Diplomat -Dünya

DÜNYA

“Türkiye ekonomisi, salgın şartlarını ve daha önce yaşadığı kimi sıkıntıları geride bırakarak hak ettiği yere doğru hızla yol alıyor”

Avatar

Published

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Türkiye ekonomisi, salgın şartlarını ve daha önce yaşadığı kimi sıkıntıları geride bırakarak hak ettiği yere doğru hızla yol alıyor. İş dünyamızın yatırım iştahı, üretim gücü, ihracat kabiliyeti, istihdam kapasitesi hızla artıyor. Uluslararası yatırımcıların ülkemize olan ilgisi de giderek güçleniyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.

Toplantıda ele alınan konulara dair açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

“Geçtiğimiz hafta Birleşmiş Milletler 76. Genel Kurul Toplantısı’na iştirak etmek üzere New York’a gittik. Bu vesileyle katıldığımız toplantılarda ve yaptığımız görüşmelerde ülkemizin temel yaklaşımlarını tüm dünya ile paylaşma imkânı bulduk. Küresel sistemin artık çözüm üretemeyen adaletsiz, hakkaniyetsiz özellikle bu yapı bir süredir Kovid-19 salgını ve iklim değişikliğinin yol açtığı sonuçlarla yüzleşen dünyamızda çok daha iyi görünmeye başlandı.

Uzunca bir süredir ‘dünya beşten büyüktür’ itirazıyla dile getirdiğimiz küresel yönetim sistemindeki değişiklik talebimizi ‘daha adil bir dünya mümkün’ diyerek bir adım öteye taşıdık. Geçmişlerindeki sömürgecilik ve soykırım ayıplarının hesabını veremeyenler son asırda başlattıkları iki büyük dünya savaşının yol açtığı ağır kayıpların ve terör örgütleri karşısında verdikleri kötü imtihanın samimi muhasebesini yapmaktan da kaçıyorlar.

“BM’Yİ, DAHA ADİL BİR YAPIYA KAVUŞTURMANIN MÜCADELESİNİ SÜRDÜRECEĞİZ”

Dünyanın adalet çağrısına cevap verme niyeti olmayanların, sağlık ve iklim krizleri konusunda farklı yaklaşımlar sergilemelerini beklemek elbette zordur. Ama bu krizler diğerlerinden farklı olarak inanç ve renk gibi ayrımların yanı sıra zengin-fakir, güçlü-güçsüz kriteri gözetmeden herkesi etkiliyor. Nitekim salgından gelişmiş ülkeler çok daha fazla zarar görmüştür. İklim değişikliğinin sebep olduğu afetler de aynı şekilde gelişmiş ülkelerde çok daha ağır kayıplara yol açıyor.

Türkiye olarak bu fotoğraf içinde kendimizle birlikte tüm insanlığın ortak hissiyatını ifade eden bir duruş sergiliyoruz. Bölgemize ve dünyaya dair yaptığımız tespitlerin isabeti, önemi, vizyonu yaşanan her hadiseyle birlikte çok daha iyi anlaşılıyor. Dün bizim küresel sistemdeki çarpıklıklara ilişkin itirazlarımıza kayıtsız kalanlar, bugün aynı yaklaşımları kendileri de dillendirmeye başladı. Terör ve göç meselesi başta olmak üzere ülkemizin doğrudan yüzleştiği sorunlarla ilgili tespit ve tekliflerimizin de çok yakında benzer şekilde makes bulacağına inanıyoruz. Birleşmiş Milletler’i yapısal eksiklerine ve tüm zaaflarına rağmen hâlâ insanlığın ortak sorunlarını çözecek en önemli platform olarak görüyoruz. Bunun için de Birleşmiş Milletler’i, Güvenlik Konseyi başta olmak üzere, tüm organlarıyla daha adil, daha kapsayıcı, daha sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmanın mücadelesini vermeyi sürdüreceğiz.

Suriye’den Afganistan’a, Libya’dan Karabağ’a, Filistin’den Kıbrıs’a, Afrika’nın pek çok yerinden Balkanlar’a kadar dünyanın kanayan yarası mahiyetindeki kriz alanlarında sergilediğimiz ilkeli duruşu bu sürece verdiğimiz katkılar olarak değerlendiriyoruz. Kendilerini insan haklarında, hukukta, ekonomide, diplomaside gelişmiş ülkeler olarak görenlerin sadece seyrettikleri, hatta adeta üzerine benzin döktükleri sorun alanlarında sorumluluk üstlenmekten kaçınmadık, kaçınmayacağız. Güvenliği ve refahı kendi vatandaşlarımızla birlikte en yakınımızdan başlayarak tüm kardeşlerimiz, dostlarımız, tüm dünya için istemek bize medeniyetimizin ve tarihimizin emridir. İşte bu anlayışla Birleşmiş Milletler’in hızla gerçekleştirilecek yapısal dönüşümüyle geleceğin dünyasında tüm insanlığın ortak çatısı hâline gelmesi için gayret gösteriyoruz. Bu yaklaşımımızı içeride ve dışarıda her platformda tekrar tekrar anlatmayı sürdüreceğiz. İnşallah hepimiz için çok geç olmadan dünyamız dönülmez bir yola girip onulmaz yaralar almadan bu sürecin tamamlanmasını diliyoruz.

Diğer yandan, New York ziyaretimiz vesilesiyle yeni Türkevi binamızın da açılışını gerçekleştirdik. Yeni Türkevi binamızı Dışişleri eski bakanlarımızdan rahmetli İhsan Sabri Çağlayangil’in 1977’de ülkemize kazandırdığı Birleşmiş Milletler binasının tam karşısındaki alan üzerinde inşa ettik. Temelini 4 yıl önce attığımız 36 kat yüksekliğe, 171 metre uzunluğa ve 20 bin metrekare kapalı alana sahip yeni Türkevi binamız, Osmanlı ve Selçuklu mimarisinden esintiler taşıyan lale şekilli görkemli yapısıyla şimdiden şehrin sembollerinden biri hâline geldi. Hem kendi vatandaşlarımıza, hem de tüm dost ve kardeşlerimize en güzel hizmetleri vereceğimiz bu muhteşem eserin ülkemize tekrar hayırlı olmasını temenni ediyorum.

PARİS İKLİM ANLAŞMASI

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki hitabımızda ülkemizin için çok önemli bir milat olduğuna inandığım bir müjdeyi de sizlerle ve tüm dünyayla paylaştık. Türkiye 2053 vizyonumuzun ilk ve en kritik hedeflerinden biri olduğuna inandığım yeşil kalkınma devriminin tabii bir sonucu olan iklim değişikliği konusunda yeni ve tarihî bir adım atıyor. Bilindiği gibi ülkemiz 2015 yılında Paris İklim Anlaşması’na muvafakat veren devletler arasında yer alıyordu, ancak yükümlülüklerle ilgili kısımdaki adaletsizliklere olan itirazımız sebebiyle anlaşmanın Meclisimizdeki onay sürecini başlatmamıştık. Son dönemde yaşanan gelişmeler, ülkemize verilen taahhütler ve ulusal katkı beyanımız çerçevesinde önümüzdeki ay Meclis’in yeni yasama yılının başlamasıyla bu anlaşmayı onaylama kararı aldık. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda duyurduğumuz bu kararımızın ülkemize ve dünyaya hayırlı olmasını diliyorum. İnşallah Kasım ayında Glasgow’da yapılacak İklim Değişikliği Zirvesi’ne kadar onay sürecini tamamlamış olacağız. Bu karar belirlediğimiz takvim çerçevesinde yatırımdan üretime, ihracattan istihdama kadar geniş bir alanda kapsamlı değişikliklere gideceğimiz manasına geliyor. Esasen Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı’na uyum için gereken eylem planını hazırlayıp devreye alarak bu konuda zaten önemli bir adım atmıştık. Şimdi bunu Paris İklim Anlaşmasıyla 2053’e kadar uzanan bir perspektifte orta ve uzun vadeli hedef hâline getiriyoruz.

Girdiğimiz bu yeni yol, Türkiye’nin Cumhuriyet dönemindeki kalkınma hamlelerinde yaptığı en keskin tercihlerden birini ifade ediyor. Her ne kadar birileri sırf bunun altında bizim, hükûmetimizin, Cumhur İttifakı’nın imzası var diye yapılan işi değersiz hâle getirmeye, önemsizleştirmeye, hatta tam tersi göstermeye çalışsa da, gerçekten tarihî bir karar aldık. Her şeyden önce anlaşmalara taraf olduğu hâlde hiçbir yükümlülüklerini yerine getirmeyenler, artık Türkiye’yi bu sebeple eleştiremeyecekler. Tam tersine artık her platformda biz onları yükümlülüklerini yerine getirmeye zorlayacağız.

Avrupa Birliği başta olmak üzere ekonomik ve sosyal kalkınmamıza destek talep edeceğimiz çevrelerin karşısına artık daha güçlü bir şekilde çıkacağız. Orta ve uzun vadeli tüm kalkınma programlarımızı, planlarımızı, uygulamalarımızı yeşil kalkınma devriminin gerektirdiği yapısal dönüşümün rehberliğinde hazırlayacak ve yürüteceğiz. Bu tercih bizim için bir lüks, bir kayıp, bir taviz değil tam tersine bugünden geleceğe hazırlanmanın yol haritası olacaktır. Zaten bir süredir yenilenebilir enerji, atık yönetimi, orman alanlarının özellikle artırılması gibi hususlardaki gayretlerimizle bu konuda belirli bir mesafe kat etmiştik. Ülkemizin ilk yerli otomobilini elektrikli olarak tasarlamamız, nükleer güç santrali kurmaktaki ısrarımız, akıllı binalar ve şehirler konusundaki teşviklerimiz bile bu doğrultudaki tercihlerimizin birer örneğidir. Madem iklim değişikliği bir gerçektir ve insanlığın geleceğini tehdit etmektedir, elbette Türkiye böyle hayati bir meselede öncü rol üstlenecektir. Yaşadıkları yerler su altında kalarak yok olacak veya çölleşecek milyonlarca insan her geçen yıl bu hakikatle çok daha acı şekilde yüzleşmek zorunda kalacaktır. Dünya iklim değişikliğine bağlı büyük göçlerin arifesindeyken, bizim şu veya bu mülahazayla böyle bir sürecin dışında kalmamız düşünülemez. Her konuda olduğu gibi iklim değişikliği hususunda da bizim safımız yine mazlumların, mağdurların yanı olacaktır. Nasıl sömürgeciliğe, terörizme, her türlü ayrımcılığa karşı tüm gücümüzle mücadele ediyorsak, iklim değişikliğinin yol açacağı sonuçlar konusunda da adaletsizliğin, haksızlığın karşısında dimdik duracağız.

