLİM ETTİK”

Hazreti Mevlana, ‘akıl sonradan ah çekmek için değil, düşünüp tedbir almak içindir’ der. İnancımızda da tedbir tevekkülden önce gelir. Hükûmet olarak kentsel dönüşüm konusuna ilk günden beri hep bu zaviyeden baktık. Vatandaşlarımızı gecekondu denilen sağlıksız yapılarla birlikte depreme dayanaksız yüksek katlı binalardan da kurtararak onları modern, güvenilir, dayanıklı yuvalara kavuşturmayı hedefledik. Zemin artı üç olsun, zemin artı dört olsun, bilemediniz zemin artı beş olsun dedik. Ve o günden bugüne inşaatlarımızı bu şekilde yapıyoruz. TOKİ Başkanlığımız bu sürecin öncüsü olarak gerçekten kritik bir rol üstlendi. Maruz kaldığı onca haksız, insafsız eleştirilere rağmen TOKİ vasıtasıyla şimdiye kadar 1,3 milyon konutu tamamladık, hak sahiplerine teslim ettik. Ancak üzülerek ifade etmek isterim ki attığımız her adımda tamamen ideolojik saiklerle hareket eden bir kesimi karşımızda bulduk. Akla hayale gelmedik bahanelerle ve hatta iftiraya varan kampanyalarla projelerimize sürekli takoz oldular. Ne kendileri bir iş yaptılar ne de bizim bu meseleyi çözmemizi istediler. Kanundaki boşlukları kullanarak yalan ve yanlış bilgilerle insanımızın aklını bulandırarak kentsel dönüşüm projelerimizi sabote ettiler. Maalesef bunun acısını depremin yıktığı birçok şehrimizde yaşadık. Vatandaşlarımızın canları ve mallarıyla bir daha böyle bedeller ödememesi için kentsel dönüşüm çalışmalarımızı bir üst seviyeye çıkarma kararı aldık. Bu amaçla geçtiğimiz Eylül ayında çok geniş bir katılımla Deprem Gerçeği ve Kentsel Dönüşüm Şûrası düzenledik. Şûrada ortaya çıkan teklifler Şûranın en güzel neticesi de oydu, diğer çalışmalar ışığında yeni bir kentsel dönüşüm yasası hazırladık. Kanun teklifimiz geçtiğimiz aybaşında Meclisimizden onay aldı ve yürürlüğe girdi.

Yeni kentsel dönüşüm mevzuatının yürürlüğe girmesiyle birlikte muhalefet ve malum çevreler daha önce yaptıkları gibi hemen tezvirata başladı. Vatandaşın malına el konulacak, bu iftiradan başlayarak rantsal dönüşüm bühtanına kadar sayısız yalanı tedavüle soktular. Oysa kanunda ne böyle bir ifade var, ne de böyle bir durum söz konusu değildi. Düzenlemenin tek bir gayesi vardır o da kentsel dönüşüm sürecindeki engelleri ortadan kaldırmak ve dönüşüm sürecini hızlandırmaktır.

“BİNALARIN KENTSEL DÖNÜŞÜME DÂHİL EDİLMESİ SALT ÇOĞUNLUĞA BAĞLANDI”

Yeni kanunla kentsel dönüşüm konusunda yapılan değişiklikler şunlardır: Daha önce çok daha yüksek çoğunluk gerektiren çok sayıda bağımsız birime sahip binaların kentsel dönüşüme dâhil edilmesi salt çoğunluğa bağlandı. Yani bir binada oturanların yüzde 50’sinden 1 fazlası onay verdiği zaman kentsel dönüşüm ve inşaat ruhsatı alınabilmesi mümkün hâle getirildi. İmar planlarının ilan-askı ve itiraz süreçleri kısaltıldı. Tebligatların yapıların kapısına asılabilmesi, elektronik devlet üzerinden bildirilebilmesi ve muhtarlıklarda ilan edilebilmesiyle süreç hızlandırıldı.

