Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kayseri mitinginde yaptığı konuşmada, “Türkiye’yi dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri yapana kadar durmadan çalışacağız” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Kayseri mitingine katılarak bir konuşma yaptı.
Konuşmasının başında Kayseri’yi ve Kayserilileri selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 10 ay sonra bir kez daha bu kenti görmenin bahtiyarlığı içinde olduğunu söyledi.
“Kayseri’yi görüp de gururlanmamak mümkün mü? Sizlerin şu sevdasını, şu aşkını görüp de duygulanmamak mümkün mü? Kayseri gibi yoldaşı, Kayserili gibi kardeşi olanın evelallah sırtı yere gelmez. Rabb’ime, şahsıma sizlerle yol yürümeyi nasip ettiği için bizlere Kayseri’ye ve Kayseriliye hizmet etme imkânı verdiği için hamdediyorum. Allah sizi nazardan, kem gözlerden korusun” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kayseri’yle ilgili bir de şiir okudu.
Yola çıkarken ilk mitingi yine Kayseri’de yaptıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kayseri’yle yol arkadaşlıklarının farklı olduğunu dile getirdi.
“DEPREM KONUTLARININ İNŞASINA SÜRATLE BAŞLADIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 6 Şubat depremlerini ve artçı sarsıntıları yakından hisseden Kayseri’ye geçmiş olsun dileklerini iletti.
Depremden sonra afetzedelerin en fazla göç ettiği illerin başında Kayseri’nin geldiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kayseri Büyükşehir Belediyesine deprem bölgesinde büyük bir gayret ortaya koyduğu için teşekkür etti.
Kentin yaklaşık 50 bin depremzedeye en güzel şekilde ev sahipliği yaptığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “millet olmanın, kaderi ve kederi bir olmanın ne manaya geldiğini gösteren” Kayseri halkına teşekkürlerini sundu.
Kayseri Büyükşehir Belediyesi ile beraber tüm belediyeleri de tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kayseri’nin kardeş şehri Kahramanmaraş’a zor günlerinde destek verdiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Asrın felaketini yaşamış, 50 bini aşkın insanımızı toprağa vermiş olsak da devlet millet el ele yaralarımızı sarıyoruz. Yıkık ve acil yıkılacak binaların enkazını kaldırdık. Deprem konutlarının inşasına süratle başladık. Durmuyoruz, çalışıyoruz. Toplam 837 bin 500 çadırın ve 100 bin konteynerin kurulumunu yaptık. İnşa süreci başlayan konut ve köy evi sayısında 141 bin 300, temeli atılan konut ve köy evi sayısında ise 58 bin 630 rakamına ulaştık” diye konuştu.
“DEPREMİN İZLERİNİ TAMAMEN SİLİNCEYE KADAR SAHADA OLMAYI SÜRDÜRECEĞİZ”
Resmî rakamla Kayseri mitingine 135 bin kişinin katıldığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bay bay Kemal, bak Kayseri ne diyor?” dedi.
“14 Mayıs’ta da bunlara bu cevabı verecek miyiz, buna hazır mıyız?” sorularına alandakilerin hep bir ağızdan verdiği “evet” cevabının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Allah sizlerden razı olsun” ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şov ve istismar için deprem bölgesine gidenler, ne yazık ki onlar sırtını dönse dahi, biz depremin izlerini tamamen silinceye kadar sahada olmayı sürdüreceğiz. Depremzedelerimiz gönüllerini ferah tutsun, Allah’ın izniyle onları asla sahipsiz bırakmayacağız” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, depremde ve sellerde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diledi ve “Rabb’im bizleri her türlü afetten, musibetten muhafaza eylesin diyorum” dedi.
“ÜLKEMİZİN EN BÜYÜK DEMOKRASİ VE KALKINMA HAMLELERİNE BERABER İMZA ATTIK”
“Bizim kumaşımız, milletimizin kumaşıdır. Bizim hamurumuzu milletimiz karmıştır. Bizim aşkımız, milletimizin aşkıdır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Seyrani’nin “Aşkın ipliğiyle dikilen dikiş kıyamete kadar sökülmezmiş” dizelerini paylaştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “İşte biz de Kayseri’yle birbirimize o sökülmez aşkın ipiyle bağlıyız. Biz Kayseri’yle sadece yol arkadaşı değil, sizinle kader arkadaşıyız. 2002’den beri tüm mücadeleleri beraber verdik. Zorlukların üstesinden beraber geldik. Vesayet teşebbüslerine beraber direndik. Terör örgütlerinin saldırılarını beraber püskürttük. 15 Temmuz’da millî iradeyi beraber savunduk. Türkiye’ye son 20 yılda, önceki 80 yıldan daha fazla hizmeti beraber yaptık. Ülkemizin en büyük demokrasi ve kalkınma hamlelerine beraber imza attık. Daha önce hayal dahi edilemeyen nice projeyi, nice muhteşem eseri beraber kazandırdık.”
“2013’TE IMF’Yİ BİR DAHA TÜRKİYE’YE UĞRAMAMAK ÜZERE GÖNDERDİK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bugün millî geliri yaklaşık 1 trilyon dolara ulaşan bir Türkiye varsa, yıllık 36 milyar yerine 255 milyar dolar ihracat yapan bir Türkiye varsa, tarımsal gayri safi hasılası 407 milyar lirayı geçen bir Türkiye varsa… Merkez Bankası rezervi 27,5 milyar dolardı, şimdi 115 milyar dolara ulaştı. IMF’ye borcumuz neydi hatırlayın, 23,5 milyar dolar. Şimdi burada bir şey söyleyeceğim. Davos’tayız, bebecan o zaman benim bakanım, IMF Başkanı’yla konuşuyoruz, IMF Başkanı diyor ki, böyle böyle siyaseten bizi idare edeceklermiş. Dedim ki ‘Siz alacaklarınızı tahsil ediyor musunuz?’, ‘Ediyoruz.’ ‘Ama Türkiye’nin Başbakanı benim, sen değilsin. Türkiye’nin siyasetine ben yön veririm ben.’ Tabii bebecan kızardı, bozardı, böyle şeylere alışık değiller. 2013’te IMF’yi bir daha Türkiye’ye uğramamak üzere gönderdik.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “CHP’nin sözcüsü aynı zamanda Merkez Bankasında bir ara görev yapan kişi, bunlar beraber otellerin lobilerinde ne yaptılar, IMF ile görüştüler. Neymiş, IMF’den borç almamız lazımmış. Hadi oradan, bizim buna ihtiyacımız yok. 2013’ten beri bir kuruş almadık, ne oldu, ne kaybettik? Hiç. Onunla birlikte 27,5 milyar dolar olan Merkez Bankası rezervimiz de şu an itibarıyla 115 milyar dolara çıktı. Başbakanlığım döneminde bir ara 135 milyar dolara da çıkmıştık. Yeniden o rakamları yakalayacağız. İstihdamını 32 milyon sınırına getiren, yıllık 51,5 milyon turist ağırlayan, turizm geliri her yıl artan bir Türkiye varsa, depreme rağmen emeklisini, işçisini, memurunu enflasyona ezdirmeyen ekonomisiyle bir Türkiye gerçeği varsa bunu sizlerle birlikte sırt sırta vererek başardık.”
“20 SENE ÖNCESİNİ HATIRLAYANLAR ÜLKEMİZİN NEREDEN NEREYE GELDİĞİNİ GÖRÜYOR”
Alandakilere, AK Parti’nin bugüne kadar Türkiye’ye kazandırdığı eser ve hizmetlerin videosunu izlettiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Detaya girsek saatler, günler sürecek tüm bu işleri beraber yaptık. Bu başarıda Tayyip Erdoğan kadar Kayserili sanayicinin, çiftçinin, tüccarın, ev hanımının, memurun, işçinin de alın teri var. Bu başarıda AK Parti kadar Türkiye ortak paydasında buluştuğumuz Cumhur İttifakı’ndaki ortaklarımızın da katkısı var. Bu başarıda hangi siyasi görüşe, mezhebe, kökene mensup olursa olsun ‘önce ülkem’ diyen tüm vatandaşlarımızın emeği var. Bu başarıda son 21 yıldır dualarını ve desteklerini bizden esirgemeyen herkesin, tüm kardeşlerimizin payı var. Bu başarı sadece bizlerin değil 85 milyonun tamamının başarısıdır” ifadelerini kullandı.