İlgili kurumlarımız şimdiden ülkemizin 2053 taahhüdü olan net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda eylem planlarını hazırlamaya başlamıştır. Enerji, sanayi, ulaştırma, bina, tarım, atık, orman ve su alanları başta olmak üzere hayatımızın her boyutunu kuşatan bu eylem planlarını Meclisimizin onayının ardından yürürlüğe koyacağız. Elbette bu öyle kolay bir süreç olmayacaktır, ama başaracağımızdan hiç şüphemiz yoktur. Nice sessiz devrimleri hayata geçiren Türkiye’de yeşil kalkınma devrimini de inşallah milletimize biz kazandıracağız. En başından bugüne kadar bu hususta emeği, katkısı, mesaisi olan bakanlıklarımıza, kurumlarımıza, baş müzakerecimize ve diğer herkese şahsım, ve ülkem adına teşekkür ediyorum.

“İŞ DÜNYAMIZIN YATIRIM İŞTAHI, ÜRETİM GÜCÜ, İHRACAT KABİLİYETİ, İSTİHDAM KAPASİTESİ HIZLA ARTIYOR”

Önceki hafta sonu MÜSİAD’ın Genel Kurulu’nda bu çatı altında ülkemize takdire şayan hizmetler veren iş dünyamızda bir araya geldik. Geçtiğimiz hafta Polatlı’da Şişecam’ın yeni fabrikasının açılışını yaptık. Külliyemizle toplu sözleşmeleri yapılan kamu işçilerimizle bir araya geldik. Kırşehir’de Ahi Evran’ın huzurunda esnaf ve sanatkârlar ile buluştuk. Mersin’de Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin ziyaret edip içinde çok sayıda fabrikanın da yer aldığı toplu açılış törenine katıldık. Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin Genel Kurulu’nda ihracatçılarımızı yakından ilgilendiren pek çok müjdeyi kendileriyle paylaştık. Önceki gün de Havacılık Uzay ve Teknoloji Festivali TEKNOFEST’e millî teknoloji hamlemizin ürünlerine ve bunları çok daha ileriye taşıma kararlılığında ki gençlerimizin heyecanına bir kez daha şahitlik ettik. Amerika ziyaretimizde de oradaki Türk iş insanları ve Amerikalı şirketlerinin temsilcileri ile toplantılarımız oldu.

Tüm bu programlarda gördüğümüz şudur: Türkiye ekonomisi salgın şartlarını ve daha önce yaşadığı kimi sıkıntıları hızla geride bırakarak hak ettiği yere doğru hızla yol alıyor. İş dünyamızın yatırım iştahı, üretim gücü, ihracat kabiliyeti, istihdam kapasitesi hızla artıyor. Uluslararası yatırımcıların ülkemize olan ilgisi de giderek güçleniyor. Tabi bu gelişmelerin gerisinde Türkiye’yi küresel, siyasi ve ekonomik sistemin dışına itmeye, eski Türkiye hastalıklarını yeniden hortlatmaya çalışanların heveslerini kursaklarında bırakmak için verdiğimiz mücadelede elde ettiğimiz başarı vardır.

Hatırlarsanız salgın döneminde tüm dünyada adeta kepenkler indirilirken, biz üretimi ve istihdamı sürdürmek için devletimizin imkânlarını seferber ettik. Çoğu art niyetli olan, kimi de iyi niyetli, ama sığ bakış açısının ürünü eleştirilere rağmen, sanayide çarkların durmaması, ticaretin kesintiye uğramaması için her türlü gayreti gösterdik. Kamu yatırımlarını salgın tedbirlerine riayet ederek kararlılıkla sürdürdük. Yaptığımız açılışlarla tamamlanan projeleri hizmete sunduk. Salgının kontrol altına alınması ile birlikte başladığımız şehir ziyaretlerinin hemen hepsinde çok sayıda altyapı ve üstyapı yatırımının resmî açılışlarını gerçekleştirdik. Hamdolsun bu emeklerimizin karşılığını da almaya başladık.

Ülkemizin yıllık ihracatı tarihimizin en yüksek seviyesine ulaşarak 210 milyar doları geride bıraktı. İstihdamımız düzenli olarak artıyor. Ülkemizde bu yılın ikinci çeyreğinde 15 yaş üstü nüfusun işgücüne katılma oranı yüzde 51 ve istihdam oranı da yüzde 45 olarak gerçekleşirken, işsizlik oranı yüzde 12’ye geriledi.

Geçtiğimiz günlerde aldığımız güzel bir haber de ülkemizin 132 ülkenin yer aldığı küresel inovasyon endeksinde 10 basamak birden sıçrayarak tarihinin en yüksek konumuna ulaşmasıdır. Bu başarıyla orta üst gelir grubunda dördüncü sırada yer alan Türkiye inşallah önümüzdeki yıllarda çok daha iyi yerlere gelecektir. Cumhurbaşkanı Yardımcımızın takibini yaptığı Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu’nun hazırladığı eylem planı çerçevesinde yakaladığımız bu başarıda emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızda bu başarıların kalıcı olması ve daha ileriye taşınması için kısa adı STAR bursu olan TÜBİTAK Stajyer Araştırmacı Programı’nı başlattı. Bu yıl uygulamaya geçirilen bu program kapsamında 1500 lisans öğrencimiz kamu destekli ar-ge projelerinde bizzat yer aldı. Şimdi STAR Burs Programı’nı 1500 öğrencimiz için daha yeniden açıyoruz.

“ÜLKEMİZİN TÜM İMKÂNLARINI HEDEFLERİMİZE ULAŞTIRMAK İÇİN HAREKETE GEÇİRMENİN GAYRETİ İÇİNDEYİZ”

Yine TÜBİTAK tarafından Nobel Ödüllü bilim insanımız Aziz Sancar adıyla Ocak ayında doktora sonrası araştırma bursu programı başlatıyoruz. Bu programda yer alacak öğrencileri Aziz Hocamız bizden seçecek ve kendi laboratuvarında onlarla çalışacak. Aziz Sancar Burs Programı’nın da araştırmacılarımıza hayırlı olmasını diliyorum.

Görüldüğü gibi gençlerimiz başta olmak üzere ülkemizin tüm imkânlarını hedeflerimize ulaştırmak için harekete geçirmenin gayreti içindeyiz. Türkiye’nin ekonomideki gerçek potansiyelini, gücünü, fotoğrafını yansıtmayan haberlere, beyanlara kimsenin itibar etmediğini zaten biliyoruz. Büyüyen, gelişen, kalkınan, güçlenen Türkiye’den rahatsız olanlar içerdeki şeamet tellallarını da kullanarak iş dünyasının ve halkımızın moralini bozmaya çalışıyor. Ülkenin ve milletin felaketinden kendine siyasi ikbal devşirme peşinde olanları içinde bulundukları yalan ve iftira bataklığına mahkûm ediyoruz.

Biz, bakanlıklarımızla, kurumlarımızla, Meclisimizle, Cumhur İttifakı’yla büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası yolunda durmadan, duraksamadan, dinlenmeden mücadele etmeyi sürdürüyoruz. İnşallah 2023 hedeflerimize de ulaşarak ülkemizi küresel rekabet liginin en üstüne çıkartmış ve artık gençlerimize 2053 vizyonlarını hayata geçirebilecekleri bir Türkiye emanet edebilir hâle geleceğiz.

“EĞİTİM, HÜKÛMETLERİMİZ DÖNEMİNDE EN BÜYÜK YATIRIMI YAPTIĞIMIZ ALANDIR”

Gelişen ve büyüyen Türkiye gerçeğini görmek için şöyle durup etrafa bir bakmak, dünyada olup bitenleri takip etmek, oralardaki insanların hangi sıkıntılarla yaşadıklarını görmek dahi yeterlidir. Biz kimseye ‘illa dükkânı kapatıp buraya gelin’ demiyoruz, ama herkesten biraz vicdanlı, insaflı, hakka ve hakkaniyete uygun davranışlar, sözler, tutumlar beklemenin de hakkımız olduğuna inanıyoruz.

Eğitim, hükûmetlerimiz döneminde en çok önem verdiğimiz, en büyük yatırımı yaptığımız alandır. Özellikle salgın sürecinde teknolojinin imkânlarından istifade ile uzaktan yürütülen eğitim öğretim faaliyetlerinin yüz yüze eğitim öğretimin yerini alamadığını gördük. Bunun için bu yıl her kademedeki eğitim kurumunun faaliyetini yüz yüze sürdürülmesi konusunda kararlı bir tutum ortaya koyduk. Nitekim okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve liselerde 6 Eylül’de başlayan eğitim-öğretim faaliyetleri alınan tedbirlere ve belirlenen kurallara uygun şekilde başarıyla yürüyor. Ülke genelindeki resmî ve özel 71 bin 320 okulda 1 milyon 172 bin öğretmenle, 17 milyon 436 bini aşkın öğrencimizle eğitim-öğretim faaliyetleri devam ediyor. Yaklaşık 1,5 yıllık aranın ardından elbette ufak tefek aksaklıklar olmuştur, ama bunlar da ilgili kurumlarımız tarafından süratle giderilmiştir. Okullarda yüz yüze eğitimin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi amacıyla bu dönem için 722 milyonluk bir ödeneği yerlerine ulaştırdık. Temizlik konusunda herhangi bir aksaklık yaşanmaması için mevcut 71 bin temizlik personelini 42 bin ilaveyle 113 bine çıkardık. Öğrencilerimizin neredeyse tamamının derslere katılması, çocuklarımızın okulu özlediğini gösteriyor. Öğretmenlerimizin aşılanma oranı artarken velilerimizi ve aşı sırası gelen öğrencilerimizi de yüz yüze eğitimin kesintisiz şekilde devamı için aşı olmaya davet ediyoruz.