Deprem riskinin en çok hissedildiği yerlerin başında gelen İstanbul’daki kentsel dönüşüm projeleri için yarısı bizden kampanyasının uygulanabilmesi amacıyla yasaya mali yardım hükmü de eklendi. Diğer şehirlerimizin her biri için de oranın şartlarına, ihtiyaçlarına, beklentilerine uygun özgün modeller geliştirilmesine imkân tanındı. Anlaşmazlıkların çözümü için arabuluculuk sisteminin devreye alınmasından, ihtisas mahkemelerine kadar çeşitli mekanizmalar getirildi. Dönüşüm alanlarında imar planlarının yeni kurulan Kentsel Dönüşüm Başkanlığınca onaylanması zorunluluğu getirilerek istismarların ve gecikmelerin önüne geçilmesi hedeflendi. Hak sahibinin borcunu ödeyememesi hâlinde dönüşen konut borcu nispetinde Hazine’ye teshil edilmesi ve yine hak sahibine ömür boyu ücretsiz tahsisine imkân verildi.

Yerleşime uygun olmayan bütün bu alanların riskli alan olarak belirlenmesi ve bu alanlarda yapılaşmaya izin verilmemesi temin edildi. Kentsel dönüşüm projelerine kamu desteği için kaynak sağlayacak yöntemler geliştirildi. Yapılan tüm bu düzenlemelerin amacı kentsel dönüşümü hızlandırarak milletin ve şehirlerimizin can ve mal güvenliğini sağlamaktır.

Küçük çıkar kavgalarıyla veya kaygılarıyla kentsel dönüşüm projelerinin geciktirilmesinin önüne geçilebilmesi ancak bu şekilde mümkündür. Yeni kanunla getirilen düzenlemelerde herhangi bir rant sağlama amacı veya hak sahiplerinin başka bir bölgeye gönderilmesi söz konusu değildir. Kim bunun aksini iddia ediyorsa, müfteridir, yalancıdır, bu milletin iyiliğini istemiyor demektir.

“2024 YILI BÜTÇEMİZDE DEPREMZEDE ŞEHİRLERİMİZİN YENİDEN İNŞASINA 1 TRİLYON LİRA KAYNAK AYIRDIK”

Dönüşüm çalışmalarında Pazartesi günü 5.1 büyüklüğünde bir depremle sarsılan Marmara Bölgemize daha fazla özel önem vermemiz elbette sebepsiz değildir. Süreci diğer şehirlerimizde yönetmek ve hızlandırmak nispeten daha kolaydır. Ancak, İstanbul’un da içinde yer aldığı Marmara Bölgemizde yaşanacak bir felaketin, Allah korusun, tüm Türkiye’ye ağır maliyeti olacaktır; bu gerçek karşımızdayken başka türlü hareket edemeyiz. Amacımız, İstanbul’da her yıl 350 bin konut inşa ederek 5 yıl içinde acil dönüşüm gerektiren tüm binaları yenilemektir.

Tabi bu arada 6 Şubat depremlerinde yıkılan şehirlerimizi ayağa kaldırmaya yönelik çalışmalarımızda en küçük bir aksaklığa, en küçük bir ihmale izin vermiyoruz, vermeyeceğiz. İnşasına başlanan 250 bin bağımsız bölümden 46 binini yılbaşından önce hak sahiplerine teslim edeceğiz, takip eden aylarda da biten konutların teslimini sürdüreceğiz.

Vatandaşlarımızdan gelen taleplere, bütün bunlara kulak vererek yerinde dönüşümü kolaylaştıracak hibe ve kredi desteklerini içeren yeni modelleri de devreye aldık. Yerinde dönüşüm projelerine başvuru sayısı 247 bini buldu. Sadece bölgedeki altyapı çalışmaları için 40 milyar liralık kaynağı ilgili kurumlarımızın kullanımına tahsis ettik. 2024 yılı bütçemizde depremzede şehirlerimizin yeniden inşasına 1 trilyon lira kaynak ayırdık. Deprem bölgesindeki şehirlerimizde sadece konut yapmakla kalmıyor, bu şehirlere kimliğini veren ticari alanları ve kültürel yapıları da yeniden ayağa kaldırıyoruz.