14 Mayıs’taki Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri’nin ardından eser ve hizmetlere yenilerini ekleyeceklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Türkiye’yi dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri yapana kadar durmadan çalışacağız. Bunu da son 21 yıldır olduğu gibi yine hep birlikte gerçekleştireceğiz. Biliyorsunuz yurt dışında oy verme işleri 27 Nisan’da başladı, 9 Mayıs’a kadar devam ediyor. Yurt dışında çok ciddi sayıda Kayserili kardeşim var. Sandıklar kapanmadan mutlaka onlara ulaşmalıyız. Bu kritik dönemde, ana vatanlarına sahip çıkmalarını isteyeceğiz. Cumhurbaşkanlığında şahsımıza, milletvekilliğinde Cumhur İttifakı’na desteklerini talep edeceğiz. Bu meseleyi hâllettikten sonra 14 Mayıs’a kadar Kayseri’de çalışacağız. Buraya gelemeyen eşimizin, dostumuzun veya komşumuzun kapısını çalacağız. Benim selamımı söyleyecek, kırgınlık, kızgınlık, küskünlük varsa gönlünü alacak, Türkiye Yüzyılı için oyuna talip olduğumuzu söyleyeceğiz. 2002’den beri nasıl sandıktan önce işi bitirdiysek, 14 Mayıs’ta da aynısını yapacağız.”
Alandakilere yönelttiği, “Kayseri, 14 Mayıs’ta ‘durmak yok yola devam’ diyor muyuz? 14 Mayıs’ta ‘doğru adımlarla yola devam’ diyor muyuz? 14 Mayıs’ta ‘Türkiye Yüzyılı için hemen şimdi’ diyor muyuz? Bunun için 14 Mayıs’a kadar kapı kapı dolaşıyor muyuz? Bu PKK’ya, HDP’ye, dağdakilere gereken cevabı 14 Mayıs’ta veriyor muyuz?” sorulara, “Evet” cevabını alan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kale içeriden fethedilir. Kaleyi içeriden fethedecek olanlar kimler? Hanımlar, size inanıyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, elini vicdanına koyan herkesin hizmet aşklarını takdir ettiğini belirterek, “20 sene öncesini hatırlayanlar ülkemizin nereden nereye geldiğini görüyor. Artık dünya standardında yollara, hastanelere, havalimanlarına, tünellere, görenlerin hayranlıkla baktığı köprülere sahibiz. Artık Avrupa’nın bile ötesinde bir sağlık sistemine, sosyal güvenlik sistemine, dijital altyapıya, elektronik devlete sahibiz. Artık kendi alanında dünyanın en gelişmiş teknolojileriyle donatılmış İHA’lara, SİHA’lara, Akıncı’lara Kızılelma’lara, ANKA’lara sahibiz” ifadelerini kullandı.
“SAYISIZ PROJEYİ DEVREYE ALDIK”
Türkiye’nin tüm imkânlarını günden güne geliştirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “CHP’li kardeşlerimize sormak lazım, bu bay bay Kemal ne yaptı? CHP’li belediyelerde ne yaptınız? İzmir’de, İstanbul’da, Ankara’da ne yaptınız? Onlar musluk açar, musluk kapar. Bay bay Kemal ve ortakları, inanın elleriyle kalp işareti yapmaktan bile aciz. Biz sayısız projeyi devreye aldık. Eserlerimizle hamdolsun Türkiye’de ses verdik. Gençlere ulaşmanın, gençlerimizi gerçek anlamda sevmenin nasıl olacağını gösterdik. Donanmamızın amiral gemisi TGC Anadolu’yu ordumuza teslim ettik. İstanbul’da yüzlerce kişi TCG Anadolu’yu gezdi. Şimdi ardından İzmir’e gönderdik. Şu anda İzmir’de. İzmir’de de yüzlerce kişi şu anda TCG Anadolu’yu geziyor.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bay bay Kemal, Kayseri’de ‘Katarlılara sattılar.’ yalanını attığı fabrikada yeni nesil Fırtına obüslerini ve Altay tankımızı ürettik. Adamın işi gücü yalan. CHP’li kardeşlerim de bu adamın bu yalanlarına uyuyor. Eser ortada. Ziya Paşa ne diyor? ‘Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri.’ Biz eserlerimizle konuşuyoruz. Şimdi bu hafta başında millî muharip uçağımız KAAN’ı hangardan çıkardık” şeklinde konuştu.
Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin yakıt çubuklarının gelmesiyle Türkiye’nin resmen nükleer güce sahip ülkeler ligine yükseldiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Muhalefetin ‘fasa fiso’ dediği Karadeniz doğal gazını milletimizin evine kadar getirdik. Kayseri’nin kışı inşallah artık eskisi kadar meşakkatli geçmeyecek. Faturalar gelmiştir, bu ay doğal gaz ücretsiz. Bir sene boyunca da benim Kayserili vatandaşım 25 metreküp doğal gazı ücretsiz kullanacak. Bir yıl boyunca mutfaklarda inşallah bayram olacak? Özellikle hanım kardeşlerime hayırlı, uğurlu olsun diyorum. Bitmedi, etrafımızda doğal gaz ve petrol fışkırırken yıllarca bundan mahrum kaldık. Emekliye, işçiye, memura, gençlere, kadınlarımıza harcayacağımız 100 milyarlarca doları maalesef yabancı ülkelere fatura olarak ödedik. Artık bu para başkalarına gitmeyecek, milletimizin cebinde kalacak.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Peki, bu parayla ne yapacağız? Bir müjde daha veriyorum. Aile ve Gençlik Bankası kuracağız ve buranın gelirinin belli bir miktarını bu bankada rezerv edeceğiz. Sapkın akımlar karşısında aile kurumunu güçlendireceğiz. Mesela ev hanımlarımızı, primlerinin üçte birini buradan ödeyip emekli ederek kendi gelirlerine kavuşturacağız. Gençlerimizin eğitimden istihdama, kendi işini kurmadan evliliğe her adımlarında hibe ve kredi destekleriyle yanlarında olacağız. Kayserili gencimiz evlenmek istediği zaman gidecek 2 yılı ödemesiz, 48 ay vadeli, faizsiz 150 bin lira kredisini alacak düğününü yapacak. Kendi işini kurmak isteyen gençlerimiz, bir kısmı hibe, bir kısmı uygun şartlarda kredi olmak üzere belli bir kaynağı yanlarında bulacak. Aile ve Gençlik Bankamızın şimdiden hayırlı olmasını diliyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cudi-Gabar bölgesinde keşfedilen petrol rezervine atıfta bulunarak, “Günlük 100 bin varil üretim kapasitesine sahip petrol rezervi bulduk. Kuyumuza, bölücü örgütün daha gencecikken alçakça katlettiği şehit öğretmenimiz Aybüke Yalçın’ın ismini verdik. Karadeniz’deki doğal gazımızın kalitesi hamdolsun çok iyiydi. Gabar’daki petrolümüz de Kayseri’nin dillere destan üzüm pekmezi kıvamında. Gerçekten çok temiz, gravitesi iyi, ülkemizin günlük ihtiyacının onda birini karşılayacak önemli bir kaynağa sahip olduk” diye konuştu.
“MİLLETİMİZE VERECEK DAHA ÇOK MÜJDEMİZ VAR”
Kuaför, manav, bakkal, tesisatçı, pazarcı gibi küçük esnaflara da bir müjde vermek istediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Küçük esnaflarımızın prim ödeme gün sayısını SSK’lılarla eşitleyerek 7 bin 200 güne indiriyoruz. Yeni dönemde yapacağımız ilk işlerden biri olacak bu çalışmadan inşallah 1 milyon küçük esnafımız faydalanacak. Tüm esnaf kardeşlerimize hayırlı olsun diyorum. Biz sadece eser ve hizmet siyaseti yapmıyoruz. Bizim ülkemize kazandıracak daha çok eserimiz, milletimize verecek daha çok müjdemiz var” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti hükûmetlerince 21 yılda yapılanların ve gelecek dönemdeki 5 yıllık hedeflerinin yer aldığı videoların yayınlanmasının ardından, şunları kaydetti: “Kardeşlerim sizlere 21 yıllık karnemizi gösterdik, 5 yıllık hedeflerimizi de söyledik. Bizim sözümüz öyle adı yalancı çobana çıkmış bay bay Kemal’in ‘sana söz’üne benzemez. Ne diyor? Sana söz. Ya sen bugüne kadar verdiğin sözün hangisini tuttun? İşçiler atılmayacak dedin. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde kapıya koydun, İzmir’de, belediyede işçileri kapıya koydun, Ankara’da kapıya koydun. Yahu hangi sözün? Sende doğruluk diye bir şey var mı? Dürüstlük diye bir şey var mı? Hayatın yalan hayatın. Şimdi gene yalan üstüne yalan.”