“TÜRKİYE, DÜNYANIN EN FAZLA SAYIDA KAMU YÜKSEKÖĞRENİM ÖĞRENCİ YURDUNA VE YATAĞINA SAHİP ÜLKESİDİR”

Bugünden itibaren de pek çok üniversitemiz önceden ilan ettikleri akademik takvime uygun şekilde eğitim-öğretim faaliyetlerini başlattı. İnşallah önümüzdeki hafta da külliyemizde üniversitelerimizin tamamını kapsayan ortak bir akademik yıl açılış töreni gerçekleştireceğiz. Tabi üniversitelerin açılmasıyla öğrencilerimizin barınma ihtiyaçları konusunda 2 yılın birikimine bağlı yoğun bir talep ortaya çıktı.

Her şeyden önce şu gerçeği milletimin dikkatine sunmak istiyorum: Türkiye, dünyanın en fazla sayıda kamu yükseköğrenim öğrenci yurduna ve yatağına sahip ülkesidir. Bunun altını çizerek özellikle vurgulamak istiyorum; son zamanlarda bazı park, bahçe buralardaki bankların üzerinde yatanlar şunu açık ve net söylüyorum, bunların bir kısmının öğrencilikle alakası yok, bunlar kendilerine göre güya sözde öğrenci, bunlar aynen Gezi Parkı olayı neyse bunun bir başka versiyonudur.

Hükûmete geldiğimizde; ülkemizde 190 olan yurt sayısını 774’e, 182 bin olan yatak kapasitesini 719 bine biz çıkarttık. Ayrıca, özel yurtlarımızın 300 binin üzerindeki kapasitesi de öğrencilerimizin hizmetindedir. Kamu ve özel olarak yurt sayıları İngiltere’de 550 bin, Fransa’da 365 bin, Almanya’da 290 bin, Hollanda’da 113 bin ve İspanya’da 91 bin seviyesindedir, ülkemiz 1 milyonu aşkın yurt kapasitesiyle bu konuda açık ara birincidir. Bugün 81 ilimizin tamamında ekranda da şimdi görüyorsunuz şu güzelim yurt binalarımız işte öğrencilerimizin hizmetindedir. 245 ilçemizde ve Kuzey Kıbrıs’ta yurtlarımız vardır. Bu yıl yurt başvuruları kurum tarihinin en yüksek rakamı olan 624 bine yükselmiştir. Görüldüğü gibi odalarımızda bir yatak, iki yatak, bilemediniz üç yatak, bu şekilde yurtlarımız var. Ve yapılan başvuruların yaklaşık yüzde 70’ine denk gelen 430 bini yurtlarımıza yerleştirilmiştir. Yangın ve sel afetlerinin yaşandığı bölgelerden gelen ve belirlenen şartları taşıyan öğrencilerimize yurtlarda öncelik verilmiş, kredileri de bursa dönüştürülmüştür.

Ailelerinin yanlarında kalmakta olan, burs ve kredi olarak, bunu da milletimle paylaşmak istiyorum, biz şu anda 1,5 milyon yaklaşık, 1.400 küsur, 1,5 milyon öğrencimize burs ve kredi veriyoruz. Bay Kemal, bunlardan haberin var mı? Ev veya pansiyon türü yerlerde kalmayı tercih eden öğrencilerimiz de bulunmakta. Pek çok şehrimizde başvuran öğrencilerimizin tamamı Kredi ve Yurtlar Kurumumuzun yurtlarında kendine yer bulmuştur. Zaten kaydı olanlarla birlikte yurt kapasitelerinin tamamına yakını öğrencilerimizin hizmetine sunulmuştur. Yurtlarımızın kapasitesini artırmaya yönelik çalışmalarımızı da kesintisiz sürdürüyoruz. Hâlihazırda yapımı devam eden proje ve ihale aşamasında olan yurtlarımız da 110 binin üzerinde yeni yatağı daha yükseköğrenim öğrencilerimizin hizmetine sunacağız.

“BU ÜLKENİN GENÇLERİNİN DİLEDİKLERİ SEVİYEYE KADAR EĞİTİM GÖRMELERİNİ SAĞLAYACAK ALTYAPIYI BİZ KURDUK”

Eskiden değerli kardeşlerim, işte CHP’nin dönemlerinde 30-40 kişilik koğuş tipindeki yerlerden oluşan ranza tipi yataklarda yatan, biz de oralardan geldik oralardan geçtik, böyle yurtlarımız vardı. Şimdi ise üç dört kişilik bazalı, banyolu, çalışma masalı, dolaplı, internetli otel standardında odalara dönüştürdük. Yurtlarda kalan öğrencilerimize biz geldiğimizde 45 liracık veriyorlardı, ama bunu da şimdi 650 liraya çıkarttık, ayrıca aylık 570 lira beslenme yardımı yaparak sağlıklı ve dengeli gıda almalarını temin ediyoruz. Yılın 12 ayı boyunca yaklaşık 1,5 milyon öğrencimize lisans için 650 lira, yüksek lisans için 1.300 lira, doktora için 1.950 lira burs veya kredi veriyoruz. Buz hükümete geldiğimizde bu rakamın az önce de ifade ettim sadece 45 lira olduğunu da hatırlatmak isterim. Tüm bunlar evlatlarımızın eğitimine verdiğimiz önemin ifadeleri olan eser ve hizmetlerimizin sadece bir kısmıdır.

Bu ülkenin gençlerinin diledikleri seviyeye kadar eğitim görmelerini sağlayacak imkânı da, altyapıyı da biz kurduk. Varsın birileri sadece lafla, sadece mugalatayla, sadece yalan ve iftirayla kendilerini göstermeye çalışsınlar, biz eser ve hizmet siyasetiyle milletimizin emrinde olmayı sürdüreceğiz.

Öğrencilerimizin hepsine de başarılı, hayırlı ve verimli bir eğitim-öğretim yılı diliyorum. Sözlerime son vermeden önce, bir kez daha tüm vatandaşlarımı temizlik, maske ve mesafe kurallarına titizlikle riayete, salgınla mücadeledeki en büyük gücümüz olan aşılarını yaptırmaya veya tamamlamaya davet ediyorum. Toplumsal bağışıklık elde edilene kadar bu tedbirlerde ısrarlı olmalıyız.”

DİPLOMAT

Merve Ünler Yılmaz; Bakü’ de ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmaya katkıda bulunmayı Hedefliyoruz.

AZERBAYCAN BAKÜ

Avatar

Published

on

18-19 Temmuz tarihleri arasında Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ de gerçekleştirilen “Türkiye’deki Azerbaycanlı İş İnsanları Birliği” “TAİB” ve Azerbaycan Türkiye İşadamları Birliği ATİB tarafından düzenlenen toplantıda “Özteknik Rekor Hidrolik ve Savunma Şirketi “ olarak yerimizi almanın kıvancını taşıyoruz. Dedi.

TAİB i biraz tanıyalım ;
Türkiye Cumhuriyeti’nde faaliyette bulunan Azerbaycanlı ve ya Azerbaycan asıllı iş insanlarını bir çatı altında toplayarak tanışma ve dayanışmalarını temin etmek, onlara Türkiye’deki ekonomik çevre hakkında genel bilgiler vermek, ticari, ekonomik ve teknik alanlardaki iş birliğini geliştirmek, karşılıklı fikir ve bilgi alışverişini sağlamak, yeni yatırımları teşvik etmek, üyelerinin ilgili özel ve resmi kuruluşlarla münasebetlerinin sağlıklı ve etkin bir şekilde yürütülmesine destek vermek ve ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmaya katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.

Merve Ünler Yılmaz ;
Özteknik Rekor Hidrolik ve Savunma Şirketi temsilen Kıymetli kardeşi Mustafa ÜNLER ile birlikte katılım sağladığı toplantı ile alakalı şu ifadelere yer verdi.

Azerbaycan ve Türkiye coğrafi yakınlığı bulunan, benzer kültüre sahip iki kardeş ülkedirler. Coğrafi yakınlığın ülkeler arasında taşıma giderlerinin düşük ve ulaşımın az zaman alıcı olması bakımından ticareti arttıran önemli faktörlerdendir.
Ülkelerin pazarda sürekli başarı gösterebilmesi için, olumlu bir mal imajının yaratılması, ürünlerde kalite unsurunun ön planda tutulması, dağıtım ve satış kanallarında doğru yöntemlerin uygulanması ve tanıtıma önem verilmesi gerekmektedir. Ayrıca, ihracatçılarımızın pazarı ve hitap ettikleri alıcıların ihtiyaçlarını analiz etmeleri ve ülkede düzenlenen fuarlara katılmaları önem taşımaktadır.

Sanayi sektörünün ekonominin %41’ini oluşturduğu Azerbaycan’ nın Başkenti Bakü’ de olmaktan son derece mutluyuz .Petrol ürünleri ve türevlerinin yanı sıra çimento, makine, pamuk ve gıda maddeleri de üretmekte olan Ülkenin Dünyadaki 11 iklim çeşidinin 9’una sahip olan ve topraklarının %55’ini tarımsal arazilerin oluşturduğu Azerbaycan’da çok çeşitli tarım ürünleri yetiştirilebilmektedir Hizmetler sektörü ise GSYH’sinin %42’sini ve istihdamın yarısını oluşturan, finans, telekom ve turizm alanlarındaki büyüme ile gelişmekte olan bir sektördür.

Türkiye’nin Azerbaycan’a en fazla ihracat yaptığı sektörler makineler ve mekanik parçalar, elektrikli cihazlar, hava taşıtları, eczacılık ürünleri, plastik ve mamulleri ve demir çelik ürünleridir. Bu anlamda Hem Türkiye’ de hem de Azerbaycan’ da yatırım yapmak adına ikili görüşmeler gerçekleştirdik. Azerbaycan yetkilileri ile karşılıklı olarak mutabakat sağladığımız noktalar oldu.

Büyükelçimiz Sayın Cahit Bağcı ile istişare noktasında tanışma imkanı bulan Merve Ünler Yılmaz, kendisine hem ülkemizde Azerbaycanlı İş İnsanları hem de Bakü de bulunan Türk İş Adamları arasındaki ikili Ticaret noktasında görüş alışverişinde bulundu.