Ayrıca, bu şehirlerimizin meydanlarını, kent merkezlerini ve önemli ana caddelerini yine Hükûmet olarak biz yapıyoruz.

“81 VİLAYETİMİZİN TAMAMINDA PROJELERİMİZ DEVAM EDİYOR”

Aynı şekilde depremde zarar gören yollar ve ulaştırma yatırımlarıyla ilgili sorunları da yine biz giderdik, biz gideriyoruz. Deprem bölgesinde şu an yapım süreci devam eden yeni yolların toplam uzunluğu 180 kilometreyi buluyor. Deprem şehirlerimiz başta olmak üzere 81 vilayetimizin tamamındaki yol, otoyol, köprü, tünel, viyadük ve metro projelerimiz de devam ediyor.

Hava ve demir yolu ulaşımında açılışa hazır devasa yatırımlarımız var. Önümüzdeki dönemde yapımı tamamlanan ulaştırma projelerimizin resmî açılışlarını peyderpey inşallah yapmaya devam edeceğiz.

Hiç kimsenin ülkemizi depreme hazırlamadaki en önemli aracımız olan kentsel dönüşüm projelerini dinamitlemesine, yavaşlatmasına, sulandırmasına izin vermeyeceğiz.

Milletimizin de siyasi istismarcılara kulak asmayacağına inanıyorum. Bu konuda bize destek veren herkese şükranlarımı özellikle sunuyorum.

Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.”

Okumaya Devam edin

DİPLOMAT

İyi ki Varsın Erkan Pehlivan

Avatar

Published

on

Geçmiş tarihinde sayısız medeniyetlere beşiklik yapmış, üzerinde bilinen en eski yerleşim yerlerinden biri olarak, zengin tarihi ile Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin ve Çukurova havzasının verimli topraklarında sebze ve meyve endüstrisin yanı sıra sanayi, endüstri ve Türkiye’nin madenleri ile zengin altıncı büyük şehri Adana…

“İyi ki Varsın” yazı dizimin konuğu; sanayi, ticaret ve ülke ekonomisinde girişimci ruhunun ötesinde, bir o kadar enerji Piyasasında isminden sıkça bahsedilen, kimliğini anlatılmakla bitiremeyeceğimiz, değerli iş insanı Erkan Pehlivan’dan bahsedeceğiz .

Erkan Pehlivan 1976 Adana’ da dünyaya geldi. Eğitim yıllarının büyük bir bölümü doğup büyüdüğü topraklar Adana’da geçmiştir. Çukurova Üniversitesi İktasadi ve İdari Bilimler İşletme Fakültesinden mezun oldu.
Gençlik yıllarında hentbol ve izcilik sporlarının yanı sıra, Ulusal ve uluslararası çok büyük kamp ve izcilik organizasyonlarına dahil olması kendisinin ilerleyen iş hayatında ,yönetim, organizasyon, disiplin, verimli ve planlı çalışma ve özellikle ekip çalışması alışkanlıklarına önemli katkıda bulundu .
Profesyonel iş hayatına 1998 yılında, Çukurova Holding’e bağlı Yapı ve Kredi Bankası’nda başladı.
Çocukluk ve gençlik yıllarında Babasının kendisine sıklıkla ifade ettiği nasihat kendisine rehber oldu…neydi bu ifadeler, “Dürüst Ol ,Merhametli Ol,Kibirli Olma ”

Sorumlu olduğu birim netice itibari ile , Müşterilerin sorularını cevaplamak, işlemlerini gerçekleştirmek, diğer banka işlerine yardım etmek ve bankanın büro ve idari işlerini yürütmek olduğu için, yaklaşık 3 yıl süren bankacılık görevini geride bırakma kararını birinci yıl sonunda aldığı vakit 3 .cü yılın sonunda 2001 yılı itibari ile Enerji Sektöründe çalışma kararı aldı.
Bulgaristan’ın ülke dışında yaptığı en büyük yatırım olan Prista Oil Holding’in 86.000 ton kapasiteli, İzmit’te yer alan, Türkiye’nin o dönem en büyük kapasitelerinden birisine sahip madeni yağ üretim tesisinin Türkiye organizasyonunda Çukurova, Güney ve Güneydoğu Bölge Müdürü olarak Enerji ve Akaryakıt Sektörüne merhaba dedi.