“Biz söz verince unutmaz, onu takip eder, hayata geçirir sonra da millete hesap veririz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: “Son 21 yıldır yaptıklarımız 5 senede yapacaklarımızın teminatıdır. Diğer sözlerimizi nasıl tuttuysak sizlerin desteği ve duasıyla inşallah bunları da gerçekleştireceğiz. Karşımızdaki koalisyonun ise böyle bir derdi ve vizyonu yok. Vaat diye millete sıraladıklarına kendileri bile inanmıyor. Belediyelerindeki işçilerin maaşlarını taksit taksit anca ödüyorlar. Çıkmış bir de ’emekliye şunu vereceğim, memura bunu vereceğim’ diyor. Daha ağzı süt kokan torununu SGK’lı yapan birisi utanmadan millete hak, hukuk, adalet dersi veriyor. Ağzı süt kokan torununu sigortalı yapıyor ya. Kim, bay bay Kemal. Bize ve ailemize attığı iftiranın haddi hesabı yok. Sonra buralarda ahlaktan dürüstlükten, erdemden, kul hakkı yememekten bahsediyor. Şimdiye kadar istikrarlı olduğu tek konu var. Meydanlarda verdiği sözlerin hiçbirini tutmaması.”
“GÜÇLÜ AİLENİZ OLURSA GÜÇLÜ MİLLETİNİZ OLUR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gazi Mustafa Kemal’in partisini marjinal örgütlerin, mezhep fanatiklerinin, LGBT savunucularının, milletin inancına, orta çağ karanlığı diyen edepsizlerin manda ve himaye heveslerinin yuvası hâline dönüştürdüklerini” ifade ederek şunları söyledi: “CHP LGBT’cidir, İYİ Parti LGBT’cidir, HDP LGBT’cidir. Diğerlerinden aykırı bir şey duydunuz mu? Onlar da LGBT’ci. Ama LGBT, AK Parti’nin semtine uğrayamaz, MHP’nin semtine uğrayamaz, Cumhur İttifakı’nın semtine uğrayamaz. Çünkü biz ailenin kutsiyetine inanıyoruz. Aile bizde kutsaldır. Güçlü aileniz olursa güçlü milletiniz olur. Eğer güçlü aile olmazsa çürük bir milletle karşı karşıya kalırsınız.”
Millet İttifakı’na yönelik, “Kayseri’ye gelince ne yapıyor bunlar? Milliyetçi maskesi takıyor. Van’a ve Ağrı’ya gidince bölücü örgütün uzantılarıyla kol kola miting düzenliyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: “Burada bayrak, vatan edebiyatı yapıyor, başka yerlere gidince ‘Selo’ya özgürlük’ diyor. Kim bu Selo? Diyarbakır’da benim 51 Kürt kardeşimin ölümüne neden olan ahlaksız. Şimdi kendisini ziyaret ediyorlar, ‘biz gelince Selo’ya özgürlük’ diyor bay bay Kemal. Benim milletim 14 Mayıs’ta size yol vermeyecek ve Cumhur İttifakı, AK Parti, Erdoğan, iş başında olduğu sürece de siz Selo’yu, meloyu çıkartamazsınız. Herkese duymak istediğini söyleyen, kelimenin tam anlamıyla bir nabza göre şerbet ittifakıdır bu koalisyon. Bu ittifakta ilke yok, kırmızıçizgi yok, hassasiyet yok, devletin ve milletin bekasına dair hiçbir duruş yok. Proje ve vizyon zaten yok. Peki, bunların yerine ne var? Bolca yalan var, palavra var, sahte gülüş var, maske var, renkten renge girme alışkanlığı var. Dün kara çaldığına, eleştirdiğine bugün sahip çıkma yüzsüzlüğü var. Tabii bir de bol bol bölücülere ve FETÖ’cülere verilmiş sözler var.”
“MİLLETİMİZE SORUMLULUĞUMUZUN GEREĞİ OLARAK BU MESELEYİ SONUNA KADAR TAKİP EDECEĞİZ”
“Amerika’daki hamburgercide yenen büyük lokmalar var, o lokmalar kimlerle paylaşıldı?” sorusunu yönelten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bölücü örgütün uzantılarına verilmiş tehlikeli tavizler var. Her gün terör örgütünün bir elebaşı veya sözcüsü çıkıyor, bay bay Kemal için açıkça oy istiyor. Kardeşlerim şu Avrupa, Fransa’sı, Almanya’sı, İngiltere’si, acaba bu kardeşinize niye saldırıyor? Türkiye’yi sevdikleri için mi, Türkiye’de beklediklerini bulamadıkları için. İnşallah 14 Mayıs’ta bu sandıkları onlara, mezar etmeye var mıyız? FETÖ’cüler yurt dışında, bay bay Kemal’in parti delegesi gibi koşturuyor. Küresel güçlerin operasyon aygıtı olan dergiler zaten bunun için çalışıyor. Tüm bunlar ayan beyan ortadayken ne bay bay Kemal ne de ortakları bu kepazeliklere hiçbir tepki göstermiyor. Hadi bay bay Kemal’i anlıyoruz. Onun diyet borcu var, istese de konuşamaz. Koalisyonun milliyetçilik iddiasındaki ortağı Meral Hanım niye susuyor? Ha söyle bakalım. LGBT’yle ilgili ne söyledin bugüne kadar? Bir ona bir bana diyerek oy istediği adaylarının bölücü örgütün siyasi uzantılarıyla ne pahasına anlaştığını niçin açıklamıyor? Yasin Börü ve 51 insanımızın katillerini azmettiren Selo’nun bay bay Kemal’e oy dilenmesinin sebeplerini niçin izah etmiyor? Bunlar şecaat arz ederken sirkatin söyleyenlerden.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bay bay Kemal önceki gün çıkmış, 10 yıl sonra, ’17-25 Aralık girişimindeki her şey montajdı’ diyor. Şimdi ben bu iftiracıya Kayseri’den soruyorum. Madem montaj olduğunu, iftira olduğunu bal gibi biliyordun, niçin bunları meydan meydan millete dinlettin? Madem yalan olduğunu, uydurma olduğunu biliyordun, niçin aylarca Meclis kürsüsünde o yalanlar üzerinde tepindin. Madem 17-25 Aralık’ın FETÖ’nün bir kumpası olduğunu biliyordun, bu darbe girişimine neden ortak oldun? Seni bu yalan ve iftira furyasına öncülük etmeye kim zorladı? Seni bu çamur siyasetine kim bulaştırdı? Hangi örgüt bulaştırdı? 15 Temmuz destanına ‘kontrollü darbe’ diyerek lekelemeni senden kimler istedi? Bay bay Kemal’in artık bu sorulara cevap verme vakti gelmiştir. Bay bay Kemal bu millete ve Türk siyasetine bir iyilik yapmak istiyorsa, çıkmalı üzerindeki şüphe bulutlarını cesaretle kaldırmalıdır. Şayet gerçekten helalleşmek istiyorsa önce buradan başlamalıdır. Biz ülkemize ve milletimize, sorumluluğumuzun gereği olarak bu meseleyi sonuna kadar takip edeceğiz.”
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun SSK Genel Müdürlüğü döneminde yaşananlarla bazı CHP ve HDP’lilerin terör örgütü PKK ve özerklik söylemlerinin yer aldığı görüntüleri izleten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kayseri’nin bu partilere milletvekilliği vermeyeceğini söyledi.
Terör örgütü PKK’yı ancak kendilerinin vuracağını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kılıçdaroğlu ve “yandaşlarının” “arkamızda PKK var” diyenlerle gezdiğini belirterek, Kayseri’nin, yerli ve millî duruşunu 14 Mayıs’ta yeniden göstereceğini ifade etti.
“SON 21 YILDA KAYSERİ’YE 83 MİLYAR LİRAYI AŞKIN YATIRIM YAPTIK”
Kayseri’nin lokomotif şehirlerden biri olduğunu, ne kadar güçlü ve müreffeh olursa Türkiye’nin de o derece güçlü ve müreffeh olacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 21 yılda Kayseri’ye 83 milyar lirayı aşkın yatırım yaptıklarını bildirdi.