Azerbaycan’da 1 Temmuz’da yürürlüğe giren rekabet kanunu çerçevesinde, Azerbaycan Türkiye İş adamları Birliği (#ATİB) tarafından düzenlenen bilgilendirme toplantısına katılarak, ülkemiz ve Azerbaycan arasındaki ticari ilişkilere katkı sağlayan aktörlerimize hitaben bir konuşma yaptı.

Toplantı sonrasında, Merve Ünler YILMAZ ın doğum günü olan 24 Temmuz tarihinin Birlik tarafından ve katılımcılar tarafından öğrenilip özel güne dönüşüp kutlama yapılması sürpriz olduğu için kendilerini son derece duygulandırdı.

Bu güne Özel , Katılımcılar ve İş dünyasından şu ifadelere yer verildi.
“Azerbaycan’a olan gönülden bağlılığınız, ülkemizin toprak bütünlüğüne yatırım istihdam noktasında desteğinizde, Azerbaycan-Türkiye kardeşliğinin güçlendirilmesinde, iki ülke arasında “İki Devlet Tek Millet” ittifakımızın sarsılmaz kalması adına sizleri yatırım yapmaya davet ediyoruz denildi.

Bu görselin Alt özniteliği boş. Dosya adı: Genc-Gazeteciler-Azerbaycan-13-768x1024.jpeg

Okumaya Devam edin

DİPLOMAT

DEV YATIRIMLAR | ÇUKUROVA HAVALİMANI 10 AĞUSTOS’TA AÇILIYOR

Genç Gazeteciler | ADANA

Avatar

Published

on

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Çukurova Havalimanı’nın 10 Ağustos tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından hizmete açılacağını duyurdu. Bakan Uraloğlu, kamu kaynağı kullanmadan 800 hektar üzerine inşa edilen 8 milyon yolcu kapasiteli Çukurova Havalimanı’ndan 25 yılda 297 milyon 100 bin avro kira bedeli elde edileceğini bildirdi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, bölgesel olması nedeniyle Çukurova Uluslararası Havalimanı’nın Türkiye’nin en önemli havacılık yatırımlarından biri olduğunu vurgulayarak, “Başta Adana ve Mersin olmak üzere tüm Çukurova’ya hizmet edecek havalimanımız Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın tarafından 10 Ağustos’ta hizmete açılacak.” dedi. Türkiye’nin 4 saatlik uçuş süresiyle 1,4 milyar insanın yaşadığı 67 ülkenin merkezinde olduğunu vurgulayan Bakan Uraloğlu, “2053 hedeflerimiz kapsamında aktif havalimanı sayımızı 61’e çıkarmayı planlıyoruz. Çukurova Havalimanı bu doğrultuda atılmış çok önemli bir adımdır. Ülkemizde havacılığı daha da geliştirmek için durmadan çalışmaya devam edeceğiz.” dedi.

8 Milyon Yolcuya Hizmet Verecek

Bakan Uraloğlu, CAT-II standartlarında 3 bin 500 metre uzunluğunda inşa edilen piste en geniş gövdeli yolcu uçaklarının dahi iniş kalkış yapabileceğini belirterek, “8 milyon yolcu kapasitesiyle Çukurova Havalimanımız hem bölgenin hem de ülkenin turizmine ve ticaretine güç katacak, Türkiye’nin kargoda ikinci büyük HUB’ı ve Orta Doğu’ya açılan kapısı olacak. Çukurova Havalimanımızdaki kargo trafiğinin de ticaret hacmini iki katına çıkaracağını öngörüyoruz.” diye konuştu.

Çukurova Havalimanı inşası kapsamında 110 bin metrekare kapalı alanlı Terminal Binası inşa ettiklerinin altını çizen Uraloğlu, “Yaklaşık 800 hektar üzerine inşa ettiğimiz Çukurova Havalimanımızda 40 uçak kapasiteli 217 bin metrekarelik apron, 4 uçak kapasiteli 62 bin metrekarelik kargo apronu ve 34 uçak kapasiteli 56 bin metrekarelik genel havacılık apronu da bulunuyor.” dedi.

“25 Yıl İçerisinde 297 Milyon 100 Bin Avro Kira Bedeli Alacağız”

Kamu kaynağı kullanmadan Yap-İşlet-Devret modeliyle yaklaşık 244,5 milyon avroluk bir yatırım gerçekleştirdiklerini vurgulayan Bakan Uraloğlu, “Bu yatırımdan 25 yıl içerisinde de 297 milyon 100 bin avro kira bedeli alacağız.” dedi. Uraloğlu, Çukurova Havalimanı sayesinde bölgede ve ülke genelinde, doğrudan ve dolaylı olarak 3 bin kişiye istihdam yaratılacağının da altını çizerek, Mersin ve Adana başta olmak üzere çevre illere ekonomi, ticaret ve turizm açısından büyük katkı sağlayacağını ifade etti.

Çukurova’nın Uluslararası Ticaretteki Rolü Güçlenecek

Çukurova Havalimanı’nın faaliyete geçmesiyle birlikte, bölgenin uluslararası ticaretteki rolünün daha da güçleneceğini vurgulayan Uraloğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hava yoluyla taşımacılık, özellikle acil ve kritik malzemelerin zamanında teslimatını sağlayarak tedarik zincirlerinin kesintisiz işlemesine yardımcı oluyor. Çukurova Havalimanımızla, daha hızlı ve etkin bir şekilde mal taşınacak, yerel işletmelerin küresel tedarik zincirlerine entegrasyonunu kolaylaştıracak. Bu da bölgedeki işletmelerin daha geniş pazarlara açılmasını ve ihracat potansiyellerinin artırmasını sağlayacak.”

Genç Gazeteciler | ADANA

Bu görselin Alt özniteliği boş. Dosya adı: Setencioglu-Yuruyen-Evler-Tiny-House-3.gif

Okumaya Devam edin

DİPLOMAT

“Şehitlerimizin kanları üzerinde kurulan KKTC’nin güçlü, müreffeh, itibarlı bir devlet hâline gelmesi için desteğimiz bakidir”

Genç Gazeteciler | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Avatar

Published

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC’de düzenlenen 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Kıbrıs Türkü’nün haksız ve hukuksuz şekilde maruz bırakıldığı izolasyonun kırılması, ambargonun kaldırılması için çabalarımız daha da artacaktır. Şehitlerimizin kanları üzerinde kurulan KKTC’nin güçlü, müreffeh, itibarlı bir devlet hâline gelmesi için desteğimiz bakidir” dedi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki (KKTC) temasları kapsamında ilk olarak Lefkoşa’daki Atatürk Anıtı’na çelenk bırakan ve anıt özel defterini imzalayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, daha sonra KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile birlikte Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’nda düzenlenen 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Töreni’ne katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, Kıbrıs Türk halkının özgürlüğe kavuşmasını sağlayan Barış Harekâtı’nın 50. yıl dönümünde KKTC’de olmanın bahtiyarlığını yaşadığını belirtti.

Ada’nın dört bir yanındaki vatandaşlara şahsi selamları ile 85 milyon vatandaşın selam ve sevgilerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizleri bağrınıza bastığınız, muhabbetle kucakladığınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Yurdu yaşatmak için can veren kahraman şehitlerimizi rahmetle, minnetle yâd ediyorum. Vatan, bayrak, istiklal ve istikbalimiz için toprağa düş yiğitlerin aziz ruhları şad olsun” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Türkü’nün varlığı, hakları ve hürriyeti için cesaretle savaşan gazilerin ellerinden öptüğünü belirterek, her birine şükranlarını sundu, sağlıklı, hayırlı ve bereketli ömürler diledi.

“KUZEY KIBRIS BİZİM GÖZ BEBEĞİMİZDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın mimarları olan dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’i, Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı ve son nefesine kadar Kıbrıs davası için mücadele eden Alparslan Türkeş ile diğer devlet ve siyaset adamlarını rahmetle andı.

Kıbrıs Türklerinin egemenlik ve özgürlük mücadelesinin önderleri merhum Dr. Fazıl Küçük ve merhum kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a Allah’tan rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuzey Kıbrıs’ın hürriyeti için “Allah Allah” nidalarıyla omuz omuza çarpışan, kanları kanlarına karışan Mehmetçikleri ve mücahitleri kemali edeple yad ettiğini anlattı.

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nı yürekten tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Burada öncelikle bir hususu ifade etmek isterim. Bugün, tıpkı yarım asır önce olduğu gibi yine tek yüreğiz, tek bileğiniz. Ana vatan Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak sırt sırtayız. İktidar, muhalefet ayrımı olmadan bugün burada bulunmamız, Türkiye’nin ve Türk milletinin Kıbrıs davasına verdiği önemin göstergesidir. Kuzey Kıbrıs bizim göz bebeğimizdir, canımızdan bir parçadır. Burası bize sadece şehitlerimizin değil aynı zamanda Hazreti Osman’ın, sahabenin, bu toprakları fetheden kahraman ecdadımızın da emanetidir. İnşallah bu emanete sıkı sıkıya sahip çıkmayı sürdüreceğiz. Varlıklarıyla, Kıbrıs Türkü’ne cesaret aşılayan, ortak gururumuzu paylaşan 85 milyonun, sizlerin yanında olduğunu haykıran tüm siyasetçilere, siyasi partilerimizin genel başkanlarına da hassaten teşekkür ediyorum. Millî meselelerde ortaya koyduğumuz ortak dayanışma tablosunu inşallah güçlendirerek devam ettireceğiz. Rabbim birlik ve beraberliğimizi daim eylesin.”

“BİRLEŞMİŞ MİLLETLER BARIŞ GÜCÜ BİLE CİNNET FURYASINI DURDURAMADI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün sadece kahramanca bir mücadeleyi anmak için değil, aynı zamanda tarihî gerçekleri bir kez daha haykırmak için de burada bulunduklarını dile getirdi.