Büyüyen ve gelişen Sektör içerisinde, sayısız dünya devlerine rağmen, görevi süresince hızlı değişkenler, aktif çalışma, proje üretimi ile, kişisel çabaların yanı sıra o dönemki yöneticilerinin sonsuz güven ve desteğiyle gerçekleşti. 3 yıl boyunca mükemmel iş sunumunun yanı sıra, kişisel gelişimini de ön planda arttırma fırsatı buldu.

Bitmeyen enerjisi, çalışkanlığı, dürüstlüğü, güçlü iletişim ve empati yeteneği sayesinde ekip ruhunu da ön plana çıkararak en kısa sürede gemisini tekrar hedefe yönlendirmesi ve sonuçlarını da rakamlara yansıtması herkes tarafından hayranlıkla karşılansa da bu durum onun için olması gerekenden başka bir şey değildi.

2004 yılı geldiğinde, Sektörde, Ülkemizde eğitime, sağlığa, çevreye ve tarihi değerlerimize sahip çıkarak daha bilinçli bir toplum oluşmasına katkıda bulunan, Türkiye’nin bir numaralı akaryakıt dağıtım şirketi OPET’te İç Anadolu Bölge Müdürü olarak göreve başladı. Yaklaşık olarak 3 yıl görev aldıktan sonra

2007 yılında Staroil Petrolcülük A.Ş.’nde Yönetim Kurulu üyesi ve Genel Müdür olarak göreve başladı. 8 yıl boyunca ekip ruhu ile yakalanan olağanüstü sinerji ile markalarını hakettiği yere taşımıştı . 20 ülkeye ihracat yapmanın yanı sıra grup şirketinin 450 akaryakıt istasyonu ve bunun yanı sıra Türkiye’de 20 distribütör ile 7.000 noktada ürünleri satılıyordu .

Erkan Pehlivan,
2015 yılında artık kendi işini kurmak adına, İnşaat Sektöründe Mersin’de yakın bir arkadaşı ile görev almak için kolları sıvadı. 4 yıl içerisinde bitirilen 4 projenin ardından. Tekrar Enerji Sektöründen gelen yoğun talepler üzerine 2020 yılında Kırgızistan ‘da Petrol Rafinerisi kurma işine sıcak bakarak işi aldı.
Artık onun geleceği adına petrol ürünlerinin üretim aşaması için büyük bir fırsatın kapılarını aralamak üzereydi. Ve bunu başardı . …

K-Npz Kadamjai Refinery CO şirketinde Yönetim Kurulu Üyesi olarak göreve başladı. 2,5 yıl zorlu Kırgızistan seyahatlerinin ardından aynı şirkete Genel Müdür olarak ataması gerçekleşti. Rafinerinin faaliyetleri halen devam etmekle birlikte , Rafineri kısa zamanda faaliyete geçecektir.
Erkan Pehlivan, Türk Cumhuriyetleri topraklarında ailesi ile birlikte Kırgızistan da hayata başlamasını Şairin benzetmesine atıfda bulunarak şöyle ifade ediyor .
‘Dört nala gelip uzak Asya’dan…’ Ata topraklarına dört nala dönüp, hizmet zamanı…
Kıymetli eşim, Yuliia Zelinska Pehlivan ve oğullarım Efe ve Alexandre’a teşekkür etmem gerekir diyerek, kararımı hiç sorgulamadan benimle İstanbul gibi büyülü bir şehirden, Kırgızistan’ın 300.000 nüfuslu Osh şehrine taşınmak hiçbirimiz için kolay bir şey değildi.