Eğitimde, sporda, sosyal yardımlarda, sağlıkta şehre çağ atlattıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, inşa ettikleri Kayseri Şehir Hastanesinin bölge için de önemli bir eser olduğunu anlattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bay bay Kemal TOKİ’nin 22 yılda 500 bin konut yaptığını söylemiş. TOKİ, 18 bin 836 Kayseri’de olmak üzere, Türkiye genelinde 1,2 milyon konut inşa etti bay bay Kemal. Kayseri’de 2 bin 71 konutun yapımı sürüyor. Şimdi de İlk Evimle 4 bin 585 yeni konut yapıyor. İlk İş Yerimle 214 iş yeri inşa ediyor. İlk Arsamla altyapısı hazır 25 bin arsa veriyoruz. Şehrimizde riskli 4 bin 600 bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdik” dedi.
Kayseri’de 4 millet bahçesinden 2’sinin yapımının, 2’sinin ise projelendirme çalışmalarının devam ettiğini, 83 kilometreden devraldıkları bölünmüş yol uzunluğunu 652 kilometreye çıkardıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, inşası devam eden yolların bir kısmını bu yıl, bir kısmını da gelecek yıl tamamlayacaklarını aktardı.
Kapadokya turizmine katkı sağlayacak Ürgüp-Soğanlı yolunu yatırım programına aldıkları bilgisini veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, demir yollarında Kayseri’nin Yerköy üzerinden Ankara-Sivas yüksek hızlı tren hattına bağlanacağını, Kayseri Boğazköprü Lojistik Merkez Projesi’nin birinci etabının tamamlandığını, ikinci etabın yapımına başlandığını, gelecek yıl buranın da tamamlanacağını bildirdi.
“KAYSERİ’Yİ HER ALANDA İLERİYE TAŞIMAK BİZİM ASLİ GÖREVİMİZ”
Kayseri Havalimanı’na yapılan yeni iç ve dış hatlar terminal binasıyla apron inşasını bu yıl içinde tamamlayarak açmayı planladıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Tarım ve ormanda 3 bin dekar araziyi sulayacak Develi Köseler Barajı ile Sarız Fettahdere Barajı’nın inşası sürüyor. Sanayi ve teknolojide 2 teknopark 17 araştırma geliştirme merkezi ve tasarım merkezi kurduk. Yeni bir organize sanayi bölgesi daha kuracağız. Enerjide Felahiye, Özvatan, Pınarbaşı ve Sarız’a doğal gaz arzı sağlamayı planlıyoruz. Kayseri’yi her alanda ileriye taşımak bizim asli görevimiz ve bunu sürdüreceğiz. Bunun için 14 Mayıs çok önemli. Ben, Kayseri’den yeni bir müjde bekliyorum. Ben, Kayseri’den bir rekor bekliyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kandil’dekilerin milleti yok, bayrağı yok, ezanı yok, dini yok ama benim Kürt kardeşlerimi tenzih ederim. Bunlar Diyarbakır annelerinin yavrularını kaçıranlar değil mi? Hâlâ onları Kandil’de taciz edenler değil mi? Buradan haykıralım ki iyi duysun. Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Bir olacağız. İri olacağız. Diri olacağız. Kardeş olacağız. Hep birlikte Türkiye olacağız” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının öncesinde, kürsüye eşi Emine Erdoğan ile çıkarak vatandaşları selamladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kanada Başbakanı Mark Carney, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin, anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetini tarihî dönemdeki ziyareti vesilesiyle Türkiye’de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade ederek, kendisine “hoş geldiniz” dedi.
İki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile bugünkü görüşmelerinde ikili ilişkileri etraflıca değerlendirdiklerini, bölgesel ve küresel meselelere değinme imkânı bulduklarını söyledi.
“TİCARET HACMİMİZİ İLK OLARAK 5 MİLYARA, AKABİNDE 10 MİLYAR DOLARA ÇIKARMAYI TEMENNİ EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu yönde atacağımız somut adımları içeren bir eylem planını da bugün kabul ettik. Öncelikle ticaret ve yatırımların artırılmasını teminen Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerine yılsonundan önce başlanmasını kararlaştırdık. Bu sürece paralel olarak ekonomi alanındaki ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almak üzere Ortak Ekonomik ve Ticari Komite dâhil mevcut mekanizmaları daha etkin şekilde kullanacağız. Bu komitenin müteakip toplantısına 2027 yılında bu defa özel sektörlerimizin de katılımıyla ev sahipliği yapacağız. Atacağımız bu adımlarla hâlen yaklaşık 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi ilk olarak 5 milyara, akabinde de 10 milyar dolara çıkarmayı temenni ediyoruz.”
Güncellenen Hava Ulaştırma Anlaşması ile iki ülke arasındaki doğrudan uçuşları yaklaşık iki katına çıkaracaklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün ayrıca üçüncü ülkelerde ortak yatırım fırsatlarını da değerlendirdik. Afrika’dan Latin Amerika’ya, Orta Asya’dan Uzak Doğu’ya kadar geniş bir coğrafyada önemli işbirliği fırsatlarının bulunduğuna inanıyoruz. Yarın Türk Eximbank ile Kanada İhracatı Geliştirme Kurumu arasında imzalanacak mutabakat zaptının üçüncü ülkelerde ortak projelere vesile olmasını temenni ediyoruz” diye konuştu.
Kanada ile savunma sanayii ve nükleer enerji alanlarında yakın temas hâlinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayii iş birliğinin önemine vakıf iki müttefik olduklarını kaydetti.
Bunu son olarak Ankara’da yapılan NATO Zirvesi sırasında da gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, biraz önce de “Savunma Sektörü Ortaklıkları Mutabakat Zaptı”nın imzalandığını anımsattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, müttefiklerin savunma sanayilerine finansman sağlamak amacıyla Kanada öncülüğünde kurulmakta olan Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankasının iki ülke arasındaki savunma sanayii iş birliğini desteklemesini beklediklerini kaydetti.
Enerji alanında, madencilikten LNG’ye, kritik minerallerden nükleer enerjiye kadar geniş bir işbirliği alanının mevcut olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülkenin Enerji Bakanlıkları arasında kabul edilen “Enerji Alanında İşbirliğine Dair Ortak Bildiri”nin de nükleer dahil bu alandaki ciddi potansiyele işaret ettiğini söyledi.
Kanada Başbakanı Carney ile Gazze, Ukrayna ve Körfez dâhil birçok bölgesel gelişmeyi de değerlendirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek Ukrayna’da, gerek Körfez’de olsun diplomatik yöntemlerin kalıcı barışa giden yolu açmasını temenni ediyoruz. Bu noktada ortak görüşte olduğumuzu teyit ettik. Gazze’de ise Kanada’nın diğer bazı müttefiklerle birlikte istilacı yerleşimlere yönelik yaptırım adımlarını, İsrail hükûmetinin ihlallerinin caydırılması noktasında isabetli bir adım olarak görüyoruz. Bölgemizde barış ve istikrarın tesisi noktasında bu yöndeki tutumlarını sürdürmelerini temenni ediyoruz” diye konuştu.
“İLİŞKİLERİMİZİN GELECEĞİNE YÖNELİK TARİHÎ BİR ADIM ATTIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Başbakan Carney ile ilişkilerimizin geleceğine yönelik tarihî bir adım attık. Çok geniş yelpazeye yayılan iş birliği potansiyelimizi gerçek anlamda hayata geçirmek için önemli bir süreci başlattık. İlişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine çıkarmamız kâğıt üzerinde kalacak sembolik bir adım olmayacaktır. Bu konuda Sayın Carney’nin ekonomi alanındaki engin tecrübesi ve siyaset sahnesinde sergilediği sağduyulu ve dirayetli duruşla önemli rol oynayacağına inanıyorum.”
Kanada Başbakanı Carney’ye, konuşmasının ardından, anlamlı ve dolu dolu ifadeleri için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gerçekten uzun yıllara sâri bir Türkiye-Kanada kopukluğunu bugün gidermiş olduk. Şimdi yeni bir dönemi Türkiye ve Kanada arasında başlatıyoruz. İnşallah iş adamlarımızı bir araya getireceğiz ve ben de Kanada’ya yapacağım ilk iş adamlarıyla birlikte ziyaretimde, orada iş adamlarımızı bir araya getirerek adımlarımızı atacağız.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Kanada Başbakanı Mark Carney’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Kanada Başbakanı Carney’in tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türkiye ve Kanada bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Muhtarlar Günü Buluşması” programında yaptığı konuşmada, “Hani diyorum ya ‘etrafımız ateş çemberi’ diye. İçinde bulunduğumuz durum tam olarak böyle. Biz işte böyle bir kaos ve kriz ortamında Türkiye’nin kılına zarar gelmemesi için gecemizi gündüzümüze katıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 19 Ekim Muhtarlar Günü dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen “Muhtarlar Günü Buluşması” programına katılarak bir konuşma yaptı.