Kıbrıs, Barış Harekâtı’nın ne için yapıldığını, Türkiye’nin böyle bir kararı niçin aldığını daima akılda tutmak zorunda olduklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “1963-1974 yılları, Kıbrıs Türkleri için adanın yüzde 3’lük bir kısmına hapsedildikleri, kan, gözyaşı, zulümle dolu bir dönem demektir. Kıbrıs Türk halkı hem kurucusu ve ortağı olduğu devletten dışlanıyor hem de eli kanlı EOKA’nın insanlık dışı baskı ve saldırılarına maruz kalıyor. Adaya konuşlandırılan Birleşmiş Milletler Barış Gücü bile cinnet furyasını durduramadı, katliamın önüne geçemedi. 1974 yılına gelindiğinde Kıbrıs Türkü’nün varlığına kasteden, insanlık dışı saldırılar zirveye ulaşmıştır. Tam 50 yıl önce bugün kahraman Mehmetçik, Kıbrıs Türkü’nün istiklaline vurulmak istenen hançeri sökmek üzere tarihî bir adım attı. 20 Temmuz 1974 Anavatan ve garantör ülke olarak uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan hak ve yükümlülüklerimiz ile tarihin omuzlarımıza yüklediği sorumlulukla harekete geçtiğimiz tarihtir.”

“TÜM DÜNYAYA KIBRIS TÜRKÜ’NÜN YALNIZ OLMADIĞINI GÖSTERDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsan olmak, vicdan sahibi olmak bize ne sorumluluk yüklüyorsa Türkiye olarak bu sorumluluğun gereğini yerine getirdik. O gün tüm dünyaya Kıbrıs Türkü’nün yalnız olmadığını ve asla yalnız bırakılmayacağını gösterdik” ifadelerini kullandı.

“Rumların ateşe verdiği ekin tarlalarına, gül bahçesine girer gibi paraşütle indirme yapan Mehmetçiğimiz, mayın döşenmiş sularda Barbaros misali ilerleyen denizci leventlerimiz cesaretlerini bir kez daha tarihe kazımıştır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Kıbrıs Barış Harekâtı, Kıbrıs Türkü’nün zulümden kurtararak özgürlük ve refaha kavuşturmuş, geleceğe güvenle bakmasını sağlamıştır. Doktor Fazıl Küçük, o tarihi günü şöyle anlatıyor; ‘20 Temmuz sabahı doğan güneş, Kıbrıs Türkü’nün 11 yıllık karanlığını silip götürmüş, özgürlüğü getirmiştir.’ Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ise; ‘20 Temmuz ömrümün en mutlu günü’ diyerek yaşadığı duygu selini ifade ediyor. Şunun bilinmesini isterim, o gün burada hangi coşku, sevinç ve gurur hâkimse, Türkiye’de aynı bayram havası hâkimdir. Bugün de bayram olarak kutladığımız 20 Temmuz’u Kıbrıs Türk halkının barış ve istikrar özlemi ve idealleri doğrultusunda egemenlik haklarının ve eşit statüsünün korunmasının sembolü olarak görüyoruz.”

“KIBRIS’TA FEDERAL BİR ÇÖZÜMÜN MÜMKÜN OLMADIĞINA İNANIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Adanın güneyinde ise maalesef kendilerini Kıbrıs adasının tek hâkimi olarak gören şımarık bir zihniyet var. Öyle bir vahametle karşı karşıyayız ki Rum lider, EOKA teröristlerini anma törenlerine katılıyor, Kıbrıs Türk’ü kardeşlerimizi güneye geçtiklerinde saldırıya uğruyor, tutuklanıyor, güneydeki camiler kundaklanıyor. Rumlar, Kıbrıs Türkü’yle, siyasi gücü ve adanın doğal kaynakları da dâhil ekonomik refahı paylaşma niyetlerinin olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Geçenlerde maalesef Yunanistan Savunma Bakanı, yine akla ziyan açıklamalar yaptı. Sayın Miçotakis ile yurt dışında bir araya geldik ve kendilerine ‘Ayın 20’sinde biz Kuzey Kıbrıs’tayız. Duydum ki sen de güneydesin. Herhâlde oradan Dendias gibi bizlere sataşma yapmazsın.’ Böyle bir şey düşünmediğini söyledi. ‘Böyle bir şey düşünmüyorsan mesele yok’ dedik, yola devam.”

Bölgede devam eden çatışmalar karşısında tüm adanın güvenliğini tehdit etme riski olan son derece sorumsuz adımlar atıldığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aynı suda iki kez yıkanılmaz. Adadaki gerçekleri görmezden gelerek hiçbir yere varılmaz. Kıbrıs’ta federal bir çözümün mümkün olmadığına inanıyoruz. ‘Müzakerelere, yıllar önce İsviçre’de bıraktığımız yerden devam edelim’ demenin kimseye faydası yoktur. Bakın biz müzakereye, görüşmeye, Kıbrıs’ta kalıcı barışı ve çözümü sağlamaya hazırız. Çözüm yolunda uzatılan hiçbir eli havada da bırakmayız” diye konuştu.

“KIBRIS TÜRK TARAFI, RUM TARAFIYLA HER ALANDA EŞİT OLARAK MÜZAKERE MASASINA OTURMALI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarih boyunca bu konudaki hüsnüniyetin defalarca gösterildiğini ifade ederek, şöyle devam etti: “Bugüne kadar çözümü samimiyetle isteyen, bunun için fedakârlıkta bulunan, riski alan, irade sergileyen taraf Kıbrıs Türkü ve Türkiye olmuştur. Cumhurbaşkanı Sayın Tatar’ın 2023 Nisan ayında Cenevre’de yapılan toplantıda ortaya koyduğu iki devletli çözüm vizyonu çok kıymetlidir. Kıbrıs Türk tarafı, Rum tarafıyla her alanda eşit olarak müzakere masasına oturmalıdır. O yüzden ‘çözüm istiyorsanız Kıbrıs Türkü’nün müktesep haklarını tescil edin’ diyoruz. Adanın garantör ülkelerinin liderlerinin her iki devleti de beraberce ziyaret edecekleri günleri de göreceğimizi ümit ediyorum.”

Bu içten temenniyi Washington’daki NATO Zirvesi’nde görüştüğü Yunanistan Başbakanı Miçotakis’e de bizzat söylediğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Yunanistan arasındaki diyalog zemininin güçlendirilmesinin, Kıbrıs meselesinin çözümüne de şüphesiz katkı yapacağını söyledi.

“ADANIN KADİM VE ASLİ UNSURU KIBRIS TÜRKLERİNİN YOK SAYILMASI MÜMKÜN DEĞİL”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası alanda etkin iç hukuk yolu olarak tanınan Taşınmaz Mal Komisyonu’nun Ada’da mülkiyet konusunda çözümün yegâne adresi olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: “Bunun dışında başka yollara tevessül edenler, Kıbrıs Türkü’nü baskı altına alarak hedeflerine ulaşacağını zannedenler büyük bir yanılgı içindedir. Ne biz oldubittilere müsaade ederiz, ne de Kıbrıs Türk halkı tehditlere boyun eğer. Ada’nın kadim ve asli unsuru Kıbrıs Türklerinin yok sayılması mümkün değildir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması ve iki devletli çözümün hayata geçmesine yönelik gayretlerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Şuşa’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmî Zirvesi’ne, Cumhurbaşkanı Sayın Tatar’ın iştiraki bunun en son örneği oldu. Bu süreçte sergilediği dirayet için Azerbaycan Cumhurbaşkanı kardeşim Aliyev’e de buradan bir kez daha teşekkür ediyorum.”

Kıbrıs Türkü’nün haksız ve hukuksuz şekilde maruz bırakıldığı izolasyonun kırılması, ambargonun kaldırılması için çabalarının daha da artacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlerin kanları üzerine kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güçlü, müreffeh, itibarlı bir devlet hâline gelmesi için desteklerinin baki olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2024 İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması’nda yer alan bütün hususların süratle uygulanması için gereken desteği verdiklerini, sonuna kadar da vereceklerini bildirerek, şu ifadeleri kullandı: “Belediyelerimiz ve resmî kurumlarımız geniş bir yelpazede pek çok projeyi Kuzey Kıbrıs’ın dört bir yanında hayata geçiriyor. Ulaştırmadan tarım ve sulamaya, turizmden güvenliğe, konuttan afetlere hazırlığa kadar her alanda Kıbrıs Türk halkının yanındayız ve destekçisiyiz. Bu vesileyle Kıbrıslı genç kardeşlerimle şu müjdeyi paylaşmak istiyorum; temmuz ayı itibarıyla artık Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşı öğrencilerin katkı payı ve öğrenim ücreti bakımından Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı öğrencilerle aynı esaslara tabi olmasını kararlaştırdık. Aldığımız bu kararın Türk üniversitelerinde eğitim görmek isteyen Kıbrıs Türkü öğrencilerimize hayırlı olmasını diliyorum. Türkiye olarak Kıbrıslı kardeşlerimizle ekmeğimizi de suyumuzu da geleceğimizi de paylaşmaya devam edeceğiz. 50 yıl önce bu topraklarda tesis ettiğimiz barış ve huzur ortamını inşallah muhafaza edecek bunun zedelenmesine izin vermeyeceğiz.”

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nın Kıbrıs Türk halkına ve Türk milletine hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Barış Harekâtı’nda şehit olan Mehmetçik ve mücahitleri tekrar rahmetle, gazilerimizi şükranla anıyorum. Kuzey Kıbrıs’ın özgür, bağımsız, güvenli ve huzur dolu bir devlet olarak geleceğe yürümesi için mücadele eden, ter döken herkesi, tüm devlet ve siyaset adamlarımızı rahmetle yardım ediyorum” dedi.

Genç Gazeteciler | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Bu görselin Alt özniteliği boş. Dosya adı: GENC-GAZETECILER-tURKIYE-2.gif

Okumaya Devam edin

DİPLOMAT

Cumhurbaşkanı Erdoğan KKTC’de

Genç Gazeteciler | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Avatar

Published

on

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 50. yıl dönümünde, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı törenleri için gittiği Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ulaştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar Ercan Havalimanı’nda resmî törenle karşıladı. Karşılamada, KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, KKTC Başbakanı Ünal Üstel ve Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu da yer aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, HÜDA PAR Genel Sekreteri Şehzade Demir, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu da KKTC’ye ulaştı.

Genç Gazeteciler | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Okumaya Devam edin

DİPLOMAT

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sırbistan Büyükelçisi Aca Jovanovic’i kabul etti.

“Türkiye’ye Hoş Geldiniz”

Avatar

Published

on

Sırbistan büyükelçisinden güven mektubu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sırbistan Büyükelçisi Aca Jovanovic’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etti. Kabulde Büyükelçi Jovanovic, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a güven mektubunu sundu.