23.03.2023 tarihinde Kırgız Cumhuriyeti Batken Bölgesinde yer alan Kuzey Soh ve Chongara Galcha petrol arama sahaları, 55 milyon m2’lik, 187 adet petrol kuyusundan oluşan alanın yenilenmesi ve işletilmesi ile ilgili Kırgız Cumhuriyeti’ne ait KYRGYZTRANSTNEFTEGAZ şirketi ile petrol ve gaz arama, çıkarma ve işletme konulu ülkenin en büyük projelerinden biri olan, 2042 yılında sona erecek bir ortaklığa imza attık, demekte

Bunun yanı sıra yeni iş için K-Neft Kyrgyz-Turk Co. adında yeni bir şirket kurduk.
Bu çok değerli 2 proje için bana olan inanç ve güvenlerinden dolayı şirket hissedarlarımız Sn.Cemal Kaplan, Sn. Ziya Uzel, Sn.Kazım Alemdağ ve Sn. Chyngyzbek Teshebaev’e de bu vesile ile bir kere daha teşekkür etmek isterim. İfadelerini kullanıyor .

Erkan PEHLİVAN’ ın, muhteşem dehası, yardımsever kişiliği, hoşgörüye her daim iyimser bakışı, ülkemizde ve Türk Cumhuriyetlerin de, çok sayıda istihdama önderlik etmesi, insana verdiği değer, yatırım ve yatırımcılara verdiği destek ile Türkiye’de sevilen sayılan, başarılı, aktif bir iş insanı olması ve ayrıca çağımızın ekolü, sektörün okulu ve tartışmasız dehası ile .

İyi ki Varsın Erkan Pehlivan Diyorum

Levent Kandemir

Okumaya Devam edin

DİPLOMAT

“İsrail’in işlediği suçlar yanına kâr kalmamalıdır”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Körfez İşbirliği Konseyi 44. Zirvesi’nde

Avatar

Published

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Körfez İşbirliği Konseyi 44. Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, “Çoğunluğu çocuk ve kadın 17 bin Filistinli masumun hayatını kaybetmesi insanlık suçudur, savaş suçudur. İsrail’in işlediği bu suçlar yanına kâr kalmamalıdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Katar’ın başkenti Doha’da düzenlenen Körfez İşbirliği Konseyi 44. Zirvesi’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Zirvede bulunmaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisini zirveye onur konuğu olarak davet eden Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani’ye teşekkür etti.

Körfez ülkeleriyle Türkiye’nin ilişkilerinin her geçen gün geliştiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirveye katılımının, münasebetleri daha ileriye taşımanın bir tezahürü olduğunu dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, el, gönül birliği içinde hareket ederek münasebetleri güçlendireceklerine inandığını vurguladı.

“KÖRFEZ ÜLKELERİ İLE TÜRKİYE’NİN TİCARET HACMİ 23 MİLYAR DOLARA ULAŞTI”

Körfez ülkeleri ile Türkiye’nin ticaret hacminin son 20 yılda 13 kat artarak geçen sene itibarıyla 23 milyar dolara ulaştığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye-Körfez İşbirliği Konseyi Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerine yeniden başlanması ve anlaşmanın kısa sürede yürürlüğe girmesinin ticareti daha da artıracağına işaret etti.

Körfez ülkelerindeki insanların turistik seyahatlerinde en çok tercih ettikleri ülkelerin başında Türkiye’nin gelmesinin ayrı bir mutluluk kaynağı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konseyle ilişkilerin temel unsuru olan Stratejik Diyalog Bakanlar Mekanizması’nın bugüne kadar beş toplantı yaptığını anımsattı.

Dışişleri Bakanlarının iştirakiyle düzenlenen toplantıların altıncısına, 2024’ün ilk çeyreğinde Türkiye’nin ev sahipliği yapacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Körfez bölgesini Türkiye üzerinden kara yoluyla Avrupa’ya bağlayan ulaştırma projelerine büyük önem atfettiklerini, bu projelerin enerji iş birlikleriyle taçlandırılması gerektiğine inandıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye, uluslararası yatırımcılar için güvenli liman olma vasfını koruyor. Türk ekonomisine güvenen kardeşlerimize gereken her türlü desteği vermeye hazır olduğumuzu ifade etmek isterim. Savunma sanayi alanında Körfez’deki kardeşlerimizle çok farklı bir ivme yakaladık. Son hadiseler, bu alandaki iş birliğimizin ne kadar önemli ve stratejik olduğunu ortaya koydu. Ortak üretim ve finansman dâhil savunma sanayindeki iş birliğimizi çeşitlendirmemizde fayda görüyorum.”