Tüm muhtarların 19 Ekim Muhtarlar Günü’nü kutlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarları Türkiye ve Türk milleti için ortaya koydukları gayretlerden dolayı tebrik etti.
Muhtarlarla ilk toplantılarını 27 Ocak 2015’te yine aynı salonda yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “O gün 17 ilimizden gelen 409 muhtarımızı burada ağırlamıştık. Ardından düzenli olarak ülkemizin dört bir yanından muhtarlarımızı milletin evinde konuk etmenin sevincini yaşadık. Şimdiye kadar kimi zaman burada, kimi zaman Sergi Salonu’muzda Türkiye’nin bütün vilayetlerinden 40 bini aşkın muhtarımızla bir araya geldik. Gün oldu Türkiye’nin meselelerini istişare ettik. Gün oldu bölgesel ve küresel meseleleri birlikle değerlendirdik. Gün oldu en sıkıntılı zamanlarda kafa kafaya verdik yeni bir yol açtık. Gün oldu milletçe hepimizi sevindiren başarıları birlikte kutladık. Gün oldu dertleştik. Gün oldu birbirimize destek olduk, umut verdik. Ama 12 yıl boyunca demokrasinin uç beyi olan muhtarlar ile şahikası olan Cumhurbaşkanlığı arasındaki o bağı her zaman canlı tuttuk, diri tuttuk. Cumhurbaşkanlığı Külliyesini sadece devletin merkezi değil, milletin evi hâline de getireceğimizin sözünü vermiştik. Şükürler olsun ki millete verdiğimiz diğer sözlerimiz gibi bu sözümüze de sadık kaldık. İşte bugün bir kere daha siz muhtar kardeşlerimizle kucaklaşıyor, ahdimizi ve kavlimizi yeniliyoruz. Rabb’im muhabbetimizi, sevgimizi, dayanışmamızı artırsın.”
“TÜM TÜRKİYE İÇİN, 86 MİLYONUN HER BİR FERDİ İÇİN AŞKLA ÇALIŞACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı olarak kendisinin de muhtarlar gibi milletin iradesi ve teveccühüyle bulunduğu makama geldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu tüm kalbimle ifade etmek isterim ki sizlerle beraber yol yürümekten, sizlerle kardeşlik yapmaktan daha önemli herhangi bir şey olamaz ve Cenabıallah’a bundan dolayı da her zaman hamdediyorum. Rabb’im ömür verdikçe sizlerle yoldaşlık etmeye devam edeceğim. ‘Aşkınan koşan yorulmaz’ diyerek tüm Türkiye için, 86 milyonun her bir ferdi için, yönünü ülkemize çevirmiş tüm mazlumlar ve masumlar için aşkla koşacağız, aşkla çalışacağız” ifadelerini kullandı.
“Ezelden aşığız biz bu millete, Hakk’tan gelir, Hakk’a gider bu sevda. Maya olur Devlet-i Ebed-Müddet’e, Her can, her gönülde tutar bir sevda…” dizelerini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu bitmez sevda Türkiye sevdasıdır. Millete ve memlekete hizmet sevdasıdır. Bu sevda Türkiye Cumhuriyeti’nin istiklal, hürriyet, kalkınma ve adalet mücadelesinin bizatihi kendisidir. İnşallah bu sevda son nefesimizde kalbimizde burcu burcu tütecek, elden ele, gönülden gönüle kutlu bir emanet gibi taşınacaktır. Rabb’im hepimize bu sevdayı layıkıyla taşımayı, bizden sonrakilere de en güzel şekilde devretmeyi nasip etsin. Büyük ve güçlü Türkiye sevdasına gönül veren siz kardeşlerime bir kez daha şükranlarımı sunuyor, bu anlamlı günde bu güzel buluşmaya vesile olan İçişleri Bakanlığımızı içtenlikle tebrik ediyorum.”
“MUHTARLIK MÜESSESESİNİN TÜRK SİYASETİNDE HAK ETTİĞİ SAYGIYI GÖRMESİNDEN MEMNUNİYET DUYUYORUM”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarlar ile aralarındaki sarsılmaz bağı anlayamayanların her icraatlarında yaptıkları gibi muhtarlar buluşmalarına da kara çaldığını dile getirerek, şunları kaydetti: “Öyle küçümseyici ifadeler kullandılar ki içlerinde yıllardır biriktirdikleri millî irade hazımsızlığını tüm çirkinliğiyle bir anda ortaya boca ettiler. ‘Muhtar bile olamaz’ diyerek güya bizi aşağıladıklarını zannedenler, benim muhtar kardeşlerime Cumhurbaşkanlığından başlayarak devletin tüm kapılarının açılmasını bir türlü kabullenemediler. Milletin teveccühüne rağmen bizi Başbakanlığa ve Cumhurbaşkanlığına layık görmeyenler, aslında sizi de buralara layık göremediler. Rahatsızlıklarının sebebi bizim burada hasbihal etmemiz asla değildi, rahatsızlıklarının sebebi sizin buraya, kendi evinize gelir gibi gelmenizdir. Rahatsızlıklarının sebebi, tıpkı 90 sene önce Ankara’ya alınmayan Aşık Veysel gibi muhtarlarımızın onlara göre yeterince elit olmamasıydı. Yıllar geçse de birilerinin Anadolu insanına tepeden bakma alışkanlıkları değişmedi. Türkiye’nin değiştiğini, Türkiye’nin eski Türkiye olmadığını kabullenmeye bir türlü yanaşmadılar. Peki, sonuçta ne oldu? İçlerine pek sinmese de kuzu kuzu kabullenmek zorunda kaldılar. Vatandaşın doğrudan oyuyla seçilen, benim demokrasi piramidinin tabanı olarak tarif ettiğim muhtar kardeşlerime saygı duymayı öğrendiler.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin zirvesinin kapıları muhtarlara açıldıkça şehir merkezlerinden köylere kadar bu atmosferin tüm Türkiye sathına yayıldığını belirtti.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ile birlikte kamu kurumlarının ve belediyelerin kapılarının da muhtarlara ardına kadar açılmaya başladığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu işin sadece yerel düzeyde kalmadığını, Türk siyasetinde buluşmaların dönüştürücü etkisinin olduğunu ve tabiri caizse siyasette “bir muhtar açılımı” yaşandığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Daha önce ‘muhtar’ deyince hafife alanlar, kimi zaman mecburiyetten kimi zaman mahcubiyetten dolayı bizi taklit etmeye, takip etmeye başladılar. Ne kadar samimi olduklarını elbette ölçemeyiz. Ama yine de düne kadar muhtar görünce yollarını değiştirenlerin, şimdilik seçim dönemleriyle sınırlı olsa bile Muhtarlar Buluşması düzenlemesini Türkiye’de millî iradenin güç kazanması, muhalefetin toplumla barışması noktasında kıymetli bir adım olarak görüyoruz. Temennimiz bunun seçimden seçime yapılan taktik bir hamleden ziyade kalıcı bir zihniyet değişimine dönüşmesidir. Şurası da bir gerçek ki taklit her zaman aslını büyütür. İster zoraki ister gönüllü olsun. Onlar bizi taklit ettikçe Allah’ın izniyle biz büyümeye, güçlenmeye devam ederiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarım asra yaklaşan siyasi hayatı boyunca demokrasinin evvelemirde, yerelde başladığına inandığını belirterek, muhtarlık müessesesinin Türk siyasetinde hak ettiği saygıyı görmesinden memnuniyet duyduğunu söyledi.
Bu başarıda naçizane emeğinin olmasından ayrıca memnuniyet duyduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Muhtarlar Buluşması’nın sadece tek parti bakiyesi, tepeden inmeci, baskıcı, kibirli zihniyetin geriletilmesinde değil, muhtarların özlük hakları ve çalışma şartlarının iyileştirilmesinde de çok ciddi katkıları olduğunu ifade etti.
Muhtarların vatandaşlara daha iyi hizmet sunabilmesi, görevini daha iyi yerine getirebilmesi için hiçbir fedakârlıktan kaçınmadıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sorun ve önerileri bizzat muhtarlardan dinlediklerini, notları aldıklarını ve gerekli adımları hızlıca attıklarını anlattı.