Genç Gazeteciler Ankara

Okumaya Devam edin

DİPLOMAT

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bosna Hersek Büyükelçisi Mirsada Colakovic’i kabul etti.

“Türkiye’ye Hoş Geldiniz”

Avatar

Published

on

Bosna Hersek büyükelçisinden güven mektubu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bosna Hersek Büyükelçisi Mirsada Colakovic’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etti. Kabulde Büyükelçi Colakovic, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a güven mektubunu sundu.

Genç gazeteciler Ankara

Okumaya Devam edin

DİPLOMAT

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Guatemala Büyükelçisi Eduardo Enrique Hernandez Recinos’u kabul etti.

“Türkiye’ye Hoş Geldiniz”

Avatar

Published

on

Guatemala büyükelçisinden güven mektubu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Guatemala Büyükelçisi Eduardo Enrique Hernandez Recinos’u Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etti. Kabulde Büyükelçi Recinos, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a güven mektubunu sundu.

Genç Gazeteciler Ankara

Okumaya Devam edin

DİPLOMAT

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bahreyn Büyükelçisi Bassam Ahmed Marzooq’u kabul etti.

“Türkiye’ye Hoş Geldiniz”

Avatar

Published

on

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bahreyn Büyükelçisi Bassam Ahmed Marzooq’u Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etti. Kabulde Büyükelçi Marzooq, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a güven mektubunu sundu.

Genç Gazeteciler Ankara

Okumaya Devam edin

DİPLOMAT

“15 Temmuz, Kurtuluş Savaşımızdan sonra milletimizin son bir asırda yazdığı en büyük destandır”

Genç Gazeteciler | TÜRKİYE

Avatar

Published

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü Anma Programı’nda yaptığı konuşmada, “Tıpkı Çanakkale’de, tıpkı İstiklal Harbimizde olduğu gibi, 15 Temmuz gecesi de milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararlılığı kurtarmıştır. 15 Temmuz, tüm zorluklara rağmen kazandığımız Kurtuluş Savaşımızdan sonra milletimizin son bir asırda yazdığı en büyük destandır. 15 Temmuz, on yıllar boyunca gururla anlatılacak bir direniş olma yanında, milletimizin küllerinden yeniden doğuşunun da hikâyesidir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü nedeniyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi 15 Temmuz Şehitler Anıtı’nda düzenlenen anma programına katılarak bir konuşma yaptı.

Vatandaşları selamlayarak konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, anma toplantısına katılanlara şükranlarını sundu. “Bugün, aziz milletimin şahlanıp ırmaklar misali taştığı gündür, diri olup, iri olup, bir olup istiklali için coştuğu gündür, denizlerden engin ferasetiyle ve dağlardan yüce asaletiyle yediden yetmişe her bir ferdiyle çıkıp meydanlara koştuğu gündür” mısralarını okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünün, milletin zaferinin, aziz milletin FETÖ’cü darbecilere karşı çıplak elleriyle yazdığı direniş destanının 8. yılı olduğunu belirtti.

“85 MİLYON HEPİMİZ TEK YUMRUĞUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz kıyamının 8’inci seneyi devriyesinde tüm Türkiye’nin birbirine kenetlenmiş durumda olduğunu ifade ederek, “Tıpkı 8 yıl önce olduğu gibi bugün de omuz omuzayız, biriz beraberiz, genci yaşlısı, kadını erkeğiyle 85 milyon hepimiz tek yumruğuz” dedi.

Bu aziz milletin bir ferdi ve Türkiye Cumhurbaşkanı olarak, bu muhteşem kardeşlik tablosundan duyduğu memnuniyeti dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu muazzam birlik ve beraberlik için, dosta güven, düşmana korku veren bu dik duruş için herkese teşekkür etti.

Kur’an’ı Kerim’de “Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyiniz, zira onlar diridirler, ancak siz bunu bilemezsiniz” denildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Manevi bakımdan böyle şerefli bir makama ulaşmak, şehadetle müşerref olmak dünyada her kula nasip olmaz. 15 Temmuz gecesi, darbeye direnen vatandaşlarımızdan 252 şehidimiz bu müjdeye mazhar oldu ve şehitlikle şereflendi. Şehitlerimizin yanı sıra 2 bin 740 insanımız da o gece yaralanarak gazi oldu. Rabbim, Peygamberlikten sonra en yüce mertebe olduğu bildirilen kahramanların hepsinden razı olsun diyorum. Aynı şekilde, her biri birer fedakârlık ve cesaret timsali olan gazilerimize de Mevla’dan hayırlı, sağlıklı ve bereketli ömürler diliyorum. Yine bu vesileyle, o gece televizyondan yaptığımız çağrıya icabet ederken sokaklara, meydanlara, havalimanlarına akın eden, uçakların, helikopterlerin karşısına korkusuzca dikilen, kurşunlara karşı göğüslerini siper eden, ellerinde bayraklarıyla bir istiklal şöleni yazan tüm kardeşlerime, şahsım ve milletim adına bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.”

“FETÖ’CÜ HAİNLERE DESTEK VERENLERİ UTANÇLA HATIRLIYORUZ”

Hainlerin başarısız, millî iradenin muzaffer olması için tüm kalpleriyle dua eden yurt dışındaki vatandaşlara ve gönül coğrafyasındaki milyonlarca Türkiye sevdalılarına teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz gecesi darbeciler karşısında canlarını ortaya koyan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, emniyet birimlerimizin ve Millî İstihbarat Teşkilatımızın şerefli mensuplarına hassaten teşekkürlerimi iletiyorum” ifadesini kullandı.

O gece adeta abideleşen kurumlardan birinin de TBMM olduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Türkiye Büyük Millet Meclisi, o gece halkın Meclisi olduğunu, millî iradenin temsilcisi olduğunu bir kez daha göstermiştir. Milletvekillerimiz, savaş uçaklarının sonik patlamaları ve tepelerine yağan bombalara aldıramadan, korkusuzca görevlerini yerine getirmişlerdir. 104 yıl önce yedi düvele direnerek galip gelen Gazi Meclis, 15 Temmuz ihanetinde bu defa emperyalizmin kuklalarına ‘dur’ demiştir. O gece ikinci kez gazilikle şereflenen Meclisimizin, hangi siyasi partiden olursa olsun tüm değerli mensuplarına tekrar teşekkür ediyorum. Şüphesiz her toplumda kahramanlar gibi unutmayın korkaklar da bulunur. Her millette, vatanını canından çok sevenler gibi, ruhlarını bir dolara satacak kadar ucuzlaşanlar da olabilir. 15 Temmuz’da ülkemiz içinde ve dışında, sayıları çok sınırlı da olsa maalesef darbe girişiminin başarıya ulaşmasını isteyenler de vardı. Tanklara selam duranları, darbecilere alkış tutanları, sala okuyan din görevlilerimize saldıranları ve FETÖ’cü hainlere destek verenleri bugün bir kez daha utançla hatırlıyoruz.”

“BU İHANET ŞEBEKESİ 80 YIL SONRA BİLE NEFRETLE ANILACAK”

Allah’tan, böylesine karanlık bir geceyi bir daha millete yaşatmamasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunun bilinmesinde fayda görüyorum, yurt dışındaki şarlatandan emir alarak pis ellerini vatanımıza uzatan FETÖ’cü alçaklar, döktükleri kanla tarihimize kara bir leke olarak geçtiler. Modern dönem haşhaşilerini ne biz affedeceğiz ne de 252 evladını bir gecede kara toprağa veren milletimiz affedecektir” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti: “Ülkemize, milletimize ve millî iradenin temsilcisi olan hükûmetimize kast eden bu ihanet şebekesi, değil 8 yıl, 80 yıl sonra bile nefretle anılacak. Bugün altını çizerek tekrar vurguluyorum, zalime merhamet, mazluma zulümdür. Sadece şu an bulunduğumuz bölgede 29 insanımızı şehit edenlere, henüz 15-16 yaşındaki gencecik evlatlarımızı acımasızca bizden koparanlara, devletin namusuna emanet ettiği silahları millete doğrultup masumları katledenlere, Gölbaşı’nda, Ankara Emniyeti’nde, Genelkurmay’da nice aslan parçasının kanını dökenlere merhamet edersek, Allah korusun, şehitlerimizin ruhlarını muazzep ederiz, kahraman gazilerimize mahcup oluruz. Üzerinden 8 sene geçmesine rağmen acımız da öfkemiz de tazedir. FETÖ ile ve vesayetle mücadele azmimiz ilk günkü kadar diridir, güçlüdür, ayaktadır. Allah’ın izniyle bu kararlılığımızdan hiçbir surette taviz vermeyeceğiz.”

Millî irade ve demokrasi düşmanlarıyla mücadeleyi çok kararlı biçimde sürdürürken, hukuk ve adaleti mutlaka gözeteceklerini, mağduriyetlerin önüne geçeceklerini ve masumla mücrimleri ayırmaya azami itina göstereceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “FETÖ’cü alçakların kurduğu sinsi tuzaklara düşmeden, vatandaşla devlet arasında yeni kırgınlıklar oluşturmadan, son darbeci de yargıya hesap verene kadar inşallah bu süreci hassasiyetle yürüteceğiz. Mevla ülkemizi ve milletimizi korusun, bizlere bir daha böyle acılar yaşatmasın diyorum” dedi.

“15 TEMMUZ GECESİ TOPYEKÛN TÜRKİYE’MİZ HEDEF ALINDI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz gecesi sadece bir işgal girişiminin püskürtülmediğini, aynı zamanda istiklal ve istikbale de sahip çıkıldığını belirtti.

O gece FETÖ’cü hainlerin sadece kendisini ve ailesini hedef almadığını, sadece AK Parti ve hükûmetin hedef alınmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “O gece sadece devletimizin güvenlik birimleri, TRT, TÜRKSAT, basın yayın kuruluşlarımız hedef alınmadı. 15 Temmuz gecesi topyekûn Türkiye’miz hedef alındı, bekamız hedef alındı, bizi asırlardır ayakta tutan kardeşliğimiz hedef alındı, 1071’den bu yana gelen millet ve devlet varlığı çökertilmek istendi” diye konuştu.