“GAZZE KRİZİNDEKİ TAVRIMIZ ÖRNEK OLDU”

Riyad’da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı Arap Ligi Olağanüstü Ortak Zirvesi ile Filistin halkıyla dayanışmayı açık ve net gösterdiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gazze krizindeki bu ortak tavrımız, bölge ülkeleri olarak sorunlarımızı sahiplenme noktasında da bir örnek oldu. Zirvede alınan kararların takibini yapmamız önemlidir. Dışişleri Bakanları Temas Grubu çeşitli ülkelerde görüşmeler yürüttü, bu temaslara devam edecekler. Gazze’de kısa süreli geçici insani aranın sağlanması ve esir takası konusunda Katar’ın çabalarını takdirle karşılıyoruz. Tabii bu fasılanın kalıcı bir ateşkese dönüşmesini temenni ediyorduk ancak bu gerçekleşmedi. Netanyahu yönetimi siyasi ömrünü uzatmak uğruna tüm bölgemizin güvenliğini, geleceğini tehlikeye atıyor. Çoğunluğu çocuk ve kadın 17 bin Filistinli masumun hayatını kaybetmesi insanlık suçudur, savaş suçudur. İsrail’in işlediği bu suçlar yanına kâr kalmamalıdır. Türkiye olarak bölgeye yönelik insani yardımlarımızı artırarak sürdürüyoruz. Bugüne kadar 12 uçak ve iki sivil gemi dolusu yardım malzemesini El-Ariş’e sevk ettik. Kanser hastaları ve çocuklar başta olmak üzere yaralıların, Türkiye’ye intikalini sağladık. Önceliğimiz, derhal kalıcı ateşkesin ilan edilmesi ve kesintisiz bir şekilde insani yardım akışının teminidir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son gelişmelerle birlikte 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen bir Filistin devletinin kurulmasının öneminin bir kez daha görüldüğüne işaret ederek, “Bu maksatla garantörlük dâhil, bölge ülkeleriyle birlikte sorumluluk almaya hazır olduğumuzu açıkladık. Gazze’deki mezalimin Suriye’yi de içerecek bölgesel bir savaşa dönüşmesine fırsat vermememiz gerekiyor” diye konuştu.

“SURİYELİLERİN GERİ DÖNÜŞLERİ İÇİN GEREKLİ KOŞULLARIN OLUŞTURULMASI GEREKİYOR”

Suriye’nin istikrara kavuşmasının önündeki en büyük engelin, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve birliğini tehdit eden başta PKK, PYD/YPG olmak üzere ayrılıkçı terör unsurları olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu terör örgütlerinin kendilerini meşrulaştırma çabalarına karşı tüm kardeşlerimizin müteyakkız olmasını bekliyoruz. Suriye ihtilafına 2254 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararı temelinde siyasi bir çözüm hedefliyoruz. Suriyelilerin gönüllü ve güvenli geri dönüşleri için de gerekli koşulların oluşturulması gerekiyor. Tüm aktörleri bu doğrultuda iş birliğine davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Körfez İşbirliği Konseyi’nin kendi içinde kurumsal yapısını güçlendirme gayretlerini memnuniyetle takip ettiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu derinleşmenin, genişleme ile eş zamanlı olarak yürütülmesinin konseye farklı ufuklar açacağına işaret etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Körfez bölgesiyle yakın teması ve stratejik iş birliğini ortak çıkarlar ve karşılıklı saygı temelinde ilerletmeye hazır olduklarını vurgulayarak, başta Katar olmak üzere zirvede emeği geçenlere teşekkür etti.

Zirve sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan, liderlerle yemekte bir araya geldi.