“19 EKİM’İ MUHTARLAR GÜNÜ İLAN EDEREK 2016 YILINDAN İTİBAREN ÜLKE GENELİNDE KUTLAMAYA BAŞLADIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunların neler olduğunu muhtarların zaten çok iyi bildiğini belirterek, muhtarlar için yapılan çalışmalara ilişkin şunları kaydetti: “Yayımladığımız genelgeyle büyükşehir belediyelerinde muhtarlar işleri daire başkanlığının, diğer belediyelerde ise muhtarlar müdürlüğünün kurulmasını sağladık. Valiliklerimizde bir vali yardımcımızı, büyükşehir belediyelerinde genel sekreter yardımcısını, diğer yerel yönetim birimlerimizde ise bir başkan yardımcısını muhtarlarımızla yakından ilgilenmek üzere görevlendirdik. Muhtarlarımızın taleplerini elektronik ortamda iletebilmeleri için Muhtar Bilgi Sistemi, MUBİS’i hayata geçirdik. 19 Ekim’i Muhtarlar Günü ilan ederek 2016 yılından itibaren ülke genelinde kutlamaya başladık.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Maaş ve ödemeler konusu ise üzerinde titizlikle durduğumuz iki önemli başlıktı. 2002’de muhtarlarımıza yapılan ödeme yalnızca unutmayın 97 liraydı. 2026 yılı itibarıyla bu rakamı tam 28 bin liranın üzerine çıkardık. Muhtarlarımızın SGK primlerini ise 2017’den bu yana devlet olarak biz karşılıyoruz. Daha önce ticarethane tarifesi üzerinden belirlenen enerji giderlerini mesken statüsüne alarak muhtarlarımızın enerji giderlerini azalttık. Tüm muhtarlarımızın Vilayetler Hizmet Birliği Otel ve Sosyal Tesislerinden bakanlık mensuplarına uygulanan tarifeler üzerinden yararlanmalarını sağladık. 2022 yılında yayınladığımız Cumhurbaşkanı kararı ile Türkiye Muhtarlar Konfederasyonunu kamu yararına çalışan dernekler arasına aldık. Köy ve mahalle muhtarlarımızın bulundukları illerdeki müze ve ören yerlerine ücretsiz girebilmelerinin önünü açtık” diye ekledi.
“BUNDAN SONRA DA SİZLERİN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Yeni hizmet binalarının inşasına da hız verdiklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “30 büyükşehrimizde yöreye özgü 100 hizmet binasının yapımını 2023 yılında tamamladık. 2024 ve 2025’te ise il özel idaresi kapsamında bulunan 51 lokasyonda, 130 muhtar hizmet binasının yapım ve onarımını gerçekleştirdik” bilgisini paylaştı.
Muhtarlara yönelik ilk sosyal dinlenme tesisi projesi olan Ankara Muhtar Evi’ni 4 yıl önceki Muhtarlar Günü’nde hizmete açtıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu projenin devamı niteliğindeki İstanbul Çapa Muhtar Evi’ni de tamamlayarak muhtarların istifadesine sunduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadın muhtarların görev yaptığı yerlerdeki tüm hizmet binalarının güvenlik kamerası ihtiyaçlarını da talepler doğrultusunda karşıladıklarını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, mekânsal adrese dayalı kayıt sistemiyle, afet yönetim ve karar destek sistemlerinde muhtarların kullanımına yönelik düzenlemeler yaptıklarını belirterek, “Silah ruhsatlarından turizme, kültürden enerjiye kadar hemen her başlıkta sizin daha iyi koşullarda vatandaşa hizmet etmeniz için tüm imkânlarımızı seferber ettik. İnşallah bundan sonra da sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.
“ÜLKEMİZİ ÇEVREMİZDEKİ ÇATIŞMALARDAN UZAK TUTTUK”
Türkiye’nin bölgesinde şiddeti giderek artan bir kriz fırtınası yaşandığına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hemen kuzeyimizdeki Rusya-Ukrayna Savaşı birkaç ay sonra 5. yılını dolduracak. İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları imzalanan anlaşmalara rağmen hız kesmeden devam ediyor. Komşumuz İran’daki gerilim tam olarak bitmeden bu sefer Yemen’de yeni bir çatışmanın fitili yakıldı. Husilerin dostumuz ve kardeşimiz Suudi Arabistan’ı hedef alan saldırıları bölgemizdeki tansiyonun iyice tırmanmasına sebep oldu. Riyad’daki havalimanına düzenledikleri saldırıda aralarında umrecilerin de olduğu çok sayıda Müslüman kardeşimiz vefat etti, yüzlerce kardeşimiz yaralandı.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Lübnan’a bakıyoruz maalesef orada da durum hiç iç açıcı değil. Suriye’den güzel haberler geliyor lakin siyonist İsrail orayı da karıştırmak için elinden geleni yapıyor. Hani diyorum ya ‘etrafımız ateş çemberi’ diye. İçinde bulunduğumuz durum tam olarak böyle. Biz işte böyle bir kaos ve kriz ortamında Türkiye’nin kılına zarar gelmemesi için gecemizi gündüzümüze katıyoruz. Hamdolsun şimdiye kadar bunda da başarılı olduk. Ülkemizi çevremizdeki çatışmalardan uzak tuttuk, tahriklere kapılmadık. Tuzaklara düşmedik, provokasyonlara gelmedik. Akıllı, sabırlı, sağduyulu bir şekilde tüm bu zor süreçleri başarıyla yönettik.”
“ARAMIZA NİFAK DUVARLARI ÖRMEYE ÇALIŞANLARA KARŞI HER ZAMAN TEYAKKUZ HÂLİNDE OLACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, büyük milletlerin imtihanlarının da büyük olduğunu dile getirdi.
“Türk milleti olarak bizim de tarih boyunca mücadelemiz, zaferlerimiz gibi imtihanlarımız da gerçekten çok büyük oldu” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bugün de büyük bir mücadelenin tam göbeğindeyiz. Bu mücadelede bölgemizi lime lime etmek isteyenlerin tekerine çomak soktukça bizi asla boş bırakmayacaklar. Tıpkı kahraman ecdadımız gibi zalimlerin değil, hangi inançtan olursa olsun mazlumların yanında cesaretle durduğumuz müddetçe bizimle uğraşmaya devam edecekler. Kimi zaman FETÖ gibi sureti haktan görünen içerideki ajanlarıyla kimi zaman dışarıdaki lobileriyle kimi zaman ekonomik tetikçileriyle kimi zaman uluslararası basındaki maşalarıyla kimi zaman da sosyal medyadaki aparatlarıyla bizim üzerimize gelecekler, dikkatimizi dağıtmaya çalışacaklar, yolumuzdan alıkoymaya çalışacaklar. Pençelerimizi sökmeye, iddialarımızdan vazgeçirmeye çalışacaklar. Allah’ın izniyle onlara bu fırsatı vermeyeceğiz.”
Dünyayı sömürerek, bölgeyi kan deryasına çevirerek kendilerine refah düzeni kurmak isteyenlere boyun eğmeyeceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, karanlık, kirli oyunlara ve bütün bunlara karşı çok ama çok dikkatli olacaklarını söyledi.
Müslümanları birbirine düşürmeye çalışanlara karşı uyanık olacaklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Milletimizin umudunu kırmaya, moralini bozmaya, aramıza nifak duvarları örmeye çalışanlara karşı her zaman teyakkuz hâlinde olacağız. Sizlere güveniyorum. Rabb’im basiret ve ferasetimizi artırsın diyorum. Bu düşüncelerle 19 Ekim Muhtarlar Günü’nüzün tekrar hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Buraya geldiğiniz için, milletin evini şereflendirdiğiniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Vazife yaptığınız köy ve mahallelerinizdeki vatandaşlarımızın her birine selamlarımı iletmenizi sizlerden özellikle rica ediyorum. Her birinize işlerinizde kolaylıklar diliyorum.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye ziyarette bulunan Kamboçya Başbakanı Hun Manet ile Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde görüştü.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, davetine icabetle Türkiye’yi ziyaret eden Kamboçya Başbakanı Manet’i Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde resmî törenle karşıladı. Birbirlerine heyetlerini tanıtan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kamboçya Başbakanı Manet, daha sonra baş başa ve heyetler arası görüşmeye geçti.
Görüşmede, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da hazır bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TİM 13. İnovasyon Haftası Programı’nda yaptığı konuşmada, “Türkiye olarak teknoloji yarışında geri kalmak istemiyoruz. Millî teknoloji hamlemizle dünyada sayılı ülkenin sahip olduğu muazzam bir araştırma geliştirme ve inovasyon altyapısı inşa ettik” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından Ticaret Bakanlığının desteğiyle Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu TİM 13. İnovasyon Haftası Programı’na katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, Türkiye’nin dört bir yanından programa katılan iş dünyasının temsilcilerini, ihracatçıları, girişimcileri ve gençleri selamladı.