Hedefin kendisi ve ailesiyle birlikte 85 milyonun bütün fertleri olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, taşeron olarak kullanılan FETÖ’cüler eliyle Türkiye Cumhuriyeti’ne diz çöktürmenin ve milletin iradesine zincir vurulmasının amaçlandığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ’nün “suret-i haktan” gösterilerek 40 yıl boyunca bunun için beslendiğini, büyütüldüğünü, himaye edildiğini, yurt dışında önünün açıldığını dile getirerek, şunları kaydetti: “15 Temmuz sonrası ortaya koyduğumuz klasörler dolusu delile rağmen darbecileri ve elebaşlarını bunun için ısrarla desteklemeyi sürdürdüler. Çatışma, zülüm ve kıtlıktan kaçan mazlumlara bir lokma ekmeği dahi çok görürken, FETÖ’cü hainleri bunun için bağırlarına bastılar. Türkiye’de darbeye karışmış, insanımızın kanını dökmüş, millete kurşun sıkmış teröristler, bize sürekli demokrasi dersi veren Batı başkentlerinde, işte bunun için ellerini kollarını sallayarak serbestçe gezebiliyor. İşte bunun için bizler de Cumhur İttifakı ile birlikte önemli adımı attık ve gerekli tedbirlerimizi oluşturduk. Darbecilere kol kanat germeyi bize hukuk ve adalet diyerek yutturmaya çalışıyorlar. Oysa ellerinde masum kanı olan FETÖ’cülere gösterilen müsamahanın ne hukukla ne demokrasiyle ilgisi vardır.”

FETÖ’ye arka çıkılmasının tek sebebinin 15 Temmuz gecesi kullanılan bu piyonun, Türkiye’ye karşı projelerinde yeniden önlerine sürmek olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunun da çok net bilinmesini isterim. 1960’tan beri ülkemizde yapılan darbelerin arkasında kimin eli varsa aynı ‘üst akıl’ 15 Temmuz ihanetinde de tüm unsurlarıyla devredeydi. 15 Temmuz’un işaret fişeği esasında bizim ‘one minute’ çıkışımızdan hemen sonra atıldı. Şahsımızın ve hükûmetimizin Filistin davasına sağladığı güçlü destek, küresel siyonist lobiyi ve onların içimizdeki etki ajanlarını rahatsız etmişti” değerlendirmesini yaptı.

“15 TEMMUZ, MİLLETİMİZİN KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞUŞUNUN DA HİKÂYESİDİR

Türkiye dış siyasette bağımsız hareket etmeye başladıkça bu odakların tedirginliğinin ayyuka çıktığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, önce 7 Şubat MİT krizi, ardından Gezi olaylarıyla iktidarlarının alaşağı edilmeye kalkıldığını, akabinde 17/25 Aralık emniyet-yargı darbe girişimiyle hükûmete hamle yapıldığını anlattı.

“Yine bu arada farklı yöntemlerle rahatsızlıklarını ifşa ettiler. Bunların hiçbirinde muvaffak olamayınca, 15 Temmuz’da son kozlarını oynadılar” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletle sırt sırta vererek bu sinsi planları yırtıp attıklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Gençlerimizin şu gerçeği özellikle görmesini istiyorum. Tıpkı Çanakkale’de, tıpkı İstiklal Harbimizde olduğu gibi 15 Temmuz gecesi de milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararlılığı kurtarmıştır. 15 Temmuz tüm zorluklara rağmen kazandığımız Kurtuluş Savaşımızdan sonra milletimizin son bir asırda yazdığı en büyük destandır. 15 Temmuz, on yıllar boyunca gururla anlatılacak bir direniş olma yanında, milletimizin küllerinden yeniden doğuşunun da hikâyesidir. Tüm bunlarla birlikte 15 Temmuz, ülkemiz, milletimiz ve demokrasimizin hakiki dostlarının ortaya çıktığı bir turnusol işlevi görmüştür. Gençler, lütfen bunları hafızanıza adeta nakşedin. Bakın, o gece iş başa düşünce ellerinde bayraklarıyla sokaklara koşanların yanı sıra ikbal peşinde koşanları da gördük. O gece çıplak elleriyle tanklara meydan okuyanlarla birlikte tankların arasından sıvışıp kaçanları da gördük. O gece hangi siyasi partiden olursa olsun tek yürek, tek bilek olanlarla birlikte milletimizin ezeli kardeşliğini dinamitlemeye çalışanları da gördük. O gece sabaha kadar milletimizin zaferi için dua edenlerle beraber darbecilerin galip gelmesini dört gözle bekleyenleri de gördük.”

“YENİ TÜRKİYE, 15 TEMMUZ RUHUNUN ÜZERİNDE YÜKSELECEK”

15 Temmuz’da hem ülkenin nasıl bir badire atlattığını unutmamanın hem de milletin darbecilere ve arkasındaki güçlere karşı verdiği mücadeleyi unutturmamanın şehitlere karşı vefa borcunun bir gereği olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anlayışla 15 Temmuz etkinliklerinin ana temasını “milletin zaferi” olarak belirlediklerini ifade etti.

Farklı programlarla “milletin zaferini” manasına uygun şekilde idrak etmeye çalıştıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sabah İstanbul Şehitler Köprüsü’nün girişinde ilk programlarını yaptıklarını, tüm illerde bu programların sürdüğünü söyledi.

Geleceğin teminatı gençlerin 15 Temmuz’u anlamalarını, içselleştirmelerini, o gece asil milletin yazdığı eşsiz destanla gurur duymalarını arzu ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birileri rahatsız olsa da biz şuna yürekten inanıyoruz. ‘Çanakkale ruhu’ nasıl bir asır boyunca milletimize rehberlik etmişse ‘15 Temmuz ruhu’ da inşallah Türkiye Yüzyılı’nın inşasına öncülük edecektir. Cumhur İttifakı olarak bunu ayakta tutacağız ve sürdüreceğiz. Şehitlerimiz, ‘kutup yıldızlarımız’ olarak bizlere yol gösterecek. Yeni Türkiye, 15 Temmuz ruhunun üzerinde yükselecek” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, her 10 yılda bir demokrasinin askıya alınmadığı, millî iradenin sürekli varlık yokluk tehdidiyle yaşamadığı, milletin egemenliğine kastetmeye kimsenin cüret edemediği, dış politikası bağımsız, ekonomisi güçlü, itibarı yüksek, küresel düzeyde çekim merkezi hâline gelmiş bir Türkiye’yi inşa edeceklerini bildirdi.

Geçmişteki tecrübelerden ders ve ibret alarak istikbalin şekillendirileceğini, bunun için 15 Temmuz ruhuna sahip çıkmanın çok önemli olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bakınız bizim nazarımızda Yeni Türkiye, 15 Temmuz ruhunun üzerinde yükselecek. Vatandaşa silah doğrultan kim olursa olsun tıpkı 15 Temmuz gecesi olduğu gibi yine karşısında dimdik dururuz. Milletin sandıkta tecelli eden iradesine, Allah’ın izniyle gölge düşürmeyiz, leke sürdürmeyiz, kimsenin el uzatmasına müsaade etmeyiz. FETÖ’cülerin kendilerini gizlemek için arkasına saklandığı millî manevi değerlerimizin örselenmesine de izin vermeyiz. Türkiye’nin ve Türk demokrasisinin bir daha asla 27 Mayıs, 12 Eylül, 28 Şubat ve 15 Temmuz vari saldırılarla karşı karşıya kalmaması için gereken her türlü tedbiri alıyoruz, almaya da devam edeceğiz.”

“HER KİM 15 TEMMUZ’A LAF SÖYLÜYORSA HEDEFİ MİLLETTİR, DEMOKRASİDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm gerçekler apaçık ortadayken birilerinin “15 Temmuz kıyamına” çamur atma çabalarını ibret ve üzüntüyle takip ettiklerini söyledi.

Birilerinin uyduruk bahanelerle, milletin heyecanını, gururunu ve zaferini paylaşmaktan imtina ettiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “‘Kontrollü darbe’ iftirası atarak başaramadıklarını, 15 Temmuz arifesinde Meclis’imizin ‘gazi kimliğine’ saldırarak yapmaya çalışıyorlar. Kimse kusura bakmasın ama adı, sanı, unvanı ne olursa olsun her kim 15 Temmuz’a laf söylüyorsa hedefi millettir, demokrasidir, milletin sarsılmaz iradesidir. Her kim milletin zaferini küçümsüyorsa ‘tiyatro’ diyerek bühtan ediyorsa, asıl amacı FETÖ’cü efendilerine diyet borcunu ödemektir. Bunlar, 15 Temmuz gecesi milletten yedikleri tokadın acısını bir türlü unutmayan zavallılardır. Biz bunlara prim vermedik, vermeyeceğiz.”

Milletin engin ferasetiyle bu söylemlerin arkasındaki sinsi niyeti gördüğünü aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugüne kadar, FETÖ’ye ve FETÖ’yü de kullanan ‘üst akla’ yaranmak için her şeyi yaptılar, her türlü iftirayı attılar. Ancak ne yaptılarsa tam 8 yıldır emellerine ulaşamadılar, inşallah hiçbir zaman da ulaşamayacaklar” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gecenin asıl kahramanı olan milletin, iradesine sahip çıktığı gibi tarihe altın harflerle yazılan zaferine de sahip çıkacağını belirterek, şunları kaydetti: “O gece hemen yanı başımızda şehit düşenlerin fedakarlıklarını önemsiz göstermeye kimsenin gücü yetmez. İnşallah biz de 15 Temmuz’un unutturulmasına da birilerinin istismar aracı hâline gelmesine de müsaade etmeyeceğiz. Her 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nde 85 milyon el ele, yürek yüreğe, gönül gönüle vererek hem kahraman şehitlerimizi yad edeceğiz hem de bu önemli günü hakkıyla idrak edeceğiz. Rabb’im yar ve yardımcımız olsun. Bu gece buraya gelerek 15 Temmuz ruhunu yücelttiğiniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. 15 Temmuz şehitlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet, ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyorum. Kahraman gazilerimize teşekkürlerimi sunuyorum.”

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve şehitler için saygı duruşunda bulunulan programda, İstiklal Marşı okundu.

Programda, mehter takımı, Uğur Işılak, Alper Kış, Ceyhun Çelikten, Mustafa Yıldızdoğan ve Azerbaycan Devlet Sanatçısı Azerin konser verdi. “Çırpınırdın Karadeniz”i seslendiren Azerin, şarkısını bozkurt işareti yaparak sonlandırdı.