Okumaya Devam edin
REKLAMLAR
Eylül 2023
P S Ç P C C P
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
252627282930  

Genç Diplomat

REKLAMLAR
DİPLOMAT15 dakika önce

“İsrail yönetimi, Gazze’de tüm insanlığın yüzünü kızartacak canilikte zulüm ve katliamlara imza atıyor”

DİPLOMAT25 dakika önce

“Gazze’deki gazeteci ölümlerine ses çıkarmayanların, yarın başka bir konuda söz söyleme hakları olamaz”

DİPLOMAT38 dakika önce

Emine Erdoğan, afet ve insani yardım gönüllüleriyle buluştu

DİPLOMAT2 gün önce

“Ege’yi barış ve iş birliği denizi hâline getirelim istiyoruz”

GÜNDEM2 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Miçotakis ile görüştü

DİPLOMAT2 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan Cumhurbaşkanı Sakelaropulu ile bir araya geldi

DİPLOMAT2 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan Yunanistan’da

DİPLOMAT2 gün önce

“Kentsel dönüşüm konusu Türkiye için tartışmasız bir beka meselesidir”

DİPLOMAT3 gün önce

İyi ki Varsın Erkan Pehlivan

DİPLOMAT4 gün önce

“İsrail’in işlediği suçlar yanına kâr kalmamalıdır”

GÜNDEM4 gün önce

Emine Erdoğan, Katar Vakfı Başkanı Şeyha Moza bint Nasır ile bir araya geldi

DİPLOMAT5 gün önce

Tiny House | Mobil Ev | Tekerlekli Evler | Setencioğlu

DİPLOMAT5 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Katar Emiri Şeyh Temim ile bir araya geldi

DİPLOMAT5 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan Katar’da

DİPLOMAT5 gün önce

“Gazze Filistinlilerindir, ebediyen öyle kalacaktır”

DİPLOMAT1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Al Nahyan ile görüştü

DİPLOMAT1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Japonya Başbakanı Fumio ile görüştü

DİPLOMAT1 hafta önce

“2053 yılı itibarıyla net sıfır emisyon hedefini gerçekleştirmeyi öngörüyoruz”

DİPLOMAT1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev ile bir araya geldi

DİPLOMAT1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İtalya Başbakanı Meloni ile görüştü

DİPLOMAT1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İskoçya Başbakanı Yusuf ile görüştü

DİPLOMAT1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dünya İklim Eylemi Zirvesi’ne katıldı

DİPLOMAT1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan Birleşik Arap Emirlikleri’nde

DİPLOMAT1 hafta önce

“Ekonomimizi enflasyon belasından kurtaracak programları uyguluyoruz”

DİPLOMAT1 hafta önce

Emine Erdoğan, Vietnam Başbakanı’nın eşi Le Thi Bich Tran ile görüştü

DİPLOMAT1 hafta önce

“Yıl bitmeden, 46 bin deprem konutu ve köy evini hak sahibi depremzedelerimize teslim etmeyi planlıyoruz”

DİPLOMAT1 hafta önce

Tiny House Türkiye Tekerlekli Küçük Ev Üreticisi | Setencioğlu

DİPLOMAT1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Vietnam Başbakanı Chinh’i kabul etti

DİPLOMAT2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Maldivler Cumhurbaşkanı Muizzu ile görüştü

DİPLOMAT2 hafta önce

Emine Erdoğan, Maldivler Cumhurbaşkanı Muizzu’nun eşi Sajidha Mohamed ile bir araya geldi

DİPLOMAT2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Lübnan Başbakanı Mikati ile görüştü

DİPLOMAT2 hafta önce

“Kadına yönelik şiddetle mücadeleyi temel politikamız hâline getirdik”

DİPLOMAT2 hafta önce

“Türkiye’nin ekonomik ve siyasi şartları ne olursa olsun, eğitim-öğretimin ikinci plana itilmesine müsaade etmedik”

DİPLOMAT2 hafta önce

“Ekim ayı itibarıyla son 12 aylık ihracatımız 254,8 milyar doları buldu”

DİPLOMAT2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aybüke; Öğretmen Oldum Ben!” filminin galasına katıldı