Programa katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye İnovasyon Haftası etkinliklerinin ülke, millet ve iş dünyası için hayırlara vesile olmasını diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ticaret Bakanlığına, TİM’e ve programın düzenlenmesinde emeği bulunanlara teşekkür ederek, dün başlayan İnovasyon Haftası’nın “İnsanlığın Yeni Evresi” temasıyla düzenlenmesini son derece anlamlı bulduğunu ifade etti.
Yapay zekâ, robotik, biyoteknoloji, veri sistemleri ve otonom teknolojiler başta olmak üzere hayatın her alanında köklü değişimler yaşanırken, iş dünyasının bu yeni döneme ne kadar hazır olduğunun tespitinin şüphesiz çok önemli olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu durumun yerinde bir hassasiyetin ifadesi olduğunu söyledi.
“TEKNO-OLİGARKLAR SADECE BELLİ ÜLKELERİ DEĞİL, TÜM DÜNYAYI HEDEF ALMAKTADIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, teknoloji hızlı bir şekilde ilerlerken insan faktörünün dikkate alınmadığını ve umursanmadığını belirterek, “İnsanı ve insani değerleri taşlayan bu teknolojinin ne kadar faydalı olacağı kuşkusuz şüphelidir. Son dönemde insan ile teknoloji arasındaki ilişkileri sorgulayanların sayısının giderek arttığını müşahede ediyoruz. Sadece entelektüel çevrelerde değil, iş dünyasında, akademide, toplumun genelinde soru işaretleri artmakta, güvenin yerini tedirginlik almaktadır. İnsanlık tarihine baktığımızda değişime direnenler, değişimden korkanlar, değişimle birlikte ellerindeki imkânları kaybetmekten endişe duyanlar olmuştur. Bundan sonra da olacak fakat her seferinde insanla teknoloji arasında bir orta yol bulunmuş, karşı çıkılan teknoloji zamanla insan hayatının vazgeçilmezi hâline gelmiştir” diye konuştu.
Tarihte olduğu gibi bugün de benzer endişelerin yapay zekâ başta olmak üzere birçok yenilik için dile getirildiğini gördüklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Kuşkusuz bunların önemli bir kısmı son derece haklı, yerinde endişelerdir. Geçen hafta dikkat çektiğim tekno-oligarklar sadece belli ülkeleri değil, tüm dünyayı hedef almaktadır. Nisan ayında savunma, istihbarat ve güvenlik alanlarında faaliyet gösteren bir veri analiz şirketinin yayınladığı 22 maddelik bildiri, insanlık olarak bizi bekleyen tehlikeyi gözler önüne sermiştir. 100 milyarlarca dolarlık devasa bütçelere hükmeden, dünyayı istedikleri şekilde oynayabilecekleri bir yap-boz tahtası olarak gören bu zihniyetin, insana, hayata ve topluma bakış açısını böylece anlamış olduk. Kimilerinin ‘teknokrasi’, kimilerinin ‘teknofaşizm’ adını verdiği bu yeni tehdidin boyutlarını henüz tam olarak ölçemiyoruz. Keza insan unsurunun neredeyse sıfırlandığı, karanlık fabrikalar gerçeğinin istihdam hayatımızda yol açacağı sorunları da kestiremiyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün bunların şimdiden konuşulmasını, iş hayatı dâhil farklı yönleriyle ele alınmasını çok kıymetli bulduğunu dile getirerek, Türkiye İnovasyon Haftası’nda bu önemli tema altında yürütülecek ufuk açıcı tartışmalara görüşleriyle, düşünceleriyle, birikimleriyle, önerileriyle katkı verenlere teşekkür etti.
“24 YIL ÖNCE SAYILARI BİR ELİN PARMAKLARINI DAHİ GEÇMEYEN TEKNOPARKLARIMIZIN SAYISI BUGÜN 115’E ULAŞTI”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak teknoloji yarışında geri kalmak istemediklerini belirterek, “Millî teknoloji hamlemizle dünyada sayılı ülkenin sahip olduğu muazzam bir araştırma geliştirme ve inovasyon altyapısı inşa ettik. 24 yıl önce sayıları bir elin parmaklarını dahi geçmeyen teknoparklarımızın sayısı bugün 115’e ulaştı. 2002’de 1,2 milyar dolar olan Türkiye’nin araştırma geliştirme harcamalarını 20 milyar dolara çıkardık” diye konuştu.
Özgün bir fikri olan, dünyayı daha iyiye dönüştürme idealine sahip her bir insanın hayallerine giden yolu ardına kadar açmaya çalıştıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Girişimcilerimizin ihtiyaç duyduğu finansmanı temin etmek üzere girişim sermayesi ve eş finansman mekanizmalarını devreye aldık. Her yıl düzenlediğimiz TEKNOFEST’lerde binlerce yenilikçi fikir somut projeye dönüşüyor. 2019 yılına kadar unicornu olmayan bir ülkeyken bugün 8 unicornumuz var. 2030’a dek ülkemizden 100 bin teknoloji girişiminin doğmasını, bunların toplam değerlemesini ise 100 milyar dolara ulaşmasını hedefliyoruz. Atatürk Havalimanı terminal binalarını Terminal İstanbul markasıyla dünyanın en büyük teknoloji ve girişimcilik merkezi hâline getiriyoruz. İlk aşamasını devreye aldığımız Terminal İstanbul’u tüm fonksiyonlarıyla 2027’de kullanıma açacağız” ifadelerini kullandı.
Nisan ayında Türkiye’yi küresel yatırımlar ve teknoloji girişimleri için merkez ülke hâline getirecek adımları kamuoyuyla paylaştıklarını, destek enstrümanlarını güncellediklerini, müteşebbislerin ihtiyaçlarına çözüm üreten yeni programları hizmete verdiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Merkez Bankamızın 750 milyar lira tahsis ettiği yatırım taahhütlü avans kredisi programımız bunların en başında yer alıyor. Yüksek teknoloji destek programı HIT 30’la da Türkiye’nin ileri teknoloji üretim gücünü yükseltmek üzere önemli bir adım attık. KOBİ’lerimizin finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla 250 milyarlık imalat sanayi kredi finansman programını devreye aldık” dedi.
“VERİ MERKEZLERİMİZİN TOPLAM KURULU GÜCÜNÜ 2030 YILINA KADAR EN AZ 1 GİGAVATA ULAŞTIRACAĞIZ”
Yakın dönemde 2026-2030 Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planıyla gelecek vizyonunu paylaştıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Buna göre, veri merkezlerimizin toplam kurulu gücünü 2030 yılına kadar en az 1 gigavata ulaştıracağız. Veri merkezi, bulut bilişim ve yapay zekâ altyapılarında özel sektörün öncülüğünde en az 10 milyar dolarlık kaynağı harekete geçireceğiz. Bilge dil modelimizle Türkçe yapay zekâ çözümlerinin geliştirilmesini ve farklı sektörlerde yaygınlaşmasını sağlayacağız. Kıymetli dostlar, burada şunun da altını çizmek durumundayım. Teknolojiye yaptığımız yatırımların ekonomimiz ve dijital egemenliğimiz için ne anlama geldiğini özellikle savunma sanayi alanında görüyoruz. Bakınız, savunma ve havacılık sektörümüzün 2002 yılında yerlilik oranı sadece yüzde 20, ihracatı ise 248 milyon dolar seviyesindeydi. Güvenlik kredilerimizin kullandığı birçok temel malzemeyi ithal etmek zorunda kalıyorduk. Ürünü ithal etmekle iş bitmiyor. Tedarikçiler bunları nerede, kime karşı ve nasıl kullanacağımıza da karışıyordu.”
Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan terörle mücadeleye kadar başkalarına muhtaç olmanın sıkıntısını çok çektiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Attığımız kararlı adımlarla ülkemize ve milletimize yakışmayan bu hazin tabloya hamdolsun son verdik. Bugün savunma sanayisinde 4 bin 500’ü aşkın firma, bin 400’ün üzerinde proje, 100 bine yaklaşan doğrudan istihdam ve 100 milyar doların üzerinde proje büyüklüğü ile bambaşka bir seviyeye ulaştık. Geçen yıl 180 farklı ülke ve bölgeye 10 milyar doların üzerinde savunma ve havacılık ürünü ihraç ettik” diye konuştu.