15 Temmuz şehitlerinin isimlerinin okunduğu programda, vatandaşlar “Burada” diye karşılık verdi.

Kur’an-ı Kerim okunan programda, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş dua etti.

“Milletin gözünden, şehitlerin dilinden, devletimizin ağzından 15 Temmuz” anlatımının yapıldığı programda, Şair Dursun Ali Erzincanlı şiir, Abdülkadir Şehitoğlu ise sala okudu.

Programda MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Kur’an-ı Kerim hediye etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, programa katılmak üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne gelen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman, TBMM Başkanvekili Celal Adan, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu ve eski Başbakan Binali Yıldırım’ı kabul etti.

Programa, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi üyeleri, eski TBMM başkanları, AK Parti genel başkanvekilleri ve yardımcıları, siyasi parti temsilcileri, yüksek yargı organı başkanları ve üyeleri, milletvekilleri, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve 15 Temmuz gazisi Turgut Aslan ile 15 Temmuz kahramanı şehit Ömer Halisdemir’in eşi Hatice Halisdemir ve oğlu Doğan Ertuğrul Halisdemir de katıldı.

Genç Gazeteciler | ANKARA

Okumaya Devam edin

REKLAMLAR
Eylül 2021
P S Ç P C C P
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930  

Genç Diplomat

REKLAMLAR
DİPLOMAT24 saat önce

Merve Ünler Yılmaz; Bakü’ de ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmaya katkıda bulunmayı Hedefliyoruz.

DİPLOMAT2 gün önce

DEV YATIRIMLAR | ÇUKUROVA HAVALİMANI 10 AĞUSTOS’TA AÇILIYOR

DİPLOMAT3 gün önce

“Şehitlerimizin kanları üzerinde kurulan KKTC’nin güçlü, müreffeh, itibarlı bir devlet hâline gelmesi için desteğimiz bakidir”

DİPLOMAT3 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan KKTC’de

DİPLOMAT5 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sırbistan Büyükelçisi Aca Jovanovic’i kabul etti.

DİPLOMAT5 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bosna Hersek Büyükelçisi Mirsada Colakovic’i kabul etti.

DİPLOMAT6 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Guatemala Büyükelçisi Eduardo Enrique Hernandez Recinos’u kabul etti.

DİPLOMAT6 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bahreyn Büyükelçisi Bassam Ahmed Marzooq’u kabul etti.

DİPLOMAT1 hafta önce

“15 Temmuz, Kurtuluş Savaşımızdan sonra milletimizin son bir asırda yazdığı en büyük destandır”

DİPLOMAT1 hafta önce

“15 Temmuz’a iftiralar atanlar, Türkiye üzerine tezgâhlanmak istenen tiyatronun birer figüranıdır”

DİPLOMAT1 hafta önce

15 Temmuz, istiklal ve istikbalin zaferidir.

DİPLOMAT1 hafta önce

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç , SETA tarafından düzenlenen 15 Temmuz Sempozyumuna katıldı.

DİPLOMAT1 hafta önce

“Irak ve Suriye hattında, ülkemize tehdit oluşturacak hiçbir yapıya müsaade etmemekte kararlıyız”

DİPLOMAT1 hafta önce

Türk Hava Yolları, İtalya’nın Torino Şehrine Uçuşlara Başladı

DİPLOMAT2 hafta önce

“İsrail-Filistin meselesine kalıcı çözüm getirmeden, küresel barış ve istikrardan bahsedilemez”

DİPLOMAT2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Müttefik ve Ortak Devlet ve Hükûmet Başkanları Toplantısı’na katıldı

DİPLOMAT2 hafta önce

Emine Erdoğan, Jill Biden’ın ev sahipliğindeki resepsiyona katıldı

DİPLOMAT2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Atlantik Konseyi Devlet ve Hükûmet Başkanları Oturumu’na katıldı

DİPLOMAT2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Macaristan Başbakanı Orban ile bir araya geldi

DİPLOMAT2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO’nun 75. Yılı Anma Etkinliği’ne katıldı

DİPLOMAT2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD’de

DİPLOMAT2 hafta önce

TÜRKİYE’NİN UZAYDAKİ GARANTİSİ TÜRKSAT 6A

DİPLOMAT2 hafta önce

“Türkiye, NATO’nun misyonlarına ve harekâtlarına en fazla katkı sağlayan ilk beş müttefikten biridir”

DİPLOMAT2 hafta önce

“Haberleşme uyduları millî güvenliğimiz açısından büyük önem arz ediyor”

DİPLOMAT2 hafta önce

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve İletişim Fakültesi Mezuniyet Törenine katıldı

DİPLOMAT2 hafta önce

İyi ki varsın Emin KAYA

DİPLOMAT3 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü 24’üncü Devlet Başkanları Zirvesi’ne katıldı

DİPLOMAT3 hafta önce

DIŞ TİCARETE DENİZ YOLU DAMGASI

DİPLOMAT3 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Savunma Bakanı Al-Suud’u kabul etti

DİPLOMAT3 hafta önce

“Şehirlerimizi, Türkiye Yüzyılı’nın ruhuna uygun bir yaklaşımla ele almamız gerekiyor”

DİPLOMAT3 hafta önce

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Van Kültür Yolu Festivali açılışını gerçekleştirdi

DİPLOMAT3 hafta önce

Türk Hava Yolları, Skytrax Ödülleri’nde Dokuzuncu Kez ‘’Avrupa’nın En İyi Havayolu’’ Seçildi

DİPLOMAT3 hafta önce

Emine Erdoğan, “Anadoludakiler” projesinin tanıtımına katıldı

DÜNYA4 hafta önce

“Estonya ile her alanda iş birliğimizi ilerletme potansiyeline sahibiz”

DÜNYA4 hafta önce

Estonya Cumhurbaşkanı Karis Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde

DÜNYA4 hafta önce

İyi ki Varsın Yasin Burak Arslan

DÜNYA4 hafta önce

Estonya Cumhurbaşkanı Karis Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde

DİPLOMAT3 hafta önce

Türk Hava Yolları, Skytrax Ödülleri’nde Dokuzuncu Kez ‘’Avrupa’nın En İyi Havayolu’’ Seçildi

DİPLOMAT3 hafta önce

Emine Erdoğan, “Anadoludakiler” projesinin tanıtımına katıldı

DİPLOMAT2 hafta önce

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve İletişim Fakültesi Mezuniyet Törenine katıldı

DİPLOMAT4 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan Polis Akademisi Mezuniyet Töreni’nde konuştu

DİPLOMAT3 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Savunma Bakanı Al-Suud’u kabul etti

DİPLOMAT2 hafta önce

İyi ki varsın Emin KAYA

DİPLOMAT3 hafta önce

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Van Kültür Yolu Festivali açılışını gerçekleştirdi

DİPLOMAT3 hafta önce

“Şehirlerimizi, Türkiye Yüzyılı’nın ruhuna uygun bir yaklaşımla ele almamız gerekiyor”

DÜNYA4 hafta önce

Tiny House

DÜNYA4 hafta önce

“Estonya ile her alanda iş birliğimizi ilerletme potansiyeline sahibiz”

DİPLOMAT2 hafta önce

TÜRKİYE’NİN UZAYDAKİ GARANTİSİ TÜRKSAT 6A

DİPLOMAT3 hafta önce

DIŞ TİCARETE DENİZ YOLU DAMGASI

DİPLOMAT6 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Guatemala Büyükelçisi Eduardo Enrique Hernandez Recinos’u kabul etti.

DİPLOMAT3 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü 24’üncü Devlet Başkanları Zirvesi’ne katıldı

DİPLOMAT6 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bahreyn Büyükelçisi Bassam Ahmed Marzooq’u kabul etti.

DİPLOMAT1 hafta önce

Türk Hava Yolları, İtalya’nın Torino Şehrine Uçuşlara Başladı

DİPLOMAT2 hafta önce

“Haberleşme uyduları millî güvenliğimiz açısından büyük önem arz ediyor”

DİPLOMAT5 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sırbistan Büyükelçisi Aca Jovanovic’i kabul etti.

DİPLOMAT2 hafta önce

“Türkiye, NATO’nun misyonlarına ve harekâtlarına en fazla katkı sağlayan ilk beş müttefikten biridir”

DİPLOMAT2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD’de

DİPLOMAT2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO’nun 75. Yılı Anma Etkinliği’ne katıldı

DİPLOMAT2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Atlantik Konseyi Devlet ve Hükûmet Başkanları Oturumu’na katıldı

DİPLOMAT2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Macaristan Başbakanı Orban ile bir araya geldi

DİPLOMAT1 hafta önce

“15 Temmuz’a iftiralar atanlar, Türkiye üzerine tezgâhlanmak istenen tiyatronun birer figüranıdır”

DİPLOMAT1 hafta önce

15 Temmuz, istiklal ve istikbalin zaferidir.

DİPLOMAT5 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bosna Hersek Büyükelçisi Mirsada Colakovic’i kabul etti.

DİPLOMAT3 gün önce

“Şehitlerimizin kanları üzerinde kurulan KKTC’nin güçlü, müreffeh, itibarlı bir devlet hâline gelmesi için desteğimiz bakidir”

DİPLOMAT2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Müttefik ve Ortak Devlet ve Hükûmet Başkanları Toplantısı’na katıldı

DİPLOMAT2 hafta önce

Emine Erdoğan, Jill Biden’ın ev sahipliğindeki resepsiyona katıldı

DİPLOMAT2 hafta önce

“İsrail-Filistin meselesine kalıcı çözüm getirmeden, küresel barış ve istikrardan bahsedilemez”

DİPLOMAT1 hafta önce

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç , SETA tarafından düzenlenen 15 Temmuz Sempozyumuna katıldı.

DİPLOMAT1 hafta önce

“15 Temmuz, Kurtuluş Savaşımızdan sonra milletimizin son bir asırda yazdığı en büyük destandır”

DİPLOMAT2 gün önce

DEV YATIRIMLAR | ÇUKUROVA HAVALİMANI 10 AĞUSTOS’TA AÇILIYOR

REKLAMLAR
REKLAMLAR

Genç Diplomat

seers cmp badge