DİPLOMAT2 hafta önce

Birleşik Arap Emirlikleri Milli Günü Ankara’da Kutlandı

DİPLOMAT2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aybüke; Öğretmen Oldum Ben!” filminin galasına katıldı

DÜNYA4 hafta önce

Setencioğlu Tiny House, Türkiye Tekerlekli Ev Üreticisi

DİPLOMAT3 hafta önce

Emine Erdoğan, Filistin İçin Tek Yürek Zirvesi’ne katıldı

DİPLOMAT4 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Darülaceze Sosyal Yaşam Şehri’nin Açılış Töreni’nde konuştu

DİPLOMAT3 hafta önce

Emine Erdoğan ile “first lady”lerden Filistin için dünyaya ortak çağrı

DİPLOMAT3 hafta önce

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sultan II. Abdülhamid Han’ın türbesini ziyaret etti.

DİPLOMAT3 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan Almanya’da

DİPLOMAT2 hafta önce

Kamboçya büyükelçisinden güven mektubu

DİPLOMAT4 hafta önce

Atatürk’ün ebediyete irtihalinin 85. yıl dönümü

DİPLOMAT4 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi Olağanüstü Ortak Zirvesi’ne katıldı

DİPLOMAT5 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Katar Emiri Şeyh Temim ile bir araya geldi

GÜNDEM3 hafta önce

“Orta Doğu’da adil ve kalıcı barışın temini için herkesin elini taşın altına koyması gerekir”

DİPLOMAT4 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan Suudi Arabistan’da

DİPLOMAT3 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier ile görüştü

DİPLOMAT3 hafta önce

“İsrail’in işlediği insanlık suçlarına ses çıkarmayanlar, en az failler kadar, bu suçlara ortaktır”

DİPLOMAT3 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun ile bir araya geldi

DİPLOMAT2 hafta önce

Tanzanya büyükelçisinden güven mektubu

DİPLOMAT3 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan Cezayir’de

DİPLOMAT3 hafta önce

“Türkiye ve Cezayir asırlara sâri dostluk ve kardeşlik bağlarına sahiptir”

DİPLOMAT3 hafta önce

Tiny House, Türkiye Tekerlekli Ev Üreticisi

DİPLOMAT1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dünya İklim Eylemi Zirvesi’ne katıldı

DİPLOMAT4 hafta önce

“Batılı ülkelerin Filistin’de süregelen katliamlar karşısında sessizliğe bürünmeleri utanç vericidir”

DİPLOMAT3 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’den getirilen hastaları ziyaret etti

DİPLOMAT2 hafta önce

“Türkiye’nin ekonomik ve siyasi şartları ne olursa olsun, eğitim-öğretimin ikinci plana itilmesine müsaade etmedik”

DİPLOMAT2 hafta önce

Emine Erdoğan, Maldivler Cumhurbaşkanı Muizzu’nun eşi Sajidha Mohamed ile bir araya geldi

GÜNDEM4 gün önce

Emine Erdoğan, Katar Vakfı Başkanı Şeyha Moza bint Nasır ile bir araya geldi

DİPLOMAT3 gün önce

İyi ki Varsın Erkan Pehlivan

DİPLOMAT2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Lübnan Başbakanı Mikati ile görüştü

DİPLOMAT3 hafta önce

“Millî Türk Talebe Birliği, ülkemiz gençliğinin önünde maziden atiye kurulan bir köprü olmayı sürdürmektedir”

DİPLOMAT2 hafta önce

“Ekim ayı itibarıyla son 12 aylık ihracatımız 254,8 milyar doları buldu”

DİPLOMAT2 hafta önce

“Cezayirli kardeşlerimizin Türkiye’deki yatırımlarını artırmaları için gerekli kolaylıkları sağlamayı sürdüreceğiz”

DİPLOMAT2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Maldivler Cumhurbaşkanı Muizzu ile görüştü

DİPLOMAT5 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan Katar’da

DİPLOMAT5 gün önce

“Gazze Filistinlilerindir, ebediyen öyle kalacaktır”

REKLAMLAR
REKLAMLAR

Genç Diplomat

seers cmp badge