“TÜRKİYE İÇİN İLERİ TEKNOLOJİYE YATIRIM YAPMAK TERCİHTEN ÖTE MECBURİYETTİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2026 yılının ocak-eylül döneminde ise ihracatı, önceki senenin aynı dönemine kıyasla yüzde 15,6 artırarak 6,9 milyar dolara taşıdıklarını paylaşarak şunları söyledi: “Bir diğer gurur verici rakam şudur, Türkiye’nin genel ihracatında kilogram başı değer 1,5 dolar civarındayken savunma sanayisinde hacimli ürünler dâhil kilogram başı ihracat oranımız 65 dolara yaklaşıyor. Hatta SİHA’larımızda kullandığımız kameraların kilogram başı değeri 20 bin dolar civarında. O kameraların içindeki dedektörlerin kilogram başı değeri ise 50 bin dolar. Bunlar bize aslında şunu anlatıyor, Türkiye için ileri teknolojiye yatırım yapmak tercihten öte mecburiyettir. Yüksek katma değerli üretime geçişi de hızlandırmak zorundayız. Elbette bu süreçte geleneksel olarak güçlü olduğumuz sektörleri ihmal etmeyecek, onları da desteklemeye devam edeceğiz.”
“TIPKI BİR CERRAH TİTİZLİĞİYLE OPERASYONU YÜRÜTÜYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son haftalarda fon piyasasının belli bir kısmında nükseden sorunla yüzleştiklerini söyledi.
“17 Eylül’den itibaren attığımız kararlı adımlarla sorunu kontrol altına aldık” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tam yetkiye sahip Fon Koordinasyon Kurulumuzu süratle oluşturduk. Tıpkı bir cerrah titizliğiyle operasyonu yürütüyoruz. Kararlı, dikkatli ve çok hassas adımlarla meseleyi hakkaniyete en uygun şekilde çözüyoruz” ifadelerini kullandı.
Bu konuda üç öncelikleri olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Birincisi, tasfiyesine karar verilen fonlardaki birikimlerin yatırım sahiplerine mümkün olan en kısa sürede ödenmesi. Geçen hafta olağan tasfiyede ödemeler başladı, sorunsuz devam ediyor. Olağanüstü tasfiyelerde ise TBMM’ye sunulan kanun teklifimizin yasalaşmasına müteakip ara ödemeler başlayacak. İkinci önceliğimiz, manipülasyon yaparak haksız kazanç elde edenlerle hukuk önünde hesaplaşmak. Bununla ilgili yargı süreçleri dikkate alınarak icra ediliyor, yeni bilgiler ve itiraflar ışığında soruşturmalar derinleştiriliyor. Kimse kusura bakmasın. Benim ihracatçı kardeşim bir konteyner daha fazla ürün satmak için ülke ülke dolaşırken, benim sanayici kardeşim etrafımızı saran ateş çemberine rağmen büyük bir özveriyle çalışırken, benim tüccar kardeşim, esnaf kardeşim helalinden kazanmak için âdeta kılı kırk yararken, piyasa düzenbazlıklarıyla 3 lirasını sadece 3-5 ayda 10’a, 20’ye, 30’a katlayana asla tolerans göstermeyecek, sağladığı fahiş kazancının bedelini ona mutlaka ödeteceğiz. Üçüncü önceliğimiz, bu sürecin sermaye piyasalarımıza zarar vermeden yönetilmesidir. İlk günden beri konuda da çok özenli davrandık. Fırsatçılar ile yatırımcılar arasına net bir çizgi çekerek sorumlu bir tutum içinde olduk.”
Aynı itinalı yaklaşımı muhalefette ve tetikçi basın organlarında göremediklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sırf kendilerine ekmek çıksın diye insanların itibarlarıyla oynadılar. Bize zarar vermek uğruna Türk ekonomisinin zora girmesi için utanmadan kriz tellallığı yaptılar. Bizi siyaseten köşeye sıkıştırma adına önünü arkasını düşünmeden sermaye piyasalarımıza ateş etmekten çekinmediler. Neticede aileleriyle birlikte milyonlarca insanımızı etkileyen bu hadisede gerçekten çok kötü bir sınav verdiler. Her zaman yaptıkları gibi yine sapla samanı birbirine karıştırarak böyle bir konuda dahi ülkenin hayrına olacak isabetli bir politika üretemediler” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Fon piyasasının belli bir bölümünde ortaya çıkan bu sorunu görmezden gelmek nasıl doğru bir yöntem değilse, bu sorunu siper alıp Türk sermaye piyasalarına ateş etmek, yatırımcıyı ürkütmek, korkutmak, hatta uzaklaştırmak da doğru bir yaklaşım değildir. Fon meselesi üzerinden topyekûn sermaye piyasalarımızın kriminalize edilmesini hoş karşılayamayız. Her şeyden önce böyle bir yaklaşım sadece sermaye piyasalarımızı değil, reel sektörümüzü de sıkıntıya düşürecektir. Zira sermaye piyasaları tasarruf sahipleri ile reel sektör arasında bir finans köprüsü kurarak çok hayati bir görev icra etmektedir. Üstelik bu köprü borç oluşturmadan, ortaklığa dayalı ve faizsiz bir şekilde kurulabildiği için ayrıca kıymetlidir. Bilhassa 2008 küresel finansal krizi sonrasında bankacılık sisteminin finansman temininde önceki dönemlere göre daha isteksiz oluşu sebebiyle sermaye piyasalarının reel sektörü desteklemedeki rolü daha kritik hâl almıştır.”
“MİLLETİMİZİN HAK VE HUKUKUNU, MİLLETİMİZİN SELAMETİNİ HER TÜRLÜ HESABIN ÜSTÜNDE TUTMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Sermaye piyasalarının stratejik değerinin görüldüğü alanların en başında teknoloji ve inovasyonun bulunduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Teknoloji yatırımları yüksek AR-GE maliyetleri ve uzun proje geliştirme süreleri sebebiyle diğer yatırım alanlarına göre daha farklı dinamiklere sahiptir. Dolayısıyla teknoloji ve inovasyonun finansmanı bankacılık sektöründen ziyade sermaye piyasalarına daha fazla hitap eden bir alandır. Sermaye piyasaları sunduğu esnek ve risk paylaşımına dayalı çözümlerle inovasyon ekosisteminin gelişimine büyük katkı sağlıyor. Sermaye piyasalarını, teknoloji ve inovasyonun fikir aşamasından ticarileşmeye kadar birçok safhadaki gelişimine imkân tanıyan bir finansal vasıta olarak nitelemek yanlış olmaz” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Teknoloji Hamlesi’nin en önemli finansal destekleyicilerinden birini girişim sermayesi yatırım fonlarının oluşturduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: “Hâl böyleken, toplam fon sayısının yalnızca yüzde 4,6’sında ortaya çıkan bir sorundan yola çıkarak tüm sermaye piyasası araçlarını terörize etmek -bakın açık konuşuyorum- Türkiye ekonomisinin altını oymak olur. Ülkemizin kalkınma yürüyüşüne sabotaj düzenlemek olur. Buna ister siyasetçi ister gazeteci hüviyeti olsun kimsenin hakkı yoktur. Biz de zaten böyle bir fırsatçılığa izin vermeyiz. Tekrar söylüyorum, tamahkârlara ve sahtekârlara karşı hep beraber kararlılıkla mücadele edelim ama sermaye piyasalarımızı safralarından kurtarırken bünyedeki sağlam organları tahrip etmeyelim. Daha önemlisi, işte bu salondaki kardeşlerim gibi gece gündüz ülkesi için çalışan, üreten, ihraç eden, istihdam sağlayan reel sektörümüzün finansal nefes borularını tıkamayalım.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda herkesten, bilhassa da mesuliyet makamında olanlardan daha özverili üslup kullanmalarını beklediğini ifade ederek, “Onlar ne yaparsa yapsın, biz devlet ciddiyeti ve sorumluluk çerçevesinde hareket etmeyi sürdüreceğiz. Milletimizin hak ve hukukunu, milletimizin selametini her türlü hesabın üstünde tutmaya devam edeceğiz” dedi.
Bugüne kadar yatırımlarıyla, üretimleriyle, istihdamlarıyla, ihracatlarıyla, araştırma geliştirme faaliyetleriyle Türkiye Yüzyılı’nın inşasına destek verenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye İnovasyon Haftası’nın hayırlara vesile olmasını temenni etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, El Salvador Büyükelçisi Eduardo Alfonso G. Grande’yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etti. Kabulde Büyükelçi Grande, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a güven mektubunu sundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hollanda Büyükelçisi Alle Dorhout’u Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etti. Kabulde Büyükelçi Dorhout, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a güven mektubunu sundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mali Büyükelçisi Oumarou Maiga’yı Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etti. Kabulde Büyükelçi Maiga, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a güven mektubunu sundu.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.